Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kirazlıyalı Çenesuyu Köprüsü'nün sismik izolasyonsuz ve izolasyonlu deprem performansının zemin tipine bağlı olarak belirlenmesi

    Ayşe Nur Aydoğan

    Köprülerin deprem performansı, sismik olaylar sırasında ulaşım altyapısının güvenliğini ve dayanıklılığını sağlamak için çok önemlidir. Köprülerde sismik izolasyon kullanımı, deprem sırasında meydana gelen sismik enerjinin etkin bir şekilde absorbe edilmesini sağlar. Böylece köprü üzerindeki yer hareketinin etkisi en aza indirilir ve potansiyel hasar riski azaltılır. Bu yenilikçi yaklaşım sadece köprülerin yapısal bütünlüğünü korumakla kalmaz, aynı zamanda ulaşım ağının genel sismik dayanıklılığına da katkıda bulunur. Bu sayede depremler sonucunda oluşabilecek ekonomik kayıplar en aza indirilir. Bu tez çalışmasında Kirazlıyalı Çenesuyu Köprüsü'nün deprem performansının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, gerçek deprem kayıtları kullanılarak iki farklı zemin türü için köprünün sismik izolasyonsuz ve sismik izolasyonlu modelleri üzerinde SAP2000 programı ile zaman tanım alanında doğrusal olmayan analizler yapılmıştır. Analizler sonucunda köprünün taban kesme kuvvetleri, kazıklardaki yatay ve düşey yer değiştirmeler, köprünün dinamik karakteristikleri, kolonlarda meydana gelen kesme kuvveti ve eğilme momenti değerleri elde edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Süleyman Ateş'in Ahkâm Âyetlerine bakışı

    Murat Avşar

    Kur'ân-ı Kerim'in âyetlerini konularına göre itikad, ahlâk, ahkâm ve kıssalar olmak üzere temelde birkaç bölüme ayırabiliriz. Kur'an'ın ahkâma dair âyetleri de ibadât, muâmelât ve ukûbât olmak üzere fıkhî açıdan üç kısımda kategorize edilmiştir. Kur'an, İslâm tarihi boyunca çeşitli usullerde tefsir edilmiştir. Bu çalışmalar genel olarak rivâyet tefsiri ve dirâyet tefsiri olmak üzere iki ana başlık altında ele alınıp incelenmiştir. Tefsir alanında yaptığı çalışmalar ve yetiştirdiği öğrenciler açısından önemli ilim adamlarından birisi de Süleyman Ateş'tir. Bu çalışmada Süleyman Ateş'in "Kur'ân-ı Kerim Tefsiri" isimli eseri bağlamında ahkâm âyetlerine getirdiği yorumlar, âyetleri açıklama yöntemi ve bu âyetleri nasıl değerlendirdiği incelenmiştir. Süleyman Ateş, tefsirinde belli bir mezhebi taklit etmeyip, konu ile alakalı özgün görüşler zikretmiştir. Ateş, ahkâm âyetlerini tefsir ederken bazen önceki müfessirlerin görüşünü naklederek bu görüşlerden birini tercih etmiş bazen de kendisi geleneğin aksine farklı bir görüş ileri sürmüştür. Hadislere de temkinli yaklaşan Ateş, Kur'an'a aykırı rivâyetleri nedenleri ile tenkide tabi tutmuştur. Eserinde meselelerin fıkhî tafsilatına da yer vererek, ahkâm ile ilgili âyetlerin açıklamalarını yaptığı bölümlerde sadece âyetlerin fıkhî boyutunu ele almamış, aynı zamanda bu âyetlerden çıkarılabilecek mesajlara da yer vermiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Ruhu'l-Beyan tefsirinde kıraat farklılıklarının manaya etkisi

    Önder Pınar

    Bu çalışmada, Bursevî'nin Ruhu'l-Beyan tefsirinde okunuş farklılıklarına değinilen ayetler tespit edilerek bunların manaya yansımaları gösterilmiştir. Ayrıca yazarın okunuşunu verip hangi kıraate ait olduğunu bildirmediği ayetlerin hangi imamlar tarafından farklı okunduğu ilgili kaynaklardan tespit edilerek kayda geçirilmiştir. Bununla birlikte anlam bütünlüğü sağlamak ve farklı okunuşun anlam üzerindeki tesirini tam yansıtabilmek adına, yer yer, ayetlerin siyak ve sibakları da dikkate alınarak değerlendirmeleri yapılmıştır. Aynı şekilde, ilgili ayetteki kıraat faklılığının anlama etkisini yansıtabilmek adına farklı müfessirlerin konu hakkındaki değerlendirmelerine de, ihtiyaç duyuldukça, yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Al12Si alaşımının kokil kalıba dökümünde akıcılığa etki eden faktörlerin incelenmesi

    Yunus Emre Asan

    Alüminyum (Al) ve alaşımları birçok avantajlı özelliği sayesinde döküm endüstrisinde her geçen gün daha fazla kullanım bulmaktadır. Bu sebeple Al ve alaşımlarının kullanım alanı da genişlemekte ve bazı özelliklerinin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Al'nin döküm prosesini etkileyen en önemli parametre akıcılıktır. Bu çalışmada amaç; endüstriyel olarak yaygın kullanılan Al12Si alaşımının dökümünde akıcılığa etki eden parametrelerin kapsamlı deneysel çalışmalar ve modelleme teknikleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Dökümlerde kokil kalıp kullanılmış olup, akıcılık üzerinde etki ettiği düşünülen döküş yüksekliği, döküm sıcaklığı ve sıvı metal temizliği parametre olarak çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında, Etial-140 Al alaşımın kokil kalıba dökümünde mikro yapılarının ve akıcılık testlerinin incelenmesi için, tasarlanmış olan modellere dökümler gerçekleştirilmiştir. Yapılan dökümlerden elde edilen numunelerin testleri sonucunda geri kazanımı sağlanan Etial-140 Al'nin tekrar dökülebilirliği ve optimum döküm şartları belirlenmiştir. Döküm sıcaklıkları; 660℃, 700℃ ve 740℃ ve döküş yükseklikleri; 50 mm, 100 mm ve 150 mm seçilmiştir. Seçilen tüm parametrelerin akıcılık üzerine önemli derecede etkili olduğu tespit edilmiştir. Birincil külçeden elde edilen bulgulara göre, 100 mm döküş yüksekliği, 8 mm kesit kalınlığında 740℃'de gerçekleştirilen dökümde sıvı metal ilerleme mesafesi 300 mm iken, 660℃'de 207 mm ölçülmüştür. Spiral akıcılık kalıbında aynı şartlarda 740 ℃'de 352 mm, 660℃'de 191 mm sıvı metal ilerlemesi belirlenmiştir. Benzer şekilde döküş yüksekliğindeki artış akıcılığı artırmıştır. Sıvı metal temizleme işlemi de akıcılığı olumlu etkilemiştir. Mikro yapı incelemesi sonucunda en az gözenek ve istenmeyen faz oluşumu, 700℃ ve 100 mm döküş yüksekliğinde gerçekleştirilen döküm sonucunda gözlemlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Marka kişiliği ve markayı psikolojik sahiplenmenin markaların sosyal medya etkileşimlerinin artmasındaki etkisi

    Nisa Nur Durulmuş

    Sosyal medya kullanımının artması markaların sosyal medyaya katılımını etkilemektedir. Markaların sosyal medya etkileşimlerinin artması markalar için önemlidir. Bu araştırmanın amacı marka kişiliği ve markayı psikolojik sahiplenmenin markaların sosyal medya etkileşimlerinin artmasındaki etkisini incelemektir. Araştırmada nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Bayburt Üniversitesi'nin personelleri, aktif ve mezun öğrencileri oluşturmaktadır. Bayburt Üniversitesi Öğrenci İşleri tarafından online anket araştırma evreninin tümüne e-posta yoluyla gönderilmiştir. Ayrıca anketi teşvik etmek amacı ile WhatsApp gruplarında anketin linki paylaşılmıştır. Bayburt Üniversitesi personelleri, aktif ve mezun öğrencilerinden oluşan 408 kişiden toplanan veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda marka kişiliğinin boyutlarından samimiyet ve yeterlilik boyutunun sosyal medya etkileşimlerinin ilgi boyutu üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisinin olduğu bulunmuştur. Marka kişiliğinin heyecan ve sağlamlık boyutlarının ise sosyal medya etkileşimlerinin ilgi boyutu üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın diğer bir sonucuna göre ise marka kişiliğinin heyecan boyutunun sosyal medya etkileşimlerinin destek boyutu üzerinde anlamlı ve pozitif yönde bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Marka kişiliğinin samimiyet, yeterlilik ve sağlamlık boyutlarının ise sosyal medya etkileşimlerinin destek boyutu üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca markaları psikolojik sahiplenmenin markaların sosyal medya etkileşimleri boyutları olan destek ve ilgi üzerinde anlamlı pozitif yönde bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Afet yönetimi ve Erzurum ilinde afet farkındalığının araştırılması

    Zehra Bilici

    Bu çalışma Erzurum ilinde yaşayanların afet farkındalığı ve afetlere hazırlıklı olma düzeylerinin analiz edilmesi amacıyla yapılmıştır. Nicel olarak yürütülen bu çalışmada, tanımlayıcı ve kesitsel örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu 200 kadın, 200 erkek olmak üzere Erzurum'da yaşayan 400 kişi oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ve iki bölümden oluşan anket formuyla toplanmıştır. Birinci bölümde demografik, ikinci bölümde afet farkındalığı ve hazırlığını ölçmeye yönelik sorular sorulmuştur. Bu form aracılığıyla elde edilen ham veriler SPSS 23.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Likert tipi değerlendirmeye tabi tutularak 1 den 5 e kadar puanlandırma yapılarak ölçeklendirilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, "Bağımsız Örneklem t Test" , "Tek Yönlü Varyans (Anova) Testi" kullanılmıştır. Varyansları homojen dağılmayan gruplara ilave olarak Anova Welch testi uygulanmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı sonuç bulunan varyanslar arasındaki farkındalığın nereden kaynaklandığını tespit etmek amacıyla "Posthoc" testlerinden biri olan "Tamhane" testinden yararlanılmıştır. Anketin iç tutarlılık ve güvenirliği için de Cronbach's Alpha katsayısı kullanılmıştır Araştırma sonuçlarına göre Erzurum ilinde yaşayanların hem afet farkındalığı hem de afet hazırlık düzeyleri Likert tipi puan ölçeklendirmesine göre orta düzeyde çıkmıştır. Eğitim düzeyi yüksek olan ve daha önce kendisi ya da yakınları afete maruz kalan bireylerde afet farkındalık düzeyleri yüksek olarak bulunmuştur. Gelir seviyesi yüksek olan bireylerdeyse afet hazırlık düzeylerinde yükseklik tespit edilmiştir. Sonuçta yapılan bu araştırmada elde edilen bulguların Erzurum ilindeki afet farkındalığı ve afetlere hazırlık seviyelerini artırmaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Kamu borcunun ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye ve PIIGS ülkeleri örneği

    Semiha Bayhan

    Küreselleşen dünyada ülkeler, büyüme ve kalkınma süreçleri için gerekli olan kamu harcamalarının finansmanında vergi ve benzeri gelirlerin yetersizliği nedeni ile borçlanma yoluna başvurmaktadır. Son dönemlerde sürekli olarak artmakta olan kamu borçlanmaları artık nitelikte kamunun olağan geliri konumuna gelmiş, bu durum kamu borçlarının ekonomik büyümeyi hangi yönde ve ne büyüklükte etkilediği konusunu günümüzde sıklıkla tartışılır hale getirmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için kamu borçları ve ekonomik büyüme ilişkisi önemli yere sahiptir. Gelişmekte olan ülkelerde devlet borçlanmasına, öncelikle kalkınma için gerekli olan yatırımların finansmanında tasarrufların yetersiz kalması sebebiyle başvurulmaktadır. Çalışmanın amacı Avro Bölgesi'nin en kırılgan ekonomileri olarak görülen Portekiz, İrlanda, İtalya, Yunanistan ve İspanya'nın oluşturduğu PIIGS ülke grubu ile Türkiye özelinde kamu borçlarının ekonomik büyümeye olan etkilerinin tespit edilmesidir. Bu hususta kamu borçlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini araştırmak için 1998-2022 dönemi içinde yer alan istatistiki veriler ışığında panel veri analizine dayanan ekonometrik bir inceleme yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Türkiye ve PIIGS ülkelerinde kamu borçları GSYH büyümesini istatistiksel anlamlı pozitif yönde etkilemektedir. Bu sonuç Türkiye ve PIIGS ülke ekonomilerinin ekonomik anlamda büyüme ve gelişme sağlayabilmelerinde, kamu borçlanması politikaların tespitinin iyi yapılması ve optimal politikanın belirlenmesinin önemine vurgu yapmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Rıchard Florida'nın yeni kentsel kriz yaklaşımı: İstanbul örneğinde incelenmesi

    Yahya Güven

    Dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artması, yeni teknolojik gelişmeler ve bu teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği toplumsal değişimler ile küreselleşme ve kapitalizm doğrultusunda yaşanan kümelenme kentsel yaşamda önemli değişikliklere sebebiyet vermiştir. Richard Florida tarafından ortaya konulan 'Yeni Kentsel Kriz' kavramında gelişmiş ülke kentlerinde küreselleşme ve kapitalizm etkisi ile kent merkezinde yaşanan değişim ve dönüşümün etkileri araştırılmakta; soylulaştırma, eşitsizlik, yoksulluk, küresel kentleşme kavramları, bu kavramlar doğrultusunda kentlerde yaşanan olumlu ve olumsuz değişimler, ortaya çıkan sorunlar ve bu sorunların çözüm yollarının neler olduğu irdelenmektedir. Florida tarafından, kentleşme süreçlerini İstanbul'dan önce yaşamış Amerika kentlerinden hareket edilerek oluşturulan 'Yeni Kentsel Kriz' kavramsallaştırılmasının soylulaştırma ve küreselleşme bağlamında şekillendirilmiş olması; soylulaştırma ve küreselleşme doğrultusunda gelişmesini sürdüren İstanbul açısından değerlendirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın temel amacı Florida tarafından Amerika kentleri bağlamında ortaya konulan 'Yeni Kentsel Kriz' yaklaşımının ne şekilde ele alındığının ve bu yaklaşımın İstanbul açısından geçerliliğinin irdelenmesidir. Çalışmada Florida tarafından yeni kentsel kriz yaklaşımı irdelenmekte ve bu yaklaşım, küresel bir kent haline gelmiş olan İstanbul açısından değerlendirilmektedir. Çalışmada, Florida tarafından Amerika kentleri bağlamında ortaya konulan süreçler ile İstanbul'un kentleşme aşamalarında yaşanan süreçlerin benzeştiği varsayımından hareket edilmiştir. Bu varsayım doğrultusunda yeni kentsel kriz yaklaşımında ifade edilen soylulaştırma ve kentsel dönüşümün beraberinde getirdiği yerinden edilme süreçleri, eşitsizlik ve yoksulluğun benzer olduğu ortaya çıkmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    İlle de France kuzu rasyonlarına farklı dozlarda ilave edilen moringa olifera yağ ektresinin besi performansı ve adipokin (irisin, apelin), serebral (BDNF), BMAL1, melatonin ve kortizolhormonu yanıtının sirkadiyen değişimi üzerine etkisi

    Şeref Hakan Aktürk

    Sirkadiyen ritim, organizmanın 24 saatlik bir döngü boyunca yaşadığı fiziksel, zihinsel ve davranışsal değişiklikler ile fizyolojik süreçlerin biyolojik ritmik aktivitelerdir. Sirkadiyen ritim, başta endokrin sistemi, sindirim sistemi etkisi nedeniyle büyüme performansı ile hayvanların sağlıklı büyümesi ve gelişimi için kritik öneme sahiptir. Işık döngüsündeki değişiklikler, stres faktörleri (yem ve su kısıtlaması, yüksek sıcaklık, hastalıklar) de sirkadiyen ritmi bozulmasına yol açan başlıca etmenlerdir. Sirkadiyen ritim bozulması, iştahı etkileyerek yem tüketiminde azalma ile hormon salınımını olumsuz etkileyerek kuzularda büyüme ve gelişmelerinde yavaşlama, immun sistemde zayıflama ile hastalıklara karşı direncin azalması ile üreme performansın düşmesi ve davranış bozukluklarının (aşırı hareketlilik, iştahsızlık vb.) şekillenmesine neden olabilmektedir. Bitkisel ekstraktlar, endokrin sistemi etkileyerek hormonların sirkadiyen salınımında ve sirkadiyen ritmin düzenlenmesinde önemli bir role sahiptir. Mucizevî besin olarak atfedilen Moringa olifera, antioksidan, antimikrobiyal etkileriyle geleneksel tamamlayıcı tıp alanında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, İlle de France kuzu rasyonlarına farklı dozlarda Moringa olifera yağ ektresi ilavesinin adipokin (irisin, apelin), serebral (BDNF), BMAL1, melatonin kortizol hormonu yanıtının sirkadiyen değişiminin incelenmesidir. Bu kapsamda çalışmada 2.5 aylık yaşta 48 adet İle de France ırkı erkek kuzu kullanılmış ve hayvanlar her biri 12 adet erkek kuzudan oluşan 1 kontrol, 3 deneme olmak üzere 4 grup düzenlenmiştir. Kuzu besi rasyonlarına sırasıyla M0 (kontrol), M200, M400 ve M600 ppm oranında Moringa olifera yağ ekstresi (MOE) ilave edilmiştir. Çalışma 2024 yılı Mart-Mayıs ayları arasında yürütülmüş ve 10 gün süreyle adaptasyon ve 60 gün süre ile besi denemesi olmak üzere toplamda 70 gün sürmüştür. Araştırma süresince doğal fotoperiyot (12 saat aydınlık; 12 saat karanlık), gece muayenesini kolaylaştırmak için 2 lüksten daha az üreten loş ışık sürekli olarak açık kaldı. Çalışma sirkadiyen ritmini değerlendirmek için araştırmanın 0., 15., 30., 45. ve 60. günlerinde 07:00, 13:00, 19:00, 01:00, 07:00 zaman dilimlerinde kuzuların vena jugularis'inden kan serum örnekleri alındı. Alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde apelin, irisin, melatonin, Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF), Beyin ve Kas ARNT-benzeri protein 1 (BMAL1) düzeyleri ELİSA yöntemiyle incelendi. Serum örnekleri, analiz gerçekleşinceye kadar -80 C°'de saklandı. Çalışmaya ait veriler IBM SPSS 22 Statistics programında verilerin normal dağılımı kontrol edilerek ortalama ve standart hata olarak belirtilmiştir. Elde edilen veriler general lineral model multivariate (apelin, irisin, melatonin, BDNF, BMAL1 ve kortizol) analizi yapılmıştır. Ortalamalar arasındaki farkları karşılaştırmak için Duncan'ın çoklu karşılaştırma testi uygulanarak istatistik önemlilik değeri p değeri <0,05 anlamlı olarak kabul edildi. Çalışma BMAL1 (saat:13:00), irisin, melatonin (Saat 01:00) değerleri üzerine incelendiğinde M400 katkı dozunda saat 19:00'da 60 günde etkili olurken, apelin (saat 19:00) M600 dozunda saat 13:00'de 60 günde en iyi sonuçlar elde edilmiştir. BDNF üzerine M200 dozunda saat 19:00 ile 13:00'de 60 günde elde edilirken canlı ağırlık üzerine M400 dozunda ve canlı ağırlık artışı linear olarak artış göstererek 60. günde en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Besi performansı bakımından değerlendirdiğimizde dönemsel olarak gruplar arasında farklılık olsa da besi başlangıcı ve besi sonu arasında CAA ve yem tüketimi üzerine rasyona MOE ilavesinn etkisinn olmadığı ancak CA üzerine M400 gruplar, yemden yaralanma üzerine ise M200 gruplarda en iyi sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak M400 dozu 60. günde MOE uygulamasının güvenli olmasının yanı sıra sirkadiyen ritim düzenleyicisi protein BMAL1 ve melatonin hormonu ile VKS düzenleyici rolü irisin hormonu düzeyleri üzerinde etkili olduğu, en yüksek canlı ağırlık düzeyi üzerinde etkili ve faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır. Ayrıca, Apelin hormon düzeyinin ölçülmesi, glukoz, insülin ve enerji metabolizmasındaki rolü nedeniyle beslenmenin etkisi; İrisin, vücut kondüsyon skoru (VKS) düzenleyici rolü nedeniyle beslenmeye bağlı canlı ağırlık ve VKS değerlendirilmesi, melatonin, sirkadiyen ritim düzenleyici hormon olması nedeniyle sirkadiyen, BDNF, serebral yanıtın incelenerek değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Ancak, bu alanda daha kapsamlı ve moleküler düzeyde araştırmaların yapılmasının gerekli olduğu, sirkadiyen ritim düzenleyicisi BMAL1'in sirkadiyen ritim süreçlerinin değerlendirilerek uygulanacak besleme programlarının oluşturulması, etkinliği ve besi performans yönetimi süreçlerinde faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Emniyet teşkilatında bilgilendirme faaliyeti olarak sosyal medya kullanımı: Sosyal medya kullanıcıları üzerine bir araştırma

    Halis Can Ünal

    Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler insan yaşamını önemli ölçüde etkisi altına almıştır. Bu gelişmelerin en önemlisini sosyal bir varlık olan insanı, yakından ilgilendiren iletişim alanında yaşanan yenilikler oluşturmaktadır. İletişim teknolojilerinin gelişimi ile beraber ortaya çıkan sosyal medya kavramı, geniş kitlelere ulaşım, etkileşimli iletişim, anlık geri bildirim ve istenilen içeriğin kolayca sunulması gibi önemli işlevleriyle bireysellikten öteye geçmiş, halkla ilişkiler, pazarlama, reklamcılık ve politika gibi pek çok alanda tercih edilen bir iletişim aracı haline gelmiştir. Bununla beraber insanların yoğun olarak kullanmakta olduğu sosyal medya platformları aracı kılınarak, kamu kurum ve kuruluşları ile kullanıcılar etkileşim içine alınabilmektedir. Bu hususlarda ülkemizde Emniyet Teşkilatını ilgilendiren birçok sorunun sosyal medya platformları üzerinden bilgilendirme faaliyetlerinde bulunarak önüne geçilebilir. Bu çalışma iletişim kavramının düşünce ve davranışlar üzerindeki etkilerinin sosyal medya araçları aracılığıyla daha hızlı ve kolay bir şekilde kullanıcılar üzerinde uygulanmasını sağlamasının tespitiyle ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı: Emniyet teşkilatının sosyal medya hesapları üzerinden bilgilendirme faaliyetlerinde bulunmasının kullanıcılar üzerindeki etkisinin niteliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nicel araştırma yönteminin anket tekniği kullanıldığı araştırmanın örneklemini, Erzincan ilinde ikamet eden sosyal medya kullanan 392 sosyal medya kullanıcısı oluşturmaktadır. Verilerin analizi için SPSS 27 paket program kullanılmıştır. İstatistik analizler sonucunda, Emniyet Teşkilatında bilgilendirme faaliyeti olarak sosyal medya kullanımının vatandaşlar üzerinde yasalara uyma ve çeşitli suçların önlenmesi bakımından olumlu etkiler oluşturduğu saptanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Okülo-motor egzersizlerinin tenis becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi

    Ahmet Baysalı

    Bu çalışmada, tenisçilere uygulanan okülo-motor egzersizlerinin tenis becerileri (servis, hewitt, forehand, backhand, ITN) üzerindeki etkilerini araştırmak amaçlandı. Çalışmanın evrenini En az üç yıl tenis geçmişi olan ve resmi müsabakalara katılmış tenisçiler oluştururken örneklem grubunu Trabzon büyük şehir belediyesi bünyesinde spor yapan 20 tenisçi oluşturmaktadır. Çalışma grupları rastgele yöntemle 10'an kişilik deney ve kontrol grupları olmak üzere iki gruba ayrıldı. Her iki grup normal antrenmanlarına devam etmesine, ek olarak deney grubuna haftanın 6 günü günlük 10 dk 2 set halinde 8 hafta boyunca okulo-motor egzersizler uygulandı. Bu araştırmada bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini incelemek için kontrol gruplu ön test son test deseni yöntem olarak belirlendi. Çalışmada; atış hızı (radar cihazı ile), servis atış hızı, servis isabet testi, tenis beceri testi (Hewitt testi), ve ITN testi uygulanarak ölçümler yapıldı. Verilerin sayısal sunumunda aritmetik ortalama, standart sapma, standart hata, güven aralığı değeri (95% güven aralığında) ve normal dağılım istatistiği (Shapiro-Wilks) testleri, sonucunda verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edildi. Verilerin analizinde araştırma desenine uygun parametrik testlerden karışık ölçümler için iki yönlü varyans analizi kullanıldı. Sporculara uygulanan testler sonucunda; sağ servis maksimal atış hızı ön test-son test puanı sonuçlarında, forehand ve backhand derinlik vuruşu puanları sonuçlarında, sağ ve sol servis kutusuna servis atma mesafeleri ön test-son test sonuçlarında, sağ servis kutusuna servis atma puanları ön test-son test sonuçlarında anlamlı farklılık olduğu bulgularına ulaşıldı (p<,001, p<0,05). Yapılan çalışma sonucunda; tenisçilerde uygulanan okülo-motor egzersizlerin tenis becerileri üzerinde etkisi vardır hipotezi desteklenmiştir. Anahtar kelimeler: Görsel egzersizler, tenis, Okülo-motor egzersizler.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bidâyetü'l-müctehid adlı eserde Mâlikî ve Hanefî mezhepleri arasındaki ihtilafların tespit ve incelenmesi (Aile hukuku özelinde)

    Adem Altun

    Bu çalışmada, İslam filozofu ve Mâlikî fakihi İbn Rüşd'ün (ö. 595/1198) mezhepler arası karşılaştırmalı fıkıh kitabı olan "Bidâyetü'l-müctehîd ve nihâyetü'l-muktesîd" isimli eserinin Kitabu'n-nikâh bölümünde, Mâlikî ve Hanefî mezhepleri arasındaki ihtilafların tespit ve incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Bu ihtilafların tespit edilmesi, müellifin eserinde her iki mezhep arasında ihtilaflı olduğunu iddia ettiği görüşlerin, gerçekten de o mezheplere ait olduğu ya da o konunun iki mezhep arasında ihtilaflı bir konu olup olmadığı açısından önem arz etmektedir. Yine mezhep müctehitlerinin, fıkhî meselelere yaklaşırken İslam hukukunun asli ve ferî kaynaklarını nasıl kullandıklarının tetkik edilmesi, kendilerine mahsus usul ve yöntemlerinin tespit edilmesi bakımından önemlidir. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, önemi, amacı ve araştırmanın literatür özeti hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın birinci bölümünde; nikâh akdinin dini mükellefiyeti, akdin üzerine kurulduğu rükünler, nikâh akdinde veli, şahit ve evlilik engelleri gibi nikâh akdinden önceki ihtilaflar tespit edilip, Mâlikî ve Hanefî mezheplerinin kaynaklarında gerekçeleriyle birlikte tetkik edilmiştir. İkinci bölümde ise; nikâh akdinin feshedilmesini gerektiren sebepler, evlilik hakları ve yasak evlilikler gibi nikâh akdinden sonraki ihtilaflar tespit edilip, her iki mezhebin kaynaklarında gerekçeleriyle birlikte ele alınmıştır. Bunun yanı sıra önemli konularda, günümüzde kendisiyle fetva verilen mezhebin görüşü gerekçesiyle birlikte açıklanmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Lise öğrencilerinde fiziksel aktivite ile sosyal medya bağımlılığı ve yaşam doyumu ilişkisi (Ordu ili örneği)

    Serdar Albayrak

    Lise öğrencilerinde fiziksel aktivitenin, sosyal medya bağımlılığı ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi inceleyen bu çalışma, lise çağındaki gençler arasında fiziksel aktivite düzeyleri ile sosyal medya kullanımı arasında olası bir bağlantıyı ve bu durumun yaşam doyumu üzerindeki etkisini anlamak için yapılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Ordu il merkezinde yer alan dört farklı lise türünde (Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, İmam Hatip Lisesi) öğrenim görmekte olan 300 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği", "Yaşam Doyum Ölçeği" ve "Fiziksel Aktivite Kısa Anketi Ölçeği'' ile toplanmıştır. Elde edilen verilere SPSS 26.0 programında tanımlayıcı istatistikler ve akabinde basıklık-çarpıklık değerleri ile veri setinin normallik analizleri yapılmıştır. Dağılımın normal olduğu tespit edildiğinden dolayı bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile post hoc testlerinden LSD testi, ölçek puanları arasındaki ilişkide ise Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Sonuçlar 0,001 ve 0,005 anlamlılık düzeylerine göre yorumlandı. Araştırmada elde sonuçlar cinsiyet, gelir seviyesi, okul türleri, sınıf düzeyi ve ebeveyn eğitim durumu gibi değişkenlerin öğrencilerin sosyal medya bağımlılığı, yaşam doyumu ve fiziksel aktivite düzeyleri üzerindeki ilişkilerini göstermiştir. Erkek öğrencilerin şiddetli fiziksel aktivite ve sosyal medya bağımlılığıyla daha olumlu sonuçlar elde ettiği görülürken, kadın öğrencilerin orta düzeydeki fiziksel aktiviteyle daha olumlu sonuçlar gösterdiği tespit edilmiştir. Gelir seviyesine göre, düşük gelir grubunun sosyal medya bağımlılığı üzerindeki eğiliminin yüksek olduğu ancak orta gelir grubunun yaşam doyumu açısından daha olumlu sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Okul türleri arasında, Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı ve yaşam doyumu puanlarının İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden daha yüksek olduğu fakat fiziksel aktivite düzeylerinde anlamlı bir fark bulunamadığı gözlemlenmiştir. Sınıf düzeyi ve ebeveyn eğitim düzeyi değişkenlerine göre ise, sosyal medya bağımlılığı, yaşam doyumu ve fiziksel aktivite düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu bulgular, farklı değişkenlerin öğrencilerin sosyal medya kullanımı, yaşam doyumu ve fiziksel aktivite üzerindeki etkilerini anlamak adına önemli bir perspektif sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Bazı arpa popülasyonlarında anter kültürü yöntemi ile double haploid bitki eldesinde rejenerasyon oranının artırılması

    Ersin Akşor

    Bu Araştırma Bazı Arpa Popülasyonlarında Anter Kültürü Yöntemi ile Double Haploid Bitki Eldesinde Rejenerasyon Oranının Artırılması amacıyla 2021 yılında Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü, Biyoteknoloji Araştırma Merkezi, Yenimahalle yerleşkesinde yürütülmüştür. Birbirinden farklı üç melez popülasyonların (Tokak 157-37 (X) Aida (X) Sayım 40, Sayım 40 (X) Tokak 157-37, Cirit (X) Alena) materyal olarak kullanıldığı çalışmamızda, bitki eksplantının (arpa başağının alt-orta-üst kısımlarının), iki farklı sıcaklığın (+4-+28 ˚C) ve Kübrik Sülfat(CuSO4) konsantrasyonlarının (kontrol-1-5-10 mg/L) ön muamelede değişkenler olarak ; anter kültürüne, haploid bitki elde edilmesine ve rejenere olmuş bitkilere sayısal olarak etkileri incelenmiştir. Değişken ön muamelelerle birlikte ilk olarak 1 Molar katı Mannitol besi yeri ortamı, sonrasında sırayla kallus oluşturma, kallus geliştirme ve köklendirme besi yerleri kullanılmıştır. Haploid (n kromozom sayısına sahip) anterler steril koşullarda ilk besi yerine aktarıldıktan sonra sırasıyla; kallus (anter ile kallus arası 3-4 hafta kadar sürmektedir), yeşil kallus, sürgün, köklü bitkicik oluşumları gözlenmiştir. Sonrasında Vernelizasyon ihtiyacının karşılanması için +4˚C'de 30 gün bekletilmiştir. Kallus oluşumu, sürgün ve rejenere bitki sayıları bakımından melez popülasyonları farklı sonuçlar vermiştir. Bu durum genotiplerin çalışmadaki önemini de ortaya koymuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    15 yaş üstü bireylerin COVİD-19 kaygı düzeylerinin egzersiz bağımlılığı özelinde farklı değişkenler açısından incelenmesi

    Ramazan Doğan

    Bu çalışmasının amacı; 15 yaş üstü bireylerde COVID-19 kaygı düzeyinin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, düzenli spor yapıp yapmama, spor yapma düzeyi, milli sporcu olup olmama, COVID-19 geçirme, COVID-19 aşısı olup olmama, aşı sayısı ve egzersiz bağımlılık düzeyine göre değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Bu amaçla düzenli spor yapan ve yapmayan toplam 224 gönüllü katılımcı çalışmaya dâhil edildi. Bu çalışmada nicel araştırma türlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu spor yapan ve yapmayan 15 yaş üstü 224 kişi oluşturmuştur. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu uygulandı. Ayrıca Tekkurşun Demir vd. (2020) hazırladıkları "Yeni Tip Korona Virüsüne (COVID-19) Yakalanma Kaygısı Ölçeği" ile birlikte yine Tekkurşun Demir vd. (2018) hazırlamış oldukları "Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği" uygulandı. Tüm bunlar Google forms aracılığıyla uygulandı. Uygulamada toplanan ölçek formları değerlendirilmeye alınmadan önce eksik ve hatalı olduğu tespit edilen 11 ölçek formu değerlendirilmeye alınmadı. Geriye kalan 224 ölçek formu üzerinde gerekli veri analizi gerçekleştirildi. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programı kullanıldı. Toplanan verilerin homojenliğini belirlemek için normallik testleri kullanıldı. Litaretürdeki çarpıklık ve basıklık değerleri -1,5 ile +1,5 arasında değerlere sahip olmaması verilerin normal dağılmadığını gösterir (Tabachink & Fidell, 2013) bilgisi dikkate alındığında çalışma verilerinin normal dağılmadığı görüldü. Bundan dolayı nonparametrik testler kullanılarak analizler yapıldı. Bu testlerden iki değişkenli olan verilerde Mann-Whitney U ve iki değişkenden fazla olan verilerin analizinde ise Kruskal Wallis testi kullanıldı. Analizler sonucunda, katılımcıların egzersiz bağımlılığı toplam puanlarının ortalamasının 57,38 ± 11,545, COVID-19 kaygı alt boyutlarından bireysel kaygının puanları ortalamasının 34,25 ± 10,655 ve sosyalleşme kaygı alt boyutu puanları ortalamasının ise 11,75± 5,007 olduğu görüldü. Ayrıca bireysel kaygı durumunun cinsiyet, COVID-19'a yakalanma durumu, bireysel- sosyal ihtiyaçlarının ertelenmesi ve çatışması alt boyutu, tolerans gelişimi ve tutku alt boyutu ile p<0,05 düzeyinde, yine egzersiz bağımlılığı toplam puanları ile p<0,01 düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiği saptandı. Ayrıca Sosyalleşme kaygı durumunun ise bireysel-sosyal ihtiyaçlarının ertelenmesi kaygı alt boyutu ile p=0,000, tolerans gelişimi ve tutku alt boyutu ile p=0,013 ve egzersiz toplam puanları ile p=0,046 düzeyinde anlamlı farklılık gösterdiği belirlendi. Çalışmaya dâhil edilen diğer tüm değişkenlerin anlamlı farklılıklar içermediği saptandı. Sonuç olarak, cinsiyete, egzersiz bağımlılığına ve salgına yakalanma durumunun kaygı düzeyine etki ettiği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Genç futbolcuların aerobik ve anaerobik kapasiteleri ve futbola özgü teknik becerilerin incelenmesi

    Oğuzhan Köse

    Bu araştırmanın amacı genç futbolcuların aerobik ve anaerobik kapasiteleri ve futbola özgü teknik becerilerinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanıldı. Araştırmanın örneklem grubu Bayburt Özel İdare Spor Kulübü U-19 kategorisinde futbol oynayan 38 futbolcudan oluşturuldu. Futbolculardan antropometrik ölçümler (boy, kilo), anaerobik testler (dikey sıçrama testi, esneklik testi, illinois çeviklik testi, bacak kuvvet testi, yıldız denge testi), aerobik test (cooper testi) ve Mor-christian genel futbol yetenek testi (top sürme, şut ve pas isabeti) ölçümleri alındı. Araştırma sonucunda elde edilen ölçüm sonuçları SPSS 22 paket programına aktarılarak öncelikle normallik testi uygulandı. Yapılan ölçümlerde elde edilen verilerin ortalama ve standart sapma değerleri hesaplandı. Elde edilen sonuçlara göre veri dağılımının çarpıklık ve basıklık değerleri, Tabachnick ve Fidell (2013)'in bir verinin normal dağılıp dağılmadığının göstergesi olarak bildirdiği -1,5 ile + 1,5 arasında olduğu görüldü ve verilerin normal dağılım gösterdiği anlaşıldı. Normal dağılım gösteren bu veri setlerinin analizlerinde parametrik testlerden One Away Anova (Tek Yönlü Varyans Analizi) ve descriptives testleri yapıldı. Sporculara uygulanan testler sonucunda futbolcuların anaerobik testleri (çeviklik, esneklik, bacak kuvvet, dikey sıçrama ve yıldız denge) aerobik testi(dayanıklılık) futbola özgü becerilerin ve yeteneklerin (top sürme, şut ve pas isabeti) uygulanması üzerinde sırasıyla (p<,000-, p<,000-, p<,000) anlamlı farklılık olduğu bulgularına ulaşıldı. Çalışmanın sonucu olarak motor becerlerilerin (çeviklik, esneklik, kuvvet, dayanıklılık ve güç) futbola özgü teknik becerileri (top sürme, şut ve pas isabeti) olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Türkiye'deki organik tarım ürünlerinin ihracatı ve pazarlama boyutu: Bursa ili örneği

    Dilan Duran

    Bugüne kadar kullanılan hormon ve kimyasal ilaçların yoğun kullanımı, ekolojik dengenin yapısını, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ve insan sağlığını, ayrıca organik, çevre dostu tarımsal üretimi bozmaya başlamıştır. Gelir düzeyi düşük olan ülkeler için çevreye ve dolayısıyla halk sağlığına dost, kırsal alanların kalkınmasını sağlayan organik tarımsal üretim elzem duruma gelmiştir. Bu durumla beraber organik tarım kavramı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki organik tarım ürünlerinin uluslararası ticaret ve pazarlama boyutunu analiz etmek amacıyla Bursa ili örneğinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin organik tarım sektörünün mevcut durumu, bitkisel üretim ve ihracat verileri ele alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan sağlanan güncel veriler ışığında değerlendirilmiştir. Nitel araştırma yöntemine dayanan bu çalışma, literatür taraması ve dokümantasyon incelemesi yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri, ilgili yönetmelik ve tebliğler ile yerli ve yabancı kaynaklardan faydalanılarak yapılan analizler sonucunda, Türkiye'deki organik tarım ürünlerinin ihracat ve pazarlama potansiyeline ilişkin önemli bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, Türkiye'nin organik tarım ürünlerinin uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Organik tarım, ihracat, pazarlama, Bursa, bitkisel üretim

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Doğrusallık yanılsaması: Matematik öğretmeni adaylarının alan bilgilerinin incelenmesi

    Şule Turhan

    Doğrusallık yanılsaması, matematiksel ilişkileri veya problemleri her zaman doğrusal algılama eğilimi olarak tanımlanmıştır. Bu yanılsama, özellikle matematik eğitimi sürecinde kavramların öğrenilmesi ve öğretilmesinde önemli bir engel teşkil etmektedir. Matematik öğretmeni adaylarının, yanılsamanın farkında olmaları ve yanılsamaya düşmeden bilgilerini doğru olarak öğrencilere aktarabilmeleri, öğretim sürecinin verimliliğini ve öğrencilerin matematiksel anlayışlarını geliştirmek açısından önemlidir. Bu araştırmada, matematik öğretmeni adaylarının doğrusallık yanılsamasına yönelik alan bilgileri incelenmiştir. Nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji (olgubilim) modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Türkiye'de yer alan bir ildeki 14'ü erkek 27'si kadın olmak üzere toplam 41 ilköğretim matematik öğretmenliği son sınıf öğrencisi katılmıştır. Örneklem grubu ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Doğrusallık yanılsamasına sahip 10 matematik öğretmen adayı belirlenmiş ve bu adaylarla bireysel görüşmelerle veriler toplanmıştır. Elde edilen bulgular, öğretmen adaylarının fonksiyon ve orantı konularında doğrusallık yanılsamasına sahip olduklarını göstermektedir. Bu yanılsamalar, fonksiyon konusunda sekiz alt kategoriye ve orantısal durum konusunda ise bir alt kategoriye ayrılmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Matematik eğitiminde üstbilişe dayalı öğretime yönelik bir meta-analiz

    Ümit Aydın

    Üstbiliş son yıllarda matematik eğitimi araştırmalarının odağı haline gelmiştir. Matematik eğitimi alan yazınında üstbiliş ile ilgili birçok çalışma varken bu çalışmaları derlemeye yönelik araştırmalar oldukça sınırlı sayıdadır. Örneğin, Baş ve Özturan-Sağırlı (2017) matematik eğitimi araştırmalarında üstbilişin kullanımına yönelik nitel araştırmaları derleme (meta sentez) çalışması yürütmüşlerdir. Ancak matematik eğitiminde üstbilişin etkisini ortaya koyacak nicel derleme araştırmaları (meta-analiz) sınırlı sayıda kalmıştır. Muncer ve diğerleri (2022) ergenlik dönemindeki öğrencilerin üstbilişleri ile matematik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemeye yönelik bir meta-analiz araştırması yapmıştır. Araştırmanın sonucunda üstbiliş ile matematik başarısı arasında ilişki olduğunu belirlemiştir. Deneysel araştırmalar bağımsız değişkenleri manipüle edip bağımlı değişkenlerin etkisini ortaya çıkarması bakımından oldukça önemlidir. Bu nedenle bağımsız değişkenler manipüle edilerek üstbilişe dayalı öğretimin matematik başarısı ve problem çözme becerisi üzerindeki etkisini inceleyecek meta-analizlerin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma üstbilişe dayalı öğretim yönteminin Türk öğrencilerin matematik başarılarına ve problem çözme becerilerine etkisini inceleyen önceki nicel araştırmaların ortak etkisini belirlemeye yönelik bir meta-analizdir. Yapılan sistematik tarama sonucunda üstbilişin matematik başarısı ve problem çözme becerisi üzerine etkisini inceleyen çalışmaya dâhil etme kriterlerini karşılayan 2000-2023 yılları arasını kapsayan 12 deneysel araştırma dâhil edilmiştir. Üstbilişe dayalı öğretimin matematik başarısı üzerine yapılan çalışmaların ortalama etki büyüklük değeri (g=1.17), problem çözme becerisi üzerine yapılan çalışmaların ortalama etki büyüklük değeri (g=1.37) olarak hesaplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda etki büyüklük değerlerinin anlamlı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak üstbilişe dayalı öğretimin matematik başarısı ve problem çöme becerisi üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlardan bir diğeri ise üstbilişe dayalı öğretimin hem matematik başarısı üzerindeki hem de problem çözme becerisi üzerindeki etkisi ilkokul öğrencilerinde ortaokul öğrencilerine göre daha yüksek olmasıdır. Bu meta-analiz, önceki çalışmalardan elde edilen verilerle genel bir sonuca ulaşarak matematik eğitiminde üstbiliş çalışacak araştırmacılara konu belirleme hususunda yol gösterici olacaktır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024
    Ahkâm âyetlerinin yorumlanmasında kıraat farklılıklarının etkisi (Tahâvî örneği)

    Sadık Uçar

    Kıraat, Kur'ân'ın daha iyi anlaşılması için mutlaka üzerinde durulması gereken önemli bir ilim dalıdır. Kur'ân-ı Kerîm'in nüzûlünden bugüne Kur'ân'ı daha iyi anlamaya çalışan bilim insanları her biri kendi alanıyla alakalı önemli çalışmalar yapmıştır. Fıkıh ilmiyle alakalı araştırmacılar kıraatin ahkâm âyetleri boyutuyla, tefsir ilmiyle uğraşanlar Kur'ân'ın tamamının daha iyi anlaşılması için çalışmalar yapmışlardır. Yapılan bu çalışmada döneminde önemli bir fakih olan Ebû Ca'fer et-Tahâvî'nin Mısır'da önemli çalışmalar yapmış olması hem de ahkâm âyetlerinin daha iyi anlaşılması için Ahkâmü'l-Kur'ân adlı bir çalışmasının bulunması bizi bu konu üzerinde çalışmaya sevk etmiştir. Çalışma yapılırken ahkâm âyetlerindeki kıraat farklılıkları verildikten sonra anlama ne gibi bir farklılık kazandırdığı, bu farklılıklarından hangisinin tercih edildiği ve bu farklılıklar sebebiyle mezheplerin görüş ayrılıkları üzerinde durulmaya gayret edilmiştir. Yukarıdan da anlaşılacağı üzere yapılan bu çalışmada temel amaç; kıraat ilminin ahkâm âyetleri üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasıdır. Çalışmada temel olarak Tahâvî'nin bu eseri kullanılmış ve ahkâm âyetleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışma yapılırken Ahkâmü'l-Kur'ân eserine ek olarak kıraat ilminin temel kaynaklarından faydalanılmış, ayrıca bu kıraat farklılıklarının anlama etkisi verildikten sonra mezheplerin görüşlerine de yer verilmiştir. Özellikle bazı kıraat farklılıkları o ahkâm âyetini açıklarken mezhepsel olarak ciddi manada ihtilaflar meydana getirmiştir.