Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bayraktar, Bülent(11)
- Kadakal, Mahir(10)
- Kutlu, Naciye(10)
- Can, Zehra(8)
- Dertli, Enes(8)
- Kırbaş, Zila Özlem(8)
- Teber, Ahmet(8)
- Ayata, Ümit(7)
- Durmuş, İbrahim(7)
- Kadakal, Huriye(7)
- Kirbaş, Zila Özlem(7)
- Özdemir, Akın(7)
- Apak, Ömer Ceyhun(6)
- Banaz, Emrullah(6)
- Bayram, Nesrin Ecem(6)
- Bayram, Sinan(6)
- Demir, Mustafa(6)
- Esmer, Yusuf(6)
- Gercek, Yusuf Can(6)
- Akeren, Zahide(5)
- Battal, Fetullah(5)
- Ekincioğlu, Yavuz(5)
- Ergün, Mustafa(5)
- Gıdık, Betül(5)
- Kara, Yakup(5)
- Maden, Sedat(5)
- Şahin, Engin(5)
- Akeren, İhsan(4)
- Aras, Zakir(4)
- Ayazoglu, Rabil(4)
- Cengiz, Ekrem(4)
- Cuce, Erdem(4)
- Cuce, Pinar Mert(4)
- Ecem Bayram, Nesrin(4)
- Erkılıç, Tugçe Orkun(4)
- Filiz, Tunahan(4)
- Kamiloğlu, Aybike(4)
- Karaali, Rabi(4)
- Kırkıncı, Seran(4)
- Semerci, Vahide(4)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2024Derrida’da Dekonstrüksiyonun İzinde: Egemenlik ve Demokrasi
Konuk, Şeyda Buşra
Derrida’da Batı metafiziğinin logosantrik tekleştirmesine ve hakikat temellendirmesine dair en köklü eleştiri egemenlik ve demokrasi kavramlarında karşımıza çıkmaktadır. Derrida, egemenliğin tamlığına, bölünmezliğine, metafizik şiddetine bakmamız gerektiğini ve vardığımız yerde demokrasi ile bir çıkmaza girildiğini, bu çıkmazın da otoimmüniteye karşılık geldiğini belirtmektedir. Egemenlik ve demokrasiye dair yaşanan kırılma Derrida’nın haydut devletler olarak nitelendirdiği devletlerin ortaya çıkışına neden olmaktadır. Bu noktada dekonstrüksiyon, Derrida’nın kavramlar ile hesaplaşması bağlamında önemli bir eşik ve çok temel bir göstergedir. Çalışmanın amacı, Derrida’da egemenlik ve demokrasi kavramlarının dekonstrüksiyona uğratılmasını incelemektir. Bunu yaparken de Schmitt ile teoloji-politik karşılaşmalar ortaya konularak kavramlar arasındaki otoimmün kırılmalar açığa çıkarılacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2024‘İman Etmiş Olamaz’ Kalıbıyla Nakledilen Rivâyetler Üzerine Bir İnceleme
Türkoğlu, Hamdi
Tarihî süreç içerisinde hadislerin doğru anlaşılması önemsenmiş ve bunun için hem geçmişte hem de günümüzde pek çok çalışma ve araştırma yapılmıştır. Hadisin metnine ağırlık veren bazı hadis ilimleri ve şerhler daha ziyade bu amaçla kaleme alınmış çalışmalardır. Bu araştırmada da esasen bir kısım hadislerin nasıl anlaşılması gerektiğine odaklanılmış ve içeriğinde “ لا يؤمن احدكم /iman etmiş olmaz” ifadesinin yer aldığı rivâyetlerin ne anlam ifade ettiği tetkik edilmiştir. Zira bu ifade, geçtiği rivâyetlerin tamamında aynı manayı taşımamaktadır. İlgili ifadenin geçtiği rivâyetin içeriğinde inanç esasları zikrediliyorsa ifade hakiki manada kullanılırken, rivâyetin içeriğinde sosyal ilişkilerden bahsediliyorsa bu durumda da mecazî anlamda kullanılmaktadır. Bir diğer ifadeyle muhtevasını inanç esaslarının oluşturduğu rivâyetlerdeki bu ifade, imanın aslının nefyine hamledilirken inanç esaslarının dışında kalan konulardan bahseden rivâyetlerde ise imanın kemaline hamledilmiştir. Bu itibarla rivâyetin muhtevası, “iman etmiş olamaz” ifadesinin anlamını belirlemektedir. Bu durum dikkate alınarak konuyla ilgili rivâyetler “imanın aslına taalluk eden rivâyetler” ve “imanın kemaline taalluk eden rivâyetler” şeklinde iki ana başlıkta incelenmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Ortaokul Öğrencilerinde Matematiksel Güvenin Farklı Değişkenler Açısından İncelenmesi ve Üst Biliş ve Öz Düzenleme Becerilerinin Matematiksel Güvene Etkisi
Küçük Demir, Betül; Gökburun, Ayşenur
Bu araştırmanın iki temel amacı vardır; bu amaçlardan ilki ortaokul öğrencilerinin matematiksel güvenlerinin farklı değişkenler açısından etkisinin incelenmesi, diğeri ortaokul öğrencilerinin matematiksel güvenleri ile üst bilişleri ve öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye’nin doğusundaki bir ilde ortaokul düzeyinde öğrenim gören 932 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri matematiksel güven ölçeği, öz düzenleme becerileri ölçeği ve üst biliş ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel istatistik yöntemi (frekans, yüzde hesabı, ortalama, standart sapma) ve kestirimsel istatistik yöntemi (bağımsız örneklem t testi, ANOVA ve korelasyon hesaplaması) kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre matematiksel güvenin üst biliş ve öz düzenleme ile pozitif yönlü yüksek düzeyde ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan matematiksel güven ve cinsiyet arasında anlamlı ilişki bulunamazken sınıf düzeyi ve matematiksel güven arasında anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca sınıf düzeyleri açısından beşinci sınıftan sekizinci sınıfa doğru matematiksel güvenin azaldığı tespit edilmiştir. Son olarak matematiksel güven ve matematik notu arasındaki ilişkinin pozitif yönlü orta düzeyli olduğu tespit edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2024Önlisans Öğrencilerinin Risk İçeren Dijital Oyun Bağımlılığına İlişkin Farkındalıklarının Saptanması ve Eğitilmesi
Yazıcıoğlu, Müfide Merve; Oktay, Sultan Melek; İnce, Elif Sena
Riskli davranışlar, bireylerin yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen ve birey-çevre ilişkisi için risk içeren durumlardır. Riskli durumlara maruz kalma zamanla bireylerde bağımlılığa neden olabilmektedir. Günümüzde gençler arasında en yaygın görülen riskli davranışlardan biri de dijital oyun bağımlılığıdır. Bu çalışmada öğrencilerin dijital oyun bağımlılığı ile ilgili farkındalıklarının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu, 2023-2024 eğitim öğretim yılında Aydıntepe Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören önlisans öğrencilerinden oluşmaktadır. Bu çalışma kapsamında öncelikle üniversite öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı farkındalıkları tespit edilmiş daha sonra bu konuda eğitim verilerek bağımlılığa ilişkin farkındalık kazandırmak amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tek grup ön test-son test deneysel desen kullanılmıştır. Dijital oyun bağımlılığı farkındalığı düşük olan öğrencilere yapılan eğitim sonrasında farkındalıklarının orta düzeye yükseldiği ve bunun istatistiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edilmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2024Seçmeli Bilim Uygulamaları Dersine İlişkin Yürütülen Araştırmaların Tematik İçerik Analizi
Yiğit, Nevzat; Mazlum Güven, Ebru; Muradoğlu, Bahar
Bilim Uygulamaları dersi ile öğrencilere bilimsel süreç becerileri gibi pek çok beceriyi kazandırma ve akademik başarıyı artırma hedeflenmektedir. Oysaki alan yazındaki araştırmalarda, bu dersin uygulanmasına ilişkin birçok sorunun varlığı göze çarpmaktadır. Bu nedenle derse ilişkin yapılan araştırmaların içerik analizlerinin yapılarak genel durumu ortaya çıkarmak ve alınabilecek önlemleri tartışmaya açmak gerekli görülmüştür. Bu çalışma ile Bilim Uygulamaları dersine yönelik farklı veritabanları taranarak elde edilen, 2013-2021 yılları arasında gerçekleştirilmiş 35 çalışma, tematik içerik analizi yöntemiyle çeşitli parametreler açısından incelenmiştir. Elde edilen bulgular, ders kapsamında hazırlanan etkinliklerin öğrencilerin derse ilişkin görüşlerine ve pek çok becerisine olumlu katkısını vurgulamakla birlikte, dersin etkin bir şekilde işlenmemesi sebebiyle öğrenciye olumlu katkılarının oldukça sınırlı olduğunu göstermiştir. Bunun yanısıra incelenen çalışmalarda karma yaklaşıma diğer yaklaşımlara oranla daha az başvurulmuştur. Bilim uygulamaları dersi kapsamında kazandırılmak istenen bilimsel süreç ve yaşam becerilerinin nasıl daha etkili edinilebileceğine yönelik ayrıntılı açıklamalar geliştirmeye olanak vermesi açısından karma yaklaşımla yürütülen çalışmaların sayısı artırılabilir.
- MakaleAçık Erişim2024Üniversite Öğrencilerinde Hedonik Açlık Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkisinin İncelenmesi
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Çelikel, Seda; Çakır, Yıldız
Hedonik açlık, enerji açığı olmadığında zevk almak için yemek yeme dürtüsüdür. Bu çalışma üniversite öğrencilerinde hedonik açlık durumları ile bazı değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Bayburt Üniversitesi’nin farklı bölümlerinde öğrenim gören 18-25 yaş arası 279 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin sosyodemografik bilgilerini sorgulayan bir anket ile besin gücü ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 26 istatistik paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız örneklem t testi, One-Way ANOVA testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin yaş ortalaması 21,44±3,08, boy uzunluğu (cm) ortalaması 169,31±8,67, ağırlık (kg) ortalaması 64,77±12,58 idi. Besin Gücü Ölçeği (BGÖ) puan ortalamaları 3,19±0,66, BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları 2,81±0,85, BGÖ- Besin Mevcudiyeti alt boyut puan ortalamaları 3,35±0,82, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları 3,53±0,75 olarak belirlenmiştir. BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0,05). BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir (p<0,01). BGÖ- Besin Bulunabilirliği alt boyut puan ortalamaları kadın öğrencilerde yüksek iken, BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları erkek öğrencilerde yüksek olduğu belirlenmiştir. BGÖ- Besin Mevcudiyeti ve BGÖ- Besinlerin Tadına Bakılması alt boyut puan ortalamaları ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,01). Sınıf düzeyi değişkeni bakımından yapılan posthoc analizi sonucunda her iki alt boyut puan ortalamalarının 2. sınıf öğrencilerinin 3. sınıf öğrencilerinden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak obezitenin önlenmesi ve tedavi stratejilerinde hedonik açlıkla ilişkili faktörlerin belirlenerek birey açısından doğru beslenme programlarının oluşturulması yönündeki bilişsel davranışçı terapiler geliştirilmesi ve beslenme programları üzerine gerçekleştirilecek araştırmalar için katkı sağlayacağı ve faydalı olacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının 21. Yüzyıl Becerileri ve Öz Düzenleme Becerileri Arasındaki İlişki
Tutkun, Cansu
Üniversite temelli öğretmen yetiştirme programlarının, 21. yüzyılın ihtiyaçlarına uygun becerilere sahip ve yetkin öğretmen adayları yetiştirmesi gerekmektedir. Bu araştırmada da okul öncesi öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri ve öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. İlişkisel tarama modelinde desenlenlenen araştırmanın çalışma grubunu 119 okul öncesi öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerini değerlendirmek amacıyla “21. Yy Becerileri Ölçeği”, öz düzenleme becerilerinin değerlendirilmesinde ise “Öz-Düzenleme Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerileri ve öz düzenleme becerilerinin yüksek olduğu, 21. yüzyıl becerilerinin sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı ancak öz düzenleme becerilerinin sınıf düzeyine göre farklılaştığı, cinsiyetin 21. yüzyıl becerileri açısından etkili olduğu ve kadın okul öncesi öğretmen adaylarının 21. yüzyıl becerilerinin erkeklerden yüksek olduğu ancak cinsiyetin öz düzenleme becerileri üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Araştırmada ayrıca 21. yüzyıl becerileri ile öz düzenleme becerileri arasında ilişki olduğu ve öz düzenlemenin 21. yüzyıl becerilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2024Belediyelerin stratejik planlarının kalkınma planıyla ilişkisi: 11. kalkınma planı üzerinden 3 büyük kent üzerine bir araştırma
Kantar, Gokmen; Kan, Muhammed Enes
Devletin ekonomi, sağlık, adalet, güvenlik, istihdam, eğitim, sosyal hizmetler, ulaşım gibi hemen her konusuna ilişkin gelecekte ulaşmak istediği hedeflerin, politika ve tedbirlerin yer aldığı kalkınma planlarının başarıyla ulaşmasında ülkedeki diğer kurumların amaç ve hedeflerinin bu plana uygunluğu oldukça önemlidir. Ulusal stratejik amaç ve hedeflerin yer aldığı kalkınma planları ile yerel stratejik amaç ve hedeflerin belirlendiği stratejik planlar arasındaki uyum da bu anlamda oldukça değerlidir. Bu düşünceden yola çıkılarak yapılan bu çalışmanın amacı kalkınma planları ile yerel yönetimlerin stratejik planları arasındaki uyumun incelenmesidir. Çalışma Türkiye’nin 11. Kalkınma Planı ile Türkiye’nin nüfus bakımdan en kalabalık şehirleri olan Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyesi 2020-2024 Stratejik Planları ile sınırlandırılmış, söz konusu planlar arasındaki uyum incelenmiştir. 11. Kalkınma Planı’nda doğrudan yerel yönetimlere ilişkin düzenlemeleri içeren “Yaşanabilir Şehirler, Sürdürülebilir Çevre” başlığı altındaki düzenlemeler Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri Stratejik Plan’larında araştırılmıştır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak doküman incelemesi yöntemi kullanılmış, kalkınma planı ve stratejik planlardan elde edilen veriler NVIVO 14 paket programının da yardımıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda stratejik planların genel hatları ile 11. Kalkınma Planı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen KÖYDES-KIRDES gibi yerel yönetimleri ilgilendiren ulusal projelere stratejik planlarda yer verilmemesi, kalkınma ajansları, KOSGEB gibi uzmanlık kuruluşları ve ilgili bakanlıklar ile işbirliğine yönelik herhangi bir düzenlemensin yer alamaması stratejik planlarda önemli bir eksiklik olarak tespit edilmiştir
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Atık bitkisel yağlarla muamele edilmiş İroko (Milicia excelsa Welw. C.C. Berg) odununda beyazlık indeksi, renk ve parlaklık değerlerinin belirlenmesi
Ayata, Ümit; Camlibel, Osman
Günümüzde ahşap malzemenin sahip olduğu rengi değiştirmenin birçok farklı metotları (ısıl işlem, emprenye, ağartma, vb.) bulunmaktadır. Bu işlemler esnasında çevre dostu ürünlerin kullanılması gerek insan sağlığı gerekse ahşap endüstrileri için önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada, atık bitkisel yağların (zeytinyağı, mısır yağı ve ceviz yağı) İroko (Milicia excelsa Welw. C.C. Berg) odunun yüzeylerine bir fırça ile uygulanması sonrasında meydana gelen bazı yüzey özellikleri araştırılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrasında ahşap yüzeylerde beyazlık indeksi (WI*) [liflere dik (⊥) ve paralel (║)] değerleri, renk parametreleri (∆L*, ∆a*, ∆b*, ∆C*, ∆H*, ∆E*, a*, C*, L*, b* ve ho) ve parlaklık değerleri [20o, 60o ve 85o’lerde liflere dik (⊥) ve paralel (║)] belirlenmiştir. Bütün atık bitkisel yağ türleri uygulanmış deney örneklerinde a* ve C* değerleri artış gösterirken, L*, b* ve ho değerlerinde azalışlar elde edilmiştir. En düşük ∆E* değeri atık mısır yağında (23.70) bulunurken, en yüksek değer atık zeytinyağında (24.48) tespit edilmiştir. Her iki yöne ait olan WI* değerlerinde atık yağların uygulandığı örneklere ait sonuçlar kontrol örneklerininkine nazaran daha düşük olarak tespit edilmiştir. Uygulanan atık yağlar ile WI* değerlerinde azalış belirlenmiştir. Bütün atık yağ türlerinde liflere dik ve paralel yönlerde parlaklık değerleri 20o ve 60o’lerde azalırken, 85o’de artmıştır. Kullanılan tüm atık yağların iroko odunu yüzeylerinde yüzey özelliklerini değiştirici etkide bulunduğu görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2024Türkçe Öğretmen Adaylarının Yapay Zekâ Okuryazarlıklarının Farklı Değişkenlere Göre İncelenmesi
Banaz, Emrullah; Demirel, Osman
Çağımızda eğitim alanına büyük bir kolaylık sağlayan yapay zekâ, farkındalık ve okuryazarlık açısından önem arz etmektedir. Ele alınan bu çalışma Türkçe öğretmen adaylarının yapay zekâ okuryazarlık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğretmen adaylarının okuryazarlık düzeyleri, cinsiyetleri, günlük internet kullanma durumları, yapay zekâya yönelik haberleri takip etmeleri açısından incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Bayburt Üniversitesi’nde öğrenim görmekte olan 215 Türkçe öğretmen adayı oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinin tercih edildiği araştırmada veriler, Yapay Zekâ Okuryazarlık Ölçeği ile toplanmıştır. Google Forms’lardan elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiş olup analiz sonucunda öğretmen adaylarının yapay zekâ okuryazarlıklarının yüksek düzeye yakın olduğu, öğretmen adaylarının cinsiyetlerinin yapay zekâ okuryazarlık düzeylerini etkileyen bir değişken olduğu başka bir deyişle araştırmaya dâhil olan öğretmen adaylarının yapay zekâ okuryazarlık düzeyleri cinsiyete göre farklılık gösterdiği, sınıf düzeylerinin yapay zekâ okuryazarlık açısından anlamlı bir farklılık oluşturduğu, öğretmen adaylarının internet kullanma süreleri ile yapay zekâ okuryazarlıklarının benzer olduğu ve konuyla ilgili haber takip etmelerinin yapay zekâ okuryazarlık düzeylerini etkileyen bir değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex63TR Dizin34
İncele - DerlemeYalnız künye2024Abd al-Ghanī al-Nāblusī, Tobacco Treatise, trans. Muhammet Emin Efe-Ahmet Şenharputlu, Istanbul: Dergah Publications, 2021. 152 p.
Kahraman, Abdullah
Abd al-Ghanī al-Nāblusī was born on March 17, 1641 in Damascus. Our author, a very influential person in his time, educated approximately two hundred students. Nablusî, appointed as the judge of Meydan in 1665, served as a judge for only one year, then resigned and continued as a teacher. Nablusî wrote works in many fields such as fiqh, mysticism, kalam, tafsir, hadith, history, travelogue, Arabic language and literature, dream interpretation, ilm al-jifr, tajwid. In our opinion, he wrote some of these works on the issues discussed between two different schools, which were famous during his lifetime, namely Kadızādelīs and Sivāsīs, and thus revealed his views on the debates. Based on the copyright reasons and dates of these works, some expressions used by the author in his works, and some studies, we can say that Nāblusī’s target audience is the people of Kadızāde. He gave a striking title as “as-Sulh bayna’l-ihwān fi hukm ibāhati't-duhān”, meaning "peace between brothers regarding the rule of tobacco". Nablusî likely aimed to find peace between the Kadızādelī and Sivāsī who were arguing violently about the rule of tobacco by saying “as-sulh bayna’l-ihwān", that is, peace between brothers.
- MakaleYalnız künye2024Ekonomik ve kültürel bağlam okuma başarısında önemli mi? Okuma başarısı ile ilişkili öğrenci, okul ve ülke düzeyi değişkenlerin incelenmesi
Kaplan, Kadir; Filiz, Tunahan; Demir, Mustafa; Kaya, Metin
Bu araştırmada, dördüncü sınıf öğrencilerinin okuma başarısını etkileyen öğrenci, okul ve ülke faktörlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda PIRLS 2021’de yer alan veriler arasından öğrenci ve okul düzeyindeki değişkenler belirlenmiş ve bu değişkenlerle ilgili veriler analize dahil edilmiştir. Ayrıca, ülkelerin gelirlerinin bireylere dağılımları ile ilgili GINI, gayri safi milli hasılanın eğitime ayrılan yüzdesi (EDGDP) ve Hofstede’nin kültürel boyut teorisinden hareketle eğitimle ilişkili olan alt boyutlar da ülke düzeyinde değişkenler olarak ele alınmıştır. Ülke, okul ve öğrenci düzeyi ile ilgili çeşitli değişkenlerin okuma başarısıyla ilişkisini incelemek amaçlandığından araştırmada yöntem olarak ilişkisel tarama modeli benimsenmiş ve veriler hiyerarşik bir yapıda olduğu için istatistiksel analizlerde hiyerarşik lineer modelleme tekniği kullanılmıştır. Analizler sonucunda öğrenci düzeyi boyutunda öğrenci zorbalığı, okumayı sevme, kendinden emin okuma, öğrenme için ev kaynakları ve evdeki dijital araçlar değişkenlerinin okuma başarısını yordadığı bulgulanmıştır. Bu değişkenlere ilaveten okul düzeyinde değişkenlerin eklenmesi ile yapılan analizler sonucunda ise akademik başarı üzerine okulun etkisi ve okul disiplini değişkenlerinin okuma başarısını yordadığı tespit edilmiştir. Öğrenci ve okul düzeyi ile ilgili değişkenler eklenerek ülke düzeyinde ele alınan değişkenlerden de ülkelerin uzun dönem-kısa dönem ve belirsizlikten kaçınma düzeyleri okuma başarısını yordadığı belirlenmiştir.
- MakaleYalnız künye2024Kadın yoksulluğu üzerine yapılan çalışmaların türkiye bağlamında yüksek lisans tezlerine odaklanarak incelenmesı
Oz, Burcin
Yoksulluk, temel ihtiyaçların karşılanmaması olarak tanımlanan küresel bir sorundur. Türkiye’de, yüksek enflasyon, azalan reel gelir, ekonomik krizler ve depremler gibi faktörler, yoksulluğun artmasına katkıda bulunmuştur. Mevcut literatür, bu artışın önemli bir bölümünün kadınları etkilediğini göstermektedir. Yoksulluk ve başa çıkma stratejileri üzerine birçok çalışma olmasına rağmen, bu araştırma özel- likle kadınların yoksulluğuna odaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de kadınların yoksulluğunu ele alan yüksek lisans tezlerini ana- liz etmek ve bu alandaki araştırma eğilimlerini belirlemektedir. Bu amaçla, bir belge incelemesi yapılmış ve Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi’nde yayımlanan 41 yüksek lisans tezi, betimsel analiz yönt- emi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, kadınların yoksulluğunun çeşitli üniversitelerde incelendiğini, en yüksek sayıda yüksek lisans tezi- nin 2022’de yayımlandığını göstermektedir. Kadınların yoksulluğunun temel nedenleri, cinsiyet eşitsizliği, istihdam sorunları, eğitim eksikliği, düşük ücretler ve sosyal dışlanma olarak ortaya çıkmıştır.
- MakaleAçık Erişim2024Martin Luther’in Yahudiler Hakkındaki Söylemleri Üzerine Bir Değerlendirme
Keleş, Hatice
16. yüzyılda meydana gelen reform, Martin Luther’in Katolik Kilisesinin Hıristiyan dünyasındaki otoritesine karşı çıktığını ve Hıristiyan dünyasını yönetim konusunda düzenlemelerin yapılması gerektiğini iddia etmesi üzerine yapılan bir harekettir. Reform hareketi sadece Avrupa’da yaşayan Hıristiyanları değil, dini ve ırkı ne olursa olsun bütün vatandaşları sosyal, ekonomik ve dini yönden etkileyen tarihi bir olaydır. Özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudi toplulukları da reform sürecinden etkilenen kesim olmuştur. Yüzyıllar boyunca Katoliklerin Yahudiler üzerinde sürdürdüğü Hıristiyanlaştırma politikası tam anlamıyla başarılı da olamamıştır. Luther de Yahudilerin her zaman Hıristiyan dünyasının gündeminde olan bir konu olduğuna dikkat çekmiştir. Luther’in Yahudiler hakkında düşmanca söylemleri ve tavırları bilinen bir gerçektir. Ancak bununla birlikte 1523 yılında yazdığı eserle Yahudilere karşı hoşgörü politikası sergilemesi, diğer reformcular ve Katolikler tarafından Yahudileri desteklediğine dair eleştirilere maruz kalmasına yol açmıştır. Çünkü Yahudiler, İsa Mesih’in katilleri olarak kabul edilmişlerdir. Ayrıca ritüel cinayetleri, zehirleme, ev sahibine karşı saygısızlık-evleri yakmaları gibi Yahudiler üzerine atılan suçlamalar, onlara karşı düşmanlığı daha da arttırmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken durum, Yahudiler üzerine yapılan düşmanlığın aslında Yahudilerden kaynaklanmış olduğu iddiasıdır. Şöyle ki Yahudilerin, kendilerine ait olan rabbinik literatürlerinde Hıristiyanlığa karşı düşmanlıklarını açıkça ortaya koymaları, onlara karşı olumsuz tavırları ve söylemleri arttırmıştır. Ayrıca ritüellerinde Hıristiyanlardan intikam alma temelli duaların yapılması, Hıristiyanların lanetlenmesi, bu söylemlerin ve kışkırtmaların sadece dualarda değil, şiirlerde ve dua kitaplarında da yazılı bir halde geçmesi, onların Hıristiyan düşmanlığını tanımlayan en hafif kanıtlardır. Luther ise 1523 yılında yazdığı eser ile Yahudilere karşı hoşgörülü davranılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu eser ile papalığın ve Hıristiyanların onlar hakkında yalanlar yaydıklarını, onları Hıristiyan kanı akıtmakla suçladıklarını ve onlara insan gibi davranmadıklarını belirtmiştir. Bu yüzden de onların Hıristiyan olmadıklarını ve asla olmayacaklarını söylemiştir. Ayrıca sıradan meslekleri icra etmelerine izin vermedikleri için onları tefeciliğe zorlayanların da Hıristiyanlar olduklarını ifade etmiştir. Yahudiler üzerinde uygulanan bu baskı ve yasaklamaların onların Hıristiyanlığa yaklaşmasının önüne geçtiğini öne sürmüş, günlük yaşamda sosyal ve ekonomik yönden Hıristiyan ve Yahudilerin pozitif ilişkiler içerisinde olmalarının sağlanması ile onların İncil’e yaklaştırılabileceğini önermiştir. Buna karşılık 1543’te Yahudilere karşı düşmanca ve hakaret dolu söylemlerini kaleme aldığı eseri ise onun 1523’teki eserinin tam zıddını oluşturan bir anlam içermektedir. Bu eseriyle Yahudilerin İsa Mesih düşmanı olarak çocukluktan beri yetiştirildiklerini ve Hıristiyanları yok etmeye çalıştıklarını belirtir. Bu eserini de bütün Hıristiyanları bu düşmanlara karşı tetikte olmaları adına uyarmak için yazdığını ifade eder. Bu eserinde Yahudilere karşı hakaret dolu ifadelere yer verir. Yahudilerin kendileri dışındaki insanları, insan olarak görmediklerini; seçilmiş halk zihniyetini hala taşıyarak Hıristiyanlara ve diğer insanlığa karşı tehdit oluşturduklarını açıklar. Luther’in tavırlarındaki bu değişiklik, onun reformunu başarıya ulaştırmak adına uyguladığı politika olarak gösterilmiştir. Düşmanca tavrını onlara karşı hakaret dolu ifadelerle yapmasının, bazı tarihçiler tarafından Yahudilere yönelik şiddet eylemlerinin artmasına zemin oluşturduğu iddia edilir. Bu çalışmada Luther’in, Yahudiler üzerine uyguladığı hoşgörü politikasını ifade eden That Jesus Christ was Born a Jew ve yaşamının son dönemlerinde bu politikanın tam zıttı bir şekilde Yahudi düşmanlığını ifade eden On the Jews and Their Lies adındaki iki önemli eseri ile ne amaçladığı, amacına ulaşıp ulaşmadığı ve bu iki eser hakkında yapılan eleştiriler ve değerlendirmeler üzerine durulmuştur.
- MakaleYalnız künye2024Havayolu şirketlerinde kurum itibarının müşteri memnuniyeti, güven ve telafi memnuniyeti çerçevesinde ele alınması
Yildiz, Tugba; Altun, Melek
Bu çalışma telafi memnuniyetinin müşteri memnuniyeti ve güveni üzerindeki etkisi ile bu iki değişkenin kurum itibarı üzerindeki etkisinin belirlenmeyi amaçlanmıştır. Müşteri memnuniyeti ve güveni rekabet avantajı elde etmede havayolu şirketlerine fırsatlar sunmaktadır. Memnuniyet sağlanması ve güven kazanımı noktasında hizmet sunumu sırasında ortaya çıkabilecek hataların telafi edilme sürecinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmada müşterilerin şirkete güven duyması ve memnun olması açısından telafi memnuniyetinin etkisi de belirlenmeye çalışılmıştır. Verilerin toplanma sürecinde çevrimiçi anket yönetimi ile katılımcılara ulaşılmıştır. Havayolu ile seyahat eden ve şikâyetine çözüm bulunan 402 katılımcının anket formu değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre telafi memnuniyeti müşteri memnuniyeti ve güveni üzerinde, müşteri memnuniyeti ve güveni ise kurum itibarı üzerinde olumlu etkiye sahiptir.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Dijitalleşen Realite Şovlara ve Gösteri Toplumuna Performatif Yaklaşım: RealiTuber ve RealiToker
Kömür, Gökhan
Bu araştırma, televizyona özgü bir tabloid tür olduğu varsayılan realite şov yayıncılığının bağlamını geleneksel kitle ekranından, çağdaş kitlesel-öz ekranlara taşıyan yenilikçi bir değerlendirme çerçevesine odaklanır. Sinoptikondan omniptikona geçişle birlikte her an, her yerdeleşen gösteri performansları hem Debord’un hem de Goffman’ın performatif yaklaşımları çerçevesinde Realite Şovlara yeni bir kavramsal açıklama geliştirmenin imkanlarını barındırır. Realite Şovlar, artık yalnızca Survivor, Yemekteyiz, Master Chief, Kısmetse Olur, Yetenek Sizsiniz, O Ses Türkiye, Müge Anlı vs. programlarla sınırlı olmaksızın neredeyse YouTube ve TikTok’un tüm yayın performanslarına dağılmış durumdadır. Bu koşullar altında, çoğunluğun azınlığı izlediği sinoptik gözetimden herkesin herkesi (birbirini) izlediği omniptik bir şov (gösteri) performansına geçiş söz konusudur. Çünkü hem içeriğin üretimi hem de izleme deneyimi açısından farklılaşan bu performatif yapı, bir YouTuber ya da TikToker’ı seyreden milyonların ötesinde, günlük hikayeler (story) ve kısa videolarla birbirlerini gözetleyen milyonları kavramsallaştırmak için önemlidir. Bu yönüyle YouTuber ya da TikToker olarak kavramsallaştırmaya alışık olduğumuz sosyal medya göstericilerini, toplumsal misyonları paralelinde RealiTuber ve RealiToker olarak yeniden kavramsallaştırmak gerekecektir. Bu araştırma, YouTube ve TikTok sahnesinde gösterileşen toplumsal performansların klasik realite şov yaklaşımı çerçevesiyle kesişimlerini saptamaya çalışmakta ve aslında topyekun bir şovun yaşanmakta olduğuna dikkat çekmektedir. Bu nedenle çalışmanın temel amacı sosyal medyanın mikro-ünlü sistemi olan YouTuber ve TikToker gibi popüler içerik üreticileri ile birlikte, büyük ya da küçük bir seyirci (takipçi) kitlesine sahip olan tüm sıradan kullanıcıları da kavramsallaştırarak yeni bir kimlik tanımlaması geliştirmektir. Çünkü realite şovun üretimi olan tele-yaşamlar, yalnızca mikro-ünlülerin değil tüm sosyal medya kullanıcıların deneyimlediği bir gösteri formatı olarak biçimlenmektedir
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024The Effect of STEM-Based Robotic Coding Education on Primary School Students’ Decision-Making Skills
Çakır, Zehra; Yalçın, Sema Altun; Meral, Meryem; Samur, Esila
This study aimed to determine the effectiveness of STEM-based robotic coding education for primary schoolers in terms of their decision-making skills. Mixed method was preferred in the research. Pretest-posttest control group designs were used in the quantitative phase, and the case study was used in the qualitative phase of the research. The study sample consisted of 65 third graders. Pre-testing of experimental and control group students was performed using the decision-making skill scale. STEM-based robotic coding training was given to the experimental group for 6 weeks. Afterwards, the decision-making skill scale was applied as a post-test to both the experimental and control group. Quantitative data were analyzed with the paired and independent samples t-test. A statistically significant increase was observed in the experimental group students’ decision-making skills in favor of the post-test. There was no significant difference between the pre-and post-test scores of the control group students. An interview with 15 experimental group students was conducted in order to collect qualitative data, and the interview results were analyzed using the content analysis technique. According to the qualitative findings, robotic coding education positively affected the students’ decision-making, problem-solving, and willingness to share ideas. Suggestions were made based on the results.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Restoranlarda Yalnız Yemek Yiyen Müşterilerin Fiziksel ve Psikolojik Unsur Algılarının Davranışsal Niyetler Üzerine Etkisi
Apak, Ömer Ceyhun
Bu araştırmanın amacı yalnız yemek yeme bağlamında restoran müşterileri perspektifinden restoranların fiziksel ve psikolojik unsurları arasındaki ilişkiyi belirlemek, fiziksel ve psikolojik unsurların yalnız yemek yiyen müşterilerin bölgesellik algılarını etkileyip etkilemediğini ortaya çıkarmak, bölgesellik algısının yalnız yemek yeme memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerine etkisini incelemek ve yalnız yemek yeme memnuniyeti ile tekrar ziyaret etme niyeti arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu kapsamda Türkiye’nin tek haneli yaşayan nüfusunun en fazla olduğu Gümüşhane ilindeki yalnız yemek yiyen restoran müşterilerinden 399 veri toplanmıştır. Araştırma verileri sosyal ve davranış bilimlerinde yaygın olarak kullanılan yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak test edilmiştir. Sonuç olarak fiziksel unsurlar ile psikolojik unsurlar arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Fiziksel ve psikolojik unsurların bölgesellik algısı üzerinde pozitif etkisi bulunmuştur. Bununla birlikte bölgesellik algısının yalnız yemek yeme memnuniyeti ve restoranı tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırma bulgularına göre yalnız yemek yeme memnuniyetinin restoranı tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi bulunmaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Teknoloji destekli matematik öğretiminin öğrencilerin matematik performansına etkisi: ikinci dereceden bir meta-analiz
Filiz, Tunahan; Demir, Mustafa; Kaya, Metin; Çelik, Ahmet
Matematik öğretiminde kullanılan tüm teknolojik desteklerin öğretimsel yönüne bakılmaksızın öğrencilerin matematik performanslarını olumlu düzeyde etkileme gücüne sahip olduğu ifade edilmektedir. Bu bağlamda bu araştırmada teknoloji destekli matematik öğretiminin öğrencinin matematik performansına etkisini incelemek amaçlanmıştır. 2017-2022 yılları arasında teknoloji destekli matematik öğretiminin öğrencilerin matematik performansı üzerindeki etkisini inceleyen 22 meta analiz araştırması ve bu araştırmalardan gelen 27 etki büyüklüğü second-order meta analiz yöntemiyle birleştirilmiştir. Teknoloji destekli öğretimin matematik performansına etkisinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca teknoloji destekli öğretim ile ilgili çalışmalarda lokasyon ve yayın kalitesinin öğrencilerin matematik performansı üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Öte yandan teknoloji destekli öğretim, performans çeşidi, öğretim kademesi, yanlılık durumu, araştırma türü ve yıl aralığı moderatör değişkenlerine göre istatistiksel olarak bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Teknoloji destekli tüm öğrenme modellerinin öğrencilerinin matematik performansını artırdığı ancak Digital Tools Based Instruction ve Software Based Instruction modellerinin öğretim sürecinde kullanımının öğrencilerin matematik performansına etkisi bakımından diğer öğrenme modellerine göre daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonuçları doğrultusunda önerilere yer verilmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin antioksidan aktivite, toplam fenolik madde içeriği ve a-glukozidaz enzimi inhibisyon potansiyelinin araştırılması
Cebeci, Fatma; Erten, Tayyibe
Amaç: Bu çalışmanın amacı Trachystemon orientalis (L.) G.Don bitkisini yaprak, sap ve rizom olarak 3 kısma ayırıp, bu kısımların protein içeriğini, antioksidan aktivitesini, toplam fenolik madde içeriğini ve α- glukozidaz inhibisyon oranını belirlemektir. Materyal ve Yöntem: Bitkinin proksimet analizleri Association of Official Analytical Chemists’in (AOAC) metotlarına göre yapılmıştır. Antioksidan aktivite, toplam fenolik madde analizleri ve α- glukosidaz inhibisyonunun belirlenmesinde ise spektrofotometrik yöntemler kullanılmıştır. Örnekler arasındaki farklılıkların değerlendirilmesinde tek yönlü ANOVA ve Tukey testi uygulanmıştır (p<0,05). Tartışma ve Sonuç: Bitkinin yaprak, sap ve rizom kısımlarının içerdiği kül ve kuru madde oranları istatistiksel olarak anlamlı farklılık içermektedir. Buna karşın protein oranı en çok yaprak kısmından elde edilirken (%15,67), sap ve rizom kısımlarında önemli bir fark görülmemiştir. DPPH ve ABTS yöntemleriyle antioksidan aktivitesi ölçüldüğünde; en yüksek antioksidan aktivite rizom kısmında, ardından sırasıyla yaprak ve sap kısımlarında görülmüştür (p<0,05). Yaprak, sap, rizom kısımlarının toplam fenolik madde içeriği, antioksidan aktivite sonuçlarıyla paralellik göstermektedir. Toplam fenolik madde içeriği rizom>yaprak>sap şeklinde, sırasıyla 2,78 ± 0,04; 1,11 ± 0,06 ve 0,81 ± 0,07 mg GAE/ g taze ağırlık olarak bulunmuştur. Yaprak (%52,06 ± 2,87) ve rizom (%54,34 ± 1,10) ekstraktlarının α-glukozidaz inhibisyon değerleri standart α-glukozidaz inhibitörü olan akarboza (%43,05 ±1,27) göre daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışma, Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin protein içeriği açısından önemli olduğunu; antioksidan ve antidiyabetik özellikleriyle insan sağlığını destekleyebileceğini ortaya koymuştur.















