Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bayraktar, Bülent(13)
- Yavuz, Mehmet(10)
- Kayalı, Bünyami(8)
- Erdoğan, Yaşar(7)
- Isik, Cem(7)
- Kul, Murat(7)
- Makas, Samet(7)
- Ongan, Serdar(7)
- Yayla, İbrahim Erdoğan(7)
- Akeren, Zahide(6)
- Akeren, İhsan(6)
- Boz, Emre(6)
- Bozkurt, Aras(6)
- Ecem Bayram, Nesrin(6)
- Engin, Mustafa Alptekin(6)
- Imamoglu, Ilyas Kays(6)
- Kalyoncuo, Servet(6)
- Kotan, Gökşad Cemil(6)
- Çolak, Murat(6)
- Ayata, Ümit(5)
- Aydemir, Uğur(5)
- Bayram, Sinan(5)
- Cakir, Mehmet(5)
- Ceylan, Halil Ibrahim(5)
- Ceylan, Nagihan Burcak(5)
- Colak, Murat(5)
- Dergaa, Ismail(5)
- Dertli, Enes(5)
- Dhahbi, Wissem(5)
- Dombak, Kübra(5)
- Esmer, Yusuf(5)
- Gul, Volkan(5)
- Kamiloğlu, Aybike(5)
- Kutlu, Naciye(5)
- Köktürk, Seda Nur(5)
- Muntean, Raul Ioan(5)
- Tutkun, Cansu(5)
- Yarımkaya, Erkan(5)
- Yıldız, Ümit(5)
- Çakır, Zekai(5)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Comparative evaluation of antioxidant activity and phenolic content of Lupinus albus L. (white bitter lupin, termiye) grown in different regions of Türkiye by RP-HPLC-PDA
Kara, Yakup; Can, Zehra
Lupinus albus L. (white bitter lupin) is an important legume species widely cultivated in the Mediterranean region. This study aimed to comparatively evaluate the antioxidant capacity and phenolic composition of L. albus samples collected from different regions of Türkiye. Samples were obtained from Konya (Centre, Akşehir, Doğanhisar), Isparta (Central), and Burdur (Central). Total phenolic content, total flavonoid content and antioxidant activities of samples were determined using FRAP and DPPH assays. Additionally, the qualitative and quantitative profiles of phenolic compounds were analyzed by RP-HPLC-PDA. The total phenolic content was determined to be in the range of 1.96–2.47 mg GAE/g, whereas flavonoids were not detected in any of the samples. The results demonstrated that Lupinus albus L. extracts exhibited notable antioxidant activity, with FRAP values ranging from 1.14 to 1.95 μmol Fe²⁺/g and DPPH (SC₅₀) values ranging from 37.98 to 56.60. The phenolic composition analysis revealed the presence of major compounds including p-hydroxybenzoic acid, p-coumaric acid, ferulic acid, chrysin, pinocembrin, and galangin. Overall, the results indicate that L. albus exhibits moderate antioxidant potential despite its relatively low phenolic content, and its phenolic composition is influenced by geographical origin.
- MakaleAçık Erişim2026Akıl ve Vahiy Arasında Alternatif Yollar: George I. Mavrodes Düşüncesinde Vahiy Modelleri
Karadağ, Fırat
Bu çalışma, dinî bilginin kaynağı ve doğrulanması meselesinde doğal teoloji-vahyedilmiş teoloji ayrımının açıklama gücünü ve yetersiz kaldığı noktaları, Mavrodes’in eleştirel yaklaşımı çerçevesinde incelemektedir. Yöntem olarak karşılaştırmalı kavram analizi, metinlerarası okuma ve nitel içerik analizi birlikte yürütülmüş; Thomas Aquinas ve John Locke’un akıl-vahiy tasnifleri, bu tasniflerin pratikteki geçirgenliği ve dinî inancın oluşumunda ortaya çıkan ara durumlar üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları, dinî inancın çoğu kez salt aklî delillendirmeye veya salt vahiy iddiasına indirgenemediğini; doğru bir inancın kusurlu temellendirmelerle bile benimsenebileceğini (yanılgılı teoloji) ve kimi gerekçelendirmelerin klasik ölçütlerle tam örtüşmeyen “gri alanlar” ürettiğini (meşru olmayan inanç) göstermektedir. Bu bağlamda Mavrodes’in nedensellik, tezahür ve iletişim modelleri, vahyi sırasıyla Tanrısal nedensellik yoluyla inanç üretimi, doğrudan ifşa/karşılaşma tecrübesi ve kişiye-bağlama özgü dilsel hitap ile aracılık ağları temelinde açıklayarak, çağdaş din felsefesinde daha çoğulcu ve geçişken bir epistemolojik çerçeve önerir.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ3Osmanlı Taşrasında Asayişin Sağlanmasında Örnek Bir Uygulama: Canik Sancağında Gürcü Sürgünü [1887-1895]
Aktaş, Esat
Osmanlı Devleti, toplumsal huzuru ve asayişi sağlayabilmek için birçok tedbire başvurmuştur. Bu tedbirlerden biri de huzuru bozanların sürgüne gönderilmesidir. Sürgün cezasının uygulandığı kesimlerden biri, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın etkisiyle Batum ve çevresinden Trabzon Vilayeti sınırlarına gelen Gürcülerdir. Vilayet genelinde Gürcülerin kalabalık olarak iskân edildiği yerler, Canik sancağına bağlı Ünye ve Fatsa ile merkeze bağlı Ordu kazalarıdır. Bu bölgeye iskân edilmeleriyle birlikte geldikleri yerdeki yaşam biçimlerini sürdürmeyi isteyen Gürcülerden bazıları, eşkıyalık faaliyetlerinde aktif rol almış ve yerli halka da büyük zarar vermiştir. Yerel makamların girişimleriyle bu zararın engellenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Ünye başta olmak üzere Fatsa, Terme ve Ordu kazasındaki Gürcülerin ileri gelenlerinden eşkıya ile bağlantısı olan bazı kişi ve aileler, 1887 yılında padişah iradesiyle Sivas, Kastamonu, Ankara, Konya ve Erzurum gibi farklı vilayetlere sürgün edilmiştir. Sürgünlerden birkaçı resmî makamların izniyle yer değiştirirken önemli bir kısmı da firar ederek geri dönmüştür. Geri dönüp eşkıyalığa devam edenler ise ikinci defa sürgüne tabi tutulmuştur. Bu çalışmada, Osmanlı Arşivi’nde bulunan belgeler üzerinden sürgüne tabi tutulanların sürgün sebepleri, nasıl ve nerelere sürgün edildikleri, sürgün yerlerinden firar edip etmedikleri tespit edilmeye çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2026Acceptance and Usage Patterns of Generative Artificial Intelligence Among Higher Education Students
Aksoy, Dilara Arzugül; Akyel, Anıl Kadir
The present study aims to investigate acceptance levels and usage patterns of generative artificial intelligence (GenAI) among higher education students. A survey was conducted among 318 students enrolled at a public university inTürkiye to collect data. The data were collected using the Generative Artificial Intelligence Acceptance Scale and a Personal Information Form, and analysed using descriptive statistics, independent samples t-tests, one-way ANOVA, and correlation analysis. The findings indicated that students in higher education generally exhibit high acceptance of GenAI technologies. Over half of the students reported using at least one GenAI tool, with ChatGPT being the most commonly used. The results further showed no significant differences in GenAI acceptance between male and female students, nor based on students’ grade point averages or academic year. However, a significant difference was observed between undergraduate and associate students in terms of social influence scores.The high GenAI acceptance levels among students highlight the necessity of establishing guidelines to ensure its ethical, effective, and responsible use. The findings provide valuable insights for educatorsand administrators offering guidance for the informed adoption and implementation of GenAI tools in educational settings.
- MakaleAçık Erişim2026Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği (NDBÇ): Psikometrik Özellikler ve Teorik Ayrışabilirlik Üzerine Bir Ölçek Geliştirme Çalışması
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın temel amacı, bireylerin travmatik yaşam olayları ve kötülük problemi karşısında Tanrı tasavvuru, kader inancı ve ilahi adalet algısı ekseninde yaşadıkları manevi gerilimleri ölçebilecek özgün bir araç geliştirmektir. Çalışma, güncel din psikolojisi literatüründe Koenig ve Carey tarafından sıklıkla eleştirilen 'ölçek kirlenmesi' sorunundan arındırılmış, geçerli ve güvenilir bir yapı sunmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda geliştirilen araç, manevi başa çıkma süreçlerini, 'huzur' veya 'iyimserlik' gibi psikolojik iyi oluş göstergeleriyle karıştırmadan saf bir teolojik ve bilişsel süreç olarak ölçmeyi amaçlamaktadır. Metodolojik bir desen çerçevesinde yürütülen çalışmanın verileri 2025- 2026 akademik yılında ilahiyat fakültesinde öğrenim gören iki bağımsız öğrenci grubundan (AFA N=163; DFA N=291) toplanmıştır. Ölçek geliştirme sürecinin başında kapsam geçerliği çalışmaları Lawshe tekniği temel alınarak yürütülmüş, ardından Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) sürecinde binişiklik farkı .10’un altında olan maddeler elenerek yapı sadeleştirilmiştir. Yapısal Eşitlik Modellemesine dayalı Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) neticesinde "İçsel/Teolojik Çatışma" (bireyin Tanrı tasavvuru ve güvenine yönelik dikey bir kriz) ve "Dışsal/Adalet Sorgulaması" (bireyin kader, sistem ve sosyal adalete yönelik yatay bir mücadelesi) olmak üzere iki alt boyuttan ve 20 maddeden oluşan nihaî form doğrulanmıştır. Elde edilen uyum iyiliği değerleri (ꭓ2/sd = 3.51, CFI = .938, TLI = .930, RMSEA = .081, SRMR = .030) modelin verilerle kabul edilebilir düzeyde uyum sağladığını göstermiştir. Ölçeğin güvenirlik analizlerinde hem toplam puan (α = .976) hem de alt boyutlar (İçsel α = .957; Dışsal α = .961) için mükemmel düzeyde iç tutarlılık katsayılarına ulaşılmıştır. Ayrıca ölçeğin, "Manevi Monachopsis Ölçeği" ile gösterdiği güçlü eşzamanlı geçerlik (r = .734), geliştirilen aracın sadece yüzeysel stresi değil, ontolojik kopuşu ve manevi yersizlik hissini de tespit edebildiğini kanıtlamaktadır. Bulgular, Negatif Dinî Başa Çıkma Ölçeği'nin Türk kültürüne özgü adalet sorgulamalarını kapsayan, manevi süreçleri psikolojik sonuçlardan ayrıştırarak ölçen ve araştırmacılara tanılayıcı derinlik sunan, psikometrik açıdan güçlü bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Econometric Analysis of Causal Relationship Between External Debt and Inflation in Türkiye: Frequency Domain Causality Approach
Yıldız, Ümit; Bayramoglu, Turgut
The primary objective of this study is to examine the causal nexus between external debt and inflation in Türkiye and to determine whether this relationship is persistent or transitory. Using quarterly data on total external debt stock and the consumer price index for the 2004Q01–2025Q01 period, this study analyzes causal relationships across the short, medium, and long run within the frequency-domain causality framework. According to the empirical results, no causal relationship from inflation to external debt is detected in any period; however, a unidirectional causality exists from external debt to inflation in the short and medium run, although this relationship does not hold in the long run. The study's findings indicate that external debt is a driver of inflation in Türkiye, but the causal relationship is not persistent. These results offer significant implications for anti-inflationary policies and debt management strategies.
- MakaleAçık Erişim2026Üretken Yapay Zekâ ile Yazmanın Dönüşümü: EFL Öğrencilerinin Yazma Sürecinde Otomatik Geri Bildirimin Etkisi
Çelık, Embıya; Dolgunsöz, Emrah; Saka Şimşek, Eda
Bu çalışma, üretken yapay zekâ (ÜYZ) destekli bir otomatik metin değerlendirme (OMD) sisteminin EFL öğrencilerinin yazma deneyimlerine etkisini incelemektedir. Moodle’a entegre edilen ChatGPT tabanlı sistem, öğrencilere yazma görevlerinde puanlama ve geri bildirim sağlamıştır. Nitel durum çalışması kapsamında öğrenciler ve bir yazma eğitmeniyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, veriler tematik analizle değerlendirilmiştir. Bulgular, sistemin öğrencilerin gramer, noktalama ve cümle yapısı gibi teknik yazma becerilerini kullanım düzeylerine bağlı olarak geliştirdiğini göstermiştir. Ancak geri bildirimlerin çoğu yüzeysel olup yeterli açıklama içermemiştir. Öğretmen geri bildirimlerinin daha ayrıntılı, bağlama uygun ve anlaşılır olduğu görülmüştür. Bazı bağlamsal ve pedagojik uyumsuzluklar sistemin EFL bağlamındaki etkililiğini sınırlamıştır. Buna rağmen sistem, taslak oluşturma, bireysel çalışma ve ders dışı öğrenme için tamamlayıcı bir araç olarak yararlı bulunmuştur. Sonuç olarak, ÜYZ tabanlı sistemlerin pedagojik uygunluğu artırmak için öğretmen katkısıyla tasarlanması önerilmektedir.
- MakaleYalnız künye20267. Sınıf Canlılarda Üreme, Büyüme ve Gelişme Ünitesinin Öğretiminde Öğrenme Amaçlı Yazma Aktivitelerinden Mektubun Etkisi
Öztürk, Bilge; Küçükgül, Mustafa
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf fen bilimleri dersinde yer alan “Üreme, Büyüme ve Gelişme” ünitesinin öğretiminde Öğrenme Amaçlı Yazma (ÖAY) aktivitelerinin öğrenme üzerindeki etkisini ve bu etkinliklerle yürütülen ders sürecine ilişkin öğrenci görüşlerini incelemektir. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden müdahale deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Merkezde yer alan bir ortaokulun 7. sınıfında öğrenim gören 56 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Üreme, Büyüme ve Gelişme Başarı Testi (ÜBGBT) ve yarı yapılandırılmış Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. ÜBGBT’nin ön testinin analizinde bağımsız örneklem t testi, son testinin analizinde Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. ÜBGBT' den elde edilen verilerin analizi sonucunda ÖAY aktivitelerinden mektubun, 7. sınıf öğrencilerinin Üreme, Büyüme ve Gelişme ünitesindeki akademik başarılarını artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca GF verilerinin analizi, öğrencilerin ÖAY aktiviteleri hakkında olumlu düşünceler geliştirdiğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Measuring of Metacognition in Problem-Posing: Standardization of the Metacognition in Problem-Posing Scale
Öztürk, Mesut; Sarikaya, İsmail; Albayrak, Mustafa
While research on metacognition in mathematics education has grown recently, it has primarily focused on problem- solving, with little attention given to problem-posing. However, problem-posing also involves complex metacognitive processes that warrant deeper investigation. This study addresses this gap by developing and validating a new instrument to assess metacognition in problem-posing among middle school students. The metacognition in problem-posing Scale is an eight-item measure encompassing three factors: planning, monitoring, and evaluation. The study was conducted using a scale-development design within a survey research framework, and data were collected through a two-stage simple random sampling. Psychometric analyses confirmed the scale’s reliability and its construct validity. The metacognition in problem-posing Scale offers a promising tool for exploring students’ metacognitive engagement in problem-posing tasks and has potential applications in both research and classroom settings.
- MakaleAçık Erişim2026Analysis of Turkish and Turkish Culture Textbooks in Terms of Listening Strategies
Maden, Asli; Avşar, Abdulvahap
The present study sought to ascertain the listening strategies employed in Turkish and Turkish Culture textbooks for students in grades five, six, seven and eight. The document analysis method, a qualitative research approach, was employed, and the data were classified according to the listening strategies defined by Kurudayıoğlu and Kiraz (2020). The findings demonstrated that in the 5th-grade books, there were 12 activities with 5 strategies before listening, 10 with 3 during listening, and 18 with 7 following listening. In the sixth grade, ten activities were identified, incorporating three strategies before listening, six during listening, and six post-listening. The 7th-grade books comprised 12 activities with 4 strategies: 4 before, 1 during, and 12 with 7 after listening. In the eighth grade, there were seven activities with four strategies before listening, one during listening, and sixteen with seven strategies following listening.
- MakaleAçık Erişim2026Exploratory Proteomic Analysis of Rhododendron ponticum Bee Pollen Based on High-Resolution Mass Spectrometry
Ecem Bayram, Nesrin; Celik, Saffet
Bee pollen is a bee product that is widely preferred by people for its nutritional properties as well as its health-protective properties, and is defined as a ‘superfood’. In this preliminary exploratory study, monofloral Rhododendron ponticum bee pollen was analyzed using a label-free LC-QTOF-MS proteomic approach. According to the results obtained, a total of 37 proteins from the rhododendron plant have been fully confirmed in the pollen sample. Normalized spectrum counting values (NSAF) providing information about the semi-quantitative amount of these proteins were determined to be between 120.84 and 43259.22. Based on these findings, it can be said that the proteomic approach can provide biomarkers for monitoring the botanical source and quality of monofloral bee pollen. However, since no biological or technical replicate study was conducted, the findings obtained are exploratory in nature and should be considered semi-quantitative. To our knowledge, this study is the first to report the protein profile of R. ponticum bee pollen using a proteomic approach.
- MakaleAçık Erişim2026Tarihî kahramanlık filmlerinde mit-ritüel boyut ve seyir deneyimi: toplumsal yapının yeniden üretimi
Köksal, Fatih
Bu çalışma, Türk sinema tarihinde 1950’li yıllarda ilk örneği beliren tarihî fantazya ya da diğer adlarıyla kostüme avantürleri, tarihî kahramanlık filmlerini toplumsal yapının yeniden üretimi noktasında mit-ritüel boyut ve seyir deneyimi açısından incelemeyi amaçlamaktadır. İnsanoğlu ölüm gerçeği karşısında ritüellerle anlam üretme çabasına girişmiş; yine ölümle ilişkili olarak geleceğin belirsizliğiyle bağlantılı kaygılarını toplumsal düzeni tesis eden uygulamalarla denetim altına almaya çalışmıştır. Ritüelimsi yapılar, insanın varoluşsal gereksinimlerini karşılamak üzere birtakım kültür ürünleri ile modern toplumda da varlığını sürdürmektedir. Bu bağlamda, ilk bakışta gerçeklikle ilişkisi sınırlı ve dost–düşman karşıtlığına indirgenmiş görünen melodramlara, özelde kahramanlık filmlerine yönelik tükenmeyen ilgi, bu türün içerik, yapı ve kaynakları bakımından mit-ritüel bir boyuta sahip olmasıyla açıklanabilir. Tarihî kahramanlık filmleri, ritüel gereksinimlerin tezahürü olarak mitik içerik ve sunduğu ritüel deneyim ile toplumsal bireyin yapı içindeki konumunu pekiştirmekte ve mevcut toplumsal düzeni yeniden üretmeye hizmet etmektedir. Tarihî kahramanlık filmleri, her tür filmi gibi toplumsal hiyerarşilerin uzlaşı içinde yapının yeniden üretilmesini sağlayan ritüelistik kültürlenme faaliyetleridir. Özellikle tarihî kahramanlık filmleri mit ve ritüellerle olan geleneksel bağı ile toplumsal normların, kültürel sembollerin taşıyıcılığını üstlenmektedir. Tarihî fantazyalar bu görevi hem film ölçeğinde hem de seyirciyle kurduğu ilişkiyle ihya etmektedir. 1952 tarihli Kızıl Tuğ filmiyle başlayan, kökleri mitlere, destanlara, popüler edebiyata dayanan türün varlığı, toplumun gereksinimlerine binaen kültür hayatımızda devam etmektedir. Tür filmi olarak değerlendirilen tarihî kahramanlık filmleri, sinema sanatı ve yansıttıkları tarihsel gerçeklik bakımından çoğunlukla dikkate değer bulunmamıştır. Buna karşın birtakım toplumsal gerçekleri görünür kıldığı gerekçesiyle sosyal bilimlerin göz ardı edemediği bir boyutta ve süreklilikte seyirci ilgisini çekmektedir. Öyle ki tarihî fantazyaların da türsel olarak dâhil olduğu melodramlara yönelik bu ilgi, arkaik dönemdekine benzer bir duygusal algılama biçimiyle ya da mitik bir bilinçle ilişkilendirilmiştir. Bu ilgiyi yönetenlerin amaçları ise sıklıkla mitlerin eylemsel boyutu olan ritüellerin birtakım işlevlerinden yararlanmak suretiyle onların meşruiyet yaratma gücüyle açıklanmıştır. Ritüel bir süreç ve işlevle ilişkilendirilebilecek ilgiye mazhar olan tarihî kahramanlık filmlerinin beslendiği kaynaklar açısından içerik itibarıyla mitlerle ilişkisi de sorgulanmıştır. Sonuç olarak literatürdeki çalışmalarda filmlerin mitler ve ritüellerle olan ilişkisi üzerinde durulmasına karşın toplumsal yapının yeniden üretilmesinde bu işlevin nasıl kurgulandığı ve yapısı tartışılmamıştır. Dolayısıyla bu çalışmada bir içerik analizi yapmaksızın daha önce yapılmış çalışmaları destekleyecek şekilde öykü ve seyir deneyimi, ritüel sürecin sekanslarıyla ilişkilendirilecektir. Toplumsal normların, kültürel sembollerin taşıyıcılığını üstlenen tarihî kahramanlık filmleri, bu mitsel içerikleri bir ritüel mekân olarak beliren sinema salonlarında, TV karşısında sunmaktadır. Film kahramanları ve seyirci, ritüel bir yapı içerisinde Arnold van Gennep’in terimleriyle “ara/eşik” bölgede, Victor Turner’in ifadesiyle “eşiktelik”te bir “komünitas” üyesi olarak, ritüellerde bu aşamada uygulanan tecrit, sınama ve eğitim misyonu gereğince toplumun genel otoritesini temsil eden geleneği-mitleri öğrenerek, yapıya olan inancını tekrar tekrar güçlendirerek toplumsal yapıyı içselleştirmektedir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2026The Conception of Sunnism and Debates on Sectarian Identity in Farīd al-Dīn ʿAṭṭār’s Manṭiq al-Ṭayr
Sever, Mehmet
This study examines the life, works, and, in particular, the sectarian identity of Farid al-Din Attar, one of the most influential figures of thirteenth-century Islamic thought and Sufi literature, whose affiliation has long been debated in academic scholarship. Attar’s sectarian belonging has become open to speculation primarily through works such as Mazhar al-Ajaib and Heaft Vadi, which were attributed to him by Shi‘i biographical writers but have been shown by modern research to be apocryphal. Although these claims are generally grounded in the pronounced devotion to the Ahl al-Bayt and the gnostic attachment to Ali evident in Attar’s writings, Mantiq al-Tayr, regarded as his principal masterpiece, provides doctrinal clarity with respect to these debates. The article offers a detailed analysis of the eulogies composed by Attar for the Four Caliphs (the Rightly Guided Caliphs) in the preface of Mantiq al-Tayr. While portraying Abu Bakr as the center of loyalty and Sufi spiritual authority, Umar as the criterion of justice and truth, Uthman as a source in which modesty and knowledge converge, and Ali as the gate of spiritual authority and gnosis, Attar remains faithful to the hierarchical and historical framework of legitimacy upheld by the Sunni Islamic tradition. His understanding of Sunnism is not confined to a narrow juridical framework; rather, it is grounded in a gnostic perspective shaped by the Khurasan-Nishapur milieu, one that places devotion to the Ahl al-Bayt at its core and reconciles the concept of spiritual authority with Sunni creed. As a result, the study demonstrates that although Attar employs a suprasectarian language, he emerges as one of the most significant representatives of the Sunni Sufi paradigm at the level of fundamental belief.
- MakaleAçık Erişim2026Analysıs of asymmetrıc relatıonshıps between ınflatıon and trade openness ın türkiye: evıdence from the hıdden coıntegratıon test for the perıod 1975-2024
Yıldız, Ümit
This study analyzes the long-term relationships between inflation and trade openness in Türkiye. Using annual data from 1975 to 2024, the study employs annual percentage change in the consumer price index to represent inflation, and the share of total trade in gross domestic product to represent trade openness. Long-term cointegration relationships between the variables are examined using the Engle & Granger (1987) cointegration method and the Granger & Yoon (2002) hidden cointegration method. The findings from the Engle & Granger (1987) test reveal a long-term cointegration relationship from inflation to trade openness in Türkiye during the relevant period. Meanwhile, the Granger & Yoon (2002) test detects hidden cointegration relationships from the positive and negative components of inflation to the negative components of trade openness. Following the identification of hidden cointegration relationships, long-term coefficients are estimated using FMOLS, DOLS, and CCR estimators. According to the estimation results, a 1-unit increase in the positive components of inflation causes a decrease of approximately 0.26 units in the negative components of trade openness. Conversely, a 1-unit increase in the negative components of inflation increases the negative components of trade openness by approximately 0.22 units. In general, the findings indicate that increases in inflation during the relevant period reduced the contraction in trade openness in Türkiye, while decreases deepened it.
- MakaleAçık Erişim2026Bilginin Aktarımı, Güvenilirliği ve Öğretimi Bağlamında Muhaddislerle Modern Eğitimcilerin Yöntemlerinin Mukayeseli Bir Analizi
Demir, Necip Sefa
Bu çalışma, hadis ilminde bilginin aktarım süreçleri ile modern eğitim yaklaşımlarını mukayeseli bir perspektifle ele almaktadır. İslâm medeniyetinin temel disiplinlerinden biri olan hadis ilmi bilginin korunması, titizlikle değerlendirilmesi ve güvenilir bir şekilde nakledilmesi süreçlerini içeren köklü bir geleneğe sahiptir. Araştırmanın konusunu, muhaddislerin klasik rivâyet metotları ile modern eğitimin öğrenci merkezli, etkileşimli ve teknoloji odaklı yapısı arasındaki işlevsel benzerlikler ve yapısal farklar oluşturmaktadır. Çalışma, geleneksel bilgi aktarım yöntemlerinin modern pedagojik araçlarla olan ilişkisini metodolojik bir düzlemde tartışmaya açması bakımından akademik bir öneme sahiptir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden betimleyici ve tematik analiz teknikleri kullanılmıştır. Bu kapsamda muhaddislerin ve modern eğitimcilerin bilgi aktarım yöntemleri, kendi disiplinlerinin özgün bağlamları içinde ayrı ayrı analiz edilmiş ardından belirlenen temalar ışığında iki disiplin arasındaki benzerlikler ve farklılıklar mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde hoca-öğrenci ilişkisindeki otorite ve rehberlik dengesi, bilginin doğrulanması, dijital araçların eğitime entegrasyonu ve bilgi okuryazarlığı gibi temel izlekler ana veri setini oluşturmuştur. Elde edilen bulgular hadis usûlündeki titiz bilgi doğrulama mekanizmalarının günümüz dijital çağındaki bilgi kirliliğiyle mücadelede ve akademik dürüstlük süreçlerinde önemli bir kuramsal referans sunduğunu göstermektedir. Özellikle hoca otoritesinin merkezî bir rol oynadığı geleneksel model ile öğrenciyi merkeze alan modern pedagoji arasındaki karşılaştırma, eğitimde rehberlik ve disiplin arasındaki dengenin ilişkisini ortaya koyma açısından önemlidir. Çalışmanın teknolojik boyuttaki en somut tespiti ise klasik dönemdeki kitâbet metodunun modern uzaktan eğitim sistemleri ve dijital ders materyalleri (PDF) ile mekânsal engellerin aşılması noktasında güçlü bir işlevsel süreklilik taşıdığıdır. BAYUZEM örneğinde görüldüğü üzere hocanın hazırladığı 14 haftalık PDF ders notlarının sisteme yüklenmesi ve öğrenciye ulaştırılması, klasik kitâbet geleneğinin dijital bir formda devam ettiğini kanıtlamaktadır. Neticede rivâyetten dijitale uzanan bu bilgi yolculuğu, geçmişin etik değerleri ile geleceğin teknolojik imkânlarının birbirini tamamlayan bir sentez oluşturabileceğini netleştirmiştir. Kaynak gösterme mecburiyeti ve intihal denetimi gibi modern akademik uygulamaların, muhaddislerin bin yıl önce sistematize ettiği ilim ahlâkı, sıdk ve emanet ilkelerinin teknolojik yansımaları olduğu anlaşılmıştır. Araştırma, geleneksel ilim geleneğinin sadece tarihsel bir miras olmadığını aksine çağdaş eğitim sorunlarına pratik ve teorik çözümler üretebilecek dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur.
- MakaleAçık Erişim2026Millî Mücadele Dönemi’nde Dinî Nitelikli Bir Ayaklanma: Şeyh Eşref İsyanı
Uğur, Uçar
Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve Anadolu’daki işgallerin artmasıyla birlikte, yerel direniş hareketleri de güçlenmiştir. Merkezî ve yerel otoritenin zayıflaması iç isyanları da beraberinde getirmiştir. 1919 yılında Bayburt’ta meydana gelen isyan bu mahiyettedir. Kendisini peygamber ilan eden Şeyh Eşref, dinî ve siyasî bir liderlik üstlenmiş ve bölgedeki halkı organize etmiştir. İsyan, merkezî otoriteye karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkmış ve Şeyh Eşref’in nüfuzu, yerel yönetimler tarafından tehdit olarak algılanmıştır. Mustafa Kemal’in nutuklarında bu olaya değinmesi, isyanın ulusal bağımsızlık Mücadelesi bağlamındaki önemini ortaya koymaktadır. İsyanın başlangıcı, Şeyh Eşref’in dinî söylemleri ve halk üzerindeki etkisiyle şekillenmiştir. İsyan kısa sürede Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon’a kadar yayılmıştır. Özellikle dinî telkinlerle mürit toplayan Şeyh Eşref, zamanla tehlike arz etmeye başlamıştır. Yaşanan gelişmeler üzerine yerel yöneticiler bu faaliyetlere son vermek için harekete geçmiştir. İsyanın bastırılması için gerçekleştirilen askerî harekât ile 25 Aralık 1919 tarihinde çatışmalar başlamış ve Şeyh Eşref tüm uyarılara rağmen teslim olmamıştır. Bunun sonucunda şeyh öldürülmüş, müritleri de teslim olmuştur. İsyanın bastırılması sırasında biri binbaşı olmak üzere 18 asker şehit olmuş, 43 kişi de yaralanmıştır. Çalışma ele alınırken öncelikle Osmanlı Arşivi kaynaklarından, süreli yayınlardan, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Mevlânâ’da dindarlığın niteliği: mesnevî’de sûret–mânâ temelli bir dindarlık tipolojisi
Hasanov, Behram
Bu çalışma, Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde yer alan sûret–mânâ ayrımı ekseninde dindarlığın niteliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal ve beşerî bilimler literatüründe dindarlık çoğunlukla ritüel pratikler, davranışsal göstergeler ve bilişsel kabuller üzerinden tanımlanırken, Mevlânâ dindarlığı bireyin iç dünyasında meydana gelen ahlâkî ve ruhsal dönüşüm temelinde ele almaktadır. Makalede, Mesnevî’deki ilgili beyitlerden hareketle sûreti temel alan dindarlık ile mânâyı temel alan dindarlık olmak üzere iki tipolojik yaklaşım analiz edilmektedir. Nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülen çalışma, metin çözümlemesine dayalı tematik analiz yöntemini benimsemektedir. Bulgular, sûreti temel alan dindarlığın ibadetleri biçimsel düzeyde yerine getiren ancak kalıcı bir ahlâkî dönüşüm üretmeyen bir yapı sergilediğini; mânâyı temel alan dindarlığın ise içselleştirilmiş iman, ahlâkî olgunlaşma ve Allah ile derinlikli bir ilişki ortaya koyduğunu göstermektedir. Çalışma, Mevlânâ’nın dindarlık anlayışının çağdaş dindarlık tipolojilerine niteliksel bir katkı sunduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleYalnız künye2026Scientific Relations of the Ilkhanate State (Examples of China, India, and Egypt)
Dayı, Özkan
Despite the negative effects of the Mongol invasion in the thirteenth century, many countries, geographies, nations, and cultures found the opportunity to come together. This situation also led to the interaction of scientific and cultural elements, which had been limited politically and militarily, with each other. This period of interaction in scientific fields continued during the Ilkhanate, which was established in the Near East as a branch Mongol state after 1256. In addition to their commercial and political relations, the Ilkhanates maintained scientific exchanges with China, India, and Egypt. During the Mongol era, scientific relations were initially established by scholars and mueddibs who sought refuge in these regions to escape the Mongol invasion and received protection. With the arrival of Ilkhan Hülegü in the Near East, the Ilkhanids, also known as the Iranian Mongols, continued their scientific relations by establishing educational institutions, scientific research centers, and patronizing scholars. Scientific relations with the Yuan dynasty in China, the Delhi Turkic Sultanate in India, and the Mamluks in Egypt became a state policy consistently pursued by the Ilkhanate in a scientific sense during this period. In this study, we aim to convey the Ilkhanate's scientific relations with the geographies of China, India, and Egypt.
- MakaleAçık Erişim2026Does Passive Recovery Preserve Shot Speed and Enhance Metabolic Recovery? An Acute Comparison in Female Football Players
Güder, Ferhat; Akman, Onur; Sever, Hasan
This study aimed to compare the effects of active and passive recovery protocols applied after fatigue on performance and physiological responses in female soccer players. Ten female soccer players (n = 10) playing for the Bayburt University women’s soccer team and having at least six years of soccer experience participated in the study. To induce fatigue, a 10 × 20 m repeated sprint test protocol (RSTP) was applied. Using a crossover design, participants completed this protocol in two separate sessions with a 48-hour interval, applying either an active or a passive recovery strategy between sprints. Blood lactate levels were measured before the RSTP, immediately after, and 5 minutes post-exercise, while shooting velocity was assessed before and after the RSTP. The results indicated no significant differences between active and passive recovery conditions in terms of pre-test shooting velocity, resting lactate levels, total sprint time, and ratings of perceived exertion for the first seven repetitions (p > 0.05). In contrast, significant differences in favour of passive recovery were observed for post-test and 5- minute lactate levels, sprint time in the 9th repetition, mean heart rate, and ratings of perceived exertion for the 8th and 10th repetitions (p < 0.05). Additionally, the decrease in shooting velocity following passive recovery was lower than that observed after active recovery. These findings suggest that passive recovery following short-distance repeated sprints may be more advantageous than active recovery in female soccer players in terms of preserving technical performance and reducing cardiovascular and metabolic load.
- MakaleAçık Erişim2026Examining Middle School Students' Speaking Self-Efficacy in Terms of Various Variables
Maden, Asli; Kana, Fatih; Köroğlu, Arda; Kiler, Baran
This study aimed to determine middle school students’ speaking self-efficacy levels and examine whether these levels differed according to individual characteristics, digital media use, reading habits, and parental education. The study employed a relational survey model within a quantitative research approach. The sample consisted of 546 middle school students attending schools in a province in western Türkiye. Data were collected using the Speaking Self-Efficacy Scale for Middle School Students along with a personal information form prepared by the researchers. Independent-samples t-tests, one-way analysis of variance, Welch tests, and appropriate post hoc comparison tests were used to analyze the data. The findings showed that speaking self-efficacy scores differed significantly according to some of the variables examined. Regarding gender, a significant difference in favor of girls was identified only in the susceptibility to influence subscale. As age and grade level increased, scores tended to decrease, particularly in the affective, content, and paralinguistic subscales. Longer daily durations of digital gaming, social media use, and internet use were associated with lower scores in several speaking self- efficacy subscales. In contrast, speaking self-efficacy scores increased as weekly reading time rose. The number of books read per month produced a significant difference only in the affective subscale. A significant difference was identified in the paralinguistic subscale according to maternal education and in the content subscale according to paternal education. Overall, the findings indicate that middle school students’ speaking self-efficacy is associated not only with individual characteristics but also with digital media use, reading habits, and parental education. The results are expected to contribute to instructional practices aimed at improving speaking skills and to future research in the field.















