Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bayburt ili ekolojik koşullarında yetiştirilen lavanta (Lavandula angustifolia L.) bitkisine farklı dozlarda uygulanan mikrobiyal gübrenin verim ve verim unsurları ile kalite özelliklerine etkisi

    Gülay Aksoy Üçüncü

    Doğal içeriğe sahip bitkisel ilaçların tedavi amacıyla kullanımının gün geçtikçe artması, kendine has hoş koku ve aromaya sahip bitkilerin kozmetik, parfümeri ve gıda sanayisine hammadde bakımından kaynak oluşturması, son yıllarda alternatif kullanım alanlarının ortaya çıkması tıbbi ve aromatik bitkilere olan talebi arttırmaktadır. Bu talep artışının diğer bir nedeni de ülkemizde ve dünya genelinde kimyasal içerikli ürünlerin yan etkilerinde görülen artıştan kaynaklı doğal ürünlere ve doğal tedavi yöntemlerine yönelimin olmasıdır. Gün geçtikçe kullanım alanları ve miktarı artmakta olan tıbbi ve aromatik bitkilerin istenilen miktarda henüz tarımı yapılamasa da yetiştiricilik açısından oldukça zengin ekolojik koşullara ve imkana sahip ülkelerden birisi de Türkiye'dir. Araştırma konumuz olan Lavandula angustifolia Mill. bitkisinin iklim seçiciliğinin ve toprak isteklerinin az olması, soğuğa ve kuraklığa dayanaklılığı, geniş kullanım yelpazesine sahip olması, uzun yıllar verimlilik potansiyelini koruması lavanta yetiştiriciliğini cazip hale getirmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasın amacı; Bayburt ili ekolojik koşullarında ilk kez yetiştirilen Lavadula angustifolia L. bitkisine farklı dozlarda uygulanan mikrobiyal gübrenin verim ve verim unsurları ile kalite özelliklerine etkisini belirlemektir. Bayburt ili ekolojik koşulları için ilk kez Lavadula angustifolia L. türünde mikrobiyal gübre uygulamaları yapılmıştır. Yapılan araştırma kapsamında kontrol, 1 L/da, 2 L/da ve 4 L/da olmak üzere dört farklı gübre dozu uygulanarak; L. angustifolia L. türünde en uzun bitki boyu (68,3 cm) kontrol grubunda, en kısa bitki boyu (56,0 cm) 2 L/da gübre dozu uygulanan parselde ölçülmüştür. Ayrıca başakta küme sayısı değişkeninde en yüksek değer (6,49 adet) 4 L/da gübre dozu uygulanan parselde, en düşük değer (5,99 adet) 2 L/da gübre dozu uygulanan parselde belirlenirken, başakta çiçek sayısı için en yüksek değer (56,63 adet) 2 L/da gübre dozu uygulanan parselde, en düşük değer (48,45 cm) ise kontrol grubunda olduğu tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak en yüksek uçucu yağ içeriği (%5) 4 L/da gübre dozu uygulanan parselde tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar mikrobiyal gübre uygulamalarının Lavandula angustifolia L. türü için bazı verim ve verim unsurları ile kalite özelliklerini destekleyici olduğunu göstermektedir. Bayburt ili ekolojik koşullarının Lavandula angustifolia L. türünün yetiştirilmesi için düşük dozlardaki mikrobiyal gübre uygulamalarının yeterli olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türkiye'de fen eğitiminde okul dışı öğrenme ortamları ile ilgili yayımlanan çalışmaların incelenmesi

    Mustafa Uzun

    Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de fen eğitimi alanında Okul Dışı Öğrenme Ortamları (ODÖO) ile ilgili yayımlanan çalışmaların: yılı, türü, çalışma alanı, konu alanı, yöntemleri, veri toplama araçları, örneklemi, örneklem büyüklüğü ve veri analiz yöntemi bağlamında eğilimlerinin incelenmesidir. Çalışmada betimsel içerik analizi yaklaşımı temel alınmıştır. Çalışmanın örneklemi Türkiye'de 2010-2022 yılları arasında YÖKtez merkezinde yayımlanan 24 tezden ve DergiPark'ta yayımlanan 76 makaleden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çalışma Sınıflandırma Formu (ÇSF) kullanılmıştır. Bu doğrultuda veriler öncelikle Çalışma Sınıflandırma Formuna daha sonra Microsoft Excel programına işlenerek frekans ve yüzde tabloları elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre araştırmanın örneklemine dahil edilen yıllar arasında ODÖO ilgili fen eğitiminde yapılan makale çalışmalarının sayısının tez çalışmalarından fazla olduğu, her iki çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemlerinin daha çok tercih edildiği belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçların, araştırmacıların Türkiye'de fen eğitiminde ODÖO ilgili yapılan çalışmalardaki yönelimleri ve buna bağlı olarak ilgili alan yazındaki boşluğu görmelerini sağlaması bakımından, yeni çalışmalar için araştırmacılara fikir sunacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bilim teknoloji ve toplum öğrenme alanın sosyal bilgiler öğretmenleri ve sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre incelenmesi

    Adnan Özer

    Bu çalışmada, sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinin bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanı ile ilgili görüşlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma, sınıf öğretmenleri ve sosyal bilgiler öğretmenleri ile yürütülmüştür. Hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerine göre planlanmıştır. Nicel ve nitel araştırmanın çalışma grupları 2022-2023 eğitim- öğretim yılı Bayburt ilinde görev yapan sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, çeşitli veri toplama araçlarının entegre bir şekilde kullanıldığı bir metodoloji benimsenmiştir. Bu durum araştırmanın hem güvenirliğini hem de geçerliliğini artırmıştır. Katılımcıların öğrenme alanına ilişkin bilgilerini tespit etmek için nitel araştırmada veriler görüşme formu nicel araştırmada ise Google Form üzerinden gönderilen öz değerlendirme ölçeği ile toplanmıştır. Toplanan nitel veriler betimsel analizle çözümlenmiştir. Nicel verilerin analizi betimsel istatistik yöntemi ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular tablolar halinde verilerek yorumlanmıştır. Araştırmada öğretmenlerin program bilgisi, konu alan bilgisi, ölçme ve değerlendirme bilgisi, öğretim yöntem ve stratejileri bakımından bu öğrenme alanını günümüz teknolojileri ile ne düzeyde ilişkilendirdikleri incelenmiştir. Sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinin bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanındaki deneyimlerine dayalı olarak konu alan bilgilerine bakılmıştır. Sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinin bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanını işlerken "Bilim Teknoloji ve Toplum" (BTT) bileşenleri bakımından kendilerini yeterli görüp görmediği tespit edilmeye çalışılmıştır. BTT öğrenme alanına öğretim programında yer verilmesi kadar uygulamada yer verilmesi de bir o kadar önemli görülmüştür. İlgili litaretür incelendiğinde bu araştırma ile ilgili literatürde sınırlı sayıda çalışmanın olması ve bu öğrenme alanına programda yer verilmesi kadar öğretmenlerin uygulamada da başarılı olup olmadığı araştırma açısından önemli görülmektedir. Bundan dolayı alana katkı sunacağı beklenmektedir. Araştırmanın nitel sonuçları öğrenme alanı kapsamında Türk bilim insanlarına yeterli düzeyde yer verilmediğini, konular soyut olduğundan öğrencilerin kavrayamadıkları, etkinlik sayısının ve zamanının yetersiz olduğu, bilgiye ulaşmanın kolay olduğu fakat doğruluğu teyit edilmeyen bilgilerin öğrenildiğini de ifade etmişlerdir. Araştırmanın nicel sonuçlarına göre ise sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenleri değişen ve gelişen bilişim teknolojileri karşısında kendilerini yeterli gördüklerini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Bilim, teknoloji ve toplum, öğrenme alanı, sosyal bilgiler öğretmenleri, sınıf öğretmenleri, program değerlendirme, toplumsal değişme.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Nepotizm ile duygusal tükenmişlik ilişkisinde psikolojik sermaye'nin rolü (kamu çalışanları örneği)

    Esra Eraslan

    Bu tez çalışmasının amacı, nepotizm ile duygusal tükenmişlik arasındaki ilişkiyi, nepotizm ile psikolojik sermaye arasındaki ilişkiyi, psikolojik sermaye ile duygusal tükenmişlik arasındaki ilişkiyi ve nepotizm ile duygusal tükenmişlik ilişkinde psikolojik sermayenin aracılık rolü 'nün etkisini belirlemektir. Tez çalışmasının teorisinde, nepotizm, duygusal tükenmişlik ve psikolojik sermaye kavramsal olarak tek tek açıklanmıştır. Literatürde nepotizm, duygusal tükenmişlik ve psikolojik sermaye ile ilgili daha önceden yapılan ampirik çalışmalar incelenilmiş ve bu doğrultuda araştırma modeli oluşturularak hipotezler geliştirilmiştir. Hipotezleri test edebilmek amacıyla anket tekniği ile Bayburt il/ ilçe milli eğitim müdürlüğünde görev yapan yöneticilerden ve öğretmenlerden 455 adet veri toplanmış olup SPSS ve AMOS programları aracılığıyla gerekli analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda nepotizm ile duygusal tükenmişlik ilişkisi pozitif yönlü ve anlamlı, nepotizm ile psikolojik sermaye arasındaki ilişki negatif yönlü ve anlamsız, psikolojik sermaye ile duygusal tükenmişlik arasındaki ilişki ise negatif yönlü ve anlamlı bulunmuştur. Ayrıca psikolojik sermayenin, nepotizm ile duygusal tükenmişlik ilişkinde kısmi aracılık etkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık davranışı arasındaki ilişki: Örgüt ikliminin rolü ( Bayburt ili öğretmenler örneği )

    Mecit Şener

    Bu çalışmanın amacı, Bayburt ilindeki öğretmenlerin örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık davranışları arasındaki bağlantıda örgüt ikliminin rolünün bulunup bulunmağıdını belirlemektir. Tez çalışmasının tanımlamalar bölümünde, örgütsel adalet, örgüte bağlılık ve örgüt iklimi kavramları alt boyutlarıyla birlikte açıklanmıştır. Alan yazında bu üç değişkenle ilgili yapılan ampirik çalışmalar incelenmiş ve bu doğrultuda araştırma modeli oluşturularak hipotezler geliştirilmiştir. Hipotezlerin analiz edilebilmesi amacıyla anket tekniğiyle Bayburt ilinde öğretmenlik yapan 401 gönüllü öğretmenden veri alınmış ve SPSS ve AMOS programları vasıtasıyla analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde araştırmaya konu değişkenleri arasında pozitif ve anlamlı ilişkilerin var olduğu ayrıca örgütsel adalet ve örgütsel bağlılık arasındaki örgüt ikliminin kısmi aracılık etkisi tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim ve organizasyon, örgütsel adalet, örgütsel bağlılık, örgüt iklimi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Etik iklim ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki: Modern Ahiliğin rolü (Bayburt örneği)

    Oktay Yıldız

    Bu tez çalışmasının amacı, etik iklim ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişki, etik iklim ve modern ahilik arasındaki ilişki, modern ahilik ve örgütsel vatandaşlık arasındaki ilişki ve modern ahiliğin, etik iklim ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki aracılık etkisini belirlemektir. Tez çalışmasının teori bölümünde, etik iklim, örgütsel vatandaşlık davranışı ve modern ahilik kavramsal olarak açıklanmıştır. Alan yazında bu üç değişkenle ilgili yapılan ampirik çalışmalar incelenmiş ve bu doğrultuda araştırma modeli oluşturularak hipotezler geliştirilmiştir. Hipotezlerin analiz edilebilmesi amacıyla anket tekniğiyle Bayburt ilinde faaliyet gösteren esnaf ve sanatkarlık mesleği çalışanlarından 491 adet veri alınmış ve SPSS ve AMOS programları vasıtasıyla analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlarda, tüm değişkenlerin birbirlerini pozitif yönde etkilediği ve aralarında anlamlı ilişki bulunduğu, modern ahiliğin; etik iklim ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasında kısmi aracılık etkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bayburt ili katı atık tesisinin atık ısısını kullanarak bölgesel ısıtma modeli tasarımı ve analizi

    Yasin Çamkerten

    Bu çalışmada, Bayburt'ta bulunan Bayburt-Gümüşhane İlleri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (BAY-GÜ-KAB) bünyesinde kurulan Biyogaz Enerji Santralinin termoekonomik ve termodinamik analizleri yapılacaktır. Santralde çevre belediyelerden gelen katı atıklardan üretilen çöp gazı (LFG), gaz motorunda yakılarak elektrik enerjisi üretimi yapılmaktadır. Çöp gazının yakıldığı gaz motorunun ürettiği atık ısı kullanılarak, en yakın TOKİ konutlarının ısınma ve sıcak su ihtiyacını karşılayacak bir bölgesel ısıtma modeli tasarlanmış ve mevcut sisteme entegre edilerek toplam sistemin veriminin artırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca, tasarlanan bölgesel ısıtma modelinin termodinamik ve termoekonomik hesaplaması yapılacaktır. Santrale gelen katı atıklardan başlayarak, son nokta olan elektrik üretimine kadar olan iş akış diyagramları, şekiller ve görseller yardımıyla anlatılmıştır. Tesise gelen atık miktarı ve tesis üretim kapasitesi göz önünde bulundurularak, atık ısının kullanımıyla ilgili çalışmalar yapılmıştır. Tesisteki sisteme giren ve çıkan değerler, gerçek tesis verileri alınarak kullanılmış ve yapılan bütün hesaplamalar bu gerçek veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Santrale eklenmesi planlanan bölgesel ısıtma modeli tasarımı için, gerçek işletme verileri kullanılarak termodinamik ve termoekonomik analizler yapılmış, santralin mevcut veri bilgileri kullanılarak sürdürülebilir bir model tasarımı sunulmuştur. Tesisin elektrik üretim kısmındaki gaz motorunun atık ısısını kullanan bu tasarım, santrale en yakın toplu konutun ısınma ve sıcak su ihtiyacını karşılamak üzere modellenmiştir. Daha sonra tasarlanan modelin maksimum ısıtma ve sıcak su ihtiyacını karşılayacağı konut sayısı belirlenmiştir. BAY-GÜ-KAB santralinin enerji ve ekserji verimleri sırasıyla %42,71 ve %59,29 olarak bulunmuştur. Tasarlanan bölgesel ısıtma modelinin ise enerji ve ekserji verimleri sırasıyla %42,51 ve %38,17 olarak belirlenmiştir. Ayrıca ısıtılacak konut sayısı 529 olarak tespit edilmiştir. BAY-GÜ-KAB santraline tasarlanan bölgesel ısıtma modelinin eklenmesiyle, sistemin ekserji ve enerji verimleri sırasıyla %64,76 ve %62,32 olarak hesaplanmış ve bu değerlerde iyileşme sağlandığı görülmüştür. Tasarımı yapılan bölgesel ısıtma sistemine yapılacak yatırımın 2,65 yıl içinde kendini amorti edeceği sonucuna ulaşılmıştır. Tasarlanan bölgesel ısıtma sistemi, sürdürülebilir enerji kaynağı olarak sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kurtubî'nin el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'an Eserinde ibadetlere dair Ahkâm Âyetlerinin Yorumlanması

    Muhammet Enes Yakar

    Kur'ân-ı Kerim' de ibadet, ahlak ve muamelata dair birçok hüküm bulunmaktadır. İslâm'ı kabul edenler için bütün bu hükümler bağlayıcı ve yerine getirilmesi gereklidir. İlgili unsurların Kur'ân içerisinden tespit edilmesi ve bir kategoriye tâbi tutulması; muhatabın emirleri anlaması ve tatbik etmesi açısından son derece önemlidir. Çalışmamızda Kurtubî'nin el-Câmiʿ li-ahkâmi'l-Kurʾân adlı tefsirindeki ibadete dair açıklamalarını ve yorumlarını ele almaya çalıştık. Kurtubî'nin tefsiri ahkâm alanında yapılmış en önemli çalışmalardan biri olarak değerlendirilmektedir. İçerisinde kıraat alanından âyetlerin ahkâmına kadar detaylı bilgiler bulunmaktadır. Diğer taraftan ibâdet, Müslümanlar için son derece önemlidir. Kur'ân'da ibâdete dair birçok âyet bulunmakta, bu âyetlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi önem arzetmektedir. Çalışmamızda ibâdetin fıkhi boyutu yanında manevi yönünede temas etmeye çalıştık. Aktardığımız bilgiler gösteriyor ki ibadetlerin anlam, amaç ve ruhani boyutu zahiri boyutuna anlam katmakta ve ibadet edende vicdan ve duyarlılık oluşturmaktadır. Kurtubî ve tefsiri her yönüyle incelemeye tâbi tutulacak hususiyetler barındırmaktadır. Müfessir, ders aldığı hocalar, bıraktığı eserler değerlendirildiğinde Kurtubî fikirlerine önem verilmesi gereken âlimlerdendir. En tanınmış eseri diyebileceğimiz el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân adlı tefsiri de Kur'ân'ın hüküm yönünü ön plana çıkarması açısından dikkatleri üzerine çekmektedir. Saydığımız bu özelliklere bir de ibâdet hayatının Müslümanlar için önemi eklenince çalışmamızın ehemmiyeti anlaşılır hale gelecektir. Çalışmamızın belki de en önemli kısmı çok hacimli bir eser olan el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kurʾân adlı tefsirin ibâdete dair değerlendirmelerini bir araya getirmek olacaktır. Böylece hem konulara hem de konular hakkındaki değerlendirmelere ulaşma imkânı kolaylaşacaktır. Yaptığımız bu çalışmada Kurtubî'nin ibadet hayatıyla ilgili yorumlarını, değerlendirmelerini ele almaya çalıştık. Konular üzerindeki değerlendirmelerin doğru bir şekilde yapılabilmesi için yeri geldiğinde farklı görüş ve yorumlarla konuyu destekledik. Amacımız; Kur'ân'ın ibâdet hayatına dair emirlerini Kurtubî'nin bakış açısıyla anlamaya çalışmaktır. Bunun yanında şunu da belirtmemiz gerekir ki çalışmamız esnasında ele aldığımız konuların her biri başlı başına bir çalışma yapılabilecek alanlardır. İslâmın ilmi mirasının ne kadar geniş olduğunu gösteren bu durum, yeri geldiğinde Kurtubî'nin yorumlarıyla iktifa etmemizi mecburi kılmıştır. Tezimizi iki ana bölüme ayırdık. Birinci bölümde, ibadet kavramıyla ilgili genel bir değerlendirmede bulunduktan sonra bedeni ibâdetler hakkında Kurtubî'nin yorumlarını aktardık. İkinci bölümde ise Kurtubî'nin mali ibâdetler hakkındaki görüşlerini ele aldık. Çalışmamız literal tarama yöntemiyle yazılmıştır. Kurtubî'nin görüşlerinin esas alındığı tezimizde, müfessirin farklı görüşleri de zikretmesinden dolayı, yeri geldiğince görüşler hakkında yorumlarda bulunulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Hasan Paşa Niksârî'nin Şerhu Merâhi'l-Ervâh (el-Mifrâh) adlı eserinin edisyon kritiği (37-58. varaklar)

    Ahmet Özgür Yalçın

    Bu çalışmamızda Hasan Paşa Alaaddin Ali b. el-Esved b. Ömer en-Niksârî'nin "el-Mifrâh fi Şerhu Merâhi'l-Ervâh" isimli eserinin 37-58. varaklar arası edisyon kritiği yapılmıştır. İslâm tarihi boyunca, Kur'an dilinin Arapça olması birçok Müslüman'ın ilgisini Arap Dili'ne çekmiş olup Sarf, Nahiv gibi ilimlere ait çok sayıda eser te'lîf edilmiştir. Sarf alanında yazılmış olan bu eserlerden birisi de Merâhu'l Ervâh isimli eserdir. Müslümanlar arasında, özellikle medreselerde revaç bulmuş olmasıyla, bu önemli eser hakkında ilmî zenginlik adına birçok şerh ve hâşiyeler yazılarak farklı açılardan tanıtılmıştır. Bu şerhlerden biri de, Osmanlı döneminde yaşamış olup ilim tahsilini İznik'te alan Hasan Paşa'nın yazdığı "El-Mifrâh fi Şerhu Merâhi'l Ervâh" adlı eserdir. Bu çalışmamızın amacı, asırlar boyu okutulan, üzerine çalışmalar yapılan Merâhu'l-ervâh üzerine, Hasan Paşa tarafından yazılmış olan "El-Mifrâh fi Şerhu Merâhi'l Ervâh" adlı şerhini tahkîk ederek istifâdenize sunmaktır. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müelliflerin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; ilgili yazmanın tahkîk çalışmasında esas kabul edilen nüshaları tanıtılmış, edisyon kritik çalışmasında takip edilen yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde ise eserin tahkîkli neşri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hasan Paşa b. Niksârî, Şerhu Merâhu'l Ervâh, Sarf, Arapça.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Anadolu merinosu kuzu rasyonlarına farklı oranlarda ilave edilen graviola yağ ekstresinin besi performansı ve adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak ile mitokondriyal fonksiyon yanıtının sirkadiyen değişimi üzerine etkisi

    Gökşad Cemil Kotan

    Sirkadiyen ritim, 24 saatlik bir döngü boyunca fizyolojik süreçleri içeren organizmanın yaşadığı fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişikliklerdir. Sirkadiyen ritim, enerji metabolizması, uyku-uyanıklık döngüsü, vücut sıcaklığının düzenlenmesi gibi birçok fizyolojik süreçler ile fizyolojik sistemlerin düzenlenmesinde anahtar rol oynamaktadır. Sirkadiyen ritim, yaşamın her aşamasında mevcut olup hayvanların endokrin sistemi, sindirim sistemindeki fizyolojik rolü ve büyüme performansı ile yakından ilişkili olması nedeniyle hayvanların sağlıklı büyümesi ve gelişimi için kritik öneme sahiptir. Işık döngüsündeki değişiklikler, yetersiz aydınlatma, yem ve su kısıtlaması, yüksek sıcaklık, hastalıklar gibi stres faktörleri sirkadiyen ritim bozukluğuna yol açan başlıca etmenlerdir. Sirkadiyen ritim bozukluğu, kuzuların büyüme ve gelişiminde yavaşlama, iştah metabolizmasını etkileyerek yem tüketiminde azalma, üreme performansında düşüş, davranış bozukluklarına (aşırı hareketlilik) ve immun sistemde zayıflama neticesinde hastalıklara yol açabilmektedir. Tıbbi ve aromatik bitkiler, endokrin sistem üzerinden hormon salınımı ile sirkadiyen ritim üzerinde düzenleyici etkiye sahiptirler. Mucizevi besin olarak atfedilen Graviola (Annona muricata L.), antioksidan, antimikrobiyal ve antienflamatuvar, antihelmintik, antipiretik, sedatif, antispazmodik etkileriyle geleneksel tamamlayıcı tıp alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Anadolu Merinosu kuzu rasyonlarına farklı oranlarda ilave edilen graviola yağ ekstresinin besi performansı ve adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak ile mitokondriyal fonksiyon yanıtının sirkadiyen değişimi üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu kapsamda çalışmanın hayvan materyalini 2.5 aylık yaşta 48 adet Anadolu Merinosu ırkı erkek kuzu oluşturmaktadır. Çalışma her grupta 12 adet hayvan olacak şekilde 1 kontrol (G0), 3 kuzu besi denemesi (G200, G400 ve G600) olmak üzere 4 gruptan oluşmaktadır. Çalışmanın grupları ise kuzu besi rasyonlarına graviola yağ ekstresi ilavesine göre sırasıyla G0 (kontrol, graviola yağ ekstresi uygulanmayan grup), G200 (200 ppm oranında ilave edilen grup), G400 (400 ppm oranında ilave edilen grup) ve G600 (600 ppm oranında ilave edilen grup) şeklinde oluşturulmuştur. Çalışma 2023 yılı Mart-Mayıs ayları arasında, 10 gün süreyle adaptasyon ve VI 60 gün süre ile besi denemesi olmak üzere toplamda 70 gün sürmüştür. Araştırma süresince doğal fotoperiyot altında, gece muayenesini kolaylaştırmak için 2 lüksten daha az şiddetli loş ışık sürekli olarak açık kalmıştır. Besi performansı üzerine Graviola yağı ekstresi etkisini incelediğimizde dönemsel olarak farklılıklar olsa da, 0-60 günlerde yem tüketimi üzerine etkisinin olmadığı (p>0,005) kontrol grubuna kıyasla canlı ağırlık artışı (CAA) üzerine etkisinin olmadığı ancak canlı ağırlık (CA) G400 ppm, yemden yararlanma oranı (YYO) üzerine ise G200 ppm dozunun etkili olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak G400 dozu 60. günde graviola yağ ekstresi uygulamasının güvenli olmasının yanı sıra sirkadiyen ritim düzenleyicisi protein BMAL1 ve melatonin hormonu ile vücut kondüsyon skoru (VKS) düzenleyici rolü irisin hormonu düzeyleri üzerinde etkili olduğu, en yüksek canlı ağırlık düzeyi üzerinde etkili ve faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır. Sirkadiyen değişimi incelemek amacıyla araştırmanın 0., 15., 30., 45. ve 60. günlerinde 07:00, 13:00, 19:00, 01:00, 07:00 zaman dilimlerinde kuzuların vena jugularis'inden kan serum örnekleri alındı. Alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde apelin, irisin, visfatin, melatonin, Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), Beyin ve kas ARNT-benzeri protein 1 (BMAL1), Beyin Mitokondriyal Taşıyıcı Protein-1 (BMCP1), Mitokondriyal-türevli peptid (MOTSc), Kardiyak troponin I (cTnI), Glukagon-Benzeri Peptid-1 (GLP-1), Glukagon-Benzeri Peptid-2 (GLP-2) düzeyleri ELİSA yöntemiyle incelendi. Serum örnekleri, analiz gerçekleşinceye kadar -80 C°'de saklandı. Çalışmaya ait veriler IBM SPSS 22 Statistics programında verilerin normal dağılımı kontrol edilerek ortalama ve standart hata olarak belirtilmiştir. Elde edilen veriler general lineral model multivariate (apelin, irisin, visfatin, melatonin, BDNF, BMAL1, BMCP1, MOTS-c, cTnI, GLP-1, GLP-2) analizi yapılmıştır. Ortalamalar arasındaki farkları karşılaştırmak için Duncan'ın çoklu karşılaştırma testi uygulanarak istatistik önemlilik değeri p değeri <0,05 anlamlı olarak kabul edildi. Deneme çalışma BMAL1 (saat: 13:00), BMCP1, GLP1, GLP2, irisin, MOTS-c, visfatin, melatonin (saat 01:00) değerleri üzerine incelendiğinde G400 katkı dozunda saat 19:00'da 60 günde etkili olurken, apelin (saat 19:00), cTnI (saat 13:00 ve 07:00'de) G600 dozunda saat 13:00'de 60 günde en iyi sonuçlar elde edilmiştir. BDNF üzerine G200 dozunda saat 19:00 ile 13:00'de 60 günde elde edilirken, canlı ağırlık üzerine G400 dozunda ve canlı ağırlık artışı linear olarak artış göstererek 60. günde en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca, apelin hormon düzeyinin ölçülmesi, glukoz, insülin ve enerji metabolizmasındaki rolü nedeniyle beslenmenin etkisi; irisin, VKS düzenleyici rolü nedeniyle beslenmeye bağlı canlı ağırlık ve VKS'nin değerlendirilmesi, melatonin, sirkadiyen ritim düzenleyici hormon olması nedeniyle sirkadiyen, BDNF, serebral yanıtın incelenmesi, MOTSc ve BMCP1, mitokondriyal fonksiyon değerlendirilmesinde, cTnI, kuzularda miyokardiyal hasarın belirlenmesinde kardiyak yanıtın değerlendirilmesi, GLP-1 ve GLP-2'nin bağırsak yanıtının incelenerek gastrointestinal sistemin değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Ancak, bu alanda daha kapsamlı ve moleküler düzeyde araştırmaların yapılmasının gerekli olduğu, sirkadiyen ritim düzenleyicisi BMAL1'in sirkadiyen ritim süreçlerinin değerlendirilerek beslenme programlarının oluşturulması, etkinliğin incelenmesinde ve besi performans yönetimi süreçlerinde katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Imam Maturidi and his wiev on philosophical movements

    Sedat Bulut

    Abū Mansūr Muhammad b. Muhammad b. Mahmud, better known as Imam Maturīdī, was an Islamic scholar born in Samarkand. Although little is known about his life, Imam Maturīdī's works and ideas have left a deep mark on Islamic thought. Considered as the founder of the Maturidīdī school, Imam Maturīdī focused especially on the sciences of theology and jurisprudence, and developed a methodology that combines reason and nakli. Imam Maturīdī's "Kitab al-Tawhid" and "Ta'wīl al-Qur'an" are known for their depth and methodological approach in Islamic sciences. These works deal with the issues in the science of theology and theology with rational and transplanted evidence and bring a new perspective to Islamic thought. Imam Maturīdī also made significant contributions to Islamic law and the sciences of tafsir, and left a great impact on Islamic scholars of his time and later. Maturīdī's ideas are especially important in his treatment of the relationship between reason and revelation. Instead of seeing reason and revelation as a source of conflict, he argued that the two could complement each other in understanding the Islamic faith. This approach inspired later Islamic thinkers and Imam Maturīdī's thoughts played a central role in shaping Islamic thought. He criticized the Dehriye, who defended the eternity of the universe, denied creation from nothing and explained the universe only by natural causes, the Sümeniye, who claimed that the Earth was in a constant decline and shared the views of the Dehris on the eternal formation of objects, and the Seneviye, who claimed that the universe consisted of two basic beings, one light and the other darkness, and who accepted the concept of two Gods, claiming that goodness came from light and all kinds of evil came from darkness, and proved the universe, the creator and the purpose of creation from his own theological perspective with traditional and rational evidence.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Nöroteoloji bağlamında Kur'an okumanın serebral (creb) ve kortizol yanıtı üzerine etkisinin incelenmesi

    Süheyb Okur

    İnancın ve ibadetlerin insanlar üzerindeki etkileri konusunda pek çok araştırma yapılmıştır. Son yıllarda bu araştırmalar sadece teolojik alanla sınırlı kalmamış, çeşitli bilim dalları tarafından da sürdürülmüştür. Bu bilim dallarından biri de "Nöroteoloji" dir. Mevcut bilimsel gelişmeleri dini tecrübeyi anlamak için kullanan nöroteoloji hem nöroloji hem de teolojinin verilerinin kullanıldığı bir alt alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Nöroteoloji çalışmaları temelde beynin bazı bölgelerinin doğrudan Tanrı deneyimi veya dini ve manevi deneyimden sorumlu olduğu temel hipotezinden hareket etmekte ve genel olarak inanç ile beyin arasında bir ilişki olup olmadığını incelemektedir. Bu noktada Kur'an okumanın beyindeki Creb ve Kortizol yanıtına etkisini incelemeye yönelik yapacağımız doktora çalışmamız nöroteolijik açıdan önem arz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Faik Baysal'ın Romanlarında sosyal adaletsizlik

    Oğuzhan Pekmezci

    Faik Baysal, Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatında toplumcu gerçekçi çizgide eserler verir, romanları ve öyküleri ile ön plana çıkar. 1944-2002 yılları arasında yayımlamış olduğu romanlarla toplumcu gerçekçi eser veren romancılar arasında kendine yer edinir. 1944 yılında yayımlamış olduğu ilk romanı ile köy ve köy gerçeklerini anlatan Baysal, daha sonra I. ve II. Dünya Savaşı'nın toplum üzerindeki olumsuz etkilerini inceler. Akabinde kişilerin şehir ortamındaki mücadelesini kaleme alır. 1944 yılında ilk romanı olan Sarduvan ve sonrasında yazmış olduğu beş romanı ile birlikte dönemin ağa-köylü, zengin-fakir, ezen-ezilen gibi sınıflar arasındaki çatışmaları inceler ve toplumun aksayan yanlarını romanlarına konu edinir. Yer yer köy ve köy sorunsalına, kent yaşamındaki bireyin yalnızlığına, savaş ortamının getirmiş olduğu olumsuz yaşam şartlarına değinir ve genel ölçekte bu sorunların hepsini sosyal adaletsizlik gerçeği ile ilişkilendirir. Bu araştırmada, Faik Baysal'ın romanlarında ezen-ezilen, zengin-fakir, ağa-köylü çatışmaları sosyal adaletsizlik ekseninde incelenmiştir. Özellikle Baysal'ın altı romanı üzerinden yola çıkılarak tipler ve karaterler üzerinden adaletsiz düzen anlatılmaya çalışılmıştır. Ardından toplumcu gerçekçilik ve köy enstitüleri üzerinde durulmuş, dönemin sosyo/kültürel yapısı da ele alınmıştır. Çalışmamızda Baysal'ın romanlarındaki sosyal adaletsizlik gerçeği birey/toplum çerçevesinde incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Diriliş Dergisi (İnceleme, tahlili fihrist, seçme yazılar)

    Yasemin Akgün

    Hazırlanan tezin amacı Türk edebiyatında önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirebileceğimiz Diriliş dergisinin Türk Edebiyatı içindeki yerini ve önemini ortaya koymaktır. Diriliş ekolünün hangi yazarlar ve düşüncelerden beslendiğini de Diriliş dergisi incelenerek meydana çıkarılacaktır. Dergi içeriğinin fihristi olarak dökümü yapılarak bu alanda yapılan araştırmalara ışık tutabilmek amaçlanmıştır.Derginin yayın serüveni, biçimsel özellikleri ve yazar kadrosu edebiyat sosyolojisinden de yararlanılarak incelenecektir. İncelenen metinlerin kronolojik, yazar ve tür tasnifi ile künye dökümü yapılacaktır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Derviş Zaim sinemasında şamanın yolculuğu

    Fatih Köksal

    Derviş Zaim, 1990'lı yıllarda ana akım Türk sinemasına alternatif olarak beliren sanat sinemasının, yaygın adıyla "Bağımsız Sinema"nın temsilcilerindendir. Derviş Zaim sineması, "Bağımsız Sinema"nın genel niteliklerini taşımakla birlikte özgün bir sinema estetiği arayışıyla kültürel kodlardan ve geleneksel anlatı formlarından hem biçimsel hem de içeriksel anlamda beslenme bilinci ile çağdaşlarından ayrışmaktadır. Bu yönelimini otantik temsil ve yüzleşme kavramları ile açıklayan yönetmenin hem etik hem estetik anlamda bir iyileştirme idealinin peşinde olduğu söylenebilir. Dolayısıyla Derviş Zaim'in ele aldığı kültürel, toplumsal, politik, ekolojik sorunlara bağlı olarak filmografisinde yaygın bir tema şeklinde beliren hastalıklar, adeta mitik bir yolculuğun sonunda hakikatle yüzleşme ile ulaşılacak bir erginlenmeyle ve tedavi ritüeliyle iyileşmektedir. Filmlerindeki kahramanların arayış süreci ve bu süreci destekleyen mitsel motiflerin eski Türk dini ve şamanın yolculuğu ile ilgili oluşuna dair tespitlerimiz, bu tezde Derviş Zaim'in kurmaca filmlerine yönelik mitolojik bir içerik analizi yapmamızın sebebini oluşturmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-Müctehid adlı eserinin namaz kitabında yer alan hadislerin Muhtelifü'l-hadis açısından değerlendirilmesi

    Kadir Etik

    Bu çalışmada, İbn Rüşd'ün Bidâyetü'l-müctehid ve nihâyetü'l-müktesid isimli eserinin Namaz Bölümünde bulunan bazı hadisler, hem Muhtelifü'l-hadis açısından hem de fukahanın rivâyetlere farklı bakış açıları cihetinden incelenmiştir. Bu meyanda 5 vakit namaz ile ilgili birbirinden farklı bazı meseleler ele alınmıştır. İbn Rüşd'ün bahsi geçen konularla alakalı birbirine zıt manadaki rivâyetlere ve bu rivâyetlerle alakalı verdiği bilgiler değerlendirilmiştir. Rivâyetler incelenirken, başta temel hadis kaynakları, hadis şerh eserleri ve mezheplerin müdellel fıkıh eserleri kaynak olarak kullanılmıştır. Tez çalışmamızda nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Gerek muhtelifü'l-hadis kapsamına giren hadisler gerekse fukahanın ihtilâfına sebeb olan rivâyetler tespit edilmiştir. Sonrasında ise konu ile ilgili hadisler, dökümantasyon usulüyle inceleme altına alınmıştır. Elde ettiğimiz bilgiler analiz yöntemiyle değerlendirilerek bazı kanılara varılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Bidâyetü'l-müctehid, İbn Rüşd, muhtelifü'l-hadis, namaz, teâruz.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Gümüşhane ili organik bal üreticilerinin stratejik analizi

    Neslihan Sevindik

    Yüzyıllar geçmesine rağmen insanların temel besin kaynaklarından olan bal; önemi her geçen gün daha fazla anlaşılan ürünlerin başında gelmektedir. Türkiye'de özellikle kırsal kesimde yaşayan insanların arıcılıkla uğraşları geleneksel yöntemlerden başlayarak günümüz modern üretim yöntemlerine kadar gelişim göstermiştir. Ancak arıcılık ürünlerindeki kalıntı problemleri, tüketicilerin sağlıklı beslenme talepleri, çevresel etkiler vb. durumlar son dönemde üreticileri organik yöntemlerle üretime itmiştir. Türkiye'de kirlenmemiş bakir bölgelerin başında gelen Gümüşhane; mevcut coğrafi yapısı, iklim ve bitki örtüsü ile organik bal üretimi için gerekli şartları taşımaktadır. Bölgede sanayileşmenin az olması ve tarım alanlarının sınırlılığı ise organik bal üretimini destekleyici diğer faktörlerdendir. Bölgenin sosyo ekonomik yapısına bakıldığında istihdam alanlarının yetersizliği ve sınırlı tarım arazileri organik bal üretimini bölge için stratejik bir öneme taşımaktadır. Bilindiği gibi strateji belirlenen hedeflere ulaşmak için izlenecek yollar ve yapılacak hamlelerdir. Stratejik yönetim örgüt ve ya işletmelerin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek için stratejik düşünmeyi, analiz etmeyi ve harekete geçmeyi ifade etmektedir. SWOT analizi ise en sık kullanılan stratejik analiz yöntemlerindendir. Bu yöntemle işletmeler bünyelerinde ki güçlü ve zayıf yönlerini ayrıca piyasa ya da pazardaki fırsat ve tehditleri belirleyip kendilerine uygun stratejiler oluşturabilirler. Dolayısıyla bu çalışmada organik bal üretimi ve üreticileri literatür taraması yapılarak araştırılmış, daha sonra çalışma alanında faaliyet gösteren 26 organik bal üreticisi ile görüşmeler yapılarak Gümüşhane İli Organik Bal Üreticilerinin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri SWOT analizi tekniği ile tespit edilmiştir. Daha sonra mevcut veriler uzman görüşüne tabi tutularak SWARA yöntemi ile bölgeye uygun arı ırkı kullanılması, bölgenin sanayileşme ve nüfüs yoğunluğunun azlığından istifade edilerek üretimin geliştirlerek arttırılması, üreticilerin toplu hareket ederek pazarlama maliyetlerini azaltmak ve yerel halka organic beslenme kültürünü yerleştirmek gibi 4 temel strateji belirlenmitir böylellikle Gümüşhane'nin ekonomik ve sosyal yapısına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Organik bal üretimi, stratejik analiz, SWOT analizi, Gümüşhane

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Erzincan koşullarında bazı şeker pancarı (beta vulgaris l.) çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

    İkram Bağcı

    Şeker pancarından elde edilen şeker veriminin artırılması üretimin ana unsurlarından birisidir. Şeker pancarında kök-gövde verimi ve şeker oranının yüksek olması şeker veriminin de yüksek olması demektir. Bu araştırma, bazı şeker pancarı çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerini belirlemek amacıyla 2022 yılında Erzincan ili Üzümlü ilçesine bağlı Pişkidağ Köyünde ''Tesasüf Blokları Deneme Deseni''ne göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Araştırmada 10 farklı şeker pancarı çeşidi (Serenada, Lider, Mohican, Terranova, Aranka, Turbata, Bernache, Setenil, Tisserin ve Chevalier) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre en yüksek yaprak verimi Mohican (3284,0 kg) ve Serenada (3251,9 kg), en yüksek kök-gövde verimi Serenada (10824,0 kg), en yüksek kök-gövde uzunluğu Serenada (31,13 cm), Lider (30,60 cm) ve Mohican (30,20 cm), en yüksek kök-gövde çapı Aranka (15,47 cm), Chevalier (15,40 cm) ve Serenada (15,07 cm), en yüksek yaprak sayısı Mohican (46,60 adet); en yüksek hasat indeksi Lider (%85,33); en yüksek kül yüzdesi Aranka (%3,91); en yüksek briks değeri Tisserin ve Chevalier (%20,47); en yüksek Digestion değeri Chevalier (%16,28); en düşük alfa amino azot oranı Terranova ve Lider (%0,029); en yüksek şeker verimi Serenada (1883,9 kg) ve Chevalier (1920,2 kg); en yüksek polar oranı Chevalier (%18,12), Lider (%17,93), Bernache (%17,72) ve Tisserin (%17,59) şeker pancarı çeşitlerinden elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bu sonuçların neticesinde kök-gövde ve şeker verimi bakımından en yüksek değere sahip olan NZ şeker pancarı tipi, Erzincan ili ve benzer iklim koşullarını sağlayan bölgelerde yetiştirilmesi önerilebilir

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Helal gıda standartlarının İslam hukuku açısından değerlendirilmesi

    Taha Alperen Haçkalı

    İnsanın en temel haklarından biri, inancının gerekliliklerine uygun bir yaşam sürme hakkıdır. Müslümanlar da özellikle modern yaşamın giderek karmaşık bir hale gelmesiyle birlikte helal beslenme ihtiyaçlarını daha güvenilir şekilde karşılamak amacıyla bir helal belgelendirme sistemi oluşturmuştur. Helal belgelerinin esas aldığı kurallar bütünü ise helal standartlardır. Helal standartlar, farklı uzmanlık alanından kişilerin bulunduğu teknik komiteler tarafından oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, dünyada öne çıkan helal gıda standartlarından; İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde hazırlanan ve Türk Standardları Enstitüsünün helal belgelendirmede (TS OIC/SMIIC 1:2019 adıyla) referans aldığı Helal Gıda İçin Genel Gereklilikler (OIC/SMIIC 1:2019) standardı, Malezya'nın resmi olarak yayımladığı Helal Gıda- Genel Gereklilikler (MS 1500:2019) ile Helal Et ve Kümes Hayvanları Üretimi için Malezya Protokolü, Singapur'un resmi olarak yayımladığı Helal Sisteminin Geliştirilmesi, Uygulanması ve Yönetimi için Genel Kılavuz (MUIS-HC-S002) ile Helal Gıdaların İşlenmesi ve Elleçlenmesine Yönelik Genel Kurallar (MUIS-HC-S001) ve Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi Standardizasyon Örgütü tarafından yayımlanan, Helal Gıda - Bölüm 1: Genel Gereklilikler (GSO 2055-1:2015) ile İslami Kurallara Göre Hayvan Kesim Gereklilikleri (GSO 993:2015) standartları İslam hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir. Genel olarak helal gıda standartları ve İslam hukuku birlikte ortaya koyulmaya çalışılarak helal gıda standartları ile fıkıh ilişkisinin daha net anlaşılması sağlanmıştır. Helal gıda standartlarının; helal, haram hayvanlar, bayıltma yöntemleri, hayvan kesimi gibi temel konularda belirlemiş olduğu kurallar, Hanefî, Şafiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin bu konulardaki görüşleri kapsamında ele alınmıştır. İzlenilen bu yöntem sonucunda hem standartların benzer ve farklı yönleri hem de standartlarda belirlenmiş olan gerekliliklerin fıkhî karşılıkları ortaya konulmuştur.

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Hadîs ve belâgat ilişkisi

    Necip Sefa Demir

    İslâmî ilimlerin en önemlilerinden sayılan hadîs ililmlerinin belâgat ilimleri ile ilişkisinin tespiti ve belâgatın, hadîslerin anlaşılmasındaki rolü ve etkisinin ortaya konması son derece mühimdir. Bu gaye ile giriş ve üç bölümden oluşan bu çalışmanın girişinde genel bilgiler ve kavramlar ile bu ilişki tanıtıldıktan sonra ilk bölümünde hadîs ilimlerinin belâgat ilimleriyle ilişkisi ve bunların etkileşimi çeşitli yönlerden ele alınarak örneklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise meânî, beyân ve bedî' ilimlerinden oluşan belâgat ilimlerinin hem genel olarak tanıtılması hem de hadîslerdeki tezâhürü ve onların doğru anlaşılmasına etkileri örneklerle belirtilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda Resûlullah'ın (s.a.s.) kullandığı tespit edilen edebî/belâgî sanatlar müstakil bir bölüm olarak sunulmuştur. Üçüncü bölümde ise ilk bakışta anlaşılması müşkül olan ancak belâgat ilimleri sayesinde Kur'ân ve Sünnet ile teâruz etmeyecek şekilde doğru bir anlama kavuşturulan hadîsler ele alınarak açıklanmaya ve belâgat ilimlerinin, hadîslerin doğru anlaşılmasındaki rolünün ortaya konulmasına çalışılmıştır. Neticede bu iki esas ana ilmin birbirleriyle girift bir ilişki içinde olup bağımsız düşünülemeyeceği ve çoğu belîğ/vecîz olarak günümüze ulaşan hadîslerin de belâgat bilgisi ve bakışı olmadan doğru anlaşılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.