Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dertli, Enes(17)
- Şahin, Engin(8)
- Bayram, Ozkan(7)
- Esmer, Yusuf(7)
- Degirmenci, Yavuz(6)
- Yilmaz, Mustafa Tahsin(6)
- Dursunoğlu, İsmail(5)
- Göktaş, Bora(5)
- İspirli, Hümeyra(5)
- Şenay, Volkan(5)
- Bulut, Mehmet(4)
- Can, Zehra(4)
- Kaban, Güzin(4)
- Korkmaz, Özge(4)
- Pabuçcu, Hakan(4)
- Sagdic, Osman(4)
- Sefali, Abdurrahman(4)
- Serencam, Hüseyin(4)
- Simsek, Onder(4)
- Taylan, Osman(4)
- Ag, Aliriza(3)
- Bayraktar, Bülent(3)
- Bulut, Ayhan(3)
- Cuce, Erdem(3)
- Dayi, Faruk(3)
- Durmaz, Atakan(3)
- Gökçe, H. Süleyman(3)
- Küçük Demir, Betül(3)
- Mavi, Ahmet(3)
- Ucan, Izzet(3)
- Uçurum, Metin(3)
- Özen, Soner(3)
- Öztürk, Mesut(3)
- Abdioglu, M.(2)
- Acar, Adalet(2)
- Agirman Aydin, Tuba(2)
- Akay, Ebru Çağlayan(2)
- Akkan, Yaşar(2)
- Akkoyunlu, Ebubekir(2)
- Akkuş, Ömer(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Lise öğrencilerinde problemli internet kullanımının akademik güdülenmeye etkisinin incelenmesi
Taner Akbaba
Bu araştırmada problemli internet kullanımının akademik güdülenmeyi yordama düzeyi incelenmiştir. Aynı zamanda araştırmada cinsiyet, okul türü ve sınıf düzeyi açısından akademik güdülenme arasındaki farklılıklar araştırılmıştır. Araştırmada problemli internet kullanımı ve akademik güdülenme arasındaki ilişkiyi inceleyen ilişkisel ve betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise 2017-2018 eğitim öğretim yılı Erzurum ili Merkez İlçelerinde bulunan Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve Anadolu Liselerinden 9., 10., 11. ve 12. sınıfa devam eden 360 kız 280 erkek toplam 640 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-E, Akademik Güdülenme Ölçeği kullanılmıştır. Uygulama sürecinde elde edilen veriler üzerinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, Yapısal eşitlik modeli (YEM), bağımsız örneklemlerde t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Post Hoc LSD analizi kullanılmıştır. Analizler LISREL 8.80 ve SPSS 21.00 programları aracılığıyla yapılmıştır. Araştırmada .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırma sonucunda problemli internet kullanımı ve akademik güdülenme ölçeklerinin alt boyutları arasında negatif düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu, problemli internet kullanımının akademik güdülenmeyi negatif düzeyde anlamlı olarak yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet ve akademik güdülenmenin alt boyutu kendini aşma arasında anlamlı bir farklılık olmadığı ama bilgiyi kullanma ve keşif alt boyutları arasında ise anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Akademik güdülenme ve sınıf düzeyi arasında farklılık olduğu görülmüştür. Akademik güdülenmenin alt boyutu olan bilgiyi kullanmada Sosyal Bilimler Lisesinde eğitim gören öğrencilerin Fen ve Anadolu Lisesinde eğitim gören öğrencilerden anlamlı bir farklılıkta daha yüksek puan ortalamasına ulaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca Anadolu ve Sosyal Bilimler Lisesinde eğitimini devam ettiren öğrencilerin akademik güdülenmenin alt boyutu olan keşifte Fen Lisesinde eğitimini devam ettiren öğrencilerden anlamlı bir faklılıkla daha yüksek puan ortalamasına ulaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Problemli İnternet Kullanımı, Akademik Güdülenme, Ergenlik.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kağıt üretimi atık maddesi olan magnezyum lignosülfonatın asfalt modifikasyonunda kullanılabilirliğinin araştırılması
Nuray Uğurlu
Bu çalışmada, odundan kağıt üretimi sırasında açığa çıkan ve organik bir atık madde olan magnezyum lignosülfonatın asfalt bağlayıcı üzerindeki performans özellikleri araştırılmıştır. B50/70 penetrasyon derecesine sahip asfalta, asfalt ağırlığının %2, %4, %6 ve %8 oranlarında magnezyum lignosülfonat (MLS) eklenmesi ile modifikasyon gerçekleştirilmiştir. Katkının asfalta ilave edilmesiyle oluşan modifiye asfalt bağlayıcıların morfolojik yapısı, modifikasyon mekanizması ve termal bozunma sıcaklıkları sırasıyla, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), FT-IR ve TG analizleri ile tespit edilmiştir. Laboratuar ortamında yapılan Penetrasyon, Yumuşama Noktası, Dönel İnce Film Halinde Yaşlandırma (RTFOT), Dinamik Kayma Reometresi (DSR) ve Dönel Viskozimetre (RV) deneyleri ile malzemenin fiziksel ve reolojik özellikleri belirlenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda organik esaslı atık katkının asfaltın kıvamını, tekerlek izi ve kısa süreli yaşlanma direncini arttırdığı, sıcaklık hassasiyetini düşürdüğü tespit edilmiştir. Deneylerden elde edilen verilere göre, asfalt bağlayıcının performans özelliklerine en iyi etki eden katkı oranının %6 olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Alüminyum alaşımlarının değişen döküm şartlarında mekanik ve aşınma özelliklerinin belirlenmesi
İbrahim Arslan
Bu çalışmada, Etial 110, Etial 140, Etial 160, Etial 177 alüminyum döküm alaşımlarının (i) ilavesiz olarak, (ii) Al5Ti1B tane inceltici ilaveli olarak, (iii) Al5Ti1B tane inceltici ve Al10Sr modifiye edici ilaveli olarak, kum ve kokil kalıba dökümünde modifikasyon ve tane inceltme işlemlerinin, mikro yapıya, mekanik özelliklere ve aşınma özelliklerine etkileri incelenmiştir. Etial 110, Etial 140, Etial 160, Etial 177 alaşımlarında tane inceltici olarak, alaşım içerisine ağırlıkça %0,2 Ti etki edecek şekilde Al5Ti1B mastır alaşımı ve ağırlıkça %0,2 Sr etki edecek şekilde Al10Sr mastır alaşımı kullanılmıştır. Sözü geçen mastır alaşımlarının ve döküm yönteminin yukarıdaki döküm alaşımlarının mikroyapısına, mekanik özelliklerine ve aşınma özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Alüminyum alaşımlarının, döküm öncesi sıvı metal temizlik ölçümleri Düşürülmüş Basınç Testi (Reduced Pressure Test-RPT) ile kontrol edilmiştir. Döküm deneylerinden elde edilen numunelere, mikro yapı incelemeleri, Taramalı Elektron Mikroskop (Scanning Electron Microscopy-SEM) incelemeleri, yoğunluk ölçümleri, aşınma ve sertlik testleri uygulanmıştır. Yapılan inceleme ve test sonuçlarına göre, alaşımların her birinde, tane inceltici ilavesi nedeni ile mikro yapılarında ortaya çıkan dentritik ve kaba yapının bozunarak daha ince taneli bir yapı ortaya çıkardığı tespit edilmiştir. Modifiye edici ilavesi ise döküm içyapısında oluşan Si kristallerinin biçim ve boyutlarında değişikliğe sebep olduğu için alaşımların lamel şeklindeki yapısını fiberimsi yapıya dönüştürdüğü gözlenmiştir. Hem tane inceltici hem de modifiye edici ilaveleri sertlik artışına olumlu yönde etki etmiştir. Kum ve kokil kalıp kullanılarak üretilen alaşımlara TiB ve TiB-Sr ilavesi ile aşınma oranının azaldığı belirlenmiştir. Son olarak, kum kalıp yöntemi ile üretilen Etial 110 alaşımında en yüksek aşınma oranı elde edilirken, kokil kalıp yöntemi ile üretilen Etial 140-TiB-Sr alaşımında en düşük aşınma oranı elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kayseri ilinde genel kullanım amaçlı binalarda ısı pompası kullanımının maliyet analizi
Ufuk Emre Şeker
Gelişen teknoloji ve artan dünya nüfusuyla birlikte enerji tüketimi de her geçen gün artmakta ve günümüzde enerjinin yaklaşık %30'u binalarda iklimlendirme amaçlı kullanılmaktadır. Bu bağlamda, binalarda tüketilen enerji miktarının azaltılması enerji verimliliği açısından önemli bir husus olup, literatürde farklı parametrelerin (bina mimarilerinde değişiklik, çeşitli yapı elemanlarının kullanılması, enerji ekipmanlarının verimliliklerinin artırılması, enerji sistemlerinin değiştirilmesi vs.) incelendiği birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada da Kayseri ilinde bulunan çok amaçlı kullanıma sahip, yaklaşık 10 000 m2 kapalı alanlı bir binanın iklimlendirmesinde yenilenebilir enerji kaynağı kullanımının, enerji ekonomisine etkisi incelenmektedir. Çalışmada prototip olarak hazırlanan bir bina projesinde; ısıl yüklerin hesabı, iklimlendirme sistemlerinin belirlenmesi, maliyet analizleri ve enerji tüketimleri incelenmiştir. Yenilenebilir enerjinin kaynağı olarak, yeraltı suyu kaynaklı ısı pompasının kullanıldığı bu çalışmada, sistemin etkinliğini incelemek amacıyla yaygın kullanımlı iklimlendirme sistemi de (ısıtma da doğalgaz, soğutma da hava kaynaklı soğutma grubu) tasarlanmıştır. Yeraltı suyu kaynaklı ısı pompası da hem ısıtma hem soğutma amaçlı kullanılmıştır. Projelendirilerek tasarlanan her iki sistemin, ilk yatırım ve işletme maliyetleri (bakım-servis maliyeti, işçilik maliyeti ve enerji tüketimi maliyeti) detaylı olarak incelenmiş ve karşılaştırılması yapılmıştır. Yaygın kullanımlı iklimlendirme sisteminin ilk yatırım maliyeti 727.442,00 ₺ ve yıllık işletme maliyeti de 151.263,00 ₺ dir. Bu maliyetler, yeraltı suyu kaynaklı ısı pompalı iklimlendirme sisteminden sırasıyla %17,1 ve %35,8 daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmayla, daha temiz ve ülke kaynaklarının kullanılması nedeniyle daha bağımsız bir enerji kaynağı olarak bilinen yeraltı suyu kaynaklı ısı pompası kullanımının, daha ekonomik bir iklimlendirme sistemi olduğu da tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Tarihi yığma yapıların performans analizi: Okul binası örneği
Halime Yıldızoğlu
Türkiye'de tarihi ve kültürel değeri olan birçok yapı bulunmaktadır. Bu yapılar farklı zaman ve kültürlerin birikim ve tekniklerini yansıtmaları bakımından büyük önem taşımaktadırlar. Günümüz teknolojisi ile inşa edilen betonarme ve çelik yapıların performansının gelişmiş sayısal metotlarla ayrıntılı olarak ortaya koymak mümkündür. Lakin yığma yapıların içerdiği süreksizlikler ve değişen malzeme özelliklerinden dolayı yapısal performansının belirlenmesinde ve yorumlanmasında zorluklarla karşılaşılabilmektedir. Çalışmada; yığma yapılarda kullanılan malzemeler ve taşıyıcı sistemler hakkında bilgi verilmiştir. Yığma yapıların modelleme teknikleri ve analiz yöntemleri açıklanmıştır. Bayburt ili merkezinde bulunan, 1944-1947 yılları arasında inşa edilen, Bayburt Lisesi'nin yapım tekniği, malzeme özellikleri ve konum özellikleri hakkında bilgiler derlenmiştir. Yapının rölöveleri alınarak, yapıda gözlemlenen mevcut problemler belirlenmiştir. SAP2000 programı kullanılarak yapının üç boyutlu sonlu eleman modeli oluşturulup, dinamik performansını belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapıda gerçek deprem kayıtları kullanılarak yapısal davranışının belirlenmesi hedeflenmiştir. Sonuçta yapının olası bir depremde hasar alabileceği sonucuna varılmıştır. Bunu önlemek için güçlendirme yapılmasının gerekebileceği elde edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Bayburt trası ile geri kazanılan asfaltın bitümlü sıcak karışımlarda kullanılabilirliği
Mehmet Akif Şentürk
Günümüz dünyasındaki genel görüş, var olan kaynakların daha verimli ve etkin bir şekilde kullanılması yönündedir. Motorlu taşıt sayısındaki hızlı artış ve beraberinde yeni yolların yapılması ve/veya mevcut yollardaki bozulmaların iyileştirilmesi bu manada önemli bir yer oluşturmakla birlikte kullanılan malzeme sarfiyatını ve maliyetleri azaltmakta büyük önem arz etmektedir. Bu da atık malzemelerin ve/veya daha önceden kullanılan malzemelerin tekrar geri kazındırılarak kullanılması gereğini doğurmuştur. Bu kapsamda yapılan çalışmada, atık malzeme olarak Bayburt trası ve hizmet ömrünü tamamlamış bir yol yüzeyinden kazılarak elde edilen asfalt karışım birlikte tekrar değerlendirilerek yeni bir bitümlü sıcak karışım elde edilmiş ve aktif bir karayolu üzerine aşınma tabakası olarak serilmiştir. Serilen aşınma tabakasından bir yıl boyunca karot numuneleri alınmış olup numunelere Marshall stabilite ve akma, dolaylı çekme mukavemeti, dolaylı çekme esneklik modülü ve dinamik sünme deneyleri yapılmıştır. Deney sonuçlarından, söz konusu malzemelerin bitümlü sıcak karışımlarda kullanılabileceği tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Şırnak yöresinde üretilen balların fiziksel ve biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
Oğur Kasırga
Muazzam bir bitki örtüsüne sahip olan Türkiye, bal üretimi bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yerini almaktadır. Üretilen balların kalitesi ve biyolojik aktivitesi floraya göre değişim göstermektedir. Bu çalışmanın amacı Şırnak yöresinde üretilen balların fiziksel ve biyokimyasal özelliklerini araştırmaktadır. Aynı zamanda antioksidan kapasitesi belirlemektir. Araştırma bulguları sonuçlarına göre 15 tane balın fiziksel özellikleri rakımlara göre değişim göstermektedir. Toplanılan balların fiziksel özellikleri Türk Gıda Kodeksine uygun olarak tespit edilmiştir. Ballarda major şeker bileşeni olarak fruktoz ve glukoz şekeri tespit edilmiş olup, B-2, B-3 ve B-7 nolu bal numunelerin sukroz şekeri tespit edildi. Balların minerel element ve ağır metal içeriklerine göre heterojen dağıldığı ve yükselti ile element içeriği arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlendi. Yalnızca B-14 kodlu numunenin birçok element açısından içeriğinin diğer ballara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Ballarda aynı zamanda antioksidan aktiviteyi belirlemek için toplam polifenol, toplam flavonoid, kondase tanen, FRAP ve DPPH testleri yapıldı. Numunelerde toplam polifenol miktarı: 11,940- 37,286 mgGAE/100 g numune olarak, FRAP değeri 0,740- 2,205 mol FeSO47H2O/g numune olarak, DPPH değeri 34,38- 229,22 mg/mL tespit edilmiştir. Ancak ballarda toplam flavonoid ve kondanse tanen tespit edilemedi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Geleneksel turşulardan izole edilen laktik asit bakterilerinin çeşitli ağır metalleri bağlama kapasitesinin belirlenmesi
Ali Gümüş
Laktik asit bakterileri (LAB) probiyotik türlerin birçoğunu da içeren fermente ürünlerin oluşmasında temel olarak rol oynayan ticari mikroorganizma grubudur. Son yıllarda birçok LAB türü probiyotik ve fermente ürünleri üretmenin dışında çeşitli nitelikler açısından dikkat çekmektedir. Bu niteliklerin başında da ağır metalleri tutma kabiliyetleri gelmektedir. Ağır metaller hem çevresel açıdan oluşturdukları kirlilik hem de gıda zehirlenmelerine neden olmalarından dolayı son derece önemli sorunlar çıkarmaktadırlar. LAB türleri farklı yüzeysel özellikleri ile ağır metalleri tutup gıdalardan ve diğer ortamlardan uzaklaştırabilirler. Bu kapsamda yapılan bu çalışmada ilk olarak geleneksel turşu örneklerinden LAB türleri izole edilerek tanımlanmış, ikinci aşamada ise tanımlanan bu türlerin Cd2+, Co2+, Ni2+, Pb2+ ve Zn2+ ağır metal iyonlarını bağlama yetenekleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, tüm LAB türleri özellikle Cd2+, Co2+, Ni2+ ve Zn2+ iyonlarına karşı yüksek biyosorpsiyon ilgisi göstermiş, bunlara ilaveten bazı suşlar ise Pb2+ iyonlarına da yüksek ilgi göstermiştir. Ancak bazı türler ise Pb2+ iyonlarına karşı daha düşük ilgi göstermiştir. Sonuç olarak, turşu kaynaklı bazı LAB türlerinin gıdalarda mevcut olabilecek bazı ağır metalleri yüksek performansla bağlayabileceği ortaya konmuştur. İlerleyen dönemlerde bu türlerin in vivo koşullarda denenip ağır metallerin vücuttan uzaklaştırılması çalışmalarında kullanılabilecek türler olabiliceği öngörülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Bulanık mantık yardımıyla üç eksenli beton basınç modellerinin güvenilirliklerinin araştırılması
Büşra Pörge
Üç eksenli beton basınç modelleri, betonun doğrusal olmayan analizlerindeki davranışlarının gerçekçi olarak modellenmesinde kullanılmaktadır. Teknik literatürde birçok matematiksel modele rastlamak mümkündür. Model sayısının fazlalığı, farklı beton dayanım sınıfları ve farklı yanal basınç düzeylerinde doğru model seçiminde tereddütler yaşanmaktadır. Bu nedenle bu modellerin 23 farklı beton dayanım sınıfı ve 5 farklı yanal basınç düzeyinde güvenilirliklerinin araştırılması bu çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için güvenilirlik çalışmalarında en hassas yaklaşım olan Monte Carlo Simülasyonu kullanılmıştır. Bu Simülasyon için gerekli olan çok sayıdaki deneysel veri; yapay zekâ yöntemlerinden olan Bulanık Mantık yöntemi vasıtasıyla yapay olarak üretilmiştir. Analizler sonucunda elde edilen güvenilirlik indeksleri yardımıyla tüm modellere ait güvenilirlikler grafiklerle değerlendirilmiş ve nihayetinde modellerin güvenli olarak kullanılabilecekleri yanal gerilme düzeyi ve beton basınç sınıfları çizelgeler ile verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Rosa pimpinellifolia L. (Koyungözü) meyvesinin bazı fizikokimyasal özellikleri ile antioksidan aktivite ve fenolik profilinin belirlenmesi
Berivan Ergen
Bu çalışmada, Bayburt ilinde doğal ve yabani olarak yetişen R. pimpinellifolia L. meyvesi incelenmiştir. Bu meyve siyah kuşburnu olarak bilinmekte olup yerel halk tarafından koyungözü olarak adlandırılmaktadır. Bu meyvenin antioksidan özellikleri CUPRAC metodu, Beta-karoten ağartma metodu, ABTS metodu ve DPPH süpürme aktivite yöntemlerine göre belirlenmiştir. Ayrıca FCR yöntemi kullanılarak toplam fenolik madde miktarı belirlenen meyvelerin fenolik madde profilleri de HPLC ile tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra mineral madde içerikleri ve bazı fizikokimyasal özellikleri de analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, meyvenin antioksidan kapasitesi bakımından Beta karoten ve DPPH metotlarında su ekstraktı, metanol ekstraktına göre daha yüksek sonuç vermiştir. Su ekstraktı sonuçları sırasıyla; CUPRAC için 0,56 mmol TR/g-örnek, Beta-karoten için % 97,02, ABTS için % 88,65 ve DPPH için % 86,69 olarak belirlenmiştir. Metanol ekstraktı sonuçları ise CUPRAC için 0,99 mmol TR/g-örnek, Beta-karoten için % 95,21, ABTS için % 93,43 ve DPPH için % 85,21 olarak belirlenmiştir. Toplam fenolik madde miktarının ise 929,27 mgGAE/100g değeri ile su ekstraktında daha yüksek çıktığı tespit edilmiştir. Meyvedeki en baskın fenolik maddelerin klorojenik asit, vanilik asit ve gallik asit olduğu tespit edilmiştir. Klorojenik asit miktarı su ekstraktında 53,296 ppm, vanilik asit miktarı metanol ekstraktında 60,856 ppm ve gallik asit miktarı ise su ekstraktında 28,674 ppm olarak saptanmıştır. Bu yabani meyvede en fazla bulunan mineral maddeler K (12,1688 ml/l), P (1,3429 ml/l), Mg (1,1926 ml/l) olarak tespit edilmiştir. Ölçülebilenler arasında en düşük miktarda bulunan mineral maddenin ise 0,00001 ml/l değeri ile Cr olduğu belirlenmiştir. Siyah kuşburnu meyvesinin sahip olduğu antioksidan aktivite ve fenolik asit profilleri ile içerdiği toplam fenolik madde ve mineraller bakımından oldukça zengin ve doğal bir besin kaynağı olduğu anlaşılmaktadır. Bu özellikleri ile günümüzde ilgi duyulan yabani ve organik gıdaların arasında daha iyi tanınan ve daha çok tercih edilen bir besin kaynağı olması gerektiği düşünülmektedir. Bu nedenle bu ürününün daha çok tanıtılması ve farklı amaçlarla kullanılarak daha ekonomik bir ürüne dönüştürülmesi gerekmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sınıf öğretmeni adaylarının fen ve teknoloji okuryazarlığı düzeylerinin ve fen öğretimine yönelik tutumlarının incelenmesi
Semanur Arıcı Dağ
Teknolojik gelişmelerin büyük bir hızla devam etmesi, hayatın her alanında bu gelişmelerin etkisinin görülmesini beraberinde getirmektedir. Fen bilgisi de bu alanlardan biridir ve böylece fen ve teknoloji okuryazarlığı konusu önem kazanmıştır. Sınıf öğretmeni adaylarının fen öğretimine yönelik tutum ve temel fen okuryazarlığı düzeyinin belirlenmesi ve fen öğretimine yönelik tutum ve temel fen okuryazarlığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi bu çalışmanın temel amacı olarak belirlenmiştir. Bu amacın gerçekleştirilmesi için 198 kişinin katılım gösterdiği bir araştırma uygulaması yapılmıştır. Veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerini belirlemek üzere Demografik Bilgi Formu, ikinci bölümde Fen Öğretimine Yönelik Tutum Ölçeği ve üçüncü bölümde Temel Fen Okuryazarlığı Testi olmak üzere toplam 112 soru katılımcılara yöneltilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre temel fen okuryazarlığı ile fen öğretimi arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Dolayısıyla sınıf öğretmeni adaylarının temel fen okuryazarlığının artması ile birlikte fen öğretimine yönelik tutumları da olumlu yönde gelişmektedir. Anahtar Kelimeler: Fen, sınıf öğretmeni adayları, fen ve teknoloji okuryazarlığı, fen öğretimi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan sınıf öğretmenlerinin uyguladıkları okuma-yazma yöntemlerine ilişkin görüşleri
Mustafa Halit Kakşa
Bu araştırmada, kaynaştırma öğrencilerine sunulan temel akademik beceriler arasında yer alan okuma-yazma becerisinin öğretiminde hangi yöntemlerin kullanıldığı, öğretimin hangi materyallerle desteklendiği, öğretim sürecinde ne gibi öğretimsel uyarlamalar/öğretimsel düzenlemeler yapıldığı, hangi ölçme ve değerlendirme araçlarının kullanıldığı ile ilgili öğretmen görüşleri doğrultusunda ilgili verilere ulaşmak ve okuma-yazma öğretimi sırasında karşılaşılan problemleri ortaya koyarak bu problemlere ilişkin çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Araştırma Erzurum ili merkez ilçeleri Yakutiye, Aziziye ve Palandöken'de görev yapan sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 40 1.sınıf öğretmeni üzerinde gerçekleştirilen nitel bir araştırmadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan öğretmenlerin tamamının okuma-yazma öğretiminde Ses Temelli Cümle Yöntemi/Ses Esaslı Cümle Tekniğini kullandıkları, materyal olarak ise akıllı tahta ve uygulamaları başta olmak üzere resimli görseller, kaynak kitaplar ve videolara ağırlık verdikleri; kaynaştırma öğrencileri için normal gelişim gösteren öğrencilerden farklı materyaller kullanmadıkları, ölçme ve değerlendirme aşamasında ise yazılı ve sözlü sınavların yanı sıra öğrencilerine yönelik gözlemlerini de dikkate aldıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıf mevcutlarının kalabalık olması, sınıf öğretmenlerinin özel eğitimle ilgili eğitim eksikliği, ailelerin de bu konuda eğitimsiz olmaları, kaynaştırma öğrencileri için uygun materyal ve kaynakların eksikliği gibi konularda sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma öğrencileri için sınıfta yeterli düzeyde öğretimsel düzenlemeler yapmadıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma eğitimi, okuma, yazma, öğretim, yöntem
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Matematik öğretimi bağlamında ilkokul öğretmenlerinin kaynaştırma öğrencilerine yönelik deneyimleri: Bir olgu bilim araştırması
Mehmet Emin Durmuş
Bu araştırmada, ilkokul öğretmenlerinin matematik öğretimi bağlamında kaynaştırma öğrencilerine yönelik deneyimlerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma desenlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Katılımcılar ölçüt dayanaklı örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 21 ilkokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Çalışmada, matematik dersine yönelik Bireyselleştirilmiş Eğitim Planı (BEP) hazırlanırken çoğunlukla rehber öğretmenlerden yardım alındığı ve kaynaştırma öğrencilerinin BEP' ler temel alınarak değerlendirildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Matematik dersine yönelik öğrenme, öğretme ve değerlendirme süreçlerinde; zaman yetersizliği başta olmak üzere kaynaştırma öğrencilerinin kendilerini ifade edememeleri, akranları tarafından kabullenilmemeleri ve ailelerin ilgisizliği gibi bazı sorunların yaşandığı ve katılımcıların çoğunun kaynaştırma öğrencileri ile ilgilenemedikleri görülmüştür. İlkokul öğretmenlerinin matematik öğretimi için destek eğitim odasında kaynaştırma öğrencilerine yeterli zaman ayırabildikleri ve destek eğitim odasının kullanımına ilişkin olumlu görüşe sahip oldukları belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Resveratrol ilavesinin klasik ve probiyotik kültür kullanılarak üretilen yoğurtların bazı kalite nitelikleri üzerine etkisi
Zehra Türkoğlu
Bu araştırmada polifenolik bir fitoaleksin olan resveratrol, günlük diyetimizin en önemli besinlerinden olan yoğurda ilave edilerek her yaş gurubundan bireylerin tüketebileceği fonksiyonel yoğurtlar üretmek amaçlanmıştır. Bunun için; Lactobacillus bulgaricus+Streptococcus thermophilus ile üretilen set tip geleneksel yoğurtlar ile Lb. bulgaricus+S. thermophilus: Lb. acidophilus (1:1) içeren probiyotik yoğurtlara farklı oranlarda (25mg/100g, 50mg/100g, 75mg/100g ve 100mg/g) resveratrol ilavesiyle toplam 10 farklı yoğurt 2 tekerrürlü olarak üretilmiştir. Üretilen klasik ve probiyotik yoğurt örneklerinin, probiyotik raf ömrü ile bazı kalite nitelikleri depolama periyodu boyunca (4±1°C'de 1., 7., 14., 21. ve 28. günler) yapılan bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal analizlerle belirlenmiştir. Üretimde kullanılan süt ve yağsız süt tozu oranları dikkate alındığında, resveratrolün 4 farklı oranda ilavesiyle üretilen klasik ve probiyotik yoğurtlarda beklenen kurumadde, kül, protein ve yağ değerleri tespit edilmiştir. Yoğurt örneklerinin asitlik ve pH değerleri üzerine depolama periyodunun etkisi önemli bulunmuş (p<0,01) olup, depolama boyunca asitlik oranının arttığı, pH değerinin azaldığı tespit edilmiştir. Yoğurt örneklerinde resveratrol ilavesinin viskozite değerini artırdığı (p<0,01) tespit edilmiştir. S. thermophilus, Lb. bulgaricus ve Lb. acidophilus sayıları üzerine örnek değişkeninin ve depolama süresinin etkisi p<0,01 düzeyinde önemli bulunmuştur. Probiyotik yoğurt örneklerinde depolama boyunca Lb. acidophilus sayısı 106 kob/g'ın altına düşmemiş olup, probiyotik ürünlerde istenen terapötik etkiyi sağlayacak düzeyde tespit edilmiştir. Probiyotik yoğurt örneklerinde Lb. acidophilus canlılık oranı %79,27-85,86 aralığında bulunmuştur. Yapılan duyusal değerlendirmeler sonucunda, örnek değişkeninin koku parametresi dışında tüm duyusal nitelikleri önemli derecede etkilediği (p<0,05) tespit edilmiş, örneklere ait toplam duyusal puanlarda depolamanın 14. gününden sonra düşüş tespit edilmiştir. Sonuç olarak; resveratrol ilavesinin probiyotik canlılığını koruduğu ve tüm parametreler dikkate alındığında yoğurdun kalite nitelikleri üzerine olumsuz bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Fizikokimyasal ve mikrobiyolojik nitelikler ile 28. gün sonundaki toplam duyusal puanlar bakımından tüm parametreler göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapıldığında, 50mg/100g resveratrol ilaveli klasik ve probiyotik yoğurtlar yeni fonksiyonel ürünler olarak tüketiciye sunulabilir. Anahtar kelimeler: Resveratrol, Yoğurt, Probiyotik, Lb. acidophilus
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Erzurum ili Horasan ilçesi içme suyu şebeke hattının farklı boru tipleri için netcad programıyla tasarımı ve maliyet analizi
Fatih Atakul
Günümüzde nüfusun artmasından dolayı yaşam alanları genişlemekte olup, mevcut kullanılmakta olan içme suyu şebeke sistemleri yetersiz kalabilmektedir. İçme suyu şebekelerinin yapım masrafları çok yüksek meblağlara ulaştığından içme suyu şebekelerinin projelendirme kriterlerinin seçimine yeterince önem verilmelidir. Ayrıca yapılacak olan içme suyu projelerinin en uygun şekilde hidrolik hesaplarının yapılması ve boyutlandırılması, yapım maliyetinin optimum seviyelere düşmesine imkan sağlayacaktır. Buna bağlı olarak ülke ekonomisine katkı sağlanabilecektir. Bu çalışmada Erzurum İli, Horasan İlçesi çalışma alanı olarak tercih edilmiştir. Bu bölgenin tercih edilmesinin sebebi, bölgenin stratejik konumu ve mevcut içme suyunun 30 yıl sonra ihtiyacı karşılayamayacağının öngörülmesidir. İller Bankası Teknik Şartnamesinde belirtilen kriterler göz önüne alınarak içme suyu şebekesi için netcad yazılımı ile hidrolik hesaplamalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada poli etilen, polivinil klorür, çelik ve düktil borular kullanılarak hidrolik hesaplamalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca farklı boru tiplerinin maliyete etkisi araştırılmış olup, boru tipleri arasında en yüksek maliyetli borunun çelik, en düşük maliyetli borunun ise poli etilen boru olduğu belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Hanefî ve şâfiî fıkıhçıların ittifak ettikleri küllî kâideler: Suyûtî ve İbn Nuceym'in el-Eşbâh Ve'n-Nezâir adlı eserleri özelinde
İdris Cebeci
Çalışmamız İmam Suyûtî ve İbn Nuceym'in el-Eşbâh ve'n-Nezâir adlı eserlerinde Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin ittifak ettikleri küllî kâidelerin tespiti, açıklanmaları ve furû'' fıkha yansımalarını örneklerle ortaya koymayı hedeflemektedir. Tezimiz iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İmam Suyûtî ve İbn Nuceym'in hayatları, eserleri ve özel olarak da çalışmamızın ana kaynakları olan el-Eşbâh ve'n-Nezâir adlı eserlerinin tanıtımları, özellikleri ve karşılaştırmaları ele alınmıştır. İkinci bölümü ise iki kısma ayırdık. Birinci kısımda küllî kâide ve ilgili kavramların açıklanması, küllî kâidenin kaynakları, tedvin, kavramlaşma ve gelişme süreçleri, özellikleri, hüccet değerleri ve faydaları üzerinde durulmuştur. İkinci kısımda ise öncelikle, başta Hanefî ve Şâfiî mezhepleri olmak üzere bütün fıkıh mezheplerinin ittifak ettikleri beş ana küllî kâideyi, ardından özel olarak Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin ittifak ettikleri küllî kâideleri tespit edip açıklamaya çalıştık. Tespit ettiğimiz kâidelerde öncelikle kâidenin farklı versiyonu varsa bunu vermeye çalıştık. Ayrıca bu kâidelerden Mecelle'de kanunlaştırılmış olanları varsa buna dikkat çektik. Ardında kâidenin açıklamasını, varsa kaynaklarını, furû'' fıkha yansımalarını ve de istisnâi örneklerini vermeye özen gösterdik. Kâidenin furû'' fıkha yansıması hususunda her iki mezhep, ilgili meselede müttefik iseler aynı örneği verdik. Ne var ki ihtilaf söz konusu ise farklı örnekler verdik. Çalışmamızı, başta Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin ittifak ettiği küllî kâidelerin yanı sıra bütün mezheplerin ittifak etmiş olduğu beş ana küllî kâideyi mukâyeseli olarak ortaya koyduğu için "Mukâyeseli Küllî Kâide"; aynı anda küllî kâide literatürünü hemen hemen her yönüyle ele aldığı için de, "Küllî Kâide Literatürü" çalışması olarak nitelemek mümkündür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Farklı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin süt ve süt ürünleri tüketim algısı ve davranışlarının belirlenmesi
Hatice Karadeniz
Bu çalışma kapsamında Iğdır ilindeki farklı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin süt ve süt ürünleri tüketim algısını ve davranışlarını belirlemek amacıyla dört farklı lisede (Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Özel Lise) tesadüfi olarak seçilen 395 kişilik öğrenci grubuna 40 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılan bireyler liselerin 1 ve 2. sınıf öğrencileri olup anket sonucunda elde edilen veriler; genel, okul ve cinsiyet şeklinde gruplara ayrılmış olarak tablolar halinde verilmiştir. Araştırma sonucunda; ankete katılan öğrencilerin %73,4'ünün ev yapımı gıdaları, %10,7'sinin yöresel ürünleri tercih ettiği görülmüştür. Öğrencilerden %88,1'i ülkemizde gıda sektöründeki kontrollerin yetersiz olduğunu düşünmektedir. Süt ürünleri tüketirken %62,7'sinin markalı ürünleri tercih ettiği, %65,82'si ambalajı önemsediği belirlenmiştir. Öğrencilerin %14,94'ü her gün süt tüketirken, hiç süt tüketmeyen öğrenci oranı %25,6'dır. Ankete katılan öğrencilerin %64,5'inin süt çeşitlerinden en çok inek sütünü tercih ettikleri, süt tüketiminin kız öğrencilere oranla erkek öğrencilerde daha fazla olduğu saptanmıştır. Her gün süt tüketen öğrenci oranı Kız öğrencilerin %63,5'i erkek öğrencilerin ise %55,0'i süt ve süt ürünlerinin fiyatının normal olduğunu ifade etmişlerdir. Kız öğrencilerin %61,7'si pastörize/günlük sütü tercih ederken, erkek öğrencilerin %49,6'sı pastörize/günlük sütü tercih etmektedir. Ankete katılan öğrencilerin %49,8'lik kısmı sağlıklı ve dengeli beslendiğini düşünürken, %50,1'lik kısmı sağlıklı ve dengeli beslendiğini düşünmemektedir. Erkek öğrencilerin %32,6'sının gıda ürünleri alırken firma bilgileri, üretim yeri, içindekiler kısmına dikkat etmedikleri, kız öğrencilerinin ise bu konuda daha dikkatli oldukları anlaşılmıştır. Öğrencilerin %42,28'i katkı maddelerinin tümünün sağlığa zararlı olduğunu, %61,52'si ise işlenmiş süt ürünlerinin sağlıksız olduğunu düşünmektedir. Gıda ürünleri tüketiminde medyadan etkilenen lise öğrencilerinin oranı oldukça düşüktür. Fen Lisesi öğrencilerinin süt ve süt ürünleri tüketiminde nispeten daha bilinçli olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulguların, gıda sanayinin önemli kollarından biri olan süt ve süt ürünleri sanayine ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Farklı kurutma yöntemlerinin hünnap (Zizyphus jujuba Mill.) pestilinin fizikokimyasal ve duyusal özellikleri üzerine etkisi
Esra Karaca
Bu çalışmada, doğal yayılma alanları içerisinde ülkemizin de olduğu, yüksek besin değerine sahip olan hünnap meyvesinden pestil üretimi gerçekleştirilmiştir. Farklı kurutma ortamlarında (kurutma kabininde (60 ̊C, 70 ̊C ve 80 ̊C), güneşte ve gölgede) üretilen hünnap pestillerinin fizikokokimyasal ve duyusal özellikleri araştırılmıştır. Ayrıca hünnap pestillerinin iki aylık depolama süresince depolama stabiliteleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Ürünlerde üretim sonrası, depolamanın birinci ve ikinci ayında nem, pH, titrasyon asitliği, su aktivitesi, HMF, suda çözünür kuru madde, yağ, protein, kül, toplam karotenoid, askorbik asit, renk analizleri ile toplam maya-küf sayımı, toplam aerobik mezofilik bakteri sayımı yapılmıştır. Bunların yanı sıra örnekler üretim sonrası şeker, kalınlık, fenolik madde ve mineral madde analizlerine tabi tutulmuştur. Depolama sonunda ise ürüne duyusal analiz uygulanmış ve tüm analiz sonuçları istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Örneklerin nem değerleri, depolama süresi ve kurutma metodu açısından istatistiksel olarak önemsiz kabul edilmiştir (p>0,05). Titrasyon asitliği, pH, suda çözünür kuru madde değerleri üzerinde depolama süresinin etkisi önemsiz görülürken (p>0,05), kurutma sıcaklığının etkisi önemli görülmüştür (p<0,05). HMF, yağ, protein, kül miktarları üzerinde depolama süresi ve kurutma sıcaklığının etkisi istatistiksel olarak önemsiz kabul edilmiştir (p>0,05). Tüm örneklerde en yüksek miktarda bulunan mineral madde potasyum iken, miktarı en düşük olan mineral madde kobalt olmuştur. En yüksek aminoasit değeri asparajin, en düşük aminoasit değeri prolin olarak tespit edilmiştir. Organik asit miktarı en yüksek giberellinken, en düşük maleik asit olarak bulunmuştur. Mikrobiyolojik açıdan ürünün güvenli olduğu tespit edilmiştir. Duyusal analiz sonucunda en çok beğenilen pestil örnekleri, gölgede kurutulan pestiller olmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Yabani kızamık (Berberis vulgaris L.) ve karamuk (Berberis crataegina DC.) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri ile antioksidan ve antimikrobiyal kapasitesinin tespit edilmesi
Arzu Yaşar Eroğlu
Tüketimin hızla arttığı günümüz toplumlarında; bireylerin sağlık durumlarının korunması, hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi amacıyla geleneksel ilaçlara, sentetik ürünlere ve mevcut gıdalara alternatif güvenilir gıdaların araştırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada Bayburt'un ilçe ve köylerinden temin edilen doğal olarak yetişmiş on bir (sekiz kızamık ve üç karamuk) meyvenin bazı önemli fizikokimyasal özellikleri, antioksidan kapasiteleri, fenolik madde profilleri ve antimikrobiyal aktiviteleri araştırılmıştır. Toplam fenolik madde miktarı Folin-Ciocalteu metoduyla, antioksidan aktiviteleri DPPH• radikal giderme aktivitesi, ABTS•+ radikal giderme aktivitesi ve β-karoten ağartma yöntemiyle, fenolik madde profili yüksek performanslı sıvı kromatografisiyle (HPLC), antimikrobiyal aktivitesi ise agar kuyu difüzyon yöntemiyle belirlenmiştir. Meyvelerin yetiştiği yere göre bazı fizikokimyasal analiz sonuçları, toplam fenolik madde miktarı, DPPH• radikal giderme aktivitesi, ABTS•+ radikal giderme aktivitesi ve β-karoten ağartma yöntemiyle yapılan antioksidan aktivite analiz sonuçları tek yönlü ANOVA istatiksel testi kullanılarak kıyaslanmıştır. Yapılan fizikokimyasal analizler sonucunda yetiştiği yere göre kuru madde miktarı %28,47-%41,61, SÇKM %18,10-%27,75, kül miktarı %0,65-%2,13, su aktivitesi değeri 0,931-0,947, pH 2,44-3,25 aralığında tespit edilmiştir. Meyveler kurutularak etanol:su (80:20) ve su ile ekstraktsiyonları yapılmıştır. Kızamık ve karamuk meyvelerinde toplam fenolik madde 148,0-448,3 µg/GAE/mg KM, DPPH• radikalini giderme aktivitesi %11,92-%40,44, β-karoten ağartma %62,83-%92,19, ABTS•+ radikalini giderme aktivitesi %33,06-%92,85 aralığında belirlenmiştir. Meyvelerin fenolik madde profillerinin belirlenmesi analizlerinde gallik asit, klorojenik asit, vanilik asit, kafeik asit, sringik asit, trans-ferulik asit ve sinapik asit fenolik bileşiklerinin varlığı tespit edilmiştir. Tanımlanan fenolik bileşikler içerisinde klorojenik asit diğer fenoliklere göre daha yüksek oranda tespit edilmiştir. Meyvelerin su ekstraktları, B. cereus BC 6830, S. typhimurium RSSK 95091, Y. enterocolitica ATCC 27729, S. aureus ATCC 25923 suşlarının gelişimlerini değişik oranlarda (1-15 mm) inhibe etmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2019Kars kaşarının mikrobiyal forasının ön olgunlaştırma periyodu boyunca değişimi ve gelişimi
Ayşe Yuvaşen
Kars Kaşarının bozulmadan günümüze kadar ulaşan üretim metodu ile olgunlaşma süresinin uzun sürdüğü bilinmektedir. Olgunlaşma esnasında peynirin yapısında bulunan laktik floranın tespit edilerek peynir üretiminde starter kültür olarak kullanılmasıyla daha kısa sürede olgunlaşma sağlanabileceği ve bunun ürün için oldukça önemli bir gelişme olacağı düşünülmektedir. Bu tez çalışması Kars kaşarının ön olgunlaşması esnasında yapısında bulunan mikrobiyal floranın tespit edilmesi amacıyla yürütülmüştür. Tez çalışması kapsamında Kars ilinde farklı üretim noktalarından yeni üretilmiş 6 adet Kars Kaşarı örneği temin edilmiş ve ön olgunlaştırma periyodu boyunca bazı fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik özellikleri ve mikrobiyal floralarında meydana gelen değişim ve gelişim incelenmiştir. Peynir örneklerinden uygun besiyerlerine ekim yapıldıktan sonra toplam 533 bakteri, maya ve küf izolatı elde edilmiştir. İzolatlara uygulanan RAPD-PCR ve rep-PCR işlemlerinin ardından PCR ürünleri sekans analizine tabi tutulmuştur. Yürütülen bu işlemlerle bakteri, maya ve küf gruplarının tanımlaması yapılmış, böylece peynir örneklerindeki baskın türler belirlenmiş ve bu türler arasındaki filogenetik benzerlikler tespit edilmiştir. Sonuçta; tanımlaması yapılan 285 adet bakteri izolatının 37'si Lb. paracasei, 24'ü Lb. rhamnosus, 24'ü S. thermophilus, 13'ü Lb. graminis, 12'si Lb. mindensis, 11'i Lb. fermantum ve 8 tanesi Lb. plantarum olarak belirlenmiştir. Bu türlerin yanında E. faecium, E. faecalis gibi NSLAB olabilecek türler diğer bakteri grupları arasında tanımlanmıştır. 168 adet maya-küf florasından 131 tanesinin maya, 37 tanesinin ise küf türü olduğu görülmüştür. Tanımlanan maya izolatlarının 54'ü P. kudriavzevii, 11'i C. parapsilosis, 24'ü C. zeylanoides, 20'si K. marxionus, 19'u K. lactis, 2'si D. hansenii ve 1'i Y. lipolytica olarak tespit edilmiştir. Küf izolatlarının ise 23'ü P. crustosum, 8'i P. kewense, 4'ü P. commune ve 2'si G. candidum olarak belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlar Kars Kaşarının ön olgunlaştırma döneminde mikroflorasındaki biyolojik çeşitliliğin varlığını doğrulamış ve mevcut üretim metodunun starter kültür ilavesi ile geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymuştur.













