Yazarlar
- Aydin, Rahman(2)
- Imamoglu, Ilyas Kays(2)
- Isik, Cem(2)
- Ongan, Serdar(2)
- Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu(2)
- Yavuz, Rabia Burçin(2)
- Adatepe, Eda(1)
- Ag, Aliriza(1)
- Akbaba, Sirri(1)
- Akkoyun, Tuğba(1)
- Aksoy, Dilara Arzugül(1)
- Aksoy, Meltem(1)
- Aktepe, Evrim(1)
- Alacadağlı, Esmeray(1)
- Altun, Fatma(1)
- Apak, Ömer Ceyhun(1)
- Aytekin, Melek Şen(1)
- Battal, Fetullah(1)
- Bayramoglu, Turgut(1)
- Bekir, Seyhan(1)
- Bolsoy, Nursen(1)
- Boz, Emre(1)
- Bush, Annika(1)
- Dayı, Rumeysa Bakır(1)
- Dombak, Kübra(1)
- Erdoğan, Yunus(1)
- Eroʇlu, Yüksel(1)
- Gültekin, Ömer Faruk(1)
- Günlü, Ebru(1)
- Hopcan, Sinan(1)
- Isik, Olcay(1)
- Işik, Adem(1)
- Işık, Hafsa Kübra(1)
- Kahraman, Aysenur(1)
- Kahraman, Sakip(1)
- Kanbul, S(1)
- Karahoca, A(1)
- Karkın, Pakize Özge(1)
- Kaya, Mehmet(1)
- Kirbaş, Zila Özlem(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Türkiye’de Demokrat Parti Döneminde Kadınların Siyasette Temsili
Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu
Bu çalışmanın amacı, Demokrat Parti döneminde kadın temsil düzeylerinin ve kadın temsilinin düşmesinin sebeplerini ortaya koyabilmektir. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren kadın hakları üzerine yapılan tartışmaların temel gündem maddesi kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmasıdır. 1930’lu yıllarda dünyadaki birinci dalga feminist hareketin de etkisiyle kadınların temsil hakkına sahip olması temel demokrasi sembollerinden biri haline gelmiş, nitekim 1935 yılında gerçekleşen seçimlerle kadınlar Meclis’te yer almışlardır. Bununla birlikte, 1940’lı yıllarda çok partili hayatın tesis edilmesiyle temel demokrasi göstergeleri değişmiş ve kadın temsilinin sembolik anlamı birtakım liberal unsurlarla ikame edilmiştir. Demokrat Parti iktidarında, kadın hareketinin ikinci planda kaldığı bir siyasal atmosferde, kadın temsil düzeylerinde de ciddi bir düşüş söz konusu olduğu görülmektedir. Çalışmada Demokrat Parti yönetiminin kadın hareketine şekilsel düzeyde yaklaşmanın ötesine gidememesinin ve siyasette aktif görev alan kadınların bu dönemde mevcut ataerkil siyasi yapının güdümünde hareket etmesinin kadın temsil düzeylerinin düşük kalmasına kaynaklık ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak siyasette kadın temsil oranlarının düşüklüğüne ve ataerkil siyaset tarzının benimsenmesine neden olan unsurlar incelenmektedir. Konunun kapsamı ve katmanlı yapısı gözetildiğinde tarihsel süreç, Demokrat Parti merkeze alınarak kısıtlanmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Üniversite öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerine etkisinde kariyer beklentilerinin aracı rolü
Kızıl, Seda
Bu çalışmada, Bayburt Üniversitesi’nde öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının mezuniyet sonrası tercih edecekleri liderlik tarzları üzerindeki etkisi ve kariyer beklentisinin bu etkideki aracı rolü incelenmiştir. Çalışmada, 594 üniversite öğrencisinden anket yoluyla toplanan nicel veriler, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve kariyer beklentilerinin bu etkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Çalışmanın kısıtları, örneklemin tek bir üniversiteyle sınırlı olması ve verilerin katılımcıların kendi verdikleri cevaplara dayanmasıdır. Elde edilen sonuçlar, üniversite öğrencilerinin liderlik tarzı tercihleri ile kariyer beklentilerinin şekillenmesinde toplumsal cinsiyet algısı ve kariyer hedeflerinin birlikte etkili ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Cross-Cultural Patterns in Artificial Intelligence Literacy Development: Investigating Country and Gender Differences Among Pre-Service Teachers in Germany and Türkiye
Aksoy, Meltem; Aksoy, Dilara Arzugül; Polat, Elif; Hopcan, Sinan; Bush, Annika
As artificial intelligence (AI) rapidly transforms educational landscapes worldwide, developing AI literacy among pre-service teachers has become increasingly crucial for effective classroom integration and responsible implementation. This comparative study examines AI literacy levels among pre-service teachers in Türkiye (Turkey officially changed its name to Türkiye in a 2022 letter to the UN, with the change taking immediate effect. See here) and Germany, addressing a critical gap in cross-cultural educational research. Using the Scale for the Assessment of Non-Experts' AI Literacy (SNAIL), we analysed data from 605 participants through correlation, ANOVA and MANOVA methods. Our findings reveal significant effects of both country and gender on AI literacy development, with German participants demonstrating higher overall literacy scores than their Turkish counterparts, particularly in critical appraisal and practical application dimensions. Conversely, Turkish participants exhibited stronger technical understanding. Across both countries, male participants consistently achieved higher AI literacy scores than females, though this gender gap was most pronounced in technical understanding. The country variable emerged as the more influential factor across all subdimensions. These results highlight the interplay between educational systems, cultural contexts and gender on AI literacy acquisition, offering valuable insights for teacher education programs seeking to prepare educators for increasingly AI-integrated learning environments.
AtıfScopus1WoS1OpenAlex2İncele
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Keys to female athlete performance in Paris 2024
Boz, Emre; Adatepe, Eda; Çelik, Hüsniye; Kırkbir, Hakan; Öktem, Tuncay; Ünlü, Yılmaz; Öz, Ümit; Yılmaz, Büşra
The research was conducted to identify the key factors influencing the performance of Turkish female athletes participating in the Paris 2024 Olympic Games. In this context, seven female Olympic athletes who participated in the relevant organization volunteered to take part in the research. A semi-structured interview form prepared by the researchers was used to identify the participants’ views on the factors affecting their performance. Individual interviews were conducted with each participant at different times, and all interviews were recorded. All interview transcripts obtained were analyzed and visualized using MAXQDA 2020 software. In the study, the experiences of female athletes were grouped under five themes: factors most affecting performance, environmental factors, physiological factors, socio-cultural factors, and psychological factors. The findings show that the athletes’ experiences are not limited to athletic performance alone, but are also influenced by multidimensional factors such as organizational shortcomings, environmental conditions, psychological pressure, socio-cultural interactions, and physiological conditions. In the study, first-time participants were positively influenced by motivation, team support, and communication with foreign athletes, while experienced athletes, having higher expectations, criticized factors such as organizational shortcomings, hygiene, and nutrition issues. The study reveals that the factors affecting the performance of female athletes are multidimensional and interactive, emphasizing the importance of comprehensively considering physiological, psychological, environmental, and socio-cultural needs in the planning of international sports organizations. In particular, strengthening health support, nutrition services, cultural adaptation, and social support mechanisms are recommended as measures that will increase athletes’ performance and experience satisfaction.
AtıfOpenAlex1İncele
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1The Role of Women's Labor Law and Business Freedom in Achieving Sustainable Development Goals (SDGs) in OECD Countries
Isik, Cem; Ongan, Serdar; Isik, Olcay; Aydin, Rahman; Imamoglu, Ilyas Kays
Business freedom (FR) and women's labor law (WLL) are critical in achieving the SDGs. This research aims to test the effect of these two factors on the SDGs while also considering economic growth and energy efficiency, framing the analysis within the legal, economic, and environmental dynamics of the SDGs holistically. Fourier-augmented PANIC, cross-sectional dependence tests, panel OLS, bootstrap quantile regression, and panel Granger causality tests are applied for this aim. The OLS and bootstrap quantile regression analyses indicate that while FR negatively affects SDG at lower quantiles, these effects turn positive in higher quantiles. This can mean that in countries with high institutional quality, the freedom to do business becomes a tool for supporting sustainable economic development. The WLL has positive effects on SDGs in all quantiles except the 20th quantile. This result clearly shows the decisive role of women's labor rights and legal protections in driving sustainable development. The Granger causality test also supports these results: FR and WLL have a positive Granger causality effect on the SDGs. Additionally, while GDP positively affects SDGs in all quantiles, renewable energy efficiency negatively affects SDGs at low quantiles and has a positive impact at higher quantiles.
AtıfScopus13WoS11OpenAlex12İncele
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye’deki İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve İşgünü Kayıplarının Cinsiyet Temelli Analizi
Ozdemir, Mustafa
Amaç: Bu çalışma, 2018-2022 yılları arasında Türkiye'de iş kazaları, meslek hastalıkları ve işgünü kayıplarını cinsiyet temelli bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki olay sıklığı ve etkilerindeki farklılıkları anlamayı hedefleyerek bu farkların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) politikalarına nasıl yansıyabileceğini değerlendirmektedir. Yöntem: Çalışmada kullanılan veriler, 2018-2022 dönemine ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan resmi istatistiklerden elde edilmiştir. Nicel analizde, erkek ve kadın çalışanlar için iş kazaları ve meslek hastalıkları ayrı ayrı incelenmiş; kaza sıklık oranları, toplam iş göremezlik gün sayısı ve sektörel dağılım gibi ölçütler kullanılmıştır. Nitel analizde ise sektör bazlı istihdam desenleri, iş rolleri ve risk maruziyetleri gibi cinsiyet farklılıklarına katkıda bulunan faktörler değerlendirilmiştir. Bulgular: Bulgular, iş kazaları ve meslek hastalıklarının dağılımı açısından belirgin cinsiyet farklılıkları olduğunu göstermektedir. Erkek çalışanların, özellikle fiziksel olarak zorlu işlerin yoğun olduğu inşaat sektöründe daha yüksek iş kazası oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Kadın çalışanlar ise daha çok sağlık sektöründe yoğunlaştığından, biyolojik ajanlara ve ergonomik sorunlara bağlı meslek hastalıkları ile daha sık karşılaşmaktadır. Ayrıca, iş kazalarının en sık 11:00-11:59 saatleri arasında gerçekleştiği ve erkeklerin iş kazalarından sonra kadınlara kıyasla daha uzun iş göremezlik süreleri geçirdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma, İSG politikalarına cinsiyet eşitliği perspektifinin entegrasyonunun önemini vurgulamaktadır. Özellikle erkeklerin yoğun olduğu inşaat sektöründe güvenlik protokolleri ve eğitimlerin iyileştirilmesi, kadınların yoğun olduğu sağlık sektöründe ise ergonomik önlemler ve sağlık taramalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Cinsiyet kaynaklı risklerin anlaşılması, daha etkili önleme stratejileri geliştirilmesi ve iş güvenliğinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Osmanlı’dan 2000’Lİ yıllara kadar türkiye’de siyasetin erilliğinin tarihsel gelişimi
Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu
Türk siyasal yaşamında kadınların yaşadıkları eşitsiz koşullara karşı verdikleri mücadelenin tarihsel kökleri Osmanlı’daki eril siyasal ve toplumsal yapı içerisinde oluşan kadın hareketine dayanmaktadır. Osmanlı’da 19. yüzyılda başlayan sorgulama ve arayışlar, kadınların kamusal alana çıkmaları konusunda önemli bir başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Bu dönemdeki eril siyasal ve toplumsal düzende, kadınların özel alanda yer almaları gerektiği yönünde bir yaklaşım söz konusudur. Fakat Osmanlı’da bu dönemde gelişen modernleşme süreçleri kapsamında, kadınların sosyal ve ekonomik koşullarında birtakım değişimler yaşanmıştır. Buna rağmen kadınların özellikle siyasal düzeyde bir kazanım elde ettiklerini söylemek güçtür. Kadınlar tarafında siyasal hak talepleri doğrultusunda bir bilinçlenme ve mücadeleye işaret eden gelişmeler olsa da kadınların siyasal haklarına kavuşmaları için Cumhuriyet’i beklemeleri gerekmektedir. Cumhuriyet Devrimi ile birlikte kadınlar, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzeyde olmak üzere çoğu temel haklarına kavuşmuşlardır. Kadınların Avrupa’daki çoğu ülkeden önce siyasal haklarını kazanmaları önemli bir demokratik gelişmedir. Bununla birlikte tarihsel süreçte kadınların siyasete katılımları ve siyasal temsil düzeyleri beklenilen doğrultuda ilerlememiş, kadın temsil düzeyleri zayıf kalmıştır. Kadınların siyasal haklarını elde etmeleri, eşit temsil ilişkisinin oluşması açısından olumlu olsa da politikadaki veriler erkeklerin sayıca çoğunlukta olduğunu ve siyasetin eril bir işleyişe tabi olduğunu göstermektedir. Dünyadaki gelişmelerle koşut olarak, Türk siyasal yaşamında da erkeklerin kadınlara kıyasla siyasette egemen bir konumda olması, kadınların politikaya katılımlarını olumsuz etkilemiştir. Türk siyasetinde kadınların siyasal haklarını kazanımı ile başlayan süreçten günümüze kadar kadın temsil düzeylerinin düşük oranda kalması, siyasetin erkek egemen bir alan olmasına yol açmıştır. Çalışmada literatür taraması yöntemine başvurularak kadın temsil düzeylerinin düşük kalması ve siyasetin ataerkil bir alan olmasına kaynaklık eden unsurlar tarihsel bağlamda ele alınmaktadır. Bununla birlikte konunun çok boyutluluğu ve derinliği açısından dönemsel bir kısıtlamaya gidilerek tarihsel bağlam, Osmanlı’da başlayan 2000’li yıllara kadar devam eden süreçle sınırlandırılmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025The Effect of Social Media Use on the Intention to Cook at Home: The Mediating Role of Self-Efficacy
Apak, Ömer Ceyhun
This study examines the effect of housewives' use of social media on their self-efficacy in cooking and their intentions to cook at home. The research was conducted using a correlational survey model, one of the quantitative research designs. The data for the study were collected through face-to-face interviews with participants from the TRA1 region (Erzurum, Erzincan, and Bayburt) in Turkey, based on voluntary participants. The data collected from 562 participants were analyzed using structural equation modeling in the AMOS program to test the hypotheses. The study's findings reveal that social media positively affects cooking self-efficacy and intention to cook at home. Social media facilitates women's access to various recipes, which is important in developing their cooking skills. Additionally, cooking self-efficacy positively influences the intention to cook at home. The findings indicate that social media use enhances women's cooking skills and increases their self-efficacy perceptions. Finally, the study shows that cooking self-efficacy plays a mediating role in the effect of social media on the intention to cook at home.
- MakaleAçık Erişim2025Okul Yöneticilerinin Etik Liderlik Davranışları ile Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin Örgütsel Adaletleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Kul, Murat; Erdoğan, Yunus
Bu araştırmanın temel amacı, okul yöneticilerinin etik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel adaletleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Sakarya ilinde görev yapan 90 kadın ve 254 erkek olmak üzere toplam 344 öğretmen ile yürütülmüştür. Öğretmenlerin etik liderlik algılarını ölçmek amacıyla "Etik Liderlik Ölçeği", örgütsel adalet algılarını belirlemek amacıyla ise "Örgütsel Adalet Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde öncelikle normallik testi uygulanmış; ardından alt problemlerin test edilmesinde t-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon Analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin etik liderlik ve örgütsel adalet algılarının; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve okul yöneticiliği deneyimi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, etik liderlik ile örgütsel adalet algıları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, mevcut literatürle büyük ölçüde örtüşmekte olup, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının geliştirilmesinde etik liderlik davranışlarının belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir.
- DerlemeAçık Erişim2025Kecia Ali’nin “The Woman Question in Islamic Studies” Adlı Eserinin Değerlendirilmesi
Kizmaz, Nuran
Bu çalışmada değerlendirilecek olan Kecia Ali’nin İslami Çalışmalarda Kadın Sorunu (The Woman Question in Islamic Studies) adlı kitabı, İslami ilimler alanındaki çalışmalarda toplumsal cinsiyet konusunun ele alınış şeklini eleştirel bir şekilde ifade etmek ve üniversitelerdeki mevcut yapının hem akademik üretimi hem de kadın akademisyenlerin kariyerlerini nasıl olumsuz etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yazar birçok İslam çalışmasını ele alarak hem nicel hem nitel metot analizlerini birlikte kullanıp alandaki cinsiyetçi eğilimleri görünür kılmayı hedeflemektedir. Özellikle atıf analizleri ve ders müfredatları gibi veriler üzerinden kadın akademisyenlerin nasıl dışlandığını sistematik olarak ortaya koymaktadır. İslami ilimler alanında “kadınların akademik konumu”nu temele alan çalışma, kadın akademisyenlerin görünmezliği, cinsiyetlendirilmiş bilgi üretimi, kadınların akademik temsili ve kadınların akademide dışlanma pratiklerini de ekleyebileceğimiz dört ana bileşen üzerinden konuyu ele almaktadır. Sonuç olarak yazar, dönüşüm için yapılabilecek kurumsal ve bireysel önerileri sunmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ1The Role of Women's Entrepreneurship, Unemployment, Global Warming, and Technology in Sustainable Development: Evidence From OECD Countries
Isik, Cem; Ongan, Serdar; Günlü, Ebru; Aydin, Rahman; Imamoglu, Ilyas Kays
This study examines the effects of women's entrepreneurship, global warming, technological advancements, and unemployment on the achievement of the sustainable development goals (SDGs) across 38 OECD countries. Using country-specific panel causality methods, the analysis reveals significant asymmetries between developed and developing economies. Women's entrepreneurship (FEM) and technology (TEC) demonstrate stronger positive effects in developing countries such as Mexico, Slovakia, and Costa Rica, supporting SDGs 5 and 9. Global warming (SUR) negatively affects both groups, with notable impacts in Belgium, Mexico, and the UK, emphasizing the urgency of SDG 13. Unemployment (UNM) poses greater threats to sustainable development in emerging economies-particularly in Turkey and Latin American nations-while its influence remains limited in advanced countries. These results underscore the heterogeneous nature of SDG progress and suggest that universal, one-size-fits-all policies may fall short. Instead, national strategies should strengthen gender-inclusive entrepreneurship and innovation, while mitigating climate risks and labor market vulnerabilities. This paper presents a novel, multidimensional econometric framework and offers original insights into how interlinked economic, social, and environmental factors influence sustainability outcomes across diverse national contexts.
AtıfScopus23WoS18OpenAlex21İncele
- MakaleAçık Erişim2024THE EFFECT OF THE PERCEPTION OF ORGANIZATIONAL SUPPORT AND WORK-FAMILY CONFLICT ON THE JOB PERFORMANCE OF FEMALE EMPLOYEES: A MEDIATED MODEL
Kizil, Seda
The purpose of this study is to reveal the relationship between the perception of organizational support, job performance and work-family conflict for female employees. For this purpose, data were collected via a survey technique from 176 female employees working at Bayburt University. The obtained data were analyzed using SPSS and AMOS statistical package programs. The findings of the study which used the structural equation model indicate that the perception of organizational support negatively and significantly affects work-family conflict and positively and significantly affects work performance; It has been revealed that work- family conflict negatively and significantly affects work performance. In addition, the study also concluded that work-family conflict plays a full mediating role in the relationship between the perception of organizational support and job performance. In other words, the perception of organizational support was found to lead to an increase in job performance by reducing work- family conflict (mediating variable).
AtıfWoS1OpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ3The relationship between parental awareness of sexual abuse and children's skills to say «no»; [Relación entre la conciencia de madres y padres sobre el abuso sexual y las habilidades de los niños para decir «no»]
Kirbaş, Zila Özlem; Şahin, Emel
Introduction: Child sexual abuse is a global and multidimensional social problem and causes devastating and permanent psychological, emotional, cognitive, behavioural, physical, sexual and interpersonal sequelae. This study examines the relationship between the ability to say «no» and parental awareness of sexual abuse in 4th grade primary school students. Methods: The study was conducted between April 2022 and June 2022 in primary schools in the central district of a province in north-eastern Turkey. The sample consisted of 310 students enrolled in 4th grade and their parents. We collected the data through a personal information form, the ability to say «no» scale for children and the sexual abuse awareness scale for parents. Results: There was a weak positive correlation between the mean maternal scores of sexual abuse awareness and the mean scores of refusal and resistance in children (P ˂ .05), as well as a weak positive correlation between the mean paternal scores of sexual abuse awareness and the mean scores of refusal and resistance in children (P ˂ .05). Conclusion: As mothers’ and fathers’ awareness of sexual abuse myths and of teachings and actions to combat sexual abuse increased, the refusal of children also increased. Also, as fathers’ awareness of the signs of sexual abuse increased, children's refusal increased.
AtıfScopus3WoS2OpenAlex3İncele
- MakaleAçık Erişim2023İnsan hakları duyarlılığı ve duygusal zekâ ilişkisi: öğretmen adayları üzerine bir araştırma
Yilmaz, Sevda
Bu çalışmanın amacı, öğretmen adaylarının insan hakları hassasiyetleri ile duygusal zekâları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca öğretmen adaylarının insan hakları hassasiyetleri ile duygusal zekâya sahip olma düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini bir devlet üniversitesi eğitim fakültesinde öğrenim gören 515 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak İnsan Hakları Hassasiyet Ölçeği ve Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda insan hakları hassasiyeti ile duygusal zekâ arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmen adaylarının duygusal zekâ ve insan hakları hassasiyet düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca kadınların duygusal zekâ ve insan hakları hassasiyet düzeylerinin erkeklerden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Ebelik bölümü öğrencilerinin cinsellik ve cinsel sağlıkla ilişkili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Öcalan, Dilek; Aytekin, Melek Şen; Kahraman, Aysenur; Işık, Hafsa Kübra
Amaç: Araştırma ebelik bölümü öğrencilerinin cinsellik ve cinsel sağlıkla ilişkili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte olan araştırma, Türkiye’nin kuzeyinde yer alan bir ildeki üniversitede ebelik bölümüne kayıtlı olan, gönüllü 307 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, Sosyodemografik Veri Formu ve Cinsel Sağlık Bilgi Testi (CSBT) ile toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin CSBT puan ortalaması 26.95±7.0’dir. Ebelik son sınıfta olan, sözlüsü/nişanlısı ya da partneri olan, cinsel sağlığa yönelik ders ya da eğitim alan, bu konuda bilgi düzeyini yeterli bulan, okullarda cinsel sağlığa ilişkin eğitim verilmesi ve üniversitede danışma birimi olması gerektiğini düşünen öğrencilerin CSBT puanları daha yüksektir (p<0.05). Sonuçlar: Öğrencilerin cinsel sağlık bilgisi orta düzeydedir. Ebelik öğrencilerinin cinsel sağlık bilgisinin geliştirilmesi ve farkındalıklarının arttırılması için ders müfredatlarında kapsamlı cinsel eğitimlerin yer alması önerilebilir.
AtıfOpenAlex8TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kadınlarda Sağlık Okuryazarlığı Düzeyinin Emzirme ve Doğum Şekline Etkisi
Bolsoy, Nursen; Karkın, Pakize Özge; Sezer, Gözde; Semerci, Vahide
Araştırma kadınların sağlık okuryazarlığı düzeyinin emzirme ve doğum şekline etkisinin olup olmadığını belirlemek amacı ile yapıldı. Araştırmanın tipi kesitsel olup, örneklem büyüklüğünü 318 kadın oluşturdu. Veriler “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Yetişkin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (YSOÖ)” kullanılarak toplandı. Araştırmamız için etik kuruldan, kaymakamlıktan, ölçek sahibinden ve kadınlardan izin alındı. Verilerin istatistiksel analizinde sayısal ve yüzdelik dağılımı, Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı. Kadınların yaş ortalaması 37,68±6,41’dir (min=25, max=49). Kadınların %96,9’u evli ve %51,9’u ilköğretim mezunudur. Kadınların %24,2’si primipar ve %75’8’si multipardır. Normal doğum yapanların oranı %46,5, sezeryan doğum yapanların oranı %53,5 olarak bulundu. Kadınların %45,0’i bir sağlık personelinden emzirme eğitimi aldığını belirtti. Kadınların YSOÖ toplam puanı 10,19±5,68 olarak bulundu. Kadınların YSOÖ toplam puanı ile yaşayan çocuk sayısı (p≤0,001), düşük yapma (p=0,006), küretaj yapma (p=0,006), emzirme eğitimi alma (p≤0,001) ve ilk 1 saatte emzirme (p≤0,001) oranları arasında anlamlı fark bulundu. Bunun yanı sıra kadınların YSOÖ toplam puanı ile doğum şekli (p=0,482) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmanın sonuçları kadınlarda sağlık okuryazarlığının ilk bir saatte emzirmeye başlamada etkisi olduğunu, ancak doğum şekline etkisi olmadığını gösterdi.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Beden Folkloru Açısından Gagavuz Mânilerinde Kadınlar
Akkoyun, Tuğba
Bedenin ve davranışların kültürel göstergeler olarak incelendiği antropoloji, sosyoloji gibi bilimler dahilindeki çalışmalar 19. yüzyıldan itibaren takip edilebilmektedir. Konunun halk bilimi içinde değerlendirilmesi ve folklorun alt dalları olarak görülmesi ise Amerikalı halk bilimci Katharine Young tarafından 1989’da ortaya atılan beden folkloru (bodylore) terimiyle gerçekleşmiştir. Beden folkloru mensubu olduğu kültürün, bireyin bedenine yansımaları olarak düşünülebilir. Kişinin fiziksel yapısında değişiklik oluşturan dövme, kına, süs, kıyafet; dil, kulak, göbek, kaş gibi vücudun belirli yerlerine yapılan piercing uygulamaları, saç ve kıllarla ilgili işlemler, günümüz kozmetik/ plastik cerrahi işlemleri vb. tüm unsurlar çalışmalarda kültürel açıdan değerlendirilir. İnsanın temel gereksinimlerinden olan iletişimi yalnızca konuşma diliyle kurmadığı, duygu ve düşüncelerini bedeniyle de yansıttığı gerçeğinden hareket edilir. Bireyin bedeni üzerinde yaptığı geçici veya kalıcı değişikliklerin, davranışlarının kültürel temelleri ve anlam dünyası üzerinde durulur. Bedende gözlenen somut göstergeler değerlendirilerek kültürel yorumlamalar yapılır. Türk halk şiirinin anonim ürünlerinden mâniler başlangıçta ferdî birer yaratım eseridir; zamana ve mekâna bağlı olarak anonimleşirler. Fuad Köprülü’nün belirttiği üzere mâni; halk edebiyatının en eski ve umumi bir şeklidir, kökleri İslamiyet öncesine gider ve türkülere kaynaklık etmiştir. Mâninin bu kadim geçmişi ve geniş kitlelerce benimsenerek halkın ortak zevkini yansıtması, onun kültürel kodların önemli bir taşıyıcısı olarak değerlendirilmesine imkân sunar. Aşk-muhabbet temasının sıkça işlendiği mânilerde kadın; beğenilen veya beğenilmeyen fiziksel yapısı ve davranışlarıyla, ona nasıl davranılması gerektiğiyle yer alır. Bu çalışmada Gagavuz mânilerinde kadın varlığı, beden folkloru açısından ele alınmış, kadın güzelliğinin, zarafet ve doğurganlığının göstergesi olan bedensel ve davranışsal ögelerinin önemli görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYayıncıda açık erişim2023Scopus SJRQ1Examining the attitudes of sexually abused and non-abused individuals towards marriage in terms of ambivalent sexism
Çelik, Eyüp; Dombak, Kübra; Kaya, Mehmet; Sahranç, Ümit; Makas, Samet; Koçak, Lokman; Takunyacı, Mithat; Bekir, Seyhan
The research aims to examine the attitudes of individuals who are victims of abuse and those who are not towards marriage in terms of ambivalent sexism. The research study group consists of 718 individuals between the ages of 18–48. Research data were collected with the Inonu Marriage Attitude Scale and Ambivalent Sexism Inventory. As a result of the correlation analysis, it was concluded that the marriage attitude was positively and significantly correlated with hostile and protective sexism. However, since the relationship between hostile sexism and attitudes towards marriage is lower than that of protective sexism, hostile sexism was not included in the model as a control variable. In the covariance analysis, it is seen that protective sexism and sexual abuse predict the attitude towards marriage at a statistically significant level. In addition, when the effect of sexual abuse on the attitude towards marriage was examined by controlling the protective sexism variable, it was found that it was statistically significant without the effect of sexism. According to the findings, it was determined that individuals who were not victims of sexual abuse had higher attitudes towards marriage than those who were victims. Copyright:
AtıfScopus4WoS5OpenAlex4İncele
- MakaleAçık Erişim2022The Relationship Between Social Undermining and Job Stress:Mediation of Professional Ethical Standards, Moderating Role of Gender
Battal, Fetullah; Seyrek, Emre
Purpose – The aim of this study is to reveal the relationships between social undermining, job stress, professional ethical standards and gender, which is one of the categorical variables. Design/methodology/approach – Structural equation modeling, one of the quantitative research methods, was used in the research. The data of the research were obtained from 229 academic staff who are still working at a state university located in the east of Turkey by online survey method. The obtained data were analyzed with the help of the original SPSS 22.0, SPSS extension Process Macro and AMOS 25.0 package programs. Findings – As a result of the research, a positive and significant relationship was found between social undermining and job stress. It has been determined that there is a negative and significant relationship between social undermining and professional ethical standards, and a positive and significant relationship between professional ethical standards and job stress. In addition, it was concluded that professional ethical standards have a partial mediating role in the relationship between social undermining and job stress. In addition, it was determined that the categorical variable, gender, played a moderator role in the mediating effect of social undermining and professional ethical standards on job stress. Discussion – In the study, attention was drawn to the negative consequences of social undermining. If necessary measures are taken to prevent social undermining in organizations, possible problems can be prevented. Since there is no other study in the literature that deals with social undermining, work stress and professional ethical standards together, it is expected to make a serious contribution to the field.
- MakaleAçık Erişim2022An analysis on the relationship between income distribution and human development with panel data and machine learning
Ozden, Erdemalp; Gültekin, Ömer Faruk; Bayramoglu, Turgut
The aim of this study is to examine the effects of socioeconomic indicators such as human development,\rurbanization and female employment rate on income distribution in MIST countries, with both econometric\rand machine learning methods, and to predict the performance of these variables in income distribution\restimation.. Although there are many studies on growth in the economics literature, the income distribution\rhas not found the place it should be. To fill this void, the intensity of studies between growth and income\rdistribution has increased recently. For this purpose, we employed two separate analyzes using the panel data\rmethod and the Support Vector Regression method, which is one of the machine learning methods, by reaching\rthe Gini coefficients, HDI, urbanization, and female labor force participation data of the MIST countries for\rthe years 1990-2019. As a result, all determinants in the random-effects model have a statistically significant\reffect on income inequality. In the model, while HDI and urbanization are significant at 5%, female labor force\rparticipation is significant at 0.1%. Signs of all explanatory variables are negative, and therefore they have a\rdecreasing effect on income inequality. As HDI, urbanization, and female labor force participation values of\rMIST countries have improved since 1990, the Gini coefficients have improved. In other words, the income\rdistribution of these countries has become fairer. Unlike other studies in the literature, the Support Vector\rRegression model was used in this study, and SVR produced a more suitable model for predicting income\rinequality.
AtıfOpenAlex4TR Dizin6
İncele
