Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Feldstein-horioka paradoksu’nun türkiye için geçerliliğinin analizi

    Yıldız, Şaduman

    Yatırımlar ile tasarruflar arasındaki ilişki her dönemde iktisatçıların ilgisini çeken konular arasında yer almaktadır. Nitekim yatırım ve tasarruf üzerine yapılan araştırmalardan biri de Feldstein ve Horioka (1980) tarafından yapılmıştır. Söz konusu araştırma, ekonomide sermaye hareketliliğinin olduğu durumda yurtiçi yatırımlar ile yurtiçi tasarruflar arasında yakın ilişkinin olduğunu ileri sürmektedir. Genel iktisat teorisine zıt olan bu durum Feldstein-Horioka Paradoksu (Bulmacası-Hipotezi) olarak ifade edilmektedir. Feldstein-Horioka Paradoksu (FHP) uluslararası makroekonominin en önemli paradoksları arasında yer almıştır. FHP’nin Türkiye’de geçerli olup olmadığını ortaya koyabilmek için 1980-2021 dönemine ait yıllık veriler kullanılarak ele alınan değişkenler arasındaki ilişki ARDL Sınır Testi ve Toda-Yamamoto Granger Nedensellik Analizi ile test edilmiştir. Yapılan ARDL Sınır Testi sonucunda “değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi yoktur” hipotezi kabul edilerek değişkenler arasında uzun dönem eşbütünleşme ilişkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan yapılan Toda-Yamamoto Granger Nedensellik Analizi sonucu da ARDL Sınır Testi sonucunu destekler nitelikte olup hem yatırımdan tasarrufa hem de tasarruftan yatırıma doğru nedensellik ilişkisi olmadığını göstermektedir. Bu bağlamda yapılan testlere göre, FHP’nin ele alınan dönemde Türkiye için geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bu sonuç, Türkiye’de yatırımların daha çok yurtdışı tasarruflar ile finanse edildiğini ortaya koymaktadır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The impact of the COVID-19 pandemic on eating and food shopping habits

    Demirer, Büşra; Akpolat, Hacer; Bayraktar, Mukaddes Kılıç

    Objective: This study aimed to investigate the effect of the COVID-19 pandemic on eating and food shopping habits among the Turkish adult population. Material and method: Demographics, eating and food shopping habits, and food label reading habits of the participants were collected via online surveys. Coronavirus anxiety was assessed using the Coronavirus Anxiety Scale. The survey was conducted from November 2021 to the end of January 2022. Student's t-test was used to determine the statistical difference between quantitative variables. Chi-Square and Marginal Homogeneity Tests, depending on the number of categories, were used to determine the difference between qualitative variables. Results and discussion: Unpackaged food consumption decreased during the pandemic. More than half of the participants started to pay more attention to food labels, spend less time for grocery shopping, and started using nutritional supplements. The changes in eating, grocery shopping, and food label reading habits among Turkish consumers during the pandemic have been demonstrated.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kilikya ermenilerinin çukurova’daki iktisadî faaliyetleri

    Aktaş, Yasemin

    Kilikya olarak da isimlendirilen Çukurova, stratejik konumundan dolayı tarih boyunca önemli bir bölge oldu. Bu coğrafyaya hâkim olmak isteyen birçok devlet ve topluluğun içinde Ermeniler de vardı. Ermeniler, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’daki yer değişimi neticesinde Çukurova’ya geldiler ve bölgede kendi hakimiyetlerini sağlamaya çalıştılar. Siyasî ilişkilerin yanında varlıklarını gösterebilme adına iktisadî kalkınmaya önem verdiler. İktisadî başarıyla da bölgedeki siyasî varlıklarını daha sağlam zemine oturtmaya çaba sarf ettiler. Bu kapsamda verimli ve zengin Çukurova topraklarını amaçlarına uygun olarak kullandılar. Bu zenginlikten en üst düzeyde fayda sağlamaya çalışan Ermeni hânedân liderleri, tarım ve hayvancılıktan madenciliğe kadar birçok iktisadî girişimde bulundular. Bu şekilde hem bölgeye dikkat çekmeyi hem de söz konusu zenginlikten siyasî noktada bir sonuç almayı hedeflediler. Ermeniler, bu kapsamda bölgenin her türlü ürününü ticarileştirdiler. Ayrıca başta Ceneviz ve Venedik olmak üzere çeşitli tüccar gruplarına yönelik iskân ve vergi muafiyeti tanıdılar. Böylece Çukurova’nın ticarî potansiyelini artırmaya yönelirken bölge ticareti ve ticaret yollarını da kendi kontrollerine almak için uğraş verdiler. Bu girişimlerini kanunlarla da destekleyen Ermeniler, kanunnâmeler ilan etiler. Böylece ticarî alanda düzen sağlayıp daha fazla gelir elde etmeyi amaçladılar. Bu çalışma, Kilikya Ermenilerinin XI. yüzyılın sonunda bölgeye gelip yerleşmelerinin akabinde söz konusu iktisadî kalkınma konusunda neler yaptığını ve hangi faaliyetlerde bulunduğunu ele almaktadır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Does Economic Growth and Development Affect Mental Diseases? Evidence from Developing and Least Developed Countries

    Gültekin, Ömer Faruk; İmamoğlu, İlyas Kays

    While the process of economic growth and development reflects on societies as an increase in welfare, it can also lead to negative effects such as pollution and the emergence of some diseases. Population growth and the stresses and pressures of urban life also lead to an increase in mental diseases. The study aims to investigate the relationship between mental diseases and important development indicators such as income, population, and health in underdeveloped and developing countries. In the study, the Kuznets model was used to investigate mental diseases in 119 different countries for the period 1995-2019 using the variables of income per capita, life expectancy at birth, birth rate per woman, and number of people per square kilometer. In the estimation process, based on the results of the quantile regression test, it was found that there is a "U" shaped relationship between mental diseases and per capita income for many quantile levels. The turning point for mental illness about per capita income level was calculated to be approximately 2000 dollars for the average of different quantile levels. It can be said that developing policies for the risks caused by urban life and crowded populations in societies that strive for economic growth and development will provide advantages to countries in the process of reducing mental diseases.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2023
    Döviz kuru ve hisse senedi fiyatları geçişkenliği: BİST100 ve alt endeksler üzerine bir uygulama

    Imamoglu, Ilyas Kays; Aydin, Rahman

    Hisse senedi piyasası ile döviz kurları arasındaki ilişki özellikle gelişmekte olan ülkeler için araştırılmaktadır. Çünkü bu ülkeler ekonomik büyümeleri için dış tasarruflara ihtiyaç duymaktadırlar. Ayrıca yabancı fonlar da bu piyasalarda var olan fırsatları değerlendirmek üzere farklı sektörlere yatırım yapmayı tercih etmektedirler. Bu sektörlerden biri de hisse senedi piyasasıdır. Hisse senedi piyasasına gelen fonların nedeni ise literatürde farklı teoriler yardımı ile açıklanmaktadır. Bu teoriler, özellikle gelişmekte olan ülke piyasaları üzerine geçerliliği incelenmektedir. Bu kapsamda çalışmada Türkiye’de hisse senedi piyasaları arasında yer alan BİST100, BİST Mali, BİST Hizmet, BİST Sınai ve BİST Teknoloji endeksleri ile döviz kuru arasındaki ilişki araştırılmaktadır. Bu amaçla çalışmada beş farklı model kullanılmış ve bu modelleri tahmin etmek üzere ARDL yöntemi tercih edilmiştir. ARDL yönteminden elde edilen bulgulara göre BİST100, BİST Mali ve BİST Hizmet endekslerinde geleneksel teorilerin geçerli olduğu belirlenmiştir. BİST Teknoloji endeksinde ise portföy teorisinin varlığı tespit edilmiştir. Son olarak BİST Sınai endeksinde ise döviz kuru ile hisse senedi arasında bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Milli marka duyarlılığı ve marka farkındalığının satın alma niyetine etkisi

    Bilgin, Yusuf; Pabuçcu, Tuğba

    Bu araştırmanın amacı, tüketici etnosentrizmi kapsamında millî marka duyarlılığının tüketicilerin satın alma niyetine etkisini incelemektir. Buna ek olarak, araştırmada marka farkındalığının tüketicilerin satın alma niyetine etkisinin test edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini, sosyal medyada en fazla takipçi sayısına sahip Türk menşeli on beyaz eşya markasını Facebook ve Instagram’da aktif olarak takip eden kullanıcılar oluşturmaktadır. Çevrim içi anketler vasıtasıyla 615 katılımcıdan elde edilen veriler, Yapısal Eşitlik Modellemesi (AMOS 24.0) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, millî marka duyarlılığının tüketicilerin marka farkındalığı ve satın alma niyetleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Buna ek olarak, analiz sonuçları marka farkındalığının tüketicilerin satın alma niyetlerini pozitif etkilediğini göstermektedir. Dahası, araştırma sonucunda marka farkındalığının millî marka duyarlılığının tüketicilerin satın alma niyetlerine etkisinde aracılık rolüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmada ulaşılan sonuçlar, Türk menşeli beyaz eşya markaları için millî marka hassasiyetine sahip tüketicilere yönelik pazarlama eylemlerinin marka farkındalığını artırmada ve tüketicileri satın almaya teşvik etmede işlevsel olduğunu göstermektedir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    The Future of Export-Based Growth Policies in the Turkish Economy: An Econometric Simulation Approach

    Coşkun, Hüseyin; Imamoglu, Ilyas Kays

    The failure of the import substitution industrialization policies implemented in the Turkish economy between 1960 and 1980 led to the adopting of export-oriented policies for economic growth. In 1980, radical transformations were experienced in economic policies. Since 1980, exports have been attributed important meanings for sustainable economic growth. Therefore, this study analyzes the long-run and short-run relationship between exports and economic growth in the Turkish economy by using the ARDL bounds test approach with annual data sets for the period 1987-2021 and forecasts Turkey's GDP per capita for the period 2022-2032 by econometric simulation method. The ARDL model estimation results show that exports have a statistically significant and positive effect on economic growth in the short and long run. According to the forecast analysis, it has been determined that the per capita GDP in 2032 will be $20990 in the base export scenario, $17327 in the low-export scenario, and nearly double to $25157 in the high-export scenario. These results show that it is possible for the GDP per capita to nearly double in the next ten years in the Turkish economy. Still, policy components are needed to increase exports by an average of 13.86% annually to reach these figures.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye’deki Profesyonel ve Amatör Lig Futbolcularının Organik Gıda Tercihlerinin Belirlenmesi

    Kul, Murat; Gıdık, Betül; Gidik, Osman; Evli, Fatih; Evli, Meltem

    Bu çalışmanın amacı amatör ve profesyonel liglerde futbol oynayan sporcuların organik gıda tercihlerini, medeni durum, oynadığı lig, yaş, spor yaşı, eğitim durumu, kronik sakatlık durumu, oynadığı mevki, gelir düzeyi gibi değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışma, amatör liglerde oynayan 838, profesyonel liglerde oynayan 233, toplamda 1071 futbol oyuncusu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, “Organik ürün tüketimini etkileyen faktörler ve tutumlar üzerine bir saha çalışması” (Sarıkaya, 2007), “Erciyes Üniversitesi İİBF akademik ve idari personeli ile İİBF işletme gündüz ve ikinci öğretim öğrencilerinin organik ürünleri algılamaları” (Kacur, 2009) ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde iki bağımsız değişken arasındaki anlamlı farkın olup olmadığını belirlemek amacı ile t-Test kullanılmıştır. Birden fazla bağımsız değişkenin kendi aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile Anova, hangi grupların arasında anlamlı fark olduğu ise Tukey Post Hoc testi uygulanmıştır. Sonuçta katılımcılarım medeni durum, kronik hastalık durumu, yaş, eğitim durumu, oynadığı lig ve gelir durumu değişkenlerinde anlamlı fark tespit edilmiştir. Bununla birlikte katılımcıların organik gıdalar hakkında bilgi sahibi oldukları ve organik gıdaları sağlıklı buldukları sonucuna da ulaşılmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2022
    Kişi Başı Enerji Tüketimi ve Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: ANN Yöntemiyle Gelecek Perspektifi

    Okur, Fatih; Yılmaz, Hamid

    Bu çalışmada Türkiye için 2000-2019 dönemi için ekonomik büyüme, kişi başına enerji tüketimi, kişi başına doğrudan yabancı yatırım ve kişi başına ticaret hacmi arasındaki ilişki Granger nedensellik yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Birinci dönem (2000-2019) nedensellik bulgularına göre, ekonomik büyümeden kişi başına doğrudan yabancı yatırıma ve kişi başına doğrudan yabancı yatırımdan kişi başına enerji tüketimine doğru tek yönlü bir nedensellik vardır. İkinci dönemin (2000-2025) nedensellik sonuçları, ekonomik büyümeden kişi başına doğrudan yabancı yatırımlara, kişi başına doğrudan yabancı yatırımlardan kişi başına enerji tüketimine doğru tek yönlü bir ilişki ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hem ekonomik büyüme hem de kişi başına düşen enerji tüketiminden kişi başına ticaret hacmine doğru tek yönlü bir ilişki bulunmuştur.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Üçlü Açmaz - İkili Açmaz Hipotezlerine İlişkin Tartışmalar

    Varlık, Cemil; Akar, Nuri Çağrı

    Bu çalışmada üçlü açmaz ve ikili açmaz görüşlerine ilişkin tartışmalar ışığında teorik ve ampirik literatürün incelenmesi amaçlanmaktadır. Üçlü açmaz hipotezi, parasal bağımsızlık, sermaye hareketlerinin serbestliği ve döviz kuru istikrarı hedeflerinin aynı anda uygulanamayacağını, bunlardan sadece iki tanesinin gerçekleştirilebileceğini öngörmektedir. Bu görüşe göre, finansal entegrasyon altında para politikası bağımsızlığına, dalgalı bir döviz kuru rejimi sayesinde ulaşılabilir. Ancak Rey (2015) tarafından geliştirilen ikili açmaz hipotezi, finansal küreselleşme altında merkez ülkelerin para politikalarının çevre ülkelerin ulusal para politikalarını etkilediğini, bu yüzden söz konusu ülkelerin döviz kuru rejimine bağlı olmaksızın bağımsız bir para politikası uygulayamayacaklarını savunmaktadır. Bu görüşe göre, giderek küreselleşen piyasalarda döviz kuru artık bir şok emici işlevi görmemekte, esnek döviz kuruna sahip ülkeler bile bağımsız para politikası uygulayamamaktadır. Dolayısıyla son yıllarda birçok iktisatçı, üçlü açmazın ikili açmaza dönüştüğünü iddia etmeye başlamıştır. Literatürdeki tartışmalar ve ampirik çalışmalar incelendiğinde bir taraftan üçlü açmazın halen geçerli olduğuna dair bulgular ve görüşler mevcutken, diğer yandan üçlü açmazın artık ikili açmaza dönüştüğüne ilişkin eleştiriler ve bulgular vardır. Ayrıca ikili açmazın kısmen geçerli olduğuna dair bulgulara da rastlanmaktadır.

  • MakaleYalnız künye2022
    Accounting of exchange differences related to foreign currency brought from abroad as capital

    Doğan, Zeki; Acar, Adalet

    According to the application of article 280/A of the Tax Procedure Law (TPL), exchange differences arising from the portion of the foreign currencies brought from abroad and put as capital to the capital companies that will invest within the scope of the investment incentive certificate, until the end of the accounting period following the accounting period in which they started to work, can be taken into a particular fund account in liabilities. This study proposes suggestions on following and reporting the accounts of exchange rate differences due to the portion of foreign currencies brought from abroad and invested as capital, spent within the scope of investment incentive certificate during the said period by taking into account the Uniform Account Plan, 280/A article of TPL No. 213 and the Communique No. 495, which regulates the procedures and principles regarding the implementation of this article, and the draft chart of accounts by the financial reporting standards prepared by the Public Oversight, Accounting, and Auditing Standards.

  • MakaleYalnız künye2022
    Tüketici-marka özdeşleşmesinin daha çok ödemeye etkisi: materyalizm, benzerlikten kaçınma ve dürtüsel satın almanın rolü

    Sunaoglu, Serife Kazanci; Vardarsuyu, Merve

    Tüketici-marka özdeşleşmesi, tüketicileri markaya yönlendiren motivasyonların anlaşılarak onlarla uzun vadeli ilişkilerin geliştirilmesinde üzerinde önemle durulan bir kavramdır. Bu çalışmanın amacı sosyal kimlik teorisinden yola çıkılarak tüketici-marka özdeşleşmesinin materyalizm ile ilişkisi ve sonuç olarak da daha çok ödeme isteğine katkısının incelenmesidir. Bu kapsamda ayrıca benzerlikten kaçınma ve dürtüsel satın almanın düzenleyici rolü de araştırılmaktadır. Öne sürülen araştırma modeli 210 Türk tüketiciden toplanan veri ile test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre materyalizm tüketici-marka özdeşleşmesini artırmaktadır ve bu etki tüketiciler benzerlikten kaçınma eğiliminde olduğunda daha güçlüdür. Bununla birlikte, tüketici-marka özdeşleşmesi tüketicilerin daha çok ödemesine neden olmaktadır. Beklenenin aksine, bu etki dürtüsel satın alma davranışı yüksek olan tüketicilerde daha zayıftır. Teoriye ve uygulamaya katkılar tartışılmış ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkiye’de Döviz Kuru Beklentileri Rasyonel mi?

    Yıldız, Ümit; Günsoy, Bülent

    Uluslararası ticari faaliyetlere olanak sağlayan döviz kurları ekonomileri birçok kanaldan etkileme gücüne sahip önemli bir makroekonomik değişkendir. Bu özelliği ile döviz kurları pek çok ülkede iktisat politikalarının temel odak noktaları arasında yer almaktadır. Döviz kurlarına yönelik politikalar geliştirilirken en az döviz kurunun izlediği süreç kadar kura yönelik beklentiler de politika yürütücüleri tarafından dikkatle izlenmektedir. Bu ne - denle beklentilerin rasyonalitesi hem doğru politikaların geliştirilebilmesi hem de etkin yürütülebilmesi için son derece önemlidir. Bu çalışmada Türkiye için döviz kuru beklentilerinin rasyonel beklentiler hipotezinin öne sürdüğü gibi rasyonel olup olmadığı incelenmektedir. Bu kapsamda çalışmada dolar kuruna yönelik kısa ve uzun dönem beklentilerin yansızlığının ve etkinliğinin incelenerek beklentilerin rasyonel olup olmadığının orta- ya konulması bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma bulgularına göre yansızlık hipotezi her durumda reddedilirken, etkinlik hipotezi genel olarak kabul edilmektedir. Bu sonuçlar temel olarak mevcut bilginin etkin şekilde kullanılıyor olmasına rağmen ekonomik birimlerin yansız tahminlerde bulunamadığı daha net bir ifa- deyle beklentilerin rasyonel olmadığı sonucunu ima etmektedir. Türkiye’nin nispeten kırılgan bir yapıya sahip olması ile ekonomik ve politik şokların döviz kuru üzerindeki öngörülemeyen etkilerinin ulaşılan bu sonuçlar üzerinde etkili olduğu söylenebilir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Lojistik performans ve uluslararası ticaret ilişkisi üzerine alanyazın incelemesi

    Sunaoglu, Serife Kazanci; Bilgin, Tuba

    Uluslararası ticaretteki rekabetin artışına paralel olarak, ticari hayatımızın devamlılığında önemli görevler üstlenen lojistik sektörünün de daha önemli hale gelmesiyle lojistik performans ve ticarete yönelik çalışmaların sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın amacı lojistik performans ile uluslararası ticaret arasındaki ilişkiyi temel alan çalışmaların sistematik bir şekilde incelenmesi, durum değerlendirmesinin yapılması ve gelecekte konuyla ilgili çalışacak araştırmacılara önerilerde bulunulmasıdır. Çalışmada Web of Science ve Scopus veri tabanlarının taranması sonucu ulaşılmış olan 33 makale çeşitli kriterler açısından sistematik bir şekilde incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; çalışmalarda lojistik performansın, uluslararası ticaret üzerindeki etkisinin ele alındığı ve bu etkinin genellikle çekim modeli ile ölçüldüğü ve lojistik performans ölçümünde sıklıkla lojistik performans endeksinin kullanıldığı belirlenmiştir. Ayrıca ürün ve sektör bazlı çalışmaların sayısının oldukça sınırlı olduğu dikkat çekmektedir. Çalışmada elde edilen bulgular kapsamında gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler sunulmaktadır.

    AtıfOpenAlex4TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • Derleme MakaleYalnız künye2022
    Finansal Küreselleşmenin Kurumlar Vergisi Sorunu Üzerindeki Etkilerinin Dibe Doğru Yarış Teorisi Çerçevesinde Analizi

    Kuzu, Mehmet

    Genellikle rekabet olgusu sistem dinamikle- ri üzerinde olumlu etki gösterse de bazı özellikli durumlarda sistem onları bozucu etki de yapabil- mektedir. Bu özellikli durumlardan biri de vergi te- orisinin uygulama alanlarından biri olan kurumlar vergisi sorununu belirlenmesi problematiğidir. Bu bağlamda 1980’lı yıllar ile birlikte başlayan küre- selleşme süreci; ülkelerin çokuluslu işletmelerin yatırımını çekebilmek için kurumlar vergisi oran- larını düşürmek için rekabet etmesine yol açmış- tır. Kurumlar vergisi oranını düşürme anlamında zararlı vergi rekabeti; veri matrahının aşınması, kamu gelirlerinin azalması, kamu hizmetlerinin ak- saması, kamu yatırımlarının azalması, vergi politi- kasının diğer ülkelerin vergi politikalarına bağım- lılığı, kurumlar vergisindeki kayıpların gelir vergisi mükelleflerinin yükümlülüklerini artırılması yoluy- la telafisi, kaynak ve gelir dağılımı adaletsizliği ve refah kaybı gibi sorunlara yol açmaktadır. Li- teratürde bu olumsuz sonuçlar “dibe doğru yarış” teorisi olarak isimlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı; finansal küreselleşme bağlamında küresel- leşmenin kurumlar vergisi oranları üzerindeki kısa dönem, uzun dönem ve tarihsel etkilerini sapta- maktır. Elde edilen sonuçlara göre; küreselleşme şokları küresel ölçekte ortalama kurumlar vergisi oranlarını düşürmekte ve kısa-uzun dönem denge yapısı sağlanmaktadır. Bu şoklardan en etkili olan- ları finansal ve ticari küreselleşme endeksleridir. Tarihsel olarak küreselleşme ivmesinin hızlandığı dönemlerde ekonomik küreselleşme değişkenle- rinin kurumlar vergisi oranı üzerindeki azaltıcı etki artmaktadır. Ayrıca sosyo-politik değişkenlerin ve ekonomik değişkenlerin kurumlar vergisi oranı üzerindeki tarihsel etkileri dönemsel olarak bir- birinin tersi olarak gerçekleşmektedir. Bu durum dibe doğru yarış olgusunun ekonometrik bir başka bulgusu olarak da görülebilir. Çünkü bir dönemde ekonomik küreselleşmenin kurumlar vergisi oran- ları üzerindeki azaltıcı etkisi sonraki dönemlerde sosyo-politik sorunlara neden olacağı için siyasi iradeler ve yürütme organları kurumlar vergisi oranı üzerinde dengeleme yapma eğiliminde ola- caklarından ekonomik ve sosyo-politik değişken- lerin etkileri birbirinin tersi yönde gerçekleşecek- tir.

  • MakaleYalnız künye2022
    Relationship of tax revenues and public expenditures: ardl bounds testing approach in the case of turkey

    Karabulut, Kerem; Imamoglu, Ilyas Kays; Aydin, Buket

    Public expenditures and tax revenues are used as practical fiscal policy tools in achieving economic targets. Public expenditures and tax revenues are significant for policymakers, especially in reducing budget deficits. For this purpose, in this study, the relationship between tax revenues and public expenditures for Turkey was examined using the ARDL bounds test approach and the Toda-Yamamoto causality test by using data for the periods 2006:Q1-2022:Q2. Considering the result obtained from the study, it was determined that there is no long-term relationship between public expenditures and tax revenues in the ARDL test results. However, according to the Toda-Yamamoto test, it has been determined that public expenditures are the Granger cause of tax revenues. In this direction, when the study’s empirical results are examined, it is concluded that the “Expenditure- Tax Hypothesis” is valid in the Turkish economy.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Tersine Göç Eğilimi ve Diaspora Ağları: Almanya'daki Yüksek Nitelikli Türklerin Tersine Göç Eğilimlerini Etkileyen Faktörler

    Durmaz, Atakan; Pabuçcu, Hakan; Kömür, Gökhan

    Bu çalışmada, uluslararası göç eğilimleri ve bu eğilimlere neden olan faktörler incelenerek, özellikle Almanya'daki nitelikli Türk göçmenlerin Türkiye'ye yönelik tersine göç eğilimleri ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında 15/11/2018 ile 30/04/2019 tarihleri arasında Almanya’da bir saha çalışması gerçekleştirilmiş ve toplamda 1.127 katılımcı, 451 öğrenci (%40) ve 676 mezuna (%60) ulaşılmıştır. Sürekli değişkenler yorumlanırken verilerin regresyon katsayıları üzerinden analiz edilmesi için lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca kategorik değişkenler yorumlanırken Odds Ratio (OR) değerleri kullanılmış ve böylece referans kategoriler arasındaki farklar ortaya konmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, misafir olunan ülkeye ekonomik olarak entegre olamayan ve iş ararken yabancı düşmanlığı gibi olumsuz durumlarla karşılaşan göçmenler, ülkelerine dönme eğilimindedir. Ülkeleriyle ilişkilerini güçlü tutan ülkelerindeki gelişmeleri takip etmeye çalışan göçmenlerin de geri dönüş eğilimi diğer göçmenlere göre daha yüksektir. Ayrıca kendi ülkelerinde sosyalleşme sürecini tamamlayan göçmenler ile anavatan dışında bu süreci tamamlayan göçmenler arasında uluslararası göç eğilimlerini etkileyen etkenler açısından farklılıklar bulunmaktadır.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2022
    An analysis on the relationship between income distribution and human development with panel data and machine learning

    Ozden, Erdemalp; Gültekin, Ömer Faruk; Bayramoglu, Turgut

    The aim of this study is to examine the effects of socioeconomic indicators such as human development,\rurbanization and female employment rate on income distribution in MIST countries, with both econometric\rand machine learning methods, and to predict the performance of these variables in income distribution\restimation.. Although there are many studies on growth in the economics literature, the income distribution\rhas not found the place it should be. To fill this void, the intensity of studies between growth and income\rdistribution has increased recently. For this purpose, we employed two separate analyzes using the panel data\rmethod and the Support Vector Regression method, which is one of the machine learning methods, by reaching\rthe Gini coefficients, HDI, urbanization, and female labor force participation data of the MIST countries for\rthe years 1990-2019. As a result, all determinants in the random-effects model have a statistically significant\reffect on income inequality. In the model, while HDI and urbanization are significant at 5%, female labor force\rparticipation is significant at 0.1%. Signs of all explanatory variables are negative, and therefore they have a\rdecreasing effect on income inequality. As HDI, urbanization, and female labor force participation values of\rMIST countries have improved since 1990, the Gini coefficients have improved. In other words, the income\rdistribution of these countries has become fairer. Unlike other studies in the literature, the Support Vector\rRegression model was used in this study, and SVR produced a more suitable model for predicting income\rinequality.

    • SDG 1 · Yoksulluğa Son
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex4TR Dizin6
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    The Effect of Deferred Tax Assets and Liabilities on Firm Value: A Case Study

    Kuzu, Mehmet

    Developing and globalizing money and capital markets necessitated the design of a common financial reporting standards in order to optimize the quality of financial information needed by investors. In this context, the International Accounting Standards Institution was established and international accounting and reporting standards were prepared. One of the most important of these standards is the "Income Tax Standard No. 12". Accounting and tax values of assets and liabilities related to taxation of corporate income may differ due to deductible temporary differences. These differences are reported as deferred tax assets and liabilities. These assets and liabilities, on the other hand, affect the net profit and cash flows of the period due to their tax income and expense effects. The concept of firm value expresses the net present value of the cash flows created by the firm in a certain projection period. The aim of this study is to determine the\reffects of deferred tax elements on firm value on the basis of a sample firm whose financial statements are prepared under certain assumptions. According to the results, deferred tax assets, which\rare assumed to be realized in each period by 1% of the profit before tax in the forecast period, increase respectively the value of activities, company and equity by 1.25%, 1.24% and 1.27%, Deferred tax liabilities, which are assumed to be realized as 1% of profit before tax, reduce respectively the value of activities, firm and equity by 0.84%, %0.83 and 0.85%

  • Derleme MakaleYalnız künye2022
    Anonim Şirketlerde \rSermaye Artırımında \rİç Kaynakların \rKullanılması Halinde \rKarşılaşılabilecek \rSorunlar

    Doğan, Zeki; Zozik, Adalet

    İç kaynaklardan sermaye artırımı, uygulamada pek çok şirket tarafından kullanılan yöntemdir. Bu yöntemi, şirketler, sermaye yapılarının \rgüçlenmesi ve vergi avantajı sağlaması gibi çeşitli nedenlerle benimsemektedirler. Uygulamada \rbenimsenen iç kaynaklardan sermaye artırımının \ryasal dayanağı da bulunmakta olup, Türk Ticaret \rKanunu’nda düzenlenmiştir. Bu bağlamda, anonim şirketlerin iç kaynaklardan sermaye artırımına \rgitmeleri durumunda, hangi kalemleri kullanabilecekleri, Türk Ticaret Kanunu ile belirlenmiştir. \rBu kalemlerin kullanılması ile ilgili bazı hususlara \rdikkat edilmemesi durumunda şirketler bir takım \rsorunlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu çalışmada, anonim şirketlerde sermaye artırım yöntemleri ve iç kaynaklardan sermaye artırımının \rsağlanabilmesi için hangi kaynakların kullanılabileceği konuları ayrıntılarıyla ele alınmıştır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele