Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2025
    Duygusal zekâ ve liderlik arasındaki ilişki (türkiye örneği) meta analiz çalışması

    Battal, Fetullah; Yılmaz, Şeymanur

    Bu meta-analiz çalışması, duygusal zekâ ve liderlik arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Türkiye örneği üzerinden yapılan 25 ampirik çalışmanın verilerini değerlendirmiştir. Çalışmalar, 2005-2024 yılları arasında yayımlanan makaleler ve tezlerden oluşmuştur. Elde edilen sonuçlar, duygusal zekâ ile liderlik arasında pozitif yönde orta düzeyde (EB = 0,417) anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çalışmalar arasında önemli bir varyasyon olduğu tespit edilmiş ve bu nedenle rastgele etkiler modeli tercih edilmiştir. Meta-analiz sonucunda kümülatif korelasyonun %42 seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yayın yanlılığına dair yapılan analizler, etkilerin güvenilir olduğunu ve yayın yanlılığının olmadığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, duygusal zekânın liderlik becerileriyle önemli bir ilişkiye sahip olduğunu, ancak bu ilişkinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Çalışmanın Türkiye örneğine odaklanması, bölgesel bir bakış açısı sunmuş ve bulguların güvenilirliğini artırmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Öğretmen adaylarının güçlü gelecek ve güçlü coğrafya eğitimi algılarının incelenmesi

    Degirmenci, Yavuz

    İnsan düşünen ve gelecekle ilgili hayal kurabilen bir varlıktır. Bireylerin hayal dünyaları birbirinden farklı olmakla birlikte benzer ve ortak yönleri de bulunabilir. Ayrıca kişilerin sahip oldukları bilgi ve tutumları, yaşadıkları çevre ve gerçek yaşamsal deneyimleri onların gelecekle ilgili imajlarını oluşturmada etkilidir. Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının bakış açısından onların zihin dünyalarındaki güçlü gelecek ve güçlü coğrafya eğitimi imajlarının incelenmesidir. Bu amaç kapsamında araştırma, 2019-2020 eğitim öğretim yılında Türkiye’de bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde, sınıf, sosyal bilgiler ve fen bilgisi öğretmenliği bölümlerinde öğrenim gören 189 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yaklaşımlarından olgubilim deseni ile gerçekleştirilen bu çalışmanın verilerini yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan sorulara katılımcıların vermiş oldukları yanıtlar oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda ulaşılan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, öğretmen adaylarının güçlü gelecek algıları nitelikli eğitim ve öğretimle birlikte bilinçli ve nitelikli bireylere, bağımsız ve güçlü bir ekonominin yanında dünyada savaşların olmadığı, barışının hâkim olduğu koşullara bağlı oluşurken, genellikle saha çalışmalarının ön planda olduğu, güncel yaşamla ilişkili, uygulama ağırlıklı, derslerde görsel içeriklerin ve teknolojinin daha etkin kullanıldığı durumları ise güçlü bir coğrafya eğitimi için vazgeçilmez olarak görmüşlerdir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleYalnız künye2025
    A research on burnout syndrome in members of accounting profession in erzurum city

    Acar, Adalet

    Accounting professionals can be constantly exposed to excessive stress due to reasons such as the work they do, the current working environment, the inability to provide work-life balance, and intense pressure from regulatory institutions and organizations. This situation can cause professional members to feel burnout very often. In this context, it is important to implement both individual and organizational protection strategies together in order for individuals experiencing burnout to cope with this syndrome. The aim of this study is to determine the burnout levels of accounting professionals who continue their activities in Erzurum province and to reveal whether there is a significant difference between their socio-demographic characteristics and burnout levels. For this purpose, information is given about the concept of burnout, burnout syndrome, burnout symptoms, burnout prevention strategies and a literature review is conducted. Then, using the survey results related to the research section of the study, the results of the analysis regarding the burnout levels of Certified Public Accountants and Certified Public Accountants who continue their work in Erzurum province are given. As a result of the findings, it was determined that the burnout level of the accounting professionals participating in the research was high in the emotional exhaustion and personal accomplishment sub-dimensions and moderate in the depersonalization sub-dimension.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Bayburt Yöresel Fermente Süt Ürünlerinden Bakteriyosin Üreticilerinin İzolasyonu, Tanımlanması ve Bakteriyosinlerin Karakterizasyonu

    Kaya, Halil İbrahim

    Laktik asit bakterileri (LAB), diğer antimikrobiyallerin dışında özellikle ürettikleri bakteriyosinler nedeniyle de antimikrobiyal aktiviteye sahiptir. Bakteriyosinlerin gıda üretiminde kullanılması, gıda güvenliğinin iyileştirilmesi ve raf ömrünün uzatılmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bakteriyosinlerin temel özelliklerinden biri, üreticilerin çeşitliliğine göre yapısal varyasyonlara sahip olmaları ve buna bağlı olarak farklı antimikrobiyal aktivite spektrumlarına sahip olmalarıdır. Bu nedenle, yeni bakteriyosinlerin araştırılması ve karakterize edilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Bayburt'un yerel fermente süt ürünlerinden bakteriyosin üreten LAB izole edilmiş ve bu bakteriler tanımlanmıştır. Daha sonra bakteriyosin üreten suşların antimikrobiyal spektrumu belirlenmiş ve farklı sıcaklık ve enzimlere karşı duyarlılıkları karakterize edilmiştir. Bakteriyosin üreten LAB sırasıyla Lactobacillus plantarum, Pediococcus pentosaceus ve Enterococuus faecium olarak tanımlanmıştır. Bu suşların sırasıyla 7, 6 ve 4 farklı indikatöre karşı antibakteriyel olduğu bulunmuştur. LAB tarafından üretilen bütün bakteriyosinlerin proteolitik enzimlerle muamele edildiklerinde bakteriyosinlerden kaynaklı aktivitelerini kaybettikleri ve protein yapısında oldukları belirlenmiştir. Bunların sırasıyla, 100 oC 10 dakika, 80 oC 10 dakika ve 80 oC 15 dakika ısıl işlem sonrasında stabil olduğu, yani antimikrobiyal aktivitelerini koruduğu tespit edilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ağır Metal Stresi Altındaki Buğday Bitkisinde Kurkuminin Antioksidan Enzim Profiline Etkisi

    Suyabatmaz, Eren; Aygün Ertürk, Filiz

    Ağır metaller, bitkilerde çeşitli fizyolojik ve biyokimyasal süreçleri olumsuz etkileyerek büyüme ve gelişim üzerinde toksik etkilere yol açabilen çevresel kirleticilerdir. Bu çalışmada, Triticum aestivum (buğday) bitkisinde kurşun (Pb, 3 mM) kaynaklı ağır metal stresinin neden olduğu oksidatif hasarın hafifletilmesinde kurkuminin (0, 10 ve 20 μM) olası koruyucu etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, kurkuminin, stres altındaki bitkide antioksidan enzim aktiviteleri [süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (CAT)] ile lipit peroksidasyonunun bir göstergesi olan malondialdehit (MDA) düzeyleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bulgular, ağır metal stresi altındaki buğdayda kurkumin uygulamasının SOD ve CAT aktivitelerini anlamlı şekilde artırdığını ve MDA seviyelerini azalttığını (p<0,05) göstermiştir. 20 μM kurkumin dozunun en yüksek koruyucu etkiyi sağladığı ve oksidatif stresin azaltılmasında belirgin bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, kurkuminin ağır metal kaynaklı oksidatif hasarı hafifletme ve bitkilerin savunma mekanizmalarını güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Kültür ve Sinizm Araştırmaları İncelemesi

    Durmuş, İbrahim

    Kültür ve sinizm, bireylerin bulundukları çevre tarafından şekillenen kavramlardır. Kültürde, içsel veya dışsal birçok faktörün etkisi söz konusuyken, sinizm davranışında bireylerin içsel algısı ve davranışları daha etkili olabilir. Araştırmada R programı ve bibliyometrik analizler kullanılmıştır. Web of Science (WoS) veri tabanı kullanılarak kültür ve sinizm araştırmalarına ilişkin sonuçlar incelenmiştir. Analiz sonucunda kültür ve sinizm araştırmalarının son yıllarda oldukça popüler olduğu, yıllara göre büyüme oranlarında genel olarak bir artışın yaşandığı görülmüştür. Kültür ve sinizm araştırmalarında, birçok farklı ülke yazarının, kaynağın, kurumun ve vurgulanan kelimenin olduğu gözlemlenmiştir. Analizde kültür ve sinizm araştırmalarında en fazla vurgulanan anahtar kelimeler; sinizm, kültür, polis kültürü, tükenmişlik, sosyal aksiyomlar, örgütsel sinizm, tutumlar, örgüt kültürü, stres, iş tatmini, liderlik, örgütsel, değerler, yasal sinizm, örgütsel değişim, polis, politikalar, dayanıklılık, Çin, topluluk destekli polislik, performans, kişilik ve sosyal medya olarak sıralanmıştır. Araştırmada son yıllarda; sinizm, tükenmişlik, kültür, Çin, duygusal yorgunluk, özdeşlik, görüşmeler, örgüt kültürü ve sosyal medya kavramlarının oldukça yoğun araştırıldığı gözlemlenmiştir. Analizde en güçlü ilişkiler sinizm, kültür ve polis kültürü kavramları etrafında toplanmıştır. Ayrıca polis kültürü, polis, otoriterlik, izolasyon, polis tutumları, polis sinizmi, polislik ve analiz kelimelerinde merkezileşme ve yoğunluğun oldukça yüksek olduğu anlaşılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    İlhanlı Ordusunun Stratejik Üssü: Hemedân’ın Askerî Önemi

    Durmuşoğlu, Kurban

    Bu çalışma, İlhanlı Devleti döneminde Hemedân şehrinin askerî ve stratejik önemini ele almaktadır. Hemedân, XIII. ve XIV. yüzyıllarda coğrafi konumu, ticaret yollarının kesişim noktası olması ile İlhanlılar için kritik bir üs olmuştur. Şehir, Moğolların İran’ı istilâsı sırasında pragmatik bir tavır sergileyerek büyük yıkımlardan kaçınsa da sonrasında Moğol taleplerine karşı direniş göstermiş ve ağır sonuçlarla karşılaşmıştır. İlhan Hülegü döneminde Hemedân, Abbâsî Hilâfeti'ne yönelik seferlerin ana karargâhı olarak kullanılmıştır. İlhanlı hâkimiyeti boyunca, şehir sadece askerî değil, aynı zamanda siyasî bir merkez olarak da işlev görmüştür. Gazan Han ve Ölceytü gibi hükümdarların dönemlerinde de Hemedân’ın stratejik konumu pekişmiş, imar faaliyetleriyle güçlendirilmiştir. Çalışma, Hemedân’ın İlhanlı Devleti’nin askerî ve siyasî yapılanmasındaki rolünü kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir.

  • MakaleAçık Erişim2025
    6. Sınıf Duyu Organları Konusunun Öğretiminde Jigsaw Tekniğinin Öğrenci Başarısına Etkisi

    Öztürk, Bilge; Ertaç, Adem

    Bu çalışma, ortaokul 6. sınıf Fen Bilimleri dersinde işlenen Duyu Organları konusunun öğretilmesinde Jigsaw tekniğinin öğrenmeye etkisini ve Jigsaw tekniği ile yürütülen ders sürecinin öğrenci görüşlerine yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada çoklu araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Merkez'de bulunan bir ortaokulun 6. sınıfında öğrenim gören 51 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Duyu Organları Başarı Testi (DOBT) ve yarı yapılandırılmış Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. DOBT’un ön testi için bağımsız örneklem t testi, son testi için ise Mann Whitney U Testi uygulanmıştır. GF'den elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. DOBT'den elde edilen verilere göre, Jigsaw etkinliklerinin 6. sınıf öğrencilerinin Duyu Organları konusundaki başarılarını artırdığı görülmüştür. GF sonuçlarına göre ise öğrenciler Jigsaw etkinliklerini çok sevmiş, bu tekniğin başarılarının artmasına, iletişimlerinin ve sosyalleşmelerinin gelişmesine güçlü bir katkı sağladığını belirtmişlerdir. Ayrıca Jigsaw tekniğinin dayanışmayı teşvik ettiği, diğer Fen Bilimleri konularında ve farklı derslerde kullanılmasının büyük bir istekle talep edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • Derleme MakaleAçık Erişim2025
    Digital and Entrepreneurial Education Research is a Different Framework

    Durmuş, İbrahim

    The research aims to provide a conceptual framework to demonstrate the difference between digital and entrepreneurial education and its development, especially for young individuals. For this purpose, a bibliometric analysis method was employed in the literature for digital and entrepreneurial education research. Research data were taken from the WoS database. Authors who have conducted intensive research on the subject in the literature, keywords they frequently emphasize, country addresses, organizations, the most relevant sources, trending topics, and productivity times are included. The most frequently emphasized terms in digital and entrepreneurial education research are ranked as follows, entrepreneurship, education, entrepreneurial, digital, innovation, digitalization, entrepreneurial intention, entrepreneurship education, digital transformation, and higher education. In research on digital and entrepreneurial education, in the network of co-occurrence relationships of the most emphasized words by the authors, it has been found that entrepreneurship, education, digital, entrepreneurial, innovation, technology, business, digitalization, digital technology, university, digital transformation, entrepreneurial intention, entrepreneurial ecosystem, entrepreneurship education, and entrepreneurial orientation have the strongest relationships. The strongest relationships in terms of centrality and density have been understood as between entrepreneurship, education, entrepreneurial, digital, innovation, digitalization, entrepreneurial intention, digital transformation, COVID- 19, and digital entrepreneurship. Inferences and suggestions were made regarding the research results.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkçedeki Hukuk Terimleri

    Kavun, Mahir

    Bu araştırmanın amacı, Türkçe Sözlük’te yer alan hukuk terimlerinin; sözcük türü, kaynak dil ve kuruluş şekilleri açısından incelenmesidir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi yöntemiyle hazırlanmıştır. Araştırmada inceleme nesnesi olarak Türk Dil Kurumu tarafından 2023 yılında 12. baskısı yapılan Türkçe Sözlük kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Türkçe Sözlük’te bulunan 524 hukuk teriminin; büyük bir kısmının (%87,98) isim türünde olduğu, bu terimlerin; Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Türkçe olmak üzere 7 farklı kaynak dile ait olduğu ve kaynak diller açısından bu terimlerin 3’te 2’sinden fazlasının (%66,03) Türkçe olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bahsi geçen terimlerin yarıdan fazlasının (%53,63) birleşik yapıda olduğu ve birleşik yapıdaki sözcüklerin ise büyük bir kısmının (%87,54) ayrı yazıldığı saptanmıştır. Bu bulgulardan hareketle Türkçedeki 524 hukuk teriminin büyük bir kısmının Türkçe olmasının Türkçenin bir bilim dili olduğu tezini güçlendirdiğini söylemek mümkündür. Bu araştırmada Türkçe Sözlük’te yer alan hukuk terimleri inceleme konusu yapılmıştır. Daha sonra yapılacak çalışmalarda ise yazınsal metinlerdeki ya da tarihî metinlerdeki hukuk terimleri çeşitli parametreler açısından ele alınabilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    A prose fortune tellıng: hazâ kitâbu fâl-ı kur’ân

    Büyükada, Merve

    Humans have been curious about discovering what lies in the great beyond and predicting the future since practically the dawn of time. Over the millennia, they’ve used stars, animal bones, bird flight patterns, and even books to achieve that – with techniques and tools alike showing immense variation depending the period and geography in question. Nevertheless, fortune telling is seemingly universal acrost most cultures. In the context of Ottoman-Turkish culture, this art is referred to as “fal.” As such, Ottoman-era fortune telling guide books or manuals were called “fal-name.” Koranic fal-names (commonly dubbed “fâl-ı Kur’an” or “tefeülname) proved especially popular. Some were written in verse, some in prose, and others in a mixture of both. In this study, we have examined one such a book: Hâzâ Kitâbu Fâl-ı Kur’an (55Hk519/6, Samsun Provincial Library Collection). We’ve specifically focused on folios 63b through 65b (out of 111 in total). While the author remains unknown, he do know that it was penned in around 1735 or 1736 CE (1147 AH). The book talks at length about how one should go about reading a fortune at the beginning. Arranged in alphabetical order, every (abjad) letter corresponds with an ayah from the Quran, followed by two possible interpretations, one good, the other bad. We’ve transcribed the folios in question into the Modern Turkish (Latin) alphabet, and analysed them for content, orthography, and language.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn Mesnevisinde Ben ve Öteki Diyalektiğine Fenomenolojik Bir Yaklaşım

    Karaduman, Ruken

    Edmund Husserl tarafından ortaya konulan fenomenoloji (görüngübilim), fenomenlerin yani kavramların yeniden ve detaylı bir biçimde araştırılmasını, sorgulanmasını esas almaktadır. Bu felsefi metot, fiziksel dünyayı anlamlandırırken kişilerin bilincinde somut olay ve nesnelerin farklılaştığını, dolayısıyla dış dünyanın göreli olduğunu iddia eder. Mutlak ve değişmez olmayan gerçeklikte olguların evrensel özüne ulaşabilmek içinse bireysel bilgi ve deneyimlerin parantez içine alınması gereğini savunur. Fenomenolojik yaklaşımlarla benin ötekiyle deneyimi merkeze alınmaktadır. Bu düşünce metodolojisine göre, benin kendini inşa etme ve anlamlandırma sürecinde ihtiyaç duyduğu öteki, etkileşim içinde olduğu birey ve toplumdur. Benin devinimini gerektiren varoluşsal süreç ötekinin bakışıyla karşılıklı olarak gerçekleşmektedir. Bu çalışmada ben ile başlayan, kısa bir süre sonra biz olarak devam eden ve benin yeniden bireyselleşmesiyle ötekinin tamamen yok olduğu bir macera olarak Fuzûlî’nin Leylâ ile Mecnûn adlı mesnevisi ele alınmıştır. Ben ve öteki bağlamında fenomenolojik açıdan incelenmesi amaçlanan mesnevideki ana kahramanlardan biri olan Mecnûn’un öteki ile ilişkisi, ötekinin nasıl algılandığı ve Mecnûn’un ötekinin varlığıyla öze nasıl ulaştığı üzerinde durulmuştur. Mesnevideki başkahramanın öteki ile ilişkisinde algı ve duyumsamalarının nasıl şekillendiği ve değiştiği tespit edilmeye, dramatik aksiyonda ben ve öteki ilişkisinin etkileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Böylece aşk söyleminin öznesi olarak Mecnûn’un öteki ile ilişkisinde bilincin mutlak öteki ile bağı ve bu bağın nasıl geliştiği izlenebildiği görülmüştür.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Fear of COVID-19 and Depression in Pregnant Women and New Mothers: A Cross-Sectional Study

    Kırbaş, Zila Özlem; Sönmez Sarı, Ebru; Aktaş, Elif Odabaşı; Işık, Hafsa Kübra

    Purpose: The objective of the study was to determine COVID-19 fear and depression in pregnant women and new mothers. Methods: The study sample consisted of pregnant women and new mothers, who gave birth in the last 1 year, aged 18 years or older, living in a province in the Eastern Black Sea region (n = 259). Data werecollected through a personal-information form, COVID-19 Fear Scale, and PHQ-9. Results: Women's COVID-19 Fear Scalescore mean was 15.28±6.42 and their PHQ-9 mean score was 9.27±5.31. Multiple linear regression analysis showed that the variables of PHQ-9 (p=0.000), educational background (p=0.029), occupational status (p=0.0015) and socioeconomic status (p=0.012) were statistically significant predictors of COVID-19 fear. All variables were found to explain the variance in COVID-19 Fear Scale scores to 16% (R2= 0.164). Conclusion: The women in this study appeared to have a moderate level of COVID-19 fear. PHQ-9, educational background, occupational status, and socioeconomic status were predictors of women's COVID-19 fear. The pandemic period, which is a public health emergency, affects not only the physical health but also the psychological health of pregnant and post-partum women, a particularly vulnerable group. It is very important for midwives and nurses to effectively screen pregnant and post-partum women, particularly vulnerable group, for symptoms of depression and fear, and to provide them with accurate and up-to-date information to protect and improve their health.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    The Role of Family: Effects on Adolescents’ Body Image and Eating Attitudes

    Esgin, Ozge; Erten, Tayyibe; Şahiner, Ayça

    Purpose: Adolescence is a critical period of physical, cognitive, and emotional changes, during which body image and eating attitudes are shaped. This study examines the relationship between family-related factors, body image, and eating attitudes among adolescents. Methods: A cross-sectional study was conducted with 300 adolescents (133 girls, 167 boys) from three high schools in Bayburt, Türkiye. The data was obtained by researchers in classes under the supervision of teachers. Body image was assessed using the Body Cathexis and Self Scale, and eating attitudes were evaluated with the Eating Attitudes Test26 (EAT-26). Family-related characteristics, including family type, parental education, and occupation, were collected through a structured questionnaire. Data analysis was performed using the SPSS package program (version 22.0). Results: The mean Body Cathexis and Self Scale score was significantly higher in boys than girls (p0.05). Family type (p=0.009), maternal mortality (p=0.004), and paternal occupation (p=0.035) were significantly associated with eating attitudes, whereas no significant relationship was found between family-related factors and body image (p>0.05). Conclusion: Family structure and socioeconomic status influence adolescent eating attitudes, while body image appears less affected by family-related factors. Interventions targeting adolescent health should address family-based support, particularly for those experiencing maternal loss, and promote body image awareness programs, especially among girls. Future research should explore cultural and psychosocial influences on adolescent health behaviors.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Comparison of the Effects of 10 Weeks of Fitness and Kettlebell Workouts on Some Physical Parameters of Sedentary Individuals

    Kul, Murat; Boz, Emre; Öktem, Tuncay; Aksoy, Ömer Faruk; Karataş, İsmail; Berk, Hazar Emre; Gök, Umut Diyar; Aydemir, Uğur

    In this study, it is aimed to scientifically reveal the changes that may occur in sedentary individuals with fitness and kettlebell training for 10 weeks and to compare these two different training practices. The research group of the study consists of sedentary individuals residing in Bayburt province. The participants included in the study first had anthropometric measurements (height, body weight, skinfold thickness, circumference measurements), diameter measurements, digital back-leg dynamometer measurement, vertical jump performance measurement, maximal 1 repetition "squat" performance measurement, and maximal 1 repetition "deadlift" performance measurement. The participants were randomly divided into two groups and included in the kettlebell and fitness training groups. As a result of the fitness training performed regularly for 10 weeks, it was observed that there were statistically significant differences between the pretest-posttest scores of the participants in shoulder diameter, chest diameter, arm diameter, squat, deadlift, sled, countermovement jump (CMJ) and squat jump (SJ). As a result of the kettlebell training performed regularly for 10 weeks, it was observed that there were statistically significant differences between the pretest-posttest scores of the participants in shoulder diameter, thigh diameter, squat, deadlift, sled, CMJ, SJ and back-leg strength. As a result, it can be said that fitness and kettlebell training are effective training types on the change of physical parameters of sedentary individuals.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2025
    Türkiye’de sağlık göstergelerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi: mekânsal ekonometrik analiz

    Elmalı, Kübra

    Bir ülkenin güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıya sahip olması, sağlıklı bir toplum düzeninin varlığına işaret etmektedir. Toplumun sağlık statüsünü iyileştirmek ise sağlık sistemlerinin temel amaçları arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, sağlık sistemine ilişkin temel göstergelerin ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmesi için bu göstergelerin sistem üzerindeki etkilerinin belirlenmesi gerekmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye’de ekonomik büyüme üzerinde seçilmiş sağlık göstergelerinin etkisini, 81 il için 2009-2022 dönemini kapsayacak şekilde mekânsal analiz yöntemiyle incelemektir. Modelde bağımlı değişken olarak kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) kullanılırken, bağımsız değişkenler olarak hekim sayısı, hastane yatak sayısı, bebek ölüm oranı ve nüfus ele alınmıştır. Analiz kapsamında üç farklı mekânsal ekonometrik model kullanılmıştır: Mekânsal Gecikmeli Model (SAR), Mekânsal Durbin Modeli (SDM) ve Mekânsal Hata Modeli (SEM). Elde edilen bulgular, hekim sayısı ve hastane yatak sayısının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, komşu illerdeki hastane yatak sayısının ilgili ilin ekonomik çıktısı üzerinde ters yönlü ve anlamlı bir etkisi bulunduğu belirlenmiştir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    AB Ülkelerinde Ekonomik Büyüme Üzerinde Enerji İthalatı Etkisinin Mekânsal Analizi

    Elmalı, Kübra; Yılmaz, Şeymanur

    Günümüzde enerji, yalnızca üretim ve kalkınmanın temel girdisi olmakla kalmayıp, aynı zamanda ülkelerin ekonomik ve politik bağımsızlıklarını etkileyen önemli bir faktördür. Ticari ve stratejik açıdan büyük öneme sahip kaynaklar arasında yer alan enerji, taleplerini karşılayamayan ülkeler için ithalat artışına sebep olurken aynı zamanda ülkeler arası enerji bağımlılığının artmasına yol açmaktadır. Küresel ölçekte yükselen enerji talebi, ulusal ekonomiler açısından giderek daha kritik bir mesele haline gelirken bu durum, çalışmanın temel hareket noktasını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda; 2000-2022 dönemi esas alınarak 15 Avrupa Birliği (AB) ülkesi için enerji ithalatı alt birimleri ve döviz kurunun ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin mekânsal ekonometri yöntemi kullanılarak tespit edilmesi amaçlanmıştır. Mekânsal panel veri ekonometri yöntemi tercih edilerek bölge komşuluğu modele dahil edilmiş ve çalışmanın özgün yanını oluşturmuştur. Elde edilen bulgulara göre; elektrik ithalatının kişi başına gelir üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, döviz kuru, petrol ve doğalgaz değişkenlerinin gelir ile negatif yönde ilişkili olduğu saptanmış; ancak bu değişkenler arasında yalnızca döviz kurunun ekonomik büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve olumsuz bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, elektrik enerjisinin yerli üretiminin artırılması gerektiği ve diğer enerji kaynaklarında da dışa bağımlılığı azaltacak stratejilerin geliştirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
  • MakaleAçık Erişim2025
    19. Yüzyıl Divan Şairlerinden Tahsin Hasan Efendi'nin Mektupları

    Tiyek, Muhammet Akif

    Amasya, tarihi süreçte birçok önemli şair ve yazara ev sahipliği yapmıştır. Bu şairlerin kimi şöhretleriyle ve yazmış olduğu eserlerle gelecek nesillere adını iletirken kimi de bu meşhur şairlere nispetle adı, sanı daha az duyulan ve tarih sahnesinde daha az görünür olanlardır. Meşhur olmayan bu şairlerden biri de 12 Safer 1292/20 Mart 1875 tarihinde Amasya'da Hacı Hamza Mahallesi'nde dünyaya gelen Tahsin Hasan Efendi'dir. Kapancızade Medresesi müderrisi Mehmed Nuri Efendi'nin büyük oğlu olan Tahsin Hasan, annesini çocuk yaşta kaybettiği için ilk eğitimiyle babası ilgilenmiştir. Rüştiye mektebindeki eğitiminden sonra bir müddet öğretmenlik yapan Tahsin Hasan, kendisini ilmî olarak daha fazla geliştirmek amacıyla önce Amasya Bekir Paşa Medresesi müderrislerinden Hafız Abdurrahman Kâmil Efendi'den daha sonra ise İstanbul'a giderek Perşembeli Ahmed Remzi Efendi'den dersler almıştır. O, güzel yazma becerisine sahip olmasından dolayı katiplik ve hocasının kayıt memuru olması sebebiyle de ona yardımcılık yapmıştır. Buna ek olarak mülazımlık, askerî mahkemede yardımcılık ve devriyye müderrisliği gibi çeşitli görevlerde de bulunmuştur. Tahsin Hasan'ı diğer şairlerden ayıran yönünün geçirmiş olduğu ruhi sıkıntılar olduğu söylenebilir. Zeki, yetenekli, güler yüzlü âlim ve şair olan Tahsin Hasan, ruhi sıkıntılar nedeniyle içine kapanmış ve durgun bir insan hâlini almıştır. Söz konusu durum onu 17 Zilhicce 1317/18 Nisan 1900 tarihinde Yörgüç Paşa İmaretinden atlayarak intihara giden bir sona sürüklemiştir. Bu trajik son, şairin yaşadığı içsel çatışmaların ve ruhsal sıkıntıların büyüklüğüne işaret etmektedir. Müellifin tespit edilebilen tek eseri Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Prof. Dr. Halil İnalcık Kütüphanesi Mustafa Con A 53'te kayıtlı olan Divan'ıdır. Şairin hayatı üzerine inşa edilmiş bir eser olduğu söylenebilecek Divan'ında Nelmî ve Tahsin mahlaslarını kullandığı görülmektedir. Divan'ının ilk ve son kısmında içinde bulunduğu ruh hâlini yansıtan, duygularını aktardığı, tekrarlar hariç olmak üzere, on bir mektuba yer verilmiştir. Mensur bir şekilde kaleme alınan mektupların bir kısmı müsvedde şeklinde olup ilk kısımda yer alan mektupların tebyiz edildiği söylenebilir. Mektupların ikisinin ise yarım kaldığı görülmektedir. Mektupların neden tamamlanamadığına ilişkin herhangi bir bilgi tespit edilememiştir. Mektuplarda şairin anlatımındaki samimiyet ve yaşadığı gelgitler ise dikkat çekici olup şairin ruhi bunalımlarına, içinde bulunduğu durumun giderek daha ağır bir hâl aldığına şahitlik edilmektedir. Ayrıca müellif, mektuplarda anlatımını desteklemek amacıyla Arapça, Farsça, Türkçe şiir ve ibarelerden faydalanmıştır. Çalışmada Divan'da bulunan mektuplar incelenerek şairin içsel mücadeleleri, mektuplarda iletmek istediği mesajlar ve trajik sonu, onun yaşam öyküsünü anlamak adına mektuplar üzerinden ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu kapsamda çalışmada öncelikle Tahsin Hasan Efendi'nin hayatı hakkında bilgiler verilmiş, akabinde onun mektuplarının muhtevasına değinilmiştir. Çalışmanın sonunda ise onun yazmış olduğu mektuplar çeviri yazıya aktarılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4
    Spatial econometric analysis of the ımpact of the agricultural sector on economic development

    Elmalı, Kübra

    Purpose: The main purpose of this study is to examine the contribution of the agricultural sector to the Turkish economy through spatial econometric neighborhood relations. The relationship between the variable of GDP per capita and non-agricultural employment, in-agricultural employment, production amount, agricultural area and agricultural exports was examined. The relationship between the dependent variable GDP per capita and the independent variables non-agricultural employment (number of people), in-agricultural employment (number of people), production amount (tons), agricultural area (decare) and agricultural exports was examined. Design / methodology / approach: In the study, spatial econometric models were examined under three subheadings and it was decided that the appropriate model was the fixed effect model with the help of the Hausman test. Necessary tests were applied to determine the most appropriate model among the SDM, SAR and SEM models, and it was concluded that SDM gave the best estimation results, supported by the results obtained from the SAC model. Findings: When the variables in the model were examined, it was determined that GDP per capita had a positive and significant relationship with non-agricultural employment, in-agricultural employment and production amount. A significant inverse relationship was found between the agricultural area variable and economic growth. When the variables representing the regional neighborhood were considered, it was concluded that the GDP per capita showed a significant inverse relationship only with the non-agricultural employment variable. Originality / value: The study investigated the effect of the agricultural sector on economic growth for a 12-year period by taking data at the provincial level. While the use of spatial econometrics as a method in the study constitutes the originality of the study, it differs from other studies because the spatial effects of the data and variables are also addressed in the model.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex6TR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Ahşap İşleme Endüstrisinde 5S Uygulamasının İş Güvenliği Üzerine Etkisinin Araştırılması

    Albayrak, Sirer; Ozdemir, Mustafa; Karatas, Gülbey

    Bu çalışmada, Osmaniye’deki bir ahşap işleme atölyesinde 5S yalın üretim yönteminin iş güvenliği üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırma kapsamında, 5S uygulamasından önce ve sonra 5x5 Matris Risk Değerlendirme yöntemi kullanılarak risk seviyeleri analiz edilmiştir. Uygulama süreci 14 gün sürmüş ve sonuçlar, 5S yönteminin iş güvenliği üzerinde önemli bir iyileşme sağladığını ortaya koymuştur. Risk seviyelerinde %53 oranında bir azalma kaydedilmiştir. Bu durum, 5S yönteminin iş kazalarını önleme ve güvenli çalışma ortamı oluşturmadaki etkinliğini göstermektedir. 5S yöntemi, iş yerinde düzen, temizlik ve standardizasyon sağlayarak yalnızca güvenlik değil, iş verimliliği üzerinde de olumlu etkiler yaratmıştır. Malzeme israfını önlemiş, zaman kaybını azaltmış ve iş süreçlerini daha düzenli hale getirmiştir. Ayrıca, çalışanların iş güvenliği bilinci artmış, daha güvenli ve düzenli bir çalışma ortamı oluşturulmuştur. Ancak, bu çalışma yalnızca bir atölyede gerçekleştirilmiş olup sonuçların diğer sektörlere genellenmesi sınırlıdır. Ayrıca, yöntemin uzun vadeli etkilerinin ve sürdürülebilirliğinin daha fazla araştırılması gerekmektedir. Sonuç olarak, 5S yöntemi, yüksek riskli endüstrilerde iş güvenliğini artırmak ve kazaları önlemek için etkili bir araçtır. Bu yöntemin sürdürülebilirliği için düzenli denetim ve eğitim programları gereklidir. Gelecekteki çalışmalar, yöntemin farklı sektörlerdeki etkilerini ve uzun vadeli faydalarını inceleyerek literatüre katkı sağlayabilir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme