Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi

    Dursunoğlu, İsmail; Kapusızoğlu, Mehmet

    Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Önerisinin Muhtevası Üzerine Bir Değerlendirme

    Dursunoğlu, İsmail

    Devlet; yasama, yürütme yargı erkelerinden oluşmaktadır. Hükümet sistemi, erklerin oluşma biçimine ve aralarındaki ilişkiye göre belirlenmektedir. Bu ilişki kuvvetler birliği şeklinde olabileceği gibi demokrasiye uygun mahiyette kuvvetler ayrılığı biçiminde de görülebilir. Türkiye, uzun yıllar parlamanter sistemle yönetilmiş ardından başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye, 16 Nisan 2017 referandumu ile Türk tipi başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemi olarak da adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kabul etmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerle fiili anlamda yeni hükümet sistemi hayata geçmiştir. Bu sistemle birlikte Türkiye partiler arası ittifaklarla tanışmış, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı kurulmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden oluşan Cumhur İttifakı yeni sistemin tarafı olurken, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den’ oluşan Millet İttifakı ise cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yoğun eleştirilerde bulunmuş ve parlamenter sisteme dönüş hedefi belirlemişlerdir. Hükümet sistemi tartışmaları yaşanırken, Millet İttifakı üyelerine ek olarak Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi’nin de bulunduğu “Altılı Masa” kurulmuştur. Bu masanın birincil hedefi sistem değişikliği olmuştur. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu çalışmanın konusu, ilgili mutabakat metnidir. Çalışmada önerilen yeni sistemin, neyi, niçin, nasıl öngördüğü analiz edilmektedir. Çalışmanın amacı, önerilen sistemin anlaşılmasına katkı sunmaktır. Çalışmada, sistem önerisinin olumlu ve olumsuz yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, güncel bir meseleyi ele aldığından literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” Önerisinin Ulusal Gazetelere Yansıması

    Dursunoğlu, İsmail

    Türkiye 2016 referandumunda kabul edilen ve bir yıl sonra fiili olarak hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ile yeni bir siyasal zemine kavuşmuştur. Sadece basit bir hükümet sistemi değişikliği olarak görülmemesi gereken bu yenilik, aynı zamanda siyasal alanı da sistem tartışmaları çizgisine indirgemiştir. Bu tartışmalar; dem-okrasi, kuvvetler ayrılığı, meclisin etkinliği, iktidarın kişiselleşmesi gibi argümanlar ışığında yapılmıştır. Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) öncülüğünde, İYİ Parti, Saadet Partisi (SP), Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi(GP) ve DEVA Partisi’nden müteşekkil “Altılı Masa”nın birincil motivasyonu anti-demokratik olarak niteledikleri CHS’den yeniden parlamenter sisteme dönüştür. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS) önerisini kamuoyu ile paylaşmışlardır. Medya; yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde, siyasal, toplumsal, ekonomik vb. birçok gelişmenin kamuoyuna aktarılmasında aracılık eden bir platformdur. Medya ku-ruluşlarının kamuoyunu yansıtmak dışında, kamuoyu oluşturmak ve kamuoyunu yönlendirmek gibi işlevleri de bulunmaktadır. Medya, sahip olduğu bu güç nedeniyle siyasetle yakın ilişki içindedir. Medya, bütün bunlarla beraber siyasal alandan vatandaşa yönelik ileti sağlamaktadır. Bu çalışma, Altılı Masa tarafından açıklanan GPS önerisinin ulusal gazetelerde nasıl yer bulduğunu konu edinmektedir. Çalışmada Hürriyet, Milliyet, Sabah, Akşam, Sözcü, Cumhuriyet, Milli Gazete, Yeniçağ, Karar ve Yeni Şafak gazetel-erinden oluşan toplam on gazete incelenmiştir. Çalışmanın amacı, incelenen gazeteler ışığında medyanın GPS önerisini kamuoyuna nasıl yansıttığını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman incelemesi yapılmıştır. Çalışma, ilgili konu üzerinden siyaset ve medya ilişkisine yönelik bir değerlendirme yapmayı hedeflemekte-dir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2021
    Türkiye’de kamu denetçiliği kurumu (ombudsmanlık) imajına yönelik bir araştırma

    Dursunoğlu, İsmail; Boyali, Handan; Gündoğdu, Serkan

    Tarihi 18. yüzyıla kadar giden Kamu DenetçiliğiKurumu, kamu örgütlerini devlet adına denetleyenbir kurum olarak ortaya çıkmıştır. Kamu örgütlerinidenetleyerek vatandaşları idarenin keyfi uygulamalarına karşı koruması, devlet kurumlarını dışardanbağımsız ve tarafsız şekilde denetlemesi, yapılanbaşvurulara kısa süre içinde nihai çözümler üretmesi ombudsmanlık kurumunun önemini her geçengün artırmıştır. Böylece kamu idarelerindeki kötüyönetim en aza indirilerek, insan hak ve özgürlüklerine yönelik ihlallerin önüne geçilmeye çalışılmıştır.Dünyadaki gelişimine nazaran Türkiye’de Kamu Denetçiliği Kurumu ile ilgili çalışmalar daha geç ortayaçıkmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulmasına yönelik ilk girişimler 2006 yılında başlamıştır.2012 yılına gelindiğinde ise kurulum gerçekleşmiştir. Bu kurum, günümüzde birçok iletişim kanallarını kullanmak suretiyle etkili ve bağımsız bir şikâyetmekanizması oluşturmuştur. Vatandaşların gündelik hayatlarını kolaylaştırmayı, kamu idarelerinidaha ilkeli ve güçlü bir yapıya kavuşturmayı, idareile vatandaş arasında arabuluculuk misyonu üstlenmeyi amaçlayan Kamu Denetçiliği Kurumu, her geçen gün devlet ve halk nezdinde itibar kazanmayadevam etmektedir.Bu çalışmada Kamu Denetçiliği Kurumu’nun halktarafından bilinirliği, imajı ve nasıl algılandığı tespitedilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, Türkiye’denispeten genç bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumu’nun imajını belirlemektir. CAWI yöntemininuygulandığı araştırma Türkiye örneklemini oluşturacak olan 26 ilde yapılmıştır. Çalışmada kurumimajına yönelik olumlu ve olumsuz bazı sonuçlaraulaşılmıştır

    AtıfTR Dizin8
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Innovation in Politics: E-Meeting in Political Communication

    Dursunoğlu, İsmail

    Political communication is one of the important concepts in the distinction between ruled andmanaged. This concept deals with the relations of the parties in the process of obtaining power.Political communication is an important concept for power. Because the way to go to power is throughsuccessful communication with the voters. Information and messages shared between politicians andthe public from face to face communication, mass media, print media to social media are evaluatedwithin this framework. Political communication is a dynamic process. Because the feedback is inquestion after the message is transferred. Different methods and techniques can be applied to thisprocess. Unlike traditional rallies, in an e-rally held in the presence of a few parties, guests and pressmembers, it is possible to reach the participants by means of the technological infrastructure, internetnetwork, periscope, instagram live broadcast, link etc. tools. In this study, the manner ofimplementation of the e-meeting, the conditions and possibilities of implementation, positive andnegative aspects are discussed. In this respect, it is aimed to discuss a new concept from a theoreticalpoint of view in terms of political communication. It was determined that the e-meeting will be usedmore in the coming years in the study.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2019
    Tarihsel süreçten günümüze meclisin devlet yönetimi ve karar alma üzerine etkisi

    Yazici, Sinan; Dursunoğlu, İsmail

    Bu çalışmada, tarihsel süreçten günümüze kadar kurulan Türk Devletlerindeki meclis yapılanmasının rolü ve işlevi teorik bağlamda ele alınmakta, meclisin devlet yönetimi ve karar alma üzerindeki etkisinin incelenmektedir. Genel olarak bakıldığında Türk devletlerinde meclisin devlet yönetimi üzerinde etkin bir rolünün olduğu, karar alma bağlamında meclisin en üst karar alma organlarından biri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak süreç içerisinde meclis kurumunun zaman zaman etkisiz kalarak yürütme organının danışma organı konumuna indiği görülmektedir. Meclis bir kurum olarak Türklerin Orta Asya’da kurduğu devletlerde etkin, Osmanlının yükselme devri ile birlikte meclis etkisiz ve yetkisiz bir kuruma dönüşmüştür. Osmanlının son dönemlerinden itibaren meclis, yeniden etkin bir kuruma dönüşme sürecine girmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile birlikte ülkede güçler ayrılığı ilkesi yerleşmeye başlamıştır. Ancak 1923-1950 döneminde tek partili sistemin hayatta olması nedeniyle, meclisin işlevlerini yerine getirmesi mümkün olmamıştır. Çok partili dönemde meclis asli fonksiyonlarına döndürülmüş olsa da, askeri darbeler, siyasal çekişmeler vb. gibi nedenler yüzünden meclis asli fonksiyonlarından uzaklaşmış, kimi zaman yönetim tıkanıklarının da asli unsuru haline gelmiştir. Ancak 16 Nisan 2017 tarihli referandum ile başlayan ve 24 Haziran 2018 tarihli seçimler ile hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile meclis, devlet yönetiminde asli fonksiyonu olan yasama faaliyetlerine döndürülmüştür.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    Erzurum İlinde Yaşayan Seçmenlerin Siyasal Davranışlarında Sosyo-Kültürel Faktörlerin Etkisi

    Dursunoğlu, İsmail

    Bu çalışmada, sosyo-kültürel faktörler üzerinden seçmendavranışları incelenmektedir. Sosyo-kültürel faktörler arasındaaile, arkadaş çevresi, geçmişe yönelik oy verme, din, sivil toplum, kültürel değerler gibi başlıklarda katılımcıya sorular yöneltilmiştir. Çalışmada, saha araştırması için Erzurum ilinin tercih edilmesi, şehrin sosyo-kültürel açıdan güçlü niteliğinin bulunduğuna dair ön kabuldür. Nitekim araştırma sonuçları dabunu göstermektedir. Çalışmada, Erzurum il merkezinde yaşayan 18 yaş üstü kişilere(seçmen), seçmen davranışlarını içerenanket uygulanmış ve alınan cevaplar üzerinden analizler yapılmıştır. Çalışmada tesadüfi örnekleme yöntemi referans alınmıştır. Çalışmanın amacı, sosyo-kültürel faktörlerin seçmendavranışları üzerindeki etkisini ölçmektedir. Çalışma bulgularına bakıldığında Erzurum ilinde yaşayan seçmenlerin siyasaldavranışlarında bu faktörlerin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    Legislative in the presidential government system from the perspective of the separation of power

    Dursunoğlu, İsmail

    Turkey has passed the Presidential Government System on the legal ground with the referendum of 16 April 2017 and de facto with the elections of 24 June 2018. One of the most debated issues before and after the new system was the separation of powers, one of the most important elements of the Republican regime. The separation of powers, which means the separation of legislative, executive and judicial powers, is a requirement of the rule of law. Therefore, the government system change how the state powers evaluate their new position and powers is very important. Turkey, which has more than a century of experience in parliamentary systems, evaluated all aspects of legislative position and powers in the new system. The execution, previously out of the legislature, the determination by the public has drawn a clear line between the two powers. However, what makes the system “Turkish type” the president is the party leader at the same time or maintains its relationship with the party. This situation casts a shadow over the separation of state powers. In this study, in the new system, the parliament is dealt with both in terms of separation of powers and in terms of duties and powers. The new position of the legislature has been assessed within the principle of separation of powers. In this study, the situation of the parliament before and after the change of the government system was compared. Thus, it is aimed to reveal the dimensions of the change more clearly. In this context, understanding the new position and power of the legislative power is another objective of the study. The aim of the study is to clearly demonstrate the visibility of the legislative power, which is vital for democracy, in the new system.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2019
    The Socio-Political Analysis of The July 15 Coup Declaration

    Dursunoğlu, İsmail

    Turkey, which is a democratic state of law based on separation of powers, has been subjected to different military interventions directly or indirectly throughout the history of democracy and this has deeply affected the political process. The last of these military interventions took place on 15 July 2016. This coup attempt is different in many respects from other military interventions. However, it reminds me of the 27 May 1960 coup with some aspects. Coup declaration were written and shared with the public during the military intervention process. Coup declarations are texts prepared carefully because they are the first messages given to the society. This messages, given to the society, encloses statements about yesterday, today and tomorrow. The coup declarations, which has become a tradition as in every military intervention, and which contains the reason, purpose and messages of the coup, has been read from TRT screens. The method of this study is to make a socio-political reading on the coup declaration. In this study, it is aimed to evaluate the efforts of the coupists to get public support or to convince society from a sociological and political point of view. Thus, the July 15 coup attempt is evaluated from a different perspective.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2019
    Is it possible to read political culture over election results? a comparative study

    Dursunoğlu, İsmail

    Political culture is the sum of the political structure, traditions and tendencies that determine the individual's or society's political thought and behavior. In its simplest terms, the culture is the political direction. In the formation of political cultures are the role of individuals, their beliefs, attitudes and actions in relation to the political system. Each region's political culture emerges as a factor that determines voter preferences and therefore election results. Political culture is a concept that can be explained by different methods and studies. At the beginning of these studies, must to survey is carried out on an area to evaluate the results. However, in this study, it is carried out political culture analysis on the results of elections which are accepted as a result of political culture. The results of the general elections between 1991 and 2015 are presented in the study by being make a comparison with the example of Yozgat-Bayburt. The aim of the study is to make sense of the political culture of the province through the election results evaluated as the final result of political culture. In the study, which is a method of evaluating the election results, an approach towards the cause has been highlighted. Briefly, as a result of the political culture, the voter preferences were taken to the center of the study and the political culture was deduced from the deductive results. The hypothesis that ”the political culture of the two provinces is similar on a conservative-nationalist basis“ accepted as a result of the study and as a result determined the similarities and differences for the political culture of the two provinces.

  • MakaleAçık Erişim2018
    Türk demokrasi hayatında askeri uyarılar: 1971- 2007 muhtıralarının karşılaştırmalı analizi

    Yazici, Sinan; Dursunoğlu, İsmail

    En basit tanımıyla halkın yönetimi olan demokrasi, moderndünyanın en önemli kavramlarından biridir. Meşruiyetinin halkadayanması nedeniyle en saygın yönetim sistemidir. Bu sistemgünümüzde,seçilentemsilcileraracılığıylasürdürülmektedir.Demokrasilerde düzenli aralıklarla yapılan seçimlerde halk, iktidarıkullanacak olan yöneticileri seçmektedir. Seçilen bu kişiler belli dönemleriçinde ve yasal çerçevede iktidarı kullanmaktadır. Hükümet etmesürecinde, siyasal partilerin veya temsilcilerin halka karşı sorumluluklarıbulunmaktadır. Nitekim halk, iktidarın devamlılığı noktasında nihai vetek karar merciidir. Bu yönüyle demokrasi, aynı zamanda hesapverilebilir bir anlayışı barındırmaktadır. Türkiye, eksikliklerine rağmenyüzyılı aşkın demokrasi geleneğini içselleştirmeyi başarmış bir ülkedir.Türkiye, demokrasi hayatı boyunca farklı vesayet odaklarının tehditlerinemaruz kalmış, dönem dönem demokrasi askıya alınmış veya demokrasiyebalans ayarı verilmiştir. Ancak bütün bu gelişmeler, devletindemokrasiye olan inancından ve bağlılığından bir sapma meydanagetirmemiştir. Demokratik değerleri aşındıran bu süreçlerden,demokrasiye sarılarak çıkan ülkede, yaşanan anti-demokratikuygulamaların izlerini silmek için adımlar atılmaktadır. Başta anayasadeğişiklikleri olmak üzere, siyasal, hukuksal ve sosyo-kültürel çerçevedeyapılan reformlar bu amaca hizmet etmektedir. Demokratikdüzenlemeleri yaparken, farklı vesayet odaklarına hareket imkânıkazandıran alanları bilmek ve bu alanları ortadan kaldırmakgerekmektedir. Bunun için de tarihsel süreçte yaşanan vesayetgirişimleri çok iyi analiz edilmelidir. Bu çalışma, Türkiye’de bir vesayetunsuru olan TSK’nın, 1971 ve 2007 yıllarında siyasal iktidarlara yönelik verdikleri muhtıraları konu edinmektedir. Çalışmanın amacı, muhtırametinleri üzerinden asker-siyaset ilişkisinin irdelenmesidir. Çalışmadamuhtıra öncesi yaşanan gelişmelere yer verilirken yöntem olarak içerikanalizi yapılmış ve iki bildiri metni karşılaştırılarak muhtıraların ortak vefarklı yönleri belirlenmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele