Yazarlar
- Bayraktar, Bülent(33)
- Dertli, Enes(33)
- Dirican, Ebubekir(20)
- Akeren, Zahide(18)
- İspirli, Hümeyra(18)
- Kizil, Hamit Emre(17)
- Semerci, Vahide(14)
- Bayram, Sinan(13)
- Kul, Murat(13)
- Sönmez Sarı, Ebru(13)
- Agar, Guleray(12)
- Akman, Onur(12)
- Kırbaş, Zila Özlem(12)
- Akeren, İhsan(11)
- Koçak, Lokman(11)
- Makas, Samet(11)
- Can, Zehra(10)
- Uzunçakmak, Sevgi Karabulut(10)
- Yayla, İbrahim Erdoğan(10)
- Çelik, Eyüp(10)
- Bayraktar, B.(9)
- Bulbuloglu, Semra(9)
- Kızıl, Hamit Emre(9)
- Tekce, Emre(9)
- Aydemir, Uğur(8)
- Daştan, Buket(8)
- Hintistan, Sevilay(8)
- Kalyoncuo, Servet(8)
- Sönmez Sari, Ebru(8)
- Türkmen, Mutlu(8)
- Apaydın, Emine(7)
- Arslaner, Ayla(7)
- Beydemir, Şükrü(7)
- Dombak, Kübra(7)
- Kara, Yakup(7)
- Mercan, Emin(7)
- Semerci Çakmak, Vahide(7)
- Can, Özgür Devrim(6)
- Esgin, Özge(6)
- Güneş, Hüseyin(6)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Annona muricata Leaf Extract Rebalances Systemic Redox Status and Modulates Neuroimmune, Microbial, and Functional Responses in CLP-Induced Septic Rats
Ülker, U; Bayraktar, B; Alçığır, ME; Kızıl, S; Aydin, F; Kotan, GC; Yeni, M
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Pomegranate Peel Extract and Punicalagin Are Associated with Attenuated Intestinal Barrier Dysfunction, Oxidative Stress, and Multi-Organ Injury in a Rat CLP Model
Yeni, M; Ürüşan, H; Bayraktar, B; Kotan, GC
- MakaleAçık Erişim2026Dose-Related Effects of Cannabidiol on Inflammatory and Redox Responses, Bacterial Dissemination, and Multiorgan Injury in CLP-Induced Septic Rats
Ülker, U; Bayraktar, B; Karan, T; Sinmez, ÇÇ; Tüfekçi, E; Bilici, E; Alpman, U; Kotan, GC; Yeni, M
- MakaleAçık Erişim2026The Relationship of Cyberchondria, Negative Affect, and Anthropometric Indices with Heart-Rate Variability Among Health Sciences Students: A Psychophysiological Study of Digital Health-Information Behavior
Erkılıç, TO; Bayraktar, B; Taşci, SÇ
- MakaleYayıncıda açık erişim2026Scopus SJRQ1The indirect association between psychological well-being and professional commitment through teacher self-efficacy among Turkish language teachers
Şahin, TG; Banaz, E; Özbilen, U
- MakaleYalnız künye2026Chrysin as a multi-target regulator of tramadol-induced testicular damage: Integration of inflammation, mitochondrial dynamics, and germ cell survival pathways
Erol, İ; Özdemir, S; Küçükler, S; Özkaraca, M; Akarsu, SA; Şimşek, H; Kızıl, HE; Mutlu, H; Kandemir, FM
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Personality traits in relation to mindful eating among university students in Türkiye
Ünal, G; Esgin, Ö
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Spiritual monachopsis and depressive symptoms among university students in Türkiye: a cross-sectional study
Okur, S
- MakaleAçık Erişim2026Tıp Fakültesi Öğrencilerinde Sınav Kaygısının Fizyolojik Belirtilerini Azaltmada Ardıç ve Kekik Uçucu Yağlarının Etkinliği
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Bozok, Ümmü Gülşen; Ozcan, Gulbahar Boyuk
Tıp öğrencileri, bilişsel ve akademik performansı olumsuz etkileyen sınav kaygısıyla mücadele etmektedir. Aromaterapi, farmakolojik tedavilere alternatif olarak popüler hale gelmektedir. Bu çalışma, ardıç ve kekik esansiyel yağlarının lisans öğrencilerinin sınav kaygısını psikofizyolojik olarak nasıl etkilediğini incelemektedir. Sınavlara giren öğrencilerde ardıç ve kekik aroması inhalasyonu asprosin, siklik guanozin monofosfat yanıt elementi bağlayıcı protein (CREB), kortizol ve sınav kaygısı üzerinde test edilmiştir. Yöntem: Tıp Fakültesi'nden 18-25 yaş arası 80 sağlıklı öğrencinin rastgele bir örneği, final sınavları sırasında toplanmıştır. Katılımcılar kendi kontrolleriydi ve aromaterapiden önce ve sonra tükürük alındı. Tükürük örnekleri ELISA kullanılarak Asprosin, CREB ve kortizol için test edildi. Kalp hızı, oksijen satürasyonu, sistolik basınç, diyastolik basınç ve vücut sıcaklığı aroma inhalasyonundan önce ve sonra izlenmiştir. Bulgular: Bu çalışmanın bulgularına göre, ardıç ve kekik aromaterapisinin tükürük ortalama Asprosin, CREB ve kortizol hormon düzeylerini artırmada etkili olduğu, en anlamlı düşüşün ise ardıç aromaterapisi alan gruplarda olduğu tespit edildi (p<0.001). Ardıç aromaterapi uygulaması Sistolik Kan Basıncı (SKB) ve Diyastolik Kan Basıncı (DKB)'yi etkilemiş (p<0.05) ancak Kalp Atım Hızı (KAH), Periferik Kapiller Oksijen Satürasyonu (SPO2) veya sıcaklığı etkilememiştir (p>0.05). Kekik aromaterapisi SBP, DBP, HR, SPO2 veya sıcaklığı etkilememiştir (p>0.05). Sonuç: Hafıza ve duyguları kontrol eden limbik sistem koku ile bağlantılıdır. Çalışmamız, koku inhalasyonunun sınav sırasında üniversite öğrencilerinde Asprosin, CREB, kortizol ve diğer fizyolojik göstergeleri etkilediğine dair özgün kanıtlar ortaya koymuştur ve sınav kaygısının giderilmesinde destekleyici bulgular sunmaktadır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2026Örgütsel insandışılaştırmanın merhamet yorgunluğu üzerine etkisinde kendini toparlama gücünün düzenleyici rolü: sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Kılınç, Mehmet
Sağlık sektörü, doğası gereği çalışanlarını özellikle hastaların acı, travma ve kayıplarına sürekli tanıklık etme gibi benzersiz ve yoğun zorluklarla karşı karşıya bırakan bir alandır. Bu durum, sağlık profesyonellerini duygusal ve psikolojik olarak yıpratabilen karmaşık bir süreç olan merhamet yorgunluğu riski ile baş başa bırakmaktadır. Merhamet yorgunluğunun sağlık hizmetlerinin sunum kalitesine doğrudan etki etme potansiyeli bulunmaktadır ve merhamet yorgunluğuna yol açan faktörlerin anlaşılması, sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır. Kuramsal çerçeve doğrultusunda araştırmanın temel amacı, örgütsel insandışılaştırma algısının sağlık çalışanlarının merhamet yorgunluğu düzeyleri üzerindeki etkisini ve bu ilişkide kendini toparlama gücünün potansiyel düzenleyici (moderatör) rolünü test etmektir. Araştırmada kolayda örneklem yöntemi ile 387 sağlık çalışanına ulaşılmış ve anket uygulaması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmada ilgili kavramları ölçen örgütsel insandışılaştırma, merhamet yorgunluğu ve kendini toparlama gücü ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizlerinde AMOS, SPSS ve Process Macro eklentileri kullanılmıştır. Analiz süreçlerinde güvenirlik, frekans, korelasyon ve doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile düzenleyici rol analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu istatistiksel analizler sonucunda elde edilen bulgular, kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Analiz edilen veriler çerçevesinde örgütsel insandışılaştırma ile merhamet yorgunluğu arasında pozitif, kendini toparlama gücü arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Kendini toparlama gücü ile merhamet yorgunluğu arasında istatistiksel olarak negatif yönlü ilişki vardır. Düzenleyici rol incelendiğindeyse, örgütsel insandışılaştırmanın merhamet yorgunluğu üzerine etkisinde kendini toparlama gücünün düzenleyici rolünün bulunduğu belirlenmiştir. Analiz bulgularına dayanılarak sağlık kurumlarına çalışanların bireysel yetkinliklerini arttırıcı ve daha insancıl örgüt ortamlarının oluşturulmasına yönelik birtakım önerilerde bulunulmuştur.
- Derleme MakaleAçık Erişim2026İlaç Atıklarının Çevreye ve Halk Sağlığına Etkileri, Geri Dönüşümü ve Mevzuat Çerçevesi
Karakas, Ümıt; Yönten, Eda; Baykara, Gülbahar; Çiydem, Zeynep; Yaramış, Esra; Muhcu, Merve Merve; Çekiç, Nurdane; Edanur; Özkan, Emre; Sultan
İlaç atıkları, hem çevresel ekosistemler hem de halk sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturan, yönetimi özel önlemler gerektiren tehlikeli atıklar arasında yer almaktadır. Kullanım süresi geçmiş, yanlış saklama koşullarına maruz kalmış, fazla reçete edilmiş veya tedavi değişikliği nedeniyle atıl duruma gelmiş ilaçlar; su, toprak ve hava kirliliğine yol açarak biyoçeşitliliği olumsuz etkilemektedir. Ayrıca antibiyotik kalıntılarının çevreye kontrolsüz salınımı, mikroorganizmalarda direnç gelişimine neden olarak küresel bir sağlık sorununa dönüşmektedir. Bu çalışma, önlisans öğrencileri ile düzenlenen panel çıktılarından ve literatür taramasından elde edilen veriler ışığında; ilaç atıklarının çevresel ve halk sağlığına etkilerini, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik uygulamalarını ve Türkiye ile dünyadaki mevcut mevzuat durumunu ortaya koymaktadır. Bulgular, Türkiye’de ilaç atıklarına özgü bir yasal düzenlemenin bulunmadığını, mevcut mevzuat hükümlerinin farklı yönetmelikler içinde dağınık şekilde yer aldığını göstermektedir. Sonuç olarak, ilaç atıklarının etkili yönetimi için mevzuat bütünlüğü sağlanmalı, geri dönüşüm altyapısı güçlendirilmeli ve toplum düzeyinde farkındalık artırıcı programlar yaygınlaştırılmalıdır.
- MakaleAçık Erişim2026Modern çağın tükenmişliği: Dijital bağımlılık, fiziksel ve psikolojik yorgunluğun mental iyi oluş üzerine etkisi
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın temel amacı, dijital yorgunluğun üniversite öğrencilerinin mental iyi oluşu üzerindeki etkisini incelemektir. İlişkisel tarama modelinde desenlenen çalışmanın örneklemini, bir İlahiyat Fakültesi'nde öğrenim gören 18-35 yaş aralığındaki 508 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Dijital Yorgunluk Ölçeği (DYÖ) ve Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMWBS) kullanılarak toplanmış; korelasyon, t-testi, ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri ile analiz edilmiştir. Bulgular, dijital yorgunluk ile mental iyi oluş arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. Özellikle fiziksel/zihinsel yorgunluk boyutu, en güçlü negatif ilişkiyi sergilemiştir. Regresyon analizi, fiziksel/zihinsel yorgunluk ve psikosomatik sorunların, iyi oluşun en güçlü negatif yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Cinsiyete dayalı analizler, kadın öğrencilerin daha yüksek iyi oluş bildirdiğini, erkek öğrencilerin ise daha yüksek dijital bağımlılık düzeylerine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Paradoksal bir bulgu olarak, 31-35 yaş grubu hem dijital yorgunluk hem de mental iyi oluş açısından en yüksek düzeyleri sergilemiş; bu durum yaşam evreleriyle şekillenen karmaşık bir ilişkiye işaret etmiştir. Sonuç olarak, dijital yorgunluğun fiziksel ve somatik yansımalarının, öğrencilerde mental iyi oluşu azaltan en kritik faktörler olduğu belirlenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Mechanical power output is unaffected by starting cadence during Wingate-type sprint interval training
Agırbas, Oztürk; Çabuk, Refık; Demirarar, Onur; Tatlısu, Bülent; Ağgön, Eser
Wingate-type repeated sprint intervals (SITWingate) rely on the attainment of high peak power output (PPO) and the maintenance of average power output (AvPO) as mechanical acute responses that are critical for eliciting aerobic and anaerobic adaptations. In recreationally active participants, the starting cadence of a single WAnT has been shown to influence mechanical power indices. However, the effect of different starting cadences on mechanical power indices during a SITWingate protocol remains unknown. Therefore, the purpose of this study was to determine whether different starting cadences in SITWingate alter mechanical power outputs. Eight recreationally active men (age: 21.1 ± 2.1 years; height: 179 ± 6.4 cm; body mass: 69.8 ± 7.1 kg) volunteered to participate. Participants completed two SIT protocols with different starting cadences (SIT80rpm and SIT120rpm) in sessions separated by ≥72 hours. Each protocol consisted of three 30-s all-out cycling bouts against a standardized load corresponding to 7.5% of body mass, interspersed with 4-min passive recovery. For each bout, PPO and AvPO were obtained. Repeated-measures ANOVA indicated no significant main effect of starting cadence on PPO (F(1,7) = 0.11, p = 0.755, ηp² = 0.015), and AvPO (F(1,7) = 0.11, p = 0.753, ηp² = 0.015). Moreover, when the means of the three sprints were compared, no differences between protocols were detected for PPO (p = 0.755) and AvPO (p = 0.753). In conclusion, starting cadences (SIT80rpm vs. SIT120rpm) had no statistically significant effect on SITWingate performance indices among recreationally active men.
- MakaleAçık Erişim2026Association of the enteral nutrition support with mortality, biochemical parameters, and health markers in geriatric patients with COVID-19: A retrospective cohort study
Özçelik, Ayşe Özfer; Esgin, Ozge; Ethemoğlu, Filiz Banu; Özyürek, Serkan; Aykırı, Hilal
This study aims to evaluate the association of the enteral nutrition support on mortality, biochemical parameters, and health markers in geriatric patients with COVID-19 treated in intensive care units (ICUs). A retrospective cohort analysis was conducted on 226 patients aged 60 years and older admitted to the COVID-19 adult ICU of Yıldırım Beyazıt University Training and Research Hospital in 2021. Demographics, ICU stay characteristics, biochemical parameters, and nutrition therapy details were collected from hospital records. Patients receiving enteral nutrition were categorized by product type (e.g., diabetic, immunonutrition, glutamine-containing, etc.), and their association on mortality, biochemical markers, and ICU outcomes were evaluated. The mortality rate was 50.4%, with an mean ICU stay of 9.63±6.50 days. Most patients (90.3%) had chronic conditions. Nutrition therapy was administered to 138 patients using various products. Immunonutrition products were associated with improved albumin levels and reduced mortality (p<0.05). Chronic conditions significantly increased mortality risk and ICU stay duration (p<0.05). Multivariate analysis revealed that longer ICU stays and the presence of chronic diseases independently reduced survival probability. Enteral nutrition support, particularly immunonutrition, may benefit geriatric ICU patients with COVID-19 by improving biochemical parameters and reducing mortality risk. Although patients receiving diabetic and glutamine-enriched products have a higher incidence of pressure ulcers, it should be considered that such products are likely to have been used in higher-risk patients.
- MakaleAçık Erişim2026Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinde Bulaşma Korkusunun İncelenmesi
Karakas, Ümıt; Akyüz, Hatice Öntürk; Alkan, Sevil; Şevik, Ali Emre; Şahinoğlu, Mustafa Serhat; Kartal, Hakan
Amaç: Bulaş korkusu sağlıkla ilgili sektörlerde yer alan kişilerde olumsuz etkilere sahip olabilen psikolojik durumdur. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerin bulaş korkusunu araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden tanımlayıcı ve kesitsel tipte tasarlanmış olup veri toplama süreci 15 Temmuz 2022 ile 15 Ağustos 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler, Google Formlar üzerinden hazırlanan çevrimiçi bir anket aracılığıyla sosyal medya platformları (WhatsApp, Facebook, Twitter) üzerinden toplanmış; veri toplama aracı olarak katılımcıların kişisel bilgilerini belirleyen "Demografik Özellikler Anketi" ile 24 madde ve 4 alt boyuttan oluşan 5’li Likert tipi "Bulaşma/Bulaş Korkusu Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 861 katılımcı (ortalama yaş 20,50±2,26; %74,45'i kadın) dahil edildi. Katılımcıların %56,33'ü sağlık kuruluşlarından bulaşıcı hastalık kapma korkusu taşırken, %57,61'i sosyal ortamlarda hasta olma korkusu yaşadığını belirtmiştir. Bulaşma Korkusu Ölçeği puanları karşılaştırıldığında, ikinci sınıf öğrencilerinin diğer sınıflara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldığı saptanmıştır. Özellikle, bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi edinmek için sosyal medyayı kullanan bireylerin ölçek puanları, kullanmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksekti (p < 0,05). Sonuç: Bulaşma korkusu, ikinci sınıf öğrencileri ve sosyal medya kullanıcıları arasında yaygın olup, günlük yaşamları önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmanın sonuçları, geleceğin sağlık çalışanları için daha sağlıklı ve üretken bir öğrenme ortamını desteklemek amacıyla eğitim ve klinik ortamlarda bu sorunun ele alınmasının ne kadar kritik olduğuna ışık tutmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği (NDBÇ): Psikometrik Özellikler ve Teorik Ayrışabilirlik Üzerine Bir Ölçek Geliştirme Çalışması
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın temel amacı, bireylerin travmatik yaşam olayları ve kötülük problemi karşısında Tanrı tasavvuru, kader inancı ve ilahi adalet algısı ekseninde yaşadıkları manevi gerilimleri ölçebilecek özgün bir araç geliştirmektir. Çalışma, güncel din psikolojisi literatüründe Koenig ve Carey tarafından sıklıkla eleştirilen 'ölçek kirlenmesi' sorunundan arındırılmış, geçerli ve güvenilir bir yapı sunmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda geliştirilen araç, manevi başa çıkma süreçlerini, 'huzur' veya 'iyimserlik' gibi psikolojik iyi oluş göstergeleriyle karıştırmadan saf bir teolojik ve bilişsel süreç olarak ölçmeyi amaçlamaktadır. Metodolojik bir desen çerçevesinde yürütülen çalışmanın verileri 2025- 2026 akademik yılında ilahiyat fakültesinde öğrenim gören iki bağımsız öğrenci grubundan (AFA N=163; DFA N=291) toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinin başında kapsam geçerliği çalışmaları Lawshe tekniği temel alınarak yürütülmüş, ardından Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sürecinde binişiklik farkı .10’un altında olan maddeler elenerek yapı sadeleştirilmiştir. Yapısal Eşitlik Modellemesine dayalı Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) neticesinde "İçsel/Teolojik Çatışma" (bireyin Tanrı tasavvuru ve güvenine yönelik dikey bir kriz) ve "Dışsal/Adalet Sorgulaması" (bireyin kader, sistem ve sosyal adalete yönelik yatay bir mücadelesi) olmak üzere iki alt boyuttan ve 20 maddeden oluşan nihaî form doğrulanmıştır. Elde edilen uyum iyiliği değerleri (ꭓ2/sd = 3.51, CFI = .938, TLI = .930, RMSEA = .081, SRMR = .030) modelin verilerle kabul edilebilir düzeyde uyum sağladığını göstermiştir. Ölçeğin güvenirlik analizlerinde hem toplam puan (α = .976) hem de alt boyutlar (İçsel α = .957; Dışsal α = .961) için mükemmel düzeyde iç tutarlılık katsayılarına ulaşılmıştır. Ayrıca ölçeğin, "Manevi Monachopsis Ölçeği" ile gösterdiği güçlü eşzamanlı geçerlik (r = .734), geliştirilen aracın sadece yüzeysel stresi değil, ontolojik kopuşu ve manevi yersizlik hissini de tespit edebildiğini kanıtlamaktadır. Bulgular, Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği'nin Türk kültürüne özgü adalet sorgulamalarını kapsayan, manevi süreçleri psikolojik sonuçlardan ayrıştırarak ölçen ve araştırmacılara tanılayıcı derinlik sunan, psikometrik açıdan güçlü bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Does Passive Recovery Preserve Shot Speed and Enhance Metabolic Recovery? An Acute Comparison in Female Football Players
Güder, Ferhat; Akman, Onur; Sever, Hasan
This study aimed to compare the effects of active and passive recovery protocols applied after fatigue on performance and physiological responses in female soccer players. Ten female soccer players (n = 10) playing for the Bayburt University women’s soccer team and having at least six years of soccer experience participated in the study. To induce fatigue, a 10 × 20 m repeated sprint test protocol (RSTP) was applied. Using a crossover design, participants completed this protocol in two separate sessions with a 48-hour interval, applying either an active or a passive recovery strategy between sprints. Blood lactate levels were measured before the RSTP, immediately after, and 5 minutes post-exercise, while shooting velocity was assessed before and after the RSTP. The results indicated no significant differences between active and passive recovery conditions in terms of pre-test shooting velocity, resting lactate levels, total sprint time, and ratings of perceived exertion for the first seven repetitions (p > 0.05). In contrast, significant differences in favour of passive recovery were observed for post-test and 5- minute lactate levels, sprint time in the 9th repetition, mean heart rate, and ratings of perceived exertion for the 8th and 10th repetitions (p < 0.05). Additionally, the decrease in shooting velocity following passive recovery was lower than that observed after active recovery. These findings suggest that passive recovery following short-distance repeated sprints may be more advantageous than active recovery in female soccer players in terms of preserving technical performance and reducing cardiovascular and metabolic load.
- MakaleAçık Erişim2026Tip 2 Diyabetli Yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci: Kesitsel Çalışma
Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru; Akeren, Zahide; Kalyoncuo, Servet
Amaç: Bu çalışma tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direncinin ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacı ile yapıldı. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tipte olan çalışmaya tip 2 diyabetli 135 yetişkin dahil edildi. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Independent samples t test, One-Way ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanıldı. Bulgular: Katılımcıların %65.2’si 18-64 yaş, %55.6’sı kadın, %49.6’sı ilkokul mezunu, çoğu hipertansiyon (%57.8) hastasıdır. Tip 2 diyabetli yetişkinlerin Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği puan ortalaması 35.55 ± 13.08’dir. İstatistiksel modele dahil edilen değişkenlerden eğitim durumu, gelir durumu, destek olan kişinin olması, diyabet konusunda eğitim alma ve sağlık düzeyi algısı değişkenlerinin psikolojik insülin direncini etkilediği (p<0.05) ve varyansın %42.3’ünü açıkladığı saptandı (Adjusted R2= 0.423; F= 10.812; p<0.001). Sonuç: Sonuç olarak tip 2 diyabetli yetişkinlerin psikolojik insülin direnci orta düzeydedir. Tip 2 diyabetli yetişkinlerde; eğitim ve gelir düzeyinin yüksek olması, destekleyici bir kişinin varlığı, diyabetle ilgili eğitim almış olmak ve bireyin sağlık durumunu iyi algılaması, psikolojik insülin direnci üzerinde olumlu etki göstermektedir. Hemşireler, hastaların psikolojik insülin direncini azaltmak için eğitim düzeyi ve sosyoekonomik durumu dikkate alarak bireyselleştirilmiş ve sürekliliği olan diyabet eğitimleri planlamalıdır. Ayrıca, hastaların sosyal destek sistemlerini güçlendirmeli, destekleyici bireyleri sürece dahil etmeli ve sağlık algısını iyileştirmeye yönelik danışmanlık yaklaşımları benimsemelidir.
- MakaleAçık Erişim2026Investigating the Relationship Between Technology-Related Variables and Middle School Students’ Self-Regulation and Self-Directed Learning with Technology
Akeren, İhsan; Yetişensoy, Okan
Self-regulation and self-directedness have recently become closely associated with technology. The aim of this study is to examine middle school students’ levels of self-regulation skills and self-directed learning (SDL) with technology in terms of technology-related variables. The study was conducted using the cross-sectional correlational survey design, and the participant group consisted of 468 middle school students. The study revealed that middle school students' self-regulation skills and their levels of SDL with technology significantly varied based on how frequently they used e-learning platforms outside of school, in favor of those who used them more frequently. It was also determined that students' self- regulation skills and their SDL with technology significantly differed based on their purpose of technology use, and students who used technology for educational purposes had significantly higher self-regulation skills and SDL with technology compared to those who used it primarily for communication or entertainment. The study also revealed that middle school students' self-regulation skills did not significantly differ based on their AI usage competence. However, their self-directed learning with technology levels significantly varied by this variable, with higher competence corresponding to higher SDL with technology. Additionally, the analysis showed that there was no statistically significant difference in self-regulation skills or SDL with technology based on levels of access to technology. At this point, it is recommended that students be trained to use e-learning platforms outside of school and to employ technologies for educational purposes in order to enhance their levels of self-regulation and self-directedness. Furthermore, educating children on how to use GenAI tools such as ChatGPT more effectively in their self-regulated learning processes can also be presented as an important recommendation. At this point, it can be argued that, in addition to computer science courses, subjects like social studies that incorporate technology-related content may also serve these purposes.
- Derleme MakaleAçık Erişim2026Hemodiyaliz Hastalarında Konstipasyon Yönetimi ve Akupresür Uygulaması
Kalyoncuo, Servet
Konstipasyon, hemodiyaliz hastalarının yaşadığı semptomlardan birisidir. Konstipasyon tedavi edilmediği takdirde, karın ağrısı, bulantı, kusma, psikolojik rahatsızlıklar, bağırsak tıkanması ve perforasyonu gibi rahatsız edici belirtilere veya yaşamı tehdit edici komplikasyonlara yol açabilmektedir. Konstipasyon için yaygın farmakolojik müdahalelerin kullanımı kısa süreli semptomların hafifletilmesinde etkili olsa da uzun süreli kullanımları ciddi yan etkilere ve sağlık bakım sisteminde yüksek maliyetlere neden olabilmektedir. Bu nedenle hemodiyaliz hastalarında görülen konstipasyonu hafifletmek için diğer destekleyici yöntemlere de ihtiyaç duyulmaktadır. Son zamanlarda, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları semptom yönetiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinden biri olan akupresürün konstipasyon yönetiminde etkili olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Akupresür, vücuttaki belirli akupunktur noktalarına el ile uygulanan basınç uygulamasıdır ve bu uygulamanın insan vücudundaki dengeyi geri kazandırdığına inanılmaktadır. Akupresür, konstipasyon için non-invaziv bir müdahaledir ve herhangi bir ağrı ve yan etki ile sonuçlanmayan etkili bir yöntemdir. Bununla birlikte, hemodiyaliz hastalarında konstipasyonun tedavisinde akupresürün etkileri ile ilgili çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Hemşireler konstipasyon semptomu yönetiminde, tamamlayıcı ve alternatif yöntemlerden biri olan akupresüre ilişkin bilgi sahibi olmalı, hastayı bilgilendirmeli, akupresür uygulamasının hasta üzerindeki etkilerini gözlemlemelidir.
