Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Market-based financial literacy under macro-financial and political risk conditions: A rolling ARX–PCA proxy index for the BIST 100

    Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih

    This study develops a time-varying Market-Based Financial Literacy Proxy Index (MBFLPI) for Borsa İstanbul's BIST 100 index. The term financial literacy is retained in a restricted sense: MBFLPI is an indirect, outcome-based market proxy, not a direct score of investors' knowledge, skills, attitudes or behaviour. Using actual BIST sessions from 1 August 2013 to 30 January 2026, a 252-session rolling ARX relates USD-denominated returns to Türkiye's two-year government bond yield, conservatively lagged industrial production, the five-year sovereign CDS, and the VIX. It derives benchmark macro-financial alignment, low first-order return predictability and model-based residual stability; rolling PCA combines the diagnostics, and the composite is rescaled to 0–100 for ex post presentation. Sensitivity analysis varies the window, aggregation, calibration, return denomination and normalisation. Event movements are descriptive associations, not evidence of causal transmission. Published Türkiye evidence provides an external benchmark: pre-sample S&P and OECD/INFE–Capital Markets Board reports supply historical context, whereas fieldwork-matched TEB–Boğaziçi University and FODER–Visa Türkiye/Ipsos surveys and monthly Capital Markets Board investor statistics yield mixed or null evidence. The comparison does not support convergent validity. MBFLPI therefore remains a complementary market-level proxy rather than a substitute for survey-based financial literacy.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Hegemonyanın siyasal ve finansal etkileşimi çerçevesinde bıden doktrini ve abd-çin rekabetinin türk dünyasına olası etkileri

    Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih

    Hegemonya, bir sistemin alt elemanları ve başka sistemlerin işleyişi üzerinde belirleyici olma gücünü ifade eder. Uluslararası ilişkiler disiplini ve onun alt branşları olan uluslararası ekonomi ve politika alanında hegemonya, genellikle bir devletin-ittifak sisrteminin diğer devletler veya ittifak sistemleri üzerindeki siyasal etkisi olarak tanımlanır. Dünya Savaşları'nı takiben, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 'nde Demokrat partili başkanlar, ABD’nin küresel siyasette tek hegemonik güç olduğu bir uluslararası siyasi ve ekonomik düzeni oluşturma he- defini benimsemişlerdir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, denizlerde hâkimiyeti sağlayan ABD ve karasal Av- rasya’yı kontrol eden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)' nin hegemonik garantörlükleri altında So- ğuk Savaş paradigmasından beslenen ve çatışma dinamiklerinin sürekli olduğu iki kutuplu bir uluslararası dü- zen kurulmuştur. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Soğuk Savaş sona ermiştir ve ABD, küresel düzende tek hegemonik güç olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, 1978'den itibaren uygulanan reformlar ve ekonomik-siyasi açıklık politikaları sayesinde Çin, 2000'lerden itibaren küresel düzende ABD'nin başlıca hegemonik rakibi olarak kendini göstermiştir. 2016 başkanlık seçimi sonrası ABD Trump doktrini ile Çin’in ana düşmanı, Rusya’nın ana rakibi olduğu bir politika çerçevesi uygulamıştır. Ancak ABD’nin batı ittifakı sisteminde Çin ile tek başına rekabet etmesi, ABD’nin hegemonik gücündeki zayıflamayı derinleştirmiştir. 2020 başkanlık seçimleri sonrası Biden yö- netimi, Çin’e karşı birleşik batı ittifakı ve Asya-Pasifik ittifak sistemlerini kurarak hegemonik rekabeti daha ileri bir dereceye yükseltmiştir. Bu çalışmanın amacı; hegemonyanın ekonomi ve finans politikaları ile ilişkisi çerçe- vesinde Biden doktrini ve ABD-Çin rekabet dinamikleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin Türk Dün- yası ile Türkiye üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirmektir. ABD ve Çin arasındaki hegemonik rekabetin boyutlarını analiz etmek amacıyla SWOT analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem, bir durumun güçlü ve zayıf yönleri ile fırsatlar ve tehditlerini karşılaştırmayı mümkün kılar. ABD-Çin rekabetinin Türk Dünyası için hem avantajlar hem de dezavantajlar sunabileceği öngörülmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2023
    Ermenistan’ın Dış İlişkileri Çerçevesinde İkinci Karabağ Savaşının Ermeni Ekonomisi Ve Finans Piyasalarına Etkisi

    Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih

    Birinci Karabağ Savaşı'ndan otuz yıl sonra Ermenistan'ın Azerbaycan'da Tovuz şehrine saldırmasıyla gelişen olaylar Eylül 2020'de İkinci Karabağ Savaşı'nı başlatmıştır. Birinci savaş, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Sovyet coğrafyasında ortaya çıkan etnik temelli bir çatışma iken, ikinci savaş Azerbaycan'ın askeri kontrolünü kaybettiği toprakların geri alınması meseleleri dışında etnik bir çatışma ve politik ekonomiye dayalı bir vekalet savaşı olmuştur. Türkiye, Rusya ile jeopolitik sorunlarının ardından Rusya'ya bağımlılığını azaltmak için enerji ithalatını çeşitlendirmeye ve Rus gazını Azerbaycan gazıyla ikâme etmeye çalışmıştır. Ermenistan’ın Azerbaycan gazının Türkiye'ye ulaştırılmasında önemli bir nokta olan Tovuza saldırısı, devam eden süreçte gerçekleşmiştir. Birincil katmanda İkinci Karabağ Savaşı, Rusya ile Türkiye arasındaki ekonomi ve siyasete dayalı bir vekalet savaşıdır. Savaşla birlikte İran Ermenistan'ı, İsrail Azerbaycan'ı desteklemiştir. İkinci savaş ikincil katmanda, İsrail ile İran arasında daha zayıf düzeyde jeopolitik temelli bir vekalet savaşı olmuştur. Savaşın kurucu unsuru ekonomik-politik düzlem olduğundan, bu çalışma Ermenistan için savaşın ekonomik-politik boyutunu incelemektedir. Bu bağlamda bu çalışma, Ermenistan'ın Rusya ve Batı dünyası ile ilişkileri çerçevesinde İkinci Karabağ Savaşı'nın Ermenistan ekonomisi ve finans piyasaları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen sonuçlara göre savaşa dönüşen süreçte ve savaş sırasında artan kamu harcamaları ile Ermeni ekonomisi daralmış, ekonomik ve mali kırılganlıklar artmıştır. Ateşkes sonrası Türkiye’nin de sorunun çözümüne ekonomi-politik olarak dâhili ile artan güven ortamının Rusya ve batı kaynaklı sağladığı sermaye girişleri iktisadi büyümeyi ve finansal piyasaları desteklemiştir. Ancak Ermeni ekonomisi, savaş sonrası dönemde yükselen jeopolitik ve askeri gerilimlere karşı duyarlı olmuştur. Öte yandan Batı ve Rus sermayesi, değişen jeopolitik ve ittifak sistemi koşullarına göre alternatif yollarla Ermeni ekonomisini desteklemektedir. Rusya'nın bu süreçteki göreceli etkisi daha önemlidir. Daha yüksek bir analiz düzeyinde, bunun temel nedeni Ermenistan'ın Rusya ve Batı ittifakı ile değişen ilişkileridir. Savaş sonrası dönemde Rusya'nın Ermeni ekonomisi üzerindeki olumlu etkisi azaldıkça, bu etkinin yerini alan Batı sermayesinin Ermeni ekonomisi üzerindeki olumlu etkisi artmıştır.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Seçmen Davranışlarına Ekonomik ve Finansal Kriz Kaynaklı Enflasyonist Şokların Etkisinin Ekonomik Oylama Teorisi Çerçevesinde İncelenmesi: 2018-2022 Türkiye Örneği

    Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih

    Enflasyonist risk süreçlerinin seçmen davranışında yaptığı etkinin temelinde seçmelerin refah paylarını kaybetmesinin sonucu olarak aşınan satın alma güçleri sorunu yatmaktadır. 2013 yılı sonrası gelişmekte olan ülkelerde artan finansal kırılganlık nedeniyle enflasyonist şok dalgaları başlamıştır. 2020 yılında başlayan COVID-19 pandemisi sonrası küresel tedarik zincirlerinin kırılması sonrasında küresel ölçekte de maliyet baskısı tabanlı bir enflasyonist süreç başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyetinde 2018 parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından günümüze dek yapılan seçim anketlerinde ekonomik kriz koşullarında enflasyonist süreçlerin siyasi partilerin oy oranlarına etkilerini tespit etmektir. Araştırma aylık frekansta yapılacak olup, yöntem olarak VAR (Vektör Oto Regresif) metoduna dayalı olarak varyans ayrıştırması, etki-tepki analizi ve tarihsel ayrıştırma metotları seçilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre enflasyonist süreç iktidar partilerin oy oranlarında azalma ve muhalefet partilerinin oy oranlarında artışa sebep olabilmektedir. Yani enflasyonist süreç partiler arasında oy geçişkenliğini de etkilemektedir. Bununla birlikte; maliyet enflasyonunun seçmen davranışı üzerindeki etkilerinin, talep enflasyonundan daha yüksek olduğu gözlenmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    Geopolitics of taxation: a panel data analysis on G-20 developed economies wit- hin the framework of political systems and public finance

    Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih

    In the simplest terms, tax; refers to the econo- mic values that the state collects from real and le- gal entities to finance public services and invest- ments based on its sovereign power. Taxation policy is a sub-branch of economic policies. Many factors affect these policies, such as sociological, economic, etc. In today’s globalising world, one of these factors is geographical factors. The effect of geographical factors on the functioning of the economy and economic policies with geopolitical factors is expressed as geo-economy. The geopo- litics of taxation as a newly developing economy and geo-economic field; examines the effects of geographical factors on the formation and results of taxation policies on a local, regional and global scale. To determine these effects accurately, it is necessary to determine the geopolitical typologi- es expressed by the geographical factors. In this context, the aim of this study is; It is to determine how the geopolitics of taxation differs according to the colonial (Marine), terrestrial and transition (Mixed, both maritime and terrestrial) geopolitical typologies within the framework of the G-20 de- veloped economies. Countries with colonial typo- logy; USA, UK, Japan, terrestrial typology; Ger- many, Russian Federation, Canada; Countries with a transitional typology; Brazil, China, and India. Panel robust regression and panel VAR method were used in the study. The observation interval of the study is the period between 1990-2019 at a monthly frequency. According to the panel’s Robust Regression results, taxation policies’ effi- ciency in terrestrial typology wae low. In the colo- nial typology, the effectiveness of taxation polici- es was observed to be high. Taxation policies effective in the transitional typology but somew- hat less so than in the colonial typology. While the effect of commercial taxes on growth was posi- tive in colonial and continental typologies, it was negative in transition typology. Dynamic analysis with the Panel VAR method also supported static results obtained in robot regression.