Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Spor ve farklı değişkenlere göre üniversite öğrencilerinin akıllı telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi), alkol ve madde bağımlılık durumlarının incelenmesi

    Yusuf Ziya Yıldızoğlu

    Bu araştırma spor ve farklı değişkenlere göre üniversite öğrencilerinin akıllı telefon yoksunluğu korkusu (nomofobi), alkol ve madde bağımlılık durumlarının incelenmesi amacıyla yapıldı. Yükseköğretim düzeyinde ve farklı akademik birimlerde öğrenimlerine devam eden 18 -35 yaş aralığındaki 228 kadın ve 217 erkek olmak üzere toplam 445 öğrencinin gönüllü katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırmada; Erdem ve arkadaşları (2017) tarafından Türkçe formu oluşturulan, Güler ve Veysikarani (2019) tarafından tekrar güvenirlik analizi yapılan Nomofobi Ölçeği ile Bağımlılık Profil İndeksi Risk Tarama Formu (BAPİRT) / (Alkol Ölçeği ve Madde Ölçeği) Ögel ve arkadaşlarının (2012) geliştirdiği BAPİ (Bağımlılık Profil İndeksi) risk tarama ölçeği (BAPİRT) Bağımlılık Profil İndeksi araştırma kapsamında kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS 26.0 programında bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile LSD testleri kullanılarak analiz edildi. Sonuçlar. 0.01 ve 0.05 aralığında ve anlamlı farklılık düzeyinde yorumlanmıştır. Nomofobi ölçek puanları incelendiğinde cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sınıf düzeyi, medeni durum ile günlük akıllı telefonla zaman geçirme süreleri değişkenlerinde gruplar arasında anlamlı farklar olduğu (p<.0.05), fakülte, düzenli spor yapma, spor türü ve spor yapma süresi değişkelerinde farklar olmadığı (p<.05); alkol bağımlılığı ölçek puanlarında hiçbir değişken arasında anlamlı bir farkın olmadığı (p<0.05), madde bağımlılığında ise yalnızca medeni durum değişkeninde farklılık olduğu (p<0.05) tespit edildi. Araştırmada üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerinin sporla ilgili değişkenler dışındaki birçok değişkene göre farklılaştığı, sadece medeni durumun madde bağımlılığı üzerine etkili olduğu tespit edildi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Okul yöneticilerinin toksik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

    Mehmet Ünsal

    Bu araştırma, okul yöneticilerinin toksik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu, 89 kadın ve 167 erkek olmak üzere toplam 256 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırma grubunun seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form üç bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Toksik Liderlik Ölçeği" ve üçüncü bölümünü "Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Buna göre katılımcıların toksik liderlik algıları bağlamında aktif olarak spor yapma durumu ve algılanan aylık kişisel gelir düzeyi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, okul kademesi, idari görev geçmişi, okul yeri ve algılanan aylık aile gelir düzeyi değişkenlerine göre toksik liderlik algılarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların aile gelir düzeyi değişkeni ile toksik liderlik algıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, kişisel gelir düzeyi ve çalışma yılı değişkenleri ile toksik liderlik algıları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna ek olarak katılımcıların tükenmişlikleri bağlamında medeni durum ve okul yeri değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların cinsiyet, eğitim durumu, okul kademesi, idari görev geçmişi, aktif spor yapma durumu, algılanan aylık kişisel gelir düzeyi ve algılanan aylık aile gelir düzeyi değişkenlerine göre tükenmişliklerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların yaş, aile gelir düzeyi ve çalışma yılı değişkenleri ile tükenmişlikleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların kişisel gelir düzeyi değişkeni ile tükenmişlikleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Sonuç olarak katılımcıların toksik liderlik algıları ile mesleki tükenmişlikleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu bulunmuştur. Bu doğrultuda katılımcıların toksik liderlik algıları yükseldikçe mesleki tükenmişliklerinin de yükseldiği ileri sürülebilmektedir. Anahtar Kelimeler: Toksik liderlik, tükenmişlik, mesleki tükenmişlik, öğretmen, beden eğitimi ve spor öğretmeni.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin liderlik yönelim, öz etkililik-yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

    Bedrettin Dolanbay

    Bu araştırma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin liderlik yönelim, öz etkililik-yeterlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubu 82 kadın ve 162 erkek olmak üzere toplam 244 beden eğitimi ve spor öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırma grubunun seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form dört bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Çok Yönlü Liderlik Yönelimleri Ölçeği", üçüncü bölümünü "Öz Etkililik-Yeterlilik Ölçeği" ve dördüncü bölümünü "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Buna göre katılımcıların cinsiyet, medeni durum, okul kademesi ve aktif olarak spor yapma durumu değişkenlerine göre liderlik yönelimlerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların kişisel gelir düzeyi değişkeni ile liderlik yönelimleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, hizmet yılı ve aile geliri düzeyi değişkenleri ile liderlik yönelimleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Buna ek olarak katılımcıların öz etkililik-yeterlilikleri ve psikolojik sağlamlıkları bağlamında cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak katılımcıların medeni durum, okul kademesi ve aktif olarak spor yapma durumu değişkenlerine göre öz etkililik-yeterliliklerinde ve psikolojik sağlamlıklarında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Bununla birlikte katılımcıların aile geliri düzeyi değişkeni ile öz etkililik-yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan katılımcıların yaş, hizmet yılı ve kişisel gelir düzeyi değişkenleri ile öz etkililik-yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Ayrıca katılımcıların yaş, hizmet yılı, kişisel gelir düzeyi ve aile gelir düzeyi değişkenleri ile psikolojik sağlamlıkları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Bununla birlikte öz etkililik-yeterliliğin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisi pozitif yönde ve anlamlı olup katılımcıların öz etkililik-yeterlilik düzeyleri yükseldikçe psikolojik sağlamlık düzeylerinin de yükseldiği ifade edilebilmektedir. Sonuç olarak katılımcıların öz etkililik-yeterlilik ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin liderlik yönelimleri üzerindeki etkilerinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda katılımcıların öz etkililik-yeterlilik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri yükseldikçe liderlik yönelimlerinin de yükseldiği ileri sürülebilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin spora yönelik tutum, sosyal-duygusal yetkinlik ve sosyal görünüş kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

    Ramazan Akkuş

    Bu araştırma, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin spora yönelik tutum, sosyal-duygusal yetkinlik ve sosyal görünüş kaygısı düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda nicel olarak yürütülen çalışmanın amacıyla tutarlı olarak ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu, 112 kadın ve 190 erkek olmak üzere toplam 302 spor bilimleri fakültesi öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma grubu seçiminde kolayda örnekleme yönteminden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmış olup bu form dört bölümden oluşmaktadır. Bu anket formunun birinci bölümünü "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümünü "Spora Yönelik Tutum Ölçeği", üçüncü bölümünü "Sosyal-Duygusal Yetkinlik Ölçeği" ve dördüncü bölümünü "Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği" oluşturmaktadır. Bu form aracılığıyla elde edilen ham verilerin ilk olarak veri türü gözetilerek tanımlayıcı istatistikleri hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilere ilişkin farklılık ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Bu bağlamda katılımcıların bölüm değişkenine göre spora yönelik tutumlarında ve sınıf değişkenine göre sosyal görünüş kaygılarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların yaşları ile sosyal görünüş kaygıları arasında pozitif yönde düşük düzeyde ve aylık ortalama kişisel gelir düzeyleri ile spor yönelik tutumun alt boyutlarından fiziksel gelişme tutumları arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan cinsiyet ve aktif olarak spor yapma değişkenleri kapsamında anlamlı bir farklılık ve aylık ortalama aile gelir düzeyi değişkeni kapsamında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Buna ek olarak katılımcıların sosyal görünüş kaygıları ile spora yönelik tutum ve sosyal-duygusal yetkinlik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki görülmemiştir. Ancak katılımcıların spora yönelik tutumları ile sosyal-duygusal yetkinlikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Buna göre katılımcıların spor yönelik tutumları yükseldikçe sosyal-duygusal yetkinliklerinin de yükseldiği sonucuna varılabilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Üretim işletmelerinde rekabet açısından maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının önemi: Trabzon ili üzerine bir araştırma

    Ahmet Emre Pehlivan

    Toplumun ihtiyaçlarını karşılama görevini üstlenen üretim işletmeleri hem aynı hem de farklı sektörlerde faaliyet göstermektedirler. Bu çerçeveden bakıldığında isteseler de istemeseler de kendi aralarında bir rekabet ortamı oluşturacaklardır. Ancak genel anlamda bakıldığında hepsinin ülke ekonomisine katkısı olduğu da bir gerçektir. Bu bağlamda, üretim işletmelerinin maliyetlerini azaltıp karlılıklarını maksimuma çıkarabilmeleri için maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarını kullanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Muhasebenin en önemli parçalarından birini oluşturan maliyet ve yönetim muhasebesi üretilen mal veya hizmetlerin maliyetlerini hesaplayıp yönetimin karar almasında yardımcı olmaktadır. Rekabetin şiddeti arttıkça maliyet ve yönetim muhasebesinin önemi daha da artmaktadır. Yapılan bu çalışmada Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası'na kayıtlı üretim işletmeleri üzerine rekabet açısından maliyet ve yönetim muhasebesinin önemi araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 264 üretim işletmesine anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının karar alma sürecinde etkili olduğu ve bununla birlikte işletmelerde en fazla kullanılan maliyet yönteminin sipariş maliyet yöntemi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca maliyet ve yönetim muhasebesi uygulamalarının rekabet, üretim süreci ve planlamaya etki ettiği tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Tüketicilerin teknofobik tutumlarının ve kişisel verilerini paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine etkisi üzerine bir araştırma

    Farid Alirzayev

    Bu tez, tüketicilerin teknofobik tutumlarının ve kişisel verilerini paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evreni, Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketicileri içermekte olup, örneklem, toplamda 500 tüketiciden oluşmaktadır.Araştırmanın amacı, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetine olan etkisini anlamak ve bu konudaki ilişkileri analiz etmektir. Çalışmanın yöntemi, katılımcılara anket uygulanması ve elde edilen verilerin istatistiksel analizler ile değerlendirilmesini içermektedir.Araştırmanın evreni olan Azerbaycan ve Türkiye'deki tüketiciler, bu çalışmanın genellemelerini desteklemek amacıyla seçilmiştir. Örneklem, her iki ülkede toplam 500 tüketiciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anketler kullanılmış ve veri çözümleme teknikleri olarak istatistiksel yöntemler uygulanmıştır.Araştırma sonuçları, teknofobik tutumların ve kişisel veri paylaşma niyetlerinin sosyal medya kullanım niyetini nasıl etkilediğine dair önemli bulgular ortaya koymaktadır. Bu çalışma, tüketicilerin dijital davranışlarına yönelik anlayışımızı artırmak ve bu bağlamda sosyal medya platformlarının kullanımına dair stratejik kararlar almak isteyen araştırmacılara, işletmelere ve pazarlamacılara değerli bir perspektif sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Fethi Yeken ve Lübnan İhvanı

    Eda İri

    Batı dünyasının İslam toplumları üzerinde kurdukları siyasi, askeri, ekonomik, kültürel baskı ve bunun da beraberinde getirdiği kriz, başta merkez bölgeler olmak üzere İslam coğrafyasının genelinde İslami hareketler ve akımların doğuşuna zemin hazırlamıştır. Başlayan bu hareketlerin nihai hedefi İslam coğrafyalarında yaşanılan bozulma, gerileme, sömürge vb. durumlardan kurtulmak ve sağlam bir İslam toplumu inşa etmektir. Entelektüellerin İslam coğrafyalarında yaşanılan bu durum karşısında farklı fikirler ortaya koymuşlardır. Temelde üç ana başlık halinde ele alınan yaklaşımlar gelenekselcilik, ıslahatçılık ve modernizmdir. Islahatçı akımlar içerisinde değerlendirilen İhvan-ı Müslimin hareketi de ortaya çıktığı bölge başta olmak üzere büyük bir alana etki ederek çok önemli başarılar elde etmiştir. İhvan-ı Müslimin diğer İslami hareketlerden birçok yönden ayrılarak hem kendisinden sonraki İslami hareket kurucularına ilham kaynağı olmuş hem de hareket alanını genişleterek birçok İslam coğrafyasında varlığını farklı şekillerde devam ettirmiştir. Fethi Yeken ve Lübnan İhvan-ı adlı bu çalışmamızda, Fethi Yeken'in Lübnan'da kurduğu Lübnan İhvanına katkıları, fikirleri, İhvanın gelişimi ve Fethi Yeken'in İhvan'dan ayrılma sebepleri ele alınmıştır. Mısır'da Hasan el-Benna ve İhvan hareketi ile hız kazanan İslam düşüncesinin kültürel ve siyasi sebeplerle özünden uzaklaşmasının önüne geçerek yeniden Asr-ı Saadet'e uygun doğru bir İslam düşüncesi fikri, Lübnan gibi siyasi, etnik farklılıkların yoğun olduğu bir bölgede uygulanmaya çalışılmasının sebep ve sonuçlarını inceledik. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve metodu ele alınmıştır. Birinci bölüm İhvan hareketinin doğuşu ve gelişimi üzerinde durulmuş, Mısır'ın sosyoekonomik yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde ise Fethi Yekenin hayatı ve fikirleri ele alındıktan sonra Lübnan'da kurulan İhvan hareketi incelenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    COVİD-19 pandemisi ve kırsal alanda işlenen suçlar

    Adem Örs

    Tarihin belirli dönemlerinde insanlığı tehdit eden salgın hastalıklar ortaya çıkmıştır. Bu hastalıkların birçoğu yıllarca sürmüştür. Covid-19, 2019 yılının Aralık ayında Çin'in Hubei eyaletinin Vuhan kentinde ortaya çıkmış olan bir solunum yolu hastalığıdır. İnsandan insana hızla bulaşarak tüm dünyaya yayılınca, 2020 yılı Mart ayında Dünya Sağlık Örgütü tarafından "Pandemi" olarak kabul ve ilan edilmiştir. Sağlık Bakanlığı'nca 10 Mart 2020 tarihinde ilk Covid-19 vakasının açıklanması sonrasında ülkemizde de hızla yayılmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı Covid-19 salgınının etkili olduğu 2020-2021 yılları ile Covid-19 öncesi dönem olan 2018-2019 yıllarında işlenen; Kişilere Karşı Suçlar (kasten öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı ve tehdit), Malvarlığına Karşı Suçlar (hırsızlık ve mala zarar verme) ile Devlete ve Millete Karşı Suçlara (zimmet, rüşvet, irtikap) ait verilerin incelenmesi ve verilerdeki salgın etkisini ortaya çıkarmaktır. Yapılacak incelemede belirtilen suç başlıkları altındaki suçlar demografik özellikler (suçu işleyenin yaşı, mesleği, cinsiyeti, uyruğu, medeni hali ve öğrenim durumu) ve suçların işleniş saatleri açılarından incelenecektir. Çalışmada kullanılacak veriler 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında Jandarma Genel Komutanlığı sorumluluk sahasında meydana gelen; kasten öldürme, kasten yaralama, cinsel saldırı, tehdit, hırsızlık, mala zarar verme, zimmet, rüşvet ve irtikap suçlarına ait verilerdir. Belirtilen suçlar haricinde Jandarma sorumluluk alanında işlenmiş olan diğer suçlar ile Polis bölgesinde işlenmiş olan suçlar bu çalışmanın kapsamı dışındadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve enflasyon arasındaki ilişki: Türkiye örneği

    Serdar Yavuz

    Ülke ekonomilerinin temel hedeflerinden biri ekonomik istikrar ve yüksek refah düzeyidir. Bu şartlar gelişmiş yani ekonomik büyümeyi sürdürülebilir hale getirebilen ülkelerde mümkündür. Yıllarca devam eden ülkeler arası ekonomik rekabet elbette beraberinde bir takım sorun getirmiştir. Artan nüfus ve buna bağlı enerji ihtiyacı bunlardan bir tanesidir. Devletler yakın zamana kadar bu ihtiyacı fosil yakıtlardan karşılamaktaydılar. Ancak rezervlerin tükenebilir olması ve çevreye verdikleri ciddi zararlar sebebiyle farklı enerji kaynakları arayışı içerisine girilmiştir. Dünyanın yenilenebilir enerjiyle tanışması bu sürece bağlanabilir. Günümüzde refahın ve gelişmişliğin en büyük göstergelerinden biri yenilenebilir enerji sektörüdür. Yenilenebilir yani temiz enerji üretimi, ulaşımı, maliyetleri gibi kriterler gelişmişlik düzeyi açısından önemli göstergelerdendir. Gelişmekte olan ülkelerden biri konumundaki Türkiye için de yenilenebilir enerji önem arz etmektedir. Dünyada olduğu gibi Türkiye için de yeni sayılabilecek olan yenilenebilir enerji sektörü Türkiye'yi muhasır medeniyetler seviyesine ulaştırabilecek basamaklardan biridir. Bu çalışmada Türkiye'nin 1975-2022 yıllarına ait enflasyon, kişi başına düşen GSYH ve yenilenebilir enerji üretimine ait veriler kullanılarak bahsedilen üç değişken arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji ve enflasyon kavramlarına değinilmiştir. İkinci bölüm literatürden oluşurken üçüncü bölümü ekonometrik analiz teşkil etmektedir. Mevcut verilerden hareketle ADF ve PP kök birim testleri uygulanıp, Toda-Yamamoto nedensellik sınaması yapılmıştır. Nihai olarak elde edilen sonuçlar yorumlanmaya çalışılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2023
    Volkanik tüf atıkları kullanılarak üretilen silika aerojel katkılı hafif betonun mühendislik özelliklerinin incelenmesi

    Selçuk Çimen

    Tez çalışmasında, volkanik tüf taşlardan olan Bayburt Taşı (BT) atıkları ile silika aerojel (SA) sentezi sağlanmıştır. Belirli oranlarda SA'nın hafif betonuna ikamesinin ısı ve ses yalıtımına, dayanımına ve porozite gibi özelliklere etkisi araştırılmıştır. Çalışma ile çevre dostu bir yöntemle üretimi sağlanan, yüksek termal kararlılığa sahip, yalıtım özellikleri iyileştirilmiş hafif betonun inşaat sektörüne kazandırılması hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında BT atıkları kullanılarak SA sentezi gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise SA katkılı hafif beton üretimi gerçekleştirilmiştir. Numunelere fiziksel (birim hacim ağırlık, porozite, su emme, termal iletkenlik ve ultrases geçiş hızı), mekanik (basınç dayanımı) deneyleri uygulanmış ve sonuçlar ANOVA analizi ile yorumlanmıştır. Ayrıca numunelerin yapısal karakterizasyon (XRD, TEM, FT-IR, TGA/DTA ve SEM) analizleri ile optik mikroskop görüntülemeleri gerçekleştirilmiştir. Isı yalıtımının optimum olacağı hafif betonun tespiti için taguchi yöntemi kullanılmıştır. Hafif betonda SA oranı (%0, 1, 2 ve 3), çimento dozajı (300 ve 350) ve karışım suyu oranı (0,40 ve 0,45) parametreleri belirlenerek L8 (41*22) ortagonal dizisi seçilmiştir. Çalışma ile ısı yalıtımının (%3, 350 ve 0,40) seviyeleriyle optimum olacağı belirlenmiştir. (%3) SA ikamesinin hafif betonda: (%46) termal iletkenlik değerini iyileştirdiği, porozitesini (%31,48) artırdığı ve basınç dayanımında (9,72 MPa) azalma yaşanmasına neden olduğu belirlenmiştir. Karakterizasyon incelemelerinde: SA'nın hidrofobik ve iyi adsorpsiyon özellikte olduğu, beton içerisinde SA'nın etrafında gözenekli yapının oluştuğu ve SA konsantrasyonunun artması ile betonda çoklu kristal yapının arttığı, bu artışın malzemenin mekanik dayanımında azalmaya neden olduğu değerlendirilmektedir. Termogravimetik analizinde 1000 °C'de gözlenen kütlen kaybının %0 SA ikamesinde %27'lerde iken %3 SA ikamesi ile bu değerin %21'lere düştüğü gözlenmiş ve bu durum SA ikamesinin artmasının betonda termal durabiliteyi artırdığının göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, yüksek yalıtım özellikli hafif beton elde etmede SA'nın etkisinin büyük olduğunu ve atık BT kullanımının bölge ekonomisini olumlu yönde etkileyeceği değerlendirilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    İkibinli yıllar sonrası Türk kamu personel politikalarının liyakat sistemine etkisi

    Mahsum Yüceel

    Kamu personel yönetiminin temel amacı kamu hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması ve sunulan kamu hizmetinin etkili, verimli olmasıdır. Bu amaçla bütün ülkelerde iktidara, yetki, insan gücü, bütçe gibi kaynaklar verilmektedir. Bu kaynakların amaçlar doğrultusunda kullanılabilmesi için, tüm ülkelerde, o ülkelerin sosyal, ekonomik durumları ve yönetim anlayışlarına göre oluşturulan, bir kamu personel yönetim sistemi mevcuttur. Bu oluşumun temel amacı, yukarıda da belirtiğimiz gibi kamu hizmetinin beklentileri karşılayacak şekilde etkin ve sürekli sunumunun sağlanmasıdır. Ülkemizde cumhuriyetin ilanından bu yana tüm iktidarların kamu personel yönetiminin geliştirilmesi üzerinde durduğu ve yönetim süreçlerinin iyileştirilmesi için çeşitli çalışmalar yaptığı söylenebilir. İyi niyetli çabalarla hazırlanan bu çalışmaların çoğu ne yazıkki uygulamaya geçirilememiştir. Çalışmaların uygulamaya konulamamasının temel sebeplerinden biri de kamuda liyakat ilkesinin etkin olarak uygulanmayışıdır. Bu çalışma, 2000'li yıllardan sonra kamu personel yönetimi ile ilgili yapılan düzenlemelerin liyakat sistemine olan etkilerini ortyay koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yönetimi kullanılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde giriş kısmı yer almaktadır. İkinci bölümde kavramsal ve kurumsal çerçeve yer almaktadır. Bu bölümde kamu personel yönetiminin tanımı, kamu personel yönetimine hâkim olan temel ilkelerin değerlendirmesi, devlet memurlar kanununda kamu personelin gruplandırılması incelenmiş, kalkınma planlarında kamu personel yönetiminin gelişimi ele alınmış ve son olarak insan kaynakları yönetimi ile kamu personel yönetimi arasındaki benzerlikler ve temel farklar ortaya konmuştur. Üçüncü bölümde kavramsal olarak ilkesi incelenmiş, bu kapsamda tanımı ve temel özellikler ve liyakat ilkesine aykırı olan kayırmacılık olgusu incelenmiştir. Son olarak Türkiye'de liyakat ilkesinin gelişimi kronolojik olarak ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise 2000'li yıllardan sonra kamu personel yönetimi ile ilgili yapılan değişiklikler ele alınmıştır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçtikten sonra kamu personel yönetimi alanında yapılan değişiklikler ve bu değişimlerin liyakat ilkesine etkisi ele alınmıştır. Sonuç değerlendirme bölümde ise liyakat ilkesinin uygulanmaya konulması ile ilgili problemlerin devam ettiği, kurumların değişmesi veya yeni mevzuatların hazırlanmasının liyakat ilkesi açısından olumlu görünse dahi uygulama konulması açısından olumlu olarak değerlendirilemeyeceği, liyakat ilkesinin uygulanabilmesi için mevzuatlarla beraber denetim sisteminin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Kayısının pazarlama yapısı ve pazarlamaya yönelik sorunları: Malatya ili örneği

    Emre Gültekin

    Kayısı ülke ekonomisi için oldukça önemli bir gelir kaynağıdır. İhracat verilerine bakıldığında kayısının önemi görülmektedir. Yapılan bu çalışmada kayısının ülkemizdeki en çok yetiştiriciliğinin yapıldığı, bir diğer deyişle kaysının anavatanı olan Malatya ilinde kayısı üretimi, pazarlaması, pazarlama sorunları ve üretici beklentilerini belirlemek ve bunlarla ilgili neler yapılabilir ortaya koyabilmek için 400 üreticinin sorularımızı tamamıyla cevapladığı bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Malatya ilinde bulunan üreticilerle durum değerlendirilmesi fırsatı bulunulmuş olup ve ölçek maddelerine içtenlikle cevap vermişlerdir. Kayısı Malatya ilinde önemli bir gelir kaynağı olmakla birlikte üreticiler için bir yaşam tarzına dönüşmüştür. Malatya'da kayısının verimliliğine göre yaşamlarını sürdürmektedirler. Çalışmada anket çalışması yapılmış olup, üreticilerden alınan veriler SPSS 25 paket programıyla sınamaya alınmıştır. Ayrıca veriler kullanılarak ANOVA testi, T-testi ve Korelasyon analizleri yapılmış olup çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada kayısı üretimi ve pazarlaması sorunları olarak ilk göze çarpan durumun mevsimlerden kaynaklı olan ilkbahar geç donlarıdır. Malatya ili konum gereği çok soğuk olduğundan ilkbahar geç donları sıklıkla görülmektedir. Bir diğer önemli sorun ise hastalıklar ve bu hastalıklarla mücadele için girdi fiyatlarının pahalı olması ve gerekli bilginin üreticiye verilmemesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu sorunların çözümü için devlet desteklemelerinin sadece maddi olmakla kalmayıp bilgi olarak da destek verilmesi öngörülmüştür. SPSS 25 programında analizler sonucu 6 faktör (Üretim, Memnuniyet, Pazarlama, Satış, Reklam, İhracat) belirlenmiş ve analizler bu 6 faktör kullanılarak yapılmış çalışmada analizlere yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bayburt Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin besin tüketiminde geleneksel ve yeni medya etkisi

    Erdem Kaban

    İnsan hayatının en önemli parçası olan ve sürekli değişime uğrayan beslenme alışkanlığı son dönemlerde medyadan çok fazla etkilenmeye başlamıştır ve medya ile beslenme arasındaki ilişki incelenmesi gereken bir alan haline gelmiştir. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan bu çalışmada hayatımızın her alanında bize eşlik eden ve teknolojinin bir parçası olan medya araçlarının, genç yaş grubunda yer alan üniversite öğrencilerinin gıda tüketim alışkanlıklarına bir etkisinin olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi ve yapılacağı yer olarak; Bayburt üniversitesinde ön lisans, lisans ve yüksek lisans seviyesinde eğitim almakta olan 16 farklı bölümden toplam 376 öğrenci seçilmiştir. Bu öğrencilere online ve yüz yüze olacak şekilde anket uygulaması yapılmıştır. Öğrencilerin anket ölçeklerine verdikleri cevaplar SPSS-20 programı kullanılarak istatistiksel sonuçlara çevrilmiştir ve anketten elde edilen verilere T- testi, anova testi ve çoklu karşılaştırma testi uygulanmıştır. Çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde ankete katılan öğrencilerin gıda tüketiminde belirli bir ölçüde medya organlarından ve reklamlardan etkilendikleri belirlenmiştir. Bu etkilenme incelendiğinde ise öğrencilerin yeni medya araçlarından etkilenme oranlarının geleneksel medya unsurlarından etkilenme oranına göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ulaşılan bu sonuçlar çalışma içerisinde tablolar halinde belirtilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Bazı bitki eksrtaktlarının aldoz redüktaz enzim aktivitesi üzerine inhibisyon etkisinin incelenmesi

    Bilal Akyüz

    Diabetik komplikasyonların gelişiminde ve önlenmesinde, önemli bir rolü olan poliyol yolağı enzimlerinden Aldoz redüktaz (AR) (Alditol: NADP+ 1- oksidoredüktaz, E.C. 1.1.1.21) koyun böbreğinden kısmi olarak saflaştrıldı, Etanol, metanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan Viscum Album L. (ökse otu)'nun meyve, yaprak ve gövde kısımlarından hazırlanan ekstraktların enzim aktivitesi üzerine etkileri incelendi. AR enziminin kısmi saflaştırması homojenatın hazırlanması, amonyum sülfat çöktürmesi ve diyaliz basamakları ile gerçekleştirildi. 0,486 EÜ/mg protein spesifik aktivitesine sahip olan AR enzimi %44,43 verimle, yaklaşık 1,09 kat saflaştırıldı. Viscum Album L. bitki ekstraktlarının aldoz redüktaz (AR) enzimi üzerine in vitro ve in siliko inhibisyon etkileri araştırıldı. In vitro inhibisyon etkileri spektrofotometrik yöntemle belirlendikten sonra, moleküler docking yöntemi ile bağlanma enerjisi ve bağlanma modları belirlendi. Viscum Album L. bitkisinin gövde kısmının methanol çözgeni kullanılarak hazırlanan ekstraktın AR enzimine karşı, 0.156 µM IC50 değeri ile en güçlü inhibisyon etki gösteren ekstarkt olduğu belirlenmiştir. Viscum Album L bitkisinin meyve kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 1.174 μM, 0.860 μM,1.560 μM, bitkinin yaprak kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 1.090 μM, 0.190 μM, 9.260 μM ve bitkinin gövde kısımlarının etanol, methanol ve su çözgenleri kullanılarak hazırlanan ekstraktların IC50 değerleri sırasıyla 0.700 μM, 0.153 μM, ve 0.906 μM olarak belirlenmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, Viscum Album L bitki ekstraktlarının etkili birer AR inhibitor olabileceğini göstermiştir. AR enzimine karşı in vitro inhibisyon etkisi gösteren ekstraktlarda yapılan moleküler docking sonuçları da edinilen verileri desteklemektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Konaklama işletmelerinde çevre muhasebesi: Bayburt ilinde örnek uygulama

    Fatma Yılmaz

    Çevresel sorunların temelini atan sanayileşme endüstrisi, sanayi devrimi dönemiyle birlikte hız kazanmıştır. Sanayileşme endüstrisi üretim işletmelerinin iktisadi açıdan insan ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla kıt kaynakları dengeli bir şekilde kullanmamız gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Kıt kaynakların bilinçsizce kullanımı sonucunda çevre kirliliği artmış yenilenemeyen kaynakların yok olması riskini arttırarak ve doğal dengenin bozulmasına sebebiyet vermiştir. Özellikle 21.yüzyılın ilk çeyreğinde artan çevre bilinci ve topluluklar sayesinde artık daha çok dikkat edilen çevresel sorunlar ekonomi ile çevre arasındaki ilişkinin incelenmesinin gereksinimini arttırmıştır. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan çevre muhasebesi çevre de bulunan kaynakların kullanımları sonucunda oluşabilecek etkilerin muhasebesi olarak ifade edilebilir. Bununla birlikte muhasebe sisteminin temel kavramlarından biri olan sosyal sorumluluk kavramı gereğince işletmelerin doğaya verdikleri tahribatların belirlenebilmesi ve bu tahribatları en aza indirebilmek için önleyici çalışmaların yapılması ve bu önleyici çalışmaların işletmeye mâl olan maliyetini hesaplamak amacı ortaya çıkan çevresel maliyetlerin önemi gün geçtikçe aratmaktadır. Yapılan bu çalışmanın amacı yıllar içerisinde sadece üretim işletmelerinde göz önüne alınan çevre muhasebesi kavramının hizmet sektörü açısından önemine dikkat çekmek ve ülkemiz de bacasız fabrika olarak nitelendirilen turizm sektörüne yeni giriş yapmakta olan hizmet üretim işletmelerine ışık tutabilmek amacıyla konaklama işletmelerinde çevre muhasebesi uygulamalarını örnek kayıtlarla incelemektir. Bu doğrultuda Bayburt ilinde faaliyet gösteren konaklama işletmesine ait altı aylık finansal veriler doğrultusunda işletmenin çevresel muhasebe kayıtları gerçekleştirilmiştir ve çevresel maliyetleri tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda konaklama işletmesinin altı aylık gelirinin 3.649.817,95 TL olduğu maliyetlerinin 1.743.725,92 olduğunu çevresel maliyetlerin 813.500 TL olduğu tespit edilmiştir. Toplam maliyet tutarının toplam gelire oranının 0,47, çevresel maliyetlerin toplam maliyet içerisindeki oranın 0,46 olduğu tespit edilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    12 haftalık core antrenmanlarının kol ve bacak kuvveti ile serbest ve sırtüstü stil yüzme performansına etkisinin araştırılması

    Mehmet Üçüncü

    Yapılan bu çalışmanın amacı, 9-11 yaş aralığında olan erkek yüzücülerde core antrenmanının serbest stil (50m, 100 m, 200m) ve sırtüstü stil (50m, 100m, 200m) yüzme mesafeleri üzerine etki edip etmediğinin araştırılmasıdır. Çalışmaya dâhil edilen katılımcıların boy uzunluk ortalamaları 144±57 cm, vucüt ağırlığı ortalamaları 38±29 kg, spor yaşları ortalamaları ise 2±29 yıldır. Yüzme eğitimi alan bireyler deney (24) kontrol (11) gruplarına ayrıldı. Bunların çalışma öncesi ve sonrası, boy uzunlukları, vücut ağırlıkları, serbest stilde her iki kol çekme ve itme ayrıca sırtüstü stide her iki kol çekme ve itme kuvvetleri belirlendi. Serbest ve sırtüstü stilde her iki bacak itme ve çekme kuvvetleri belirlendi. Bu ölçümlerin yanı sıra katılımcıların 50m, 100m, 200m serbest ve sırtüstü stilde yüzme zamanları tespit edildi. Verilerin analizleri SPSS 26.00 paket programı kullanıldı. Verilerin normallik analizleri sonucunda Shapiro-Wilk testi'nin bildirdiği verilerin çarpıklık ve basıklık değerleri -1,5 +1,5 arasında ise normal dağıldığı tespit edildi. Bundan dolayı veriler "One Way Anova" ve korelasyon testleri ile analiz yapıldı. Analizler sonucunda, serbest stilde 50m,100m, 200m, mesafelerinde sağ ve sol kol itme ve çekme kuvvetlerinin anlamlı derecede farklılık yarattığı tespit edildi (p>0,05). Sırtüstü stildeki yüzme mesafelerinde 50m, 100m, 200m, tüm grupların ön test ve son test değerlerinin anlamlı (p<0,05) olduğu saptandı. Bacak kuvveti sonucunda, serbest stilde 50m, 100m, 200m, mesafelerinde sağ ve sol itme ve çekme kuvvetlerinde anlamlı derecede farklılık olduğu tespit edildi (p>0,05). Sırtüstü stilde bacak kuvvetinin değerleri arasında anlamlı ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Sonuç olarak uygulanan core antrenmanın kol ve bacak itme ve çekme kuvvetlerini etkilediğini, ayrıca kol ve bacak kuvvetlerinde her iki stilde 50 m 100 m 200 m yüzme zamanını olumlu etkilediği söylenebilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile öğretme motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Fuat Koçlardan

    Bu araştırmada; beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile öğretme motivasyonları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından (cinsiyet, yaş, medeni durum, mesleki hizmet süresi, aile gelir durumu, çalışılan okul türü ve görev yapılan yerleşim yeri) incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılım sağlayan 209 öğretmene ulaşılmıştır. Gönüllü katılım sağlayan öğretmenlere "Maslach Öğretmen Tükenmişlik Envanteri", "Öğretme Motivasyon Ölçeği" ile danışman ve araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'' uygulanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma metotlarından olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 24.4 programından istifade" edilmiştir. Ölçek ve alt boyut puanlarının normallik dağılımlarında Skewness ve Kurtosis değerlerine bakılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği kabul edilmiş. İki bağımsız değişkenler için iki örneklem t testi, ikiden fazla değişkenin karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testi uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı farklılığın görülmesi durumunda ANOVA testinde gruplar arasındaki farklılığı tespit etmek amacıyla Post Hoc (Tukey) testinden yararlanılmıştır. Araştırmada içsel motivasyon alt boyutunda okul türüne göre liselerde görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. Duygusal tükenme alt boyutunda yaş değişkenine, mesleki hizmet süresine ve aile gelir durumuna göre anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin aile gelir durumlarının fiziksel tükenme, zihinsel tükenme ve öğretme motivasyonları üzerindeki etkisine bakıldığında aile gelir durumu düşük ya da orta olan öğretmenlerin aile gelir durumu yüksek olanlara göre daha fazla tükenme yaşadıkları görülmüştür. Görev yeri şehir merkezi olanların görev yeri köy veya ilçe olarak belirtenlere göre daha yüksek duygusal tükenme yaşadıkları görülmüştür. Sonuç olarak Maslach tükenmişlik durumu arttıkça öğretme motivasyon düzeyi azalmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Eğik şok dalgalarında ve rayleıgh akışlarında ekserji analizi ve iyileştirilmesi

    Bahar Çakmak

    Şok dalgası, fizikte bir akışkandaki yerel ses hızından çok daha hızlı hareketli bir dalga türü olarak tanımlanması mümkündür. Normal bir dalga gibi, şok dalgası da enerji taşır ve bir ortam aracılığıyla birlikte yayılabilir. Aynı zamanda, basıncın, sıcaklığın ve ortamın yoğunluğunda ani, neredeyse süreksiz bir değişim ile karakterize edilebilir. Eğik Şok Dalgasına bakıldığı zaman; eğik şoklar çoğunlukla süpersonik akımın kendi içine doğru döndüğü yerlerde meydana gelir. Normal şok eğik şokun bir özel hali olduğu söylenebilir. Eğik şok dalgasını geçerken Mach sayısı azalmakla birlikte akım ses altı rejime inmez. Basınç, sıcaklık ve yoğunluk ise bir artış gösterir. Ekserji, Termodinamik sistemin içerdiği enerji potansiyelinin, seçilmiş referans durumuna göre kullanılabilirliğinin göstergesi şeklinde tanımlanmaktadır. Tersinir süreç sonunda, ekserji eğer sistem çevre ile denge haline gelmişse, meydana gelen entropiden dolayı kullanılamaz olan enerji kısmı çıkarıldıktan sonra, kurumsal olarak elde edilebilecek en büyük faydalı iş miktarı olarak da tanımlanır. Yani sistem enerjisinin entropiden arındırılmış enerji olarak da tanımlanabilir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Organik tarım ürünlerine yönelik tüketici davranışları: erzurum ilinde bir uygulama

    Süreyya Önal

    Bilim ve teknolojinin gelişmesi ile tarımda, birim alanda üretim verimlilik oranı giderek artırılmış ve artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacının karşılanması hedeflenmiştir. Ayrıca toplumlarda sağlıklı ve kaliteli beslenme bilincinin oluşması tarımsal üretimin beklentilerini de değiştirmiş ve organik tarım, iyi tarım uygulamalarının yasal zeminin de oluşmasına sebep olmuştur. Araştırmada bölgenin organik tarıma bakış açısının ve tüketicilerin sağlıklı, kaliteli beslenme açısından davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen çalışmada veri toplama aracı olarak anket yönteminden yararlanılmıştır. Erzurum ili genelinde ikamet edip çalışamaya katılımı kabul eden 401 örneklemden faydalanılmıştır. Anket ifadeleri daha önce benzer çalışmalar incelenerek araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Anket çalışmasında Demografik ve betimsel sorular, tüketici tutum ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket formundan elde edilen bilgiler SPSS 25 paket programından yararlanılarak analizler elde edilmiştir. Elde edilen analizlerde bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi yanı sıra tamamlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmanın popülasyonu, Erzurum ilinde gıda alışverişi yapan hane halkları arasından kolayda örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Elde edilen bulgular üzerinde kapsamlı bir tartışma yapılarak, çıkan sonuçlar rapor olarak düzenlenmiştir. Hipotez sınamalarının, araştırmaya katılan tüketicilerin kimyasal girdi kullanımlarına olumsuz bakmadığı, bazı hipotez sınamalarında ise organik ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edildikleri ve satın alındıkları sonuçlarına varılmıştır. Böylelikle elde edilen bilgiler ışığında öneriler sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023
    Konaklama işletmelerinde maliyet muhasebesi; Erzurum ilinde örnek uygulama

    Deniz Taşkesenlioğlu

    Türkiye'nin en önemli sektörlerinden birisi turizm sektörüdür. Turizm sektörü denince de akıllara ilk gelen şüphesiz konaklama işletmeleri veya otellerdir. Konaklama işletmelerinin, Tükiye'nin ekonomik anlamda kalkınması için yeri ve önemi çok büyüktür. Turizm sektörü her geçen gün büyümektedir, hem yabancı turist sayısındaki artış hem de yeni konaklama işletmelerinin kurulması sektörün büyümesine katkı sağlamıştır. TUİK verilerine göre; Türkiye'de turizm geliri Ocak, Şubat ve Mart aylarından oluşan I. çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %32,3 artarak 8 milyar 690 milyon 505 bin dolar oldu. Turizm gelirinin %20,8'i ülkemizi ziyaret eden yurt dışı ikametli Türkiye vatandaşlarından elde edilmiştir. Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket tur ile organize etmektedirler. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 7 milyar 503 milyon 255 bin dolarını kişisel harcamalar, 1 milyar 187 milyon 249 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturmuştur. Konaklama işletmeleri de diğer işletmeler gibi kar amaçlı kurulmuşlardır. Karı etkileyen en önemli unsur tartışmasız maliyetlerdir. Bu işletmelerin sektörde iyi bir yer edinebilmesi için; kaliteden ödün vermemesi, rekabet ortamını koruması, en uygun fiyatı sunarken aynı zamanda en iyi hizmet anlayışıyla kendini geliştirebilmesi başlıca hedefleri arasında olmalıdır. Bu çalışmamızın konusunu tüm bunlara yön verecek olan maliyetler belirlemektedir. Bu çalışmada konaklama işletmelerinde maliyet muhasebesi incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Erzurum ilinde bulunan Palan Otel ile yapılan bir uygulamaya yer verilmiştir. Yapılan uygulama sonucunda işletmenin muhasebe bölümünden edinilen bilgilere göre; İşletmenin satışları 2022 yılında 23.596.762,30 tl, satışların maliyeti ise 14.010.569,57 tl'dir. Maliyetler içinde en yüksek gider kalemini 4.071.911,63 tl ile Genel Yönetim Giderleri oluşturmuştur.