Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkçedeki Hukuk Terimleri

    Kavun, Mahir

    Bu araştırmanın amacı, Türkçe Sözlük’te yer alan hukuk terimlerinin; sözcük türü, kaynak dil ve kuruluş şekilleri açısından incelenmesidir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi yöntemiyle hazırlanmıştır. Araştırmada inceleme nesnesi olarak Türk Dil Kurumu tarafından 2023 yılında 12. baskısı yapılan Türkçe Sözlük kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Türkçe Sözlük’te bulunan 524 hukuk teriminin; büyük bir kısmının (%87,98) isim türünde olduğu, bu terimlerin; Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Türkçe olmak üzere 7 farklı kaynak dile ait olduğu ve kaynak diller açısından bu terimlerin 3’te 2’sinden fazlasının (%66,03) Türkçe olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bahsi geçen terimlerin yarıdan fazlasının (%53,63) birleşik yapıda olduğu ve birleşik yapıdaki sözcüklerin ise büyük bir kısmının (%87,54) ayrı yazıldığı saptanmıştır. Bu bulgulardan hareketle Türkçedeki 524 hukuk teriminin büyük bir kısmının Türkçe olmasının Türkçenin bir bilim dili olduğu tezini güçlendirdiğini söylemek mümkündür. Bu araştırmada Türkçe Sözlük’te yer alan hukuk terimleri inceleme konusu yapılmıştır. Daha sonra yapılacak çalışmalarda ise yazınsal metinlerdeki ya da tarihî metinlerdeki hukuk terimleri çeşitli parametreler açısından ele alınabilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    A prose fortune tellıng: hazâ kitâbu fâl-ı kur’ân

    Büyükada, Merve

    Humans have been curious about discovering what lies in the great beyond and predicting the future since practically the dawn of time. Over the millennia, they’ve used stars, animal bones, bird flight patterns, and even books to achieve that – with techniques and tools alike showing immense variation depending the period and geography in question. Nevertheless, fortune telling is seemingly universal acrost most cultures. In the context of Ottoman-Turkish culture, this art is referred to as “fal.” As such, Ottoman-era fortune telling guide books or manuals were called “fal-name.” Koranic fal-names (commonly dubbed “fâl-ı Kur’an” or “tefeülname) proved especially popular. Some were written in verse, some in prose, and others in a mixture of both. In this study, we have examined one such a book: Hâzâ Kitâbu Fâl-ı Kur’an (55Hk519/6, Samsun Provincial Library Collection). We’ve specifically focused on folios 63b through 65b (out of 111 in total). While the author remains unknown, he do know that it was penned in around 1735 or 1736 CE (1147 AH). The book talks at length about how one should go about reading a fortune at the beginning. Arranged in alphabetical order, every (abjad) letter corresponds with an ayah from the Quran, followed by two possible interpretations, one good, the other bad. We’ve transcribed the folios in question into the Modern Turkish (Latin) alphabet, and analysed them for content, orthography, and language.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn Mesnevisinde Ben ve Öteki Diyalektiğine Fenomenolojik Bir Yaklaşım

    Karaduman, Ruken

    Edmund Husserl tarafından ortaya konulan fenomenoloji (görüngübilim), fenomenlerin yani kavramların yeniden ve detaylı bir biçimde araştırılmasını, sorgulanmasını esas almaktadır. Bu felsefi metot, fiziksel dünyayı anlamlandırırken kişilerin bilincinde somut olay ve nesnelerin farklılaştığını, dolayısıyla dış dünyanın göreli olduğunu iddia eder. Mutlak ve değişmez olmayan gerçeklikte olguların evrensel özüne ulaşabilmek içinse bireysel bilgi ve deneyimlerin parantez içine alınması gereğini savunur. Fenomenolojik yaklaşımlarla benin ötekiyle deneyimi merkeze alınmaktadır. Bu düşünce metodolojisine göre, benin kendini inşa etme ve anlamlandırma sürecinde ihtiyaç duyduğu öteki, etkileşim içinde olduğu birey ve toplumdur. Benin devinimini gerektiren varoluşsal süreç ötekinin bakışıyla karşılıklı olarak gerçekleşmektedir. Bu çalışmada ben ile başlayan, kısa bir süre sonra biz olarak devam eden ve benin yeniden bireyselleşmesiyle ötekinin tamamen yok olduğu bir macera olarak Fuzûlî’nin Leylâ ile Mecnûn adlı mesnevisi ele alınmıştır. Ben ve öteki bağlamında fenomenolojik açıdan incelenmesi amaçlanan mesnevideki ana kahramanlardan biri olan Mecnûn’un öteki ile ilişkisi, ötekinin nasıl algılandığı ve Mecnûn’un ötekinin varlığıyla öze nasıl ulaştığı üzerinde durulmuştur. Mesnevideki başkahramanın öteki ile ilişkisinde algı ve duyumsamalarının nasıl şekillendiği ve değiştiği tespit edilmeye, dramatik aksiyonda ben ve öteki ilişkisinin etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Böylece aşk söyleminin öznesi olarak Mecnûn’un öteki ile ilişkisinde bilincin mutlak öteki ile bağı ve bu bağın nasıl geliştiği izlenebildiği görülmüştür.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Fear of COVID-19 and Depression in Pregnant Women and New Mothers: A Cross-Sectional Study

    Kırbaş, Zila Özlem; Sönmez Sarı, Ebru; Aktaş, Elif Odabaşı; Işık, Hafsa Kübra

    Purpose: The objective of the study was to determine COVID-19 fear and depression in pregnant women and new mothers. Methods: The study sample consisted of pregnant women and new mothers, who gave birth in the last 1 year, aged 18 years or older, living in a province in the Eastern Black Sea region (n = 259). Data werecollected through a personal-information form, COVID-19 Fear Scale, and PHQ-9. Results: Women's COVID-19 Fear Scalescore mean was 15.28±6.42 and their PHQ-9 mean score was 9.27±5.31. Multiple linear regression analysis showed that the variables of PHQ-9 (p=0.000), educational background (p=0.029), occupational status (p=0.0015) and socioeconomic status (p=0.012) were statistically significant predictors of COVID-19 fear. All variables were found to explain the variance in COVID-19 Fear Scale scores to 16% (R2= 0.164). Conclusion: The women in this study appeared to have a moderate level of COVID-19 fear. PHQ-9, educational background, occupational status, and socioeconomic status were predictors of women's COVID-19 fear. The pandemic period, which is a public health emergency, affects not only the physical health but also the psychological health of pregnant and post-partum women, a particularly vulnerable group. It is very important for midwives and nurses to effectively screen pregnant and post-partum women, particularly vulnerable group, for symptoms of depression and fear, and to provide them with accurate and up-to-date information to protect and improve their health.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Role of Family: Effects on Adolescents’ Body Image and Eating Attitudes

    Esgin, Ozge; Erten, Tayyibe; Şahiner, Ayça

    Purpose: Adolescence is a critical period of physical, cognitive, and emotional changes, during which body image and eating attitudes are shaped. This study examines the relationship between family-related factors, body image, and eating attitudes among adolescents. Methods: A cross-sectional study was conducted with 300 adolescents (133 girls, 167 boys) from three high schools in Bayburt, Türkiye. The data was obtained by researchers in classes under the supervision of teachers. Body image was assessed using the Body Cathexis and Self Scale, and eating attitudes were evaluated with the Eating Attitudes Test26 (EAT-26). Family-related characteristics, including family type, parental education, and occupation, were collected through a structured questionnaire. Data analysis was performed using the SPSS package program (version 22.0). Results: The mean Body Cathexis and Self Scale score was significantly higher in boys than girls (p0.05). Family type (p=0.009), maternal mortality (p=0.004), and paternal occupation (p=0.035) were significantly associated with eating attitudes, whereas no significant relationship was found between family-related factors and body image (p>0.05). Conclusion: Family structure and socioeconomic status influence adolescent eating attitudes, while body image appears less affected by family-related factors. Interventions targeting adolescent health should address family-based support, particularly for those experiencing maternal loss, and promote body image awareness programs, especially among girls. Future research should explore cultural and psychosocial influences on adolescent health behaviors.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Comparison of the Effects of 10 Weeks of Fitness and Kettlebell Workouts on Some Physical Parameters of Sedentary Individuals

    Kul, Murat; Boz, Emre; Öktem, Tuncay; Aksoy, Ömer Faruk; Karataş, İsmail; Berk, Hazar Emre; Gök, Umut Diyar; Aydemir, Uğur

    In this study, it is aimed to scientifically reveal the changes that may occur in sedentary individuals with fitness and kettlebell training for 10 weeks and to compare these two different training practices. The research group of the study consists of sedentary individuals residing in Bayburt province. The participants included in the study first had anthropometric measurements (height, body weight, skinfold thickness, circumference measurements), diameter measurements, digital back-leg dynamometer measurement, vertical jump performance measurement, maximal 1 repetition "squat" performance measurement, and maximal 1 repetition "deadlift" performance measurement. The participants were randomly divided into two groups and included in the kettlebell and fitness training groups. As a result of the fitness training performed regularly for 10 weeks, it was observed that there were statistically significant differences between the pretest-posttest scores of the participants in shoulder diameter, chest diameter, arm diameter, squat, deadlift, sled, countermovement jump (CMJ) and squat jump (SJ). As a result of the kettlebell training performed regularly for 10 weeks, it was observed that there were statistically significant differences between the pretest-posttest scores of the participants in shoulder diameter, thigh diameter, squat, deadlift, sled, CMJ, SJ and back-leg strength. As a result, it can be said that fitness and kettlebell training are effective training types on the change of physical parameters of sedentary individuals.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2025
    Türkiye’de sağlık göstergelerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi: mekânsal ekonometrik analiz

    Elmalı, Kübra

    Bir ülkenin güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıya sahip olması, sağlıklı bir toplum düzeninin varlığına işaret etmektedir. Toplumun sağlık statüsünü iyileştirmek ise sağlık sistemlerinin temel amaçları arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, sağlık sistemine ilişkin temel göstergelerin ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmesi için bu göstergelerin sistem üzerindeki etkilerinin belirlenmesi gerekmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye’de ekonomik büyüme üzerinde seçilmiş sağlık göstergelerinin etkisini, 81 il için 2009-2022 dönemini kapsayacak şekilde mekânsal analiz yöntemiyle incelemektir. Modelde bağımlı değişken olarak kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) kullanılırken, bağımsız değişkenler olarak hekim sayısı, hastane yatak sayısı, bebek ölüm oranı ve nüfus ele alınmıştır. Analiz kapsamında üç farklı mekânsal ekonometrik model kullanılmıştır: Mekânsal Gecikmeli Model (SAR), Mekânsal Durbin Modeli (SDM) ve Mekânsal Hata Modeli (SEM). Elde edilen bulgular, hekim sayısı ve hastane yatak sayısının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, komşu illerdeki hastane yatak sayısının ilgili ilin ekonomik çıktısı üzerinde ters yönlü ve anlamlı bir etkisi bulunduğu belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    AB Ülkelerinde Ekonomik Büyüme Üzerinde Enerji İthalatı Etkisinin Mekânsal Analizi

    Elmalı, Kübra; Yılmaz, Şeymanur

    Günümüzde enerji, yalnızca üretim ve kalkınmanın temel girdisi olmakla kalmayıp, aynı zamanda ülkelerin ekonomik ve politik bağımsızlıklarını etkileyen önemli bir faktördür. Ticari ve stratejik açıdan büyük öneme sahip kaynaklar arasında yer alan enerji, taleplerini karşılayamayan ülkeler için ithalat artışına sebep olurken aynı zamanda ülkeler arası enerji bağımlılığının artmasına yol açmaktadır. Küresel ölçekte yükselen enerji talebi, ulusal ekonomiler açısından giderek daha kritik bir mesele haline gelirken bu durum, çalışmanın temel hareket noktasını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda; 2000-2022 dönemi esas alınarak 15 Avrupa Birliği (AB) ülkesi için enerji ithalatı alt birimleri ve döviz kurunun ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin mekânsal ekonometri yöntemi kullanılarak tespit edilmesi amaçlanmıştır. Mekânsal panel veri ekonometri yöntemi tercih edilerek bölge komşuluğu modele dahil edilmiş ve çalışmanın özgün yanını oluşturmuştur. Elde edilen bulgulara göre; elektrik ithalatının kişi başına gelir üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, döviz kuru, petrol ve doğalgaz değişkenlerinin gelir ile negatif yönde ilişkili olduğu saptanmış; ancak bu değişkenler arasında yalnızca döviz kurunun ekonomik büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve olumsuz bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, elektrik enerjisinin yerli üretiminin artırılması gerektiği ve diğer enerji kaynaklarında da dışa bağımlılığı azaltacak stratejilerin geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2025
    19. Yüzyıl Divan Şairlerinden Tahsin Hasan Efendi'nin Mektupları

    Tiyek, Muhammet Akif

    Amasya, tarihi süreçte birçok önemli şair ve yazara ev sahipliği yapmıştır. Bu şairlerin kimi şöhretleriyle ve yazmış olduğu eserlerle gelecek nesillere adını iletirken kimi de bu meşhur şairlere nispetle adı, sanı daha az duyulan ve tarih sahnesinde daha az görünür olanlardır. Meşhur olmayan bu şairlerden biri de 12 Safer 1292/20 Mart 1875 tarihinde Amasya'da Hacı Hamza Mahallesi'nde dünyaya gelen Tahsin Hasan Efendi'dir. Kapancızade Medresesi müderrisi Mehmed Nuri Efendi'nin büyük oğlu olan Tahsin Hasan, annesini çocuk yaşta kaybettiği için ilk eğitimiyle babası ilgilenmiştir. Rüştiye mektebindeki eğitiminden sonra bir müddet öğretmenlik yapan Tahsin Hasan, kendisini ilmî olarak daha fazla geliştirmek amacıyla önce Amasya Bekir Paşa Medresesi müderrislerinden Hafız Abdurrahman Kâmil Efendi'den daha sonra ise İstanbul'a giderek Perşembeli Ahmed Remzi Efendi'den dersler almıştır. O, güzel yazma becerisine sahip olmasından dolayı katiplik ve hocasının kayıt memuru olması sebebiyle de ona yardımcılık yapmıştır. Buna ek olarak mülazımlık, askerî mahkemede yardımcılık ve devriyye müderrisliği gibi çeşitli görevlerde de bulunmuştur. Tahsin Hasan'ı diğer şairlerden ayıran yönünün geçirmiş olduğu ruhi sıkıntılar olduğu söylenebilir. Zeki, yetenekli, güler yüzlü âlim ve şair olan Tahsin Hasan, ruhi sıkıntılar nedeniyle içine kapanmış ve durgun bir insan hâlini almıştır. Söz konusu durum onu 17 Zilhicce 1317/18 Nisan 1900 tarihinde Yörgüç Paşa İmaretinden atlayarak intihara giden bir sona sürüklemiştir. Bu trajik son, şairin yaşadığı içsel çatışmaların ve ruhsal sıkıntıların büyüklüğüne işaret etmektedir. Müellifin tespit edilebilen tek eseri Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Prof. Dr. Halil İnalcık Kütüphanesi Mustafa Con A 53'te kayıtlı olan Divan'ıdır. Şairin hayatı üzerine inşa edilmiş bir eser olduğu söylenebilecek Divan'ında Nelmî ve Tahsin mahlaslarını kullandığı görülmektedir. Divan'ının ilk ve son kısmında içinde bulunduğu ruh hâlini yansıtan, duygularını aktardığı, tekrarlar hariç olmak üzere, on bir mektuba yer verilmiştir. Mensur bir şekilde kaleme alınan mektupların bir kısmı müsvedde şeklinde olup ilk kısımda yer alan mektupların tebyiz edildiği söylenebilir. Mektupların ikisinin ise yarım kaldığı görülmektedir. Mektupların neden tamamlanamadığına ilişkin herhangi bir bilgi tespit edilememiştir. Mektuplarda şairin anlatımındaki samimiyet ve yaşadığı gelgitler ise dikkat çekici olup şairin ruhi bunalımlarına, içinde bulunduğu durumun giderek daha ağır bir hâl aldığına şahitlik edilmektedir. Ayrıca müellif, mektuplarda anlatımını desteklemek amacıyla Arapça, Farsça, Türkçe şiir ve ibarelerden faydalanmıştır. Çalışmada Divan'da bulunan mektuplar incelenerek şairin içsel mücadeleleri, mektuplarda iletmek istediği mesajlar ve trajik sonu, onun yaşam öyküsünü anlamak adına mektuplar üzerinden ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle Tahsin Hasan Efendi'nin hayatı hakkında bilgiler verilmiş, akabinde onun mektuplarının muhtevasına değinilmiştir. Çalışmanın sonunda ise onun yazmış olduğu mektuplar çeviri yazıya aktarılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Spatial econometric analysis of the ımpact of the agricultural sector on economic development

    Elmalı, Kübra

    Purpose: The main purpose of this study is to examine the contribution of the agricultural sector to the Turkish economy through spatial econometric neighborhood relations. The relationship between the variable of GDP per capita and non-agricultural employment, in-agricultural employment, production amount, agricultural area and agricultural exports was examined. The relationship between the dependent variable GDP per capita and the independent variables non-agricultural employment (number of people), in-agricultural employment (number of people), production amount (tons), agricultural area (decare) and agricultural exports was examined. Design / methodology / approach: In the study, spatial econometric models were examined under three subheadings and it was decided that the appropriate model was the fixed effect model with the help of the Hausman test. Necessary tests were applied to determine the most appropriate model among the SDM, SAR and SEM models, and it was concluded that SDM gave the best estimation results, supported by the results obtained from the SAC model. Findings: When the variables in the model were examined, it was determined that GDP per capita had a positive and significant relationship with non-agricultural employment, in-agricultural employment and production amount. A significant inverse relationship was found between the agricultural area variable and economic growth. When the variables representing the regional neighborhood were considered, it was concluded that the GDP per capita showed a significant inverse relationship only with the non-agricultural employment variable. Originality / value: The study investigated the effect of the agricultural sector on economic growth for a 12-year period by taking data at the provincial level. While the use of spatial econometrics as a method in the study constitutes the originality of the study, it differs from other studies because the spatial effects of the data and variables are also addressed in the model.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ahşap İşleme Endüstrisinde 5S Uygulamasının İş Güvenliği Üzerine Etkisinin Araştırılması

    Albayrak, Sirer; Ozdemir, Mustafa; Karatas, Gülbey

    Bu çalışmada, Osmaniye’deki bir ahşap işleme atölyesinde 5S yalın üretim yönteminin iş güvenliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında, 5S uygulamasından önce ve sonra 5x5 Matris Risk Değerlendirme yöntemi kullanılarak risk seviyeleri analiz edilmiştir. Uygulama süreci 14 gün sürmüş ve sonuçlar, 5S yönteminin iş güvenliği üzerinde önemli bir iyileşme sağladığını ortaya koymuştur. Risk seviyelerinde %53 oranında bir azalma kaydedilmiştir. Bu durum, 5S yönteminin iş kazalarını önleme ve güvenli çalışma ortamı oluşturmadaki etkinliğini göstermektedir. 5S yöntemi, iş yerinde düzen, temizlik ve standardizasyon sağlayarak yalnızca güvenlik değil, iş verimliliği üzerinde de olumlu etkiler yaratmıştır. Malzeme israfını önlemiş, zaman kaybını azaltmış ve iş süreçlerini daha düzenli hale getirmiştir. Ayrıca, çalışanların iş güvenliği bilinci artmış, daha güvenli ve düzenli bir çalışma ortamı oluşturulmuştur. Ancak, bu çalışma yalnızca bir atölyede gerçekleştirilmiş olup sonuçların diğer sektörlere genellenmesi sınırlıdır. Ayrıca, yöntemin uzun vadeli etkilerinin ve sürdürülebilirliğinin daha fazla araştırılması gerekmektedir. Sonuç olarak, 5S yöntemi, yüksek riskli endüstrilerde iş güvenliğini artırmak ve kazaları önlemek için etkili bir araçtır. Bu yöntemin sürdürülebilirliği için düzenli denetim ve eğitim programları gereklidir. Gelecekteki çalışmalar, yöntemin farklı sektörlerdeki etkilerini ve uzun vadeli faydalarını inceleyerek literatüre katkı sağlayabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    “Lâ Tekûmü’s-sâatü Hattâ” Kalıbıyla Nakledilen Rivayetlerin Anlamı

    Türkoğlu, Hamdi

    Temel hadis kaynaklarında kıyamet alâmetleriyle alakalı çok sayıda rivayet bulunmaktadır. Bu rivayetlerden bir kısmı “لاَ تَقُومُ السَّاعَة حتى” kalıbıyla rivayet edilmiş devamında ise kıyamet kopmadan önce meydana gelecek birtakım olaylar sıralanmıştır. Bu çalışma, kıyametle ilgili mezkûr kalıpla nakledilen rivayetlere odaklanmakta ve bu rivayetlerin muhtevalarından hareketle ilgili kalıbın ne anlam ifade ettiği üzerine yoğunlaşmaktadır. Bahsi geçen rivayetler insanın iradesi ve sorumluluğu bakımından iki ana gruba ayrılabilecek niteliğe sahiptir. Birinci gruptaki rivayetler ve içerikleri insan gücünün ve sorumluluğunun dışındadır. Dolayısıyla bu konulara insanın müdahale etmesi, değiştirmeye veya düzeltmeye çalışması çok mümkün gözükmemektedir. Rivayetlerin diğer bir kısmında ise ağırlıklı olarak bireysel ve toplumsal bozulmalardan bahsedilmektedir. Dolayısıyla bu bağlamdaki rivayetlerin ifade ettiği asıl anlam, dünyanın sonu anlamındaki kıyametin kopması değil, bireyin ve toplumun hayatındaki bozulan hususların düzeltilmesi ve bu konularda gerekli önlemlerin alınmasıdır. Bu öncelikli mânânın yanında bu rivayetler, kıyamete yakın bir zamanda muhtelif alanlarda bozulmaların olacağına işaret etmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    A Cooperative Physical Activity Intervention to Improve Physical Activity Level and Social Skills of Preschool Children with Autism Spectrum Disorder

    Töman, Ufuk; Yarimkaya, Erkan; Aydemir, Uğur

    The aim of this study was to evaluate the effects of cooperative physical activities on the physical activity level and social skills of preschool children with autism spectrum disorder. This study used the explanatory mixed-method design consisting of quantitative and qualitative stages. A total of 24 preschool children (12 children with autism spectrum disorder and 12 typically developing children) participated in the study. Children were randomly assigned to an experimental group (child with autism spectrum disorder n = 6; typically developing child n = 6) and a control group(child with autism spectrum disorder n = 6; typically developing child n = 6). Children in the experimental group participated in cooperative physical activities for 6 weeks. The cooperative physical activities consisted of stages such as a general warm-up, a child with autism spectrum disorder and a typically developing child forming a group, group task completion, and a general cool-down. Data were collected using the Personal Information Form, Leisure Time Exercise Questionnaire, Social Skills Assessment Scale and Semi-Structured Interview Form. After cooperative physical activities, a significant increase was observed in the physical activity level (F = 15.163, p < .05, Ƞ² = .603) and social skills (F = 10.213, p < .05, Ƞ² = .505) of the children with autism spectrum disorder in the experimental group. Parents reported that cooperative physical activities were a useful intervention to improve the physical activity level and social skills of children with autism spectrum disorder.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Öğretmen Adaylarının Sürdürülebilir Tüketim Davranışları İle Su Okuryazarlık Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Degirmenci, Yavuz; Bayramoglu, Turgut

    Doğal kaynakların sınırsız olmadığı bir dünyada kaynakların bilinçli, dengeli ve gelecek nesiller için de kullanılabilir olması önemlidir. Nitekim artan dünya nüfusu, değişen koşullar, yaşam tarzları ve bireylerin tüketim davranışları kaynakların sürdürülebilir kullanımını zorunlu hale getirmiştir. Dolayısıyla kaynakların etkili, verimli ve gelecek nesiller için sürdürülebilir kullanılması konusunda bireylerin ve toplumu oluşturan bütün paydaşların çeşitli sorumlulukları olduğu açıktır. Bununla birlikte bireylerin küçük yaşlardan itibaren bu konuda eğitilmesi, bilinçlendirilmesi ve farkındalıklarının artırılması kaynakların sürdürülebilir kullanımı açısından hayati öneme sahiptir. Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının sürdürülebilir tüketim davranışları ile su okuryazarlıkları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel yaklaşımlarda yaygın olarak kullanılan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında “sürdürülebilir tüketim davranışı ölçeği ve “su okuryazarlığı ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise t testi, ANOVA ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, 2023-2024 eğitim- öğretim döneminde Türkiye’de bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde öğrenim gören 145 kadın ve 70 erkek öğretmen adayından oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre; cinsiyet, sınıf düzeyi, bölüm, ebeveyn eğitim durumu ve yaşanılan yer değişkenlerine göre anlamlı farklılık oluşmazken, katılımcıların sürdürülebilir tüketim davranışları ile su okuryazarlıkları arasında yüksek düzeyde pozitif ilişkinin (r = .628; p<.01) olduğu tespit edilmiş ve çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex5TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Hayat Bilgisi Derslerinde Web 2.0 Araçlarının Kullanımına Yönelik Karşılaştırmalı Bir İnceleme

    Ari, Sinan

    Teknoloji tabanlı ortamlar birçok alanda hızla yaygınlaşmış ve eğitim-öğretim faaliyetlerinde de birçok yenilik başlamıştır. Eğitimcilerin dikkatini çekmeyi başaran bu yeniliklerden bir tanesi de Web 2.0 araçlarıdır. Bu çalışma ile hayat bilgisi dersinde web 2.0 araçlarının kullanımı konusu, bu konuda eğitimi olan ve olmayan sınıf öğretmenlerinin görüşlerinden yola çıkarak karşılaştırmalı bir inceleme yapmak hedeflenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması tercih edilmiştir. Bu kapsamda amaçlı örnekleme yoluyla belirlenen 20 sınıf öğretmenine yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmış, gözlemler yapılmış ve saha notları alınmıştır. Veriler betimsel analiz yolu ile çözümlenmiştir. Bulgulara göre sınıf öğretmenleri daha çok Kahoot, Canva, Wordwall gibi araçları bilmektedir. Web 2.0 araçları ile ilgili eğitim alan sınıf öğretmenlerinin almayanlara göre çok daha fazla çeşit sıraladıkları görülmüş ve hayat bilgisi derslerinde dersin içeriğini zenginleştirme, ölçme değerlendirme gibi birçok açıdan kullandıkları anlaşılmıştır. Her iki gruptaki sınıf öğretmenleri hayat bilgisi dersinde Web 2.0 araçlarını kullanmak üzerine birçok avantaj ve dezavantaj sıralamışlardır. Ancak Web 2.0 araçları üzerine eğitim almamış sınıf öğretmenlerinin dezavantajlar üzerine daha çok görüş bildirmişlerdir. Çalışma sonunda Web 2.0 araçları üzerine eğitim almış sınıf öğretmenlerinin bu araçları kullanma konusunda istekli oldukları, hayat bilgisi derslerinde sıklıkla kullandıkları ancak eğitim almamış sınıf öğretmenlerinin Web 2.0 araçlarından haberdar olmalarına rağmen hayat bilgisi derslerinde kullanmadıkları anlaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Bilim Şenliği Düzenlemenin Sınıf Öğretmeni Adaylarının Fen Öğretimi Öz Yeterliklerine Etkisinin İncelenmesi

    Boyraz, Celal; Cici, Alperen

    Bu araştırmanın amacı THU dersi kapsamında hazırlanan bilim şenliği etkinliklerinin sınıf öğretmeni adaylarının fen öğretimi öz yeterliklerine etkisini incelemektir. Araştırmada yöntem olarak ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen benimsenmiştir. Araştırma Türkiye’nin kuzey doğusunda yer alan bir devlet üniversitesinde sınıf öğretmenliği programında öğrenim gören 35 ikinci sınıf, aday öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 16’sı deney grubu; 19’u ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda yer alan katılımcılar ile Şubat 2024-Mayıs 2024 tarihleri arasında 5 farklı toplantı yapılarak şenlikte sunulması planlanan deneyler üzerine çalışılmıştır. Ardından bir devlet ilkokulunda bilim şenliği gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Fen Bilimleri Öğretimi Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekten elde edilen veriler normallik varsayımlarını sağladığından verilerin analizinde parametrik testlerden olan t-testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön testlerinden elde edilen verilere yönelik t testi sonuçlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemişken, son testlerden elde edilen verilere yönelik t testi sonuçları istatistiki olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak THU dersi kapsamında gerçekleştirilen bilim şenliği hazırlama ve uygulama süreçlerinin aday sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi öz yeterlik inançlarına olumlu yönde katkı sağladığı söylenebilir. Bu sonuca uyumlu olarak hizmet öncesi dönemde sınıf öğretmeni adaylarının bilim şenliği gibi etkinlikler yürütmesi önerilmektedir.

  • MakaleYalnız künye2025
    Determination of some surface properties in wax coatings applied on mulberry (Morus alba) wood

    Ayata, Ümit

    In this study, the surface properties of mulberry (Morus alba) wood treated with wax layers of varying coat numbers were identified and compared. The obtained data were analyzed in a statistical program, revealing generally different results. Except for the h° value, the number of coats factor was found to be significant for all tests in the variance analyses. As the number of coats increased, decreases were observed in the L* value, while increases were found in the b*, C*, and a* values. Increases in the number of coats resulted in a reduction in WI* values in both directions. The highest results in color parameters were observed in the control samples for ho and L* values, whereas for a*, b*, and C* values, they were found in the experimental samples treated with three coats of wax. The ∆E* values measured were 7.65 for one coat, 9.68 for two coats, and 12.02 for three coats of application. Increases in glossiness values were achieved in both directions at 60 and 85 degrees. The application of wax has been found to change certain optical properties of the wood.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Tefsir ve Usûl-i Fıkıh Açısından Müt‘a Nikâhı Tartışması

    Kavut, Ahmet; Ayengin, Tevhit; Öztürk, Ömer

    Müt‘a nikâhı, geçici evlilik anlamında kullanılan tartışmalı bir konudur. Bu çalışma, müt‘a kavramının lugavî ve ıstılahî anlamlarını ele almakta, ardından bu nikâh türünün tefsirlerde ve fıkıh mezheplerindeki değerlendirmesini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Şiî gelenekte, belirli bir süre ve mehir karşılığında kurulan bu evlilik şekli meşru görülmüş, Nisâ Sûresinin 24’üncü âyeti temel dayanak olarak alınmıştır. Şiî müfessirler bu âyette geçen “istimtâʿ” kelimesini, geçici evliliğe delil sayarken; Hz. Ömer’in yasağını kişisel içtihat olarak değerlendirmişlerdir. Sünnî mezhepler ise müt‘a nikâhını hem âyetlerin bağlamı hem de Hz. Peygamber’in ve sahabenin uygulamaları doğrultusunda geçersiz saymışlardır. Bu yaklaşımda, söz konusu ruhsatın daha sonra neshedildiği kabul edilir. Talâk, miras ve iddetle ilgili âyetler ile hadisler bu nesih iddiasını desteklemek üzere zikredilir. Ayrıca geçmişte usûl ilkeleri açısından nesh, icmâ ve seddi-zerâ‘i gibi prensipler üzerinden müt‘a nikâhının dinî ve toplumsal açıdan incelenmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda günümüzde de bu perspektiflerden bakılması gerektiği aşikârdır. Müt‘a meselesi, Kur’ân-ı Kerîm tefsiri, hadis yorumu ve fıkıh usûlü açısından da mezhepler arası yaklaşım farklarını gösteren önemli bir örnektir. Bu çerçevede, İslâm toplumlarında evlilik kurumunun süreklilik ve sorumluluk esasına dayanması gerektiği vurgulanmakta, geçici nikâh türlerinin bu ilkeye zarar vereceği ifade edilmektedir.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    A Systematic Review on the Teachers' and Students' Demotivation in EFL Teaching and Learning

    Gürlüyer, Meriç; Atmaca, Muhammed

    This study aims to understand better the demotivation towards EFL teaching and learning and analyze and synthesize the research studies carried out between March 2017 and December 2022 to illustrate global demotivation. This study's design, which employs the qualitative approach and is based on a systematic, integrative literature review, is descriptive in nature. This study is conducted methodically to create more broadly relevant or generally applicable data on the topic under investigation. Therefore, 57 research articles were chosen for analysis. Document analysis was employed in this study to collect the data. It was found that most participants of these studies encountered demotivation in their English teaching-learning. Their demotivation was affected by the materials, tools, subjects, rules, and community. The results of this study present suggestions for pedagogical implications to impede demotivation among EFL learners. These results may be helpful for researchers to contribute to the existing literature and focus on the areas in which the current research fails to explain.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Yeni Bir Kayıt ve İlave Notlar ile Türkiye'deki Clubiona (Araneae: Clubionidae) Cinsine Katkılar

    Aksan, Nurcan Demircan; Topçu, Aydın

    Kese örümcekleri olarak adlandırılan Clubionidae ailesi, çok sayıda cins ve tür içerir. Bu örümcekler dünya çapında geniş bir dağılıma sahiptir. Clubiona Latreille, 1804, 528 tür ile Clubionidae familyasının en fazla türe sahip cinsidir. Bu cinsin Avrupa'da dağılım gösteren 47 türü vardır. Dünyada çok sayıda türü bulunan cinsin, Türkiye’de yalnızca 14 türü bulunmaktadır. Bu türlerin detaylı bir şekilde incelenmesi bölgedeki biyoçeşitliliği anlamamıza önemli katkılar sağlayacaktır. Clubiona cinsine yeni katkılar sağlamak amacıyla Bayburt ilinden örnekler toplanmış ve sistematik açıdan incelenmiştir. Örnekler çalılıklardan, bitki köklerinin arasından ve taş altından toplanmıştır. Türler Olympus SZX-16 stereomikroskop kullanılarak incelenmiş ve ölçümleri yapılmıştır. Bu çalışmada, Bayburt ilinden Clubiona cinsinin bazı üyeleri rapor edilmiştir. C. diversa O. Pickard-Cambridge, 1862 Türkiye'den ilk kez kaydedilmiştir. Yeni kayıtla birlikte C. brevipes Blackwall, 1841, C. neglecta O. Pickard-Cambridge, 1862 ve C. pseudoneglecta Wunderlich, 1994 Bayburt ilinden yeni lokalite kaydı olarak verilmiştir. Türlerin morfolojik karakterleri ve fotoğrafları, yeni kaydın detaylı tanımıyla birlikte sunulmuştur. Ayrıca yeni kaydın dünya dağılımı harita ile gösterilmiştir.