Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bayraktar, Bülent(11)
- Kadakal, Mahir(10)
- Kutlu, Naciye(10)
- Can, Zehra(8)
- Dertli, Enes(8)
- Kırbaş, Zila Özlem(8)
- Teber, Ahmet(8)
- Ayata, Ümit(7)
- Durmuş, İbrahim(7)
- Kadakal, Huriye(7)
- Kirbaş, Zila Özlem(7)
- Özdemir, Akın(7)
- Apak, Ömer Ceyhun(6)
- Banaz, Emrullah(6)
- Bayram, Nesrin Ecem(6)
- Bayram, Sinan(6)
- Demir, Mustafa(6)
- Esmer, Yusuf(6)
- Gercek, Yusuf Can(6)
- Akeren, Zahide(5)
- Battal, Fetullah(5)
- Ekincioğlu, Yavuz(5)
- Ergün, Mustafa(5)
- Gıdık, Betül(5)
- Kara, Yakup(5)
- Maden, Sedat(5)
- Şahin, Engin(5)
- Akeren, İhsan(4)
- Aras, Zakir(4)
- Ayazoglu, Rabil(4)
- Cengiz, Ekrem(4)
- Cuce, Erdem(4)
- Cuce, Pinar Mert(4)
- Ecem Bayram, Nesrin(4)
- Erkılıç, Tugçe Orkun(4)
- Filiz, Tunahan(4)
- Kamiloğlu, Aybike(4)
- Karaali, Rabi(4)
- Kırkıncı, Seran(4)
- Semerci, Vahide(4)
Yayınlar
- Doktora TeziAçık Erişim2024Asıl hadisler bağlamında Buhârî'nin şartları
Zeyd Taban
Tasnif döneminin başlamasıyla birlikte İslami ilimlerle ilgili bâblara asıl olacak hadisler de hadis müellifleri tarafından belirlenmeye başlamıştır. Şüphesiz belirlenen bu asıl hadisler müelliflerin gözettiği kriterlere göre değişiklik arz etmektedir. Bu noktada hadis ilimleri içerisinde önemli bir konumu bulunan Buhârî'nin asıl hadislerin tespiti konusundaki yerinin ve farkının ne olduğunun incelenmesi çalışmanın çıkış noktası konumundadır. Bu sebeple çalışmada bir hadisin bir bâba asıl olması için Buhârî'nin gerekli gördüğü asgari şartların ne olduğunun Sahîh'e aldığı ve Sahîh dışında bıraktığı hadisler üzerinden incelenmesi hedeflenmiştir. Buna göre çalışma asıl hadis terimiyle kastedilen mananın, çalışmanın amacı ve hedeflerinin netleştirildiği giriş bölümüyle başlamaktadır. Birinci Bölüm'de tarihi süreç içerisinde Buhârî'nin şartlarıyla ilgili dile getirilen tespitlerin değerlendirmesi yapılmış, ricâle indirgendiği görülen şartlar yeniden gözden geçirilmiş, somut verilerle elde edilen metin ve isnâdla ilgili şartlar ortaya konmaya çalışılmış ve bunların asıl hadisle irtibatı incelenmiştir. İkinci Bölüm'de Buhârî'nin kendi dönemi ve ondan öncesi ile mukayesesi yapılarak onun asıl hadislerle ilgili tasarrufları, bu husutaki farklı yönleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca burada başka müelliflerin asıl olarak kabul ettiği ancak Buhârî'nin Sahîh'ine almadığı hadislerin Buhârî açısından ne anlama geldiği tartışılmış, onun bu konudaki farkının somut şekilde görülebilmesi için kitabına aldığı hadislerden çok, almadığı asıl hadislerin incelenmesinin önemi vurgulanmıştır. Üçüncü Bölüm'de başka muhaddisler tarafından asıl kabul edilip Buhârî'nin Sahîh'ine almadığı hadislerin herhangi bir illeti haiz olup olmadığı örnek rivayetler üzerinden incelenmiş ve bunun "sahih hadis" konusuyla irtibatı araştırılmıştır. Böylece çalışma Buhârî'nin kitabına aldığı hadislerde gözettiği şartlar konusunu "asıl hadisler/asıllar" üzerinden ele alarak ve buna "Buhârî'nin almadığı asıl hadisler" konusunu da dâhil ederek farklı bir perspektif ortaya koymaya çalışmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024(Molla Lütfî) Lütfullâh b. Hasan et-Tokâdî'ye ait Hâşiye Alâ Şerhi'l-Miftâh li'l-Cürcânî adlı eserin edisyon kritiği
Sultan Durmuş
es-Sekkâkî "Miftâhu'l-ʿulûm" isimli eserinin üçüncü kısmını belağat ilmine tahsis etmiştir. es-Sekkâkî'nin bu eseri üzerine yapılan onlarca şerhten biri de es-Seyyid eş-Şerif el-Cürcani'ye ait olup el-Cürcani'nin de bu şerhi üzerine onlarca hâşiye yazılmıştır. Bu haşiyelerden en muteber olanlardan biri de Ali Kuşçu'nun talebesi, Kemalpaşazâde'nin hocası olan Osmanlı âlimlerinden Molla Lütfi'nin yazmış olduğu haşiyedir. Bu çalışmada Molla Lütfi'nin bu kıymetli eserinin tahkikli neşrinin ortaya koyulması hedeflenmiştir. Çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müellif Molla Lütfi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; ilgili yazmanın tahkik çalışmasında esas kabul edilen nüshaları tanıtılmış, edisyon kritik çalışmasında takip edilen yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde ise eserin tahkikli neşri yapılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Sporcularda sirkadiyen ritmin aerobik ve anaerobik performans üzerine etkisi
Cihan Gürbüz
Çalışmanın amacı, günün farklı saatlerinde yapılan egzersizin etkisini araştırmak ve arasındaki uyum sürecine bakılmıştır. Araştırma Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören erkek öğrenciler üzerinde 15 sabah egzersiz grubu (SEG), 15 akşam egzersiz grubu (AEG) 15 kontrol grubu (KG) olmak üzere toplamda 45 katılımcı gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Çalışmaya gönüllü katılan 45 erkek sporcu (Yaş: 20,93±0,37 yıl; Vücut Ağırlığı: 71,28±0,98 kg; Boy Uzunlukları: 1,77±0,015 cm) katıldı. Katılımcılar 45 gün boyunca aerobik ve anaerobik kapasite gelişimine yönelik devir antrenmanı yapmışlarıdır. Antrenmanlar (pazartesi, çarşamba ve cuma) olarak belirlenmiştir. Katılımcılar antrenmana başlamadan önce ön test, 15 gün sonra ara test ve 45 günün sonunda son test alınmıştır. Antrenmanlara başlamadan öncesinde antrenmanların arasında ve sonunda Cooper testi, Dikey sıçrama, T-testi, Vücut sıcaklığı, Kan basıncı, Kalp atım hızları (KAH) alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 24.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Demografik verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel testler (Ortalama, Minimum, Maksimum, Standart Sapma) uygulanmıştır. Verilerin normallik dağılımları shapiro wilk testi ile sınanmıştır. İlişkili gruplarda normal dağılım gösteren değişkenler arasındaki farklar, tek yönlü anova, normal dağılmayan değişkenler ise wilcoxon sıralı işaret ile belirlenmiştir. İlişkisiz gruplarda normal dağılım gösteren değişkenler farklar tekrarlı ölçümler anova ile normal dağılmayan değişkenler ise Kruskal Wallis H testi ile belirlenmiştir. İstatistiksel anlamlı farklılık p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Analizler sonucunda ön-ara ve son test sabah alınan ölçümlerde SEG Cooper ve dikey sıçramada anlamlı fark bulunurken AEG cooper, vücut sıcaklığı, KAH ve kan basıncında p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Akşam alınan ölçümlerde SEG ve AEG grubun Cooper testinde anlamlı fark bulunurken KG kan basıncında ve KAH p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Ön test sabah ölçümlerinde Cooper ve kan basıncında anlamlı farklılık görülürken akşam ölçümlerinde Cooper, dikey sıçrama, vücut sıcaklığı ve kan basıncında p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Ara test sabah testlerinde Cooper, t-testi, dikey sıçrama, vücuy sıcaklığı ve KAH anlamlı farklılık bulunurken akşam ölçümlerinde Cooper testi, dikey sıçrama ve vücut sıcaklığında p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Son test sabah ölçümlerinde Cooper, t-testi, dikey sıçrama, vücut sıcaklığı ve KAH anlamlı farklılık bulunurken akşam ölçümlerinde t-testi, dikey sıçrama, vücut sıcaklığı ve KAH p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, sporcular üzerinde yapılan antrenman doğrultusunda sabah egzersiz grubu ve akşam egzersiz gruplarının sirkadiyen ritmin etkisinin olduğu görülerek aerobik ve anaerobik performanslarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği söylenebilirken kontrol grubu üzerinde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Aerobik, anaerobik, sirkadiyen ritim, performans.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Erbiyum alaşım elementi ilavesinin A356 alüminyum döküm alaşımına etkisinin incelenmesi
Muhammed Enes Aydın
Alüminyum ve alaşımları döküme elverişli, elektrik iletkenliğinin yüksek olması, korozyona karşı dayanıklı olması, zehirlenme tehlikesinin olmaması ve diğer pek çok avantajlı özellikleri sayesinde otomotiv, havacılık, savunma, makine imalat endüstrisi gibi birçok alanda yaygınca kullanılan önemli bir mühendislik malzemesidir. Ancak yüksek teknoloji gereksinimi olan birçok sektörde kullanımı artmakla birlikte kalite gereksinimleri de artmaktadır. Alüminyum döküm alaşımlarından kalite beklentisindeki artışa bağlı olarak farklı alaşım elementi ilaveleri ile dökümler yapılması ve üretimde yeni teknoloji kullanımları üzerinde çalışmalar devam etmektedir. İlave edilen alaşımlar ve uygulanan ısıl işlemler alüminyumun fiziksel ve kimyasal özelliklerine etki etmektedir, bu işlemler sonucunda alüminyum istenilen özelliklerde elde edilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada A356 alüminyum döküm alaşımına %0,03, %0,06 ve %0,1 Erbiyum (Er) ilavesinin döküm özelliklerine etkisi farklı kokil kalıplara dökülerek değerlendirilmiştir. Döküm numuneleri ile akıcılık tane inceltme ve mikroyapı özellikleri ve mekanik özelliklerinde Er ilavesinin etkisi değerlendirilecektir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Doğal sayılarla çarpma işleminde yaşanan öğrenci güçlüklerinin giderilmesinde çoklu temsil kullanımı: Bir eylem araştırması
Kübra Koçoğlu
Bu araştırmanın amacı, 5. sınıf öğrencilerinin doğal sayılarla çarpma işleminde yaşadıkları güçlüklerin ortaya çıkarılması ve bu güçlüklerin giderilmesine yönelik çoklu temsil kullanımı yoluyla yapılacak sınıf içi etkinlik süreçlerinin incelenmesidir. Öğrencilerin çarpma işleminde yaşadıkları güçlüklerin giderilmesinde çoklu temsil yoluyla öğretimin rolünü gözlemleyebilmek amacıyla nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kolay ulaşılabilir örnekleme metoduyla seçilen 5. sınıf 21 kız öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada uygulanan çoklu temsil yoluyla çarpma öğretimi, öğrencilerin çarpma işlemindeki güçlük ve yanılgıları göz önünde bulundurularak alanyazına ve matematik öğretim programına uygun bir şekilde hazırlanan ve 6 etkinlik içeren bir eylem planı uygulanmıştır. Dolayısıyla veri toplama aşamasında ilk olarak öğrencilerin çarpma işlemine dair kavrayışlarının yanılgı ve yaşadıkları güçlüklerin belirlenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Veri toplama süreci, 6 hafta ve toplam 22 ders saati olacak şekilde yürütülmüştür. Video kayıtları, öğrencilerin etkinlik süreçlerinde hazırladıkları görseller, öğretmen tarafından tutulan alan notları, öğretmen ve öğrenci günlükleri ve yarı yapılandırılmış görüşmeler veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler sürekli karşılaştırmalı analiz yoluyla analiz edilmiştir. Ulaşılan bulgular bağlamında 5. sınıf öğrencilerinin çarpma işleminde yaşadıkları güçlüklerin çoklu temsil yoluyla çarpma işlemi öğretiminin öğrencilerin yaşadıkları güçlükleri, sahip oldukları kavram yanılgılarının giderilmesini ve öğrencilerin çarpma işlemini kavramsal olarak anlamalarını sağladığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin kullanılan çoklu temsiller yoluyla çarpmanın tekrarlı toplama olduğunun farkına varmış, çarpanların adet ve büyüklük anlamlarını keşfetmiş; kat, kare gibi çarpma işlemine ait matematiksel dili daha etkili kullanmaya başlamıştır. Bununla birlikte öğrenciler verilen bir sayıyı tekrarlı toplama ve gruplama bağlamında farklı sayılarla ifade edebilmiş, 0'ın ve 1'in çarpma işlemindeki rolünü kavramsal olarak yapılandırabilmiştir. Öğrenciler çarpım tablosunu çoklu temsiller yoluyla kendileri oluşturmuş ve bu sayede çarpım tablosuna yönelik kaygılarını giderebilmişlerdir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sosyal medya pazarlaması faaliyetlerinin marka sadakati ve marka imajı açısından incelenmesi çağrı merkezi çalışanları örneği
Öznur Kübra Unutkan
Sosyal medyanın günümüzde giderek daha fazla kullanılmasına paralel olarak markalar bu duruma kayıtsız kalamamış ve sosyal medyada pazarlama faaliyetlerini yaygın şekilde kullanmaya başlamıştır. Sosyal medya pazarlaması, markaya yönelik algıyı etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı sosyal medya pazarlaması faaliyetlerini marka sadakati ve marka imajı açısından incelemektir. Çalışma kapsamında 250 çalışanın katılımıyla bir anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Medya Pazarlaması Ölçeği, Marka Sadakati ve Marka İmajı Ölçeği ile veriler toplanmıştır. Çalışmada ulaşılan sonuçlar sosyal medya pazarlaması ile marka sadakati ve marka imajı arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Sosyal medya pazarlaması etkili bir şekilde kullanıldıkça müşterilerin marka sadakati ve marka imajı algıları olumlu yönde gelişmektedir. Bu sonuçlar 250 katılımcının verdiği yanıtlarla sınırlıdır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Siyasal katılma düzeyleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma: İzmir-Bayburt örneği
Özgür Arat
Siyasal katılma, bireylerin siyasal alanı belirlemek ve etkilemek amacıyla gerçekleştirdikleri eylemlerdir. Siyasal katılma farklı düzeylerde ve farklı biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Birey, hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun siyaset karşısında bir tavır takınmaktadır. Çeşitli gerekçelerle siyasete katılmaktadır. Siyasal katılma, bireyin sahip olduğu bilinç düzeyinden ülkenin sahip olduğu yönetim anlayışına kadar birçok hususla yakından ilgilidir. Farklı siyasal kültüre sahip toplumlarda doğal olarak farklı siyasal katılma pratikleri gerçekleşmektedir. Bu çalışmada siyasal katılma düzeyleri konu edinilmiştir. Bu kapsamda İzmir ile Bayburt illerinin siyasal katılma düzeyleri karşılaştırılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi uygulanmış, 807 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında demografik bilgi formu ve demokratik katılım ölçeğinin siyasal katılım boyutu kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.00 paket programı ile analiz edilmiştir. Tanımlayıcı sonuçlar incelendiğinde hizmet ve politika takibi (3.62 = yüksek), siyasi tartışma (2.78 = orta), toplam siyasal katılım puanı (2.30 = düşük), seçim mitingleri (1.61 = çok düşük), gösteri ve yürüyüşler (1.52 = çok düşük) ve düşünce ve önerileri paylaşma (1.48 = çok düşük) olacak şekilde siyasal katılımın alt boyutlarından alınan puanların çok yüksek olmadığı, siyasal katılımın birçok boyutta çok düşük kaldığı belirlenmiştir. İzmir ve Bayburt ilinde yaşayan katılımcıların siyasal katılım düzeyleri karşılaştırıldığında tüm alt boyutlarda ve toplam siyasal katılımda İzmir ilinin lehine anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Çalışma sonucunda ilerleyen çalışmaların siyasal katılımı düşüren değişkenlere daha derinlemesine araştırması önerilmektedir. Ayrıca siyasal katılımı artırıcı faktörlerin belirlenip bu konuda politikalar geliştirilmesi de önemli görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iletişim becerileri ile çatışma eylem stilleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi (Atatürk Üniversitesi örneği)
Hamza Çelik
Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin iletişim becerileri ile çatışma eylem stilleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu doğrultuda çalışmada ilk olarak iletişim kavramı ve çatışma kavramına yönelik teorik bir çerçeve oluşturulmuş ve ardından saha araştırması yapılmıştır. Araştırmada veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "İletişim Becerileri Ölçeği" ve "Çatışma Eylem Stilleri Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde farklı bölümlerde öğrenim gören toplam 627 öğrenci oluşturmuştur; bunların 255'i kadın, 372'si erkektir. Öğrencilerden veriler, araştırmacı tarafından düzenlenen anket formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programında analiz edilmiştir. Bulgulara göre, kullanılan iki ölçek arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Çalışmada katılımcıların iletişim becerileri üzerinde sınıf düzeyi, aktif spor türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve aile aylık geliri gibi faktörlerin anlamlı bir farklılık ve ilişki yarattığı belirlenmiştir. Ancak diğer demografik değişkenler için bu tür bir ilişki tespit edilememiştir. Çatışma eylem stilleri üzerinde ise sadece aktif spor yapma süresi ve baba eğitim düzeyinin anlamlı bir farklılık meydana getirdiği bulunmuştur. İletişim becerilerinin ise çatışma eylem stilleri üzerinde anlamlı pozitif bir etkisi olduğu ortaya konmuştur. Bu bağlamda, öğrencilerin iletişim becerilerinin arttıkça çatışma eylem stillerine verdikleri yanıtların da daha pozitif olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çatışma eylem stilleri, iletişim becerisi, spor bilimlerinde çatışma, spor bilimlerinde iletişim.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kelkit (Gümüşhane) yöresinin yeraltı suyu kalitesinin değerlendirilmesi
Mehmet Can Turhan
Bu çalışmada, Gümüşhane ilinin güneyinde bulunan Kelkit ilçesi merkezinin yeraltı sularının kalitesi araştırılmıştır. Bu kapsamda yağışlı (Haziran 2023) ve kurak (Eylül 2023) dönem olmak üzere iki dönem örnekleme çalışması yapılmıştır. Elde edilen örneklerin fiziksel parametreleri (sıcaklık, pH, Eh, elektriksel iletkenlik ve çözünmüş oksijen) arazi de yerinde ölçülmüş olup majör anyon-katyon (HCO3-, CO3-2, Cl‒, SO4-2, NO3-, NO2-, F-, Ca+2, Mg+2, Na+, K+) ve iz element derişimleri (Si, Al, As, B, Ba, Br, Co, Cr, Cu, Fe, Mn, Mo, Ni, Sr, Sb, Ti, V ve Zn) laboratuvar ortamında belirlenmiştir. Yapılan analizler ile ortaya çıkan sonuçlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Su kirliliği Kontrolü Yönetmeliği standartlarına göre içme-sulama suyu kullanılabilirliği açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca yeraltı sularından ve Kelkit çayından alınan tüm örneklerin Piper diyagramı ile hangi tip su sınıfına girdiğini, ABD Tuzluluk Laboratuvarı ve Wilcox Diyagramı ile sulama suyu olarak kullanabilirliği incelenmiştir. Piper diyagramına göre; Kelkit yöresinin yeraltı suyu örneklerinin yarısından çoğu "kalsiyum-magnezyum-bikarbonat"su tipindedir. Örneklerin kurak dönemde 3 tanesi, yağışlı dönemde ise 2 tanesi "Karışık tip sular" sınıfında yer almaktadır. Wilcox diyagramına göre; yeraltı suyu örnekleri kurak ve yağışlı dönemde genel olarak "İyi-kullanılabilir" sular sınıfında yer alırken, ABD Tuzluluk diyagramına göre; kuyulardan alınan su örneklerinin genel olarak C3‒S1 sınıfında suları temsil ettiğini birkaçının ise C2‒S1 sınıfında suları temsil ettiği görülmüştür. Majör katyon analizlerinde yapılan ölçümlerde Mg⁺² ve K⁺ katyonlarının içme suyu standartlarına göre sınır değerleri aştığı gözlenmiştir. Majör anyon analizlerde NO3- ve florür değerlerinin TS 266 içme suyu standartlarına göre belirtilen sınır değeri aştığı tespit edilmiştir İz element analizlerinde B, Fe ve Mn değerleri TS 266 standartlarına göre belirtilen sınırın üzerinde kalmıştır. Bu standart değerleri aşan parametrelerin nedeninin tarımsal faaliyetler, evsel atıklar ve su-kayaç etkileşimi olduğu söylenebilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi özyeterlik inançları ile eğitim programı okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
İsmail Aslan
Bu tezin temel amacı, sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi özyeterlik inançları ile eğitim programı okuryazarlığı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada, nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenmiştir. Araştırmanın hedef evreni Bursa ili Orhangazi ve Gemlik ilçelerinde görev yapan 449 sınıf öğretmenidir. Bu evrenden kolay örnekleme yöntemine göre seçilen sınıf öğretmenleri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Örneklem, ilkokul öğretmenleri arasından rastgele demografik özelliklere sahip bireylerden oluşmaktadır. Araştırma verileri Gözüm ve Güneş (2018) tarafından geliştirilen fen öğretimi özyeterlik ölçeği ile Bolat (2017) tarafından geliştirilen eğitim programı okuryazarlığı becerileri ölçeği ile toplanmıştır. Ölçme araçlarının çalışma evrenine uygulanması sonucunda elde edilen dağılım normallik göstermediği için ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Ayrıca fen öğretimi özyeterlik inancı ile eğitim programı okuryazarlığı arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Sperman Brown Sıra Farklar Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde hem eğitim programı okuryazarlığı hem de fen öğretimi özyeterlikleri üzerinde cinsiyet, deneyim ve sınıf mevcudu değişkenlerinin anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmüştür. Bununla birlikte eğitim programı okuryazarlığı ile fen bilileri özyeterlikleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırma neticesinde önemli görülen öneriler şu şekildedir: öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığı ve özyeterlik inançlarını daha objektif bir şekilde değerlendirmek için gözlem ve derinlemesine görüşme teknikleri kullanılabilir, farklı coğrafi bölgelerden, okul türlerinden ve demografik özelliklere sahip daha geniş ve çeşitlendirilmiş örneklemler kullanılarak elde edilen verilerin genellenebilirliği artırılabilir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Spor bilimleri öğrencilerinin egzersiz bağımlılık düzeylerinin mutluluk ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi (Bayburt ili örneği)
Elyesacan Cibali
Bu çalışmanın amacı spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin egzersiz bağımlılık düzeylerinin, mutluluk ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu verilerin demografik değişkenler açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma grubunu 213 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Egzersiz Bağımlılık Ölçeği", "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu" ve "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde frekans dağılımları, ikili bağımsız grupların karşılaştırması için t-testi, ikiden fazla bağımsız gruplar için One-Way ANOVA ve ölçekler arasındaki ilişkiyi tespit edebilmek için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yaş ve spor yaşı değişkenleri ile egzersiz bağımlılık ölçeği alt boyutları ve toplam puanları arasında istatistiki ilişkiye rastlanmıştır. Haftalık egzersiz yapma sıklığı ile egzersiz bağımlılık ölçeği toplam puanları arasında ilişkiye, egzersiz bağımlılığı bireysel-sosyal ihtiyaçların ertelenmesi ve çatışma alt boyutu arasında istatistiki açıdan ilişkiye rastlanmamıştır. Öğrenim görülen bölüm ve egzersize başlama nedeni ile egzersiz bağımlılık düzeylerine ilişkin yalnızca bireysel-sosyal ihtiyaçların ertelenmesi ve çatışma alt boyutunda istatistiki açıdan anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve spor türü ile egzersiz bağımlılığı tüm alt boyutları ve toplam puanları arasında istatistiki açıdan anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Yaş, haftalık egzersiz yapma sıklığı, algılanan gelir düzeyi ve egzersize başlama nedeni ile mutluluk ölçeği arasında anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Cinsiyet, öğrenim görülen bölüm, spor yaşı, spor türü ile mutluluk ölçeği arasında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Cinsiyet, haftalık egzersiz yapma sıklığı ve algılanan gelir düzeyi ile yaşam doyumu arsında anlamlı farklılık olduğu, yaş, spor yaşı, öğrenim görülen bölüm, egzersize başlama nedeni ve spor türü arasında anlamlı fark tespit edilmemiştir. Egzersiz bağımlılık ölçeği toplam puanı ile mutluluk ölçeği arasında negatif yönlü düşük düzeyde ilişkiye, mutluluk ölçeği ile yaşam doyumu arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişkiye rastlanmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Türk siyasetinde 367 krizi: Meclis tutanakları üzerinden bir değerlendirme
Hüda Nur Bostancı
Cumhurbaşkanlığı devletler ve hükümet sistemlerinde önem arz eden bir makamdır. Bu sebeple cumhurbaşkanlığı seçim süreçlerinde siyasal krizlerin ortaya çıktığı görülmektedir. Siyasi ve bürokratik kadroların devlet yönetimi konusunda farklı düşüncelere sahip olmaları ve siyasal partilerin stratejik ve taktiksel davranışları, yaşanan krizlerin temel sebebini oluşturmaktadır. Türkiye örneğinde cumhurbaşkanının aynı zamanda başkomutan olması da orduyu sürece dâhil etmekte ve krizin taraflarından biri haline getirmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Meclis içerisinde siyasal parti ve liderlerin, siyasi görüş faklılığı, siyasi kaygı veya siyasi çıkar nedeniyle ortaya koydukları söylem ve politikalar krizi derinleştirmektedir. Yaşanan siyasal krizler, parlamentoyu aşarak yargıdan medyaya, ekonomiden sosyal yaşama hayatın her noktasını etkilemektedir. 2007 yılında yapılan 11. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, seçilme şartı tartışmalarıyla başlayan ve aday belirleme sürecinde yaşanan gelişmelerle devam eden bir siyasal kriz yaşanmıştır. Türk siyasetine "367 Krizi" olarak geçen bu siyasal kriz, Meclis'in toplantı yeter sayısı üzerinden isimlendirilmiştir. Bu süreçte, Cumhuriyet Mitingleri ile toplum, E-Muhtıra ile ordu, Anayasa Mahkemesi'nin seçimi iptal etmesi ile yargı siyasal krizin tarafları haline gelmiştir. Siyasal liderlerin ve partilerin esasen devlet krizine dönüşen bu süreç karşısında sine-i millete dönmek dışında bir seçeneği kalmamıştır. Bu kriz, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören 2007 referandumuna sebebiyet vermiş ve bu yönüyle Türkiye'de hükümet sistemi değişikliğinin çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu çalışma, Türk siyasetinde 367 Krizi'ni konu edinmektedir. Çalışmanın amacı 11. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan krizin nedenlerini, aktörlerini, sürecini ve siyasal hayata etkilerini Meclis tutanakları ışığında değerlendirmektir. Yaşanan kriz birincil kaynak olarak görülen Meclis tutanaklarının incelenmesi ve değerlendirilmesiyle birlikte daha anlaşılır hale gelmektedir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Literatür taraması yapılarak kitaplar, bilimsel çalışmalar, yazılı iletişim araçları ve tutanak metinleri incelenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Tüketicilerin lüks marka tutumlarında ilişkilendirme teorisi ve sembolik statünün rolü: Türkiye ve Suudi Arabistan'daki tüketiciler arasında bir karşılaştırma
Ghali Hamoudy
Bu araştırma, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki tüketicilerin lüks markalara karşı tutumlarını ve bu tutumların sembolik statü ile ilişkilendirme teorileri çerçevesinde nasıl şekillendiğini incelemektedir. Moda ve otomobil sektörlerindeki lüks markalara yönelik iki farklı tüketici anketi yapılmıştır. İlk anket, markaların statüsüne veya kişisel uygunluğuna değer veren bireyleri hedef alırken, ikinci anket ürün detaylarına ve kalitesine odaklanan yüksek gelirli tüketicilere yöneliktir. Birinci çalışma, 293 anketi analize dâhil edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu erkek, 25-34 yaş arası ve bekâr olup, özel sektörde çalışan ve lisans düzeyinde eğitim almış bireylerden oluşmaktadır. Prestijin sembolik statü üzerinde olumlu bir etkisi bulunduğu ve ilişkilendirme teorisinin bu ilişkide aracı bir rol oynamadığı bulunmuştur. İkinci çalışma, 179 anketi analize dâhil edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu yine erkek, 25-34 yaş arası ve bekâr olup, %35,2'si özel sektörde çalışmaktadır ve çoğunluğun gelir düzeyi 2666$ üzerindedir. Analiz sonuçları, ölçeklerin yakınsak geçerliliği ve güvenilirliği için AVE değerlerinin 0,50'nin üzerinde ve CR değerlerinin 0,878'in üzerinde olduğunu, Cronbach alfa değerlerinin ise 0,839 ile 0,938 arasında değiştiğini göstermiştir. Bu, ölçeklerin güvenilir olduğunu işaret etmektedir. Marka tutumunun marka sadakati üzerinde olumlu bir etkisi bulunduğu, ancak içsel ve dışsal motivasyon, beklenen kaygıdan kaçınma ve beklenen neşe gibi faktörlerin marka sadakati üzerindeki etkisinin karışık sonuçlar verdiği bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Ortaokul öğrencilerinin kesir başarısında öğretmenin kullandığı matematik dili ve öğrenci öz yeterliğin etkisi
Furkan Ertaç
Bu araştırma, ortaokul öğrencilerinin kesir başarısında öğretmenin kullandığı matematik dili ve öğrencilerin kesir öz yeterliliğin etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışma Türkiye'nin doğusundaki Bayburt Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 3 farklı ortaokulda öğrenim gören gönüllü 106 ortaokul 6.sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Çalışmanın verileri kesirler öz-yeterlik ölçeği testi, kesir öğretiminde matematiksel dil ölçeği ve kesirler başarı testi kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel ve kestirimsel istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Betimsel istatistik yöntemi kullanılarak verilerin özellikleri ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Kestirimsel istatistik yöntemiyle de örneklemden gelen verilerden yola çıkarak verilerle ilgili genellemelere ulaşılmıştır. Kestirimsel istatistik için korelasyon analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda kesir başarısı ile öğretmenin kullandığı matematik dilinin ve kesir başarısı ile öz yeterliğin anlamlı düzeyde ilişki belirlenmiştir. Ayrıca araştırma bulgularının, öz yeterliğin kesir başarısı üzerinde anlamlı etkisinin varlığı ve öz yeterlik ile öğretmenin kullandığı matematik dilin de öğrencilerin kesir başarısına anlamlı düzeyde etkisi olduğu tespiti vardır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Şa'râvî'nin Havâtırî Havle'l-Kur'âni'l-Kerîm isimli tefsirinde fert ve toplumun ıslahı bağlamında ahlak
Duha Shehabeddın
Kur'ân, birey ve toplumun düzenlenmesinde ahlakın önemini ve rolünü her zaman vurgulamaktadır. Birçok ayette temel ahlaka ve bundan doğan ahlaki özelliklerine yer vermektedir. Davranışların bireysel ve toplumsal düzlemde düzeltilmesinde ve bireyin karakterinin geliştirilmesinde ahlakın rolüne işaret edilmektedir. Dünyada ahlaki değerlere uygun davrananların ahiretteki mükafatlarına değinmektedir. Bu değerler, insanlar arası ilişkileri düzenleyen ilkelere vurgu yapmaktadır. Bu açıdan din ahlaki değerlerin ilk yasal kaynağı olarak akla gelmektedir. Hz. Muhammed'e gönderilen ilahi hitapta insanlığın kurtuluşunu garanti eden yüce ahlaki değerler bulunmaktadır. Bu içerisinde yer alan etik kurallar, zikredilen değerlerin temelini oluşturmaktadır. Zira Hz. Muhammed, güel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiştir. Bu araştırmada Şa'ravi'nin tefsiri bağlamında İslam ahlakı ve onun toplumsal hayattaki rolü incelenmektedir. Esasen ahlak ilkeleri bireyleri toplum içinde yönlendiren değerler ve prensiplerin bir koleksiyonu olarak görülmektedir. Bununla beraber günümüz toplumunda büyük bir ahlaki çöküş yaşanmaktadır ve bunun sonucunda yolsuzluk, adaletsizlik, ikiyüzlülük ve kişisel çıkarlar gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Tüm bunlar ahlaki değerlerin çökmesinin bir sonucudur. Bu sebeple "Toplumdaki ahlaki çöküşün nedeni nedir?" sorusu cevaplanması önem arz eden bir soru olarak karşımızda durmaktadır. Bazıları ahlaki çöküşün nedenini yoksulluk ve -özellikle gençler arasında- işsizliğin yaygınlaşmasına bağlamaktadır. Söz gelimi kimi insanlar, uygun iş fırsatlarını bulamayan gençlerin, kendilerine uygun bir yaşam sunmayan toplumlarına karşı bir tepki olarak ahlaki değerlerden uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. Bu isyanın bir yansıması olarak, toplumsal barışı zedeleyen birçok sorun doğmaktadır. Şa'ravi'nin tefsirinde ahlaki prensiplere dayalı doğru ve güncel eğitimin eksikliğinden de bahsedilmektedir. Bu açıdan o bu eğitimin genç kuşak için uygun olan modern eğitim yöntemlerine dayanmasını telakki etmektedir. Çünkü gençlerin en önemli eğitim merkezi olan aileler, dini ve ahlaki doğrultuda onları yetiştirmekte yetersiz kalmaktadır. Bu durum ailelerin çocukların davranışları üzerinde bir denetimi olmamalarının veya ebeveynlerin sadece maddi meseleleriyle meşgul olmalarının bir sonucu olarak görülmektedir. Bütün zorluklara rağmen ailelerin çocuklarının davranışlarını dikkatli bir şekilde gözlemlemesi ve doğru eğitim yöntemlerini takip etmesi gerekmektedir. Kuşkusuz gençlerin ahlaki değerlerden yoksun olmasının arkasında başkaca birçok farklı neden de bulunmaktadır. Şa'ra'vi ahlaki bozuklukların düzeltilmesinde din adamları ve vaizler başta olmak üzere toplumun tamamının sorumlu olduğuna işaret etmektedir. Toplumun medyaya ve medyanın sunduğu olumsuz içeriklere maruz bırakılması, gençlerin değerlerden sapmalarında ve ahlaki normlardan uzaklaşmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Ayrıca camilerin ve eğitimli din adamlarının rolü asla göz ardı edilmemelidir. Zira gençlerin durumlarını sormalı ve takip etmelidirler. Çünkü ahlaki değerler milletlerin temelini oluşturmaktadır. Ahlaki değerlerde oluşan bozukluklar bozulursa toplum bütünüyle bozulmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda İslam'daki ahlaki değerlerin Kur'ân ve sünnetten türetilen ve insan doğasına uygun olduğu rahatlıkla ifade edilmekteidr. İslam'ın hassas anlayışından doğan prensipler ve yüksek değerler toplumların ve bireylerin ıslahında her zaman işe yarayacak niteliktedir. Birey ve toplumların İslam'dan beslenen ahlakla ahlaklanması, toplumların bekası için olmazsa olmaz bir durum olarak anlaşılmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kur'an'ın anlaşılmasında müfessir, bağlam ve rivayetlerin rolü
Ayşe Avşar
Kur'an'ı anlama noktasında göz ardı edilmemesi gereken en önemli konulardan biri de bağlamdır. Çünkü metin-içi bağlam ayetlerin kendi içindeki anlam bağını kurmamızı amaçlarken, metin-dışı bağlam ile de metnin tarihsel bağını kurmuş oluruz. Her ikisi de metnin daha iyi anlaşılması ve murâd-ı ilahiye ulaşma çabasının gereğidir. Sadece dilsel tahlillere dayanarak doğru anlama ulaşmak netice itibariyle mümkün değildir. Dil değişkendir ve zamanla kelimelerin, kavramların anlamlarında farklılaşma görülebilir. Bu sebeple Kur'an'ı anlama yolunda metnin dilsel tahlili yanında metinsel ve tarihsel bağlamını da dikkate almak gerekir. Çünkü Kur'an 23 yıllık zaman zarfında bazen yaşanan birtakım olaylar bazen de toplumun geldiği kıvam dikkate alınarak nazil olmuştur. Hayatın içine inzal olan bu metnin hayat bağından koparılarak ya da belli bir bütünlük içinde inen ayet gruplarını bütünselliğinden ayırarak anlama çabası eksik ve gerçeği yansıtmaktan uzak olacaktır. Bu itibarla dış bağlam ile ayetlerin tarihsel bağı, iç bağlam ile de hem ayetlerin önce ve sonrası ile hem de Kur'an'ın kendi bütünlüğü açısından bağlantısı kurularak doğru anlama ulaşma gayreti içerisine girilmelidir. Bu çalışmamızla Kur'an'ın parçacı yaklaşımlarla doğru anlaşılamayacağını örneklerle ortaya koymaya çalışacağız. Amacımız parçacı yaklaşımların eksikliklerine ve sorunlarına değinerek murâd-ı ilahiye ulaşmanın ancak Kur'an'ın lafzını, bağlamını ve indiği ortamı bilmekle mümkün olacağını göstermektir. Bunu yaparken öncelikle literatür taraması yaparak kaynakları belirlemeye çalıştık. Çeşitli kitap, makale, tez, sempozyum vb. çalışmalardan yararlanarak tezimizin ana çerçevesini oluşturduk. Öncelikle bağlamla alakalı kavramları inceledik. Daha sonra bağlam dışı yorumların sebeplerini inceleme konusu yaptık. Bu sebepleri incelerken ayetlerden örnekler vererek konunun daha iyi anlaşılmasını amaçladık. Son bölümde de bağlamdan kopuk mana verilen ayetleri bu manaların verilme sebepleri üzerinden gruplandırdık. Bu ayetlerle alakalı geçmişten günümüze yapılmış olan yorumları genel olarak aktarmaya ve bu yorumlardan hareketle kendi kanaatimizi de ortaya koymaya gayret ettik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Süyûtî'nin ed-Dürrü'l-mensûr adlı tefsirinde Enfâl Sûresindeki Bedir Savaşı ile ilgili rivayetlerin tahrîc ve değerlendirmesi
Şeyma Nur Yıldırım
Süyûtî'nin kaleme aldığı ed-Dürrü'l-mensûr, rivayet tefsirleri arasında önemli bir yere sahiptir. İçinde yer alan hadisler muhteva açısından rivayet tefsirleri arasında en hacimli kaynaklar arasındadır. Süyûtî bu eseri hazırlarken ayetlerle alakalı hadisleri senetsiz bir şekilde eserine kaydetmiştir. Bu durumda hadislerin sıhhatinin tespitini zorlaştırmıştır. Eserin hadis ilmi açısından kıymetini ortaya koymak ve hadislerin sıhhatini tespit etmek amacıyla bu araştırmanın yapılması büyük önem arz etmiştir. Bu sebeple ed-Dürrü'l-mensûr adlı tefsirin Enfâl sûresi bölümünde geçen Bedir Savaşı ile ilgili merfû hadisler üzerinde çalışma yapılmıştır. Öncelikle, Süyûtî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra, Enfâl sûresinde yer alan hadislerin tahrîcini yapmak amacıyla kaynak taraması yapılmış ve hadislerin ilk geçtiği kaynağa ulaşılmaya çalışılmıştır. Hadislerin güvenirliliğini tespit amacıyla rical çalışmalarına başvurulmuştur. Ayrıca hadis âlimlerinin, incelemesi yapılan hadisler hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Araştırma sonunda incelenen hadislerin genel bir değerlendirmesi yapılmış, değerlendirmeler tablolar halinde sunulmuş ve sonuçları ortaya konulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Kapsayıcı fiziksel aktivitelerin zihinsel yetersizliği olan ve olmayan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal becerileri üzerindeki etkisi
Betül İdareci
Bu çalışmanın amacı, kapsayıcı fiziksel aktivitelerin zihinsel yetersizliği (ZY) olan ve olmayan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Ön test – son test deneysel modelde tasarlanan çalışmaya, 20 ZY olan çocuk, 20 tipik gelişim gösteren (TGG) çocuk ve 15 gönüllü üniversite öğrencisi katılmıştır. ZY olan ve olmayan çocuklar rastgele bir uygulama grubuna (ZY olan çocuklar n:10; TGG çocuklar n: 10) ve bir kontrol grubuna ayrılmıştır (ZY olan çocuklar n:10; TGG çocuklar n: 10). Çalışmada, gönüllü üniversite öğrencilerinin desteğinde uygulama grubunda yer alan ZY olan ve olmayan çocuklarla birlikte 8 hafta süresince, haftada 3 gün 40'ar dakika süreyle kapsayıcı fiziksel aktiviteler gerçekleştirilmiştir. Kapsayıcı fiziksel aktiviteler genel olarak; grupla etkileşime imkân sunabilecek eğitsel oyunlar, sportif parkurlar, fonksiyonel egzersizler, branşlara özgü aktiviteler, dans etkinlikleri ve hareket eğitimi aktivitelerinden oluşmuştur. 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler öncesi, gönüllü üniversite öğrencilerine farkındalık oluşturma, uygulama öncesi yapılması gerekenler ve uygulama sırasında yapılması gerekenler olmak üzere üç aşamadan oluşan gönüllülük eğitimleri verilmiştir. Çalışma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği ve Serbest Zaman Egzersiz Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Veriler; Bağımsız Gruplar t testi ve Tekrarlayan Ölçümler ANOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, uygulama ve kontrol gruplarında yer alan ZY olan çocukların 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler öncesi benzerlik gösteren fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyinin, 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler sonrası uygulama grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, ZY olan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyi üzerinde grup * ölçüm ortak etkisinin anlamlı olduğu belirlenmiştir. Bonferroni düzeltmesine göre, uygulama grubundaki ZY olan çocukların ön test puanlarına göre son test puanları anlamlı düzeyde yüksek iken; kontrol grubundaki ZY olan çocukların ön test – son test puanları arasında herhangi bir anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Benzer şekilde, uygulama ve kontrol gruplarında yer alan TGG çocukların 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler öncesi benzerlik gösteren fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyinin, 8 haftalık kapsayıcı fiziksel aktiviteler sonrası uygulama grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiğini açığa çıkarmıştır. Ayrıca, TGG çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyi üzerinde grup * ölçüm ortak etkisinin anlamlı olduğu görülmüştür. Bonferroni düzeltmesine göre, uygulama grubundaki TGG çocukların ön test puanlarına göre son test puanları anlamlı düzeyde yüksek iken; kontrol grubundaki TGG olan çocukların ön test – son test puanları arasında herhangi bir anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, kapsayıcı fiziksel aktivitelerin çalışmaya katılan ZY olan ve olmayan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyi üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu izlenimi edinilmiştir. Bu sonuçların daha sonraki çalışmalarda desteklenmesinin, ZY olan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ve sosyal beceri düzeyini arttırmak için kapsayıcı fiziksel aktiviteleri kullanabilecek öğretmenlere, antrenörlere, uzmanlara ve akademisyenlere rehberlik edebileceği düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2024Halter sporcularına uygulanan post aktivasyon sürecinin güç çıktıları üzerine etkisinin incelenmesi
Emre Berk Hazar
Bu araştırmanın temel amacı halter sporcularında post aktivasyon potansiyelinin güç çıktısına olan etkisinin incelenmesidir. Amaç doğrultusunda 18-25 yıl yaş aralığında 10 erkek halter sporcusuyla çalışılmıştır. Araştırmada tek deney gruplu ön-son test araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın tasarımı iki farklı bölümden (koşullandırma aktivitesiz-koşullandırma aktiviteli (KA)) oluşmaktadır. KA'sız bölümde, katılımcıların demografik bilgileri toplanmıştır. KA protokolü için haltercilerden 1 maksimum tekrar (MT) sırt squat ölçümleri alınmıştır. 1MT'ler referans alınarak %85 'i ile 1 set 5 tekrar sırt squat olacak şekilde her sporcu için özel olarak KA protokolü tasarlanmıştır. Sonrasında dikey sıçrama ölçümleri (CMJ, kol salınımlı CMJ ve SJ) Jumpmetre kullanılarak ölçülmüştür. KA'sız bölümün sonunda olimpik kaldırışlara ilişkin ölçümler Gymaware cihazı kullanılarak yapılmıştır. KA'lı bölümde KA protokolünden hemen sonra dikey sıçrama ölçümlerine ait veriler ve olimpik kaldırışlara ait verileri toplanmıştır. Ölçümler sonucunda elde edilen verilerinin normallik dağılımları için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro-Wilk Testleri uygulanmıştır. 2 farklı zamanda uygulanan ölçümlerin arasındaki farkı belirlemek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda KA'nın dikey sıçrama testlerinden CMJ ve kol salınımlı CMJ skorlarına etkisinin olduğunu (p<0,05), ancak SJ skorlarına herhangi bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Ayrıca KA'nın haltere özgü koparma ve silkme kaldırış performanslarında da etkisinin olmadığı görülmüştür (p>0,05). Araştırmanın sonucunda, sırt squat KA'nın halter sporcularının dikey sıçrama performanslarında kısmen olumlu etkilerinin olduğu ancak haltere özgü olimpik kaldırışlara etkisinin olmadığı söylenebilir.
- Doktora TeziAçık Erişim2024Güreş antrenörlerinin algıladıkları liderlik stilleri ile örgütsel bağlılık, iş tatmini ve yaşam kalite düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Hakan Kırkbir
Araştırma güreş antrenörlerin algıladıkları liderlik stilleri ile örgütsel bağlılık, iş tatmini, yaşam kalitesi düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde güreş antrenörlük görevini aktif olarak sürdüren kişiler çalışmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanması adına 5 ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; Kişisel Bilgi Formu, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği, Örgütsel Bağlılık Ölçeği, İş Tatmini Ölçeği ve Yaşam Kalitesi Ölçeği. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen bu çalışmanın analiz sürecinde SPSS (26. Versiyon) kullanılmıştır. Testlerden t-testi, MANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ise; cinsiyet, eğitim durumu, milli sporcu olma, spor branşı türü ve görev yapılan bölge değişkenlerinde farklılık bulunmamıştır. Ancak dönüşümcü liderlik alt boyutunda; yaş, medeni hal, antrenörlük kademesi, görev yapılan kurum ve görev süresi değişkenlerine bağlı istatistiki açıdan anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. İşlemci liderlik alt boyutunda; yaş, algılanan gelir durumu, antrenörlük kademesi, görev yapılan kurum ve görev süresi değişkenlerine bağlı istatistiki açıdan anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Örgütsel bağlılık değişkeninde ise; yalnızca algılanan gelir durumu, antrenörlük kademesi ve görev süresi değişkenlerinde istatistiki açıdan anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre güreş antrenörlerinin algıladıkları liderlik stilleri ile örgütsel bağlılık, iş tatmini ve yaşam kalitesi düzeyleri arasında ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak dönüşümcü ve işlemci liderlik stillerinin algılanması ile araştırma grubunun örgütsel bağlılık, iş tatmini ve yaşam kalitesi (bedensel alan, sosyal alan ve çevre) alanlarının da etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler; Antrenör, güreş, liderlik stili, örgütsel bağlılık, iş tatmini, yaşam kalitesi.















