Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Tıp Fakültesi Öğrencilerinde Sınav Kaygısının Fizyolojik Belirtilerini Azaltmada Ardıç ve Kekik Uçucu Yağlarının Etkinliği
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Bozok, Ümmü Gülşen; Ozcan, Gulbahar Boyuk
Tıp öğrencileri, bilişsel ve akademik performansı olumsuz etkileyen sınav kaygısıyla mücadele etmektedir. Aromaterapi, farmakolojik tedavilere alternatif olarak popüler hale gelmektedir. Bu çalışma, ardıç ve kekik esansiyel yağlarının lisans öğrencilerinin sınav kaygısını psikofizyolojik olarak nasıl etkilediğini incelemektedir. Sınavlara giren öğrencilerde ardıç ve kekik aroması inhalasyonu asprosin, siklik guanozin monofosfat yanıt elementi bağlayıcı protein (CREB), kortizol ve sınav kaygısı üzerinde test edilmiştir. Yöntem: Tıp Fakültesi'nden 18-25 yaş arası 80 sağlıklı öğrencinin rastgele bir örneği, final sınavları sırasında toplanmıştır. Katılımcılar kendi kontrolleriydi ve aromaterapiden önce ve sonra tükürük alındı. Tükürük örnekleri ELISA kullanılarak Asprosin, CREB ve kortizol için test edildi. Kalp hızı, oksijen satürasyonu, sistolik basınç, diyastolik basınç ve vücut sıcaklığı aroma inhalasyonundan önce ve sonra izlenmiştir. Bulgular: Bu çalışmanın bulgularına göre, ardıç ve kekik aromaterapisinin tükürük ortalama Asprosin, CREB ve kortizol hormon düzeylerini artırmada etkili olduğu, en anlamlı düşüşün ise ardıç aromaterapisi alan gruplarda olduğu tespit edildi (p<0.001). Ardıç aromaterapi uygulaması Sistolik Kan Basıncı (SKB) ve Diyastolik Kan Basıncı (DKB)'yi etkilemiş (p<0.05) ancak Kalp Atım Hızı (KAH), Periferik Kapiller Oksijen Satürasyonu (SPO2) veya sıcaklığı etkilememiştir (p>0.05). Kekik aromaterapisi SBP, DBP, HR, SPO2 veya sıcaklığı etkilememiştir (p>0.05). Sonuç: Hafıza ve duyguları kontrol eden limbik sistem koku ile bağlantılıdır. Çalışmamız, koku inhalasyonunun sınav sırasında üniversite öğrencilerinde Asprosin, CREB, kortizol ve diğer fizyolojik göstergeleri etkilediğine dair özgün kanıtlar ortaya koymuştur ve sınav kaygısının giderilmesinde destekleyici bulgular sunmaktadır.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Covid-19 Pandemisi Sonrası Spor Bilimleri Fakültesi Akademisyenlerinin Siberkondria Düzeyleri ve İnfodemide Davranışları Beslenme Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Pilot Çalışma
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan
Bu çalışma Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde görev yapan 23 Akademik personel ile yapılmıştır. Tüm katılımcılara demografik özelliklerinin ve beslenme durumlarının ve besin tercihlerinin belirlenmesine yönelik bir anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Siberkondri Şiddet Ölçeği-Kısa Formu, İnfodemi (Dijital Ortamda Sağlık Bilgisi Edinme ve Teyit) Ölçeği ve Besin Tüketim Sıklığı formu kullanılmıştır. Çalışmada, ölçeklerin alt faktörlerinden aşırılık ile Web 1.0 ve Sağlık Bilgisi edinme arasında ve alt faktörlerden güvence ile Web 2.0 ve Dijital sağlık bilgisi edinme arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların aşırılık düzeyi yani sağlıklarıyla ilgili araştırmalarının artan ve tekrar eden yapısı arttıkça, sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Aynı zamanda katılımcıların profesyonel tıbbi tavsiye almaya yönlendiren araştırmalar (güvence düzeyi) arttıkça, dijital sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de artması üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Covid-19 pandemisi sonrası siberkondri ve infodemi davranışlarındaki artış, bireylerin beslenme durumları ile doğru besine yönelmesi konusunda diyetisyenlerin önemi ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Mevcut sonuçlarımızın bu alanda gerçekleştirilecek çalışmalar ve araştırmacılar için önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Üniversite Öğrencilerinde Hedonik Açlık Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkisinin İncelenmesi
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Çelikel, Seda; Çakır, Yıldız
Hedonik açlık, enerji açığı olmadığında zevk almak için yemek yeme dürtüsüdür. Bu çalışma üniversite öğrencilerinde hedonik açlık durumları ile bazı değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Bayburt Üniversitesi’nin farklı bölümlerinde öğrenim gören 18-25 yaş arası 279 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyodemografik bilgilerini sorgulayan bir anket ile besin gücü ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 26 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız örneklem t testi, One-Way ANOVA testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin yaş ortalaması 21,44±3,08, boy uzunluğu (cm) ortalaması 169,31±8,67, ağırlık (kg) ortalaması 64,77±12,58 idi. Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) puan ortalamaları 3,19±0,66, BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları 2,81±0,85, BGÖ- Besin Mevcudiyeti alt boyut puan ortalamaları 3,35±0,82, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları 3,53±0,75 olarak belirlenmiştir. BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,01). BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları kadın öğrencilerde yüksek iken, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları erkek öğrencilerde yüksek olduğu belirlenmiştir. BGÖ- Besin Mevcudiyeti ve BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,01). Sınıf düzeyi değişkeni bakımından yapılan posthoc analizi sonucunda her iki alt boyut puan ortalamalarının 2. sınıf öğrencilerinin 3. sınıf öğrencilerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak obezitenin önlenmesi ve tedavi stratejilerinde hedonik açlıkla ilişkili faktörlerin belirlenerek birey açısından doğru beslenme programlarının oluşturulması yönündeki bilişsel davranışçı terapiler geliştirilmesi ve beslenme programları üzerine gerçekleştirilecek araştırmalar için katkı sağlayacağı ve faydalı olacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Sınav Döneminde Üniversite Öğrencilerinin Tükürük Kortizol Düzeyleri İle Beslenme, Sigara İçme, Fiziksel Aktivite Durumlarının Belirlenmesi
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar Boyuk
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sınav döneminde üniversite öğrencilerinin tükürük kortizol düzeyleri ıle beslenme, sigara ıçme fiziksel aktivite durumlarının belirlenmesidir. Yöntem: Bu çalışma Bayburt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde 2023-2024 final sınav döneminde yürütülmüştür. Bir anket ile katılımcıların demografik özellikleri, beslenme ve fiziksel aktivite davranışları belirlenirken, antropometrik ölçümler alınmış ve beslenme durumları değerlendirilmiştir. Final sınavından önce ve sonra alınan tükürük örneklerinde kortizol hormonu seviyeleri ELISA ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma, klinik olarak herhangi bir sağlık problemi bulunmayan 18-25 yaş aralığındaki toplam 120 gönüllü öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada, öğrencilerin sınav öncesi ve sonrası tükürük kortizol düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Kortizol düzeyleri erkek öğrencilerde (n=60) kız öğrencilerden (n=60) daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Sigara içenlerin kortizol düzeyleri içmeyenlere göre yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sınav kaygısı kız öğrencilerde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sınav döneminde fiziksel aktivite, beslenme davranışları veya besin tercihleri açısından anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir (p>0.05). Sonuç: Öğrencilerin için önemli stress etmenlerinden birisi olan sınav dönemidir. Bu dönemde beslenme, fiziksel aktivite ve sigara kullanımı üzerindeki etkilerinin incelenmesi önemlidir. Kortizol seviyeleri bu tür çalışmalar için önemli bir belirteçtir ve stres önleme stratejilerinin etkinliğinin değerlendirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Investigation of the relationship between orthorexic tendencies and some anthropometric measurements and variables in university students
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Bülbül, Ali Savaş; Bozok, Ümmü Gülşen; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar Boyuk; Turan, Merve
Orthorexia nervosa (ON) is a type of eating disorder marked by an excessive preoccupation with eating healthily to preserve and promote health, which surpasses normal levels of concern. This study aims to investigate the correlation between orthorexic tendencies, anthropometric measurements, and several other characteristics among university students. A cross-sectional study was done with a sample size of 307 university students from various departments, consisting of 228 females and 79 males. The data-gathering process consisted of administering a demographic information form and the ORTO-11 questionnaire. Anthropometric measurements, such as weight, height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference, were measured. In addition, Body Mass Index (BMI) was calculated. The TANITA BC-418 equipment was used to measure the weight of the participants, while a flexible tape measure was used to measure their height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference. The BMI was calculated by the individual's weight (in kilograms) by the square of their height (in meters). The data analysis encompassed the utilization of descriptive statistics, t-tests, variance analysis, and Pearson correlation analysis. A score of 25 or lower on the ORTO-11 scale was categorized as orthorexic, whereas a score higher than 25 was deemed normal. The average age and orthorexia scores of the subjects were 20.81±1.86 and 27.76±4.42 for females, and 21.38±4.14 and 28.11±4.37 for males, respectively. It was determined that 29.3% of the participants were found to display orthorexic tendencies, while the remaining 70.7% did not. There were no statistically significant variations in age, hip circumference, and orthorexia scores across genders (p>0.05). No statistically significant relationship was found between the total orthorexia scores and BMIs of the individuals (r=-.051, p>0.05). ON is associated with psychological and social complications, which in turn contribute to the development of disordered eating patterns. The results of this study indicate that determining the frequency of orthorexic tendencies among university students may contribute to the development of strategies for its prevention.
AtıfOpenAlex1
İncele

