Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ2
    Ögedey Han Döneminde Herât’ın İmar Durumu (1229-1241)

    Durmuşoğlu, Kurban

    Moğollar, Cengiz Han liderliğinden itibaren dünya tarihinde adlarından söz ettirmeye başlamıştır. Onlar batıdaki en büyük rakipleri Hârezmşâhlarla olan mücadeleleri sebebiyle İran coğrafyasına girmiştir. Moğolları harekete geçiren görünürdeki sebep ise Otrar olayı olmuştur. Cengiz Han liderliğindeki Moğollar, elçilerinin öldürülmesinin intikamı olarak ya da bunu sebep göstererek Hârezmşâhlarla karşı karşıya gelmiştir. Moğolların Horasan’da Hârezmşâhlarla olan mücadelesi bölgeye büyük bir yıkım getirmiştir. Bu yıkımdan etkilenen Horasan şehirlerinden biri de Herât’tır. Şehir, Moğol istilasıyla yıkılmış olsa da bu durum sadece Cengiz Han dönemiyle sınırlı kalmıştır. Çünkü Cengiz’in ardıllarında, idarî anlamda babalarının politikasını benimsemedikleri görülmektedir. Dolayısıyla bu durum Horasan şehirlerinde yeni bir sürecin başlangıcı olarak kabul edilmekte ve birçok alana etki etttiği görülmektedir. Cengiz Han’ın yerine han olan Ögedey’in imar konusundaki tutumu da bunun bir yansımasıdır. Ögedey Han’ın şehirlerin imarı ile ilgili tutumu bütün Horasan şehirleri gibi Herât için de bir dönüm noktası olmuştur. Bu sayede Herât, Ögedey Han ile birlikte imar anlamında bir toparlanma dönemine girmiş ve gelişim göstermiştir. Ögedey Han’ın yönetimi altında yapılan imar faaliyetleri, bölgenin yeniden kalkınması ve gelişmesi için önem arz etmektedir. Bütün bunların aydınlatılması noktasında çalışma, ağrlıklı olarak dönemin Farsça kaynaklarına dayanmaktadır. Ancak gerekli görüldüğü yerlerde Türkçe ve İngilizce çalışmalara da müracaat edilmiştir. Bu bağlamda çalışma, Moğol istilasıyla Herât’ta yaşanan yıkımlara değinmekte ve Ögedey Han döneminde bölgede yapılan imar faaliyetlerini konu edinmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Klinik Hemşireler için Yeterlilik Ölçeğinin Türkçe Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması: Metodolojik Çalışma

    Öztürk, Havva; Bal, Betül; Kaba, Nagihan Köroğlu

    Amaç: Bu çalışma Klinik Hemşireler İçin Yeterlilik Ölçeğinin Türk- çe’ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirli ğinin sağlanması amacıyla yapıl- mıştır. Gereç ve Yöntemler: Metodolojik tipteki bu ara ştırma, Karadeniz Bölgesinde bulunan bir devlet hastanesindeki 228 hem şire ile yürütülmüş- tür. Veriler, Ağustos- Eylül 2023 tarihleri arasında Google Form kullanıla- rak toplanmıştır. Veriler, Ki şisel Bilgi Formu ve taslak hâlindeki “Klinik Hemşireler İçin Yeterlilik Ölçeği” ile toplanmıştır. Ölçeğin dil ve kapsam geçerliği yapıldıktan sonra yapı geçerliği doğrulayıcı faktör analizi ile sağ- lanmıştır. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alfa, madde-toplam korelas- yonları, ay ırt edicilik ve test-tekrar test yöntemleri kullan ılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için kurum ve etik kurul izinleri alınmıştır. Bul- gular: Ölçeğin dil geçerliğinin sağlanması için çeviri-geri çeviri tekniği kul- lanılmıştır. Daha sonra kapsam geçerli ğinde Davis tekni ği kullanılmış ve hemşirelikte yönetim alan ında görev yapan 11 hem şire akademisyenden uzman görüşü alınmıştır. Klinik Hem şireler için Yeterlik Ölçe ğinin Kap- sam Geçerlik İndeksi 0,97 olarak tespit edilmiştir. Doğrulayıcı faktör ana- lizi öncesi Kaiser-Meyer-Olkin de ğeri 0,85 ve Bartlett test X2=1594,321; p<0,001 tespit edilmiştir. 18 madde 3 alt boyutta oluşan Klinik Hemşireler İçin Yeterlilik Ölçe ğinin uyum indeksleri X2/sd (CMIN/df)=2,52, Yakla- şık ortalama karekök hatas ı=0,06, Uyum iyiliği indeksi=0,90, Düzeltilmiş uyum iyiliği indeksi=0,90, Karşılaştırmalı uyum indeksi=0,91 ve Ortalama karekök=0,07 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin toplam Cronbach alfas ı 0,87 olup madde toplam korelasyonları 0,378-0,642’dir. Alt ve üst %27 grupları arasında anlamlı farklılık saptanan ölçe ğin test-tekrar test korelasyon kat- sayısı 0,903 olarak belirlenmi ştir. Sonuç: 18 maddelik Klinik Hem şireler İçin Yeterlilik Ölçeği, hemşirelerin yeterliliğinin değerlendirilmesinde kul- lanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm arac ıdır. Hemşirelerin bireysel ve kurumsal özelliklerinin yeterlilik üzerindeki etkisinin incelenmesi, hem- şirelik uygulamalarının geliştirilmesi, klinik yeterliliğin sürekli değerlendi- rilmesi ve hizmet kalitesinin artırılmasının sağlanması için ölçeğin klinikte kullanımı önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    65 Yaş ve Üzeri Bireylerin Başarılı Yaşlanmalarını Etkileyen Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur; Daştan, Buket

    Amaç: Bu çalışma, 65 ya ş ve üzeri bireylerin sa ğlıklı yaşam biçimi davranışları ile başarılı yaşlanmaları arasındaki ilişkinin ince- lenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılan bu çal ışma Şubat-Mayıs 2021 tarihleri aras ında dahiliye polikliniğine başvuran 65 ya ş ve üzeri 430 hasta ile gerçek- leştirildi. Veriler, “Hasta Bilgi Formu”, “Sa ğlıklı Yaşam Biçimi Dav- ranışları (SYBD)-II Ölçeği” ve “Ba şarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ)” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlen- dirilmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi testi ile korelasyon testleri kullan ıldı. İstatistiksel an- lamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş orta- laması 71,01±6,66 olarak tespit edildi. 65 yaş üzeri bireylerin SYBD-II Ölçek puan ortalamalar ı ile BYÖ puan ortalamalar ı arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlendi (p<0,001). Geliri gide- rine eşit/fazla olan ve sigara içmeyen bireylerin SYBD Ölçek-II top- lam ve alt boyutları puan ortalamaları ile BYÖ toplam ve alt boyutları puan ortalamalarında anlamlı derecede farklılık olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları arttıkça başarılı yaşlanmalarının da arttığı bulundu. Dünya genelinde başarılı yaşlanmanın sürdürülebilmesi için bireylere sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılması, des- tekleyici ortamların oluşturulması, sağlık profesyonellerinin rehberli- ğinin sağlanması ve daha büyük örneklem gruplar ında çalışmaların yapılması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Önerisinin Muhtevası Üzerine Bir Değerlendirme

    Dursunoğlu, İsmail

    Devlet; yasama, yürütme yargı erkelerinden oluşmaktadır. Hükümet sistemi, erklerin oluşma biçimine ve aralarındaki ilişkiye göre belirlenmektedir. Bu ilişki kuvvetler birliği şeklinde olabileceği gibi demokrasiye uygun mahiyette kuvvetler ayrılığı biçiminde de görülebilir. Türkiye, uzun yıllar parlamanter sistemle yönetilmiş ardından başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye, 16 Nisan 2017 referandumu ile Türk tipi başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemi olarak da adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kabul etmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerle fiili anlamda yeni hükümet sistemi hayata geçmiştir. Bu sistemle birlikte Türkiye partiler arası ittifaklarla tanışmış, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı kurulmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden oluşan Cumhur İttifakı yeni sistemin tarafı olurken, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den’ oluşan Millet İttifakı ise cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yoğun eleştirilerde bulunmuş ve parlamenter sisteme dönüş hedefi belirlemişlerdir. Hükümet sistemi tartışmaları yaşanırken, Millet İttifakı üyelerine ek olarak Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi’nin de bulunduğu “Altılı Masa” kurulmuştur. Bu masanın birincil hedefi sistem değişikliği olmuştur. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu çalışmanın konusu, ilgili mutabakat metnidir. Çalışmada önerilen yeni sistemin, neyi, niçin, nasıl öngördüğü analiz edilmektedir. Çalışmanın amacı, önerilen sistemin anlaşılmasına katkı sunmaktır. Çalışmada, sistem önerisinin olumlu ve olumsuz yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, güncel bir meseleyi ele aldığından literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2024
    Analitik psikolojinin bireyleşme kavramı ile tasavvufun kemâl kavramına kıyaslamalı bir yaklaşım

    Süheyb, Okur

    Araştırmada yüzlerce yıllık bir geçmişe dayalı tasavvufî öğretinin bireyi ulaştırmayı hedeflediği “Kemâl” noktası ile analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung tarafından geliştirilen “Bireyleşme” sistemi kıyaslanarak ele alınmıştır. Tasavvuf bireyi kemâle erdirmek amacıyla ortaya koyduğu ilkelerle sistematik bir yapıdır. İslamiyet çatısı altında var olan bu yapı Müslüman bireylerin kendilerine ve hayatlarına anlam yükleyen manevî bir eğitim metodu olarak birçok mistik öğretiyle benzeşmektedir. Bu mistik öğretilerden biri de Jung’un ortaya koyduğu bireyleşmedir. İnsanın psişik bütünlüğünü hedef alan bu yapı tasavvuf gibi kendi içerisinde belli ilkeleri göz önünde bulundurmaktadır. Bireyleşme dini bir olgu olmamakla birlikte ulaştığı noktada Tanrı vardır ve insanın aşkınlığını hedef alan yapısı ona mistik bir öğreti niteliği de kazandırmaktadır. Var olan bütün mistik öğretiler, insanın içinde potansiyel olarak bulunan aşkın olana-hakikate ulaşma ihtiyacının giderilmesi amacına matuftur. Tasavvuf ve bireyleşme yöntemleri itibariyle birbirinden farklı ve birçok ayrıştığı nokta vardır fakat hedefleri itibariyle birbirine yakındır. Çalışmada bu iki sistemin farklılıklarından ziyade ortak yönleri üzerinde durulmuştur.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Kripto Varlıklar ve Kripto Varlıkların Muhasebeleştirilmesi

    Zozik, Adalet

    Kripto varlıkların hem bireysel hem de kurumsal olarak benimsenmesi, bu varlıkların piyasa değerinde hızlı artışa ve yüksek oynaklığa neden olmuştur. Bu durum, hükümetlerin ve düzenle- yicilerin dikkatini çekmiş ve bunların tamamına yakını, kripto varlıklara ilişkin bir rapor, öneri veya çalışma yayınlamıştır. Dünyada ki gelişmelere benzer bir şekilde ülkemizde de kripto var- lıklara ilişkin bir dizi düzenleme yapılmış ve son olarak da kripto varlıklar düzenlemesi yasalaş- mıştır. Bu kapsamda, “7518 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 02.07.2024 tarih ve 32590 no.lu Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu çalışmada, kripto varlıkların kavramsal çerçevede incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda kripto varlık türleri, uluslararası muhasebe kurum ve kuruluşlarının kripto paraların/kripto var- lıkların nasıl muhasebeleştirileceğine dair görüşleri, kripto varlıkların kullanım amaçları doğ- rultusunda hangi varlık gruplarında muhasebeleştirilebileceği, dünyada ve Türkiye’de kripto varlık düzenlemelerindeki gelişmeler ve Türkiye Muhasebe Standartları kapsamında kripto var- lıkların nasıl muhasebeleştirileceğine ilişkin bir örnek uygulamaya yer verilmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Investigation of The Relationship Between COVID-19 Severity and Serum Adropin Levels

    Tor, Ibrahim Hakki; Aydın, Pelin; Uzunçakmak, Sevgi Karabulut; Halici, Hamza; Özçelik, Cihad

    Objective: COVID-19 is a multisystemic disease with high mortality and morbidity. It is very important to understand the pathogenesis of the disease and to develop pharmacological treatment methods. The aim of this study was to measure serum adropin levels in COVID-19 patients in the ward and intensive care unit and to investigate whether this value can be a prognostic factor or a pharmacological treatment target. Methods: 116 volunteer participants were included in the study. Participants were grouped as the control group consisting of patients without any disease, patients diagnosed with COVID-19 and hospitalised in the ward, patients diagnosed with COVID-19 and hospitalised in Level 2 intensive care and patients diagnosed with COVID- 19 and hospitalised in Level 3 intensive care. Venous blood was taken from the patients. Serum adropin levels were measured according to the manufacturer's instructions. ROC analysis was also performed. Results: According to serum adropin measurements, serum adropin levels of patients with COVID-19 who were hospitalised in the ward decreased compared to the control group. In Level 2 intensive care and Level 3 intensive care patients, serum adropin levels decreased compared to patients in the ward. According to Roc analysis, 333.1 ng/L adropin had a specificity of 0.8167 (95%, 0.6956-0.9048) and a sensitivity of 0.6522 (95%, 0.4273-0.8362). Conclusion: COVID-19 is a disease with high mortality and morbidity affecting all systems. With this study, we think that serum adropin levels may be a prognostic factor or a new pharmacological treatment target and may shed light on new studies.

  • MakaleYalnız künye2024
    Ortaokul Türkçe Ders Kitaplarındaki Dinî Terimler

    Kavun, Mahir

    Bu araştırmanın amacı, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı imam hatip ortaokullarında ve ortaokullarda 2023-2024 eğitim-öğretim yılında kullanılan Türkçe ders kitaplarındaki dinî terimlerin tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikli olarak Türk Dil Kurumu tarafından 2023 yılında 12. baskısı yapılan Türkçe Sözlük’teki (TS) “din bilimi” kategorisinde bulunan sözcükler incelenmiştir. Sonrasında ise ortaokul (5., 6., 7. ve 8. sınıf) Türkçe ders kitaplarında bu sözcüklerin geçiş sıklıkları çıkarılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi ile elde edilen veriler, doküman analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre TS’de 475 dinî terim bulunmaktadır. Bu terimlerin 38 tanesi (222 geçiş sıklığı ile) ortaokul Türkçe ders kitaplarında geçmektedir. Tespit edilen dinî terimler geçiş sıklıklarıyla birlikte şu şekildedir: abdest, Allah, ayet, cami, cehennem, cennet, cuma namazı, din (I), diyanet işleri, dua, eren, gazi, hacı, haç, Hak, halife, hatim, helal, ibadet, iftar, iman, inanç, kıyamet, kilise, kurban, kutsal, mabet, medrese, melek, Mevla, mihrap, Musevi, namaz, ruh, şeytan, tanrı, Tanrı ve veli. Bu araştırmada ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki dinî terimler araştırılmıştır. Daha sonra yapılacak çalışmalarda farklı ders kitaplarındaki dinî terimler üzerine araştırmalar yapılabileceği önerilebilir.

  • MakaleYalnız künye2024
    Doğal işsizlik ve konjonktürel işsizlik stokastik sınır analizi

    Koç, Ümit

    Bu çalışmanın temel amacı cari işsizlik oranını ayrıştırarak doğal işsizlik oranlarının tespit edilmesidir. Bu kapsamda seçili gelişmekte olan ülkeler 2001-2022 dönemi stokastik sınır yaklaşımı kullanılarak ampirik olarak incelenmektedir. İktisadi teori cari işsizlik oranını friksiyonel, yapısal ve konjonktürel işsizliğin toplamı olarak ayrıştırmaktadır. Ayrıca teorik yaklaşımlar friksiyonel işsizlik ve yapısal işsizliğin toplamının doğal işsizlik (NRU) olarak adlandırılan bir denge işsizlik kavramına karşılık geldiğini de ifade etmektedir. Bu noktadan hareketle bu çalışmada friksiyonel (geçiçi) işsizlik oranı sıfır kabul edilerek, cari işsizlik oranı doğal işsizlik oranı ve konjonktürel işsizlik oranı olarak ikiye ayrıştırılmaktadır. İşsizliğin bileşenlerini elde ederken literatür kullanılan en yaygın yöntem tek değişkenli istatistiksel filtreler olmaktadır. Bu filtrelerin başında şüphesiz HP filtresi gelmektedir. Çalışmada, tek değişkenli istatistiksel filtre sonucunda hesaplanan doğal işsizlik oranının stokastik sınır yaklaşımı sonucu ulaşılan değerlere kıyasla daha yüksek olduğu gözlemlenmektedir. Doğal işsizlik değerlerinin literatürde tahmin edilenden düşük olması, konjonktürel işsizliğin daha önce düşünülenden daha yüksek olabileceğini göstermektedir. Bu durumda politika yapıcılara aktif para ve maliye politikalarının uygulanması açısından daha geniş bir alan oluşturmaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Hastaların Sağlık Okuryazarlığı ile Hasta Katılımı Arasındaki İlişkide Algılanan İletişim Engellerinin Aracı Rolü: Kesitsel Bir Çalışma

    Kocakaya, Mustafa; Demir, Rahime Nur

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, sağlık okuryazarlığı ile hasta katılımı arasındaki ilişkide algılanan iletişim engellerinin aracı rolünü araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen kriterleri karşılayan 481 katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, Bayburt şehir merkezinde ikamet eden bireylerden toplanmıştır. Ayrıca veriler, çevrim içi yöntemler ile elde edilmiştir. Paket programları kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %57,8’i kadın, %31,2’si 18-24 yaş aralığında, %52,2’si bekâr, %30,4’ü lisans mezunu ve %42,6’sının 0-17.000 TL hane gelirine sahip oldukları bulunmuştur. Veriler Bayburt il merkezinde ikamet eden bireylerden toplanmıştır. Katılımcıların belirli bir hane gelirine sahip oldukları tespit edilmiştir. Tüm değişkenler arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Sağlık okuryazarlığının iletişim engelleri üzerinde (β=0,433; p<0,001), sağlık okuryazarlığının hasta katılımı üzerinde (β=0,642; p<0,001) ve hasta merkezli iletişim engellerinin hasta katılımı üzerinde (β=0,257; p<0,001) anlamlı ve pozitif yönde etkisi olduğu belirlenmiştir. Hasta merkezli iletişim engellerinin analize dâhil edilmesiyle sağlık okuryazarlığının hasta katılımı üzerindeki etkisinin devam ettiği ancak azaldığı (β=0,530; p<0,001) görülmüştür. Sonuç: Sağlık okuryazarlık düzeyinin artışı, algılanan iletişim engellerini azaltabileceği gibi hasta katılımını artırabilir. Algılanan iletişim engelinin olmaması da hasta katılımı artırabilecek bir etkidir. Algılanan iletişim engelleri, sağlık okuryazarlığının hasta katılımı ilişkine aracılık etmektedir. Değişkenler arasındaki ilişkiler, incelenen örnekleme göre değişebilmektedir. Literatürde yer alan araştırma sonuçlarının birbirinden farklı olmasına bağlı olarak hasta katılımı etkileyen unsurların hastalığa ve bölgeye göre özel olarak araştırılması yararlı olacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Ortaokul Türkçe Ders Kitaplarındaki Küresel Sorunların İncelenmesi

    Maden, Sedat; Önal, Aydın

    Araştırmada ortaokul Türkçe ders kitaplarında işlenen küresel sorunları belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma nitel modellerden doküman analizi ile kurgulanmıştır. Araştırmanın veri kaynağını, ortaokul Türkçe ders kitapları (5, 6, 7 ve 8.sınıf) oluşturmaktadır. Ders kitaplarında işlenen küresel sorunları belirlemek için doküman analizi ile veriler toplanmış ve veriler betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Bu çerçevede belirlenen küresel sorunlar; çevre (küresel ısınma, toprak, hava, deniz ve akarsu kirliliği vb.), sağlık, göç, savaş ve terör, hayvan neslinin tükenmesi, deprem, yoksulluk, ekonomik kriz ve demografik sorunlar başlıkları altında kodlanıp sınıflandırılmıştır. Ayrıca belirli kategorilere ayrılan küresel sorunlar sınıf seviyelerine göre tablolar hâlinde sunulmuştur. Çalışma sonucunda, ortaokul Türkçe ders kitaplarında çeşitli küresel sorunların işlendiği belirlenmiştir. Ancak küresel sorunların ders kitaplarında dengeli dağılmadığı ve güncel problemlerin kitaplarda yeterli düzeyde bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yine incelenen ders kitaplarında en fazla çevre sorunlarının yer aldığına tespit edilmiştir. Göç, savaş ve terör, salgın hastalıklar ve yoksulluk gibi önemli meselelerin ise ders kitaplarında çok az işlendiği anlaşılmıştır. Bunların yanı sıra sınıf seviyeleri dikkate alınarak küresel sorunların işlenmesinde nitelik ve nicelik olarak değişikliğe gidilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Küresel sorunların temalara göre dağılımında ise “Doğa ve Çevre” temasının ön planda olduğu belirlenmiştir. Diğer temalarda ise küresel sorunların daha az işlendiği görülmüştür. Bunların yanı sıra küresel sorunların metinlerin içinde ve etkinlikler bölümünde sıkça geçtiği, diğer kısımlarda ise az ya da hiç olmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, ortaokul Türkçe ders kitaplarının küresel sorunları yansıtma konusunda eksiklikler barındırdığını göstermiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Mediating Role of Emotional Intelligence in the Relationship between Hospital Perception and Fear of Medical Procedures in Children

    Kırbaş, Zila Özlem

    Aim: This study investigated the relationship between children's hospital perceptions, their fear of medical procedures, and the role of emotional intelligence as a potential mediator. Material and Method: The population of the research consists of 4th grade students (10-year-old students) studying in primary schools in the 2023-2024 academic year. The study included 343 students and employed a relational-cross-sectional-descriptive design. Data were collected using the Personal Information Form, Medical Procedure Fear Scale, Hospital Perception Scale for Healthy Children, and Ten-Year-Old Emotional Intelligence Scale. Data were analyzed with IBM SPSS V23 and IBM AMOS V24. Compliance with normal distribution was examined with the assumption of skewness, kurtosis, and multiple normality. Path analysis was used to test the mediator model, and Maximum Likelihood (ML) was used as the calculation method. Analysis results were presented as frequency (percentage) for categorical variables, mean±standard deviation, and median (minimum–maximum) for quantitative variables. The significance level was taken as p<0.05. Results: The study found that children's hospital perceptions predicted their fear of medical procedures. Specifically, there was a statistically significant positive relationship between hospital perception and fear of medical procedures (β=0.565; p<0.05). According to the mediated structural model analysis results, hospital perception had a statistically significant negative effect on the mediator variable emotional intelligence (β=-0.327; p<0.05). By including the mediator variable emotional intelligence in the model, the path coefficient between hospital perception and fear of medical procedures was statistically significant (β=0.554; p<0.05). Conclusion: In the study, it was found that emotional intelligence, the mediator variable, played a role in the relationship between hospital perception and fear of medical procedures.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Economic growth, renewable energy, and inflation: interconnections of a triangle

    Okur, Fatih; Yavuz, Serdar

    The primary objective of any nation's economy is to achieve economic stability and a high standard of living. This can be attained through sustainable economic growth. However, global economic competition often brings about challenges, one of which is the increasing demand for energy products driven by population growth. Historically, this demand has been predominantly met by fossil fuels, but due to resource depletion and environmental concerns, there has been a growing interest in alternative energy sources. This shift towards renewable energy has become a global trend. The energy sector serves as a key indicator of a nation's prosperity and development, with renewable energy production, transportation, and costs being vital metrics of development. For Turkey, like many developing nations, investing in renewable energy is crucial for sustainable growth. This study explores the relationship between renewable energy, economic growth, and inflation in Turkey from 1975 to 2022. It examines the process of economic growth in the first part, followed by an analysis of energy dynamics and inflation in subsequent sections. The study employs unit root tests such as ADF and PP, along with the Toda-Yamamoto causality test, using available data. The final results are then interpreted.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Work Accidents, Occupational Diseases, and Lost Workdays in Türkiye's Forestry Sector: Increasing Risks and Improvement Proposals for the 2019-2023 Period

    Ozdemir, Mustafa

    In this study, data regarding occupational accidents and diseases, as well as workday losses in the forestry sector in Turkey between 2019 and 2023, have been thoroughly analysed using official statistical annual reports from the Social Security Institution. In 2019, there were 27,025 employees in the sector, which increased by 31.42% to 35,517 by 2023. Alongside the rise in the number of employees, occupational accidents in the sector have also increased year by year, peaking in 2022 with 860 accidents, 14 of which resulted in fatalities. Over the five-year period, only one case of occupational disease was reported, indicating significant deficiencies in the identification and reporting of health risks within the sector. The increase in the number of lost workdays due to occupational accidents and diseases reached 11,125 in 2022, particularly during the COVID-19 pandemic, adversely affecting productivity in the sector. Consequently, this study suggests that the forestry sector in Turkey needs to enhance its preparedness for emergencies and develop comprehensive occupational health and safety policies along with crisis management practices.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    The impact of aromatherapy on glossophobia among medical students: A study on cortisol levels and stress reduction

    Battal, Fetullah; Bayraktar, Bülent; Bozok, Ümmü Gülşen; Ozcan, Gulbahar Boyuk

    Glossophobia (fear of public speaking, presentation anxiety) is an anxiety disorder characterized by extreme fear and anxiety about public speaking. Glossophobia is a very common phobia worldwide, reportedly affecting 75% of the population. This study aims to examine the effects of different aroma inhalations (Thyme and Juniper) on public speaking anxiety, and salivary cortisol hormone levels in university students. The sample of the research consisted of a total of 104 university students, male and female, between the ages of 18-20. In the first step, cortisol hormone levels were determined using the ELISA technique in the saliva samples taken from the university students included in the study. The average salivary cortisol hormone level and public speaking anxiety levels of the university students participating in the study showed a positive and statistically significant relationship (p=0.001). There is a significant negative correlation between the participants' public speaking anxiety and post-thyme oil status at a 99% confidence level and a 1% significance level, r=-.318. When public speaking anxiety and juniper oil were analyzed, a significant negative relationship was found at r=-.290, a 99% confidence level, and a 1% significance level. It was also concluded that inhalation of 2% thyme essential oil in individuals with high glossophobia is both safe and beneficial in reducing anxiety levels.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation of the relationship between orthorexic tendencies and some anthropometric measurements and variables in university students

    Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Bülbül, Ali Savaş; Bozok, Ümmü Gülşen; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar Boyuk; Turan, Merve

    Orthorexia nervosa (ON) is a type of eating disorder marked by an excessive preoccupation with eating healthily to preserve and promote health, which surpasses normal levels of concern. This study aims to investigate the correlation between orthorexic tendencies, anthropometric measurements, and several other characteristics among university students. A cross-sectional study was done with a sample size of 307 university students from various departments, consisting of 228 females and 79 males. The data-gathering process consisted of administering a demographic information form and the ORTO-11 questionnaire. Anthropometric measurements, such as weight, height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference, were measured. In addition, Body Mass Index (BMI) was calculated. The TANITA BC-418 equipment was used to measure the weight of the participants, while a flexible tape measure was used to measure their height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference. The BMI was calculated by the individual's weight (in kilograms) by the square of their height (in meters). The data analysis encompassed the utilization of descriptive statistics, t-tests, variance analysis, and Pearson correlation analysis. A score of 25 or lower on the ORTO-11 scale was categorized as orthorexic, whereas a score higher than 25 was deemed normal. The average age and orthorexia scores of the subjects were 20.81±1.86 and 27.76±4.42 for females, and 21.38±4.14 and 28.11±4.37 for males, respectively. It was determined that 29.3% of the participants were found to display orthorexic tendencies, while the remaining 70.7% did not. There were no statistically significant variations in age, hip circumference, and orthorexia scores across genders (p>0.05). No statistically significant relationship was found between the total orthorexia scores and BMIs of the individuals (r=-.051, p>0.05). ON is associated with psychological and social complications, which in turn contribute to the development of disordered eating patterns. The results of this study indicate that determining the frequency of orthorexic tendencies among university students may contribute to the development of strategies for its prevention.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Relationship between perceptions of family-to-family support, general well-being, and psychological resilience of mothers with children with special needs

    Kırbaş, Zila Özlem; Şahin, Emel

    This study aimed to investigate the association between perceptions of family-to-family support and the general well-being and psychological resilience of mothers raising children with special needs. Employing a descriptive correlational research design, the study included mothers of children aged 0-18 residing in a city center in northeastern Türkiye. Data collection was conducted through face-to-face interviews using the Personal Information Form, Brief Psychological Resilience Scale, General Well-Being Scale Short Form, and Family-to-Family Support Perception Scale for Families of Disabled Children. The results revealed a positive and significant relationship between mothers' perceived level of family-to-family support and their psychological resilience (β=0.437, p<0.01). Furthermore, a positive relationship was observed between mothers' general well-being levels and perceived support (β=0.315, p<0.05). However, no significant relationship was found between general well-being levels and psychological resilience (β=0.189, p>0.05). These findings underscore the significant connections between perceived family-to-family support, general well-being, and psychological resilience among mothers of children with special needs. They suggest a critical need for developing enhanced social and psychological support mechanisms to alleviate the stress and difficulties experienced by these mothers.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Yapay Zekâ Destekli Görsel Sanat Yaratıcılığında Hipostatik Birleşme ve Erkenlik Paradoksu

    Keskin, Savaş; Uzun, Imran; İsmail, Birlik

    Bu makale görsel ve plastik sanatlar üst disiplinlerinin bir uzantısı olduğu varsayılan yapay zekâ görselliğini (fotoğraf, resim, grafik tasarım) kapsamaktadır. Makalenin çıkış noktası ise meşhur Cosmopolitan Dergisi’nin, Yapay Zekâ özel sayısının kapağında görünen “Kedi Yürüyüşü Yapan Kadın Astronot” illüstrasyonunun yanına kocaman bir şekilde şu ifadeyi iliştirmesidir: "Dünyanın İlk Yapay Zekâlı Dergi Kapağıyla Tanışın". Hatta derginin söz konusu sayısının internet sayfası lansmanında bu ifade biraz değiştirilerek “Dünyanın En Akıllı Yapay Zekâsı İlk Dergi Kapağını Yaptı” biçimine dönüşmüştür. Ancak fail ile fiili arasındaki bu ilişki dönüşümün en önemli ikinci mottosu ise şudur: “Ve onu yapmak yalnızca 20 saniye aldı!”. Belki de daha önce bir yardımcı araç/aparat olarak parçası olduğu modern görsel sanatlara bir yaratıcı fail olarak yeniden dahil olan bilgisayarlar, mutlak hızlılığın hüküm sürdüğü güncel post-McDonaldlaşma akılcılığının belki de en paradoksal akıldışılığı olarak tuhaf bir insan-bilgisayar tümleşmesini mevzubahis kılmıştır. Bu birleşmenin marjinal bir melezleşme mi, yoksa hipostatik bir birleşme mi olduğu ikilemi ise bu araştırmanın tartışma konusudur. Sanat eserinin insan emeği boyutunu ifade etmekte önemli bir parametre olan tekillik, artık melezleşen bir çoklu-fail ya da insansızlaşan fail tarafından her şeyde olduğu gibi erkenlik sorunsalına neden olmaya başlamıştır. Üstelik bu sorunsal, modern ve post-modern görsel sanatların pazarlama mottosuna dönüşmüştür. Sanatsal eylemin böylesine fiillerini erken boşalan failler tarafından sergilenmesi, üretimde bollaşma ile bayağılaşma/kalabalıklaşma arasında sıkışan yeni bir biricikleşme problemine işaret etmiştir. Çünkü Türk Dil Kurumu sözlüğü, gayr-ı meşru bir şekilde ilişki kuran anne ve babanın mahsulü olan çocuğun piç olarak çağrılabileceğini söyler. Baba sıfatına erişen insan ile ana sıfatındaki yapay zekânın bu gayr-ı meşru ve gelenekçilik açısından gayr-ı ahlakî ilişkisinden doğan sanat eseri piç midir yoksa insan emeğinden kopuşu nedeniyle soysuzlaşmanın/kökensizleşmenin bir sonucu mudur? Bu temel soruya ilişkin sorgular üretmek için var olan bu makale, hermenötik düzlemde biçimlenen bir dizi hipostatik birleşme meselesinin özü ve arketipleri hakkındadır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Martin Bucer’in 16. Yüzyıl Reform Hareketiyle Bölünme Yaşayan Hıristiyanları Uzlaştırma Gayretleri

    Keleş, Hatice

    16. yüzyılda meydana gelen reform hareketi, Martin Luther’in yanı sıra birçok farklı görüşe sahip olan din adamlarını da harekete geçirmiştir. Bu din adamlarından biri Martin Bucer (1491-1551)’dir. Bucer, Schlettstadt’ın yerel prestijli hümanist Latin okulunda ileri derecede bir eğitim almıştır. Hayatının erken yıllarında Hümanist ve Erasmian bir kimlik kazanmıştır. Luther ile tanışmasıyla birlikte reformu destekleyen dini liderlerden biri olmuştur. Daha sonra reformun önemli bir dini merkezi olan Strasburg’un din adamları meclisinin başkanı seçilmiştir. Bucer’in, reforma destek verdiği en önemli görüşü, gruplara/cemaatlere ayrılmış olan Hıristiyan alemini, uzlaşmacı bir yöntemle tekrar bir araya getirmektir. Bunun için de birçok toplantı, tartışma ve kolokyuma katılmıştır. Öncelikle Protestanları kendi aralarında birleştirmek için çabalamıştır. Daha sonra da Protestanlarla Katolikleri uzlaştırmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada, Martin Bucer’in reform sürecinde görüş ayrılıkları sebebiyle çeşitli gruplara ayrılan Hıristiyanları birleştirme gayretleri deskriptif yöntemle ele alınmıştır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Usability of calcite mineral, which develops in the crack fillings of carbonate rocks, as ornamental stone

    Camuzcuoğlu, Murat

    Turkey has a significant amount of mineral content from a geological perspective, offering essential resources, especially in mining (ornamental stone production). In this study, methods are being developed for the extraction, processing, and usability of calcite minerals, which develop as vein fillings (secondary formations) among fragmented limestone along the Bayburt-Erzurum highway for ornamental stone use. The chemical and crystallographic properties of the mineral were determined through XRD and FTIR analyses, and its suitability for ornamental stone use was evaluated. (durable, clean, and transparent) epoxy was used as a binding material for ornamental stone production, and the use of calcite minerals in jewelry production was examined, revealing its potential economic value in terms of durability, aesthetics, and rarity. Generally, while calcite minerals are widely used in various industrial fields, their use as ornamental stones remains limited. This study presents a new perspective on evaluating calcite minerals as ornamental stones, demonstrating the possibility of processing a low-hardness mineral as an ornamental stone using binding materials and its potential economic value. These findings significantly evaluate natural minerals in different applications and enhance their financial potential.

    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele