Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    İşe tutkunluk, politik yeti, kariyer başarısı ve işe angaje olma arasındaki ilişkinin incelenmesi: sağlık çalışanları üzerine bir araştırma

    Kılınç, Mehmet

    Modern iş hayatında kariyer başarısı iş görenler için güdüleyici bir etmendir. Özellikle sağlık sektörü gibi hizmet sektöründe bulunan örgütlerde çalışanların en verimli şekilde değerlendirilmesi onların kariyerlerini de iyi yönetmeleri ile yakından ilişkilidir. Çalışma verileri, 393 sağlık çalışanından elde edilmiştir. SPSS ve AMOS programları ile Process Macro eklentisi kullanılarak yapılan analizler sonucunda; işe tutkunluk ile kariyer başarısı arasındaki ilişkide işe angaje olmanın aracı, politik yetinin ise düzenleyici rolünün olduğu belirlenmiştir. İşe angaje olma ile kariyer başarısı arasındaki ilişkide de ise politik yetinin düzenleyici rolü tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının kariyer başarılarında işe tutkunluk ve işe angaje olma ile birlikte politik yetinin de önemli bir etken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık hizmetlerinde verimli insan kaynağı kullanımını desteklemek üzere sağlık çalışanlarının işe tutkunluğunu ve angaje olmasını arttıracak çalışmalarla birlikte politik yeteneklerine de katkı sağlayacak eğitim ve etkinliklerin yapılması önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Farklı Değişkenlerin Kas Gelişimine Yönelik Motivasyonel Dürtüler Üzerindeki Etkileri

    Tatlısu, Bülent

    Bu çalışma, cinsiyet, yaş, bölüm, spor yapma ve haftalık spor yapma süresi gibi çeşitli demografik değişkenlerin bireylerin kas gelişimine yönelik motivasyonel dürtüleri üzerindeki etkilerini incelemek amacı ile oluşturulmuştur. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu, 2024-2025 öğretim yılında eğitim gören 474 kadın ve 450 erkek olmak üzere toplam 924 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” ile “Kaslı Olma Dürtüsü Ölçeği” (KODÖ)1 kullanılmıştır. Elde edilen verilerden bağımsız değişkenlerin gruplarına göre bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve anlamlı farklılıklar için LSD post- hoc testi uygulanmıştır. Bulgular, %5 anlamlılık düzeyine göre değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, öğrencilerin kaslı olma dürtüsü cinsiyet, yaş, bölüm, sportif aktivite durumu ve haftalık spor süresi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Erkek öğrencilerin, kaslı olmaya yönelik tutum, antrenman davranışları ve yeme/takviye kullanımı boyutlarında kadın öğrencilere göre daha yüksek puanlar aldığı belirlenmiştir. Yaş değişkeni yalnızca yeme/takviye kullanımı alt boyutunda anlamlı fark yaratırken, spor bilimleri fakültesi öğrencileri tüm alt boyutlarda diğer bölümlere kıyasla daha yüksek kaslı olma dürtüsü sergilemiştir. Ayrıca düzenli olarak sportif faaliyetlerde bulunan ve haftalık spor süresi daha fazla olan bireylerin, özellikle antrenman davranışları ve yeme/takviye kullanımı boyutlarında daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmüştür. Bu bulgular, kaslı olma dürtüsünün yalnızca bireysel bir arzu değil; cinsiyet, eğitim alanı ve sportif yaşam tarzı gibi yapısal faktörlerden de anlamlı biçimde etkilendiğini ortaya koymaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Effect of Social Media Use on the Intention to Cook at Home: The Mediating Role of Self-Efficacy

    Apak, Ömer Ceyhun

    This study examines the effect of housewives' use of social media on their self-efficacy in cooking and their intentions to cook at home. The research was conducted using a correlational survey model, one of the quantitative research designs. The data for the study were collected through face-to-face interviews with participants from the TRA1 region (Erzurum, Erzincan, and Bayburt) in Turkey, based on voluntary participants. The data collected from 562 participants were analyzed using structural equation modeling in the AMOS program to test the hypotheses. The study's findings reveal that social media positively affects cooking self-efficacy and intention to cook at home. Social media facilitates women's access to various recipes, which is important in developing their cooking skills. Additionally, cooking self-efficacy positively influences the intention to cook at home. The findings indicate that social media use enhances women's cooking skills and increases their self-efficacy perceptions. Finally, the study shows that cooking self-efficacy plays a mediating role in the effect of social media on the intention to cook at home.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Effectiveness of Advanced Machine Learning Models in IQ Prediction in the Context of Education, Health, and Socioeconomic Indicators

    Sebetci, Özel; Ayberkin, Doruk

    This study investigates the effectiveness of advanced machine learning models in predicting IQ levels using a diverse set of socioeconomic and health indicators from global databases such as WHO, the World Bank, and United Nations organizations. The research employs various algorithms, including Linear Regression, Random Forest, Gradient Boosting, Support Vector Machines, Ridge and Lasso Regressions, XGBoost, LightGBM, and a Stacking Regressor to capture both linear and non-linear relationships. Evaluation metrics such as Mean Absolute Error (MAE), Root Mean Square Error (RMSE), and R-squared (R²) reveal that LightGBM and Stacking Regressor models excel in accuracy and generalization. The study highlights the trade-off between model interpretability and predictive power, emphasizing that simpler models offer greater transparency. In contrast, more complex models successfully capture intricate interactions among education, health, and economic factors. The findings provide valuable insights for policymakers and researchers, suggesting that machine learning approaches can significantly enhance understanding of the determinants of IQ and aid in developing targeted strategies in education and social policy.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    5 Yaş Çocukların Akran İlişkileri ile Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlikleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Akbaba, Fikrinaz Damla; Karoğlu, Hilal

    Bu araştırma beş yaş grubu çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu Bayburt il merkezinde MEB’e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitimine devam eden 119 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; Okul Öncesinde Akran İlişkileri Ölçeği (Öğretmen Formu), 60-72 Aylık Çocuklar İçin Yalnızlık ve Sosyal Memnuniyetsizlik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada, çocukların akran ilişkileri ile yalnızlık ve sosyal memnuniyetsizlikleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Çocukların akran ilişkileri genel puanı, akran ilişkileri alt boyut puanları ve YSMÖ’den aldıkları puan ailedeki çocuk sayısına, anne öğrenim düzeyine ve anne çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Çocukların cinsiyetlerine göre zorba çocuk alt boyut puanlarında anlamlı farklılaşma olduğu, erkeklerin puanlarının kızlara göre yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Akran ilişkileri genel puanının, baba öğrenim düzeylerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, zorba çocuk, arkadaşlık ve etkileşim, mağdur çocuk ve YSMÖ’den aldıkları puanların ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı görülmüştür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Evaluation of Hotels in the Eastern Black Sea Region in Terms of Disabled Tourism

    Çavus, Ahmet; Ünlü, Hami

    In this study, the difficulties encountered by disabled individuals staying in tourism-certified hotels in the Eastern Black Sea Region, which has recently become an important tourism destination, and their expec- tations from the hotels were investigated. In this research, which was designed on a qualitative research design, a semi-structured interview form was applied to 13 disabled individuals who stayed in hotels in the Eastern Black Sea region according to the maximum diversity method, and data were obtained. Within the scope of the research, four questions were asked of the disabled individuals about their expectations from hotels, their expectations from other tourism stakeholders, the difficulties they face in hotels, and what determines their hotel preferences. Four questions for disabled individuals constitute the themes of the research. Under the themes, 18 categories and 49 codes were created according to the responses received from the disabled individuals. Thus, this study aimed to determine the problems and expectations of disabled individuals in hotels. The study findings show that the expectations of disabled individuals from hotels and other tourism stakeholders include improving physical structures, rearranging pricing policies, increasing transportation opportunities, and providing incentives and cooperation for developing social responsibility projects.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    Diyabetikler için Sağlıklı Bir Atıştırmalık Olarak Aronya Soslu Düşük Kalorili Probiyotik Meyveli Yoğurt

    Türkoğlu, Zehra; Arslaner, Ayla; Yıldız, Beysun; Dilan; Akkoyun, Melike; Işık, Elif Büşra

    Diyabet hastaları için günlük diyetin önemli bölümünü oluşturan ara öğünlerin düşük kalorili olması yanı sıra, sağlıklı atıştırmalıklar içermesi gerekmektedir. Bu çalışmada, başta diyabetikler olmak üzere, sağlıklı beslenme endişesi taşıyan bireyler için fonksiyonel, alternatif bir ara öğün formüle etmek amaçlanmıştır. Bunun için, yüksek lif içeriği ve düşük glisemik indeksi nedeniyle fermente süt ürünlerinde doğal tatlandırıcı olarak potansiyel taşıyan hurma (Phoenix dactylifera) meyvesi ve anti-diyabetik etkisi bilinen Aronya (Aronia melanocarpa (Michx) Elliot) meyvesinden elde edilen sos, probiyotik meyveli yoğurt üretiminde kullanılmıştır. Elde edilen meyveli probiyotik yoğurtlarda 21 günlük depolama süresinde bazı kalite nitelikleri, şeker profil analizleri, probiyotik raf ömrü ve duyusal analizler gerçekleştirilmiştir. Aronya soslu probiyotik yoğurt örneklerinin, kurumadde, invert şeker, toplam şeker, kül ve pH oranları sırasıyla; %21.20, %6.248, %9.421, %1.250 ve 3.94-4.06 bulunmuştur. Meyveli yoğurt örnekleri protein ve kurumadde içeriği bakımından ilgili tebliğlere uygundur. Yoğurt örneklerinde, toplam spesifik mikroorganizma sayısı depolamanın tüm günlerinde istenen terapötik etkiyi sağlayacak seviyenin üzerinde (>8.00 log kob/g) tespit edilmiştir. Meyveli yoğurt örneğinde 84.15 kcal/100 g olarak hesaplanan kalori değeri, diyabetikler için tavsiye edilen aralığın (100-150 kcal/100 g) oldukça altındadır. Duyusal analiz sonuçlarına göre hem sade hem de meyveli yoğurtlar, kavrulmuş çiya ve yulafla ara öğün olarak tüketilmeye uygundur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2025
    Evaluation of Hotels in Trabzon in Terms of Disabled Tourism

    Çavus, Ahmet; Ünlü, Hami

    Participation in tourism activities is a right for all individuals in society. Facilitating the participation of individuals with disabilities in these activities, despite their limitations, is also a requirement stemming from international and national legislation. Therefore, this research aims to evaluate the practices of certified tourism operation hotels in Trabzon, a major tourism destination in the Black Sea Region, for individuals with disabilities, to identify existing deficiencies, and to develop proposed solutions for these problems. The research was designed using a mixed-use design. Managers of 42 certified tourism operation hotels in Trabzon completed surveys. Quantitative data from the surveys were transferred to SPSS, and descriptive analyses were conducted. The data obtained from the qualitative statements in the survey were analyzed by content analysis using the MAXQDA program. The study revealed inadequate disability-friendly practices in hotels, inadequate physical arrangements, a lack of specially trained personnel, and insufficient awareness of disability tourism.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2025
    A Psychometric Analysis of The Mathematics Learning Disability Screening Scale Developed Through DSM-5

    Filiz, Tunahan; Çelik, Ahmet

    Purpose: This study, it was aimed to develop a valid and reliable measurement tool by evaluating the psychometric properties of the Mathematics Learning Disabilities Screening Scale (MLDSS) for elementary and secondary school students. In this context, a measurement tool that is culturally and linguistically appropriate for the Turkish context and overcomes the limitations of translated scales was developed. Design/Methodology/Approach: The study was conducted as a scale development study within a survey research design. The scale's items were developed based on DSM-5 criteria and an extensive literature review. The sample consisted of 644 students, identified by their teachers, from 120 schools across Türkiye's seven geographical regions. The psychometric properties of the scale were evaluated using Exploratory Factor Analysis (EFA) and Confirmatory Factor Analysis (CFA), along with internal consistency (Cronbach's Alpha) and test-retest reliability analyses. Findings: The EFA results revealed a three-factor structure (Number Sense, Calculation, and Mathematical Reasoning) that explained 68.5% of the total variance. The CFA confirmed this structure, with goodness-of-fit indices indicating an excellent model fit (e.g., CFI = .95, IFI = .95, RMSEA = .069, χ²/df = 2.41). The scale demonstrated high internal consistency (Cronbach's Alpha = .93) and strong test-retest reliability (r = .90). Highlights: The mathematics learning disability screening scale is a valid and reliable instrument developed for elementary and secondary school students. Its three-factor structure is consistent with modern theories of mathematics learning disabilities and its strong psychometric properties make it a valuable tool for educators and experts in early identification and intervention planning.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Deprem Sonrası Cerrahi Hemşirelerinin Algılanan Stres ve Psikolojik İyi Oluş Düzeyleri

    Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin; Sönmez Sarı, Ebru; Beyoglu, Sakine

    Amaç: Bu araştırmada, deprem sonrası cerrahi hemşirelerinin algıladıkları stres ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte planlanan bu araştırma, Türkiye’nin doğusunda yer alan bir eğitim ve araştırma hastanesinde gönüllü 241 cerrahi servis hemşireleri ile yürütüldü. Veriler; araştırmacılar tarafından 25 Eylül-15 Ekim 2023 tarihleri arasında çevrimiçi toplandı. Verilerin toplanmasında ‘‘Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği (PİOÖ)’’ kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler için ortalama, standart sapma, min-maks değerler, sayı ve yüzde kullanıldı. Verilerin analizinde parametrik testlerden bağımsız gruplarda t testi, Tek Yönlü Anova ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Levene testi ile veri setinin homojenliği değerlendirildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmada hemşirelerin yaş ortalaması 33,39±7,63 (19-55)’tir. Cerrahi hemşirelerin PİOÖ puan ortalaması 38,45±9,32 ve ASÖ puan ortalaması 30,23±7,10 olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin psikolojik iyi oluşları ve algılanan stresleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik yapılan Pearson korelasyon testi sonucuna göre, zayıf düzeyde, negatif yönde doğrusal ilişki vardır (r=-0,374, p<0,001). Sonuç: Bu çalışmada cerrahi hemşirelerinin algılanan stres ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptandı. Hemşirelerinin algılanan stres düzeyi azaldıkça psikolojik iyi oluş düzeyinin arttığı belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    İş Stresi ve İş Doyumu Arasındaki İlişkide Güvenlik Performansının Aracılık Rolünün İncelenmesi

    Yildiz, Salih; Koroglu, Ali; Ozdemir, Mustafa

    Stres, çalışanların iş doyumu üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Çalışanlar maaş, terfi, çalışma ortamı ve işin niteliği gibi iş ile ilgili pek çok faktörden dolayı stres yaşayabilmekte ve bu durum onların iş doyumunu düşürmektedir. İşletmeler gerçekleştirdikleri birtakım faaliyetlerle çalışanların stres düzeyini düşürerek iş doyumlarını yükseltmeye çalışmaktadır. Ancak alanyazında, iş stresi ile iş doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunan faktörleri inceleyen çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, çalışanların iş stresi ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi ve güvenlik performansının bu ilişkideki aracılık rolünü incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Sakarya ilinde bulunan bir süt ürünleri fabrikası çalışanlarından anket yoluyla veriler toplanmıştır (n=301). Analizler sonucunda iş stresi ile güvenlik uyumu, güvenlik katılımı ve iş doyumu arasında negatif; güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı ile iş doyumu arasında pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş stresinin iş doyumu üzerinde güvenlik uyumu ve güvenlik katılımı aracılığıyla dolaylı bir etkisi bulunmaktadır. Araştırma sonuçlarının özellikle üretim faaliyetinde bulunan işletmeler tarafından iş yerlerinde kullanılması pratikte önemli katkılar sağlayacaktır. İşletmeler, düzenleyecekleri eğitim faaliyetleri, çalışanları karar alma sürecine katma vb. faaliyetlerle çalışanların güvenlik performansını artırarak iş stresinin iş doyumu üzerindeki negatif etkisini azaltabilir. İş doyumu yüksek olan çalışanların devamsızlık gibi olumsuz tutum ve davranışları azalacak, iş performansları ise artacaktır. Böylece işletme maliyetleri düşürerek karlılığını artırmış olacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Assessing the Economic Impact of Medical Tourism: A Sectoral Analysis

    Okur, Fatih; Murat

    Purpose – This study aims to determine the contribution of health tourism, which is a sector in the trend of development and growth, to the Turkish economy in the period 2010q1-2023q4. The study attempts to show how promoting medical tourism, as stated in the Health Transformation Program, can increase economic growth in Türkiye. Methodology/Design/Approach – This study analyses the industrial production index, medical tourism revenues, and real effective exchange rate data to examine the causality relationship in the short, medium, and long term within the framework of the “frequency domain causality approach”. Findings – while there is causality from the industrial production index, which represents economic growth, to medical tourism revenues in every period, no causality was found from medical tourism to economic growth. A causality was found from the real effective exchange rate to economic growth in the short and medium term, but no causality was found from economic growth to the real effective exchange rate. The findings show a causality from medical tourism revenues to the real effective exchange rate in the short term and a causality from the real effective exchange rate to tourism revenues in the medium term. This explains why healthcare services have become cheaper in Turkey due to the increase in the exchange rate. Originality of the research – It is thought that the method and period applied in the study could fill the gap in the literature.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2025
    Öğrencilere Uygulanan Kahkaha Yogasının Motivasyon ve Akademik Başarı Üzerindeki Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma

    Kaba, Nagihan Köroğlu; Edikli, Sebiha

    Amaç: Bu çalışma, kahkaha yogasının öğrencilerin motivasyon ve akademik başarılarına etkisinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Randomize kontrollü bu araştırma, Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir üniversitedeki 60 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, sosyodemografik değişkenlerden oluşan soru formu, Üniversite Öğrencilerinde Motivasyon Ölçeği ile toplanmıştır. Ayrıca sınav sonuçlarına göre akademik başarı puanları elde edilmiştir. Çalışmada, kahkaha grubundaki öğrencilere 7 haftalık toplam 14 seanstan oluşan kahkaha yogası programı uygulanırken kontrol grubundaki öğrencilere herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Veri toplama araçları, kontrol ve deney gruplarındaki öğrencilere ön-test (müdahalelerden önce) ve son-test (müdahalelerden sonra 8. haftada) olarak verilmiştir. Çalışma, Deneylerin Raporlanmasında Birleştirilmiş Standartlarda belirtilen kurallara uygun olarak raporlanmıştır. Bulgular: Randomize olarak kahkaha ve kontrol grubuna atanan öğrencilerden kahkaha grubundakilerin yaş ortalaması 21,17±1,87 olup, %73,3’ü kadın ve %70’i devlet yurdunda yaşamaktadır. Kontrol grubundakilerin ise yaş ortalaması 21,23±3,13 olup, %80’i kadın ve %60’ı devlet yurdunda yaşamaktadır. Yedi haftalık müdahalenin sonunda, kahkaha grubundaki öğrencilerin içsel, dışsal ve toplam motivasyon puanları kontrol grubuna kıyasla daha yüksekti (p<0,05). Ayrıca kahkaha grubundaki öğrencilerin, akademik başarı puanları da kontrol grubundakilerden yüksekti (p<0,05). Sonuç: Kahkaha yogası öğrencilerin motivasyonlarını ve akademik başarılarını artırdı. Bu kapsamda kahkaha yogası, öğrencilerde motivasyonu ve akademik başarıyı artırmak için faydalı, farmakolojik olmayan ve uygun maliyetli bir yaklaşım olarak kullanılabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Down Sendromu Olan Çocukların Fiziksel Aktivite Düzeyleri ile Aile Yaşam Kaliteleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

    Töman, Ufuk; Yarimkaya, Erkan; Aydemir, Uğur; Şenlik, Zeynel Abidin; Demir, Mehmet

    Bu araştırmanın amacı, down sendromu olan çocukların fiziksel aktivite düzeyleri ile aile yaşam kaliteleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırmaya Adıyaman ilinde ikamet eden ve down sendromu olan çocuğa sahip 60 ebeveyn (anne: 44, baba: 16) katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Serbest Zaman Egzersiz Anketi" ve "Beach Center Aile Yaşam Kalitesi Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde basit doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları, down sendromu olan çocukların fiziksel aktivite düzeyinin aile yaşam kalitesi geneli ile aile yaşam kalitesi alt boyutları olan ebeveynlik, duygusal yeterlik, fiziksel/finansal/materyal yeterliği ve yetersizliğe ilişkin desteğin anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Buna karşın, down sendromu olan çocukların fiziksel aktivite düzeyi ile aile yaşam kalitesi alt boyutu olan aile etkileşimi arasında yordayıcı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar bağlamında, down sendromu olan çocukların aile yaşam kalitelerini ve aile yaşam kalitelerinin önemli bir bileşeni olan aile etkileşimini geliştirmek için ailenin diğer üyelerinin de katılımının sağlandığı fiziksel aktivitelerin düzenlenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Examining the Mediation of Sport Engagement and Self-Confidence in the Effect of Self-Regulation on Burnout in Athletes: A Structural Equation Modeling Study

    Akeren, İhsan; Çelik, Hüsniye

    The aim of this study was to examine the mediation of self-esteem and sport engagement in the effect of self-regulation on burnout in athletes and to compare these variables according to some socio-demographic factors. The participants of the study, which was conducted with a correlational cross-sectional survey design, were 303 athletes of the Faculty of Sports Science. The Sportive Self-Regulation Scale (SSRS) was used to measure self-regulation, the Sport Engagement Scale (SES) to measure sport engagement, the Trait Sport-Confidence Inventory (TSCI) to measure sport confidence, and the Athlete Burnout Questionnaire (ABQ) to measure burnout. Results indicate that there are significant relationships between SSRS, SES, TSCI, and ABQ in student athletes. While sport age was positively associated with SSRS and SES, chronological age was not associated with any variable. When measures were compared by gender and type of sport, females and single sport participants had lower TSCI means. The 4th grade athletes had low SES and TSCI averages and high ABQ averages. Mediation results reveal that SSRS predicts SES and TSCI, SES does not have a mediating role because it does not predict ABQ, TSCI predicts ABQ and SSRS is a full mediator in its effect on ABQ.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kronik Hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanım Tutumları ve Etkili Faktörler

    Semerci, Vahide; Akeren, Zahide; Kalyoncuo, Servet

    Amaç: Araştırmanın amacı kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları ve etkili faktörleri belirlemektir. Araçlar ve Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan araştırma 228 kronik hastalığa sahip birey ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Bilgi-Tutum Ölçeği’ kullanılarak toplandı. Bulgular: Katılımcıların %58.3’ünün hipertansiyon, %39’unun diyabet, %30.3’ünün kardiyovasküler hastalığının ve %23.7’sinin böbrek hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca %52.6’sının antibiyotiği hastalıkla ilgili şikayetleri geçene kadar kullandığı ve %27.2’sinin hekime muayene olmadan antibiyotik kullandığı bulundu. Kronik hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği toplam puanı 60.27±13.26 (32-80) idi. Modele dahil edilen değişkenlerden erkek, okur yazar olmama, tavsiyeyle ilaç kullanma, kendi başına ve şikayeti bitene kadar antibiyotik kullanma, sağlık eğitimi almama durumları akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları olumsuz yönde etkiledi (p&lt;0.05) ve varyansın %65’ini açıkladı (R2=0.657, F=20.968, p&lt;0.001). Sonuç: Kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumlarının ortalamanın üzerinde olduğu ve olumlu tutuma sahip oldukları belirlendi. Erkeklerin, antibiyotiği hastalıkla ilgili şikâyet bitene kadar kullananların ve sağlık eğitimi almayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha düşüktür. Ayrıca ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve üzeri mezun olanların, komşuları, yakınları ve arkadaşlarının tavsiyesi ile ilaç kullanmayanların ve hekime muayene olmadan antibiyotik kullanmayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha yüksektir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Aşırı Turizm Algısının Yaşam Kalitesine Etkisinde Turist-Yerli Halk Etkileşiminin Kalitesinin Aracı Rolü

    Ünlü, Hami

    Aşırı turizm, turizm faaliyetlerinin yol açtığı olumsuz etkilerden dolayı halkın turizme karşı hissettiği olumsuz duygular olarak ifade edilmektedir. Aşırı turizm algısının yerli halk üzerinde etkisini belirlemeye yönelik olarak birçok çalışma yapılmıştır. Aşırı turizm gerçekleştiği destinasyonlarda yerli halkın turizm faaliyetlerinden ilk başta ekonomik etkiden dolayı memnun olduğu fakat zamanla olumsuz etkilerin ortaya çıkmasıyla birlikte bu durum tam tersine döndüğü görülmüştür. Bu araştırma, aşırı turizm algısının yaşam kalitesi üzerindeki etkisinde turist-yerli halk etkileşiminin aracılık rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden olan ilişkisel tarama modeli üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma Trabzon’da yaşayan bireylerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri yerli halktan kolayda örnekleme yönteminden yararlanılarak toplanmış ve 402 veri ile analizler yapılmıştır. Araştırma hipotezlerinin test edilmesi amacıyla doğrudan etkileri belirlemek için yapısal eşitlik modellemesi uygulanmıştır. Turist-yerli halk etkileşimi kalitesinin aracılık rolünün belirlenmesi için PROCESS makrosunda Model 4 uygulanmıştır. Araştırma sonucunda turist-yerli halk etkileşiminin aşırı turizm algısı ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiye anlamlı bir şekilde aracılık ettiği belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Relationship Between Thirst Distress and Severity and Compliance with Fluid Control and Interdialytic Weight Gain in Hemodialysis Patients

    Cín, Aynur; Demírag, Hatice; Dastan, Buket; Híntístan, Sevilay

    knowledge scores and FCHPS subscale attitude scores, and IDWG and FCHPS subscale attitude scores. A positive correlation was also found between the VAS score and IDWG. Conclusion: Thirst distress was higher than the moderate level in HD patients, and IDWG increased as thirst severity (VAS score) increased.knowledge scores and FCHPS subscale attitude scores, and IDWG and FCHPS subscale attitude scores. A positive correlation was also found between the VAS score and IDWG. Conclusion: Thirst distress was higher than the moderate level in HD patients, and IDWG increased as thirst severity (VAS score) increased.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfWoS1
    Web of ScienceTR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Does Lrig1 expression have a relationship with ERBB1 and ERBB2 expression in schizophrenia?

    Uzunçakmak, Sevgi Karabulut; Özcan, Halil; Aydin, Pelin; Halici, Zekai

    Purpose: This study aims to investigate Lrig1 expression and to reveal the possible relationship between Lrig1, ERBB1 and ERBB2 in schizophrenia. Materials and Methods: In this study, peripheral blood samples of 70 schizophrenia patients and 60 healthy controls were used. Real Time PCR was applied for Lrig1, ERBB1 and ERBB2 gene expression analysis. Results: The level of Lrig1 mRNA was lower in the patients when compared to healthy controls. Expression levels of ERBB1 and ERBB2 were decreased in the patients versus in the healthy controls. According to the receiver operating characteristic curve analysis, the three genes had the power to discriminate the patients from the ERBB1 and ERBB2 expressions in the patients. in schizophrenia.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Short-Term Effects of Extremely Low-Frequency Electromagnetic Fields on Neurogenesis and Wnt Signaling in Amniotic Fluid Cells

    Uzun, Cosar; Karakas, Umit; Ay, Mustafa Ertan; Ay, Ozlem Izci; Yildiri, Didem Derici; Erdal, Nurten; Erdal, Mehmet Emin

    Background: Extremely low-frequency electromagnetic fields (ELF-EMF) at 50 Hz are prevalent in household electrical systems. Although various studies have examined the effects of ELF-EMF on cell proliferation and gene expression, its impact on amniotic fluid cells (AFCs) remains unclear. Objectives: This study aimed to assess the potential effects of ELF-EMFs on gene expression related to neurogenesis and the Wnt signaling pathway in AFCs. Methods: AFCs were isolated from amniotic fluid obtained via amniocentesis and divided into five groups: control, sham, and three groups exposed to different ELF-EMF intensities (1 mT, 2 mT, 3 mT for 30 minutes/day for 7 days). Expression levels of genes involved in neurogenesis (HES1, Neurog1, Neurog2, Neurod1) and Wnt signaling (SFRP2, SFRP4, SFRP5, APC1) were analyzed using real-time PCR. Results: ELF-EMF exposure did not result in significant changes in gene expression among the experimental groups compared to controls. Conclusion: Short-term exposure (Acute exposure) to ELF-EMF at moderate intensities does not significantly impact gene expression related to neurogenesis or Wnt signaling in AFCs. Future studies should explore prolonged exposure (chronic exposure) and a broader range of intensities to evaluate developmental impacts more comprehensively.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam