Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Derin ötektik çözücülerin portakal kabuğundan biyoaktif bileşiklerin ekstraksiyonuna etkisi

    Kantar, Naciye Kutlu; Hacıbektaşoğlu, Hanife

    Atık değerlendirme kapsamında en önemli meyve atıklarından biri olan portakal kabuğuna alternatif kullanım alanı oluşturmak adına bu çalışma planlanmıştır. Çalışmada, öncelikle organik çözücülerin (etanol, metanol ve su) yerine alternatif olabilecek farklı tipte derin ötektik çözücüler kullanılarak ultrasonik destekli ekstraksiyon yöntemi eşliğinde portakal kabuğu ekstraktları hazırlanmış olup bu ekstraktların biyoaktif bileşik içerikleri (toplam fenolik bileşik, toplam flavonoit bileşik, antioksidan aktivite ve bireysel fenolik bileşik profili) değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, derin ötektik çözücülerin en yüksek toplam flavonoit madde ve antioksidan aktivite değerlerinin sağlanmasında istatistiksel olarak etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bireysel fenolik bileşik profili incelendiğinde en baskın bileşenin hesperidin olduğu görülmüş ve en yüksek değere kolin klorür:gliserol (1:2) kombinasyonu ile ulaşılmıştır. Sonuçta derin ötektik çözücülerin portakal kabuğundan fitokimyasal bileşiklerin ekstraksiyonunda organik çözücülere alternatif olabildikleri saptanmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Effect of Cognitive, Emotional and Behavioral Self-Regulation Performances on Academic Achievement: The Case of Elementary School Second Grade Students

    Akeren, İhsan

    The purpose of the present study is to examine the effect of cognitive regulation, emotional regulation, and behavioral regulation, which are the dimensions of self-regulation, on academic achievement. Forty-one second grade elementary school students (age x̄= 8±,45, n= 19 girls, 22 boys) selected from rural and urban centers were included in the study in which participants' cognitive, emotional, and behavioral self-regulation performances were measured and their relationships with academic achievement were analyzed. The results showed that behavioral regulation performance was not related to other regulation performance and academic achievement (r= -,06 - ,06, p> ,05), while cognitive regulation (r= ,75, p< ,01) and emotional regulation (r= ,59, p< ,01) had significant relationships with academic achievement. According to the regression analysis, cognitive regulation explains 57% of the variance in academic achievement and emotional regulation explains 7% of the variance in academic achievement. When the means were compared by gender and age, it was found that the cognitive regulation performance of girls (x̄ = 281,05±90,93) was higher than that of boys (x̄= 207,64±101,95) (F= ,63, t= 2,42). Considering the other means, it was concluded that emotional regulation performance and academic achievement did not differ significantly according to gender and age. The results were discussed in the context of the literature, and the fact that behavioral regulation performance is not related to other regulation domains and academic achievement, and the relatively small number of participants, although it is a performance measure, are considered as limitations of the current study. Therefore, it is recommended to develop an activity that validly measures behavioral regulation performance for future studies and to replicate the current study with more participants.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Sınav Döneminde Üniversite Öğrencilerinin Tükürük Kortizol Düzeyleri İle Beslenme, Sigara İçme, Fiziksel Aktivite Durumlarının Belirlenmesi

    Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar Boyuk

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, sınav döneminde üniversite öğrencilerinin tükürük kortizol düzeyleri ıle beslenme, sigara ıçme fiziksel aktivite durumlarının belirlenmesidir. Yöntem: Bu çalışma Bayburt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde 2023-2024 final sınav döneminde yürütülmüştür. Bir anket ile katılımcıların demografik özellikleri, beslenme ve fiziksel aktivite davranışları belirlenirken, antropometrik ölçümler alınmış ve beslenme durumları değerlendirilmiştir. Final sınavından önce ve sonra alınan tükürük örneklerinde kortizol hormonu seviyeleri ELISA ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma, klinik olarak herhangi bir sağlık problemi bulunmayan 18-25 yaş aralığındaki toplam 120 gönüllü öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada, öğrencilerin sınav öncesi ve sonrası tükürük kortizol düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Kortizol düzeyleri erkek öğrencilerde (n=60) kız öğrencilerden (n=60) daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Sigara içenlerin kortizol düzeyleri içmeyenlere göre yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sınav kaygısı kız öğrencilerde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sınav döneminde fiziksel aktivite, beslenme davranışları veya besin tercihleri açısından anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir (p>0.05). Sonuç: Öğrencilerin için önemli stress etmenlerinden birisi olan sınav dönemidir. Bu dönemde beslenme, fiziksel aktivite ve sigara kullanımı üzerindeki etkilerinin incelenmesi önemlidir. Kortizol seviyeleri bu tür çalışmalar için önemli bir belirteçtir ve stres önleme stratejilerinin etkinliğinin değerlendirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Social and Economic Problems of Agricultural Enterprises: The Case of Bayburt

    Esmer, Yusuf; Özel, Emrah

    Agricultural enterprises are enterprises that make significant contributions to the economic, social and cultural development of countries by engaging in agricultural production, agricultural product processing and agricultural marketing activities. It can be said that agricultural enterprises in Türkiye face many problems because they are mostly SMEs. The aim of this study is to examine the social and economic problems of agricultural enterprises based on the Bayburt example. In the study, it was deemed appropriate to use face-to-face interview technique within the scope of qualitative research method. In the interview, a questionnaire containing 32 questions about the social and economic problems of agricultural enterprises was used in addition to questions about participants and agricultural enterprises such as position, sector experience, enterprise size, enterprise title. Data were collected from 27 agricultural enterprises engaged in production, processing and marketing activities in Bayburt province. Content analysis technique was used to analyze the data. The responses of the participants were processed in depth within the scope of the themes determined in accordance with the content analysis technique, and the social and economic problems of agricultural enterprises were identified and solution suggestions were developed. As a result of the analysis, it was determined that agricultural enterprises have various problems related to management, production, marketing, finance and risk management, accounting, human resources, R&D and infrastructure, and suggestions were made within the scope of each theme. In conclusion, it is thought that this study will shed light on all agricultural enterprises operating in the sector and relevant stakeholders by addressing the existing problems, identifying the obstacles and developing recommendations.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
  • MakaleAçık Erişim2024
    Correlating Gas/Particle-Phase Concentration of Indicator Polychlorinated Biphenyls with Meteorological Factors in Bayburt, an Important University City of Turkey

    Paloluoğlu, Cihan

    This study was carried out in two seasons in Bayburt University Baberti Campus (BUBC) in Bayburt city, which is an important university city in Turkey. Gas and particle phase atmospheric concentrations of Urban atmospheric Indicator Polychlorinated Biphenyls (i-PCBs: PCB#28, 52, 101, 118, 138, 153, 180) were determined at first. Then, by using different methods, the interactions between i-PCB concentrations and meteorological factors were investigated. Gas and particle phases of atmospheric i-PCB samples were collected using a high-volume air sampler (HVAS) in BUBC . Following this stage, the samples were analyzed in a gas chromatography-mass spectrophotometer (GC-MS) by passing through appropriate extraction steps. According to the data obtained, the average gas phase ∑i-PCB concentration for the summer month was determined to be 11.314 pg/m3 during the sampling period while the average particle phase ∑i-PCB concentration was found to be 2.145 pg/m3. The average gas phase ∑i-PCB concentration was found to be 4.582 pg/m3 for the winter period while it was found to be 1.756 pg/m3 for the average particle phase ∑i-PCB concentration. In addition, the average total concentrations of i-PCBs were calculated to be 19.797 pg/m3. It was determined that meteorological factors especially temperature (from the Clausius–Clapeyron equation), wind velocity and direction, and rainfall have significant impacts on i-PCB concentration and its distribution. In light of these data, i-PCB concentrations determined in the gas phase were found to be higher than those in the particle phase. In addition, concentration rates determined in summer months were calculated to be higher compared to those calculated for winter months.

    • SDG 13 · İklim Eylemi
  • MakaleAçık Erişim2024
    Moğol İstilâsının Gerekçelerine Dair Bazı Tespitler: Horasan Örneği

    Durmuşoğlu, Kurban

    Moğol istilâsı Orta Çağ’da belki de adından en çok söz ettiren olaylardan biridir. Cengiz Han liderliğinde başlayan bu istilâ hareketiyle birçok yerleşim alanı ya büyük bir tahribat yaşamış ya da tamamen yıkılmıştır. Bu yıkımlardan en büyüğü de Horasan’da yaşanmıştır. Ancak Moğolların Horasan coğrafyasındaki yıkımlarının boyutları tartışma konusudur. Bu konuda kaynaklar birçok iddia öne sürmekte ve Moğol istilâsını farklı gerekçelerle ortaya koymaktadır. Hiç şüphesiz Moğolların Horasan’daki tutumunun bir strateji sonucu ortaya çıktığı unutulmamalıdır. Aksi taktirde bu konudaki iddialar Moğol istilâsının gerekçelerini açıklama noktasında eksik kalacaktır. Hârezmşâh bakiyelerinin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olan bu stratejide elbette bölgede birtakım yıkımlar meydana gelmiştir. Bu bağlamda Moğolların Horasan coğrafyasındaki yıkımları birçok nedene bağlandığı gibi temelde bir bütün halinde ele alınmamıştır. Dolayısıyla çalışmamızın ortaya çıkış noktası da bu eksiklikten ileri gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, Moğolların Horasan’da gerçekleştirdikleri yıkımların altında yatan sebepleri genel çerçevede tespit etmektir. Bu kapsamda araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Moğolların Horasan coğrafyasında gerçekleştirdiği yıkımların altında Moğolların askerî strateji ve intikam duygusu, Horasan’ın stratejik konumu, Horasan halkının itaat etmemesi, bozkır taktiği ile Moğolların göçebe yaşamı ve Hârezmşâhların ihaneti gibi sebeplerin olduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    1260-61 / 1844-45 Temettüat Kayıtları Işığında Mahmutlar ve Gökçeviran Köylerinin Sosyal ve Ekonomik Yapısı

    Metin, Rafet

    Temettüat Defterleri, 19. yüzyıl Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihinin en değerli kaynaklarından biri olarak öne çıkmaktadır. Tanzimat dönemi reformlarının etkisiyle bu defterlerde vergi reformu konusu öncelikli bir mesele olarak ele alınmıştır. Devlet gelirlerinin denetim altına alınması, vergi sistemindeki aksaklıkların giderilmesi, vergi mükelleflerinin belirlenmesi ve bütçenin dengelenmesi gibi hedefler doğrultusunda ülke genelinde sayımlar yapılmıştır. Bu sayımlar sonucunda hazırlanan Temettüat Defterleri, vergilendirme sistemini adil hale getirerek halk üzerindeki vergi yükünü hafifletmeyi amaçlamış ve vergi dağılımında yaşanan adaletsizlikleri gidermeyi hedeflemiştir. Aynı zamanda bu kayıtlar, dönemin sosyo-ekonomik ve demografik yapısını ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Kayıtlarda, çeşitli bölgelerde yaşayan halkın mal varlıkları, sahip oldukları mülkler, hayvanlar, arazi ve kişisel malları detaylı bir şekilde kaydedilmiş; bu sayede dönemin kırsal yaşamı, nüfus yapısı ve tarımsal ekonomisi hakkında önemli veriler elde edilmiştir. Temettüat Defterleri, aynı zamanda mükelleflerin adları, lakapları ve meslekleri hakkında da bilgi sunmaktadır. Bu bilgiler, dönemin ekonomik ve sosyal yapısına dair kapsamlı bir panorama sunmakta, Osmanlı toplumunun ekonomik faaliyetlerini anlamamıza imkân tanımaktadır. Bu çalışmada, Hicri 1260-1261 (Miladi 1844-1845) yıllarında Kalecik Kazasına bağlı olan Mahmutlar ve Gökçeviran köylerinin sosyal ve ekonomik yapıları, 17095 numaralı Temettüat Defteri’nden faydalanılarak incelenmiştir. Kayıtlardan anlaşıldığı üzere, bu köylerde yaşayan toplam 49 hane, geçimlerini ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Tarımsal faaliyetler arasında buğday, arpa ve pamuk üretimi öne çıkarken, hayvancılıkta ise daha çok küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar ile yük ve binek hayvanları yetiştirilmektedir. Ziraat işçiliğinin yaygın olduğu bu köylerde, imam, hizmetkâr ve çoban gibi meslek dallarında çalışan kişilerin de bulunduğu görülmektedir. Çalışmada, vergi mükellefi olan hane reislerinin tarım, hayvancılık ve diğer mesleki faaliyetlerinden elde ettikleri gelirler doğrultusunda ödedikleri vergi türleri tespit edilerek, köylerdeki vergi yükü analiz edilmiştir. Bu sayede, köy halkının ekonomik yapısı ve vergi yükü arasındaki ilişki daha net bir şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Temettüat Defterleri, yalnızca vergi kayıtları açısından değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun sosyo ekonomik yapısını anlamamıza katkı sağlayan birincil kaynaklar arasında yer almaktadır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    A Study on the Reliability and Validity of the Social Media Leadership Scale in Education Organizations Sample

    Demir, Mustafa; Görgülü, Deniz

    Purpose: In this study, it is aimed to develop a Likert-type scale that can measure the status of managers and employees working in organizations in the context of social media leadership in a sample of educational organizations. Design/Methodology/Approach: The study was conducted on teachers working in schools affiliated with the Ministry of National Education during the 2022–2023 academic year. Expert opinions were sought to ensure the construct validity of the scale. The content validity rates of the items were determined, and the content validity index of the scale was calculated as 0.88. Exploratory Factor Analysis (EFA) and Confirmatory Factor Analysis (CFA) were conducted to test the validity of the scale. KMO and Bartlett tests were used to determine the suitability of the obtained data for factor analysis. The EFA revealed that the scale had a 5-factor structure, which was then confirmed by the CFA. The CFA results were supported by acceptable and excellent fit values. The conformity and validity of the scale and the correlation between the factors were calculated. The internal consistency reliability coefficient was used to determine the reliability of the scale. After the aforementioned procedures, the Social Media Leadership Scale (SMLLS) was developed. The SMLLS consists of 24 items with 5 factors: guidance, innovation, ethical principles, sensitivity, and awareness. The lowest score on the scale is 24, and the highest score is 120. Findings: The SMLS is a measurement tool developed to determine the leadership levels of social media users. The findings regarding the validity and reliability of the scale indicate that it has sufficient psychometric properties to determine the leadership levels of social media users. Highlights: This scale can be used to assess the current status of teachers and administrators working at various levels within educational institutions in the context of social media leadership.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    10. Sınıf Ekosistem Ekolojisi Konusunun Öğretiminde Öğrenme Amaçlı Yazma Aktivitelerinin Etkisi

    Öztürk, Bilge; Demiroğlu Çiçek, Sümeyra

    Çalışmanın amacı: Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim 10. sınıf biyoloji dersi içerisinde yer alan Ekosistem Ekolojisi konusunun öğretiminde Öğrenme Amaçlı Yazma (ÖAY) aktivitelerinin öğrenmeye etkisinin belirlenmesi ve ÖAY aktiviteleri ile yürütülen ders sürecinin öğrenci görüşleri açısından incelenmesidir. Materyal ve Yöntem: Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Bayburt Merkezde yer alan bir lisenin 10. sınıfında öğrenim gören 87 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Ön Bilgi Testi (ÖBT), Ekosistem Ekolojisi Başarı Testi (EEBT) ve Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde normallik testlerinden Shapiro-Wilk Testi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan her iki testten elde edilen verilerin normal dağılım şartını taşımamasına bağlı olarak testlere non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testi yapılmıştır. Diğer taraftan nitel verilerin analizinde içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Bulgular: EEBT'den elde edilen verilerin analizi neticesinde ÖAY aktivitelerinden mektubun ve günlüğün 10. sınıf öğrencilerinin Ekosistem Ekolojisi konusundaki başarılarını arttırdığı belirlenmiştir. Bu aktivitelerden mektup ve günlük dikkate alındığında mektup yazma aktivitesinin günlük yazma aktivitesine oranla akademik başarıya katkısının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. GF’den elde edilen verilerin analizine göre öğrencilerin ÖAY aktivitelerine ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Önemli Vurgular: Bulgulardan elde edilen sonuçlar neticesinde öğrenci çıktılarını arttırmak amacıyla, ortaöğretim seviyesi biyoloji derslerinde ÖAY aktivitelerinin kullanımının desteklenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    AtıfOpenAlex8TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Ekonomide Lokomotif Güç: İktisadi Devlet Teşekkülleri (1940-1945)

    Uğur, Uçar

    Amaç: Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin sanayileşme sürecinde önemli bir yere sahip olan İktisadi Devlet Teşekküllerinin (İDT) kuruluş sürecini, ekonomik bağlamını ve faaliyetlerini sayısal verilerle açıklamak ve bu kuruluşların önemini ortaya çıkarmaktır. Bunlara ek olarak bu teşekküllerin hangi sektörlerde faaliyet gösterdiğini ve bu sektörlerdeki üretim, istihdam ve yatırımlara katkılarını incelemek bir diğer amaçtır. Tasarım/Yöntem: Araştırma ele alınırken öncelikle tarih biliminin birinci el kaynaklarından olan arşiv belgelerinden istifade edilmiştir. Bununla birlikte belirlenen tarihler arasındaki döneme ait veriler ulusal basın taranarak veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Son olarak konu ile bağlantılı telif ve tetkik eserlerden istifade edilmiştir. Çalışma, doküman analizi şeklinde yapılmış, elde edilen veriler analiz edilerek metin oluşturulmuştur. Bulgular: İktisadi Devlet Teşekkülleri, 1930’lu yılların başında sermaye, müteşebbis, bilgi ve teknik uzman eksikliği ile alt yapı sorunları gibi sebeplerden dolayı özellikle sanayi alanında devletin ekonomiye müdahale etmesi sonucunda kurulmuşlardır. İDT’ler devletin toplumsal alandaki görevlerinden olan halkın refah seviyesinin artırılması sorumluluğunu yerine getirmek ve bunun gerçekleşmesi için gerekli koşulların oluşmasında önemli bir role sahiptir. Ayrıca bu kurumlar kalkınma dönemindeki Türkiye ekonomisine olumlu ve yapıcı bir etki ile katkıda bulunarak özellikle kalkınmaya ve teknolojik ilerlemeye öncülük etmiştir. Konunun özelinde ise İkinci Dünya Savaşı yıllarında İDT’ler, Türkiye ekonomisinin istikrarını korumada ve savaşın olumsuz etkilerini hafifletmede önemli rol oynamıştır. Sınırlılıklar: Çalışmanın en önemli sınırlılığı belirli bir zaman dilimini (1940-1945) ele almasıdır. Bu sınırlandırılmaya gidilmesinin sebebi ise özellikle Devletçilik politikasının hayata geçirilmesiyle birlikte kurulan ilk İDT’lerin İkinci Dünya Savaşı gibi olağanüstü bir dönemdeki faaliyetlerinin ele alınması düşüncesidir. Özellikle 1945 yılından sonraki süreçte küresel dünyada Devletçilik politikasının benimsenmesinde bir yavaşlama söz konusudur. Bundan dolayı çalışma ele alınırken bu çerçevede bir yol izlenmiştir. Özgünlük/Değer: Çalışmayı özgün kılan en önemli özellik birinci el arşiv kaynaklarının kullanılmasıdır. Bir diğer özgün değer ise konunun tarih bilimi bağlamında ve dönemsel olarak ele alınmasıdır. Daha önce ele alınan çalışmalar genellikle bu kurumların özelleştirmelerini konu edinip iktisat biliminde ele alırken, bu çalışma doğrudan İDT faaliyetlerine değinmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleYalnız künye2024
    Gerontological Paradigm in Aging in Place

    Alpay, Ahmed Hamza

    Aging and being an older person makes sense in many people's ideals of coping and learning, assuming that the problems of aging in place largely involve environmental influences. Elderly empowering independence, confidence, and self-actualization is one of the few positive stereotypes in indirect individual behavior in many measures of aging in place. Environmental gerontology, especially in aging, is due to the experiences we will revive and the time we need to live indirectly. Aging in place is a core philosophical concern in gerontology that has multiple facets, psychological components of the home for people to age in the right place. Things that change or stay the same in the environment can turn into a withdrawal process throughout our lives. Such phenomena, which affect the future needs of many people, have to do with how they understand the answers to ancient questions in an adaptive process. Aging in place continues to excite researchers to uncover and develop a sense of purpose. In this article, the phenomenon of aging in place will be viewed from the gerontological paradigm and the behavioral patterns of aging individuals will be discussed in the characterization of environmental factors.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    Ulusal Deprem Tatbikatı Sonrası Korku Pazarlaması Kapsamında, Küçük İşletmelerin Afet Sigortası Satın Alma Eğilimleri

    Yildiz, Emel; Çınar, Öznur

    Doğal afetlerin neden olabileceği bireysel kayıp kaynaklı riskler, bu risklerin meydana getirebileceği korku ve bu korkunun neden olabileceği telafi sistemleri isteği (doğal afet sigortası) bağlamından hareket ederek, bu araştırmanın amacı, bir doğal afet tatbikatı vasıtasıyla olası yüksek riskli bir afetin meydana getirebileceği kayıpların neden olacağı olası korkunun doğal afet sigortası yaptırma ile olan ilişkisini araştırmaktır. Araştırmanın ana kütlesi Bayburt ilinde faaliyette bulunan 2162 esnaftır. Araştırmada tesadüfi olmayan örnekleme metotlarından biri olan kolayda örnekleme metodu kullanılmıştır. Bu ana kütleden toplamda 764 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma, anket yöntemi kullanılarak 02/02/2023 ile 02/06/2023 tarihleri arasında Bayburt merkezi ve iki ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma anketi hazırlanırken kuramsal çerçevede belirtilen kaynaklardan genel anlamda faydalanılmış olup, anket demografik bilgileri, tatbikatla, sigortayla ve bireylerin afet duygularıyla ilgili soruları içermektedir. Araştırma sonucunda deneklerin afetlerden yüksek oranda korkmakta, afet tatbikatlarında korku duygusu yaşamamakta ve deneklerin ancak yarısı tatbikattan sonra afet sigortası yaptırmaya isteklidir. Ayrıca afet sürecinde duyulan korku hissi afet sonrası afet sigortası yaptırma isteğini belirleyen bir faktör değildir.

  • MakaleYalnız künye2024
    Turizmde Bölgesel Kalkınmaya İlişkin Çalışmaların Değerlendirilmesi: Bibliyometrik Haritalama Analizi

    Apak, Ömer Ceyhun

    Bu araştırma, turizmde bölgesel kalkınma konusunda yapılan çalışmalara genel bir bakış açısı sağlamak için ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın amacı, Web of Sience veri tabanında turizmde bölgesel kalkınmaya yönelik çalışmaların bibliyometrik özelliklerini incelemektir. Bu kapsamda “turizm” ve “bölgesel kalkınma” anahtar kelimeleri kullanılarak 1.353 çalışmaya ulaşılmıştır. Daha sonra Web of Sience veri tabanında konaklama, eğlence ve spor turizmi kategorisi seçilerek 1999-2023 yılları arasında yayınlanan 269 makaleye ulaşılmıştır. Elde edilen makalelerin özellikleri ile bibliyometrik haritalama analizi gerçekleştirilmiştir. VOSviewer yazılım aracı kullanılarak bibliyometrik ağlar oluşturulmuş ve analizler görsel olarak sunulmuştur. Yapılan çalışmalar yayın dili ve yılı, en çok atıf yapılan yayınlar, en çok kullanılan anahtar kelimeler, özetlerde kullanılan en çok sözcükler, en çok atıf alan yazarlar, en çok atıf alan dergiler ve en çok atıf alan ülkeler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre çalışmaların yayın dili büyük çoğunlukla İngilizcedir. En çok yayının 2020 yılında yapıldığı görülmüştür. Anahtar kelimelerde en çok kullanılan kelimelerin bölgesel kalkınma ve turizm olduğu, çalışma özetlerinde ise en çok kullanılan sözcüklerin politika, ülke, büyüme ve turist olduğu belirlenmiştir. En çok atıf alan yazarların Wall, Kastenholz ve Björk olduğu, en çok atıf alan dergilerin ise Tourism Management, Journal of Sustainable Tourism ve Annals of Tourism Research olduğu tespit edilmiştir. Son olarak en fazla atıf alan ülkelerin ise sırasıyla Avustralya, Finlandiya ve Amerika Birleşik Devletleri olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın sonuçları turizmde bölgesel kalkınmaya yönelik yapılan çalışmalar hakkında genel bilgiler sunmaktadır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Determination of optical properties of ovangkol (Guibourtia ehie (a.chev.) j.léonard) wood treated with oxalic acid and hydrogen peroxide

    Ayata, Ümit; Camlibel, Osman

    Ovangkol wood, an exotic wood species, is becoming valuable in the woodworking industries, particularly in the furniture sector. Bleaching treatments alter the color of the wood. In this study, changes in certain surface properties [whiteness index (WI*), glossiness, and color parameters (lightness (L*), red color (a*) tone, yellow color (b*) tone, chroma (C*), and hue angle (ho))] were investigated by applying two different bleaching chemicals [oxalic acid (C2H2O4) and hydrogen peroxide (H2O2) + sodium hydroxide (NaOH)] on ovangkol (Guibourtia ehie (A.Chev.) J.Léonard) wood surfaces. According to the results, increases in WI* in the parallel direction and all color parameters were observed with the C2H2O4 chemical. Additionally, with the NaOH + H2O2 solution, increases in L* and ho values were achieved, while decreases in a*, C*, and b* parameters were observed. When using the C2H2O4 chemical, the ∆E* value was recorded as 4.25, whereas it was determined as 13.14 for treatments with solutions containing H2O2 + NaOH. Positive changes in ∆L* values were observed with both chemicals. However, positive ∆a*, ∆b*, and ∆C* values were observed with the C2H2O4 chemical, while these values were negative with the NaOH + H2O2 solution. The glossiness values decreased at both 60° and 85° angles regardless of whether the bleaching agents were applied parallel or perpendicular to the wood fibers.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Pain Level and Medication Compliance of Elderly Individuals with Chronic Diseases: Cross-Sectional Study

    Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru

    This study was conducted in cross-sectional type to determine the medication compliance, pain level and factors affecting the pain level of elderly individuals with chronic diseases. 154 elderly individuals were included in the study. Data were collected with the Patient Information Form, Geriatric Pain Scale and Medication Compliance Reporting Scale. In the analysis of data; descriptive statistics such as number, percentage, mean, standard deviation, minimum and maximum values, Independent samples t test, One-Way ANOVA and multiple linear regression analysis were used. Of the participants whose average age was 71.82±5.78, 56.5% were male, 43.5% were primary school graduates, and most of them were hypertension (68.8%) and diabetes (40.3%) patients. The total score of the Medication Compliance Reporting Scale of elderly individuals is 19.73±5.38 and the Geriatric Pain Scale score is 53.33±27.68. Among the variables included in the model; gender, educational status, number of illnesses and painkiller use were found to affect the level of geriatric pain (p

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2024
    Decolorization of acid yellow 17 by ozonation and peroxone (O3/H2O2) process

    Cengiz, Ibrahim

    In this study, the decolorization of Acid Yellow 17, a mono azo dye with a wide range of applications such as in food, textiles, personal care products, and household cleaning products, was investigated in aqueous solutions using ozonation and peroxone processes. The effects of ozone gas flow rate (150, 200, and 250 L/h), ozone gas concentration (5.5, 11, and 16.5 g/m3), initial dye concentration (100, 200, and 300 mg/L), and hydrogen peroxide concentration (25, 50 and 62.5 mg/L) on decolorization in the batch bubble reactor were investigated. When the ozone gas flow rate was increased from 150 L/h to 200 L/h in the ozonation process, the removal efficiency increased from 70% to 80.2%. At gas flow rates above 200 L/h, removal was negatively affected. The removal efficiency increased with increasing ozone gas concentration, and at the end of the 45-minute reaction time, a removal efficiency of 98% was achieved at an ozone gas concentration of 16 g/m3. The increase in initial dye concentrations decreases the removal efficiency due to the increase in the amount of pollutant per unit ozone molecule. In the peroxane process, the effect of hydrogen peroxide on color removal was limited. It was determined that the ozonation process was more effective for the removal of Acid Yellow 17 from aqueous solutions.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Üniversite Öğrencilerinin Psikolojik İyi Oluş, Öz Düzenleme ve Depresyon Düzeyleri Arasındaki İlişkiler

    Akeren, İhsan

    Depresyonun azaltılmasında öğrencileri güçlendireceği düşünülen psikolojik iyi oluş ve öz düzenlemenin etkisini belirlemek bu araştırmanın amacıdır. 12 fakülte ve yüksekokuldan 319 öğrenciye ulaşılarak Psikolojik İyi Oluş, Öz Düzenleme ölçekleriyle birlikte ve Beck Depresyon Envanteri-II doldurulması sağlandı. Bunun yanında katılımcılardan cinsiyet, yaş ve sınıf seviyesi bilgileri de toplandı. Katılımcıların psikolojik iyi oluş ve öz düzenleme puanları görece yüksek, depresyon puanları düşüktür. Psikolojik iyi oluş, öz düzenleme ve depresyon puanları sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşmamaktadır ve sosyo-demografik değişkenler bu puanları yordamamaktadır. Psikolojik iyi oluş ile öz düzenleme arasında pozitif yönde anlamlı, bu ikisi ile depresyon arasında negatif yönde anlamlı korelasyon bulunmaktadır. Sosyo-demografik değişkenler kontrol altında tutulduğunda psikolojik iyi oluş depresyonu %13, öz düzenleme depresyonu %8.5 oranında yordamaktadır. Gençlik döneminde yaşanan depresyonun ciddi olumsuz sonuçlara neden olduğu düşünüldüğünde onu azaltan faktörleri belirlemek oldukça önemlidir. Depresyona yönelik önleyici müdahalelerde görev alanların psikolojik iyi oluşun yanı sıra öz düzenleme becerilerinin de etkililiğini bilmeleri çözüme katkı sağlayacaktır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigation of the Relationships between Personality Traits and Self-Perceptions of Leadership Behaviors of Faculty of Sport Sciences Students

    Karataş, İsmail; Adatepe, Eda; Bulut, Adem

    This research was conducted to examine the relationships between the personality traits of students of Faculty of Sports Sciences at Bayburt University and their self-perceptions of leadership behaviors. In this context, consistent with the purpose of the quantitative study, the relational screening model was used. The sample of the study consists of a total of 451 students of the Faculty of Sports Sciences, including 188 women and 263 men. Convenience sampling method was used in selecting the research group. A survey form was used as a data collection tool and this form consists of three parts. The first part of this survey form includes "Personal Information Form", the second part includes "Undergraduate Students' Self-Perceptions of Leadership Behaviors Scale", and the third part includes "Turkish Big Five Personality Scale". First, descriptive statistics of the raw data obtained through this form were calculated, taking into account the data type. Correlation and regression analyzes were conducted on the data obtained in the study. As a result, it was determined that there were significant relationships between the participants' personality traits and their self-perceptions of leadership behaviors, and it was understood that these personality traits were effective on their self-perceptions of leadership behaviors.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024Scopus SJRQ3
    Almanlar Tarafından Yapılan Zincirli Höyük [Sam’al] Kazıları ve Osmanlı Devleti’nin Bu Süreçteki Uygulamaları

    Yildirim, Yildiray

    Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda Avrupa’da meydana gelen tarihi eser araştırmalarındaki gelişmelere bağlı olarak yabancı araştırmacıların akınına uğradı. Bu araştırmacıların mensup olduğu devletlerden biri de Almanya idi. Almanlar, ilk olarak Anadolu’nun batısında yürüttükleri faaliyetlerin ardından ülkenin diğer kısımlarında da çalışmalar yapmaya başladı. Bu yerlerden biri, Osman Hamdi Bey’in 1884 yılında keşfettiği Zincirli Höyüktü. Berlin Müze Müdürü Carl Humann’ın başkanlığında 1888 yılında kazı için ilk ruhsat alındı. Bunu 1890 ve 1894 yılındaki kazılar takip etti. Ardından 1902 yılında üçüncü kazının devamı niteliğinde başlanan kazı ile Almanların yaptığı çalışmalar son buldu. Kazılarda bulunan eserlerden bir kısmı mevcut nizamname ve padişah onayı ile Almanya’ya verildi. Zincirli hakkında yapılan araştırmalar, genellikle arkeoloji veya eskiçağ disiplini çerçevesinde yoğunlaşmakta ve Almanların yaptığı kazılar hakkında çok kısa bilgiler verilmektedir. Doğrudan Almanlar tarafından Anadolu’da yapılan çalışmaları içeren araştırmalarda ise Zincirli kazılarına neredeyse hiç değinilmemiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi doküman analizi tekniği ile Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan Osmanlı Dönemi belgelerinden hareketle Almanlar tarafından yürütülen Zincirli Höyük kazıları incelenmiştir. Bu bağlamda Osmanlı Devleti’nin kazı sürecindeki yaklaşımı, Alman kazı ekibinin ve Osmanlı Devleti’nin buluntularla ilgili tutumları ele alınmıştır. Asar-ı Atika Nizamnamesi kapsamında kazıların yürütüldüğü ve buluntuların buna göre değerlendirildiği tartışılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2024
    The Relationship Between Public Expenditures and Openness in the MIST Countries

    Yıldız, Şaduman

    After the Second World War, increases were observed in both public expenditures and openness, and researchers started to investigate the relationship between these two variables. As a result of the investigations, three hypotheses revealing the relationship between public expenditures and openness were developed. These hypotheses are the compensation hypothesis, the efficiency hypothesis, and the deindustrialization hypothesis. According to the compensation hypothesis, there is a positive relationship between openness and public expenditures, and openness increases public expenditures. On the other hand, according to the efficiency hypothesis, there is a negative relationship between public expenditures and openness, and openness reduces public expenditures. Finally, according to the deindustrialization hypothesis, there is no relationship between public expenditures and openness. In the present study, the effect of openness on public expenditures in the MIST (Mexico, Indonesia, South Korea, and Turkey) countries was tested via panel data analysis using annual data for the 1960-2021 period. In this respect, as a result of the LM cointegration test, it was concluded that there was a cointegration relationship between the variables of public expenditures and openness. Afterward, a coefficient estimate was made for the variables with the CUP-FM and BA-OLS tests, and a positive relationship was revealed between the variables of public expenditures and openness. Finally, the result of the Fisher causality test supported the result of the LM cointegration test. Thus, it was concluded that the compensation hypothesis was valid in the MIST countries for the 1960-2021 period.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele