Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Tip 2 Diyabetli Yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci: Kesitsel Çalışma

    Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide; Kalyoncuo, Servet

    Amaç: Bu çalışma tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direncinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte olan çalışmaya tip 2 diyabetli 135 yetişkin dahil edildi. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Independent samples t test, One-Way ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların %65.2’si 18-64 yaş, %55.6’sı kadın, %49.6’sı ilkokul mezunu, çoğu hipertansiyon (%57.8) hastasıdır. Tip 2 diyabetli yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği puan ortalaması 35.55 ± 13.08’dir. İstatistiksel modele dahil edilen değişkenlerden eğitim durumu, gelir durumu, destek olan kişinin olması, diyabet konusunda eğitim alma ve sağlık düzeyi algısı değişkenlerinin psikolojik insülin direncini etkilediği (p<0.05) ve varyansın %42.3’ünü açıkladığı saptandı (Adjusted R2= 0.423; F= 10.812; p<0.001). Sonuç: Sonuç olarak tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direnci orta düzeydedir. Tip 2 diyabetli yetişkinlerde; eğitim ve gelir düzeyinin yüksek olması, destekleyici bir kişinin varlığı, diyabetle ilgili eğitim almış olmak ve bireyin sağlık durumunu iyi algılaması, psikolojik insülin direnci üzerinde olumlu etki göstermektedir. Hemşireler, hastaların psikolojik insülin direncini azaltmak için eğitim düzeyi ve sosyoekonomik durumu dikkate alarak bireyselleştirilmiş ve sürekliliği olan diyabet eğitimleri planlamalıdır. Ayrıca, hastaların sosyal destek sistemlerini güçlendirmeli, destekleyici bireyleri sürece dahil etmeli ve sağlık algısını iyileştirmeye yönelik danışmanlık yaklaşımları benimsemelidir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Deprem Sonrası Cerrahi Hemşirelerinin Algılanan Stres ve Psikolojik İyi Oluş Düzeyleri

    Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin; Sönmez Sarı, Ebru; Beyoglu, Sakine

    Amaç: Bu araştırmada, deprem sonrası cerrahi hemşirelerinin algıladıkları stres ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlanan bu araştırma, Türkiye’nin doğusunda yer alan bir eğitim ve araştırma hastanesinde gönüllü 241 cerrahi servis hemşireleri ile yürütüldü. Veriler; araştırmacılar tarafından 25 Eylül-15 Ekim 2023 tarihleri arasında çevrimiçi toplandı. Verilerin toplanmasında ‘‘Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ)’’ kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız gruplarda t testi, Tek Yönlü Anova ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Levene testi ile veri setinin homojenliği değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p&lt;0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmada hemşirelerin yaş ortalaması 33,39±7,63 (19-55)’tir. Cerrahi hemşirelerin PİOÖ puan ortalaması 38,45±9,32 ve ASÖ puan ortalaması 30,23±7,10 olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin psikolojik iyi oluşları ve algılanan stresleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik yapılan Pearson korelasyon testi sonucuna göre, zayıf düzeyde, negatif yönde doğrusal ilişki vardır (r=-0,374, p&lt;0,001). Sonuç: Bu çalışmada cerrahi hemşirelerinin algılanan stres ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptandı. Hemşirelerinin algılanan stres düzeyi azaldıkça psikolojik iyi oluş düzeyinin arttığı belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kronik Hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanım Tutumları ve Etkili Faktörler

    Semerci, Vahide; Akeren, Zahide; Kalyoncuo, Servet

    Amaç: Araştırmanın amacı kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları ve etkili faktörleri belirlemektir. Araçlar ve Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan araştırma 228 kronik hastalığa sahip birey ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Bilgi-Tutum Ölçeği’ kullanılarak toplandı. Bulgular: Katılımcıların %58.3’ünün hipertansiyon, %39’unun diyabet, %30.3’ünün kardiyovasküler hastalığının ve %23.7’sinin böbrek hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca %52.6’sının antibiyotiği hastalıkla ilgili şikayetleri geçene kadar kullandığı ve %27.2’sinin hekime muayene olmadan antibiyotik kullandığı bulundu. Kronik hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği toplam puanı 60.27±13.26 (32-80) idi. Modele dahil edilen değişkenlerden erkek, okur yazar olmama, tavsiyeyle ilaç kullanma, kendi başına ve şikayeti bitene kadar antibiyotik kullanma, sağlık eğitimi almama durumları akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları olumsuz yönde etkiledi (p&lt;0.05) ve varyansın %65’ini açıkladı (R2=0.657, F=20.968, p&lt;0.001). Sonuç: Kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumlarının ortalamanın üzerinde olduğu ve olumlu tutuma sahip oldukları belirlendi. Erkeklerin, antibiyotiği hastalıkla ilgili şikâyet bitene kadar kullananların ve sağlık eğitimi almayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha düşüktür. Ayrıca ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve üzeri mezun olanların, komşuları, yakınları ve arkadaşlarının tavsiyesi ile ilaç kullanmayanların ve hekime muayene olmadan antibiyotik kullanmayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha yüksektir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ1
    Perceptions of Good Death and Death Literacy Levels of Nurses Working in Palliative Care: A Cross-Sectional Study

    Seven, Ahmet; Sari, Ebru Sönmez; Semerci, Vahide

    Aim: To determine the perceptions of good death and death literacy levels of Turkish nurses working in palliative care services and the factors affecting their perceptions of good death. Background: Death literacy is defined as the acquisition of the knowledge and skills necessary to understand end-of-life care and contribute to a good death. Methods: For this cross-sectional study, sample consisted of 162 Turkish nurses working in palliative care services. The data were collected using the Socio-demographic Information Form, Good Death Scale (GDS), and Death Literacy Index (DLI). The data were analyzed by Pearson correlation, independent sample t test, and one-way ANOVA. Hierarchical regression analysis was performed to determine the predictors of good death perception. The STROBE checklist was used in the study. Findings: The mean GDS score was 59.53 ± 4.49, and the mean DLI score was 100.70 ± 12.11. It was determined that those who are older, male, married, have worked longer in the clinic, and have knowledge about a good death have higher average scores on the GDS. The models explain 91.8% of the variance in the perception of good death. Discussion: Our study shows that as death literacy increases, nurses’ perceptions of a good death tend to decrease. This situation suggests that as nurses’ knowledge and awareness of death increase, the inadequacies of the healthcare system and the impact of limited resources may cause them to develop a more negative perception. Death literacy in nurses is a new concept, and further studies are needed in different cultures. Conclusions: In the study, it was observed that death literacy levels and good death perceptions of nurses were above average, and as the death literacy level of nurses increased, their good death perceptions decreased. Age, gender, marital status, working time in the clinic and knowledge about good death affect the perception of good death of nurses working in palliative care. Implications for nursing: By improving their understanding of death literacy and the principles of a good death, palliative care nurses can achieve greater job satisfaction and develop a more positive attitude toward end-of-life care. In addition, systematically incorporating death literacy into nursing education curricula and continuing professional development programs, and the establishment of evidence-based clinical guidelines and standard care protocols will improve the quality of palliative care services.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfScopus5WoS5OpenAlex6
    ScopusWeb of SciencePubMedİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Kronik Hastaların Metabolik Sendrom Bilgi Düzeyleri ve Farkındalıkları

    Demirağ, Hatice; Semerci, Vahide; Akeren, Zahide

    Amaç: Araştırma kronik hastaların metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma kesitsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirildi. Araştırmanın verileri 14 Kasım 2023- 12 Ocak 2024 tarihleri arasında ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Metabolik Sendrom Bilgi ve Farkındalık Ölçeği’ (MSBFÖ) kullanılarak kartopu örnekleme yöntemiyle toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, independent samples t test, one-way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Hastaların %31,7’si 50-79 yaş arası, %66,0’sı kadın, %38,3’ü üniversite ve üzeri mezunu, %53,1’i evli ve %66,0’sı şehir merkezinde yaşamaktadır. Katılımcıların %26,1’inin hipertansiyon, %21,5’inin diyabetes mellitus, %17,5’inin solunum hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca katılımcıların %35,6’sının hastalık süresinin 1-5 yıl arasında olduğu, %61,1’inin düzenli olarak ilaç kullandığı ve %58,4’ünün diyetine uymadığı bulundu. Hastaların MSBFÖ puan ortalaması 49,38±10,67 (min=14 ve max=70) olduğu saptandı. Hastaların yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, hastalık süresi, düzenli ilaç kullanma ve diyetine uyma durumu ile MSBFÖ toplam puan ortalaması arasında anlamlı fark bulundu (p<0,05). Sonuç: Sonuç olarak kronik hastalığa sahip bireylerin metabolik sendrom bilgi ve farkındalıklarının orta düzeyin üzerinde olduğu tespit edildi. Yaşam tarzı değişiklikleri Metabolik sendrom (MetS) insidansını azaltmak için etkili bir strateji olduğundan, kronik hastalarda bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının artırılması, yaşam tarzlarının iyileştirilmesine yardımcı olabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Transparan Elektronik Kalça Maketiyle Uygulanan Eğitimin İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Becerisi ve Kaygı Düzeyine Etkisi

    Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide; Aktaş, Elif Odabaşı; Işık, Hafsa Kübra

    Giriş: İntramüsküler enjeksiyon uygulamasının yeterli bilgi ve beceriye sahip deneyimli hemşireler tarafından yapılması ilaç uygulama hatalarını azaltmaktadır. Amaç: Bu çalışma transparan elektronik kalça maketiyle uygulanan eğitimin öğrencilerin intramüsküler enjeksiyon uygulama becerilerine ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacı ile yapıldı. Yöntem: Nicel araştırma yöntemlerinden tek gruplu ön test-son test deseninde tasarlanan bu çalışma yarı deneyseldir. Çalışma 01 Kasım - 01 Aralık 2023 tarihleri arasında bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 53 hemşirelik öğrencisiyle gerçekleştirildi. Veriler Öğrenci Tanıtım Formu, İntramüsküler Enjeksiyon Uygulama Beceri Değerlendirme Formu ve Durumluk Kaygı Ölçeği ile toplandı. Tanımlayıcı istatistikler için sayı ve yüzde, ortalama, standart sapma, minimum, maksimum değerler kullanıldı. Verilerin analizi Wilcoxon işaretli - sıralar testi ve bağımlı gruplar t - testi ile yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 19,05 ± 1,04 olup, %67,9’u kızdır. Öğrencilerin %90,6’sı yurtta yaşamakta olup, %69,8’inin gelirinin gidere denk olduğu, %71,7’sinin Anadolu lisesi mezunu olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin eğitim öncesinde ve sonrasında aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, eğitim sonrası intramüsküler enjeksiyon uygulama becerisi puan ortalamalarının eğitim öncesinden istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görüldü (p < 0,001). Öğrencilerin eğitim öncesi ve sonrası durumluk kaygı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak bir farklılık saptanmadı (p > 0,05). Sonuç: Öğrencilerin durumluk kaygı düzeyleri orta düzeydedir. Hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama öncesinde tekrarlı intramüsküler enjeksiyon uygulamalarını simülasyon maketleri üzerinde yapmaları önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Pain Level and Medication Compliance of Elderly Individuals with Chronic Diseases: Cross-Sectional Study

    Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru

    This study was conducted in cross-sectional type to determine the medication compliance, pain level and factors affecting the pain level of elderly individuals with chronic diseases. 154 elderly individuals were included in the study. Data were collected with the Patient Information Form, Geriatric Pain Scale and Medication Compliance Reporting Scale. In the analysis of data; descriptive statistics such as number, percentage, mean, standard deviation, minimum and maximum values, Independent samples t test, One-Way ANOVA and multiple linear regression analysis were used. Of the participants whose average age was 71.82±5.78, 56.5% were male, 43.5% were primary school graduates, and most of them were hypertension (68.8%) and diabetes (40.3%) patients. The total score of the Medication Compliance Reporting Scale of elderly individuals is 19.73±5.38 and the Geriatric Pain Scale score is 53.33±27.68. Among the variables included in the model; gender, educational status, number of illnesses and painkiller use were found to affect the level of geriatric pain (p

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2024Scopus SJRQ2
    Validity and Reliability of the Turkish Version of the Death Literacy Index

    Semerci, Vahide; Sönmez Sari, Ebru; Seven, Ahmet

    Death literacy is defined as a set of knowledge and skills that make it possible to gain access to, understand, and act upon end-of-life and death care options. This study was conducted to test the validity and reliability of the 29-item original version of the Death Literacy Index (DLI) in Turkish society. The scale was applied on a sample of 436 Turkish adults determined using the snowball sampling method. Explanatory and confirmatory factor analyses were performed. The scale consisted of 6 subscales. The test-retest analysis of this study showed a strong and highly significant positive correlation between overall DLI (.98) and its subscales (.73–.98). The total Cronbach’s alpha reliability coefficient of DLI was found to be.90. It was observed that the Turkish version of DLI was a valid and reliable tool and suitable for use in Turkish society.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfScopus22WoS25OpenAlex29
    ScopusWeb of SciencePubMedİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hemşirelerin COVID-19 Korkusu ve İş Motivasyon Düzeyleri: Kesitsel Çalışma

    Seven, Ahmet; Semerci, Vahide

    Amaç: Bu çalışma hemşirelerin COVID-19 korkusunu ve iş motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Çalışma bir kamu hastanesinde 1 Ni- san-30 Nisan 2022 tarihleri arasında görev yapan 147 hem- şire ile kesitsel olarak yapıldı. Kişisel Bilgi Formu, COVID -19 Korkusu Ölçeği ve Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği kullanılarak veriler toplandı. Veriler sayı, yüzde, ortalama ve nonparametrik testler kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalaması 29.95±6.12 (min=22, max=51) olup, %89.1’i kadın, %59.2’i evli ve % 68.7’si lisans mezunudur. Hemşirelerin COVID-19 Korku- su Ölçeği toplam puanı 15.85±5.73 (min=7, max=35) ve Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği toplam puanı 60.70±8.66 (min=37, max=75) bulundu. Hemşire İş Motivasyonu Ölçe- ği toplam puanları ile eğitim durumu, hemşirelerin çalıştığı birimi isteyerek seçme, çalıştığı birimden memnun olma ve hemşirelik mesleğini kendisi için uygun bulma değişkenleri arasında anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Ayrıca kadın hemşirelerin COVID-19 Korkusu Ölçeği puan ortalamaları erkeklerden anlamlı bir biçimde yüksektir (p<0.05) Sonuç: Çalışmanın sonuçları hemşirelerin COVID-19 kor- kusunun orta düzeye yakın ve iş motivasyonlarının ortala- manın üzerinde olduğunu gösterdi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Investigation of university students' exposure to phubbing and being phubbed

    Kırbaş, Zila Özlem; Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide

    Aim: This study was carried out as an investigation of university students' exposure to phubbing and being phubbed. Method: The sample of the descriptive and relationship-seeking study consisted of students studying at a university located in the Eastern Black Sea region of Turkey (n=1005). The data were collected online by the researchers between September and October 2022 using the Personal Information Form, the General Exposure to Phubbing (GEP) Scale, and the General Being Phubbed (GBP) Scale. Results: The average age of the students was 20.41±2.02 (min=18, max=36). 71.4% of them were female students, 67.5% of them were studying at the faculty and 56.6% were in the first year. The mean GEP score of the students was 77.86±26.28 and the mean GBP score was 48.48±18.52. According to the results of the Pearson correlation test, which was conducted to determine the relationship between students' exposure to phubbing and being phubbed, a moderate, positive linear relationship was found between GEP and GBP (r=0.418, p=0.000). Conclusion: As a result, it can be said that the GEP and GBP status of the students are moderate. In addition, students who are exposed to phubbing may exhibit more phubbed behaviors. It can be suggested that healthcare professionals, who have an important role in improving public health, should conduct effective identification and awareness studies for university students, who constitute an important risk group in terms of phubbing.

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Üniversite Öğrencilerine Verilen Akılcı İlaç Kullanımı Dersinin Etkinliğinin Değerlendirilmesi

    Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide

    Akılcı ilaç kullanımı, koruyucu ve tedavi edici role sahiptir. Bu çalışmada üniversite öğrencilerine verilen akılcı ilaç kullanımı dersinin etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yarı deneysel olarak planlanan çalışma Şubat-Mayıs 2022 tarihleri arasında Doğu Karadeniz bölgesinde bir üniversitede yapıldı. Sağlık bilimleri fakültesinde okuyan, akılcı ilaç kullanımı dersine devam eden ve veri toplama araçlarını tam olarak dolduran 81 öğrenci çalışmaya dahil edildi. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği (AİKÖ) kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler için sayı, yüzde, sürekli değişkenler için ortalama (X) ± standart sapma (SS) minimum-maksimum kullanıldı. Ön ve son değerlendirme test sonuçları analizi için Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanıldı. Öğrencilerin bazı özellikleri ile ölçek puanlarını karşılaştırmada Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Öğrencilerin yaş ortalaması 21,59±1,23 (min=19, max=26) olup kız öğrencilerin oranı %60,5’tir. Öğrencilerin ön test AİKÖ toplam puanı 35,35±4,37 (min=21, max=42) iken, son test AİKÖ toplam puanı 37,23±3,84 (min=24, max=42)’tür. Ön ve son test AİKÖ toplam puanları karşılaştırıldığında fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (z=-3,547, p<0,001). Eğitim alan öğrencilerin AİKÖ puanlarında artış saptandı. Toplumun önemli bir sosyal grubunu oluşturan üniversite öğrencilerinin akılcı ilaç kullanımı ile ilgili bilinçlenmesi ve farkındalık kazanması için bu konunun tüm üniversite müfredatlarına bir ders olarak eklenmesi önerilebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi

    Kırbaş, Zila Özlem; Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin

    Amaç: Bu çalışma hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Çalışma 15 Eylül-30 Eylül 2022 tarihleri arasında bir eğitim araştırma hastanesinde tanımlayıcı olarak yapıldı. Örneklem seçimine gidilmeyip çalışmaya katılmayı kabul eden, çalışma tarihlerinde izinli ve raporlu olmayan 282 hemşireye ulaşıldı. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Aşı Karşıtlığı Ölçeği kullanılarak hemşireler ile yüz yüze görüşülerek toplandı. Bu çalışmada bilimsel ve evrensel ilkelere uyuldu ve gerekli izinler alındı. Veriler IBM SPSS v25 paket programda analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p&lt;0.05 olarak kabul edildi. Veriler normal dağıldığından hemşirelerin tanıtıcı özellikleri ile ölçek puanlarının karşılaştırmasında Independent Sample T testi ve One-Way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 39.60±7.43 (min=20, max=59)’tür. Hemşirelerin %90.8’i kadın olup, %83.3’ü evli, %72.0’si lisans mezunu ve %62.1’i servis hemşiresi olarak çalışmaktadır. Hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı 46.82±12.43’tür (min=21, max=90). Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı ile hemşirelerin aşı tereddütü yaşamaları, çocuk sahibi olma durumları ve aşı hakkında bilgi durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p&lt;0.05). Sonuç: Çalışmamızda hemşirelerin aşı karşıtlığı orta düzeydedir. Aşı tereddütü yaşayan ve akrabasından/arkadaşından aşı hakkında bilgi edinen hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha yüksek, çocuk sahibi olan hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha düşüktür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kadınlarda Sağlık Okuryazarlığı Düzeyinin Emzirme ve Doğum Şekline Etkisi

    Bolsoy, Nursen; Karkın, Pakize Özge; Sezer, Gözde; Semerci, Vahide

    Araştırma kadınların sağlık okuryazarlığı düzeyinin emzirme ve doğum şekline etkisinin olup olmadığını belirlemek amacı ile yapıldı. Araştırmanın tipi kesitsel olup, örneklem büyüklüğünü 318 kadın oluşturdu. Veriler “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Yetişkin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (YSOÖ)” kullanılarak toplandı. Araştırmamız için etik kuruldan, kaymakamlıktan, ölçek sahibinden ve kadınlardan izin alındı. Verilerin istatistiksel analizinde sayısal ve yüzdelik dağılımı, Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı. Kadınların yaş ortalaması 37,68±6,41’dir (min=25, max=49). Kadınların %96,9’u evli ve %51,9’u ilköğretim mezunudur. Kadınların %24,2’si primipar ve %75’8’si multipardır. Normal doğum yapanların oranı %46,5, sezeryan doğum yapanların oranı %53,5 olarak bulundu. Kadınların %45,0’i bir sağlık personelinden emzirme eğitimi aldığını belirtti. Kadınların YSOÖ toplam puanı 10,19±5,68 olarak bulundu. Kadınların YSOÖ toplam puanı ile yaşayan çocuk sayısı (p≤0,001), düşük yapma (p=0,006), küretaj yapma (p=0,006), emzirme eğitimi alma (p≤0,001) ve ilk 1 saatte emzirme (p≤0,001) oranları arasında anlamlı fark bulundu. Bunun yanı sıra kadınların YSOÖ toplam puanı ile doğum şekli (p=0,482) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmanın sonuçları kadınlarda sağlık okuryazarlığının ilk bir saatte emzirmeye başlamada etkisi olduğunu, ancak doğum şekline etkisi olmadığını gösterdi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hipertansiyon Hastalarının Tanımlayıcı Özellikleri ve Aleksitimi Düzeyleri Öz Etkililik Düzeylerinin Yordayıcısı Mıdır?

    Özdemir, Serap Çetinkaya; Metin, Tuba; Semerci, Vahide

    Giriş: Hipertansiyon hastalarında kan basıncının kontrol altına alınmasında aleksitiminin yönetilmesi ve öz etkililiğin değerlendirilmesi önemlidir. Amaç: Bu çalışmadaki amaç hipertansiyon hastalarının tanımlayıcı özelliklerinin ve aleksitimi düzeylerinin öz etkililik düzeylerinin yordayıcısı olup olmadığını belirlemektir. Yöntem: Bu araştırma nicel araştırma yönteminin korelasyon desenine göre yapıldı. Araştırmanın verileri Aralık 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evrenini Türkiye’de yaşayan hipertansiyonlu hastalar oluşturdu ve çalışmaya toplam 103 hipertansiyon hastası katıldı. Araştırmanın verileri “Hasta Tanılama Formu”, “Toronto Aleksitimi Ölçeği” ve “Hipertansiyon Öz-Etkililik Ölçeği” ile toplandı. Veriler bağımsız örneklem t testi, pearson korelasyon ve çoklu linear regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Yaş ortalaması 45.37 ± 17.03 olan hipertansiyon hastalarının %63.1’inin kadın olduğu belirlendi. Hastaların öz-etkililikleri ile aleksitimi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı (r = -0.071, p &gt; .05). Aleksitiminin dışa-dönük düşünme alt boyutu, yaş, ailede hipertansiyon varlığı ve ilaçları düzenli kullanma bağımsız değişkenlerinin hastaların öz-etkililik düzeyleri üzerindeki varyansın %22.7’sini açıkladığı görüldü. Sonuç: Hastaların öz-etkililiği ile aleksitimi düzeyleri arasında ilişki olmadığı görüldü. Aleksitiminin dışa-dönük düşünme alt boyutu, yaş, ailede hipertansiyon varlığı ve ilaçları düzenli kullanma değişkenlerinin hipertansiyon hastalarının öz etkililik düzeylerini yordadığı bulundu. Hastaların öz-etkililiği ile aleksitimi düzeyleri arasında ilişkiyi ve yordayıcı değişkenleri inceleyen daha kapsamlı çalışmaların yapılması önerilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023Scopus SJRQ2
    Development of the diabulimia knowledge level scale

    Çetinkaya Özdemir, Serap; Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru

    The aim of this study was to develop the Diabulimia Knowledge Level Scale. The nurses voluntarily participated in the research (n = 384). The Diabulimia Knowledge Level Scale consists of 19 items and four factors. The four factors that make up the scale according to the results of Exploratory Factor Analysis explain 68.53 % of the total variance. The total Cronbach alpha coefficient of the scale was found to be 0.92. The Diabulimia Knowledge Level Scale is the first scale developed to determine the level of diabulimia knowledge among nurses. The scale is valid and reliable.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfScopus2WoS2OpenAlex3
    ScopusWeb of SciencePubMedİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Effect of Alexithymia Severity on Attitudes Toward Hypertension Prevention in Adults: A Cross-Sectional Study

    Çetinkaya Özdemir, Serap; Semerci, Vahide; Metin, Tuba

    The aim of this study was to evaluate the effect of alexithymia severity on attitudes toward hypertension prevention in adults. In the literature, the effects of alexithymia severity on attitudes toward hypertension prevention in adults have not been clearly elucidated. However, it has been reported that alexithymia is a possible risk factor for various medical conditions and may increase predisposition to diseases. This cross-sectional study included 358 adult individuals. Study data were collected with a personal information form, the Toronto Alexithymia Scale, and the Attitudes Toward Prevention of Hypertension Scale. The data was collected between December 12, 2022, and March 10, 2023. Relationships were analyzed by multiple linear regression. Findings were reported according to the STROBE guidelines. A weak negative correlation was found between the total scores of the Toronto Alexithymia Scale and Attitudes Toward Prevention of Hypertension Scale. The variables of educational status, smoking, having a family member with hypertension, and alexithymia were statistically significant predictors of attitudes toward hypertension prevention. It was further determined that these variables explained 7.6% of the variance in attitudes toward hypertension prevention. Alexithymia severity in adults affects their attitudes toward hypertension prevention. Determining the severity of alexithymia in adults may assist health professionals in implementing initiatives to improve the condition of alexithymia. In addition, new positive behaviors can be developed to prevent hypertension in adults.