Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Bayraktar, Bülent(13)
- Yavuz, Mehmet(10)
- Kayalı, Bünyami(8)
- Erdoğan, Yaşar(7)
- Isik, Cem(7)
- Kul, Murat(7)
- Makas, Samet(7)
- Ongan, Serdar(7)
- Yayla, İbrahim Erdoğan(7)
- Akeren, Zahide(6)
- Akeren, İhsan(6)
- Boz, Emre(6)
- Bozkurt, Aras(6)
- Ecem Bayram, Nesrin(6)
- Engin, Mustafa Alptekin(6)
- Imamoglu, Ilyas Kays(6)
- Kalyoncuo, Servet(6)
- Kotan, Gökşad Cemil(6)
- Çolak, Murat(6)
- Ayata, Ümit(5)
- Aydemir, Uğur(5)
- Bayram, Sinan(5)
- Cakir, Mehmet(5)
- Ceylan, Halil Ibrahim(5)
- Ceylan, Nagihan Burcak(5)
- Colak, Murat(5)
- Dergaa, Ismail(5)
- Dertli, Enes(5)
- Dhahbi, Wissem(5)
- Dombak, Kübra(5)
- Esmer, Yusuf(5)
- Gul, Volkan(5)
- Kamiloğlu, Aybike(5)
- Kutlu, Naciye(5)
- Köktürk, Seda Nur(5)
- Muntean, Raul Ioan(5)
- Tutkun, Cansu(5)
- Yarımkaya, Erkan(5)
- Yıldız, Ümit(5)
- Çakır, Zekai(5)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Kazan’da Yayımlanan Bir Kur’an Tercümesinin Mûsâ Cârullah’a Aidiyeti
Çakır, Numan
Bu çalışma, 2010 yılında Kazan’da Mûsâ Cârullah Bigiyef’e (1875-1949) nispet edilerek yayımlanan Kur’an tercümesinin gerçek müellifinin tespit edilmesini ele almaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında Kazan Türkleri arasında yetişen önemli bir İslam âlimi olan Mûsâ Cârullah, 1912 yılında tamamladığı Tatarca Kur’an tercümesini neşretmek istemiş; ancak dönemin muhafazakâr çevrelerinin yoğun ten- kitleri ve dinî otoritelerin baskıları nedeniyle bu hedefini gerçekleştirememiştir. Müellifin sonraki yıl- larda tercümesini yayımlamaya yönelik diğer girişimleri de sonuçsuz kalmış, 1949 yılındaki vefatının ardından mezkûr tercümenin akıbeti belirsiz olup bu hususta çeşitli ihtimaller dile getirilmiştir. 2010 yılına kadar eserin neşrine yönelik herhangi bir girişim söz konusu olmamıştır. 2010 yılında ise Ka- zan’da yayımlanan bir Kur’an tercümesi, kamuoyuna Mûsâ Cârullah’ın 1912 yılında tamamladığı ve uzun süredir kayıp olduğu düşünülen tercümesinin yeniden basımı olarak takdim edilmiştir. Ancak yapılan ilmî incelemeler, Kazan’da neşredilen eserin aslında Süleyman Tevfîk’e ait olduğunu; dolayı- sıyla Mûsâ Cârullah’a nispet edilmesinin isabetli olmadığını ortaya koymuştur. Bu makalede önce Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesiyle ilgili görüşleri, kendi hazırladığı Kur’an tercümesini yayımlama girişimleri ve bu süreçte karşılaştığı engeller ele alınmış; ardından tercümenin akıbeti hakkında ileri sürülen ihtimaller değerlendirilmiştir. Son olarak 2010 yılında Kazan’da yayımlanan Kur’an tercüme- sinin aidiyet meselesi, tarihsel veriler ve metin tahlili yöntemiyle incelenmiş ve elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında analiz edilmiştir. Bu yönüyle çalışma, Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesinin akıbetiyle ilgili tartışmalara tutarlı ve ilmî bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ4Dinleme Becerilerinin Gelişiminde Estetik Dinleme Etkinlikleri: İlkokul 2. Sınıf Öğrencileri Örneği
Kaplan, Kadir; Boyraz, Nurcihan Kübra
Bu araştırmada, estetik dinleme etkinliklerinin ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin dinlediğini anlama başarı düzeylerine etkisini incelemek ve estetik dinleme etkinlik sürecini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırma, karma yöntem araştırmalarından gömülü deneysel model olarak desenlenmiştir. 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde gerçekleştirilen araştırmaya bir devlet okulunun ikinci sınıf A ve B şubelerinde öğrenim gören 30 öğrenci katılmıştır. Nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenle yürütülen araştırma nitel verilerle desteklenmiştir. Deneysel işlem sürecinden önce ve sonra “Dinlediğini Anlama Başarı Testi” gruplara uygulanmıştır. Deney grubuna haftada bir gün üç ders saati kendi sınıf öğretmeni tarafından yedi hafta boyunca toplam yedi estetik dinleme etkinliği uygulanmıştır. Son test olarak kullanılan test, kalıcılık testi olarak ta kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen nicel veriler kestirimsel istatistik testleri ile çözümlenmiştir. Görüşmeden elde edilen nitel veriler içerik analizi ile çözümlenerek nicel veriler desteklenmiştir. Sonuç olarak estetik dinleme etkinliklerinin dinlediğini anlama başarı düzeyine olumlu yönde bir etkisinin olduğu görülmüştür. Bu bulgular, estetik dinleme etkinliklerinin ilkokulun erken yıllarında dinleme becerisinin geliştirilmesine katkı sağladığını ve sınıf öğretmenleri tarafından derste uygulanabileceğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Nilgün Marmara’nın İzlenimci Şiir’inde Varoluşçuluk Akımının İzleri
Aytaç, Aslıhan
Nilgün Marmara, 1980 sonrası Türk edebiyatında özgün şiirleri, günlükleri ve denemeleriyle önemli yer edinerek tanınırlık kazanan çok yönlü bir şairdir. Yirmi dokuz yıllık kısa hayatı boyunca ontik bir çıkmazda bulunduğunu hisseden şair, dünyevi yaşamdaki açmazları; varoluşsal bunalım, ölüm, hiçlik, yabancılaşma, yalnızlık, arayış, umutsuzluk, karamsarlık, kırgınlık düzleminde irdelerken zamanı bir tutsaklık hâli olarak algıladığını şiirlerinde simgesel biçimde dile getirir. Varoluşsal olarak varlık karşısında hiçlik, yaşam karşısında ise ölüm istenci duyan Nilgün Marmara, kaçınılmaz son tarafından kuşatılan umutsuz bireyin trajik yaşamını, özgürlük bilinci ekseninde sorgulayarak şiir evrenini kurar. Bu bağlamda anlamsız bir evrenin içine atıldığını düşünen şair, şiirlerinin anlam dünyasını hiçlik ve ölüm temleriyle meydana getirirken kırılgan duyarlılığını gösterir. Şiir evrenini melankolik ruh hâli ekseninde kuran Nilgün Marmara, İzlenimci Şiir’de, varoluşa dair ikilemlerini diyalektiklerden yola çıkarak imgeleştirmeyi tercih eder. Bu yönüyle şair, özne- benin bunalımlı ruhundaki çelişkili tutumu; varlık ve hiçlik, yaşam ve ölüm diyalektiği düzleminde belirginleştirmeyi tercih eder. Nilgün Marmara, yazın yaşamı boyunca sorguladığı diyalektik ilişkiler aracılığıyla insani nüveyi meydana getiren niteliklerin yanı sıra varoluşçuluk felsefesinde önemli yere sahip olan çeşitli sorunsalları, estetik düzlemde ele alarak sanatsal yaratıya dönüştürür. Nilgün Marmara’nın biyografik detaylarına dair örtük göndermeler içeren şiirde, dünyaya atılmış ve ölüme yazgılı varlığın ‘şimdi ve burada’daki yurtsuzluk hissi, imgesel olarak okuyucuya sunulurken kapalı bir söylem biçimi benimsenir. Çalışmada, İzlenimci Şiir’in imgesel yapısı incelenerek varoluşçu felsefenin şiire konu edildiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.
- MakaleYalnız künye2026Examining the Attitudes of Physical Education Teacher Candidates Toward the Teaching of Students with Special Needs
Aydemir, Uğur
This study aims to investigate the attitudes of physical education teacher candidates toward teaching students with special needs. The study, designed as a descriptive survey, involved 284 teacher candidates studying in physical education teacher training departments at universities. Data were collected using the “Attitudes of Physical Education Teachers Toward the Education of Individuals with Disabilities-III” scale. The Mann-Whitney U-test was used for data analysis. The findings obtained as a result of the analyses revealed that the attitudes of physical education teacher candidates toward the teaching students with special needs were negative. It was determined that the attitude scores of physical education teacher candidates toward the teaching students with attention deficit and hyperactivity disorder were lower than their attitude scores toward other special needs groups. In addition, it was observed that teacher candidates who had individuals with special needs in their families, who had previously taught individuals with special needs, and who had taken courses on individuals with special needs during their undergraduate education had higher attitude scores, while there was no significant difference in the attitude scores of physical education teacher candidates according to gender. In light of these findings, it is recommended that application-oriented course content be created during undergraduate education and that activities be organized in which physical education teacher candidates participate together with students with special needs, in order to contribute to the development of positive attitudes toward the teaching students with special needs among physical education teacher candidates.
- MakaleAçık Erişim2026Hakîm Şâh Muhammed’in Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm’ı
Erbay, Ömür
Türklerin İslâmiyeti kabulünden sonra girilen kültürel çevrenin bir sonucu olarak dinî hususiyetlerin öğretimi meselesi önemli bir konu olarak görülmüştür. Bu konu ilk dönemlerde Arapça ve Farsça eserlerin Türkçeye tercüme edilmesi şekliyle açıklığa kavuşturulurken Türkler arasında yayılan ve hayatın her sahasında etkisini gösteren din olgusu Türk aydınlarının eserlerine de yansımış ve bu sahada eserler verilmeye başlanmıştır. Dinî hususlarda insanları eğitmeyi amaçlayan bu tür eserler ilmihâl adını almış olup Osmanlı döneminde birçok ilmihâl yazılmıştır. Bunlar telif ve tercüme eserler olarak karşımıza çıkmaktadır. Alanın ilk eserlerinden olup Osmanlı döneminde yazılan Mızraklı İlmihâl, kendinden sonra yazılan birçok esere de örnek teşkil etmiştir. Ezberlenmelerinin ve öğrenilmelerinin kolay olması sebebiyle dinî eserlerin manzûm olarak yazılması geleneği bu konuda da hüküm sürmüş olup Anadolu sahasında birçok dinî eser manzûm olarak yazılmıştır. Manzûm olarak yazılan eserler arasında ilmihâller de vardır. Çalışmamıza konu olan Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm adlı eser de Hakîm Şâh Muhammed adlı Yavuz Sultan Selim döneminde saray hekimbaşılığı yapmış sadece tıp değil bilimin birçok sahasında derin bilgiye sahip bir tabip şair tarafından kaleme alınmış manzûm bir ilmihâldir. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm, aruz vezniyle mesnevî nazım şekliyle kaleme alınmış dinî ve ahlakî bir eserdir. Eser, iman, hac, zekat, namaz, oruç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Manzûm ilmihâllerin bir türü olan namaz ve abdeste bazen de iman konularına yer veren Şurûtu’s-salât ismindeki eserlerden içerdiği hac, zekat, oruç konularıyla ayrılan ve Şerâ᾽it-i İslâm isimli ayrı bir türü yansıtan eser, 122 beyitten oluşmaktadır. Eserin tertibi ise mukaddime niteliğindeki 6 beyitten sonra gelen iman, namaz, zekat, oruç, hac bölümleri ve 4 beyitlik bitiş bölümü şeklindedir. Hakîm Şâh Muhammed, eserini insanların dinî hususiyetleri öğrenmesi için yazmış ve bu amaca binâen eserinin ömrünün uzun yıllar sürmesini istemiş olup bunun sonucu olarak da bir iyi niyet temennisi olan duadan başka bir şey istememiştir. Eserin yazılış amacının toplumsal faydaya dönük olması eserde kullanılan üslubun da bu amaca hizmet edebilecek şekilde olmasını gerekli kılmıştır. Metin içerisinde bulunan iy cân, iy dedem, iy yâr ifadeleri bu durumun göstergesidir. Dolayısıyla Hakîm Şâh Muhammed, eserinde sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. Eser, Eski Anadolu Türkçesi dil ve imlâ özelliklerine göre kaleme alınmış olup eserde günümüz için arkaik denilebilecek birçok kelime de mevcuttur. Eserin ulaşabildiğimiz tek nüshası olup bu nüsha, Manisa Kütüphanesi Manisa İl Halk Kütüphanesi Koleksiyonu 2685 numarada kayıtlı 223 varaktan müteşekkil bir mecmua içerisinde bulunmaktadır. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm, mecmuada 2685/3 koleksiyon numarası ve 91365 bibliyografik kayıt numarasıyla bulunmakta olup mecmuanın üçüncü eseridir. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm’ın varlığı çalışmamızla ortaya konulmuş olup Hakîm Şâh Muhammed’den bahseden kaynaklarda eserin varlığından söz edilmemiştir. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm kendisiyle aynı isme sahip eserlerle muhtevası ve tertibi yönüyle benzer özellikler göstermekte olup müellifinin belli olması ve beyit sayısı bakımından ayrı bir konuma sahiptir. Eserin telif tarihine, istinsah tarihine müstensihine dair kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Ancak müellifin ölüm tarihinin 1521 yılı olması ve müellifin II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman dönemlerini görmesi sebebiyle eserin telif tarihinin, 15. yüzyılın ikinci yarısı ve 16. yüzyılın ilk çeyreği arasında olduğu kanaatını taşımaktayız. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm ile birlikte manzûm olarak yazılan dinî eserlerin bir türü olan manzûm ilmihâl türündeki eserler silsilesine bir tane daha eklenilmiş olup edebiyatımızın gizli kalmış kültür halkalarından bir tanesine daha ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Artificial intelligence applications in organizations from an employee perspective: a bibliometric analysis
Durmuş, İbrahim
In organizational settings, the effectiveness of artificial intelligence (AI) and AI-based applications in employees' activities continues to increase steadily over time. While this situation provides some conveniences to employees, it has also brought several concerns. Accordingly, a need has emerged to identify areas of collaboration and conflict between employees and AI. From this perspective, the present study aims to generate insights into employee–AI interactions at the organizational level. Literature on AI applications and their impact on employees is included. Bibliometric analysis was conducted using Web of Science (WoS) database. This research covers an application that includes a total of 497 studies published between 1996 and 2024. The keywords most emphasized by the authors in AI applications include artificial intelligence, machine learning, management, artificial, knowledge, learning, deep learning, intelligence, big data, data mining, employee, human resources, machine, technology, business, knowledge management, performance, and artificial neural networks. In the analysis, strong relationships between the concepts of artificial intelligence, machine learning, management, data mining, digital transformation, analysis, technology, employee, human resources, collaboration, productivity, human resource management, big data, performance, and digital technologies were revealed. Results have shown that the use of artificial intelligence in businesses is related to many concepts from the employees' perspective. The research offers important implications for strategic decision-making in areas such as human resources management, collaboration, performance, and digital transformation, based on the concepts that emerge in the interaction of artificial intelligence applications with employees.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Türk Siyasetinde Etik: Realist Machiavellizm mi? Normatif Kantçılık mı?
Kapusızoğlu, Mehmet
Bu çalışma, Türk siyasetinin etik/ahlaki temellerini Niccolò Machiavelli’nin siyaset felsefesi ile Immanuel Kant’ın evrensel ahlak anlayışı çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelemekte ve 1980 sonrası Türk siyasetinin ve siyasal pratiklerin etik paradigmasını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada betimleyici analiz yöntemi kullanılmış olup, nitel verilere dayalı literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda her iki düşünürün siyaset yaklaşımları temel eserler üzerinden değerlendirilmiş ve metin odaklı yorumlama yapılmıştır. Çalışmada siyasetin etik boyutu realist siyaset ile normatif siyaset açısından ele alınmış; etik-siyaset ilişkisi, iktidar kavramı üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Türk siyasetinin etik boyutu, anayasa metni, yasal mevzuat, ulusal ve uluslararası kuruluşların değerlendirme raporları ve siyasi pratikler üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türk siyasetinde etik söylemlere rastlanmakla birlikte uygulamada rasyonel ve faydacı bir siyaset modelinin öne çıktığını, etik sistemin kurumsal altyapısında eksiklikler bulunduğunu ve siyasal özneler arasında Kantçı normatiflikten ziyade Machiavellist gerçekçiliğin hâkim olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada, etik ilkelerin yalnızca yasal mevzuatta yer almasının tek başına yeterli olmadığı, bu kuralların içselleştirilmesinde siyasal kültür, patronaj ilişkileri, siyasal liderlik ve seçmen davranışı gibi unsurların belirleyici birer etken olduğu vurgulanmıştır. Son olarak, Türk siyasetinin Kantçı etik yaklaşımın evrensel ve normatif ilkelerini gözönünde bulunduran ve Machiavellist realist siyasetin yönetsel ve etkisel güç alanlarını göz ardı etmeyen paradoksal bir etik siyaset modeline ihtiyacı olduğu belirtilmiştir.
- Derleme MakaleAçık Erişim2026Hemodiyaliz Hastalarında Konstipasyon Yönetimi ve Akupresür Uygulaması
Kalyoncuo, Servet
Konstipasyon, hemodiyaliz hastalarının yaşadığı semptomlardan birisidir. Konstipasyon tedavi edilmediği takdirde, karın ağrısı, bulantı, kusma, psikolojik rahatsızlıklar, bağırsak tıkanması ve perforasyonu gibi rahatsız edici belirtilere veya yaşamı tehdit edici komplikasyonlara yol açabilmektedir. Konstipasyon için yaygın farmakolojik müdahalelerin kullanımı kısa süreli semptomların hafifletilmesinde etkili olsa da uzun süreli kullanımları ciddi yan etkilere ve sağlık bakım sisteminde yüksek maliyetlere neden olabilmektedir. Bu nedenle hemodiyaliz hastalarında görülen konstipasyonu hafifletmek için diğer destekleyici yöntemlere de ihtiyaç duyulmaktadır. Son zamanlarda, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları semptom yönetiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerinden biri olan akupresürün konstipasyon yönetiminde etkili olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Akupresür, vücuttaki belirli akupunktur noktalarına el ile uygulanan basınç uygulamasıdır ve bu uygulamanın insan vücudundaki dengeyi geri kazandırdığına inanılmaktadır. Akupresür, konstipasyon için non-invaziv bir müdahaledir ve herhangi bir ağrı ve yan etki ile sonuçlanmayan etkili bir yöntemdir. Bununla birlikte, hemodiyaliz hastalarında konstipasyonun tedavisinde akupresürün etkileri ile ilgili çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Hemşireler konstipasyon semptomu yönetiminde, tamamlayıcı ve alternatif yöntemlerden biri olan akupresüre ilişkin bilgi sahibi olmalı, hastayı bilgilendirmeli, akupresür uygulamasının hasta üzerindeki etkilerini gözlemlemelidir.
- MakaleAçık Erişim2026Kuzeydoğu Anadolu'da Bir Doğrusal Yapı: Sınır Hattı Üzerine Bazı Tespit ve Değerlendirmeler
İlhan, Hüseyin
Kuzeydoğu Anadolu’da yer alan Bayburt-Gümüşhane toprakları, Anadolu’yu Kafkasya ve Karadeniz kıyı şeridiyle buluşturan tarihsel bir geçiş koridoru niteliği taşır. Nitekim yörede yürütülen yüzey araştırmaları, bu işlevi doğrular biçimde, kale ve gözetleme kulelerinden höyük, han ve köprülere kadar zengin bir arkeolojik-kültürel envanter ortaya koymuştur. Araştırmalar sırasında tespit edilen arkeolojik bulgulardan biri de büyüklüğü ile dikkat çeken bir doğrusal yapıdır. Kelkit ve Çoruh havzalarını ayıran su ayrım çizgisinin birkaç km doğusundan, Gümüşhane'nin Köse ilçesine bağlı Altıntaş Köyü'nün hemen kuzeyinden başlayarak, Bayburt sınırları içerisinde yer alan Pulur Dağları üzerinde sona eren bu yapı, başlangıcından sonuna kadar yaklaşık 24 km'dir. Özellikle İkindi Tepeleri ve Pulur Dağları üzerinde doğrusal yapının izleri açık bir şekilde görülebilmektedir ancak ovalık arazilerde bu izleri takip edebilmek oldukça güçtür. Kuzey-güney ekseninde uzanan ve ortalama 5 m genişliğinde bir moloz taş yığını şeklinde karşılaşılan yapının, takip edilebilen yüksek araziler üzerindeki kısmı 15 km'dir. Kelkit Havzası'na oldukça kolay bir geçiş imkanı sunan ve doğu-batı ulaşımında bir koridor niteliğindeki Mormuş Ovası ve Gökçedere Vadisi, stratejik birer topografyadır. Bu bağlamda yapı ve etrafında gerçekleştirilen arazi çalışmaları neticesinde, doğrusal yapı ve bununla ilişkili diğer yapıların bir sınır hattını oluşturduğu anlaşılmıştır. Söz konusu sınırın tarihlendirilmesi amacıyla uzun soluklu bir inceleme yürütülmüş; sahadaki benzer mimari özellikler ile seramik buluntular bütüncül olarak ele alınmıştır. Bütüne ait bir parça olduğu anlaşılan bu doğrusal hat, yakın çevresindeki ve muhtemel devamı üzerindeki çeşitli arkeolojik izlerle birlikte değerlendirildiğinde, bu toprakların uzun soluklu bir sınır işlevine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu tespit ışığında Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınırlarda İslam orduları ile yoğun mücadeleler verdiği özellikle 7. yüzyıl sonları ve 8. yüzyıl başlarından 11-12. yüzyıllara kadar, zaman zaman önemini kaybetse de bu hattın sınır olarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dahası Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınır yönetimine dair birçok kavramın somutlaştırılması ve örneğinin sunulması bu alanda yeni bir ufuk açmıştır. Bu bağlamda bu çalışma, söz konusu doğrusal yapı temelinde bu sınır hattını aydınlığa kavuşturmayı ve bu konudaki çeşitli tespitleri aktarmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026The Transformation of Local Independent Retail in City Centers and Its Effects on the City's Macroform: The Case of Ankara
Yıldız, Seçil Gül Meydan; Şengün, Hayriye; Kara, Adnan; Ozden, Erdemalp
The unplanned growth of city centers threatens the local fabric of cities, while local retail has become an important component of preserving city identity and sustainable consumption. This research aims to examine the effect of shopping motivations on customer satisfaction and to determine how factors such as customer proximity, relationships with local suppliers, and store atmosphere shape consumers' perception of Urban Attachment. Data obtained using systematic and stratified sampling methods in the districts of Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, and Sincan in Ankara were analyzed. Statistical analysis methods such as linear regression, logistic regression, ANOVA, and independent samples t-test were used in the study. Regression analyses show a positive and statistically significant relationship between shopping motivations and customer satisfaction. Furthermore, proximity to the customer and relationships with local suppliers were found to have a significant and positive effect on customer satisfaction. Shopping motivations, community connection, and store atmosphere factor scores showed significant differences across different visit frequency groups. This study uniquely highlights the critical role local retailers play in strengthening consumers' emotional connection to the city. The findings emphasize local businesses' importance in preserving city identity and creating a sustainable consumption ecosystem.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Manzûm Bir Kur’ân Fâlı: Te’vîl-i Fâl-i Kur’ân
Erbay, Ömür
Gayba dair bilgi edinebilme yani geleceğe dair sır perdesini aralayabilme düşüncesi insanoğlunun zihnini her zaman meşgul etmiştir. İnsanoğlu geleceği için öngörülerde bulunabilmek ve bu husustaki merakını giderebilmek amacıyla varoluşunun ilk zamanlarından beri çeşitli araçlara ihtiyaç duymuştur. Bu araçlardan biri de faldır. Fallar, bunları icra eden falcılar aracılığıyla insanların bu merakını gidermiştir. Falcılar, kendilerini daha inandırıcı kılmak amacıyla çeşitli araçlara da başvurmuş olup bu araçlardan bir tanesi de dinî metinlerdir. Bu yolda başvurulan en önemli metin ise Kur’ân-ı-Kerîm’dir. Kur’ân-ı-Kerîm’den fal bakma işlemi, İslâm sonrasında Türkler arasında da yayılmış olup bu konuyla ilgili manzûm, mensûr ya da manzûm-mensûr olarak birçok eser kaleme alınmıştır. Bu çalışmanın konusunu manzûm bir Kur’ân falı olan Te’vîl-i Fâl-i Kur’ân adlı eser oluşturmaktadır. Te’vîl-i Fâl-i Kur’ân iki beyitlik Kur’ân fallarından olup Türk İslam Eserleri Müzesinde yer alan bir Kur’ân-ı-Kerîm nüshasının sonunda bulunmaktadır. Eserin müellifine, müstensihine, telif tarihine, istinsah tarihine dair bilgi bulunmamaktadır. Eser, dil olarak Eski Anadolu Türkçesi döneminin özelliklerini taşımaktadır. Eser; şekil ve muhteva, dil ve anlatım özellikleri bakımından incelenip neşredilen metinin eklenmesiyle dikkatlere sunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026Sistematik Risk ve Kazanç Manipülasyonu: PMG/ARDL Modelinden Elde Edilen Kanıtlar
Ag, Aliriza; Gül, Meltem; Yilmaz, Tuncer; Ekinci, Sevgül
Bu çalışmada risk ve kazanç manipülasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi temel amacı oluşturmaktadır. Çalışmada Borsa İstanbul (BIST) piyasasında işlem gören 160 reel sektör şirketinin 2008Q1-2023Q3 arasındaki çeyreklik verileri kullanılarak sistematik risk ile kazanç manipülasyonu arasındaki ilişki incelenmiştir. Şirketler için piyasa riski olarak da bilinen BETA değeri sistematik risk ölçütüdür. Piyasa risk ölçütü olarak kullanılan BETA değeri, borsadaki şirketlerin hisse senedi fiyatının tüm piyasaya göre oynaklığını ölçmek için kullanılan önemli bir piyasa göstergesidir. Sekiz faktörlü Beneish M_SCORE değeri ise kazanç manipülasyonu için vekil değişken olarak alınmıştır. Çalışmada sistematik riskin kazanç manipülasyonu üzerinde uzun ve kısa dönemli dinamik etkilerin tahmininde PMG/ARDL panel yöntemi kullanılmıştır. Dinamik bir özelliğe sahip olan PMG/ARDL yaklaşımı hem uzun hem de kısa dönemli etki sonuçları üretme özelliğine sahiptir. Yapılan analizlerde ulaşılan bulgularda BETA değerinin uzun dönemde kazanç manipülasyonu üzerinde önemli düzeyde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, borsa şirketleri için sistematik bir risk göstergesi olan BETA değerinin artırmasının kazanç manipülasyonu üzerinde önemli bir rol oynadığını doğrulamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026MIST Ülkelerinde Jeopolitik Riskin Doğrudan Yabancı Yatırımlar Üzerine Etkisi
Yıldız, Şaduman
Tasarruf oranları düşük olan gelişmekte olan ülkelerde iktisadi büyüme çoğunlukla doğrudan yabancı yatırımlar aracılığı ile artırılabilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar aracılığı ile ülkeler sermaye birikimini ve istihdamı artırmanın yanı sıra ülkeye teknoloji transferi de sağlayabilmektedirler. Bu çalışmada, yükselen ekonomiler olarak tanımlanan MIST (Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye) ülkelerinde 1985-2023 dönem aralığında jeopolitik riskin doğrudan yabancı yatırımlar üzerine etkisi panel veri analizi kullanılarak araştırılmıştır. Doğrudan yabancı yatırımların bağımlı değişken olduğu model için yapılan eşbütünleşme testi sonucuna göre doğrudan yabancı yatırımlar ve jeopolitik risk arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Daha sonra yapılan katsayı tahmin testine göre jeopolitik riskte meydana gelen %1 oranındaki artış doğrudan yabancı yatırımları %0.176 oranında azaltmaktadır. Son olarak çalışmada yapılan nedensellik testi ile de eşbütünleşme testi sonuçları doğrulanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, MIST ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımların artışı jeopolitik riskin düşük olmasına bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bu bulgu, bu ülkelerdeki politika yapıcıların doğrudan yabancı yatırım politikalarını tasarlarken jeopolitik riski dikkate almaları gerektiğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Namazda Salât Meselesi ve Buhârî’nin Yaklaşımı
Taban, Zeyd
Salâtüselâm getirmek Müslümanların Hz. Peygamber’e olan saygı ve bağlılıklarını gösteren sembollerden biridir. Salli-Bârik duaları ise Salâtüselâmın kapsamlı bir formu olup daha çok namazla birlikte anılmaktadır. Bu duanın namazda okunmasıyla ilgili farz veya müstehap/mendup gibi farklı hükümler verilmiş, terk edenin en azından kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Buhârî’nin ise İslamî ilimlerin tamamıyla ilgili hüküm ve bilgileri sahih hadislere dayandırma gayesiyle telif ettiği anlaşılan es-Sahîh’inde bu duayı namazla ilişkilendirmediği, teşehhüdden sonra yapılacak duaya da bir bağlayıcılık atfetmediği anlaşılmaktadır. Nitekim onun, Salli-Bârik dualarını es-Sahîh’in birçok yerinde naklettiği ve namazda veya teşehhüdden sonra dua ile ilgili başlıklar açtığı hâlde bu duaları namazla ilgili bölümlerde aktarmadığı görülmüştür. Bu uygulamayla ilgili fakihler tarafından verilen muhtelif hükümler ve Buhârî’nin farklı tutumu Müslümanların her gün eda ettikleri namaz ibadetini etkileyebilecek bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple mezkûr duaların namazla ilişkisinin tekrar gözden geçirilmesi önemlidir. Bu durum araştırmacıyı tarafların delil olarak sunduğu rivayetleri incelemeye ve bu yerleşik uygulamanın dayanağını araştırmaya sevk etmiştir. Konuyla ilgili daha önce yapılmış akademik bir çalışmaya rastlanmadığından bu makalede namazda salât okumanın Hz. Peygamber’in sünnetine dayanıp dayanmadığı meselesi, ilgili rivayetler üzerinden incelenmiş, sahâbe ve tâbiûn döneminde bu uygulamanın varlığı sorgulanmıştır. Buna ilaveten namazda salâtın sonraki dönemlerdeki durumu araştırılmış, bu uygulamanın yerleşmesinin arkasındaki amiller üzerine fikir yürütülmüştür. Ardından bu sürecin hadis kitaplarına yansıması üzerinde durulup Buhârî’nin fakihlerden ve diğer musanniflerden farklı olan bu tasarrufunun ilgili rivayetlerin isnâd veya metinlerindeki zafiyetten kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Buna bağlı olarak Sahîh-i Buhârî’nin salt hadis kaynağı olarak görülmemesi ve Buhârî’nin tercihlerinin ilmî meselelerde mutlaka dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Kentli hakları bağlamında kentsel dönüşüm: samsun-canik kuzey yıldızı kentsel dönüşüm projesi örneği
Ersavaş Kavanoz, Suna; Küçükşen, Murat
Kentsel dönüşüme ilişkin kentli hakları temelli çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu iki önemli değişkeni bir arada ele alan bu çalışmada, kentsel dönüşüm uygulamalarının kentli hakları bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, kentli hakları ilke ve değerlerinin kentsel dönüşüme ilişkin politika yapım sürecinde daha bütünsel bir yaklaşım oluşturup oluşturamayacağı sorusu etrafında yapılandırılmıştır. Araştırma alanı, Samsun ili Canik ilçesinde yer alan ve Karadeniz Bölgesi’nin en büyük kentsel dönüşüm projesi olarak kabul edilen “Kuzey Yıldızı Kentsel Dönüşüm Projesi”dir. Araştırma yöntemi olarak nitel ve nicel verilerin bir araya getirildiği karma yöntem yaklaşımı kullanılmıştır. Veri toplama araçları arasında anket, yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlem ve arşiv belgesi inceleme teknikleri yer almaktadır. Toplanan veriler metne aktarılmış ve betimsel analizle birlikte frekans ve oransal dağılım kullanılarak yorumlanmıştır. Çalışmada kentsel dönüşümün on altı farklı kentli hakları değişkeni üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğu bulunmuştur. Araştırma bulguları ışığında, kentsel dönüşümün sosyal boyutunun güçlendirilmesiyle daha bütüncül bir dönüşüm uygulamasının yaratılabileceği, bunun kentlilerin hakları açısından önemli etki ve katkılar sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.
- MakaleYalnız künye2026Scopus SJRQ4The scientific structure of the field of rural development and social entrepreneurship: A bibliometric analysis based on web of science data
Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan; Yılmaz, Şeymanur
Purpose: This study was conducted to reveal the scientific trends, thematic structures, and intellectual orientations in the literature on rural development and social entrepreneurship. The study aims to provide a comprehensive overview of current research trends by identifying the points of intersection between these two fields.Design/Methodology/Approach: A bibliometric analysis technique was used in the research. Data was obtained from the Web of Science (WoS) database and focused on the period between 2006 and 2025. Only research articles published in the fields of Business, Management, and Economics were included in the analysis. A total of 407 articles were examined, and the annual growth rate was calculated as 20.58%.Results: The results show that social entrepreneurship is playing an increasingly strategic role in rural development processes and that publications in the literature are concentrated around the themes of social capital, innovation, women's entrepreneurship, and sustainability. Aleksandras Stulginskis University, South China Agricultural University, and the University of Nigeria stand out among the most productive institutions. Bradford Law findings reveal that publications are concentrated around a small number of core journals. Consequently, the role of social entrepreneurship in rural development is related not only to economic growth but also to social welfare and sustainability dimensions.Originalit/Value: This study is one of the few bibliometric analyses that jointly examine social entrepreneurship and rural development. Based on Web of Science data, it reveals the research networks, thematic trends, and future research opportunities in the field, making a significant contribution to the literature.
- MakaleAçık Erişim2026COVID-19 Sonrası Tedarik Zinciri Gecikmelerine Dair Ampirik Kanıtlar: APEC Ekonomileri Örneği
Okur, Fatih
Bu çalışma, 2015–2023 döneminde APEC ülkelerinde tedarik zinciri gecikmelerinin temel belirleyicilerini analiz etmektedir. Panel veri analizi yoluyla COVID-19 pandemisi, ekonomik gelişmişlik düzeyi ve bölgesel ticaret anlaşmalarının etkileri incelenmiştir. Ayrıca, modelde sanayi üretimi, dış ticaret hacmi, ticaret açıklığı, enflasyon oranı ve doğrudan yabancı yatırımlar gibi kontrol değişkenlerinin de tedarik zinciri gecikmeleri üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Sabit etkiler modeline dayalı analiz sonuçları, ihracat ve ithalat hacmi, sanayi üretimi ve ticaret açıklığının gecikmeleri artırdığını; ekonomik büyüme oranı ile doğrudan yabancı yatırımların ise gecikmeleri azalttığını göstermektedir. Ayrıca, enflasyon oranı ve pandemi dönemi gecikmeler üzerinde anlamlı ve olumsuz etkiler yaratmıştır. Alt grup analizleri, bu ilişkilerin dönemsel ve ülke türüne göre farklılaştığını ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, tedarik zinciri performansını artırmak isteyen politika yapıcılar için önemli yol göstericidir. Bu bağlamda lojistik altyapının güçlendirilmesi, fiyat istikrarının korunması ve esnek tedarik stratejilerinin geliştirilmesi önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Dijital Bağımlılık ve Psikolojik Sıkıntı Ekseninde Din Anlayışının İkili Rolü
Süheyb, Okur
Bu araştırmanın amacı, farklı din anlayışı boyutlarının (seküler-mesafeli, muhafazakâr-geleneksel, mistik-özcü, kurumsal-aidiyete dayalı) üniversite öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri ve psikolojik sıkıntıları (duygu durumları) üzerindeki yordayıcı rolünü çok boyutlu bir perspektiften incelemektir. Alan yazında dinin koruyucu rolü bilinse de din anlayışının homojen olmayan yapısının dijital bağımlılık karşısındaki rolü belirsizdir. İlişkisel tarama modeline göre tasarlanan çalışmaya 18-35 yaş arası 456 üniversite öğrencisi (N=456) katılmıştır. Veriler, Dijital Bağımlılık Ölçeği, Duygudurum Profili ve Din Anlayışı Ölçeği ile çevrim içi toplanmıştır. Korelasyon analizi, dijital bağımlılık ile “Toplam Duygudurum Bozukluğu” arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki (r = .420) göstermiştir. Çoklu regresyon analizleri sonucunda seküler-mesafeli din anlayışının hem dijital bağımlılığı (β = .109) hem de Toplam Duygudurum Bozukluğunu (β = .161) pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığını tespit edilmiştir. Buna karşın, muhafazakâr-geleneksel din anlayışının, Toplam Duygudurum Bozukluğunu negatif yönde (β = -.099) ve “Dinçlik-Aktiflik” alt boyutunu pozitif yönde (β = .283) anlamlı şekilde yordadığı bulunmuştur. Mistik-özcü ve kurumsal-aidiyete dayalı anlayışların anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Bulgular, seküler-mesafeli anlayışın bir risk faktörü, muhafazakâr-geleneksel anlayışın ise koruyucu bir faktör olabileceğine işaret etmektedir
- MakaleAçık Erişim2026Mapping the intersection of artificial intelligence and leadership research: a bibliometric analysis of wos publications (2016–2024)
Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan
In the Industry 4.0 era, where Artificial Intelligence (AI) technologies are becoming increasingly widespread, studies in the field of leadership are trying to unite the issues of AI and leadership under a common roof by emphasising the main perspectives of leadership. In existing research, the interaction between AI and leadership is evaluated from three different perspectives. The first one is that AI will support leadership functions (development perspective). The second is that AI will replace leadership in the future (Replacement perspective). The third is that the influence of AI on leadership organisations is overestimated (sceptic perspective). In this study, systematic insights from multiple perspectives on the impact of AI technologies on leadership in today’s organisations has been attempted through bibliometric analysis. In this way, it is aimed to summarise the studies on AI and leadership, to identify the trends of research topics and to identify research gaps. Finally, the possible input of this study is to deliver a basis for future empirical and applied studies on related topics. The study was carried out based on the data of various types of researches in the Web of Science database and conducted between 2016 and 2024
- MakaleAçık Erişim2026Hareketsiz bireylerde kettlebell egzersizlerinin kas mimarisi ve gerilme-kısalma döngüsü fonksiyonu üzerıne etkileri
Kul, Murat; Hazar, Kürşat; Öktem, Tuncay; Berk, Hazar Emre
Bu çalışma, sekiz haftalık kettlebell ve fitness egzersizlerinin vastus lateralis (VL) kas mimarisi ve dikey sıçrama performansı üzerindeki etkilerini incelemiştir. Yaşları 18-45 arasında değişen, sağlıklı 20 erkek katılımcı (kettlebell grubu: n=10; fitness grubu: n=10) çalışmaya dahil edilmiştir. Ön test değerlendirmeleri VL ultrason ölçümleri ve dikey sıçrama testlerini içermiştir. Kettlebell grubu balistik kettlebell egzersizleri gerçekleştirirken, fitness grubu geleneksel direnç antrenmanı uygulamıştır. Grup içi değişimleri analiz etmek için eşleştirilmiş örneklem t-testi, gruplar arası farklılıkları değerlendirmek için bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Kettlebell egzersizleri squat sıçrama (SS) ve aktif sıçrama (AS) performansını anlamlı derecede artırmıştır. VL kas kalınlığı ve dinamik pennasyon açısındaki değişimler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamakla birlikte artış eğilimi göstermiştir. Buna karşılık fitness egzersizleri VL kas kalınlığını, pennasyon açısını (PA) ve squat sıçrama (SS) performansını anlamlı derecede artırmış, ancak aktif sıçrama (AS) üzerinde anlamlı bir etki göstermemiştir. Her iki grupta da fasikül uzunluğunda (FU) anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir. Bu bulgular, kettlebell egzersizlerinin gerilme-kısalma döngüsü aracılığıyla patlayıcı performansı geliştirdiğini, fitness egzersizlerinin ise kas hipertrofisi ve kas mimarisi adaptasyonlarını daha etkili şekilde desteklediğini göstermektedir. Her iki egzersiz türü farklı hedeflere hizmet etmektedir; bu nedenle bireysel antrenman hedeflerine bağlı olarak birlikte uygulanmaları hem performans hem de kas yapısı açısından faydalı olabilir.















