Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2023
    Determination of the cytotoxic effect of Prangos ferulacea (L.) Lindl. which grows naturally in the foothills of Bayburt Kop Mountain, on non-small lung cancer

    Kizil, Hamit Emre

    The genus Prangos has been used for centuries as an antibacterial and antidiabetic agent. In this study, Prangos ferulacea (L.) Lindl. species, which is frequently encountered in various regions of our country, especially in Northeast Anatolia, and known as "çaşır or çakşır" among the people, were collected from the flora of Bayburt Kop Mountain, and methanol extract of the stem parts of this plant was obtained. Afterward, the cytotoxic effect of this extract on the non-small cell lung cancer cell line (H-460) was determined and compared with the cytotoxic activity on the lung fibroblast cell line (MRC-5). The results obtained using the Wst-8 method, it was determined that no toxic effect occurred in the MRC-5 cell line after both 24 and 48 hours of methanol extract treatment, while a toxic effect occurred in the H-460 cell line (125 μg/ml and 62.5 μg/ml) after 48 hours of application. However, this toxic effect was not statistically significant.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Could eumelanin molecule from Streptomyces parvus BSB49 strain be a potential anticancer agent for lung cancer?

    Karakas, Ümıt; Bayram, Sinan; Kizil, Hamit Emre; Öztürk, Serdar

    Melanins, which are divided into five different subgroups as eumelanin, pheomelanin, allomelanin, neuromelanin and pyomelanin, are a heterogeneous and amor- phous biopolymer family. Although melanin is produced in many different ways today, it is more practical, and more economical to produce melanin using bacterial strains. The eumelanin pigment, which is the subject of this study, was obtained using Streptomyces parvus BSB49 strain, and its antiproliferative effect at various concentrations against small cell (DMS-114) and non-small cell (H-460) lung cancer was determined. According to our results, the synthesized eumelanin molecule was statistically cytotoxic on non-small cell lung cancer cell line (H-460) at concentrations of 3.125 and 1.56 μg/mL after 24 hours of treatment (IC50=8 μg/mL) and only at a concentration of 3.125 μg/mL after 48 hours of treatment (IC50=8.4 μg/mL). In the small cell lung cancer cell line (DMS-114), no statistically cytotoxic concentration was detected (p<0.05).

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Self-efficacy levels of individuals with type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes drugs: The example of Gümüşhane and Bayburt province

    Demirağ, Hatice; Cin, Aynur; Daştan, Buket

    This study was conducted to determine the self-efficacy levels of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes medication. The population of the descriptive study consisted of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus residing in Gümüşhane and Bayburt provinces. The sample size was determined with the G*Power 3.1.6.9 program. A total of 315 individuals were reached in the study using a snowball sampling method. Data were collected by “Google Form” us- ing “Personal Information Form” and “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale”. In the analysis of the data, independent groups t-test, one-way ANOVA test and Pearson product moments correlation test were used. The average age of the individuals with Type 2 Diabetes Mellitus participating in the study was 52.29±14.74 years, the duration of diabetes disease was 9.23±6.25 years, and 81% of them were men. The total average score of the participants from the “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was determined as 38.70±12.36 points. It was found that the average total score of the” Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was higher for women than men, singles than married. Again, the total scale score averages were statistically different according to the occupational group (p<0.001). In addition, the average total score of the “Diabetes Drug Use Self-Efficacy Scale” was found to be higher for individuals who received training on diabetes drug use compared to individuals who did not receive it. It was found that the average scores of the participants from the "Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" and its sub-dimensions were moderate. In order to increase the diabetes drug use self-efficacy levels of participants diagnosed with Type 2 diabetes, training on the use of diabetes drugs can be expanded.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi

    Kırbaş, Zila Özlem; Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin

    Amaç: Bu çalışma hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Çalışma 15 Eylül-30 Eylül 2022 tarihleri arasında bir eğitim araştırma hastanesinde tanımlayıcı olarak yapıldı. Örneklem seçimine gidilmeyip çalışmaya katılmayı kabul eden, çalışma tarihlerinde izinli ve raporlu olmayan 282 hemşireye ulaşıldı. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Aşı Karşıtlığı Ölçeği kullanılarak hemşireler ile yüz yüze görüşülerek toplandı. Bu çalışmada bilimsel ve evrensel ilkelere uyuldu ve gerekli izinler alındı. Veriler IBM SPSS v25 paket programda analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p&lt;0.05 olarak kabul edildi. Veriler normal dağıldığından hemşirelerin tanıtıcı özellikleri ile ölçek puanlarının karşılaştırmasında Independent Sample T testi ve One-Way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 39.60±7.43 (min=20, max=59)’tür. Hemşirelerin %90.8’i kadın olup, %83.3’ü evli, %72.0’si lisans mezunu ve %62.1’i servis hemşiresi olarak çalışmaktadır. Hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı 46.82±12.43’tür (min=21, max=90). Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı ile hemşirelerin aşı tereddütü yaşamaları, çocuk sahibi olma durumları ve aşı hakkında bilgi durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p&lt;0.05). Sonuç: Çalışmamızda hemşirelerin aşı karşıtlığı orta düzeydedir. Aşı tereddütü yaşayan ve akrabasından/arkadaşından aşı hakkında bilgi edinen hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha yüksek, çocuk sahibi olan hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha düşüktür.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Öğretmen Adaylarının Spor ve Farklı Değişkenler Açısından Zekâ Oyunlarına Karşı Tutumlarının İncelenmesi

    Tatlısu, Bülent; Kan, Muhammed Enes

    Öğretmen adaylarının spor ve farklı değişkenler açısından zekâ oyunlarına karşı tutumlarının incelenmesi amaçlanan bu çalışma genel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunu 2022-2023 öğretim yılında öğrenimini çevrimiçi öğrenme yöntemleriyle sürdüren olarak devam eden 377 kadın, 242 erkek olmak üzere toplam 619 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu” ile birlikte Kurupınar ve Aydoğan (2020) tarafından geliştirilen “Zekâ Oyunlarına Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler SPSS 26.0 Windows paket programı ile analiz edildi. Bağımsız değişkenin kategori sayısına bağlı olarak ikili gruplarda Bağımsız Örneklem t-Testi, çoklu gruplarda ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile Posthoc testlerinden LSD testi kullanıldı. Sonuçlar 0.05 anlamlılık düzeyine göre yorumlandı. Araştırmada üniversite öğrencilerinin zekâ oyunlarına yönelik tutum durumlarını; cinsiyetlerinin, yaşlarının, aile gelir düzeylerinin, öğrenim gördükleri bölümlerinin, spor yapma durumlarının ve yapmış oldukları spor türünün etkilediği tespit edildi. Sonuç olarak spor zekâ oyunlarına yönelik tutum durumuna etken bir değişken olduğu tespit edildi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Sedanter Kadınlarda Kan Basıncı ve Dinlenik Nabız Değerlerinin Bazı Antropometrik Özelliklerle İlişkisinin İncelenmesi

    Temür, Hacı Bayram

    Bu çalışmanın amacı, yetişkin sedanter kadınlarda, dinlenik nabız, yüksek ve düşük kan basıncı değerlerinin, yaş, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, beden kitle indeksi (BKİ), bel ve kalça çevre uzunlukları, bel-boy ve bel-kalça oranları ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya dahil edilen 54 katılımcının yaşları ortalaması, 38,20 ± 9,23 yıl, boy uzunlukları ortalaması 159,44 ± 6,38 cm, vücut ağırlıkları ortalaması ise 75,32 ± 12,52 kg düzeyindedir. Katılımcıların, sistolik ve diyastolik kan basıncı, dinlenik nabız, yaş, vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, kalça çevresi, bel – kalça oranı, bel – boy oranı değerleri belirlendi. Ayrıca, BKİ değerleri hesaplandı. Elde edilen veriler, bilgisayar ortamına aktarıldı. Verilerin analizinde SPSS 26 paket programında Tanımlayıcı Frekans ve Korelasyon testleri kullanıldı. Analizler sonucunda, diyastolik kan basıncının, bel – kalça oranı ile ilişkisinin anlamlı (p>0,05) olmadığı, boy uzunluğu ile p<0,05 düzeyinde, negatif yönde, diğer tüm parametrelerle pozitif yönde anlamlı (p<0,01) ilişki gösterdiği belirlendi. Sistolik kan basıncının ise, sadece boy uzunluğu ile negatif yönlü ve p<0,05 düzeyinde, diğer tüm değişkenler ile pozitif yönlü anlamlı (p<0,01) ilişki içerisinde olduğu saptandı. Buna karşın dinlenik nabzın, tüm parametrelerle ilişkisinin anlamlı (p>0,05) olmadığı tespit edildi. Bunlarla birlikte, BKİ, bel ve kalça çevresi, karın bölgesi yağ miktarı ve bel/kalça çevresi ile anlamlı (p>0,05) bir ilişkisinin olmadığı ortaya konuldu. Araştırma bulguları neticesinde, sonuç olarak, diyastolik ve sistolik kan basıncının antropometrik özelliklerle negatif ya da pozitif ilişki içerisinde olduğu, dinlenik nabzın ise söz konusu değişkenlerle ilişkili olmadığı söylenebilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Kadınlarda Sağlık Okuryazarlığı Düzeyinin Emzirme ve Doğum Şekline Etkisi

    Bolsoy, Nursen; Karkın, Pakize Özge; Sezer, Gözde; Semerci, Vahide

    Araştırma kadınların sağlık okuryazarlığı düzeyinin emzirme ve doğum şekline etkisinin olup olmadığını belirlemek amacı ile yapıldı. Araştırmanın tipi kesitsel olup, örneklem büyüklüğünü 318 kadın oluşturdu. Veriler “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Yetişkin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (YSOÖ)” kullanılarak toplandı. Araştırmamız için etik kuruldan, kaymakamlıktan, ölçek sahibinden ve kadınlardan izin alındı. Verilerin istatistiksel analizinde sayısal ve yüzdelik dağılımı, Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı. Kadınların yaş ortalaması 37,68±6,41’dir (min=25, max=49). Kadınların %96,9’u evli ve %51,9’u ilköğretim mezunudur. Kadınların %24,2’si primipar ve %75’8’si multipardır. Normal doğum yapanların oranı %46,5, sezeryan doğum yapanların oranı %53,5 olarak bulundu. Kadınların %45,0’i bir sağlık personelinden emzirme eğitimi aldığını belirtti. Kadınların YSOÖ toplam puanı 10,19±5,68 olarak bulundu. Kadınların YSOÖ toplam puanı ile yaşayan çocuk sayısı (p≤0,001), düşük yapma (p=0,006), küretaj yapma (p=0,006), emzirme eğitimi alma (p≤0,001) ve ilk 1 saatte emzirme (p≤0,001) oranları arasında anlamlı fark bulundu. Bunun yanı sıra kadınların YSOÖ toplam puanı ile doğum şekli (p=0,482) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmanın sonuçları kadınlarda sağlık okuryazarlığının ilk bir saatte emzirmeye başlamada etkisi olduğunu, ancak doğum şekline etkisi olmadığını gösterdi.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hemşirelerin Profesyonel Değerler Algısı ve Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi

    Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Can, Aysun Akcakaya; Daştan, Buket

    Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerin profesyonel değerler algısı ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipte gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Bayburt Devlet Hastanesi ve Kelkit Devlet Hastanesi’nde Ekim 2019 - Kasım 2019 tarihleri arasında çalışan 228 hemşire oluşturdu. Çalışmanın verileri bu tarihler arasında “Hemşire Bilgi Formu” ve “Hemşirelerin Profesyonel Değerler Ölçeği (HPDÖ)” kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA, Tukey Post Hoc testleri kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin, %52.2’si 30 yaş ve altında, %78.9’u kadın olduğu ve kadınların HPDÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarının erkeklere göre anlamlı olarak yüksek olduğu bulundu. Hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması ise 152.5±20.81 olarak yüksek bulundu. Evli hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması 153.96±21.31 olup, sorumluluk alt boyutu anlamlı olarak yüksek bulundu. Hemşirelik veya sağlık alanında bilimsel yayınları takip eden hemşirelerin toplam puan ortalaması ve alt boyut puan ortalamaları takip etmeyen hemşirelere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p&lt;0.05). Sonuç: Hemşirelerin mesleki profesyonel değerleri etkileyen farklılıkları göz önüne alınarak yapılacak sürekli eğitimler ve mesleki değerlerle ilgili bilimsel etkinlikler düzenlenmesi önerilmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Tüketici Tercih ve Davranışlarında İyi Tarım Uygulamalarına Yönelik Bir Araştırma: Karaman İli Örneği

    Göktaş, Bora; Tarakçı, İnci Erdoğan; Oflaz, Özkan

    Amaç – Organik Tarım ürünlerinin birim maliyetinin yüksek olması, konvansiyonel ürünlerin ise, kimyasal kalıntılar barındırması nedeniyle insan sağlığına, çevreye (toprak, su vb.) ve doğadaki diğer yaşam paydaşlarına (hayvanlar, bitkiler vb.) zararlı olması tüketicileri iyi tarım uygulamaları ürünlerine yöneltmiştir. İyi Tarım Uygulamalarına (İTU) yönelik tüketici tutumlarını “İnsan Sağlığı”, “Çevreye Faydası” ve “Satın Alma” boyutu bakımından incelemek ve istatistiksel sınamalar yaparak bulguları ortaya koymaktır. Yöntem – Araştırmanın popülasyonu, Karaman ilinde gıda ürünleri alışverişleri yapan hane halkları arasından, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Nicel araştırma modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Ankette demografik sorular, tüketici tutum ölçeği ve marka kişiliği ölçeğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS-25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca bu veriler ile tek yönlü varyans (Anova) testi, T-testi, Korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular – Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre; İTÜ’nin insan sağlığına ve çevreye faydalıdır algısı gibi boyutların tüketicilerin tutum ve davranışlarına etki ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca bu boyutlar arasında tüketicilerin demografik özelliklerine dair istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Tartışma – Tüketicilerin sağlık ve çevre bilincine bağlı olarak tarımsal gıda ürünlerini satın alma noktasında tutum ve davranışlarının değiştiği görülmektedir. Bireylerin satın aldıkları gıdaların insan sağlığına olumsuz etkileri ve çevreye verdikleri zararı hakkında bilgisi arttıkça insan sağlığına ve çevreye daha duyarlı hale geldikleri görülmüştür.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2023
    Şiddetli Egzersiz Alanının Üst Sınırını Belirlemede Kullanılan Bir Yöntemin Maksimal Laktat Dengesini Belirleyebilme Başarısının Değerlendirilmesi: Deneysel Çalışma

    Balcı, Gorkem Aybars; Ozkaya, Ozgur; Alp, Egemen; Çabuk, Refık; As, Hakan

    Amaç: Maksimal laktat dengesi (MLD), şiddetli egzersiz ala- nının alt sınırını belirleyebilmenin geçerli ve güvenilir bir yöntemidir. Diğer yandan, yakın zamanda ortaya atılan bir teknik, şiddetli egzersiz alanının üst s ınırını belirlemede popüler olmu ştur (the highest inten- sity; IHIGH). Ancak bu yeni tekniğin altında yatan teorik temele dayalı olarak, MLD’yi sorgulayan bir çal ışma yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, IHIGH belirlemede kullanılan bu yöntemin alt sınıra uygulanması sonucunda elde edilecek egzersiz şiddetinin MLD’yi hangi düzeyde karşılayacağının araştırılmasıydı. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, iyi antrene 10 bisiklet sporcusuyla yapıldı. Katılımcılar, tüketici kademeli egzersizlerden sonra bireysel I HIGH düzeylerinin belirlenmesi için bir dizi sabit yüklü tüketici egzersize tabi tutuldu. Bireysel IHIGH düzeyleri, hâlen zirve oksijen kullanımı veren (⩒O2pik) en yüksek egzersiz şiddeti olarak kabul edildi. MLD, farklı egzersiz şiddetlerinde yapılan 30 dk’lık submaksimal egzersizlerin 30 ve 10. dk kan laktat ı farklarının 1 mmol·L-1’den az olabildiği en yüksek egzersiz şiddeti dikkate alınarak belirlendi. Değişkenler arasındaki farklılıklar, eşleştirilmiş örneklem t- test ile de ğerlendirildi. Etki büyüklü ğü (EB) Cohen d’ye göre analiz edildi. Bulgular: Beklendiği gibi MLD ve IHIGH egzersiz şiddetine ait ortalama ⩒O2 farkları anlamlıydı (55,2±4,50’ye k ıyasla 61,2±5,06 mL∙dk-1∙kg-1; p=0,000; EB=2,17). Ancak MLD %5 aşıldığında yapılan bir egzersize ait ortalama ⩒O2 değerleri, IHIGH’ı belirlemede kullanılan yöntemle elde edilen ⩒O2pik’e ula şamadı (56,3±3,42’ye k ıyasla 60,6±5,02 mL·dk-1·kg-1; p=0,002; EB=1,50). Sonuç: Elde edilen bul- gulara göre I HIGH’ı belirlemede kullanılan prosedürün ve şiddetli eg- zersiz alanı için hesaplanan ⩒O2pik’in aynı alanın alt sınırı için geçerli olmadığı ortaya koyuldu.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Araplarda Halk Hekimliğine Dair Bazı Tespitler

    Ünalan, Ibrahım

    Amaç: Bu çalışma Cahiliye döneminden itibaren Araplar arasında uygulanan halk hekimliği yöntemlerini tespit etmeyi, hastalıkların ve tedavilerin sosyal ve kültürel hayata etkilerini ortaya koymayı ve Araplar arasında şifa verdiğine inanılan mekânlara dair (şehir, türbe vb. ziyaret yerleri) örnekler vermeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Bu çalışma 25.03.2022 tarihinde “Geçmişten Günümüze Araplarda Halk Hekimliği” adıyla Bayburt Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Koordinatörlüğü birimi tarafından 2022/69002-02 proje koduyla desteklenmiştir. Halk hekimliğiyle ilgili bazı bilgiler Arapça’dan Türkçe’ye tercüme edilmiş ve Araplardaki halk hekimliği yöntemleri majik (büyüsel) ve akılcı (gerçekçi) yöntemler olarak tasnif edilmiştir. Bulgular: Araplarda halk hekimliğinin geçmişi İslamiyet öncesi döneme (Cahiliye dönemine) kadar dayanmaktadır. O dönemlerden itibaren hastalıkların tedavisinde majik ve akılcı yöntemler uygulanmıştır. Eski Mısır döneminden kalan belgelerde de halk hekimliğine dair bilgiler yer almaktadır. Ayrıca Arap seyyahlar seyahatnamelerinde şifa amacıyla ziyaret edilen türbe, şifalı su, taş vb. ziyaret yerlerinden söz etmişlerdir. Çalışmada literatür tarama yapılarak çeşitli Türkçe ve Arapça kaynaklardan konuyla ilgili veriler tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma neticesinde geçmişte olduğu gibi günümüzde de Araplar arasında çeşitli halk hekimliği yöntemlerinin uygulandığı belirlenmiştir. Bu yöntemlerin bir kısmı koruyucu bir kısmı da tedavi edici özellik göstermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Yoğun Bakım Hemşirelerinin Deliryum Hakkındaki Bilgi ve Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi: Nitel Bir Çalışma

    Yılmaz, Emel Bahadır; Çobanoğlu, Asuman; Apaydın, Emine

    Amaç: Bu nitel çalışma, yoğun bakım hemşirelerinin deliryum hakkındaki bilgi ve yaklaşımlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemini dahiliye, cerrahi, nöroloji ve koroner yoğun bakımlarda çalışan 15 hemşire oluşturmuştur. Veriler, 15 Nisan-30 Haziran 2019 tarihlerinde yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak Google Form aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 37,73±9,43 olup hepsi kadındır. Hemşirelerin %40’ı cerrahi, %26,7’si koroner, %20’si dahiliye ve %13,3’ü nöroloji yoğun bakımda çalışmaktadır. Meslekteki çalışma yılı ortalaması 17,27±10,40 ve yoğun bakımda çalışma yılı ortalaması 8,20±7,42’dir. Deliryumlu hastaya hepsi bakım vermiş ama sadece %33,3’ü deliryum hakkında eğitim almıştır. Yapılan içerik analizinden beş ana tema elde edilmiştir: Deliryumu tanımlama, deliryumu yönetme, bakımda yaşanan sorunlar, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşama ve bilgi ve beceri eksikliği. Sonuç: Yoğun bakımdaki hemşirelerin deliryum konusunda bilgi gereksinimlerinin olduğu belirlenmiştir. Yoğun bakım hemşirelerine yönelik deliryum hakkında düzenli eğitimlerin planlanması önerilmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex4TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Farklı Öğretim Yöntemlerinin Akademik Başarı ve Öğrenme Kalıcılığına Etkisi

    Kul, Murat; Koçyiğit, Ömer Faruk; Solakumur, Adem

    Kullanışlılık ve zaman tasarrufu anlamında öğretici merkezli öğretim yöntem ve tekniklere başvurulsa da günümüzde yapılan çalışmalar, öğrencinin aktif olmadığı öğretim yöntem ve tekniklerin öğrencilerin akademik başarılarını arttırmadığı veya düşük düzeyde arttırdığı sonucunu ortaya çıkarmıştır. İnsan Anatomisi ve Kinesiyoloji dersi konuları birçok soyut kavramlardan ve latince kökenli kelime içerdiği için anlaşılması, akılda kalması, dersle ilgili bilgilerin uzun süreli bellekten geriye çağrılması zordur. Bu sebeple öğrencilerin mevcut bilgileri zihinlerinde yapılandırması, yeni öğrenilen bilgilerle eski bilgilerin ilişkilendirmesi, kavramlar arası bağlantılarla uzun süreli bellekten kısa süreli belleğe çağrışım yapması, ders konularını kolay öğreneceklerini ve akademik başarılarını arttıracağı düşünülmektedir. Çalışmanın araştırma grubunu deney 19, kontrol 17 olmak üzere toplam 36 öğrenci oluşturmaktadır. Kontrol grubuna geleneksel anlatım yöntemi uygulanırken deney grubuna kavram haritası destekli öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırma probleminin bilimsel ve sayısal analizinde gerekli olan verileri toplamak, İnsan Anatomisi ve Kinesiyoloji dersinin öğretimindeki kavram haritalarının öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenme kalıcılığına etkisini ortaya koymak amacıyla geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test sonuçlarına uygulanan Mann-Whitney U testi analiz sonuçları arasında anlamlı farklılık varken (p<0,05) son test sonuçları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Deney ve kontrol gruplarının ön test, son test, geciktirilmiş son test sonuç puanlarına uygulanan Friedman testi sonucunda her iki grupta da anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Deney ve kontrol grupları arasında ön test-son test ve ön test-geciktirilmiş son test Quade’s ANCOVA testi sonuçları birbirine benzer sonuçlar vermiş ve anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Bu sonuçlar bize her iki gruba da uygulanan yöntemlerin akademik başarıyı arttırdığı öğrencilerin sınav puanlarını olumlu yönde etkilediği; her iki yönteminde İnsan Anatomisi ve Kinesiyoloji dersi için kullanılabilir olduğu sonucunu vermektedir. Kontrol grubuna test sonuçlarına uygulanan Wilcoxon testi sonuçları arasında anlamlı farklılık varken (p<0,05), deney grubu test sonuçlarına uygulanan Wilcoxon testi sonuçları arasında sadece geciktirilmiş son test-son test sonuçları arasında anlamlı farklılık yoktur (p>0,05). Bu sonuç bize kavram haritası destekli öğretim yönteminin öğrenme kalıcılığına etkisinin olduğunu, öğrencilerin edindiği bilgileri çabuk unutmasını engellediğini ve ders ile ilgili kelime ve kavramların akılda kaldığı sonucunu vermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The effect of boric acid, calcium fructoborate and potassium boron citrate on bone health in rats

    Uzunçakmak, Sevgi Karabulut

    The aim of this study was to examine the effects of boron varieties on bone health. For this purpose, twenty-four wistar rats were used. Animals were separated into four groups. The first group was the control group and was treated with nothing. The other three groups were given 3mg/kg boric acid (BA), calcium fructoborate (CaFB) and potassium boron citrate (KBCi) orally by gavage for three weeks. TNF-α, IL1-β, total oxidant level (TOS), total antioxidant level (TAS), osteopontin and osteocalcin levels were measured in serum and bone tissues of animals by ELIZA method. In the results of the study, no significant difference was observed in serum and bone tissue TNF-α and IL-1β levels between the control group and the groups that were treated with boron varieties were applied (p&gt;0.05). Similarly, serum and bone TOS levels did not differ significantly between the control and other groups (p&gt;0.05). However, the serum TAS level increased significantly with the application of BA, CaFB and KBCi in both serum and bone tissue compared to the control (p&lt;0.0001). Serum osteopontin and osteocalcin levels were also significantly increased with the application of BA, CaFB and KBCi, especially in bone tissue, compared to the control group (p&lt;0.0001). The effects of BA, CaFB, and KBCi on bone health have been compared with this study, firstly. This study is promising as a preliminary study for more comprehensive studies to be carried out in order to use boron varieties such as BA, CaFB and KBCi more widely in the future in order to improve bone health, prevent bone diseases or cope with increased stress due to various factors

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin öznel iyi oluş ve duygusal zekâ düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Yıldızhan, Yasemin Çakmak; Sezgin, Yusuf

    Bu araştırmada; beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin öznel iyi oluş ve duygusal zekâ düzeyleri; bunların demografik değişkenlere (yaş, cinsiyet, medeni durum…) göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve duygusal zekânın öznel iyi oluşu yordama durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmış ve 2019/2020 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan beş ilde (Malatya, Erzincan, Erzurum, Iğdır ve Ağrı) Milli Eğitim Müdürlüğü’nde çalışan 348’i erkek ve 123’ü kadın olarak toplam 471 beden eğitimi ve spor öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Yaşam Doyumu Ölçeği ve Pozitif-Negatif Duygu Ölçeği ile ‘Duygusal Zeka Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda; katılımcıların öznel iyi oluş puanlarının orta ve duygusal zekâ düzeylerinin ise yüksek olduğu belirlenmiştir. Medeni durum ve çocuk sahibi olma değişkenleri ile öznel iyi oluş düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyet, yaş, medeni durum ile çocuk sahibi olma değişkenleriyle duygusal zekâ alt boyutlarından öz kontrol ve iyi oluş arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca öznel iyi oluş düzeyleri ile duygusal zekâ alt boyutları arasında orta ve düşük seviyede pozitif bir ilişki olduğu, duygusal zekâ alt boyutlarından öz kontrol, duygusallık ve iyi oluşun öznel iyi oluşun anlamlı bir yordayıcısı olduğu ve toplam varyansın %55’ini açıkladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin duygusal zeka düzeyleri artıkça öznel iyi oluş düzeyleri de artmaktadır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex4TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The impact of the COVID-19 pandemic on eating and food shopping habits

    Demirer, Büşra; Akpolat, Hacer; Bayraktar, Mukaddes Kılıç

    Objective: This study aimed to investigate the effect of the COVID-19 pandemic on eating and food shopping habits among the Turkish adult population. Material and method: Demographics, eating and food shopping habits, and food label reading habits of the participants were collected via online surveys. Coronavirus anxiety was assessed using the Coronavirus Anxiety Scale. The survey was conducted from November 2021 to the end of January 2022. Student's t-test was used to determine the statistical difference between quantitative variables. Chi-Square and Marginal Homogeneity Tests, depending on the number of categories, were used to determine the difference between qualitative variables. Results and discussion: Unpackaged food consumption decreased during the pandemic. More than half of the participants started to pay more attention to food labels, spend less time for grocery shopping, and started using nutritional supplements. The changes in eating, grocery shopping, and food label reading habits among Turkish consumers during the pandemic have been demonstrated.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Hipertansiyon Hastalarının Tanımlayıcı Özellikleri ve Aleksitimi Düzeyleri Öz Etkililik Düzeylerinin Yordayıcısı Mıdır?

    Özdemir, Serap Çetinkaya; Metin, Tuba; Semerci, Vahide

    Giriş: Hipertansiyon hastalarında kan basıncının kontrol altına alınmasında aleksitiminin yönetilmesi ve öz etkililiğin değerlendirilmesi önemlidir. Amaç: Bu çalışmadaki amaç hipertansiyon hastalarının tanımlayıcı özelliklerinin ve aleksitimi düzeylerinin öz etkililik düzeylerinin yordayıcısı olup olmadığını belirlemektir. Yöntem: Bu araştırma nicel araştırma yönteminin korelasyon desenine göre yapıldı. Araştırmanın verileri Aralık 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında toplandı. Araştırmanın evrenini Türkiye’de yaşayan hipertansiyonlu hastalar oluşturdu ve çalışmaya toplam 103 hipertansiyon hastası katıldı. Araştırmanın verileri “Hasta Tanılama Formu”, “Toronto Aleksitimi Ölçeği” ve “Hipertansiyon Öz-Etkililik Ölçeği” ile toplandı. Veriler bağımsız örneklem t testi, pearson korelasyon ve çoklu linear regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Yaş ortalaması 45.37 ± 17.03 olan hipertansiyon hastalarının %63.1’inin kadın olduğu belirlendi. Hastaların öz-etkililikleri ile aleksitimi düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı (r = -0.071, p &gt; .05). Aleksitiminin dışa-dönük düşünme alt boyutu, yaş, ailede hipertansiyon varlığı ve ilaçları düzenli kullanma bağımsız değişkenlerinin hastaların öz-etkililik düzeyleri üzerindeki varyansın %22.7’sini açıkladığı görüldü. Sonuç: Hastaların öz-etkililiği ile aleksitimi düzeyleri arasında ilişki olmadığı görüldü. Aleksitiminin dışa-dönük düşünme alt boyutu, yaş, ailede hipertansiyon varlığı ve ilaçları düzenli kullanma değişkenlerinin hipertansiyon hastalarının öz etkililik düzeylerini yordadığı bulundu. Hastaların öz-etkililiği ile aleksitimi düzeyleri arasında ilişkiyi ve yordayıcı değişkenleri inceleyen daha kapsamlı çalışmaların yapılması önerilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Does Economic Growth and Development Affect Mental Diseases? Evidence from Developing and Least Developed Countries

    Gültekin, Ömer Faruk; İmamoğlu, İlyas Kays

    While the process of economic growth and development reflects on societies as an increase in welfare, it can also lead to negative effects such as pollution and the emergence of some diseases. Population growth and the stresses and pressures of urban life also lead to an increase in mental diseases. The study aims to investigate the relationship between mental diseases and important development indicators such as income, population, and health in underdeveloped and developing countries. In the study, the Kuznets model was used to investigate mental diseases in 119 different countries for the period 1995-2019 using the variables of income per capita, life expectancy at birth, birth rate per woman, and number of people per square kilometer. In the estimation process, based on the results of the quantile regression test, it was found that there is a "U" shaped relationship between mental diseases and per capita income for many quantile levels. The turning point for mental illness about per capita income level was calculated to be approximately 2000 dollars for the average of different quantile levels. It can be said that developing policies for the risks caused by urban life and crowded populations in societies that strive for economic growth and development will provide advantages to countries in the process of reducing mental diseases.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2023
    Tropikal Meyve Yetiştiriciliğinin Türk Halk Hekimliği Üzerindeki Etkileri

    Ünalan, Ozlem

    Amaç: Bu çalışma iklim ile halk hekimliği arasındaki ilişkiyi, yetiştirilen yöresel meyvelerin halk sağlığındaki kullanım özelliklerini ve Türkiye’de son yıllarda büyük rağbet gören tropikal meyve yetiştiriciliğinin Türk halk hekimliği üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışmayı gerçekleştirebilmek için Türk halk hekimliği üzerine yapılan tez, kitap, makale vb. çalışmalar incelenmiş, söz konusu çalışmalarda yer alan muz, avokado, kudret narı vb. tropikal meyvelerin hangi hastalıklarda, ne şekilde kullanıldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca konuyla ilgili olarak Alanya’da pazarlarda yer alan el broşürleri irdelenmiştir.Bulgular: Araştırmalar ve yapılan incelemeler bir bölgenin iklim ve bitki örtüsü özellikleri ile o bölge halkının halk hekimliği uygulamaları arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda özellikle Antalya, Mersin, Adana ve Hatay bölgesinde yetiştirilen tropikal meyvelerin aynı zamanda bölge halkının hastalıklardan korunma ve tedavi etmede bir drog özelliği gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Bu çalışma, 12.06.2019-15.10.2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde yıllardır üretilen muz ve avokado, özelde yetiştikleri bölgede genelde ise tüm Türkiye’de bir besin olarak tüketilmesinin dışında, içinde yer alan önemli vitaminler ve bileşenler sebebiyle çeşitli hastalıklara karşı da kullanılmaktadır. Son yıllarda Türkiye’de tropikal meyve yetiştiriciliği artmış ve yeni tropik meyveler yetiştirilmeye başlanmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Antibacterial, antifungal, antibiofilm, antioxidant, and anticancer properties of methanol extracts of some acantholimon boiss (plumbaginaceae) species

    Bülbül, Ali Savaş; Sen, Fatih; Bostancı, Maşide Temiz; Uygun, Cihangir; Bekmezci, Muhammed; Bayat, Ramazan

    Therapeutic properties of plants have been used since the existence of mankind. To benefit from this feature, the discovery of the active components of plants has gained momentum today. One of these plant species is Acantholimon Boiss. This plant extract has antifungal, antimicrobial, and anticancer properties. In this article, antimicrobial, antifungal and antioxidant capacities and antibiofilm properties of Acantholimon Boiss plant extract on 15 bacterial and 2 fungal species were evaluated. Antimicrobial properties were evaluated by Agar Well Diffusion method. It was observed that the plants formed a zone diameter of 12-18 cm. Minimum Inhibition Concentration (MIC) and Minimum Bactericidal Concentration (MBC) tests were used to determine the minimum active property. Biofilms of almost all bacteria were reduced by 10-50% by Acantholimon species at doses of 8 mg/ml-16 mg/ml. For MCF-7 cells, the IC50 values for A. acerosum subsp. brachystachyum (Boiss. ), A. acenum var. balansae, A. armenum var. balansae and A. kotschyi were 0.143 mg/ml, 0.63 mg/ml, 0.63 mg/ml, 0.63 mg/ml, 0.63 mg/ml, 0.63 mg/ml and 0.107 mg/ml, respectively. The same doses did not show a cytotoxic effect on HUVEC cell lines. With this article, it has given important results in terms of having a wide range of bacterial studies and examining its activities in fungi and cell lines. These findings suggest that extracts of Acantholimon Boiss species may be a potential source of natural medicines and antibacterial, antifungal, antibiofilm, antioxidant, and anticancer activities may support their therapeutic use.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam