Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bayram, Sinan(9)
- Ayata, Ümit(8)
- Can, Zehra(8)
- Dertli, Enes(8)
- Esmer, Yusuf(8)
- Kaya, Yunus(8)
- Semerci, Vahide(8)
- Akyol Özcan, Kübra(6)
- Kara, Yakup(6)
- Maden, Sedat(6)
- Şahin, Engin(6)
- Bilgin, Yusuf(5)
- Dirican, Ebubekir(5)
- Ertugrul, Mehmet(5)
- Gülden, Bahadır(5)
- Gıdık, Betül(5)
- Imamoglu, Ilyas Kays(5)
- Kaplan, Kadir(5)
- Kaya, Musa(5)
- Koçak, Lokman(5)
- Kutlu, Naciye(5)
- Sönmez Sarı, Ebru(5)
- Ünalan, Ozlem(5)
- İspirli, Hümeyra(5)
- Ates, Fatih(4)
- Bulut, Mehmet(4)
- Bülbül, Ali Savaş(4)
- Ecem Bayram, Nesrin(4)
- Gökçe, H.S.(4)
- Gültekin, Ömer Faruk(4)
- Kadakal, Huriye(4)
- Kahveci, Hakan(4)
- Kamiloğlu, Aybike(4)
- Kaya, Metin(4)
- Kırbaş, Zila Özlem(4)
- Teber, Ahmet(4)
- Uzunçakmak, Sevgi Karabulut(4)
- Uğur, Uçar(4)
- Yilmaz, Sevda(4)
- Öztürk, Mesut(4)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Fiziksel egzersiz yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin özgüvenleri ile ahlaki olgunluk düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Seval Çalık
Bu araştırmada fiziksel egzersiz yapan ve yapmayan lise öğrencilerinin özgüvenleri ile ahlaki olgunluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca lise öğrencilerinin özgüvenleri ve ahlaki olgunluk düzeylerinin onların cinsiyetine, sınıf düzeyine, lise türüne, akademik başarı durumlarına, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine, aylık gelire, düzenli fiziksel egzersiz yapmaya, annenin düzenli fiziksel egzersiz yapmasına ve babanın düzenli fiziksel egzersiz yapmasına göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Erzincan ilinde milli eğitim bakanlığına bağlı liselerde eğitim gören 435 lise öğrencisinden anket tekniğiyle toplanmıştır. Anket formunda kişisel bilgi formu, özgüven ölçeği ve ahlaki olgunluk ölçeği yer almıştır. Araştırmanın bulguları lise öğrencilerinin hem iç özgüven ve hem de dış özgüven düzeyleriyle ahlaki olgunluk düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bulgular ayrıca lise öğrencilerinin özgüven düzeylerinin sınıf düzeyine, lise türüne, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine ve gelir düzeyine göre farklılaşmadığını, ancak cinsiyete, akademik başarı durumuna, fiziksel egzersiz yapma durumuna, annenin fiziksel egzersiz yapma durumuna ve babanın fiziksel egzersiz yapma durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığını göstermiştir. Lise öğrencilerinin ahlaki olgunluk düzeylerinin sınıf düzeyine ve annenin ve babanın düzenli fiziksel egzersiz yapma durumuna göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı, ancak cinsiyete, lise türüne, anne eğitim düzeyine, baba eğitim düzeyine, gelir düzeyine, akademik başarı durumuna ve düzenli fiziksel egzersiz yapma durumuna göre anlamlı biçimde farklılaştığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel güven algılarının örgütsel bağlılıklarına etkisinin incelenmesi
Mehmet Arız
Bu çalışmada, eğitim örgütlerinde görev yapan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel güven algılarının örgütsel bağlılıklarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Erzincan ili merkez ilçe ve diğer ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okullarda görevli 152 beden eğitimi öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda yürütülen çalışmada, örgütsel güven ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada nicel verilere dayalı araştırma ve ölçme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgi formu, Schoorman ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve çalışanların yöneticilerine karşı güven ağılarını ölçen 4 ifade ile Nyhan ve Marlow tarafından geliştirilen ve örgüte karşı güveni ölçen 4 ifadenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan 8 soruluk örgütsel güven algısı ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların örgütsel bağlıklarını ölçmek için de Mowday ve arkadaşlarının geliştirdiği 9 soruluk örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde SPSS paket programından faydalanılmıştır. Yapılan veri analizi sonucunda örgütsel güvenin örgütsel bağlılığı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Katılımcıların örgütsel güven ve örgütsel bağlılıklarının demografik özelliklere göre anlamlı farklara sahip olup olmadığını araştırmak için t testi, ANOVA (varyans analizi) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre örgütsel güven ve örgütsel bağlılık arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki tespit edilirken, beden eğitimi ve spor öğretmenlerin örgütsel güven ve örgütsel bağlılıklarının demografik değişkenlere göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İzotrop yarım düzleme oturan ortotrop tabakanın sürekli temas problemi
Mine Gül Oktay
Temas mekaniği, güvenli ve enerji tasarruflu tasarımların inşası için vazgeçilmez olan mühendislik bilimlerinin temel disiplinlerindendir ve geniş teorik, sayısal ve deneysel araştırma alanını kapsamaktadır. Bu özelliğiyle mekaniğin önemli bir dalıdır ve halen de bu önemini sürdürmektedir. Temas mekaniği özellikle konvansiyonel olarak dökme malzemelerden imal edilen tribolojik ve yük aktarma düzeneklerinde öne çıkmaktadır. Mekanikte temas problemlerinin incelenmesini, varyasyonel eşitsizliklerin formülasyonu ve çözümü ile ilişkilendirmek mümkündür. Temas mekaniği konusu, son yıllarda mekanik ve uygulamalı matematik bilimlerinde yeni ve ilginç alanların gelişmesine önemli derecede katkı sağlamıştır. Debriyajlar, frenler, yol kaplamaları, lastikler, bilyalı rulmanlar, fren diskleri, menteşeler, demiryolu balastları, temeller gibi sayısız uygulama temas problemlerinin ilgi alanına girmektedir. Bu çalışmada izotrop yarım düzlem üzerine oturan ortotrop tabakanın sürekli temasına ilişkin problem incelenmiştir. Çözümde sadece ortotrop tabakanın kütle kuvveti hesaba katılmıştır. Ortotrop tabaka rijit bir panç vasıtasıyla yüklenmiştir. Tüm yüzeylerin sürtünmesiz olduğu varsayılmıştır. Çalışma sonucunda çeşitli boyutsuz parametrelere ve ortotrop malzeme türlerine bağlı olarak temas uzunluğu, temas gerilmesi, kritik ayrılma uzaklığı ve kritik ayrılma yükü boyutsuz olarak elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Bocce ve dart sporcularının kişilik özellikleri ile sporda imgeleme düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Necla Şahin
Bu çalışma Türkiye bocce bowling ve dart federasyonu faaliyet programında yer alan müsabakalarda yarışan bocce ve dart sporcularının kişilik özellikleri ile imgeleme düzeylerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, mevcut durumu belirlemek adına ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2021-2022 sezonunda TBBDF'nin bocce ve dart müsabakalarında büyükler kategorisinde lisanslı olarak yarışmış olan 189 bocce sporcusu ve 130 dart sporcusu olmak üzere toplamda 319 sporcu dahil edilmiştir. Araştırmada kullanılacak verilerin toplanması amacı ile katılımcılara ''Kişisel Bilgi Formu'', "Sporda İmgeleme Envanteri" ve ''Beş Faktör Kişilik Envanteri'' olmak üzere üç farklı forma ait sorular yöneltilmiştir. Verilerin analizinde basit kolerasyon, Anova-Tukey ve T-testleri yapılarak çalışmanın sonuçlarına ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre çalışmaya katılan bocce ve dart sporcularının Beş Faktör Kişilik özellikleri ile yaş, cinsiyet, Spor branşı, ailede lisanslı sporculuk yapanların var mı? Değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir(p<0,05). Bocce ve Dart sporcularının imgeleme düzeyleri ile yaş, cinsiyet, eğitim durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, spor branşı, milli sporculuk durumu, spor yaşı ve ailede lisanslı sporculuk yapan var mı? Değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir(p<0,05). Anahtar kelimeler: Kişilik Özellikleri, İmgeleme, Bocce, Dart.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Atık sulardan organik kirleticilerin fotokatalitik giderimi için CuO/rGO kompozit nanopartiküllerin sentezi ve karakterizasyonu
Esra Aslan
Nanomalzemelere olan ilgi, bu malzemelerin sahip oldukları sıradışı özelliklerden dolayı her geçen gün sürekli artarak devam etmektedir. Günümüzde nanomalzemelerin, günlük yaşamımızda daha fazla görünür olabilmeleri ancak daha fazla miktarlarda ve daha düşük maliyetle üretilebilmeleri ile mümkün olabilecektir. Bunun için çevre dostu, düşük maliyetli, hızlı ve yüksek verimli yeni proseslerin geliştirilmesine hala ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, önemli bir yarı iletken olan CuO nanopartiküllerin ve CuO@rGO kompozit nanopartiküllerin ticari ölçekte üretilebilmelerine imkân sağlayabilecek bir metod geliştirilmesi ve bu yöntemle üretilen nanopartiküllerin atıksularda bulunan organik kirleticilerin gideriminde fotokatalizör olarak kullanılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, birinci aşamada, düşük maliyetli, kolay uygulanabilir ve çevre dostu bir yöntem olan mikrodalga destekli yakma tekniği ile CuO nanopartiküllerin sentezlenebilirliği çalışılmıştır. Sentez çalışmalarında, CuO nanopartiküller ve CuO@rGO kompozit nanopartiküllerin üretimi için iki farklı temel yaklaşım benimsenmiştir. İlk yöntemde klasik yakma metodu uygulanırken ikinci yöntemde çözelti yakma tekniği uygulanmıştır. Her iki yöntemle de CuO@rGO kompozit nanopartiküllerin de üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla modifiye hummers metodu ile laboratuvarda üretilen indirgenmiş grafen oksit (rGO) kullanılmıştır. Kompozit malzemenin üretiminde CuO ve rGO ayrı ayrı sentezlenmiş ve daha sonra birleştirlmiştir (self–assembly). Sentez çalışmalarından elde edilen veriler, CuO nanopartiküller ve CuO@rGO kompozit nanopartiküllerin her iki yöntemle de başarılı bir şekilde sentezlenebildiğini göstermiştir. Bu çalışmalarda, yaklaşık 10-20 nm boyut aralığında bir boyut dağılımına sahip olan nanomalzemeler elde edilmiştir. Daha sonra bu malzemeler atıksulardan Tartrazin olarak bilinen ve gıda endüstrisinde yoğun bir şekilde kullanılan bir boyarmaddenin fotokatalitik oksidasyonla gideriminde fotokatalizör olarak kullanılmıştır. Bu denemelerde başlangıç kirletici konsantrasyonu 50 mg/L olarak uygulanmıştır. Fotokataliz denemelerinde, gerekli ışımayı sağlamak için 4400µW/cm2 ışık yoğunluğuna sahip bir daldırma tip lamba kullanılmıştır. Çözeltinin kendi doğal pH değerinde yapılan denemelerde, hemen hemen sentezlenen tüm katalizörlerle yapılan denemelerde ortamdaki kirletici maddenin tamamen giderilebildiği gözlemlenmiştir. Ayrıca yapılan kinetik incelemede incelenen tüm süreçlerin yalancı 1. derece kinetik modele uyduğu belirlenmiştir
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İndirgenmiş grafen oksit/nikel ferrit kompozit nanopartiküllerin sentezi ve fotokatalitik aktivitelerinin incelenmesi
Elif Kılıç
Bu çalışmada, hidrotermal sentez metoduyla NiFe2O4 nanopartiküller ve indirgenmiş grafen oksit (NiFe2O4@rGO) kompozitlerinin üretilmesi ve daha sonra bu malzemelerin atıksulardan fotokatalitik oksidasyon metoduyla boyar madde gideriminde fotokatalizör olarak kullanılması ve fotokatalitik aktivitelerinin karşılaştırılması planlanmıştır. Buna göre, çalışma üç aşamalı olarak planlanmıştır. Birinci bölümde, modifiye edilmiş hummers metoduyla grafit tozundan başlanarak önce grafen oksit daha sonra indirgenmiş grafen oksit üretilmiştir. İkinci aşamada hidrotermal sentez metoduyla indirgemiş grafen oksit ve NiFe2O4 nanopartiküllerden oluşan kompozit bir malzeme üretilmiştir. Çalışmanın üçüncü aşamasında ise hidrotermal sentez yöntemiyle üretilen saf NiFe2O4 ve NiFe2O4 indirgenmiş grafen oksit kompoziti, procion yellow HE-3G olarak bilinen bir tekstil boyasının fotokatalitik oksidasyonla bozundurulması prosesinde fotokatalizör olarak kullanılmış ve her iki malzeme için gözlemlenen giderim verimleri karşılaştırılmıştır. Toz haldeki indirgenmiş grafen oksit, modifiye edilmiş hummers metoduyla başarılı bir şekilde sentezlenmiştir. Elde edilen indirgenmiş grafen oksit üzerinde hidrotermal sentez yöntemiyle NiFe2O4 nanopartikülller sentezlenmiştir. Elde edilen tüm ürünlerin yapısal ve morfolojik özellikleri, XRD, FT-IR, SEM, TEM, BET ve VSM teknikleri ile kapsamlı bir şekilde karakterize edilmiştir. Elde edilen sonuçlar NiFe2O4 nanopartiküllerin başarılı bir şekilde sentezlendiğini ve ürün nanopartiküllerin yaklaşık 10-20 nm partikül boyutuna sahip oldukları belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen NiFe2O4 nanopartiküllerin indirgenmiş grafen oksit ile güçlü ve kararlı kompozitler oluşturdukları belirlenmiştir. Üretilen NiFe2O4 nanopartiküller ve rGO@NiFe2O4 kompozit nanopartiküller, boya içeren atıksulardan boyarmaddelerin fotokatalitik oksidasyonla giderimi prosesinde fotokatalizör olarak kullanılmıştır. Üretilen partiküllerin fotokatalitik aktivitelerinin belirlenmesi için, her iki katalizör ile 0,010 g/L, 0,025 g/L, 0,050 g/L ve 0,10 g/L katalizör dozajları ile denemeler yapılmıştır. Elde edilen veriler her iki katalizöründe boya gideriminde oldukça iyi bir fotokatalitik aktivite sergiledikleri ve yaklaşık 60 dakikada çözeltideki boyarmaddenin tamamen giderilebildiği görülmüştür. Nikel ferrit ve indirgenmiş grafen oksit (rGO@NiFe2O4) kompozitinin çok daha etkili bir fotokatalitik aktivite sergilediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, fotokataliz denemelerinden elde edilen deneysel verilere göre, bu prosesin yalancı birinci dereceden kinetik model ile tam uyumlu olduğu belirlenmiştir.
- Doktora TeziAçık Erişim2023Hurûfu'l-me'ânî ve anlam değeri -Tâhâ sûresi özelinde-
Nurullah Oruç
Arap dili ve belagatinde, kelime türlerinden biri olan harflerin ayrı bir yeri vardır. Bu nedenle harflerin Kur'ân'daki fonksiyonunu bilmek, Kur'ân ayetlerini doğru bir şekilde anlamaya katkı sağlayacaktır. Hurûf-u me ânî diye isimlendirilen bu harflerin kullanıldığı anlam, cümledeki konumlarına bağlı olarak değişebilmektedir. Bu harflerin cümleye kattığı mana inceliği ve etkisi, buna bağlı dil kurallarını bilmekle mümkündür. Bir sûrenin ihtiva ettiği bütün mana harflerini ele alan çalışmaya az rastlanmaktadır. Bu çalışmada, Arapça metinlerinin ve dolayısıyla Kur'ân ayetlerinin anlaşılmasında büyük etkisi olan mana harflerinin Kur'ân-ı Kerîm'den Tâhâ sûresi örnek alınarak manaya kattığı incelikler ele alınmıştır. Çalışmamız, giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında, Kur'ân'daki hurûfu'l-me' ânînin önemi, bu alanda yapılan çalışmalar ve bu çalışmanın diğerlerinden farkı ve problematik yönü hakkındaki bilgilere değinilmiştir. Birinci bölümde, harfin kavramsal alanlarına, teşekkül ve tarihsel sürecine, muhtevasına ve metindeki fonksiyonlarına temas edilmiştir. Ayrıca mana harfleri için kullanılan hurûfu'l-me ânî, me âni'l-hurûf, edat ve alet gibi kavram ve terkiplerin semantik tahlili yapılarak aralarındaki nüanslar incelenmiştir. İkinci bölümde ise sûrede kullanılan edatların î râb, mana ve belagat yönünden ele alınmış ve bu konudaki Arap dilbilimcilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Sonuç olarak hicri üçüncü yüzyılın sonlarına kadar mana harfi için sıklıkla kullanılan kelimenin harf kavramının olduğu görülmektedir. Manalı harfler için kullanılan tabirlerin tamamının kullanıldığı ve bu sahada müstakil eserlerin kaleme alınmaya başlanıp, yoğun biçimde görüldüğü dönemin, hicri dördüncü asır olduğu değerlendirilmektedir. Tâhâ sûresindeki ayetlerde kullanılan edatları incelediğimizde, bir harfin anlam derinliği, yer aldığı cümlenin siyâk ve sibakından ortaya çıktığı görülür. Tâhâ sûresinde manaca çok yönlü kullanılan edatların çoğu, cer harflerin olduğu ve bunların çoğu ta'lîl anlamını yansıttığı dikkati çekmektedir.
- Doktora TeziAçık Erişim2023El-'Avtebî'nin Arap sesbilimi, sözcükbilimi ve gramerine katkıları -el-İbâne örneği-
Lütfi Özbey
Bu çalışma Ebü'l-Münzir el-'Avtebî'nin el-İbâne fi'l-luğati'l-'Arabiyye adlı eseri özelinde Arap sesbilimi, sözcükbilimi ve gramerine katkılarını ele almaktadır. Umman'ın Suhâr vilayetinin Avteb kasabasında dünyaya gelen ancak tam olarak ne zaman doğduğu bilinmeyen fakat kuvvetle muhtemel 511/1118 yılı civarında Umman'da vefat eden 'Avtebî; fıkıh ve soy bilim gibi ilim dallarının yanı sıra Arap Dili ve Edebiyatı alanında da dönemin en önemli şahsiyetlerinden biri olmuştur. 'Avtebî'nin el-İbâne adlı eseri, hicrî beşinci asırda Arap dili ve belagati alanında yazılmış muhtevasının zenginliği bakımından en önemli eserlerden biridir. Eser; fonetik, sarf ve nahvin yanı sıra, tefsir, hadis, kıraat, darb-ı mesel ve şiir gibi dilin farklı alanlarını da ihtiva etmektedir. 'Avtebî, el-İbâne'de dil konularını farklı âlimlerin görüşlerini zikrederek detaylı bir şekilde ele almaktadır. Anlamını tespit sadedinde zikretmiş olduğu kelimeleri farklı Arap şiirleri ile desteklemektedir. Eserinde bir konudan bahsederken başka bir konuya geçtiğine sıklıkla rastlanılmaktadır. 'Avtebî el-İbâne'de, öncelikle Kur'an ve hadisle istişhâd etmenin yanı sıra Arap şiirleri ve mesellerden de yararlanmaktadır. Kullanımı kolay olması amacıyla alfabetik sıraya göre yazılmış, önce harflerin manaları detaylı bir şekilde incelenmiş, sonra da o harfle başlayan çeşitli terimler ele alınmıştır. Bu terimlerin incelenmesi sırasında yeri geldikçe fonetik, sarf, nahiv, kıraat farklılıkları ve belagat inceliklerine değinilmiştir. Müellif bu kitaba; her yönüyle son derece açık ve açıklayıcı olma özelliğini barındırması nedeniyle el-İbâne adını vermeyi uygun görmüştür. el-İbâne'nin ansiklopedik bir eser mi yoksa sözlük türü bir eser mi olduğu hususu araştırmacılar arasında tartışmalara yol açmış, ancak el-İbâne'nin muhakkikleri eserin alfabetik sıraya göre hazırlanmış ansiklopedik bir eser olduğu görüşünü tercih etmişlerdir. 'Avtebî, eserini alfabetik sıraya göre yazmış olsa da bazen bu sıralamaya riayet etmemiştir. Eser, okurlarına her yönüyle hitap eden ve özellikle muhtevası yönüyle filolojik anlamda zengin bir kaynak olma özelliğini taşımaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Ergenlik dönemi din eğitiminde akran etkisi ve uyma davranışları üzerine nitel bir araştırma
Büşra Saka
Ergenlik dönemi hızlı fiziksel ve duygusal gelişimin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde sosyal gelişim alanında da değişiklikler yaşanmaktadır. Ergenin ilgisi akranlarına yönelir ve arkadaşları ile daha fazla paylaşımda bulunmaya başlar. Ergen bu yüzden akranlarının sosyal etkisine oldukça açıktır. Bu dönemde verilecek din eğitiminde bu sosyal etki dikkate alınmalıdır. Bu araştırma; ergenlik dönemi din eğitiminde akran etkisi ile uyma davranışları üzerinde durmaktadır. Araştırmanın amacı, ergenlik dönemi din eğitiminde akran etkisinin ve bu dönemdeki gençlerin, din konusunda grup içerisinde akranları ile gösterdikleri uyma davranışlarını ortaya koymaktır. Yine din eğitimi alanında ergenlerin akranlarından nasıl etkilendiklerini ve bu konuda gösterdikleri uyma davranışlarını belirlemek hedeflenmektedir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim/fenomenoloji deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu; öğrencilerin akran ilişkilerinin din eğitimi bağlamında incelenmesine olanak sağlaması için amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Ankara ili Etimesgut ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı aynı bölgedeki bir İmam Hatip Lisesi ve bir Anadolu Lisesinde öğrenim gören 22 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubunda ulaşılmak istenen arkadaş/akran grubu olduğu için öğrenciler gönüllülük esasına göre grup şeklinde seçilmiştir. Bu araştırma kapsamında veriler; yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile elde edilmiştir ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın bulgularında ise, ergenlik döneminde ergenlerin dini tutum ve davranışlar konusunda akranlarından etkilendikleri ve uyma davranışları gösterdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sekiz haftalık spor tırmanışı eğitiminin kaygı, mutluluk ve çeşitli motorik değişkenler üzerine etkisi
Mehmet Murat Demirelli
Bu çalışmanın amacı, spor tırmanış eğitiminin daha önce spor tırmanış deneyimi olmayan bireyler üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkilerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda üniversite öğrencilerinden oluşan örneklem seçilerek ve araştırma evrenini de daha önce spor tırmanışı yapmayan bireyler oluşturmuştur. 8 haftalık bir spor tırmanış antrenman programı tasarlanıp uygulanmış ve 28 gönüllü 14 deney ve 14 kontrol grubuna ayrılmıştır. Deney grubu 8 hafta boyunca haftada 3 gün spor tırmanış antrenmanına katılırken, kontrol grubu bu süre zarfında fiziksel aktivitede bulunmamıştır. Çalışmada ön-test ve son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmış olup antropometrik ölçümler, performans testleri, Oxford Mutluluk Ölçeği ve Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri'nin sürekli kaygı boyutu eğitim programının öncesinde ve sonrasında tüm katılımcılara uygulanmıştır. Eğitim programı öncesi ve sonrasında değişkenler arasındaki farkları incelemek için Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testleri kullanılmıştır. Ayrıca Mann-Whitney U Testi ön test verilerinde anlamlı çıkan dikey sıçrama ve sırt kuvveti Quade's ANCOVA ile yeniden hesaplanmıştır ve yorumlanmıştır. Sonuçlar, deney grubundaki katılımcıların dikey sıçrama, hem sol hem de sağ el için kavrama kuvveti, sırt kuvveti ve sürekli kaygılarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Mutluluk ve esneklikte ise iyileşmeler gözlenmiş, ancak bu değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bu çalışma diğer çalışmalardan farklı olarak 8 haftalık spor tırmanış eğitiminin sonunda sürekli kaygı ile ilgili olarak anlamlı istatistiksel sonuçlar elde edilmiştir. Ayrıca deney grubundaki tüm katılımcıların sol el pençe kuvvetinde gelişme bulmuştur. Sonuç olarak spor tırmanışın üniversite öğrencileri için fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğu söylenebilinir. Spor tırmanışın etkisinin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılması için daha büyük örneklem boyutları, farklı yaş grupları ve bouldering gibi farklı tırmanış çeşitleriyle ilgili daha fazla araştırma yapılması önerilmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sporda cinsiyet algısı: Bir ölçek geliştirme çalışması
Neşe Şahin
Cinsiyet algısı kavramı, toplumdaki kadın ve erkeklerin sosyal olarak belirlenmiş sorumluluklarını ve rollerini ifade etmekte olup Türkiye'de cinsiyet çalışmalarının sıklıkla incelenen konular arasında olduğu görülmektedir. Bununla birlikte günümüzde sporda cinsiyet çalışmalarının önemli bir yere sahip olmasına rağmen ilgili alanyazın incelendiğinde cinsiyete yönelik ölçme araçlarının sayıca az olması ve bireylerin sporda cinsiyet algılarının belirlenmesini sağlayan bir ölçme aracının bulunmaması nedeniyle geçerli ve güvenilir bir ölçeğe ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda araştırmada, bireylerin sporda cinsiyet algı düzeylerinin hangi boyutlarda gerçekleştiğinin ortaya koyulması ve sporda cinsiyet algılarını ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma Bayburt ilinde ikamet eden ve spor ilgi duyup spor gündemini düzenli bir şekilde takip 18 yaş ve üzeri toplam 805 birey (Açımlayıcı Faktör Analizi kapsamında 357, Doğrulayıcı Faktör Analizi kapsamında 448 birey) üzerinde yürütülmüştür. Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği'nin hazırlanması aşamasında alanyazın taraması, uzman görüşü ve pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda ölçme araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve "Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada ölçeğin kapsam geçerliliği için uzman görüşlerine başvurulmuş; Yapı geçerliliği için Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri yapılmış; Ölçüt geçerliliği için "Sporda Cinsiyet Algısı Ölçeği" ile "Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği" arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Ayrıca güvenirlik çalışması için Cronbach Alfa (Cronbach's Alpha) katsayısı incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda beş faktörlü bir yapı (medyaya ilişkin cinsiyet algısı, spor yönetimine ilişkin cinsiyet algısı, spor ortamına ilişkin cinsiyet algısı, spor branşına ilişkin cinsiyet algısı ve sporda eşitliğe ilişkin cinsiyet algısı) ortaya koyulmuş olup beşli Likert tipi bu ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Spor, cinsiyet, cinsiyet algısı, sporda cinsiyet algısı, ölçek geliştirme.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Altay destanlarında kutsal ekoloji
Necati Özcan
Tüm dünyada hissedilen çevre problemlerinin ekosisteme yansıyan olumsuz etkisi gün geçtikçe artmaktadır. Doğaya dair çevre bilgisi ile toplumların ekokültürel değerleri, insanların doğaya karşı davranışlarında belirleyici olmaktadır. Ekolojik problemler üzerine çözümler üretmeye çalışan çevreci akımlardan biri olan derin ekoloji felsefesi, insanmerkezci çevre yaklaşımına karşı olmakla birlikte amacı sadece insanı korumak olan sığ ekolojik tutumları da eleştirmektedir. İnsanı dünyanın hükümdarı değil ekosistemin bir parçası olarak gören derin ekoloji felsefesi doğanın bütünlüğü anlayışını savunmaktadır. Derin ekolojistlere göre doğadaki her unsuru değerli görüp ona saygı duymak, manevi bağla kurulmuş ekolojik benlik algısıyla mümkündür. Kutsal ekoloji; dünyadaki yerli ve kırsal halkların sahip olduğu bilgi birikimlerini inceler, bu bilgileri ve onların bilgiyi öğrenme yollarını araştırır. Bu çalışmada Altay destanları, derin ekoloji felsefesinin ilkeleri ve kutsal ekoloji kavramı çerçevesinde betimsel analiz tekniği ve ekoeleştirel bir yaklaşımla incelenmiştir. Altay Türklerinin ekokültürel bilincini destan metinleri üzerinden tespit edilen bulgularla günümüz doğa bilincine katkı sunulmaya çalışılmıştır. Betimsel analiz yöntemiyle incelenen Maaday Kara, Oçı Bala, Ay Sologoy Lo Kun Kologoy destanları üzerinden Altay Türklerinin ekokültürel bilincine ulaşılmaya çalışılmıştır. Altay Türklerinin doğadaki her şeyi canlı görme, doğayla bütünleşme, birlikte yaşam, biyosferik eşitlik, doğaya içsel değer verme ve ekomerkezli doğa anlayışına dayalı bir ekolojik benlik geliştirdikleri görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Sâbûnî'nin "Ḳabes min-Nûri'l-Kur'âni'l-Kerîm" adlı tefsirindeki metodu
Yusuf Özdoğan
Yüce Allah, insanı hem manen hem madden en iyi tanıyandır. Allah insana hem kendini hem de yaratıcısını en iyi şekilde tanıması ve hakla batılı ayırıp hidâyet üzere, delâlete düşmeden yaşaması için şifa ve rahmet kaynağı olan Kur'an'ı göndermiştir. Bu yüzden asırlar boyunca insanların başlıca uğraşlarının Kur'an olmasında yadırganacak bir durum yoktur. Kur'an'ın, muhatapları tarafından anlaşılabilmesi için ulema her çağda büyük çaba sarfetmiş ve önemli eserler ortaya çıkarmıştır. Bu eserlerin bir kısmı gün yüzüne çıkarılıp tanıtılsa da bir kısmı geri planda kalmıştır. Çağımız müfessirlerinin önde gelen isimlerinden Muhammed Ali es-Sâbûnî'nin Ḳabes min Nuri'l-Kur'âni'l-Kerîm isimli eseri diğerlerine nazaran daha az bilinmektedir. Yaptığımız literatür taraması sonucunda, bu eser hakkında herhangi bir akademik çalışmanın olmadığını tespit ettik. Bu sebeple çalışmamızda Sâbûnî'nin eserini tanıtmaya ve bu eserindeki tefsir metodunu incelemeye karar verdik. Araştırmamız giriş, iki bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde çalışmamızın konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları üzerine bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Sâbûnî'nin hayatı, ilmî şahsiyeti, hocaları ve eserleri zikredilmiştir. İkinci bölümde Sâbûnî'nin söz konusu tefsirindeki Kur'an ilimleri ve tefsir usulüne dair metodu rivâyet ve dirâyet tefsiri başlıkları altında ele alınmıştır. Konunun daha iyi anlaşılması için Sâbûnî'nin görüşlerini vermeden önce klasik tefsir kaynaklarından konu hakkında genel çerçeve özetlenmiştir. Daha sonra müellifin görüşleri örneklerle zikredilmiştir. İhtilaflı bazı meselelerde zıt görüşlere detay verilmeden yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise araştırmanın genel değerlendirmesi yapılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Fikri mülkiyet haklarının zekâtı
Mustafa Takır
Zekât İslâm'ın en önemli ibadetlerinden birisidir. Ancak zekâtın mali bir boyutu olduğu için sadece ibadet alanı ile bağlantılı bir konu olmayıp ekonomik göstergeler ışığında değişkenlik arz eden bir durumu da söz konusudur. Klasik fıkıh kitaplarında sadece yazıldığı dönem itibarı ile mevcut olan ekonomik değerlerin zekatından bahsedilmiştir. Ancak ekonomi ve iktisat canlı bir organizma gibidir. Dolayısıyla devamlı gelişim ve değişim göstermektedir. Bu değişim neticesinde bazı dönemlerde, önceden varlığı bulunmayan birtakım ekonomik değerler ortaya çıkmaktadır. İslâm hukuku doğası gereği bu ekonomik değerler ile alakalı hüküm vermek zorundadır. Fikri mülkiyet hakları bu bahsettiğimiz değerlerden olup ilk dönem klasik eserlerde ekonomik boyutu itibarıyla zikredilmemiştir. Ancak sonraki dönem İslâm hukukçuları bu haklarla alakalı değerlendirmelerde bulunmuşlar ve bu hakları ekonomik olarak olması gereken yere konumlandırmışlardır. Konunun hukuk gündemine yeni girmiş olması, zekâtı ile alakalı değerlendirmelerinde daha geç dönemde yapılmasına sebep olmuştur. Tezimizde evvela fikri mülkiyet haklarını İslâm hukuku ve modern hukuk açısından değerlendirdik. Sonrasında İslâm hukuku açısından fikri mülkiyet haklarının konumunu belirledik. Konu ile oldukça yakın bağlantısı olması itibarıyla hak, mal ve menfaat kavramlarını inceleyip fikri mülkiyet haklarını bu çerçevede ele aldık. Sonrasında çağdaş İslâm hukukçularının fikri mülkiyet haklarının zekâtı ile alakalı söylemlerini değerlendirip, en son olarak bu hakların ticaret malı olarak kullanılması durumunda ticaret malı gibi zekâta tabi olacağını belirttik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Kayıt dışı kadın istihdamı ve ekonomik büyüme: Türkiye örneği
Selin Kömür
Kayıt dışı ekonomi ve işgücü piyasasındaki yansıması olan kayıt dışı istihdam, Türkiye için önemli sorunlardandır. Kayıt dışı istihdamda en çok yer alan bireyler ise kadınlardır. Kayıt dışı kadın istihdamının ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanan bu çalışmada öncelikle büyüme, kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdam kavramlarına ilişkin açıklamalar yapılarak Türkiye'de kayıt dışılığın görünümü ve kadın istihdamı ile ilgili kuramsal çerçeveye yer verilmiştir. Çalışma ile ilgili literatür taramasının ardından ampirik analiz sonuçları açıklanmıştır. 2007-2021 dönemini kapsayan bu çalışmada, Türkiye'nin Düzey 2 bölgelerine ait GSYH, kayıtlı kadın istihdamı, kayıt dışı kadın istihdamı, göç, doğum ve nüfus değişim oranı verileri ile Türkiye'de kayıt dışı kadın istihdamının büyüme üzerine etkisi, panel veri yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Seriler arası eşbütünleşme ilişkisinin tespiti için Kao ve Pedroni eşbütünleşme testi uygulanmış ve serilerin eş bütünleşik olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler arası nedensellik testinde ise kayıt dışı kadın istihdamı, göç, doğum ve nüfus değişim oranı değişkenleri ile GSYH arasında nedenselliğin etkili olduğu ancak kayıtlı kadın istihdamının GSYH arasında herhangi bir nedenselliğin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca doğum ve nüfus değişkenlerinin kayıt dışı kadın istihdamının Granger nedeni olduğu ancak göç değişkeninin kayıt dışı kadın istihdamının Granger nedeni olmadığı belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda ise kayıt dışı kadın istihdamının ekonomik büyümeyi ters yönde ve önemli düzeyde etkilediği, kayıt dışı kadın istihdamındaki yükselişin ekonomik büyümeyi negatif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023Âyetlerin te'vilinde zamanın tağayyürü (Kevnî âyetler örneği)
Zehra Bayar
Kur'ân-ı Kerîm tüm insanlığa gönderilen son ilahi kitap olması sebebiyle içerisinde insanların dünya ve ahiret hayatının mutluluğunu sağlamayı gaye edinen ilkeler barındırmaktadır. Toplumun ilk temel yapısını oluşturan insanın yeryüzünde halife kılınmasıyla birlikte yaşam serüveni ve kâinatla etkileşimi başlamıştır. Yüce Allah kâinatı insanın yaşamını kolaylaştırabilecek bir şekilde donatmış ve insanın istifadesine sunmuştur. Bunun için Kur'ân-ı Kerîm'de kevnî âyetler yani kâinatın yaratılışı, gelişimi ve insanlara sağlamış olduğu yararlar hakkında birçok bilgi verilmiştir. Hz. Peygamber'in mucizeleri arasında ayrı bir öneme sahip olan Kur'ân-ı Kerîm çağlar aşan üslubuyla her dönemin insanına hitap etmiş ve onlara rehber olmuştur. İslamiyet'in hızlı bir şekilde yayılmasıyla birlikte farklı kültürle tanışılmış ve Kur'ân'ın yeni kültürlere anlatılabilmesi ve açıklanabilmesi tefsir ilminin doğuşunu hızlandırmıştır. Bu çalışmada öncelikle tefsir ilminin doğuşunu sağlayan amiller etraflıca incelenmiş ve içinde bulunulan dönemin Kur'ân âyetlerine nasıl yansıdığı hakkında bilgi verilmiştir. Müfessirin zihni yapısı, eğitim seviyesi, muhakeme yeteneği, bilim ve teknolojinin gelişmesi, dönemin sosyo-kültürel şartları vb. durumların ayetlere yansıması mukayeseli bir şekilde incelenmiştir. Bu araştırmada tefsir ilminde her dönemin önemli sayılabilecek müfessirlerin kevnî ayetlere bakış açısı bütüncül bir şekilde incelenmiş, okuyucuya hem tarihi veriler ışığında hem de bilimsel veriler ışığında mukayeseli bir çalışma sunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İhsan Oktay Anar'ın romanlarında devlet ve toplum eleştirisi
Ali İhsan Aydın
Roman okuyucuda estetik haz uyandıran ve çeşitli mesajları barındıran bir türdür. Okuyucunun duygularını ve düşüncelerini etkiyen roman yeri geldiğinde bir eleştiri işlevi de yüklenebilir. Türk edebiyatı tarihinde de roman türünde eleştirinin başat bir unsur olduğu çeşitli dönemler olmuştur. Kimi dönemlerde ise eleştiri, romanın esas unsuru olmasa da eser içerisinde varlığını sürdürmüştür. Eleştirinin başat bir unsur olduğu romanlarda verilen eleştirel mesajlar okura doğrudan ulaştırılabilir. Ancak eleştirel meselelerin doğrudan ortaya konmadığı romanlarda okur, eleştirel mesajları satır aralarında bulabilmektedir. Devlet ve toplum meselelerinin eleştiriye tabi tutulduğu romanlarda da belirtilen her iki durum söz konusudur. Bu açıdan ele alınacak olan İhsan Oktay Anar romanları, eleştiri unsurlarının açıkça ortaya serilmemiş olması yönüyle dikkat çekmektedir. Anar, romanlarda devlet ve toplum üzerine yapmış olduğu eleştirileri satır aralarında okurlara sunmuştur. Bu çalışmada postmodern anlayışın en önemli temsilcilerinden biri olan İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası, Kitab-ül Hiyel, Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri, Amat, Suskunlar, Yedinci Gün, Galîz Kahraman ve Tiamat romanları devlet ve toplum eleştirileri ekseninde ele alınmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim202310.sınıf ekosistem ekolojisi konusunun öğretiminde öğrenme amaçlı yazma aktivitelerinin etkisi
Sümeyra Demiroğlu Çiçek
Bu çalışmada, ortaöğretim 10. sınıf biyoloji dersinde işlenen Ekosistem Ekolojisi konusunun öğretilmesinde Öğrenme Amaçlı Yazma (ÖAY) aktivitelerinin öğrenmeye etkisi ve ÖAY aktiviteleri ile yürütülen ders sürecinin öğrenci görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Merkezde yer alan bir lisenin 10. sınıfında öğrenim gören 87 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Ön Bilgi Testi (ÖBT), Ekosistem Ekolojisi Başarı Testi (EEBT) ve yarı yapılandırılmış Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde normallik testlerinden Shapiro-Wilk Testi kullanılmıştır. Her iki testin veri dağılımlarının normal dağılım şartını sağlamamasına bağlı olarak testlere non-parametrik testlerden Kruskal-Wallis H testi ve Mann-Whitney U testi yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. EEBT'den elde edilen verilerin analizi sonucunda ÖAY aktivitelerinden mektubun ve günlüğün 10. sınıf öğrencilerinin Ekosistem Ekolojisi konusundaki başarılarını arttırdığı belirlenmiştir. Bu etkinliklerden mektup ve günlük dikkate alındığında mektup yazma etkinliğinin günlük yazma etkinliğine oranla akademik başarıya katkısının daha fazla olduğu belirlenmiştir. GF'den elde edilen verilerin analizinden ise öğrencilerin ÖAY aktivitelerine yönelik görüşlerinin olumlu olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme amaçlı yazma, ekosistem ekoloji, mektup, günlük, akademik başarı.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2023İktisadi büyüme, enerji tüketimi ve CO2 emisyonu arasındaki ilişki: MIST ülkeleri üzerine bir değerlendirme
Aslıhan Gök
İktisadi büyüme, genel tanımıyla kişi başına reel GSYH'daki artışın gerçekleşmesidir. Ülkeler için ilk amaç iktisadi büyümeyi sağlayabilmektir. Ayrıca iktisadi büyümenin sürdürülebilir olarak gerçekleşmesi de önemlidir. İktisadi büyüme için özellikle sanayi devrimden sonra enerji kaynaklarının tüketimi artmıştır. Fakat enerji kaynaklarının tüketimi çeşitli çevresel sorunlara neden olmuştur. Başka bir açıdan bakıldığı zaman şehirlerde nüfus gitgide artmaktadır ve buna bağlı olarak şehirlerde yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılamak için de enerji kaynaklarının kullanımında artış görülmektedir. Ortaya çıkan en önemli çevresel sorun ise havaya salınan sera gazı emisyonudur ve sera gazı emisyonu genel olarak CO2 emisyonu olarak ifade edilmektedir. Ülkeler iktisadi büyümelerini gerçekleştirebilmek için enerji tüketimlerini artırmakta ve bu bağlamda ülkelerde CO2 emisyonunda da artışın yaşandığı görülmektedir. Sera gazı emisyonunu önlemek için Kyoto Protokolü Birleşmiş Milletler tarafından 1997'de imzalanmıştır. Bu bağlamda yapılan tez çalışmasında MIST ülke grubu için iktisadi büyüme, enerji tüketimi ve CO2 emisyonu arasındaki bağlantı 1971-2014 dönemi yıllık verileriyle ele alınmıştır. Ayrıca çalışmaya kontrol değişkeni olarak kentleşme verisi de dahil edilmiştir. Çalışmada eşbütünleşme ilişkisini araştırmak için Durbin-Hausman eşbütünleşme testi (2008) ve LM (2007) eşbütünleşme testi uygulanmıştır. Çalışmada iktisadi büyüme, enerji tüketimi, CO2 emisyonu ve kentleşme değişkenleri arasında eşbütünleşme ilişkisi bulunmuş sonra OLS-CD katsayı tahmin yöntemi ile katsayılar tahmin edilmiştir. Katsayı tahmini sonucunda enerji tüketimi için kullanılan elektrik tüketiminin CO2 emisyonunu azalttığı sonucuna ulaşılırken kentleşme ve iktisadi büyümenin ise CO2 emisyonunu arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Mekânsal Panel Modelleri Kullanılarak Yenilenebilir Enerji Tüketimi, Çevresel Bozulma ve Büyüme İlişkisinin İncelenmesi: Balkan Ülkelerinden Kanıtlar
Arı, Ari; Bayramoglu, Turgut; Sayar, Ramazan
Amaç: Bu çalışmayla karbon salınımının Balkan ülkeleri ve Türkiye'nin büyümesine etkisinin olup olmadığının, eğer varsa, bu etkinin ne yönde ve ne yoğunlukta olduğunun bulunması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada karbon emisyonları ve yenilenebilir enerji üretiminin Türkiye ve 12 Balkan ülkesinin büyümesine etkileri analiz edilmiştir. Çalışmada mekânsal etkileşimleri ortaya çıkarabilmek için Mekânsal Otokorelasyon Analizi yapılmıştır. Büyümeyi etkileyen faktörleri incelemek için ise Havuzlanmış En Küçük Kareler yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonuçlarına göre Balkan ülkelerinde yenilenebilir enerjinin büyüme üzerindeki olumsuz etkisinin, yenilenebilir enerjinin henüz gelişme aşamasında olması ve üretimdeki payının hala düşük olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Yenilenebilir enerji sektöründeki yatırımların sınırlı olması yenilenebilir enerji sektörünün yavaş yayılmasına neden olmaktadır. Özgünlük: Çalışmada farklı bir yöntem olarak mekânsal panel modellerinin kullanılması ve kapsamın Türkiye ile sınırlı tutulmayıp tüm Balkan ülkelerini de kapsaması bu çalışmanın özgün değerini oluşturmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele














