Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Doktora TeziAçık Erişim2024
    Dijital metin yazarlığının iki dilli ortaokul öğrencilerinin çevrim içi yazma becerilerine ve yazmaya ilişkin duyuşsal özelliklerine etkisi: Gürcistan örneği

    Aydın Önal

    Araştırmada, dijital metin yazarlığının iki dilli ortaokul (Gürcistan örneği) öğrencilerinin çevrim içi yazma becerilerine ve yazmaya ilişkin duyuşsal özelliklerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemlerinden açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde ön test ve son test eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desen; nitel bölümünde olgubilim (fenomenoloji) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Gürcistan'daki bir Türk okulunun 8. sınıfında öğrenim gören iki dilli 32 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma, 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Uygulama süreci, 20 haftada tamamlanacak biçimde, ön ve son test dahil toplam 48 ders saati boyunca hem yüz yüze hem de çevrim içi ortamlarda yapılmıştır. Uygulama süreci, Yazarlık ve Yazma Becerileri seçmeli dersinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Dijital Metinleri Değerlendirme Ölçeği", "Elektronik Yazma Alışkanlığı Ölçeği" ve "İki Dilliler İçin Hızlı ve Kademeli Baskın Dil Ölçeği", "Yazma Kaygısı Ölçeği", Yazma Tutum Ölçeği", Yazma Motivasyonu Ölçeği ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılarak toplanmıştır. Nicel verilerin analizi sonucunda, dijital metin yazarlığı öğretimi deney grubu öğrencilerinin çevrim içi yazma başarısını artırdığı görülmüştür. Ayrıca yazma kaygısını düşürdüğü ve yazma motivasyonunu artırdığı belirlenmiştir. Ancak yazma tutumu üzerinde etkili olamadığı tespit edilmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda dijital metin yazarlığı; çevrim içi yazma becerisini geliştirdiği, yazılı anlatım kurallarının özenli kullanımında ve söz varlığının zenginleşmesinde faydalı olduğu, yazma sürecini iyileştirdiği ve kolaylaştırdığı, düşüncelerin daha rahat ifade edilmesini sağladığı, dijital ortamlarda yazmanın mutluluk verdiği öne çıkan öğrenci görüşleri arasındadır. Sonuç olarak, dijital metin yazarlığı, öğrencilerin çevrim içi yazma becerilerini geliştirdiği ve yazmaya ilişkin duyuşsal yönlerine de katkı sunduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretimi, dijital metin yazarlığı, yazma becerisi, çevrim içi yazma, duyuşsal unsurlar.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Yâsîn Sûresinde belâgat uygulamaları (İbn Âşûr ve Sâbûnî örneği)

    Rumeysa Gözün

    Kur'an-ı Kerîm, indirildiği günden itibaren Müslümanlar tarafından daha iyi anlaşılabilmesi adına ciddi gayretler sarf edilmiştir. Hiç şüphesiz Kur'an'ı daha iyi anlayabilmenin temel şartı, tefsir ilminin yanısıra Arap dili ve belagatına hâkim olmaktır. Belagat ilmi her ne kadar oluşumu ve sistemleşmesi itibari ile diğer İslami ilimlere nazaran biraz geç kalmış olsa da Kur'an-ı Kerîm'i daha iyi anlama hususunda çok gerekli olduğu hakikati sebebiyle kısa sürede sistematik hale gelerek İslami ilimler arasında hak ettiği yeri almıştır. Kur'ân'ı Kerîm, indirildiği ortam göz önünde bulundurulduğunda edebiyat alanında zirve noktada bulunan o günkü Arap toplumuna edebî ve belağî manada meydan okuduğu bir hakikattir. Dolayısıyla i'câzu'l-Kur'ân'ın net bir şekilde anlaşılmasının önemi bağlamında Zemahşerî (ö. 538/1144) gibi birçok müfessir, Kur'an-ı Kerîm'i tam ve doğru olarak tefsir edebilmenin yolunun belagat ilmini iyi bilmekten geçtiğini vurgulamıştır. Bu sebeple klasik ve modern birçok tefsirde belagat uygulamalarına geniş yer verilmiş ve ayetler tefsir edilirken belağî nüktelere değinilmiştir. Bu çalışmada Tunus'lu ilim ve fikir adamı, müfessir İbn 'Âşûr'un (1879-1973) et-Tahrîr ve't-tenvîr adlı tefsiri ile Suriyeli çok yönlü bir âlim olan çağdaş müfessir Sâbûnî'nin (1930-2021) Safvetü't-Tefâsîr adlı eseri Yâsîn suresi özelinde belagat uygulamaları açısından mukayeseli bir şekilde ele alınmıştır. Araştırmanın neticesinde bahsi geçen iki tefsirin edebi sanatları icra noktasında uslüp ve yöntemleri mercek altına alınmıştır. Sure, bu iki tefsir özelinde belagat ilminin ana başlıkları olan me'ânî, beyân ve bedî' ilimleri açısından incelenmiş; ortaya çıkan belağî nükteler ve anlam farklılıkları tespit edilerek izah edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Yâsîn, belagat, İbn Aşûr, et-Tahrîr ve't-tenvîr, Sabûnî, Safvetü't-Tefâsîr.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunundaki disiplin suç ve cezalarının disiplin hukuku yönünden incelenmesi

    Burak Çimşir

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirlenmiş olan disiplin suç ve cezalarının disiplin hukukuna hakim olan temel ilkeler çerçevesinde incelenmesi bu çalışmanın kapsamını ve amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda öncelikle disiplin suç ve cezalarının tanımları yapılmış, türleri açıklanmış, disiplin hukukuna hakim olan ilkeler üzerinde durulmuş, temel ilkelerin disiplin suç ve cezalarına etkileri açıklanmış, Ceza Hukuku ile olan ilişkisi tartışılmış, Anayasa, Kanun ve Yönetmeliklerde yer alan maddeler dayanak gösterilmiş, güncel ilk derece mahkeme kararları, Bölge İdare Mahkemesi Kararları, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi Kararları çerçevesinde örnekler gösterilmek suretiyle açıklanmaya çalışılmıştır. Günümüzde bütün alanlarda olduğu gibi kamusal alanda da belli bir düzenin ve disiplinin var olması esastır. Kamusal alanda düzen ve disiplinin sağlanabilmesi, belirlenen birtakım kurallara ve kaidelere uymaktan geçmektedir. Kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülebilmesi için kamusal alanda çalışan kişilerin hem kendi arasındaki işleyişte hem de vatandaşlar arasındaki ilişkilerde birtakım kurallara uymaları gereklidir. Bu kurallar kamusal alanda işleyişin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlamaktadır. Kurallara uyulmaması halinde ise ortaya disiplin suçu çıkmakta olup karşılığında bu suçu işleyip kamusal alanda işleyişi bozan kişiler hakkında yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu disiplin suçları kanunda maddeler halinde olarak sıralanmış olup her birinin karşılığında uygulanması gereken cezalar belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Risk endeksleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişkinin analizi: Borsa İstanbul örneği

    Nemat Garashov

    Krizin tetikleyici koşulları ve küresel ekonomik kriz sonrası durum, hala belirgin bir değişim göstermemektedir. Piyasalara önemli miktarda likidite enjekte edilmesine rağmen, yapısal sorunlar devam etmekte ve krizin etkilerini hafifletmek için yetersiz kalmaktadır. Bu durum, Avrupa Birliği'nin ekonomik darboğazdan çıkamaması ve dünya genelinde çözülemeyen bir borç sorunuyla karşı karşıya olmasıyla açıkça görülmektedir. Bu durum, mevcut stratejilerin yetersiz olduğunu ve yeni çözümler gerektirdiğini ortaya koymaktadır. 2008'deki küresel ekonomik kriz sonrasında krizin aşılması hakkında farklı görüşler öne sürülmüştür. Bu yüksek lisans tezi, BIST 100, BIST 50 ve BIST 30 endekslerinin, Sistemik Riskin Kompozit Göstergesi (CISS) endeksi, Korku Endeksi (VIX) ve Türkiye Kredi Temerrüt Takası (CDS) endeksleri arasındaki nedensellik ve eşbütünleşme ilişkisini incelemektedir. Bu tez, Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini araştırmakta ve literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu endeksler, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde piyasa davranışlarını ve risk algısını yansıtmaktadır. Çalışma, nedensellik ve eşbütünleşme testleri kullanarak bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü belirlemede yardımcı olacaktır. Bu testler, endeksler arasındaki uzun ve kısa vadeli dinamikleri ortaya çıkarmada yardımcı olacaktır. Elde edilen sonuçlar, risk yönetimi ve yatırım stratejileri açısından bazı önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bilgiler, özellikle Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini anlamak için önemlidir. Yatırımcılara ve politika yapıcılara, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde daha bilinçli kararlar alma konusunda yardımcı olabilecek bu bilgilerin önemli olduğu düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Alüminyum alaşımlarının dökümünde niyobyum alaşım elementi ilavesinin etkisinin incelenmesi

    Önder Yalçın

    Alüminyum ve alaşımları, korozyon direnci, döküm dayanımları, elektrik ve ısı iletkenliğinin yüksek olması ve sünek olması gibi özelliklerinden dolayı oldukça önemli bir mühendislik malzemesidir. Bu sebepten dolayı savunma sanayi, endüstriyel üretimler ve makine sanayisinde kullanımı oldukça yaygındır. Özellikle otomotiv sanayi ve yüksek teknoloji gereksinimi olan birçok sektörde kullanımı artmakla birlikte kalite gereksinimleri de giderek artmaktadır. Alüminyum döküm alaşımlarından kalite beklentisindeki artışa bağlı olarak farklı alaşım elementi ilaveleri ile dökümler yapılmaktadır. Bu kapsamda bu tez çalışmasında A356 alüminyum döküm alaşımına % 0,03, % 0,05 ve % 0,1 Niyobyum (Nb) ilavesinin döküm özelliklerine etkisi deneysel teknikler ile araştırılmıştır. Döküm özelliklerinin incelenmesi kapsamında: akıcılık, beslenebilirlik, mikroyapı özellikleri ve mekanik özelliklerinde Nb ilavesinin etkisi değerlendirilmiştir. Döküm deneylerinde kokil kalıplama metodu kullanılmıştır. İlk olarak ilavesiz A356 alüminyum döküm alaşımının dökümü yapılmıştır. Daha sonra AlNbB3,5/0,5 olan Nb elementi ilavesi ile A356 alüminyum döküm alaşımına %0,03, %0,06 ve %0,1 gibi değişen oranlarda Nb ilave edilerek dökümleri yapılmıştır. Sıvı metal 720 °C'deki sıvı metalin vakum altında katılaştırma arşimet test numuneleri alınmıştır. Kokil kalıplar ise, K-mold, ördek ayağı, akıcılık, çekme çubuğu, spiral ve basamak kokil kalıplarına sırasıyla dökümler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, döküm çalışmaları uygulandıktan sonra arşimet numunesi testinde gözeneklerin azaldığı, çekme testinde numunenin mukavemetinin arttığı, K-mold test numunesinde inklüzyonların azaldığı, akıcılığın giderek azaldığı, ördek ayağı dökümünde çekinti miktarının azaldığı ve basamak test numunesinden içyapı incelemesinde inklüzyonların ve gözeneklerin azaldığı görülmüştür.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Sınıf öğretmenlerinin çıkarma ve bölme işlemi ile ilgili problem kurma becerisinin ve matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının incelenmesi

    Hülya Yılmaz Koçyiğit

    Son yıllarda matematik öğretimine, problem kurmaya, problemi anlamaya, problem kurarken farklı soru tarzları kullanmaya olan önem giderek artmaktadır. Bunun sebebi öğrencilerin matematik başarısının düşmesi, yeni nesil sorulara verilen doğru cevap sayısının azlığı, uluslararsı sınavlarda matematik başarısının ortalamanın altında olmasıdır. Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin matematik dersine karşı olan öz-yeterlik inançları ile bu dersi işlerken çıkarma ve bölme konusunda sordukları problemleri kaç farklı yapıda oluşturduklarını gözlemlemektir. Bununla birlikte çalışmada sınıf öğretmenlerinin çıkarma ve bölme konusunda problem kurarken kullandıkları yapılarla matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının cinsiyete, mesleki kıdeme, lise mezuniyet alanlarına ve mezun oldukları lisans programına göre değişip değişmediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışma, deneysel olmayan desenlerden tarama araştırmasına uygun olarak yürütülmüştür. Çalışma, 202 sınıf öğretmeniyle birlikte yürütülmüştür. Çalışmanın verileri, Kişisel Veri Formu, Farklı Yapılarda Çıkarma ve Bölme Problemi Kurma Beceri Formu ve Matematik Öğretimi Öz-Yeterliği İnançları Ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların matematik öğretimi öz-yeterlik inançlarının yüksek olduğu ancak farklı yapılarda problem kurma becerilerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Bulgular katılımcıların matematik öğretimi öz-yeterliklerinin yalnızca lise mezuniyet alanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde farklılaştığını ortaya koymaktadır. Katılımcıların farklı yapılarda problem kurma becerilerinin ise bağımsız değişkenler açısından anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri katılımcıların gerek çıkarma gerekse bölme işlemlerinde yalnızca tek yapıya yer vermeleridir. Katılımcılardan yalnızca birisi çıkarma işleminin dört farklı yapısına yönelik problem kurmuştur. Ayrıca öğretmenlerden yalnızca biri yeni nesil probleme uygun bir problem oluşturmuştur. Bulgular, ilkokulda matematik öğretimi açısından dikkat çekicidir. Katılımcıların farklı problem yapılarını kullanmamaları öğrencilerin gerek problem kurma gerekse problem çözme sürecinde başarılarının düşük olmasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda sınıf öğretmenlerine verilen matematik öğretimi dersinin yeterliği sorgulanabilir. Ayrıca bu hususta öğretmenlere eğitim verilmesinin faydalı olabileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Etial 160 alüminyum alaşımının kokil kalıba dökümünde erbiyum elementi ilavesinin etkisinin incelenmesi

    Çağrı Gültekin

    Alüminyum döküm endüstrisinde, alaşım özelliklerini geliştirmek gelişen teknoloji gereksinimlerine bağlı olarak önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Etial 160 alaşımına erbiyum elementi takviyesiyle sıvı metal temizliği, akıcılık ve mekanik özellikler üzerindeki etkilerinin kapsamlı deneysel çalışmalarla incelenmesidir. Dökümler kokil kalıba döküm yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Deneylerde, Etial 160 alüminyum alaşımına farklı oranlarda Erbiyum (Er) elementi takviyesinin alaşımın karakteristiğine etkileşimi araştırılmıştır. Çalışmada, Er takviye oranı %0,03, %0,05 ve %0,1 olarak kokil kalıplara dökümler yapılmıştır. Deneylerde vakum altında katılaştırma (RPT), K-mold kalıbı, mekanik test kalıbı, farklı kesit kalınlıkları olan 4 kanallı akıcılık kalıbı ve spiral akıcılık kalıbı tercih edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde Er ilavesinin alaşım akıcılık özelliklerine olumsuz etki ettiği, sıvı metal ilerleme mesafelerinde azalma olduğu görülmüştür. Mekanik test sonuçları açısından Er ilavesi alaşım özelliklerinin geliştirilmesine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Yapılan denelerde ilavesiz dökümde 153 MPa olan çekme gerilmesi maksimum %0,1 Er ilaveli dökümde 236 MPa' a kadar çıktığı belirlenmiştir. % uzama değerlerinde 3,04 uzamadan Er ilavesi sonucu 4,56 seviyelerine ulaşıldığı tespit edilmiştir. Er ilavesinin mikroyapı incelemeleri sonucu yapının değiştiği gözlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Duygusal emeğin tükenmişlik üzerindeki etkisinde iş tatmininin rolü

    Hüma Demirci

    Bu çalışma, duygusal emeğin tükenmişlik üzerindeki etkisini ve bu etkide iş tatmininin rolünü incelemektedir. Araştırma kapsamında, Türkiye geneli İŞKUR çalışanlarının (doğu anadolu bölgesi İŞKUR çalışanları) duygusal emek düzeyleri, tükenmişlik yaşantıları ve iş tatminleri arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Günümüzde tükenmişlik çok sık karşımıza çıkan bir kavramdır. Çalışanlar çalıştıkları örgütlere duygusal olarak bir bağ kurmaktadırlar. Duygusal olarak kurdukları bağ sonucunda bazı beklentilere girmekte ve bunun sonucunda tükenmişlik duygusuna kapılmaktadırlar. Literatürde bu kavramlarla ilişkili olarak çok sayıda çalışmanın varlığı mevcuttur. Ancak bu iki kavramın ilişkisinde iş tatmininin aracılık rolü ile ilgili çalışmanın azlığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda bu çalışmaya başlamadan önce yapılan literatür taramasından sonra, bu çalışmanın amacı İŞKUR çalışanlarının (doğu anadolu bölgesi İŞKUR çalışanları) duygusal emek düzeyleri, tükenmişlik durumlarına ve iş tatminine etkisinin olup olmadığını incelemek olarak belirlenmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda geliştirici önlemler alınması hedeflenerek ilgili alan yazınına katkıda bulunması hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk bölümde literatür taramasına yer verilmiştir. Çalışmaya ait temel kavramlarla ilgili genel bilgiler yer almaktadır. İkinci bölümde araştırmanın yöntemine ait bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümde araştırma kapsamında kullanılacak ölçekler, araştırmanın örneklemi ve yapılacak analizler gibi detay bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmanın bulgularına yer verilmiştir. Bulgular, duygusal emeğin tükenmişlik üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve bu etkinin iş tatmini tarafından kısmen medyatör olarak değiştirilebileceğini göstermektedir. Araştırma sonucunda ise, iş tatmininin artırılmasının duygusal emek kaynaklı tükenmişliği azaltabileceği yönünde önemli ipuçları sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Yüzme antrenörlerinin atılganlık düzeyleri, öz yeterlilikleri ve iş doyumlarının incelenmesi (Marmara Bölgesi örneği)

    Buse Akpınar

    Antrenörlerin atılganlık düzeyleri, öz yeterlik ve iş doyum düzeylerinin etkisi Türkiye'de sporun gelişimi ve antrenör davranışları üzerinde etkisi göz ardı edilemez. Bu araştırma ile Marmara Bölgesinde çalışan yüzme antrenörlerinin antrenörlerin atılganlık düzeyleri, öz yeterlik seviyeleri ve iş doyum düzeylerinin tespit edilmesi ve aralarındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır Marmara bölgesinde çalışan yüzme antrenörlerin Atılganlık düzeyleri, öz yeterlilikleri ve iş doyumlarının belirlenmesi amacıyla betimsel nitelikte ve tarama modelinde dizayn edilmiştir. Araştırmaya katılan antrenörlerin iş doyum seviyelerini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği, Antrenörlerin atılganlığın ölçülmesi için Rathus Atılganlık Envanteri (RAE) , özyeterlilik düzeylerini ölçmek için Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği (AÖYÖ)kullanılmıştır. "Yüzme Antrenörlerinin Atılganlık Düzeyleri, Öz Yeterlilikleri Ve İş Doyum" düzeylerini belirlemek için betimsel istatistiklerden aritmetik ortalama ve standart sapmadan yararlanılmış, normallik ve varyansların homojenliği kontrol edilmiştir. Parametrik testlerin uygulanabilmesi için varyansların homojen olması gerekmektedir. Analizlerden önce ölçekten alınan puanların normal dağılıp dağılmadığı Kolmogorov Simirnov (K-S) testi ve Skewness ve Kurtosis değerleri incelenmiştir. Veriler SPSS 27 versiyon paket program kullanılmıştır. Veriler normal dağıldığı saptanmış ve parametrik testlerden, ikili gruplar için t testi, ikiden fazla gruplar için tek yönlü varyans analizi ANOVA kullanılmıştır

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bayburt kent kültüründe sinema

    Hacı Murat Okutmuş

    Sinema, icat edildiği 1895 yılında Paris'teki ilk gösterimlerle serüvenine başlar. Bu tarihten bir yıl sonra İstanbul'da görülür, Cumhuriyet'in ilanından sonra da Anadolu'nun ücra köşelerine kadar yayılır. Modernitenin insanı şekillendirme araçlarından biri olan sinemanın, kültürler üzerindeki etkisi önemlidir. Bu çalışma Anadolu'nun özgün kültürü ile bilinen kentlerinden biri olan Bayburt'taki sinemacılık faaliyetlerini, Türk sinemasının Bayburt bağlamındaki çalışmalarını ve kentte sinema çevresinde oluşan kültürü konu edinmektedir. Bayburt'ta 1927 yılında "Güzel Ay Sineması" adı ile seyyar gösterimlerle başlayan seyir serüveni, 1949 yılında ilk sinema salonu "Ar Sineması"nın açılmasıyla devam etmiş, 50'li yılların ortasında "Yeni Sinema"nın da katılımıyla serüvenini sürdürmüştür. Toplumla olan ilişkisinin yoğun olduğu 60'lı ve 70'li yıllarda "Çoruh Sineması" ve "Yıldız Sineması" ile altın çağlarını yaşayan sinemacılık faaliyetleri 1986 yılında ise sona ermiştir. Çalışmada bir dönem toplum hayatının en merkezi yeri haline gelen sinema salonları ile geçmişten günümüze tüm sinema işletmecileri belirlenmiştir. Mekânların yapılış öykülerinin yer aldığı çalışmada, sinema emekçileri başta olmak üzere beyazperde büyüsünü unutamayan kent halkı ile görüşmeler yapılmış, sinemanın kültürel etkisinin peşinden gidilmiştir. Bir sosyalleşme mekânı olan sinemanın toplum hayatındaki yeri ve önemi ortaya çıkarılırken geçmişte bu kadar sıkı bağların kurulduğu mekânların yitirilmesinin üzerinde durulmuş, kent kimliğinin korunması adına öneriler getirilmiştir. Diğer yandan bu çalışma, arşiv kayıtları bir vesile yok olan kentin, kültürel zenginlikler taşıyan uzunca bir dönemini derleme yöntemiyle ortaya çıkarma çabasıdır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Muhammed Kutub'un itikadî ve siyasî fikirleri

    Güler Daldal

    20. yüzyılın düşünürlerinden biri olan Muhammed Kutub (d.1919-ö.2014), İslam dünyasının hem sosyal hem siyasi karışıklık içinde bulunduğu bir dönemde yaşamıştır. Mevcut sıkıntıların yaşandığı Mısır'da İslâm toplumu adına bir çok eser kaleme almıştır. Müslümanları yeniden Kur'ân ile bilinçlenmeye, cahili kabul ettiği tüm kuşatmalardan kimliklerini arındırarak İslam ümmetini diriltecek olan örnek Kur'ân neslini inşa etmeye çağırmıştır. Kutub'a göre inanan insanların hayatlarındaki tüm hukuki gerek ve yükümlülüklerin, tevhid ilkesine göre düzenlenmesi için Kur'ân, tevhide vurgu yapmaktadır. Tevhid ilkesi ibadette yaratıcının birliğine, hukuk ve kanunda kaynak birliğine, sosyal hayatı şekillendiren sosyal düzen birliğine ulaştırır. Ona göre insanlık tarihi boyunca birtakım insanlar, Allah'ın hakkını gasbederek, çalınmış ve sahte otoritelerine itaat isteyerek, insanlığı kendilerine köle yapmışlardır. Kutub'un ortaya koyduğu tespit ve eleştirilerini değerlendirildiğinde, onun siyaset düşüncesinin Kur'an merkezli bir ihya projesi, ideal ve örnek bir Kur'an nesli inşa etmeyi amaçladığını söyleyebiliriz. Çalışmamız, Kutub'u daha yakından tanıyabilmek ve düşünce yapısını anlamak için kendi yazdığı eserlerden yararlanarak ortaya çıkmıştır. Bunun yanında Kutub hakkında yazılmış eserlerde yer almaktadır. Tezimizin içeriği, birinci bölümde Muhammed Kutub'un hayatına, sosyokültürel toplumun etkisinden dolayı İslamcılığa ve İhvan-ı Müslimine yer verilmiştir. İkinci bölümde Kutub'un en önemli itikadî düşünceleri olan fıtrat, tevhid, Ku'an'a yaklaşımı, Peygamber ve sahabeye bakışı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise siyasî düşüncelerinden devlet yönetimi, adalet, teokrasi hakkında görüşlerine yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türkiye'de fen eğitiminde işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili yayımlanan çalışmaların incelenmesi

    Emine Saygın

    İşbirlikli öğrenme modeli son zamanlarda fen eğitimi çalışmalarının odak noktası haline gelmiştir. Fen eğitimi alan yazınında işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili birçok çalışmaya rastlanmaktadır. Bu bağlamda işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili fen eğitimi alanında yapılan çalışmaların incelenmesine yönelik yürütülen bu araştırmanın hem bu alanda yapılan makale hem de tez çalışmalarının yönelimlerini göstermesi bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, Türkiye'de fen eğitiminde işbirlikli öğrenme modeli ile ilgili yayımlanan çalışmaların yılı, türü, çalışma alanı, konu alanı, yöntemi, veri toplama araçları, örneklemi, örneklem büyüklüğü ve veri analizi yöntemi bağlamında eğilimlerin incelemesidir. Araştırmada içerik analizi yöntemlerinden betimsel içerik analizi yaklaşımı esas alınmıştır. Araştırmanın örnekleminin 2010-2020 yılları arasında Türkiye'de Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi'nin bünyesinde yer alan DergiPark'ta yayımlanan 62 makale ve Yükseköğretim Kurulu'nun Ulusal Tez Merkezi'nde yayımlanan 56 tez oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gündoğan ve Öztürk (2022) tarafından geliştirilen Çalışma Sınıflandırma Formu (ÇSF) kullanılmıştır. Bu doğrultuda araştırma kapsamında ele alınan tez ve makaleler, ilk olarak ÇSF kullanılarak ayrı ayrı kodlanmış, sonrasında bu kodlar Microsoft Excel programına işlenerek araştırmalar için frekans ve yüzde grafikleri elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre araştırmanın örneklemine dahil edilen yıllar arasında işbirlikli öğrenmeyle ilgili fen eğitiminde yapılan tez ve makale çalışmalarının sayısının yakın olduğu ve her iki çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemlerinin fazlaca tercih edildiği belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçların, araştırmacıların Türkiye'de fen eğitiminde işbirlikli öğrenme modeliyle ilgili yapılan çalışmalardaki yönelimleri ve buna bağlı olarak ilgili alan yazındaki boşluğu görmelerini sağlaması bakımından, yeni çalışmalar için araştırmacılara fikir sunacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kadınlarla ilgili bazı tefsir problemlerinin tarihsellik bağlamında incelenmesi

    Esma Turan

    Felsefi bir kavram olarak tarihsellik ve tarihselcilik meselesi 16. ve 19. yüzyıllar arasındaki süreçte tarih ilminin tekrardan şekillenerek gelişme ve değişim gösterdiği bir süreç içerisinde ortaya çıkarak ilk kez Almanya'da zikredilen bir konu olmuştur. Bu, tarih ilminden ne anlaşılması gerektiği felsefî tartışmalar süreci olarak bu sürece bağlı birtakım kavramların hasıl olduğu bir dönemdir. Tarihselcilikten kastedilen şey tarihe ait olanın metodunu anlama yöntemidir. Önce batı dünyasında ortaya çıkan ve sonra Hint alt kıtalarına kadar yayılan ve nihayet İslâm dünyasına da ulaşan tarihsellik meselesi Türkiye'de henüz yeni yeni yankı bulmuştur. Müslüman tarihselcilerin kendilerine referans olarak gösterdikleri Fazlurrahman vb. düşünürler, Kur'ân-ı Kerîm'in tarihsel olduğunu söyleyerek Kur'an'ın kendi tarihi içinde anlaşılması ve yaşanan dünyanın şartlarına göre yeniden yorumlanması gerektiğini savunmuşlardır. Kadınların şahitliği, mehir hakları, çok evlilik yapamamaları, erkeklerden daha az miras almaları ve dövülmeleri gibi meseleler tarihsellik tartışmalarına konu olmuş ve günümüze göre yeniden yorumlanması gerektiği savunulmuştur. Bu çalışmada geleneksel ve modern dönem tefsirlerinin konuyla ilgili ayetlere bakışları ortaya konulmaya çalışılmış, tarihselcilerin argümanları da buna göre değerlendirilmiştir. Kur'ân-ı Kerîm, metin ve hitap şekliyle tarihsel olarak kabul edilse bile hükümleri evrenseldir ve sonsuza kadar geçerlidir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Okul öncesi öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik görüş ve ihtiyaçlarının incelenmesi

    Merve Doğan

    Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik görüş ve ihtiyaçlarının incelenmesidir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye'nin kuzeydoğunda yer alan bir ilde görev yapan 18 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında araştırmacılar tarafından hazırlanan "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Matematik Eğitime Yönelik Görüş ve İhtiyaçlarının Belirleme Formu" kullanılmıştır. Elde edilen veriler tümevarımsal tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, okul öncesi öğretmenlerinin çocuklara kazandırılması gereken matematik becerileri arasında rakamlar ve sayılar, sınıflandırma, eşleştirme, gruplama, karşılaştırma, sıralama, az-çok ve çarpma becerilerinin yer aldığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin matematik kavramlarının öğretilmesinde en fazla oyun yoluyla ve yaparak yaşayarak öğretim yöntem ve tekniklerini önerdiği tespit edilmiştir. Ayrıca problem çözme, şarkı-müzik ve drama yöntem ve tekniklerinin kullanılmasını da önerdiği belirlenmiştir. Matematik etkinlikleri hazırlama ve uygulamada öğretmenlerin somutlaştırma, öğretimsel problemler, materyal ve kitap eksiliği, yöntem ve çocukların seviyesine inme konusunda problem yaşadığı tespit edilmiştir. Çocukların matematik öğrenmelerinde çocuk, aile, öğretmen ve okul-aile işbirliğinden kaynaklı faktörlerin etkili olduğu, ayrıca çocukların matematik becerilerinin gelişmesinde öğretmenlerin ve ailelerin önemli rol oynadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin en fazla eğitim ihtiyacı hissettikleri konuların "Matematik Öğrenme Güçlüğü- Diskalkuli" ve "Matematikte Kullanılan Eğitim Materyalleri" olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, öğretmenlerin matematik eğitimi konusunda çeşitli zorluklar yaşadığı ve özellikle bazı konularda daha fazla eğitime ihtiyaç duydukları belirlenmiştir. Çocukların matematik becerilerinin gelişiminde öğretmenlerin ve ailelerin işbirliğinin kritik öneme sahip olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    6.sınıf duyu organları konusunun öğretiminde jigsaw tekniğinin öğrenci başarısına etkisi

    Adem Ertaç

    Bu çalışmada, ortaokul 6. sınıf Fen Bilimleri dersinde işlenen Duyu Organları konusunun öğretilmesinde Jigsaw tekniğinin öğrenmeye etkisi ve Jigsaw tekniği ile yürütülen ders sürecinin öğrenci görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Merkezde yer alan bir ortaokulun 6. sınıfında öğrenim gören 51 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Duyu Organları Başarı Testi (DOBT) ve yarı yapılandırılmış Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. DOBT'un ön testinin analizinde bağımsız örneklem t testi, son testin analizinde Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. GF'den elde edilen verilen analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. DOBT'den elde edilen verilerin analizi sonucunda jigsaw etkinliklerinin 6. sınıf öğrencilerinin Duyu Organları konusundaki başarılarını arttırdığı belirlenmiştir. GF'den elde edilen verilerin analizinden ise Jigsaw etkinliklerinin öğrenciler tarafından çok sevildiği, tekniğin öğrencilerin başarılarının artmasında, iletişimi ve sosyalleşmeyi sağlamada güçlü bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Jigsaw tekniğinin öğrenciler arasında iş birliğini ve dayanışmayı sağladığı, diğer Fen Bilimleri konularında ve Türkçe, Sosyal Bilgiler, İngilizce gibi derslerde de kullanılmasının ısrarla arzu edildiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Hızlı okuma eğitiminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma hızlarına ve anlama düzeylerine etkisi

    Zeynep Oktay Kırkkılıç

    Bu araştırmanın temel amacı, hızlı okuma eğitiminin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma hızlarına ve anlama düzeylerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel model olarak desenlenmiştir. 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde gerçekleştirilen araştırmaya Bayburt ili Merkez ilçesine bağlı bir devlet okulunun dördüncü sınıf A ve B şubelerinde öğrenim gören öğrenciler katılmıştır. Çalışmanın örneklemini 16 deney, 15 kontrol olmak üzere 31 öğrenci oluşturmaktadır. Deneysel işlem sürecinden önce her iki sınıfa da ön test olarak Okuduğunu Anlama Başarı Testi uygulanmış ve araştırmacı tarafından belirlenen metin üzerinden okuma hızı ölçümü yapılmıştır. Deney grubuna haftada iki gün, iki ders saatinde araştırmacı tarafından 6 hafta boyunca Hızlı Okuma Eğitimi verilmiştir. Deneysel işlem sonrasında veri toplama araçları son test olarak yeniden uygulanmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS 24 paket programından yararlanılarak Elde edilen verilerin normal dağılıp dağılmadığını incelemek için Shapiro-Wilk normallik testi sonuçları, basıklık-çarpıklık katsayıları, histogram ve kutu grafikleri incelenerek verilerin parametrik testlerle çözümlenmesine karar verilmiştir. Sonuç olarak hızlı okuma eğitiminin okuduğunu anlama başarısına ve okuma hızına olumlu yönde bir etkisinin olduğu görülmüştür. Bu bulgulara dayanarak Hızlı Okuma Eğitiminin farklı okul ve yaş gruplarında uygulanabileceği, eğitim-öğretim yılının başlangıcından bitimine kadar derslerin işleyişiyle sürdürülmesinin öğrenci başarısı açısından faydalı olabileceği ve sınıf öğretmenlerinin derslerinde uygulayabileceği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolü

    Elif Terzi

    Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca öz-şefkat, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik değişkenlerinin cinsiyet, yaş, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, ebeveynlerin birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı da ele alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunda, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Trabzon şehrinde öğrenimini devam ettiren 545 kız (%52.9) ve 485 erkek (%47.1) olmak üzere toplam 1030 ortaokul öğrencisi yer almaktadır. Araştırmanın verileri; "Kişisel Bilgi Formu" , "Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ-12)", "Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu" ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada öz-şefkat, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkiler, korelasyon analizi ile incelenmiştir. Psikolojik sağlamlık ile öz-şefkat arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracılık rolü üstlenip üstlenmediğini belirlemek amacıyla Hayes Process Macro (2013) analizi gerçekleştirilmiştir. Test edilmesi hedeflenen aracı modellerdeki doğrudan ve dolaylı etkiler bootstrap yöntemiyle belirlenmiştir. İlgili alanyazın ışığında, aracılık modelleri kurulmuş ve bu doğrultuda bilişsel esnekliğin aracı rolü sınanmıştır. Buna ek olarak öz-şefkat, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik seviyelerinin cinsiyet, ebeveynlerin birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız örneklemler için t-testi, yaş değişkeni korelasyon analizi, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile ele alınmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programından yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, ortaokul öğrencilerinde öz-şefkat ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin anlamlı bir aracılık rolüne sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuca göre ise; ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlık puanları cinsiyet, yaş, ebeveyn birliktelik durumu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde bir farklılık gösterirken annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumu değişkenlerine göre ise anlamlı farklılaşmadığı belirlenmiştir. Öz-şefkat puanları cinsiyet, yaş, ebeveyn birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu, babanın hayatta olma durumu açısından anlamlı düzeyde bir farklılık gösterirken annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi değişkenlerine göre ise anlamlı farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik puanları cinsiyet, yaş, ebeveyn birliktelik durumu, annenin hayatta olma durumu açısından anlamlı düzeyde bir farklılık gösterirken, annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi ve babanın hayatta olma durumu değişkenleri açısından anlamlı düzeyde bir farklılık göstermediği sonucu elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Seismic behavior assessment of RC buildings controlled by passive and active techniques

    Uyar, Mehmet; Ergün, Mustafa

    In this paper, a numerical study was carried out on the effectiveness of the active earthquake control method in improving the earthquake response of RC buildings. High damping rubber bearing design was made according to the criteria of the Uniform Building Code. Three different types of isolators were obtained geometrically. Passive earthquake control of the building was provided by placing these isolators under the columns. For active earthquake control of the building, controller design was realized by integrating it into the FE transient analysis in ANSYS. The active earthquake control design was studied using a force-based and displacement-based controller with acceleration and displacement feedback. The linear dynamic earthquake analysis in the time history of all three states of the building (un-controlled, passive, and active-controlled) was made using the acceleration record of the Seferihisar (İzmir) earthquake. When the results are examined, it is seen that the active earthquake control method provides almost all of the positive behavior expected from the passive earthquake control method. In addition, it eliminates some of the disadvantages of the passive earthquake control method.

    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Depresyonda motor aktivitenin makine öğrenmesi ile değerlendirilmesi

    Aras, Selim; Aras, Neriman; Engin, Mustafa Alptekin

    Psikiyatrik hastalıkların neredeyse tümünde olduğu gibi depresyonun da klinik olarak değerlendirilmesi gözleme ve subjektif hasta şikâyetlerine dayanmaktadır. Psikomotor retardasyon (gerileme) depresyonun önde gelen semptomlarından biridir ve bunun göstergesi olarak depresyonlu hastalarda fiziksel aktivite azalır. Bu çalışmada, depresyonu olan ve olmayan bireylerin günlük fiziksel aktivite verileri ile oluşturulmuş bir veri setini referans olarak kullanarak, depresyon tanısı için makine öğrenimi temelli objektif bir tanı destekleyici yöntem geliştirmek amaçlanmıştır. Geniş bir öznitelik araştırması yapıldıktan sonra, Fisher Öznitelik Seçimi ile en iyi dört öznitelik belirlenmiş ve Toplu Torbalı Ağaç yöntemini kullanarak 0,88 doğruluk ile referans çalışmasından daha iyi bir sınıflandırma sonucu elde edilmiştir. Ayrıca, referans çalışma ile karşılaştırmak için sınırlandırılan dört öznitelikten daha fazlası seçildiğinde doğruluğun 0,90’nın üzerine çıktığı belirlenmiştir. Böylece, fiziksel aktivite verilerini kullanarak geliştirilen makine öğrenimi temelli yöntemle depresyonu olan ve olmayan bireyleri yüksek doğruluk payı ile ayırt edilmesi başarılmıştır. Bu çalışma, aktivite verilerinin depresyonda tanı destekleyici bir araç olarak kullanılabileceğine dair umut verici sonuçlar ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, fiziksel aktivite gibi farklı biyobelirteçlerin de makine öğrenimi ile birlikte kullanıldığında, psikiyatrik değerlendirmedeki objektif tanı destekleyici kriterlerin eksikliğini giderebilecek potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Selçuklu dönemi iran’ında arapça yazan müellifler

    Dayı, Rumeysa Bakır

    On birinci yüzyılda İran coğrafyası Selçuklu hâkimiyetine girmiş, İslâmî dönem içerisinde kültür, sanat ve edebiyat açısından parlak dönemlerinden birini yaşamıştır. Selçuklu devlet adamlarının desteği ile Fars edebiyatının yanı sıra Arapça ve Arap edebiyatı da gelişim göstermiştir. İslamiyet’in yaygınlaşması ve Arapların İran’ı fethetmesi ile Arapça da siyasi bağlamda kendini göstermiş, Arapların İran topraklarına göç etmesi ile hızlanmıştır. Arap dilinin İran topraklarında yaygınlaşması, İran lehçeleri üzerinde daha çok sarayda kullanılan Pehlevice’nin üzerinde etki bırakmış hatta onu gölgede bırakmıştır. Siyasi ve divani konularda Arapçanın zorunlu hale gelmesi, Arapça kelimelerin de dile girmesine yol açmıştır. İslam kültüründe dini ve edebi ilimlerin Arapçaya çevrilmesi ve İran’da eğitim merkezlerinin açılması, Arap dilinin İranlılar arasında giderek yaygınlaşmasını sağlamıştır. Pehlevice’den Arapçaya çeviri yoluyla başlayan dil çalışmaları, şiir nazmetme ve dilbilim çalışmaları ile ortaya çıkmış, saray idaresinin desteği ile de hız kazanmıştır. Bu çerçevede Arapça ve Farsça bir milletin edebi, kültürel ve günlük hayatında ortak bir dili haline gelmiştir. İran halkı Arapça ile tanıştıktan sonra Farsça ve Arapça kelimeleri birleştirmiş iki dili tek bir potada harmanlamışlardır. Hatta bazı kelimeleri olduğu gibi alıp kendi dillerine yansıtmışlardır. Selçuklu İranı’nda, Arapça söz söyleyen büyük şair ve yazarlar ortaya çıkmış, Arap edebiyatı İran’da yükselişe geçmiştir. Bu durumda dini ve siyasi otoriterler içerisinde belli bir konuma ulaşmak isteyen kişiler, bu dili öğrenmek, yazışma ve konuşmada bu dili kullanmak zorunda olduklarını fark etmişlerdir. Arapça nazım ve nesir yazanlar, sultanların yanında ve hizmetinde büyük ikram ve iltifat görmüşlerdir. Özellikle bu dönemde müelliflerin eserlerinde Arapçayı tercih etmelerinin en önemli nedenlerinden biri kültürel etkileşimin yanında Arapçanın edebî sanatlar açısından daha hazır oluşu ve daha yerleşmiş anlatım tarzına sahip oluşudur. Ayrıca bu dönemde nesir konularında dinî, ilmî ve edebî alanlarda çeşitlilik meydana gelmiş, bu da İranlı müelliflerin dikkatini cezbetmiştir. Zira Arap ve İran topraklarında mensur çalışmalar Arap müelliflerden önce İran asıllı müellifler tarafından kaleme alınmış, tercüme hareketleri ile Arapçaya kazandırılmıştır. Örneğin Arap nesrinin gelişimi konusunda hem Pehleviceyi hem Arapçayı iyi bilen Ibn Mukaffa’nın ve Arapça risale yazan ve bu türü yeniden düzenleyen Yahyâ el-Kâtib’in adı zikredilebilir. Söz konusu bu 8.yy ediplerin yanında Selçuklu döneminde de ünlü Arapça yazarlar bulunmaktadır. Kübrevî tarikatının lideri büyük âlim Seyfüddîn el-Bâharzî, dil ve edebiyat âlimi Hâtib-i Tebrizî, saray kâtibi ve şecere âlimi Tuğrâî, tarihçi, şair ve yine soy bilimci Ebîverdî, ünlü Selçuklu vezirlerinden Enûşirvan b. Hâlid İran asıllı Arapça eserler kaleme alan müellifler arasında bulunmaktadır. Çalışmada, Selçuklu dönemi İran coğrafyasında Arapçanın tercih edilme nedenleri ele alınıp İran’da Arapça eserler kaleme alan ve Arapça yazılan eserleri şerh eden İranlı müellifler incelenecektir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele