Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ4
    K-12 Beceri Eğitiminde Üst Düzey Düşünme Becerileri: Sosyal Bilgiler Dersi Örneği

    Boyraz, Celal; Ari, Sinan

    K-12 Beceriler Çerçevesi temelinde Sosyal Bilgiler dersi kapsamında üst düzey düşünme becerilerinin incelendiği bu çalışmada analitik araştırma deseni benimsenmiştir. Araştırmanın ilk veri kaynağı Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı (2018) olup diğer veri kaynakları güncel okutulan sosyal bilgiler ders kitaplarıdır. Araştırmada öncelikli olarak dersin kazanımları her iki araştırmacı tarafından yenilenmiş Bloom taksonomisi bağlamında incelenmiş ve hangi üst düzey düşünme becerisine yönelik olduğu kararlaştırılmıştır. Ardından üst düzey düşünme becerileri ile eşleştirilen kazanımların ders kitaplarında nasıl yer aldığı incelenmiştir. Verilerin analizi sürecinde her iki araştırmacı tarafından kontrol listeleri ile ulaşılan sonuçlar karşılaştırılmıştır. Uyum değeri hesaplandıktan sonra kazanımlar üzerinde tek tek tartışmalar gerçekleştirilerek üst düzey düşünme becerileri üzerine fikir birliğine varılmıştır. Tüm bu sürecin sonunda veriler betimsel analiz yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre üst düzey düşünme becerilerinin yetersiz olduğu ve öğrenme alanlarına göre dengeli bir dağılım olmadığı, kitaplarda yer alan etkinliklerin, hazırlık ve değerlendirme sorularının üst düzey düşünme becerilerini yansıtmada yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Kitaplarda yer alan etkinlik sorularının genelde çıkarım yapma, karşılaştırma gibi bütünleşik becerileri yansıttığı görülmüştür. Araştırma sonunda program güncelleme çalışmalarında kazanım beceri eşleştirilmesinin yapılmasına, öğrenme alanlarına göre üst düzey düşünme becerilerinin dengeli dağılımına ve ders kitaplarının bu noktalara dikkat edilerek hazırlanması önerilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Farklı Bayburt Taşı (Tüfit) Boyutlarını Taşıyan Helezonun Doğal Frekans Değişiminin Belirlenmesi

    Erbayrak, Engin; Kırar, Burhan

    Helezon milin dönme hareketi ile tozu veya çok küçük tanecikli partikülleri taşıyan mekanizmaya helezon konveyör denir. Helezon konveyörlerin çalışma prensibi silindirik bir boru içerisine yerleştirilmiş helezon milin motor gücü ile dönmesi sayesinde toz partiküllerinin taşınmasıdır. Taşıma işlemi toz taneciklerini mekanizmanın tepesindeki besleme borusundan konveyöre helezon milinin kanatlarına (heliks) aktarılması ile olmaktadır. Bu çalışmada vidalı konveyörün ölçekli bir prototipi üretilmiştir. Prototip kullanılarak farklı boyutlardaki Bayburt taşı (Tüfit) taşınmış ve taşıma sırasındaki doğal frekans değişimleri ölçülmüştür. Bayburt taşının ince partiküllerin de doğal frekans değeri en düşük belirlenirken (15.67 Hz), kaba partiküllerde ise doğal frekans değeri yüksek belirlenmektedir (20.32 Hz). Bu durum zorlanmış titreşimin bir örneği olan bu ölçüm için beklenen bir durumdur. Hacimsel boyutu artan partiküllerin ağırlıklarının da artmasıyla beraber meydana getirdikleri dış kuvvet değerleri de artmaktadır. Kütle değerindeki artış ve dinamik yüklerdeki değişim doğal frekans değerini artırmıştır. Partikül boyutlarının inceden kalına doğru artmasıyla beraber doğal frekans değerleri de yüzde 10-15 aralığında arttığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, konveyörde taşınan parçacıkların boyutlarının sistemin doğal frekans değerini belirlemede önemi olduğu belirlenmiştir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2023
    Eliptik Şekilli Metayüzeye Dayalı Geniş Bant Polarizasyon Dönüşümü

    Teber, Ahmet; Ertugrul, Mehmet; Coşkun, Aykut

    Burada, geniş bant yansıtıcı doğrusal polarizasyon (LP) ve dairesel polarizasyon (CP) dönüşümlerini gerçekleştirmek için tek katmanlı, ultra ince, çok işlevli ve yüksek verimli bir meta-yüzey sunulmaktadır. Önerilen meta-yüzey, %97'den fazla verimlilikle %55.2'lik (7.89-13.91 GHz) nispi absorpsiyon bant genişliği (RAB) üzerinde doğrusal polarize dalga için mükemmel bir çapraz polarizasyon dönüştürücü görevi görür. Doğrusal polarize dalgaları 7.2–7.36 GHz frekans aralığında başarıyla dairesel polarize dalgalara dönüştürür. Ek olarak, TE ve TM modları için polarizasyon dönüşüm oranı (PCR) verimlilik özellikleri, 45⁰'ye kadar geniş bir geliş açısı ile tüm X bandında korunur. Sunulan polarizasyon dönüştürücü, 0.07λ0 kalınlık ile ultra ince bir özelliğe sahiptir. Kompakt boyutu, açısal kararlılığı, yüksek verimliliği, basit yapısı ve çok işlevliliği nedeniyle bu polarizasyon dönüştürücü, birçok uygulamada polarizasyon manipülasyonu ve iletişim cihazları için önemli bir adaydır.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Siyasal uzlaşma bağlamında siyasi ittifaklar: cumhur ittifakı ve millet ittifakı’na yönelik bir inceleme

    Yolcu, Tuğba; Kapusızoğlu, Mehmet

    Siyasi partilerin temel amacı iktidarı ele geçirmektir. Bu amaç doğrultusunda yürüttükleri faaliyetler çerçevesinde bir ülkedeki mevcut seçim sistemine göre farklı ittifak arayışları gündeme gelmektedir. Türk siyasal hayatı incelendiğinde çok partili hayata geçiş sürecinden sonra 1957 yılında siyasal ittifakları engellemeye yönelik ilk yasal düzenleme gerçekleştirilmiş olmasına rağmen yasal mevzuatın dolaylı yoldan aşılmasıyla siyasal ittifakların oluşturulduğu görülmektedir. 2018 Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişe kadar yasal bir temeli olmayan siyasal ittifaklar 2939 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle yasal zemine kavuşmuştur. İttifak kelime anlamı olarak anlaşma, bağlaşım olarak ifade edildiğinde açık bir müzakere sürecini de beraberinde getirmektedir. Bu müzakere siyasal uzlaşmanın temel şartıdır. Çalışma, Türkiye’de 2018 sonrası kurulan Cumhur İttifakı ve Millet İttifakını siyasal uzlaşma, katılımcılık, güven, ortak hedefler ve uzun vadeli iş birlikleri çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın oluşum süreçleri eleştirel söylem analizi çerçevesinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında, örnek olarak seçilen her iki ittifakın temel zeminini ideolojik benzeşme ya da ortak ideolojik zemin oluşturduğu söylenebilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Farklı teknoloji yoğunlukları açısından döviz kurlarının dış ticaret üzerindeki etkisi: türkiye örneği

    Berber, Metin; Bilgin, Tuba

    Bu çalışmada reel efektif döviz kurunun, ürünlerin teknoloji yoğunluğuna göre sınıflandırılmasıyla ulaşılan imalat sanayi ihracat ve ithalat verileri üzerindeki etkisi incelenmektedir. Bu kapsamda, Türkiye için 1996-2018 dönemine ait çeyreklik verilerin dikkate alındığı çalışmada, reel efektif döviz kurunun yüksek, orta-yüksek, orta-düşük ve düşük teknolojili ürün gruplarının ithalat ve ihracatı üzerindeki etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; ilgili değişkenler arasındaki ilişkinin tespiti için VAR analizi kapsamında Johansen eşbütünleşme, Toda-Yamamoto nedensellik testi, etki tepki fonksiyonu ve varyans ayrıştırması yöntemlerinden faydalanılmıştır. Analizlerden elde edilen bulgulara göre; ihracat açısından yüksek teknolojili ürünlerin diğer teknoloji ürünlerine kıyasla, ithalat açısından ise yine yüksek teknolojili ürünlerin düşük teknolojili ürünlere kıyasla reel efektif kura ve şoklarına daha duyarlı olduğu ifade edilebilmektedir. Ayrıca; orta-düşük teknoloji düzeyi hariç, ürünlerin teknoloji düzeyi arttıkça ithalatın kur esnekliğinin arttığı gözlemlenmektedir. Dolayısıyla; Türkiye için reel efektif kurun, imalat sanayi dış ticareti üzerindeki etki derecesinin teknoloji yoğunluğuna göre değiştiği söylenebilmektedir. Toda-Yamamoto nedensellik analizine göre ise ihracat modellerinin hiçbirinde reel efektif kur ile ihracat arasında nedensel bir bağa rastlanmazken ithalat modellerinde, orta-yüksek teknoloji hariç diğer teknoloji düzeylerinde kurdan ithalata doğru nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Umumi murakabe heyeti raporlarına göre ziraat aletleri ve makinaları fabrikalarının faaliyetleri (1942-1950)

    Uğur, Uçar

    Türk çiftçisinin düzenli olarak yaşam standartlarının artmasının temel şartı birim sahadan elde edilecek tarımsal üretimin artırılmasıdır. Nüfus artışıyla birlikte ihtiyaçların karşılanabilmesi için zirai üretimin artırılması ve bunu gerçekleştirmek için de diğer faktörlere paralel olarak tarımdaki makineleşmenin de yeterli düzeyde olması gerekmektedir. Birim alandan elde edilen ürünün artırılmasında gübreleme, sulama ve ilaçlama yanında tarımda modern teknik araç ve gereçlerin kullanılması da çok önemli bir yere sahiptir. Sıralanan bu nedenler Türkiye’de tarımda makineleşmeye geçilmesini zorunlu kılmıştır. Tarımda her türlü ziraat işlerini yürütmek amacıyla 1938 yılında Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu kurulmuştur. Ziraat Aletleri Fabrikaları, Devlet Zirai İşletmeleri Kurumuna bağlı olarak 1944 yılına kadar faaliyetlerini gerçekleştirmiştir. Adı geçen fabrika ilerleyen yıllarda Zirai Donatım Kurumu adını alacak olan kuruma bağlanmış ve bu kurumun çatısı altında faaliyetlerini yürütmüştür. Çalışmada İsmet İnönü dönemi dikkate alındığı için sınırlamaya gidilmiştir. Bu sınırlamanın sebebi ise 1950 yılında hükümet değişikliği ile birlikte yeni tarım politikalarının gündeme gelmesidir. Bu çalışmada yukarıdaki kurumların kuruluşları ele alındıktan sonra Ziraat Aletleri Fabrikalarının faaliyetleri Umumi Murakabe Heyeti raporlarına göre ele alınacaktır. Böylece bu kurumun Türkiye açısından önemi rakamlarla açıklanacaktır. Konu hakkında bilgi verilirken öncelikle arşiv belgelerinden, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridelerinden, Resmi Gazeteden, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Ortotrop Tabaka ile İzotrop Yarım Düzlem Arasındaki Sürekli Temas Probleminin Analitik Olarak İncelenmesi

    Öner, Erdal; Oktay, Mine Gül

    Hesaplamalı temas mekaniği, makine ve inşaat mühendisliği gibi alanların yanı sıra tıbbi uygulamalarda da büyük önem taşımaktadır. Mekaniğin bu dalı, iki cismin etkileşimine yanıt olarak temas alanı, basınç, deformasyon ve gerilmelere sayısal çözümler arar. Temas mekaniği konusu, son yıllarda mekanik ve uygulamalı matematik bilimlerinde yeni ve ilginç alanların gelişmesine önemli derecede katkı sağlamıştır. Bu çalışmada izotrop yarım düzlem üzerine oturan ortotrop tabakanın sürekli temasına ilişkin problem analitik yöntemle incelenmiştir. Çözümde sadece ortotrop tabakanın kütle kuvveti hesaba katılmıştır. Ortotrop tabaka rijit düz profile sahip bir panç vasıtasıyla yüklenmiştir. Tüm yüzeylerin sürtünmesiz olduğu varsayılmıştır. Ortotrop tabaka ve izotrop yarım düzlem için yer değiştirme ve gerilme ifadelerinin elde edilmesinde elastisite teorisi ve integral dönüşüm tekniklerinden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda çeşitli boyutsuz parametrelere ve ortotrop malzeme türlerine bağlı olarak panç altındaki temas gerilmesi, ortotrop tabaka ile izotrop yarım düzlem arasında ilk ayrılmaya neden olan kritik ayrılma yükü ve kritik ayrılma uzaklığı boyutsuz olarak elde edilmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Yapım İşi Sürecinde Ceza ve Kesinti Türlerinin Yüklenici Performansındaki Önem Derecelerinin Belirlenmesi

    Toğan, Vedat; Tekin, Duygu

    Kamu kurum ve kuruluşları mal, hizmet alımı ve yapım işlerinin sorunsuz bir şekilde istenilen kalite standartlarına uygun olarak teslim alınmasına yönelik denetim süreçlerini işletmektedirler. Bu süreçte meydana gelen ceza ve kesinti türleri hakediş dosyalarının kesintiler ve mahsuplar kısmına kaydedilmektedir. Yükleniciye projenin tamamlanma süresi dahilinde uygulanan cezalar, yapım işi süresince yüklenici performansının değerlendirilebilmesi açısından önemli bir göstergedir. Bu çalışmanın amacı, yüklenicinin projeyi tamamlama süresince aldığı ceza ve kesinti türlerinin yüklenici performansındaki önem seviyelerini belirlemektir. Bu sebeple, yapımı tamamlanmış inşaat projelerinin hakediş belgeleri üzerinde yapılan inceleme ile yüklenicinin inşaat süreci boyunca almış olduğu ceza ve kesinti türleri belirlenmiştir. Daha sonra ceza ve kesinti türlerinin yüklenici performansı üzerindeki önem seviyelerini belirlemek amacıyla bir anket hazırlanmıştır. Hazırlanan anket, kamu yapım işi kabul komisyonlarında görev almış uzman kişilere uygulanmıştır. Sonuçların değerlendirilmesinde dilsel problemlerin çözümünde yaygın olarak kullanılan bulanık analitik hiyerarşi süreci yöntemi kullanılmış ve yüklenicinin yapım işi boyunca aldığı ceza ve kesinti türlerinin yüklenici performansındaki önem dereceleri belirlenmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • DüzeltmeYalnız künye2023
    Düzeltilmiş: Benzaldehit türevlerinin sığır böbrek aldoz redüktaz inhibitörleri olarak değerlendirilmesi

    Sengül, Bülent

    Aldoz redüktaz (AR), poliol yolunda glikozdan sorbitol üretimini katalize eder ve insülinden bağımsız dokularda anormal sorbitol agregasyonuna neden olan, retinopati, nöropati ve nefropati gibi bazı problemler yaratan kritik bir enzimdir. AR inhibisyonunun bu yan etkileri azaltmak için uygun bir yaklaşım olduğu gösterilmiştir. Mevcut çalışma, literatüre yeni AR inhibitörlerini tanıtmayı amaçlamıştır. Bu amaçla AR inhibitörleri olarak benzaldehitler incelenmiştir. İlk olarak sığır böbreğinden homojenat hazırlanmış, ardından inhibisyon çalışmaları yapılmıştır. Çalışılan bütün benzaldehit türevlerinin AR'yi inhibe ettiği bulundu. 0,23 ve 1,37 μM IC50 değerlerine sahip olan 4- Phenyl benzaldehyde (3) ve 2- Bromobenzaldehyde (6)'in inhibitör aktivitesi, standart inhibitör sorbinilden daha yüksek olduğu tespit edildi. In vitro inhibisyon çalışmalarından sonra, tahmini bağlanma enerjileri ve türevlerin enzime bağlanma modları moleküler docking ile tahmin edildi. Bileşik 3, -8,61 kcal/mol'lük bir maksimum yerleştirme puanı sergiledi. Sonuç olarak, bu bileşikler, özellikle bileşik 3, diyabetik komplikasyonların tedavisinde veya önlenmesinde yeni ilaç aday moleküllerinin sentezi için yol gösterici moleküller olabilir.

  • MakaleYalnız künye2023
    Majör depresyon hastalarında BDNF gen polimorfizmi (rs6265) ile BDNF gen ekspresyon düzeylerinin araştırılması

    Karakas, Ümıt; Derici, Didem; Ay, Mustafa Ertan; Özdemir, Gurbet Doğru; Erdal, Mehmet Emin; Çevik, Kenan; Ziblak, Alper; Kenar, Ayse Nur Inci

    Amaç: Beyin kaynaklı nörotrofik faktörün (BDNF) genetik, moleküler ve hücresel mekanizmalarının ve bunun nöroplastisite ile ilişkisinin daha iyi anlaşılması, majör depresyonda (MD) yeni ilaçlar için gelecekteki terapötik hedeflerin bulunmasında çok önemli bir rol oynayabilir. Bu çalışma, BDNF polimorfizmlerinin MD'deki kesin rolüne ilişkin hala çelişkili sonuçlar olduğundan, MD'de BDNF ile ilişkili polimorfizm (rs6265) ve ekspresyon ilişkisini anlamak amacıyla planlandı. Yöntem: Bu olgu-kontrol çalışmasında, DSM-5 ölçütlerine göre MD’li 51 hasta ve 75 sağlıklı kontrole ait kanlardan BDNF gen Val66Met (rs6265) polimorfizmleri için dizayn edilmiş primerler ile Real-Time PCR ile tek nükleotid polimorfizm çalışmaları yapıldı. Gen ekspresyon analizleri için total RNA kullanıldı. Kantitatif Real-Time PCR yöntemi ile saptanan, MD ve kontrol gruplarındaki BDNF genine ait ekspresyon düzeyleri ile polimorfizmler arasındaki ilişki istatistiksel yöntemlerle incelendi. Bulgular: Erkek ve kadınlarda, genotip ile grup ve alel frekansı ile grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Alel ile MD arasındaki ilişkide ve genotip ile MD arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Genotip grupları arasında BDNF ekspresyon düzeyleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yoktur. Hem MD grubu hem de kontrol grubu için BDNF’nin polimorfik genotipleri arasında ekspresyon düzeyleri bakımından fark gözlenmemiştir. Sonuç: Çalışma bulguları istatistiksel olarak önemli olmamasına rağmen rapor edilmiş önceki çalışmaların da ışığında BDNF varyantlarının daha derinlemesine analizlerinin, gelecekte farmasötik müdahale ve majör depresyonun hassas tıbbı için olası yeni hedeflere işaret edebileceğini düşünmekteyiz. Ayrıca kişiselleştirilmiş tıp çağında, klinik müdahalelerin etkinliğini etkileyebilecek hem küresel hem de spesifik faktörlerin anlaşılması, tıp alanında önemli ilerlemeler sağlayabilir

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Molecular docking study on acetylcholinesterase and urease enzyme inhibition effects of Amygdalin

    Güler, Halil Ibrahim; Kolaylı, Sevgi; Kara, Yakup; Birinci, Ceren; Can, Zehra

    This study investigated that the acetylcholinesterase, urease enzyme inhibition and these enzymes molecular docking as well as antioxidant activity of commercially available amygdalin. While Amygdalin displayed effect anti-urease activity compared to acetohydroxamic acid but, anti-acetylcholine esterase activity a little ineffective compared to donepezil. The molecular docking was performed in order to check binding interactions between the amygdalin and the enzymes. DPPH and FRAP assays were preferred to determine the antioxidant activity. The antioxidant activity (3.39±0.33 µmol Fe2SO47H2O /g, SC50 18.74±0.72 mg/mL using the FRAP and DPPH assays, respectively. Amygdalin's in vitro and in vivo studies are needed for demonstrated that is a therapeutic agent for the treatment of various diseases.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kadının Kocasına Secde Etmesinden Bahseden Rivâyetler Üzerine Bir İnceleme

    Türkoğlu, Hamdi

    Son dönemlerde, özellikle karı-koca ilişkilerine dair rivâyetlerin artarak tartışıldığı ve gündeme taşındığı görülmektedir. Bu makalede, öne çıkan rivâyetlerden biri olan kadının kocasına secde etmesi tetkik edilmektedir. Söz konusu rivâyet; tez, makale, kitap gibi çeşitli akademik çalışmalardan sosyal medya platformlarına kadar çeşitli mecralarda lehte ve aleyhte birçok değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalarda bahsi geçen rivâyetler üzerinden özelde Hz. Peygamber ve onun sünnetinin genelde ise İslam’ın tenkit edildiği ve bu tenkitlere cevap niteliğinde muhtelif çalışmaların yapıldığı görülmektedir. Bu da konuyla ilgili rivâyetlerin detaylı araştırılmasının ve doğru anlaşılmasının önemini gerekli kılmaktadır. Çalışma ilgili rivâyetin genel olarak sübût ve delâletine odaklanmaktadır. Bir başka ifadeyle bahsi geçen rivâyetin Hz. Peygamber’e nispetinin sıhhati ve muhtevası üzerinde durulmuştur. Ebû Hureyre, Enes b. Mâlik, Abdullah b. Abbas, Muâz b. Cebel, Hz. Âişe, Zeyd b. Erkam, Câbir b. Abdillah, Abdullah b. Ebî Evfâ gibi çok sayıda meşhur sahâbî tarafından merfû olarak nakledilen rivâyetin sıhhat bakımından farklı dereceleri bulunmaktadır. Bu meyanda incelenen rivâyetler arasında sahih hadisin şartlarını tam olarak taşıyan sahih li-zatih bir rivâyetin olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte rivâyetlerin birbirini desteklemesi cihetiyle birçok tarik için sahih li-gayrih ve hasen hükmünün verilebileceği görülmüştür. Öte yandan çalışmada sıhhat bakımından rivâyetin bazı tariklerinin zayıf olduğu tespit edilmiş bununla beraber bu rivâyetlerin de temel hadis kaynaklarında yer aldığına dikkat çekilmiştir. Ayrıca makalede son yıllarda yapılan bazı çalışmalarda rivâyetin sıhhati hakkındaki yaklaşımlarına yer verilmiştir. Bu çalışmalardan bir kısmı rivâyetin Hz. Peygamber’e ait olduğunu kabul ederek bahsi geçen rivâyetlerden hareketle İslam’ın kadına bakışını eleştirilirken diğer bir kısmında ise bu eleştirilerin de etkisiyle bu konudaki rivâyetlerin ya aşırı zayıf ya da uydurma olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca çalışmada, bu ve bunun gibi rivâyetlerin değerlendirilmesinde önyargılardan uzak durmanın rivâyetlerin doğru anlaşılması ve değerlendirilmesi noktasında önemli olduğuna işaret edilmiş, önyargılardan uzak durmanın, nesnellik ve tarafsızlığın hadis değerlendirmelerinde önemli bir kriter olduğu belirtilmiştir. Ayrıca üzerinde durulan rivâyet ve benzerlerinin anlaşılması ve değerlendirilmesi noktasında lafzî ve literal yaklaşımın rivâyetin doğru anlaşılmasına mani olacağı belirtilerek ilgili rivâyetlerin değerlendirilmesinde metnin altında yatan mana ve maksada odaklanmanın daha isabetli sonuçlara ulaştıracağı vurgulanmıştır. Öte yandan muhteva yönüyle bahsi geçen rivâyetlerde iki önemli husus vurgulanmıştır. Bu hususlardan ilki, beşerin beşere secde etmesinin yasaklanması ve ibadet kastıyla yapılacak secdenin sadece Allah'a yapılmasıdır. Bu kapsamda çalışmada vahdaniyet ve uluhiyetin şiarı olan secdenin Allah’tan gayrısına yapılamayacağının altı çizilmiştir. İlaveten peygamberler de dahil olmak üzere fani olan hiçbir şeye ifrad derecesine varacak ta’zimin yapılamayacağı ifade edilmiş ve bu hususta sahabenin şahsında ümmetin uyarıldığına dikkat çekilmiştir. Rivâyetin vurguladığı ikinci husus ise ailenin temel taşı olan karı-koca ilişkilerindeki haklar ve sorumluluklardır. Bu bağlamda çalışmada söz konusu rivâyetlerin kadının kocasına saygı göstermesini, görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini salık verdiğine değinilmiştir. Ayrıca mezkur rivâyetten kadının aşağılanması, tahkir edilmesi, erkeğe nispetle ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesi gibi anlamları çıkarmanın mümkün olmadığı gibi; insan olma, kul olma cihetiyle de kadını kocadan aşağı bir konuma itmediği, erkeğin kadından daha faziletli veya daha hayırlı olduğunu da göstermediği ifade edilmiştir. Yine ilgili rivâyetin Kur’an ve sünnet bütünlüğünde değerlendirmenin önemini göstermesi bakımından kocanın da hanımına karşı bazı sorumluluklarına değinilmiştir. Kadının kocasına secde etmesinden bahseden rivâyetin sıhhatinin ve manasının tespitini amaçlayan bu çalışma temelde iki ana başlıkta ele alınmaktadır. İlk başlıkta konuyla ilgili rivâyetlerin sıhhati üzerinde durulmuş ve rivâyetler “makbûl rivâyetler” ve “zayıf rivâyetler” şeklinde iki alt başlıkta toplanmıştır. Ardından da rivâyetlerin genel sıhhat değerlendirmesi yapılmıştır. İkinci başlıkta ise rivâyetin muhteva ve manası üzerinde durulmuştur.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Ebelik bölümü öğrencilerinin cinsellik ve cinsel sağlıkla ilişkili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

    Öcalan, Dilek; Aytekin, Melek Şen; Kahraman, Aysenur; Işık, Hafsa Kübra

    Amaç: Araştırma ebelik bölümü öğrencilerinin cinsellik ve cinsel sağlıkla ilişkili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte olan araştırma, Türkiye’nin kuzeyinde yer alan bir ildeki üniversitede ebelik bölümüne kayıtlı olan, gönüllü 307 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, Sosyodemografik Veri Formu ve Cinsel Sağlık Bilgi Testi (CSBT) ile toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin CSBT puan ortalaması 26.95±7.0’dir. Ebelik son sınıfta olan, sözlüsü/nişanlısı ya da partneri olan, cinsel sağlığa yönelik ders ya da eğitim alan, bu konuda bilgi düzeyini yeterli bulan, okullarda cinsel sağlığa ilişkin eğitim verilmesi ve üniversitede danışma birimi olması gerektiğini düşünen öğrencilerin CSBT puanları daha yüksektir (p<0.05). Sonuçlar: Öğrencilerin cinsel sağlık bilgisi orta düzeydedir. Ebelik öğrencilerinin cinsel sağlık bilgisinin geliştirilmesi ve farkındalıklarının arttırılması için ders müfredatlarında kapsamlı cinsel eğitimlerin yer alması önerilebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex8TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Silver nanoparticle synthesis by biogenic reduction method and investigation of antimicrobial, antibiofilm, anticancer activities

    Bülbül, Ali Savaş; Sen, Fatih; Bekmezci, Muhammed; Karakaya, Funda

    In this study, R. aculeatus plant extract and biogenically formed AgNPs were investigated for their potential antibacterial, antibiofilm and anticancer abilities. AgNPs were characterised using scanning electron microscopy (SEM), Fourier transform infrared spectroscopy (FT-IR), X-ray diffraction (XRD) and UV-vis spectroscopy (UV-VIS). According to the Debye Scherrer formula, the particle size was found to be 32.56 nm. Disc diffusion and microdilution methods were used to investigate the antibacterial activity. In the disc diffusion study, the best results were obtained from the extract and AgNP. In the tests using plant extracts, Staphylococcus aureus ATCC 25923 showed the lowest antibiofilm activity, while Bacillus subtilis and Enterobacter aerogenes ATCC 13048 showed the highest activity. Salmonella infantis was most affected by AgNP, while Escherichia coli CFAI ATCC 25922 was least affected. Biogenically synthesised AgNPs were also investigated in cytotoxic activity studies. It was found to have the lowest concentration value on MCF-7 and HUVEC cell lines at the determined concentrations. The extract did not have any cytotoxic effect on MCF-7 cell line. HUVEC cell line showed the lowest cytotoxic activity of 10⁻³ g/mL. The antibacterial, antibiofilm and anticancer properties of R. aculeatus plant extract and biogenically produced AgNPs have been the subject of an important study. Furthermore, the comparison of the effects of plant extract and AgNPs on breast cancer cell lines and healthy cell lines provides a rich scientific material.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Fatty acid compositions and oil ratio of different species from the Brassicaceae

    Onemli, Fadul; Gıdık, Betül

    Crude lipid has become one of the most significant demands of nations in recent years, oil crops and their lipid yield are becoming more and more vital. The composition of fatty acids reveals the caliber of oil crops. This study aims to determine and compare the oil content and fatty acid compositions of S. arvensis, B. nigra, B. napus, S. alba and C. sativa plants. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. It was determined that the oil ratios of the samples belonging to the B.nigra species varied between 27.132% and 29.350%, and the oil ratios of the samples belonging to the S. arvensis species varied between 27.495% and 28.855%. Erucic acid value was determined to be highest in S. arvensis species, oleic and linoleic acids in B. napus, and linolenic acid in C. sativa. The data obtained showed that the oil ratios and fatty acid compositions of S. arvensis and B. nigra were very close to the values obtained from B. napus, S. alba and C. sativa, which were used as standards and grown as cultivated plants in this study. This suggests that the wild plants S. arvensis and B. nigra have the potential to be cultivated.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Beliren Yetişkinlerin Pozitif Şema Düzeylerinin Ruminasyon ve Duygu Düzenleme Becerileri ile İlişkisinin İncelenmesi

    Aktaş, Emirhan

    Bu çalışmanın amacı beliren yetişkinlerin pozitif şema, duygu düzenleme ve ruminasyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Çalışmada veri toplamak amacıyla kişisel bilgi formu, pozitif şema ölçeği, duygu düzenleme ölçeği ve ruminasyon yanıt ölçeği kullanılmıştır. Çalışma 2020–2021 eğitim öğretim yılında farklı devlet üniversitelerinde eğitimlerine devam eden ve mezun olan beliren yetişkinler ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 210’u (%77,8) kadın, 60’ı (22,2) erkek olmak üzere 270 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların yaş ortalamaları 21,19’dur. Çalışmanın veri analizinde IBM Sosyal Bilimlerde İstatistik Paket Programı (SPSS) sürüm 23.0 paket programı kullanılarak korelasyon analizi, basit ve çoklu regresyon analizi ve t testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre beliren yetişkinlerin pozitif şema toplam puanları ile ruminasyon alt boyutlarından derinlemesine düşünme ve saplantılı düşünme arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu; pozitif şema toplam puanları ile duygu düzenleme alt boyutlarından yeniden değerlendirme arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Beliren yetişkinlerin pozitif şema ve pozitif şema alt boyutlarından öz-yetkinlik, başarı, iyimserlik ve değerlilik düzeyleri, duygu düzenleme alt boyutlarından yeniden değerlendirmenin %32’sini, pozitif şema alt boyutlarından güven düzeylerinin ise duygu düzenleme alt boyutlarından olan bastırma düzeylerinin %5’ini açıkladığı belirtilmiştir. Çalışmanın sonuçlarından yola çıkarak önerilerde bulunulmuştur.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Toplumda Yaşayan Yaşlı Yetişkinlerin Pandemi Farkındalığı: Tanımlayıcı-Kesitsel Bir Çalışma

    Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru

    Giriş: COVID-19 pandemisi, tüm dünyada özellikle yaşlı popülasyonun sağlık ve iyilik halini olumsuz etkilediği bilinen önemli bir halk sağlığı krizidir. Bu çalışma toplumda yaşayan yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı ve yordayıcı faktörlerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapıldı. Araştırmanın verileri 188 yaşlı yetişkinden kişisel bilgi formu ve Pandemi Farkındalık Ölçeği kullanılarak yüz yüze toplandı. Veriler tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t-testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan yaşlı yetişkinlerin Pandemi Farkındalık Ölçeği toplam puan ortalaması 33,08 ± 3,58 idi. Evli olanların, ortaokul ve üzeri mezunu olanların, yüksek gelirli olanların, çalışanların ve COVID-19 aşısı olanların pandemi farkındalıklarının yüksek olduğu belirlendi (p < 0,05). Çoklu doğrusal regresyon analizinde kadınların (β = 0,282, %95 GA = 0,451-3,590), ortaokul ve üzeri mezunların (β = 0,459, %95 GA = 1,464-5,883) ve yüksek gelirli olanların (β = 0,182, %95 GA = 0,216-2,438) Pandemi Farkındalık Ölçeği puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı (p < 0,05). Sonuç: Yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığının orta-üzeri düzeyde olduğu belirlendi. Cinsiyet, eğitim durumu ve sosyoekonomik durum değişkenlerinin yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı düzeyinin yordayıcıları olduğu saptandı. Çalışma sonuçları, yaşlı yetişkinlerin pandemiler hakkında bilgi ve farkındalığını artırmayı amaçlayan koruyucu sağlık hizmetlerinde erkek cinsiyetine, eğitim düzeyi ve düşük gelirli olanlara daha fazla önem verilmesi gerektiğini göstermektedir..

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2023
    Determination of the cytotoxic effect of Prangos ferulacea (L.) Lindl. which grows naturally in the foothills of Bayburt Kop Mountain, on non-small lung cancer

    Kizil, Hamit Emre

    The genus Prangos has been used for centuries as an antibacterial and antidiabetic agent. In this study, Prangos ferulacea (L.) Lindl. species, which is frequently encountered in various regions of our country, especially in Northeast Anatolia, and known as "çaşır or çakşır" among the people, were collected from the flora of Bayburt Kop Mountain, and methanol extract of the stem parts of this plant was obtained. Afterward, the cytotoxic effect of this extract on the non-small cell lung cancer cell line (H-460) was determined and compared with the cytotoxic activity on the lung fibroblast cell line (MRC-5). The results obtained using the Wst-8 method, it was determined that no toxic effect occurred in the MRC-5 cell line after both 24 and 48 hours of methanol extract treatment, while a toxic effect occurred in the H-460 cell line (125 μg/ml and 62.5 μg/ml) after 48 hours of application. However, this toxic effect was not statistically significant.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Could eumelanin molecule from Streptomyces parvus BSB49 strain be a potential anticancer agent for lung cancer?

    Karakas, Ümıt; Bayram, Sinan; Kizil, Hamit Emre; Öztürk, Serdar

    Melanins, which are divided into five different subgroups as eumelanin, pheomelanin, allomelanin, neuromelanin and pyomelanin, are a heterogeneous and amor- phous biopolymer family. Although melanin is produced in many different ways today, it is more practical, and more economical to produce melanin using bacterial strains. The eumelanin pigment, which is the subject of this study, was obtained using Streptomyces parvus BSB49 strain, and its antiproliferative effect at various concentrations against small cell (DMS-114) and non-small cell (H-460) lung cancer was determined. According to our results, the synthesized eumelanin molecule was statistically cytotoxic on non-small cell lung cancer cell line (H-460) at concentrations of 3.125 and 1.56 μg/mL after 24 hours of treatment (IC50=8 μg/mL) and only at a concentration of 3.125 μg/mL after 48 hours of treatment (IC50=8.4 μg/mL). In the small cell lung cancer cell line (DMS-114), no statistically cytotoxic concentration was detected (p<0.05).

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Self-efficacy levels of individuals with type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes drugs: The example of Gümüşhane and Bayburt province

    Demirağ, Hatice; Cin, Aynur; Daştan, Buket

    This study was conducted to determine the self-efficacy levels of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes medication. The population of the descriptive study consisted of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus residing in Gümüşhane and Bayburt provinces. The sample size was determined with the G*Power 3.1.6.9 program. A total of 315 individuals were reached in the study using a snowball sampling method. Data were collected by “Google Form” us- ing “Personal Information Form” and “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale”. In the analysis of the data, independent groups t-test, one-way ANOVA test and Pearson product moments correlation test were used. The average age of the individuals with Type 2 Diabetes Mellitus participating in the study was 52.29±14.74 years, the duration of diabetes disease was 9.23±6.25 years, and 81% of them were men. The total average score of the participants from the “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was determined as 38.70±12.36 points. It was found that the average total score of the” Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was higher for women than men, singles than married. Again, the total scale score averages were statistically different according to the occupational group (p<0.001). In addition, the average total score of the “Diabetes Drug Use Self-Efficacy Scale” was found to be higher for individuals who received training on diabetes drug use compared to individuals who did not receive it. It was found that the average scores of the participants from the "Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" and its sub-dimensions were moderate. In order to increase the diabetes drug use self-efficacy levels of participants diagnosed with Type 2 diabetes, training on the use of diabetes drugs can be expanded.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele