Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Esmer, Yusuf(28)
- Battal, Fetullah(27)
- Öztürk, Mesut(22)
- Ayata, Ümit(21)
- Korkmaz, Özge(18)
- Bayraktar, Bülent(17)
- Maden, Sedat(17)
- Ustabulut, Mete Yusuf(16)
- Degirmenci, Yavuz(15)
- Ag, Aliriza(14)
- Bulut, Mehmet(14)
- Göktaş, Bora(14)
- Pabuçcu, Hakan(14)
- Apak, Ömer Ceyhun(13)
- Dayı, Özkan(13)
- Güzel, Ferdi(13)
- Kaplan, Kadir(13)
- Yıldız, Şaduman(13)
- Arslaner, Ayla(12)
- Durmuş, İbrahim(12)
- Gıdık, Betül(12)
- Kan, Muhammed Enes(12)
- Kul, Murat(12)
- Küçük Demir, Betül(12)
- Semerci, Vahide(12)
- Bayramoglu, Turgut(11)
- Dursunoğlu, İsmail(11)
- Kuzu, Mehmet(11)
- Kırbaş, Zila Özlem(11)
- Sefali, Abdurrahman(11)
- Sönmez Sarı, Ebru(11)
- Tosun, Figen Çam(11)
- Akeren, Zahide(10)
- Bulut, Ayhan(10)
- Doğan, Zeki(10)
- Filiz, Tunahan(10)
- Gül, Volkan(10)
- Gültekin, Ömer Faruk(10)
- Imamoglu, Ilyas Kays(10)
- Kahya, Cem(10)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2015Romantikten postmoderne bir insan olarak roman kahramanının ölümü
Yalçın, Fatih
Her kuşak kendi tercümesini yapar. T.S. EliotBu çalışmada tarihsel süreç içerisinde hayatla edebiyat ilişkisi gerçeklik bağlamında değerlendirilmiş edebiyat metninde insanî duruş ve insanın varlığı problemi irdelenmeye başlanmıştır. Neredeyse insanlık tarihi ile eşzamanlı olarak ortaya çıkmış olan sanatsal etkinliklerin insanın insanla, insanın doğayla ve insanın eşyayla ilişkisinde yaşanan değişime paralel olarak yaşadığı etkileşimin sonucunda uğradığı dönüşüm tespit edilmeye çalışıldı. Sonuç olarak Tanrı merkezli dünya algısından aklın öncelendiği insan merkezli dünya algısına ve insanın merkezi konumunu kaybettiği bugünkü duruma geçiş sürecinde genelde sanat eseri özelde ise edebiyat metninin insan aleyhine gelişen yeni duruma çok kolay uyum sağladığı iddia edilmiştir. Her geçen gün insanî olanla ilişkisi zayıflayan edebiyat ve daha özelde bir edebi tür olarak roman genel edebiyat okurundan da uzaklaşmış daha elit bir okur kitleye hitap eder hale gelmiştir. Gasset'in "sanatın insansızlaştırılması" diye ifade ettiği bu durum özellikle roman türü için roman kahramanları üzerinden kolaylıkla takip edilebilecek bir süreçtir. Bir anlamda insanın itibar kaybı olarak değerlendirilebilecek bu süreç insan merkezli dünyanın insanlığı mahkûm ettiği acılarla doğrudan ilgilidir ve bu acı tecrübelerin insanın kendi türüne karşı geliştirdiği güvensizlik duygusunu körüklemekle sonuçlanmıştır. Romanın insani olandan ve dolayısıyla insandan uzaklaşmasının arka planında yatan temel gerekçe de bu acılardan, gerçek dünyanın onu sürüklediği bunalımlardan uzaklaşma duygusudur. Bir anlamda kendisine, kendi türüne yabancılaşan insana bir edebi tür olarak roman da yabancılaşmıştır. Bu yabancılaşma sürecinin sonunda bir edebi tür olarak romanın insansızlaşması sonucu beraberinde "roman öldü mü?" sorusunu gündeme getirmiştir. Geleneksel romanın insan merkezli yapısının çökmesi bu sorunun sorulmasının temel kaynağını oluşturur. Elbetteki roman ölmemiştir. Ama rahatlıkla ifade edilebilir ki bir roman kahramanı olarak insan ölmüştür. Bu ölüm ilanı bir edebi tür olarak romanı öldürmese de çok farklı bir forma sokmuştur. Bir anlamda insanı kendi yaşam alanından dışlayan roman türü hayata tuttuğu aynayı kendisine çevirmiş, kendi kendini konu edinir olmuştur. Bu değişim süreci sadece roman kahramanını değil genel anlamda sanatçı özel anlamda ise roman yazarını da değişime uğratmıştır. Bir anlamda büyük iddiaların adamı, toplumu kendi dünya algısı yönünde eğitme ve değiştirme amacındaki roman yazarı, romanda olduğu gibi kendi dünyasına dönüş biçiminde bir kaçışa yönelmiştir. (Şaylan, 2009: 112) Aslında bu durum aydınlanma düşüncesinin yazara yüklediği misyonun iflas etmesinin bir sonucudur. Bir anlamda bu sonuç, tanrı merkezli dünyadan insan merkezli dünyaya geçiş sürecinde insana yüklenen ağır sorumluğun altında kalan insanın yaşadığı travmatik bir sonuçtur. İnsana aydınlanma düşüncesi ile vadedilen mutluluk ve refah gerçekleşmemiş aksine insanlık yaşanan iki dünya savaşının neticesinde acılara mahkûm olmuştur. Vadedilen ve yaşanan arasındaki makasın açılması aydınlanma misyoneri gibi çalışan yazarların aydınlanma düşüncesi ve kendi kendileriyle yüzleşmeleri sonucunu doğurmuş bu yüzleşme süreci öncelikle hayal kırıklığı ve ardından yazarın bir fetih ve mühendislik alanı olarak gördüğü gerçek hayattan geri çekilmesi, kendine ve doğal olarak eserine dönmesiyle sonuçlanmıştır. Bütün bu süreç neticesinde yazar hem güven hem de özgüven kaybına uğramıştır. Güven kaybı okurla yazar arasındaki ilişkiyi yazar aleyhine bozmuş, bir anlamda yazarı kendi yalıtılmış dünyasında yalnızlığa mahkûm etmiştir. Neredeyse geleneksel romanın tanrı yazarı yazdıklarına muhatap bulamaz hale gelmiştir. Aslında bu süreç yazarın da aydınlanma düşünürlerinin ihanete uğramasıyla doğrudan ilgilidir. Aydınlanma düşünürlerinin sözcüsü ve misyoneri gibi çalışan geleneksel yazarın, onlardan ilhamla okura vadettiklerinin gerçekleşmemesi aksine insanlık açısından daha fazla acılı, daha fazla ölümlü açlığın ve güvensizliğin hüküm sürdüğü bir dünya insanlığı bunalıma sürüklemiştir. Bu bağlamda popüler romanın yaygınlaşmasını bir anlamda yazarın genel geçer okurla barışma, onu dikkate alma fildişi kuleden feragat edip insan içine çıkma gayreti olarak da değerlendirebiliriz. Bu süreç yazarın kendi türüyle arasında açtığı mesafenin kapanması, kendisinin de bir insan olduğunu hatırlaması, özüne dönüş sürecidir. Fakat bu öze dönüş süreci, yazarın bireyselleşmesini de beraberinde getirmiştir. Bu bireyselleşme ise yazar ile okur arasında farklı sorunların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Yazarın bireyselleşmesinin ortaya çıkardığı en önemli sorun edebiyat eserinin anlam(sızlık)ı sorunudur. Okur, yazarın bireysel dünyasından devşirdiği ve bir bakıma şiirin diliyle imgeleştirdiği dünyayı anlamakta zorlanır, o dünya içerisinde kendine yer edinme imkanı bulamaz hale gelir. Özgüven kaybı ise -ki bu özgüven zaman zaman kibre, kendini insanüstü bir varlık konumuna oturtmaya (tanrı yazar) kadar varmıştıryazarı insanileştirmiştir. Kibir mütevazılığa, tanrılık iddiası insaniliğe dönüşmüştür. Artık o büyük iddiaların kahramanı, bir toplum mühendisi değil, kendi sıradan yaşamının, özlemlerinin ve bunalımlarının yazarıdır. Kendi türünü oluşturan diğer herkes gibi dünyaya karşı güvensiz, dünyanın verdiği acılardan rahatsız, gelecekle ilgili kaygı taşıyan bir "insan"dır. Dünyada işlerin insan adına iyi gitmediğini farkındadır. Modernleşme sürecinin tartışılmaz kıldığı yeni insanlık değerlerini sorgular, gelenekle yeniden ve sağlıklı bir ilişki kurmanın derdindedir. Ancak, toplumsal hayattan uzaklaşması, kendi iç dünyasına yoğunlaşması onu okurdan iyice uzaklaştırmış, edebî faaliyetlerinin küçük bir azınlığa hitap etmesinin önüne geçememiştir. Bu sonucun ortaya çıkmasında televizyon ve sosyal medya gibi iki güçlü rakiple baş edememesinin de etkisi büyüktür. Yazılı olanın görsel olanla mücadelesi sürekli görsel olanın lehine gelişmiş, yazılı olan sürekli değer kaybetmiştir. Sonuç
- MakaleYalnız künye2015Özel öğretim yöntemleri ve öğretmenlik uygulamaları derslerinde din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin öğretim tasarımı
Demir, Omer
İlahiyat Fakülteleri DKAB öğretmenliği programında öğretmenlik mesleğine hazırlayıcı teorik dersler yanında uygulamaya yönelik Özel Öğretim Yöntemleri ve Öğretmenlik Uygulaması dersleri de vardır. Öğretmen adayları diğer formasyon dersleri ile kazanmış oldukları teorik bilgileri bu derslerde uygulama fırsatı bulurlar. Ancak pedagojik formasyon derslerinin farklı dönemlerde okutulması, eğitim-öğretim konularının geniş çerçevede işlenmesi ve bir kısım bilgilerin zamanla unutulması gibi nedenlerle, öğrenciler, mesleki birikimlerini tek bir derse hazırlık ve sunum konusunda bir araya getirip kullanmakta zorluk yaşamaktadırlar. Bu durumda aday öğretmenler, işleyeceği konuya nasıl hazırlanacağı, öğretim tasarımında nelere dikkat etmesi gerektiği ve dersi nasıl işleyeceği konularında ciddi bir rehberliğe ihtiyaç duymaktadırlar. İşte bu çalışma öğretmen adaylarının uygulama derslerinde üstlendikleri ilk görevlerini daha iyi yerine getirmeleri için öğretim tasarımı konusunda katkı sağlamayı amaçlamıştır. Araştırmada analiz, tasarım, geliştirme, uygulama ve değerlendirme aşamalarından oluşan ve genel öğretim tasarımı olarak bilinen ADDIE öğretim tasarım modelinden yararlanılmıştır
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2015The Evaluation of the Primary School Social Sciences Course Books in Terms of Entrepreneurship According to the Views of Teachers
Meral, Elif; Koçak Macun, Büşra; Çermik, Fatih; Boztaş, Meryem; Polat, Suat
The purpose of this study is to evaluate the course book of Social Sciences Curriculum, which has been redesigned with the changes made in 2004-2005 by Ministry of National Education, in terms of entrepreneurship skills according to the views of the teachers. In this quantitative study, phenomenology design was used. The study was conducted with 6 Social Sciences teachers working in Ağrı city center in spring term of 20132014 educational years. The data of the study was collected with a semi-structured interview form developed by the researchers by reviewing literature. As a result of the study, the teachers evaluated entrepreneurship skill as an activity towards economical activities generally. Primary skills that an entrepreneurial individual should have selfesteem, determination and creative thinking. The course books extensively include entrepreneurship but this skill can be affected by the economic structure and cultural features that the students come from. Activities in school and classroom are important to gain the students entrepreneurship skills
AtıfTR Dizin7
İncele - MakaleYalnız künye2015Hadislerde mesken mahremiyetini tehdit eden unsurlara karşı alınan önlemler
Aydin, Nevzat
Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojileri ile sosyo-kültürel alandaki gelişmeler, mahremiyet algısının dönüşümüne ve sınırlarının değişimine neden olmaktadır. Kişilerin özel hayat alanlarını daraltan ve konut dokunulmazlığını tehdit eden pek çok gelişmenin yaşandığı son zamanlarda mesken mahremiyeti ihlalleri, üzerinde dikkatle durulması gereken önemli bir sorundur.Dinimiz, insanda fıtrî bir duygu ve değer olan mahremiyeti korumayı hedef edinmiş, aile hayatıyla doğrudan ilişkili olduğu için mesken mahremiyetini düzenleyen ilke ve esasları ortaya koymuştur. Bu araştırmada hadislere göre mesken mahremiyetinin genel bir çerçevesi çizildikten sonra mesken mahremiyetini ihlal eden unsurların ve eylemlerin mahiyeti açıklanacaktır. Ayrıca mesken mahremiyeti ihlaline karşı Hz. Peygamber'in aldığı önlemler ve uyguladığı yaptırımlar, konut dokunulmazlığının korunmasına yönelik ilke ve esaslar, O'nun söz ve uygulamalarından hareketle tespit edilecektir
AtıfTR Dizin10
İncele - MakaleYalnız künye2015Dindarlığın örgütsel sessizlik üzerindeki rolü
Kahya, Cem; Dağcı, Abdullah
Bu çalışmanın temel amacı, dindarlığın (bu çalışmada İslam Dini), örgütsel sessizlik üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını incelemektir. Bu amaçla Erzurum ilinde çalışan ve kolayda örnekleme yöntemine göre seçilen toplam 130 öğretmen üzerinde bir anket çalışması yürütülmüştür. Araştırma kapsamında geliştirilen hipotezi test etmek üzere Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada dindarlığı temsilen inanç, duygu, davranış ve bilgi boyutları ile örgütsel sessizliği temsilen razı olma, savunma ve prososyal (örgüt yararına) sessizlik boyutları üzerinde analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucuna göre duygu boyutunun, razı olma sessizliği ve prososyal (örgüt yararına) sessizlik boyutları üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu ve inanç boyutunun da savunma sessizliği üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015Biyolojide Yaşam Temelli Öğrenmenin Öğrencilerin Başarı ve Tutumlarına Etkisi
Tosun, Figen Çam; Köse, Esra Özay
The aim of this study is to determine effect of "context based learning approach" towards student's biology success and attitudes on biology course. This study was applied to two groups' first grade students that include 53 students in control group that designed on traditional learning approach and 41 students in experimental group that designed on context based approach by the same teacher over a period of 8 weeks in department of primary teacher training. Achievements test prepared for each biology subjects and attitude test towards biology courses were used as means of collecting quantitative data, interview form which includes open ended questions were implemented as means of collecting qualitative data. Multiple choice academic science achievement test and attitude test towards biology were given to both groups as pre-tests and post-tests. Interview form which includes open ended questions was given only experimental group after context based learning. The result of analysis shows that there is a meaningful difference between context based learning approach and traditional learning on student's success and attitudes towards biology. The results of interview form which was implemented on experimental group in order to support obtained findings are in favour of our study
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2015The unknown interlinear turkish koran translation belonging to old anatolian turkish period
Akpinar, Ahmet
Today, some related research on Turkish Koran translation manuscripts gave rise to the thoughts that first Turkish translation of Koran was made by the Turkish members of the board who made the first Farsi translation of Koran and this Turkish manuscript was lost or destroyed in time due to reasons unknown. Rylands, British Museum or. 9515 and TİEM 73 are significant among Turkish Koran translations which are thought to have been inspired by the first translation mentioned above. Moreover, Hekimoğlu and Anonim Tefsir texts are also considered to be similar to this first translation. The Koran translations written in Oghuz language in the Old Anatolian Period is also thought to have been copied from certain translations. MK 06 Mil Yz B 502 coded manuscript, determined by us, is also considered to have been written or copied towards the end of the Old Anatolian Turkish Period. In the manuscript, partial comment method was employed. Although this manuscript has similarities with especially in Bursa GK No: 1 dated as H 804/M 1401 manuscript which is one of the pre determined manuscripts in terms of lexical matchings; it is hard to propose that the two manuscripts are copied from the same source. That is to say, in the study we conducted on he linguistic features of the manuscript, noun and verb inflection differences, nearly no use of archaic words and affixes and even translator’s personal preferences on the text strenghen this statement. These preferences employed through Turkish Word groups, possesive constructions and rarely quotes, distinguish this manuscript from other Koran translations. Additionally, the manuscript is valuable regarding syntax as Arabic equivalents can be found and ortographic differences of Turkish Word groups can be seen. In the ortography of the text, beside the effect of Old Uyghur Turkish and Arabic-Persian written tradition, the effects of spoken language can also be observed. Some other structural differences in the text are tense shifts in verb inflections and succesive voice affixes adapted to Arabic patterns. The Koran translations bear significance to follow the development and maturation of Turkish language, to learn how new Islamic concepts were refined by the old Turkish religions and Turkish culture. Besides, as each translation inhabits archaic features and structures with the preferences of authors or copyist,Koran translations give invaluable information regarding vocabulary
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015Necip fazıl şiirinde ontolojik huzursuzluk ve mekânın tekinsizliği
Yalçın, Fatih
Bu çalışma Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatının en önemli şairlerinden biri olan ve hiçbir edebi gruba dâhil olmayan Necip Fazıl Kısakürek'in şiirinin önemli kaynaklarından biri olan ontolojik huzursuzluk ve mekânın tekinsizliği üzerine odaklanmıştır. Tecrübe edilmiş bu ruh halinin onun şiirindeki yansımasının işaret taşları olan imgeler de onun şiirinin estetik örgüsünü oluşturur. Hayatı boyunca varoluşu sorgulayan Necip Fazıl'ın ontolojik huzursuzluğunun zeminini de bu sorgulama oluşturur. Hayatı uçlarda yaşayan bir kişi olarak vasatın ilkelerinin/değerlerinin hâkim olduğu reel dünyada ona düşen "aramak"tır. O görünenle yetinmeyen bir şairdir ve sürekli olarak görünenin ardındaki gerçeğin/mutlak hakikatin arayışı, onun estetik yolculuğunun da muharrik unsurudur. Görüngüler dünyası, şiirinin da ana imgelerinden biri olan "perde"lerden ibarettir. Önemli olan bu perdelerin ardında saklı olan eşyanın hakikatine ulaşmaktır. Bu keşif yolculuğu çileli bir yolculuktur ve kaldırılan her perde şairi başka bir perdenin önüne getirmekten başka bir işe yaramaz. Tasavvuf anlayışındaki nefs basamaklarını andıran bu yapı bir sonraki nefs basamağına yükselişin gecikmesinde krizlere sebep olur. Tasavvuf yolculuğuna çıkmadan önce yaşadığı krizlerin kaynağı olarak meçhulü kurcalama şehvetini gösteren şair, bu yolculuk esnasında yaşadığı krizleri ise tasavvuf terminolojisindeki "hatarât" kelimesi ile karşılar. Tasavvuf yoluna giren herkesin yaşadığı bir hal olarak gördüğü bu ruh halinden ancak bir rehber eşliğinde -ki onun için bu rehber mürşidi Abdülhâkim Arvasi'dir- kurtulabilir. Bütün bu krizler çıkmış olduğu yolda tabi tutulduğu sınavlardır ve bu yolda ilerlemek için bu sınavları bir bir geçmek zorundadır. İster tasavvuf öncesi ister sonrası olsun, farklı şekillerde de olsa, bu krizler ömrü boyunca devam etmiş ve şiirini beslemiştir. Bu çalışmada şairin ontolojik huzursuzluğunun izleri, şiiri üzerinden takip edilmeye çalışılmış, eşya ve mekânla ilişkisi kullandığı imgeler aracılığıyla ortaya koyulmaya çalışılmıştır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015Biyokütle enerjisi ısıtma amaçlı fosil yakıtlara alternatif olabilir mi? TRA1 bölgesi üzerine tanımsal bir analiz
Bayramoglu, Turgut
Ekonomik faaliyetlerin temel girdisi olan enerji ülke ekonomisi ve yerel ekonomik büyüme için önemlibir unsurdur. Sosyal ve ekonomik hayatın her aşaması için vazgeçilmez bir unsur olan enerji, yenilenemeyenve yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Fosil kaynaklı enerjilerin tükenecekolması ülkelerin çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmelerine neden olmuştur. Bu gerçektenhareketle yenilenebilir enerjilerin bir türü olan ve TRA1 Bölgesi’nde (Erzurum, Erzincan ve Bayburt) zenginbir şekilde bulunan biyokütle enerjisi kaynaklarına dayalı olarak gerçekleştirilecek tüketim bölgenin sosyoekonomikyapısına olumlu katkı yapacak ve yenilenemeyen enerjilere alternatif oluşturacak niteliktedir.TRA1 Bölgesi iklim şartlarından dolayı ısınmak amaçlı fosil yakıtlara aşırı bağımlı bir bölgedir. Bu sebeplebu çalışma, TRA1 Bölgesi’nde yerel kaynaklara dayalı olarak üretilebilecek biyokütle enerjisinin (BE) fosilyakıtlara alternatif oluşturup oluşturmayacağını tanımsal analizlerle açıklamayı amaçlamaktadır. Tanımsalanalizler yapılmasında, biyokütle kaynaklarına ilişkin istatistiki veri bulma sıkıntısı etkili olmuştur. Buamaçla çalışmada, TRA1 Bölgesi’ndeki hayvansal ve bitkisel biyokütle enerjisi potansiyeli; hayvan ve bitkimiktarları, atık miktarları, atıklardan elde edilebilecek teorik ve ekonomik biyokütle enerjisi miktarları gibigöstergeler açısından tablolar ve grafikler yardımıyla incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, TRA1Bölgesi’nin BE potansiyelinin konutlarda ve iş yerlerinde ısınmak amaçlı kullanılan yenilenemez enerjikaynaklarına iyi bir alternatif oluşturacağı görülmüştür. Ayrıca analiz sonuçları, TRA1 Bölgesi’ne yönelikenerji yatırımlarının yerel ekonomik büyümeye daha fazla katkı sağlayacağını göstermiştir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2014Biyokütle enerjisi potansiyeli ve ekonomik etkileri: TRA1 Bölgesi üzerine bir saha araştırması
Yaprakli, Sevda; Bayramoglu, Turgut
Bu çalışmanın amacı TRA1 Bölgesi’nde (Erzurum-Erzincan-Bayburt) Biyokütle Enerjisi (BE) potansiyelini ve ekonomik etkilerini tespit etmektir. Bu amaçla 2013 yılı için TRA1 Bölgesi’nde 952 anket formu kullanılarak bir saha araştırması yapılmış ve elde edilen veriler istatistiki analizlere tabi tutulmuştur. Analiz sonuçlarına göre TRA1 Bölgesi’nde hayvansal ve bitkisel kaynaklı toplam ekonomik BE potansiyeli 4,778 Ton Eşdeğeri Petrol-TEP’tir. BE’nin % 56’sı Erzurum’da, % 27,2’si Erzincan’da ve % 16,8’i Bayburt’ta üretilebilecek düzeydedir. Ayrıca TRA1 Bölgesi’nde BE üretiminin yerel ekonomi üzerindeki en önemli üç etkisinin; ilave gelir artışı, istihdam artışı ve toprak verimliliğinin artması şeklinde olacağı belirlenmiştir. Sonuç olarak, TRA1 Bölgesi’nde BE potansiyelinin varolduğu ve bu potansiyele uygun BE üretiminin yerel ekonomiye olumlu katkıda bulunacağı tespit edilmiştir.
- MakaleYalnız künye2014Postmodernizm ve eğitim
Bayram, Bora; Kılıç, Latife Kırbaşoğlu
Son yıllarda modernizmin eleştirisiyle adını sıkça duyduğumuz bir söylem dikkatleri üzerine çekmektedir: postmodernizm. Sanayi sonrası toplumların var oluş sürecinin doğurduğu bu kavram, eleştirisi ve vadettikleriyle hayli iddialı bir perspektif çizmektedir. Özgürlük, eşitlik ve adalet kavramlarına yeni bir bakış kazandıran postmodern tavır, sanattan sosyolojiye dek yankılarını çok çeşitli alanlarda hissedebileceğimiz yeniliklerle yüklü şekilde hayatımıza girmiştir. Postmodernizmin şüphesiz eğitim üzerine de etkisi olmuştur. Buna göre öğrenciyi bir birey olarak merkeze alıp öğretmenin rehber olarak öne çıktığı yeni bir ortam tasavvur edilmiştir. Öğrencinin kendi öğrenmelerini kendinin yapılandırması, okullarınsa seçime dayalı alternatif konular sunması ortaya atılan en önemli yenilikler olarak dikkat çekmektedir. Postmodern yaklaşımın eğitim sürecine dâhil edilmesiyle eğitimli insanın algısı da değişmiştir. Temel alanlarda sağlanan öğrenmelerin eğitimli birey için artık yeterli olarak görülmediği yeni bir yaklaşımın kapılarının aralandığı bu süreçte eğitimli birey, kitle iletişim araçlarının etkili şekilde kullanımına vakıf niteliklere sahip olmalıdır. Bu bağlamda bireyin yeteneklerine göre en iddialı olduğu alanlarda eğitim yapılması gerekliliği öğretim yöntemlerinde de ciddi bir sorgulamayı gerekli kılmıştır. Çalışmamızda bu gereklilikler çerçevesinde postmodernizm kavramı ve onun eğitimle ilişkisi irdelenmiştir.
AtıfTR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye2014Expectation Scale for Mathematical Applications Course: A Study on Validity and Reliability
Doruk, Muhammet; Öztürk, Mesut; Kaplan, Abdullah
This study aims to develop a measurement tool with high validity and reliability in order to reveal what secondary school students expect of mathematical applications course. For this purpose, researchers developed an Expectation Scale for Mathematical Applications Course on 5 point Likert scale with 29 items and three factors. The scale was applied on a total of 405 fifth- and sixth-graders to take mathematical applications course at state secondary schools in a medium sized city of north east of Turkey. Exploratory factor analysis is used to determine the structural validity of the scale. Reliability analysis concluded that reliability coefficient (Cronbach alpha) of the scale is .93. Reliability coefficients of three factors obtained from the scale vary between .81 and .94 explaining 60% of the total variance of the scale. According to these values, we can say that the developed scale is a data collection tool with high validity, reliability and variance explanatoriness.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2014Üretim İşletmelerinde Firma Karlılığının Finansal Belirleyicileri ve BİST İmalat Sanayi Uygulaması
Karaca, Süleyman Serdar; Korkmaz, Özge
Firmaların karlılık düzeylerini etkileyen faktörlerin saptanması ekonominin verimliliğinin ve etkinliğinin belirlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, firmaların karlılık düzeylerinin açıklanmasında, finansal göstergelerinin anlamlılığını ve finansal göstergeler ile karlılık değişkenleri arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Analizde, İmalat Sanayi Endeksinde yer alan 78 adet firma kullanılmış ve 2000-2011 yılları arasındaki finansal oranlar yıllık olarak ele alınmıştır. Çalışmada, değişkenler arasındaki ilişkiyi ölçmek amacıyla panel regresyon modellerinden yararlanılmış ve 3 ayrı model elde edilmiştir. Modellerde, Hisse Başına Kazanç (HBK), Net Kar / Öz Sermaye (NK/OS) ve Net Kar / Toplam Aktif (NK/TA) bağımlı değişken, Net Satış / Toplam Aktif (NS/TA), Satılan Mamul Maliyet / Stoklar (SMM/STK), Net Satışlar / Ticari Alacaklar (NS/TİCA), Cari Oran (CO), Duran Varlık / Toplam Aktif (DV/TA), Maddi Duran Varlık / Uzun Vadeli Yabancı Kaynak (MDV/UVYK), Net Satışlar / Dönen Varlıklar (NS/DV) ve Toplam Borç / Toplam Aktif (TB/TA) bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak, analiz edilen her üç modeli TB/TA, DV/TA, MDV/UVYK değişkenleri istatistiki olarak açıklarken, Model 2 ve Model 3 için ise sadece NS/DV değişkenin istatistiki olarak açıkladığı gözlenmiştir.
AtıfTR Dizin19
İncele - MakaleYalnız künye2014Çoklu kırınımlar içeren senaryolar için elektromanyetik dalga yayılım modelleri
Tabakcıoğlu, Mehmet Barış; Cansiz, Ahmet
Dijital yayın sistemlerinde daha güvenilir yayın yapmak için kapsama alanı ve alıcı üzerindeki alan şiddetinin kestiriminde yayılım modelleri kullanılmaktadır. Yayılım modelleri temelde nümerik ve ışın izleme tekniğine dayanan modeller olmak üzere iki ana grupta incelenebilir. Elektromanyetik dalga yayılım modellerinde hesaplama zamanı ve kestirilen alan şiddetinin kesinliği arasında bir ödünleşme vardır. Nümerik modeller kesin sonuçlar vermesine karşın, hesaplama zamanı yüksektir, ışın izleme tekniğine dayanan modeller ise kesinliği az olmakla beraber hesaplama zamanı düşüktür. Hesaplama zamanı ve kesinlik açısından optimum olan modellere ihtiyaç duyulmuştur. Bunun için birçok model geliştirilmiştir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2014Hayriyye-i nâbi, lutfiyye ve telemak aynı yüzyılların farklı kültürlerinden çocuklara ortak nasihatler
Erbay, Nazire
Millî değerlerini bilmeyen, evrensel bazı kabullerden habersiz, bilimden uzak nesillerin kendi milletine hatta insanlığa tehlikeli olacağı düşüncesiyle çocukları ve gençleri eğitme işi, sadece devlete ait bir görev değil, aynı zamanda sanatçılar tarafından da yüzyıllardır vazife olarak görülmüştür. Günümüzde ,,global ahlak ilkeleri"nin varlığı bazı değerlerin evrenselliğini, bu değerlerin yüzyıllardır değişmeden kaldığını gösterir. Varlığı kabul edilen bu değerlerin önemi edebi ve dini eserlerin incelenmesiyle bir kez daha açığa çıkmaktadır. Bireyin, toplumun mutlu yaşaması için dünyevi kıymetlerin, fiziksel güzelliğin, paranın, insanlar arasındaki ırk ayırımının, sosyal konumun bir tarafa bırakması gerektiği nasihat içeren eserlerde vurgulanmaktadır. Ayrıca devlet yöneticisinin toplumsal barışı, huzuru yakalayabilmesi aynı şekilde bazı ahlaki değerlerinin iktidarı boyunca söz konusu olması gerekmektedir. 17. yüzyılın hikemî üsluptaki ismi Nâbi Hayriyye"yi, Sümbülzâde Vehbi Lutfiyye"yi oğullarına nasihat etmek maksadıyla yazarlar. Batı medeniyetine ait Telemak da Nâbi"nin eseriyle aynı yüzyılda Fenelon tarafından kaleme alınır. Eser, hocası Mentor tarafından eğitime tabi tutulan Telemak"ın maceralarını anlatır. Eser; eğitici, nasihat verici, çocuğu hayata hazırlayıcı özellikleriyle dikkat çeker. Bu çalışmada çocuklara ve gençlere nasihatler veren klasik Türk edebiyatının önemli iki eseri Nâbi"nin Hayriyye"si ile Sümbülzâde Vehbi"nin Lutfiyye"si Batı kültürünün birçok değerini yansıtan Telemak"la benzer içerikteki nasihatleriyle değerlendirilecektir. Çalışmada, aynı yüzyıllarda, farklı coğrafyalardaki benzer siyasi karışıklıkların içinde yazılan Nâbi"nin ve Fenelon"un eserlerine ,,özellikle" dikkat çekilecektir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2014The Obligatory Alms of Risky Debts and Setting off Debts to Obligatory Alms
Şen, Yusuf
Trade relations are the indispensable elements of human life. Being a debtee in these relations is an inevitable issue. The subject of debts arise from trade relations or lending has great importance in terms of giving alms to the holders of right, that is one of the bases of Islam. Not all the main criteria necessary for giving alms are not necessary for the alms of debts. There isn't a complete ownership, alias quality for debts and this circumstance makes the alms of debts disputable. Moreover, is it possible to set off the debts to obligatory alms? In this essay, alms of risky debts will be explained with regards to debt and debtee within the context of general obligatory alms criteria and the subject of setting off debts to alms will be dwelle on
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye20142008 Global Economic Crisis and the Caucasus-Central Asia Turkish Diaspora
Durmaz, Atakan; Kalça, Adem
The economic crisis that started in the US and shook the whole world has affected all economies in some degree. The Central-Asian and Caucasian countries newly arising at world scene and having problems in developing and making use of the wealth they own have got their share of the crises. The economic crises, in addition to the structural (economic, social, political etc.) problems of the region, have had negative effects on the recent growth trend. However, the strongest effect of the crises has been on the Diasporas of the countries in the region. The exchanges from Diasporas take an importance place in the GNPs of the region's countries except from Kazakhstan. After all, the loss of income and job has disrupted Diaspora sources highly by the effect of the crises on the countries containing their Diasporas. During the period in which the crises mostly took its affect, especially Russia and Kazakhstan have imposed some sanctions over the migrant workers within their domestic policy. These sanctions have caused the Diaspora to have great income loss. Also, many migrants have been forced to turn back to their home countries, and this has led the already existing unemployment of those countries to rise up. The aim of this study is to present the extent to which the countries in the region are affected by this period and to state the precautions to be taken for the future in the scope of the crisis's effect on the Diaspora.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2014Story analysis with reference to semantic analysing of sabahattin ali’s story “duvar”
Akpinar, Ahmet
There exists understanding, explanation and agreement at the center of every type of human activity. Language is not a system randomly coming together to pass our thoughts to others, it is a string based on words each one of which was born with the principle of causality. Language is a system including words that connect to each other and to other things to provide communication and its intention is to provide on the one hand a message and on the other a set of signs or symbols. Ferdinand de Saussure is famous for his sign language and this system is evaluated as the relationship between ‘signifier ou signifiant’ or ‘signified or signifier’. Linguistics is the scientific research of language. Semantics, however, is a subdivision of linguistics, which investigates the meaning of the language. Semantics is not interested in the meaning of semantic phrases but rather it thematizes the meaning of sentences and underlines changes in meaning and relationships between signifier and signified. In semantics, the meaning is not what is said but what is understand. It examines the part of the signified of a sign both diachronically and simultaneously. According to Guiraud (1999), a word with no meaning has its uses. The meaning of a word depends on the relation to the other words within the same context. This view stems from Saussure’s “value” notion which is the result of the relation build between sign and the other formats in the language. According to Saussure (1998), everything becomes meaningful as a whole. In language, there is no individual element but only dissention. When our perception contrasts and comprehends the outside world, it begins to make shapes and to make sense to us. In this study, Sabahattin Ali’s story “Duvar” in which he frequently refers to the notion of “Freedom” is examined utilizing Semiotics. Considering semantics, meaning fields as denotation, connotation, semantic analysis, antonym, hyponymy and homonymy are emphasized. Also, the elements of person, place and time of the story are showed in text level
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2014Effect of language and literature on individiuals and society during war atmosphere: a textbook example
Bulut, Mesut
The wars broke out after the Balkan War and immediately after it left deep scars in the memory of Turkish nation. These war years when thousands of Muslim Turkish people were slaughtered were called “disaster years” and they were printed in history as disgrace because these conflict years were full of real life stories which were painful and miserable. For example, cross was drawn on their foreheads without considering whether they are children or not, religious men were hanged from their turbans, and innocent girls were dragged along and exposed to any kind of cruelty. During this period, such disadvantages as an enormous empire and her remaining balance facing extinction due to the conspiracies of European states and emergence of treachery from everywhere caused sorrow and despair on Muslim Turkish nation and therefore, various movements of ideas were introduced; however, they did not yield results and anywhere in the motherland was occupied and tyrannized. In such an atmosphere, many patriotic intellectuals and writers who chose ideology of Turkish nationalism as their motto made an effort to bring educational aspect of language and literature into the forefront. For that purpose, they performed tasks to increase the motivation and morale of Turkish nation. Specifically, Young Pens (Genç Kalemler) which was begun in the city of Thessalonica in 1911 by the three writers who were most representative of the movement: Ziya Gökalp , Ömer Seyfettin, and Ali Canip Yöntem, had many fans as a result of the Balkan wars and had a very important role for the Turkism to gain strength. With New Language Movement " (Turkish: "Yeni Lisan"), they pointed out that language must be simplified, the effects of foreign language and rules on Turkish must be removed and the differences between the oral language and the written language must be removed. Therefore, this language and literature movement aimed at unity and nationalization in language. In this period, many nationalistic intellectuals and writers such as Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp and M. Fuad Köprülü used language and literature as a means of education to educate and raise the awareness of the society. Moreover, they were not indifferent to the conditions of the country; on the contrary, examples of patriotism were actively exhibited, and remedies were searched for the liberation of the Turkish nation. For that purpose, national sensitivity was mentioned extensively primarily in Tasvir-i Efkâr (Picture of Ideas) newspaper, such magazines as Türk Yurdu, Türk Ocağı and Türk Derneği and in the TurkishLiterature textbooks written for the courses which were going to be taught in schools belonging to Maarif Nezareti (Ministry of National Education) and it was the aim to wake up people from “dreaming” and to raise their awareness. In this sense, language and literature was used as a means with the pens of intellectuals and writers in the war of independence during the Balkan wars and afterwards. The aim of the study was to detect and evaluate for what purposes language and literature was used as educational means during the war atmosphere in the Balkan Wars and afterwards . For that purpose, the example texts in Turkish-Literature textbook called Millî Kıraat (Fifth Part) by M. Fuad Köprülü for the 8th grades in primary education and the 9th grades in secondary education in Ottoman Period were used. This study was carried out via document analysis, one of the qualitative research methods. The study shed light on the history, the attention was drawn on the roles and functions of literary texts in language and literature education and it aimed at making contributions to the future studies
- MakaleYalnız künye2014Studies by ataturk to simplify turkish and an evaluation of discussions on language in this context
Bulut, Mesut
Every society and nation has leaders who they value and respect. These leaders were engraved on the community's memory and they are unique people who sacrificed themselves for the sake of their country's and nation's welfare and happiness. Churchill for England, Washington for the USA, Napoleon for France, Gandhi for India are considered as important leaders for their nation and historical personage. Ataturk's position and historical personage are very different for Turkish nation and oppressed nations. Ataturk is not a one dimensional leader. Ataturk, with his revolutions, founded a new nation and beyond being a historical personage, he is one of the rare leaders who had many qualities such as being a citizen, soldier and an intellectual. The life of Ataturk has become a subject of thousands of research not only in Turkey but also in many countries in the world and his life has been studied as a course. Language is the primary value which Ataturk placed emphasis on. Language can be defined as the common value and life philosophy of a nation. Language is undoubtedly the most important means to provide solidarity and unity in a country. A common language spoken by the individuals who constitute the nation is the most important element which makes a nation. Language, the most important indicator of national conscience, is the symbol of bearing the trace of a nation which an individual belongs to. For a nation to evoke the sense of existence socially there is a bond between the way of thinking and feelings, history, language, and culture. At this point, because Ataturk especially believed that the foundations of the new Republic would be actualized by establishing an understanding of national language, he initially preferred to solve the problems of Turkish, an educational and official language. For that purpose, he actualized Language Reform, and he placed emphasis on simplification /nativisation of Turkish. Turkish Language Association was founded for that purpose and Ataturk wanted these problems to be solved. This study aimed at exploring the nativisation/ simplification studies carried out for Turkish from Republic period to today by means of presenting Ataturk's point of view and evaluations were made about the studies which were carried out for the purpose of nativisation/ simplification of Turkish and its becoming a language of science and education and discussions on Turkish language such as liquidationism, fabrication, Ottoman Turkish, language fascism, pure Turkish (Turkish made up largely of words that are etymologically Turkish), and it also aimed at solutions were suggested on current problems of Turkish.
AtıfTR Dizin6
İncele















