Yazarlar
- Bayraktar, Bülent(33)
- Dertli, Enes(33)
- Dirican, Ebubekir(20)
- Akeren, Zahide(18)
- İspirli, Hümeyra(18)
- Kizil, Hamit Emre(17)
- Semerci, Vahide(14)
- Bayram, Sinan(13)
- Kul, Murat(13)
- Sönmez Sarı, Ebru(13)
- Agar, Guleray(12)
- Akman, Onur(12)
- Kırbaş, Zila Özlem(12)
- Akeren, İhsan(11)
- Koçak, Lokman(11)
- Makas, Samet(11)
- Can, Zehra(10)
- Uzunçakmak, Sevgi Karabulut(10)
- Yayla, İbrahim Erdoğan(10)
- Çelik, Eyüp(10)
- Bayraktar, B.(9)
- Bulbuloglu, Semra(9)
- Kızıl, Hamit Emre(9)
- Tekce, Emre(9)
- Aydemir, Uğur(8)
- Daştan, Buket(8)
- Hintistan, Sevilay(8)
- Kalyoncuo, Servet(8)
- Sönmez Sari, Ebru(8)
- Türkmen, Mutlu(8)
- Apaydın, Emine(7)
- Arslaner, Ayla(7)
- Beydemir, Şükrü(7)
- Dombak, Kübra(7)
- Kara, Yakup(7)
- Mercan, Emin(7)
- Semerci Çakmak, Vahide(7)
- Can, Özgür Devrim(6)
- Esgin, Özge(6)
- Güneş, Hüseyin(6)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2022Belirsizliğe Tahammülsüzlüğün Açıklanmasında Benmerkezcilik ve Duygusal Zekânın Rolü Nedir?
Altun Kobul, Fatma; Özyazıcı Kuzur, Öykü; Özgöl, Mustafa; Eyüboğlu Yılmaz, Sibel; Özaydın, Betül Banu; Çoğalan, Yılmaz
Günümüzün hızla değişen yapısında belirsizlik sıklıkla karşılaşılan önemli bir durumdur. Bireylerin belirsizliğe sağlıklı tepkilerde bulunabilmesi adına belirsizliğin duygu, düşünce ve davranışsal boyutları ile ilgili değişkenlerin incelenmesi anlamlı görülmektedir. Bu kapsamda, bireylerin hem çevreyi anlamlandırmasında hem de tepkide bulunmasında önemli değişkenler olan benmerkezci düşünme ve duygusal zekâ kavramları ele alınmıştır. Araştırmanın amacı yetişkinlerde belirsizliğe tahammülsüzlüğün açıklanmasında benmerkezcilik ve duygusal zekânın rolünün incelenmesidir. Bu araştırma ilişkisel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 360 (Kadın= 225, %62.5, Erkek= 135, %37.5) birey oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş ortalaması 23.66 (Ss= 8.02) dır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği, Benmerkezcilik Ölçeği ve Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği- Kısa Formu kullanılmıştır. Veri analizinde Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal regresyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları benmerkezcilik ve duygusal zekâ değişkenlerinin katılımcıların belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerini %33 oranında açıkladığını göstermiştir. Duygusal zekâ ve benmerkezcilik değişkenlerinin ikisinin de belirsizliğe tahammülsüzlüğü açıklamada anlamlı yordayıcılar olarak modele katkı sağladığı bulunmuştur. Bu çalışmanın bulgularına göre benmerkezciliğin belirsizliğe tahammülsüzlük üzerindeki istatistiksel etkisi pozitif yönde iken duygusal zekânın etkisi negatif yöndedir. Buna göre, benmerkezcilik arttıkça belirsizliğe tahammülsüzlüğün de arttığı, duygusal zekâ attıkça ise belirsizliğe tahammülsüzlüğün azaldığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, duygusal zekâsı yüksek olan ve benmerkezci düşünmeyen bireylerin belirsizliğe tahammül etmede daha başarılı oldukları söylenebilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin sağlıklı beslenmeye yönelik tutumları ile benlik saygıları arasındaki ilişki
Gönen, Mevlüt; Ceyhan, Mehmet Ali
Sağlıklı beslenmeye yönelik tutumun sağlıklı beslenme davranışının belirleyicilerinden biri olduğu söylenebilir. Sağlıklı beslenme davranışı ise sağlıklı bir hayat sürmenin öncüleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Sağlıklı beslenmenin aynı zamanda, kişilik gelişim fonksiyonlarından biri olan benlik saygısıyla ilişkili olduğu da düşünülmektedir. Bu ilişki göz önünde bulundurularak bu çalışmada, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin sağlıklı beslenmeye ilişkin tutumları ile benlik saygıları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma gurubunu Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde farklı bölüm ve sınıf derecelerinde öğrenim görmekte olan 139 (%47.0)kadın 157 (%53.0) erkek olmak üzere toplam 296 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın verilerinin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada veri toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu, Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin, analizinde öncelikli olarak verilerin normal dağılıp dağılmadığını belirlemek için normallik testi yapılmıştır. Verilerin normal dağıldığı belirlendikten sonra betimsel istatistik, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova) ve gruplar arası farkı belirlemek için Scheffe çoklu karşılaştırma testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi sonucunda öğrencilerin sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum puan ortalamalarının, cinsiyet, sınıf ve bölüm değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin benlik saygısı düzeyi puan ortalamalarının ise, cinsiyet ve öğrenim görülen bölüm değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde fark gösterdiği belirlenmiştir. Öğrencilerin sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ve benlik saygısı puan ortalamaları arasında ise düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2022The effect of nursing care satisfaction on pain and anxiety levels of patients undergoing orthopedic surgery in the early postoperative period
Bulbuloglu, Semra; Sarıtaş, Serdar; Güneş, Hüseyin; Kapikiran, Gurkan
In our study, we aimed to examine the effect of nursing care satisfaction on the pain and anxiety levels of patients who underwent orthopedic surgery. This descriptive study was conducted with the participation of patients who underwent surgery in the orthopedic clinic of a training and research hospital, and they were in the early postoperative period. Patient information form, Newcastle Satisfaction with Nursing Scale and State-Trait Anxiety Inventory were used in data collection. In this study, we found that 41.2% of the orthopedic patients were between the ages of 36 and 50, and 60.4% of them were women. Both nursing care satisfaction and anxiety levels were found to be higher in women than men (p<0.05). The highest satisfaction rate was found among patients aged 18-35 years old, and the highest anxiety level was found in patients over the age of 66. In our study, we found that higher anxiety levels increased pain intensity, and a high level of nursing care satisfaction could be seen in various pain and anxiety levels. Our study showed that nursing care satisfaction was affected by pain and anxiety in patients who underwent orthopedic surgery. In addition, it showed that pain and anxiety trigger each other. Clinicians should be aware of the negative effects of pain and anxiety on postoperative recovery. Strategies to increase nursing care satisfaction should be developed.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Examining the Folk Medicine Elements Mentioned in Kemâleddîn Demîrî’s “Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ” in Terms of Traditional Treatment Methods
Ünalan, Ozlem; Ünalan, Ibrahım
Purpose: The famous Arabic writer Kemâleddîn Demîrî prepared a zoology book called "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" in Hijri 773 (1372). While giving information about animals, the author also gave information about which diseases the products related to the animal in question will be used in the treatment. This paper aims to reveal the animals mentioned in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" and used in the treatment of various diseases and the names of diseases among the Arabs in the 14th century. In the study, it will be mentioned how these animals or various animal products will be used in diseases. In addition, folk medicine practices mentioned in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" will be examined in terms of realistic methods, magical methods, and mixed, both realistic and magical, methods. Method: This study was prepared between 03.12.2021 and 15.04.2022, and in the study, the Beirut edition of Hayâtu'l-Hayevâni'l-Kübrâ and its Turkish translation made by Rahmi Serin in 2018 were used. After determining the animal names used in treatments, it was determined in which kind of diseases these animals were used and in what way. In the study, the names of the diseases were listed alphabetically and the treatment of these diseases with animal products was stated. In this regard, the diseases mentioned in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ" and their treatment with animal products were examined in line with the healing methods used in folk medicine. Findings: Fifty-seven disease names were identified in "Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ". Some of these diseases are intended to treat poisonings caused by snake, scorpion and bee stings. Apart from these, tooth, head, spleen and eye pain and various diseases are included. In the treatment of diseases, mostly realistic treatment methods have been applied and mostly, animal products were used. Conclusion: From past to present, human beings have desired to resolve all their spiritual and physical disorders by using animal products. They have used spell methods besides realistic methods in the treatment of diseases. “Hayâtu’l-Hayevâni’l-Kübrâ” gave place to a variety of prayers and spells besides treatments with animal products in order to treat diseases.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Scopus SJRQ4Tofisopam’ın opioiderjik sistem aracılıklı antinosiseptif etkinliği
Özkay, Ümide Demir; Üçel, Umut İrfan; Yücel, Nazlı Turan; Can, Özgür Devrim; Yazıcı, Cevşen
Amaç: Bu çalışmada Tofisopam’ın antinosiseptif etkinlik potansiyelinin araştırılması ve bu etkiye opioiderjik sistemin olası katılımının aydınlatılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tofisopam’ın (25 ve 50 mg/kg) antinosiseptif etkinlik potansiyeli sıcak plaka ve asetik asit ile indüklenen kıvranma testleri ile araştırılmış; farelerin motor koordinasyonları üzerindeki olası etkileri ise Rota-rod testi ile değerlendirilmiştir. Sonuç ve Tartışma: Tofisopam 50 mg/kg dozda, farelerin sıcak plaka testlerindeki reaksiyon sürelerini anlamlı ölçüde uzatmış; kıvranma testlerinde ise kıvranma davranışlarının sayılarını azaltmıştır. Bu bulgular Tofisopam’ın santral ve periferik mekanizmalar aracılıklı antinosiseptif aktiviteye sahip olduğuna işaret etmiştir. Tofisopam, uygulandığı dozlarda, farelerin motor aktivitelerinde anlamlı bir değişikliğe neden olmamıştır. Antinosiseptif etkiye opioid reseptörlerin olası katılımını araştırmak amacı ile yapılan nalokson ön- uygulamaları Tofisopam’ın antinosiseptif aktivitesini ortadan kaldırmıştır. Etkiye aracılık eden opioid reseptör alt-tiplerinin aydınlatılması amacıyla naloksonazin (μ-opioid reseptör blokörü), naltrindol (δ-opioid reseptör blokörü) ve nor-binaltorfimin (ҡ-opioid reseptör blokörü) ile mekanistik çalışmalar yapılmıştır. Her üç ajan da Tofisopam’ın antinosiseptif etkisini antagonize etmiştir. Elde edilen bu bulgular Tofisopam’ın 50 mg/kg dozdaki antinosiseptif etkinliğine μ-, δ- ve ҡ-oipiod reseptörlerin aracılık ettiğini ortaya koymuştur.
- MakaleAçık Erişim2022Akademik iyimserlik ve psikolojik iyi oluş ilişkisinde sosyal aylaklığın rolü
Battal, Fetullah; Seyrek, Emre
Bu çalışmanın amacı akademik iyimserlik, psikolojik iyi oluş ve sosyal aylaklık düzeylerinin arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Araştırmanın verileri Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde halen görev yapmakta olan 226 akademik personelden çevrim içi anket yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmada akademik iyimserlik, psikolojik iyi oluş ve sosyal aylaklık kavramları açıklanarak birbirleri ile olan ilişkileri ele alınmıştır. Elde edilen veriler orijinal SPSS 22.0 ve AMOS 25.0 paket programları yardımı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda akademik iyimserlik ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Akademik iyimserlik ile sosyal aylaklık arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki, psikolojik iyi oluş ile sosyal aylaklık arasında da yine negatif ve anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bulguların yanı sıra akademik iyimserlik ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide sosyal aylaklığın kısmı aracılık rolü bulunduğu sonucuna varılmıştır. Başka bir ifadeyle akademisyenlerin iyimserlik düzeyleri ile psikolojik iyi oluş hali arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu gibi aynı zamanda sosyal aylaklık üzerinden dolaylı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Yani akademik iyimserlik düzeyi ve psikolojik iyi oluş hali güçlendikçe sosyal aylaklık davranışı azalmaktadır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Üstbilişsel IMPROVE tekniğinin oran-orantının öğretimi ve orantısal akıl yürütme becerisinin geliştirilmesi üzerine etkisi
Öztürk, Mesut; Albayrak, Mustafa; Şahinkaya, Tuğba
Üstbilişe dayalı öğretime yönelik yürütülen araştırmalar, öğrencilerin matematik dersi için tasarlanan üstbilişe dayalı öğrenme ortamlarında kendilerini rahat hissettiklerini ve mutlu olduklarını ortaya koymuştur. Öğrencilerin mutlu olduğu ve kendilerini rahat hissettikleri ortamlarda daha başarılı oldukları bilinen bir gerçektir. Bu nedenle üstbilişe dayalı öğretimin matematik derslerinde hem başarıyı hem de mantıksal akıl yürütmeyi geliştirmede kullanılması tavsiye edilmektedir. Nitekim üstbilişe dayalı öğretimin matematik başarısına etkisini inceleyen araştırmalarda üstbilişe dayalı öğretimin matematik başarısını arttırdığını ortaya koymuştur. Bu araştırma 7. sınıf öğrencilerine oran-orantının öğretimi ve orantısal akıl yürütmenin geliştirilmesinde üstbilişsel IMPROVE tekniğinin etkililiğini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden deneysel araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışmanın katılımcılarını deney grubunda 29, kontrol grubunda 29 toplamda 58 ortaokul öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmanın verileri oran orantı başarı testi ve orantısal akıl yürütme becerisi testi kullanılarak toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde betimsel istatistik ve kestirimsel istatistik kullanılmıştır. Betimsel istatistik ile öğrencilerin mevcut durumları sunulmuş, kestirimsel istatistik için kovaryans analizi yapılmıştır. Kovaryans analizinde grupların ön test puanları kontrol altına alınarak son test puanları karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda üstbilişsel IMPROVE tekniğinin öğrencilerin oran orantı başarısını arttırdığı ve orantısal akıl yürütme becerisini geliştirdiği belirlenmiştir. Ancak IMPROVE tekniğinin oran orantı konusundaki başarı ve orantısal akıl yürütme becerisinin gelişimi bakımından kontrol grubuna göre anlamlı farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin6
İncele - MakaleAçık Erişim2022PPARGC1A Gen Polimorfizmi (rs8192678) ile Elit Sporcuların Yarışma Performansları Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Bayraktar, Işık; Zorba, Erdal; Ulucan, Korkut; Bulğay, Celal; Ergun, Mehmet Ali; Kazan, Hasan; Akman, Onur
PPARGC1A (rs8192678) gen polimorfizmi ve atletik performans arasıdaki ilişkiler konusunda sınırlı sayıda araştırma mevcuttur. Bu nedenle, bu çalışmada PPARGC1A genindeki rs8192678 polimorfizminin Türk elit atletizm sporcularının yarışma performansları ile olası ilişkisin araştırılması amaçlamaktadır. Çalışmaya 18-35 yaşları arasında toplam 60 elit sporcu (31 sprint/güç ve 29 dayanıklılık) ve 20 kontrol/sedanter gönüllü olarak katıldı. Atletlerin kişisel en iyi (PB)/yarışma performans düzeylerini belirlemek için Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) puan ölçeği kullanıldı. Tüm ekzom dizilimi (WES), katılımcıların kanından izole edilen genomik DNA tarafından gerçekleştirildi. rs8192678 polimorfizmi ile PB arasındaki ilişki, cinsiyet ve spor deneyimi ayarlaması ile tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) ile incelendi. Bulgulara göre grup içi ve gruplar arasında, G/G, G/A ve A/A genotip dağılımları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir (p>0.05). Sonuç olarak, PPARGC1A rs8192678 polimorfizmi ile sporcuların performansı arasında anlamlı hiçbir ilişki tespit edilmemiştir. Ancak, yapılan araştırma hakkında daha net bilgi verebilmek için daha fazla katılımcı ile yapılması önerilir.
AtıfOpenAlex4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Dart Sporunun Dikkat Düzeyine Etkisinin İncelenmesi
Turkmen, Mutlu; Yönal, Mehmet
Dart sporunun dikkat düzeyine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırmada deneysel araştırma modeli kullanılarak, ön test-son test, kontrol ve deney grubu oluşturulmuştur. 2018/2019 Eğitim Öğretim yılı II. dönem başında, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan Özel Aziziye Ortaokulunda öğrenim gören yaşları 9-31 arasında değişkenlik gösteren ve sedanter olan rastgelen seçilmiş 60 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan 60 öğrenci yansız atama yöntemi ile deney ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Oluşturulan deney ve kontrol grubuna ön test olarak bourdon dikkat testi uygulanmıştır. 9-13 yaş deney grubunda bulunan katılımcılara sınıflarına asılan iki dart tahtası ile, Salı ve Perşembe günleri haftada iki gün olarak 8 haftalık dart sporu eğitimi verilmiştir. Aynı okulda öğrenim gören kontrol grubu öğrencilerine herhangi bir dart eğitimi verilmemiş ve normal okul eğitimlerine devam edilmiştir. Sekiz haftanın sonuna gelindiğinde hem kontrol hem de deney grubunda yer alan öğrencilere son test olarak Bourdon dikkat testi tekrar uygulanmıştır. Dart sporunun dikkat düzeyine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırmada elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi ve sadece çalışma grubunda yer alan öğrencilerin ön test ve son test karşılaştırmalarının incelenmesi amacıyla, paired samples t-testi kullanılmıştır. Sonuç olarak; deney grubunda bulunan katılımcıların, ön test ve son test skor ortalamaları arasında oransal anlamda farklılığın olduğu, deney grubunun son test süre ortalamaları yaş değişkenine göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, 9-13 yaş gruplarında, dart sporu uygulamalarının dikkat düzeyleri üzerinde pozitif yönde bir etkisinin bulunduğu ile ilgili öneriler sunulmuştur.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Afet Bilinci Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
Yetişensoy, Okan
Bireylerin ve toplumun karşı karşıya olduğu potansiyel afet risklerini en aza indirgemeye yönelik bilişsel, duyuşsal, psikomotor bilgi ve becerilere ilişkin farkındalık düzeyleri olarak tanımlanabilecek afet bilinci, erken yaşlardan itibaren kazandırılması gereken temel özelliklerden birisidir. Nitekim afet bilinci toplumların afetlere karşı direnç geliştirmesinde önemli bir bileşen rolü görmekte, afetlerin potansiyel risklerini azaltmaya katkı sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin afet bilinci düzeylerini belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesidir. Araştırma 1293 kişilik bir çalışma grubuyla yürütülmüş ve gerçekleştirilen açımlayıcı faktör analizi sonucunda 9.771 özdeğere sahip, toplam varyansın %54.284’ünü açıklayan, 18 maddelik tek boyutlu bir yapıya ulaşılmıştır. Bu yapı gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmış, ölçüt bağıntılı geçerlik çalışması sonucunda da ölçeğin geçerliğini destekleyici sonuçlar alınmıştır. Ölçeğin cronbach alfa katsayısının ise .949 ile oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular ölçeğin ortaokul öğrencilerinin afet bilinç düzeylerini belirleme noktasında geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiş ve ilgili sonuçlar mevcut alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır.
AtıfOpenAlex11TR Dizin7
İncele - MakaleAçık Erişim2022The Use of Life Activities-Based Nursing Model in the Care of Individuals with Buerger's Disease
Apaydın, Emine; Akeren, Zahide
Buerger's disease (Thromboangiitis obliterans) is a non-atherosclerotic segmental inflammatory disease that mainly affects small and medium-sized arteries, veins, and arm and leg nerves. Although the mortality rate is not high, the symptoms it causes signi ficantly reduce the quality of life. The Life Activities Model is a nursing model that solves the problem with a humanistic approach by considering the individ- ual as a whole to support patients to increase their quality of life. In this case, care management of a 51-year-old male patie nt whose quality of life decreased due to severe pain and whose lower extremity thrombosis developed due to treatment-resistant Buerger's disease was presented using a nursing model based on life activities. By using the Life Activities-Based Nursing Model in the care of the individual with B uerger's disease, we increased the patient’s compliance by supporting them to perform the activities of daily living in the best way possible.
- MakaleAçık Erişim2022Hemşirelik Öğrencilerinin Hastalar Tarafından Değerlendirilme Ölçeği'nin Türkçe Versiyonunun Geçerlik ve Güvenirliği: Metodolojik Bir Çalışma
Kurt, Yeter; Bal, Betül; Apaydın, Emine; Kaba, Nagihan Köroğlu
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Hemşirelik Öğrencilerinin Hastalar Tarafından Değerlendirilme Ölçeği’nin [The Evaluation of Nursing Students by Patients Instrument (ENSPA)] Türkçe geçerlilik ve güvenirliğini yapmaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini Karadeniz Bölgesi'nde bulunan bir universite hastanesinde yatan tum hastalar oluştururken örneklemi 321 hasta oluşturmuştur. Veriler “kişisel bilgi formu” ve “ENSPA” ile toplanmıştır. Ölçekte sırasıyla dil ve kapsam geçerliği, yapı geçerliği, güvenirlik analizleri yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 50,24±19,97 olup, %54,4’ü kadın, %34,2’si ilkokul mezunudur. ‘ENSPA’ ölçeğinin dil geçerliliği için çeviri-geri çeviri tekniği kullanılmıştır. Ölçek maddelerine ait kapsam geçerlik oranlarının 0,80-1,00 arasında değiştiği, kapsam geçerlik indeksinin ise 0,96 olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde, 2/serbestlik derecesi=3,43, yaklaşık hataların ortalama karekökü=0,08, Uyum İyiliği İndeksi=0,90, Karşılaştırmalı Uyum İndeksi=0,93 ve Normlaştırılmış Uyum İndeksi=0,89 olarak hesaplanmıştır. Cronbach Alpha katsayısı “güven” alt boyutu için 0,91, “birey-odaklılık” alt boyutu için 0,87, “ilgili olma” alt boyutu için 0,88, “dürüstlük/doğruluk” alt boyutu için 0,75, toplam ölçek için 0,95 olarak bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada, hastalar tarafından öğrenci hemşirelerin klinik uygulamalarını değerlendirmeye yarayan 19 maddelik “ENSPA”nın geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu, öğrenci hemşirelerin klinik uygulama performans ve becerilerini doğru ve tutarlı bir şekilde ölçülebildiği belirlenmiştir. Hastaları, hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama değerlendirmesine dâhil etmek, bireysel, bütüncül ve hümanistik bakım ve hemşirelik eğitimi açısından önemli bir adım olacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2022Diyet Posası, Genetik Varyantlar ve Hastalıklar Etkileşimi: Sistematik Derleme
Akçıl, Mehtap; Çelikel, Seda
Çağımızın önemli hastalık ve rahatsızlıkları olan diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıklar çevresel risk faktörlerinin yanında, aynı zamanda genetik yatkınlık sonucu şekillenmektedir. Başta beslenme olmak üzere büyüme ve enerji regülasyonu ile birlikte birçok fizyolojik süreç üzerinde çok sayıda genetik varyantın etkisi bulunmaktadır. Genetik varyantlar ile ilişkili hastalık sorunlarının belirlenmesi stratejik ve kritik öneme sahiptir. Diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıkların görülme oranındaki artış, bireylerin genetik yapılarına özgün diyet programlarının oluşturulmasının gerekliliği ve beslenme programı içerisinde diyet posası tüketimi konusunu önemli hâle gelmiştir. Kronik hastalıklara karşı koruyucu olduğu kabul edilen diyet bileşenlerinden biri de diyet posasıdır. Diyet posası; meyve ve sebzeler, kurubaklagiller, yulaf ve tam tahıl gibi bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan insan sindirim sistemi enzimleri tarafından sindirilemeyen, karbonhidrat bileşenleri olan dirençli nişasta, lignin, selüloz, pektin, gumlar, hemiselüloz, β-glukan, inülin, oligosakkaritler ve fruktanlar gibi bileşenleri içermektir. Diyet posası, genetik varyantların yol açtığı sağlık sorunları ve hastalıklar, obezite parametreleri ve lipid profili üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Obeziteye duyarlılıktaki bireyler arası farklılıklar, epigenetik faktörlere bağlı olması nedeniyle bu farklılıkların belirlenmesi genetik varyantlar sayesinde belirlenebilmektedir. Bu etkileşimin aydınlatılmasına yönelik araştırmalar; diyabet, obezite, kardiyovasküler ve kronik hastalıkların prevalansı ve tedavi süreçlerine önemli katkılar sağlayarak ışık tutacaktır. Bu derleme, diyet posası alımının genetik varyantlar ve hastalıklar arasındaki etkileşimini incelemek amacıyla hazırlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Küresel Salgınının (Pandemi) Türkiye’nin Göç Yönetimine Etkisi
Şengün, Hayriye; Emeç, Buminhan
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle milyonlarca Suriyelinin Türkiye’ye gelişi, Afrika ülkelerinden ve Taliban örgütünden kaçarak Afganistan’dan gelenler, Türkiye’de göçmen sorunu ön plana çıkarmıştır. Ayrıca Ortadoğu’daki ülkelerin vatandaşlarından, daha iyi koşullarda yaşamak isteyenlerin büyük bir bölümünün, Avrupa’ya gitmek amacıyla veya kalmak için doğrudan Türkiye’ye yönelmesi, göç yönetimini daha önemli hale getirmiştir. Düzensiz göçlerin ülkelerde yarattığı ekonomik, sosyal ve toplumsal sorunlar, küresel salgın gibi olağanüstü dönemlerde daha da artmaktadır. 2019 yılı sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkarak kısa bir sürede tüm dünyaya yayılan ve küresel pek çok soruna neden olan Covid- 19 küresel salgınını önlemek amacıyla, Türkiye’de ve uluslararası düzeyde alınan önlemler, Türk vatandaşlarının yanı sıra statüsü; göçmen, geçici koruma kapsamındaki yabancı veya sığınmacı olsun, bütün yabancıları büyük ölçüde etkilemiştir. Bu çalışmada, Covid-19 küresel salgınının Türkiye’deki göç yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, literatür taraması yapılıp, istatistiki raporlar kullanılarak, Türkiye’nin göç yönetimi, göç yönetiminin küresel salgından etkilenme düzeyi ve çözüm önerileri tartışılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı; Biyolojik Terör, Kent Sağlığı ve Güvenliği
Alacadağlı, Esmeray
Biyolojik terör; hedefi sivil halk olan ve biyolojik silahlar kullanılarak gerçekleştirilen bir terör eylemidir. Bu terör eylemleri sonrasında, birey/toplum sağlığı ve güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan hastalıklar ve ölümler ortaya çıkar. Bu tehditlerin önlenmesi için, devletçe, ilgililerle işbirliğiyle çalışacak şekilde tüm yasal ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekir. Güvenlik, insanlar için en temel ihtiyaçlardan biridir. Kentler, devletler de insanların bu konudaki gereksinimlerini gidermeye yönelik faaliyetlerin, örgütlenmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlar, buralarda hem kendilerinin hem de yaşam alanlarının, kentlerin, güvenliğini sağlayacak yapı ve örgütleri oluşturmuşlardır. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı (RSHMB), 1928 yılında kurulmuştur. Halk ve çevre sağlığını koruma amacıyla kurulan kurum, 2012’de yeniden yapılandırılmıştır. Bu yıla kadar Başkanlık; Merkez ve yedi bölge müdürlüğünden oluşan teşkilatı, çevre, halk sağlığı, aşı, serum üretimi alanındaki referans laboratuvarları, halk sağlığı okulu ile; sağlık alanında, tek araştırma ve geliştirme kurumu olarak hizmet sunmuştur. Bu çalışma; kent sağlığı ve güvenliği açısından da büyük tehdit oluşturan biyolojik ajanların, biyoterorizmin yaratacağı tüm risk ve tehditlere karşı korunmada, RSHMB’nın yeri ve önemini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Verilerin sağlanmasında, literatür taramasından ve RSHMB arşivinde yer alan belgelerden yararlanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Pseudomonas aeruginosa and Pyoverdines: A Hidden Threat in Apitherapy Applications
Bayram, Sinan
Pseudomonas aeruginosa, a Gram-negative rod-shape bacterium, is one of the most common pathogens in nosocomial infections and this pathogenic species draws attention with its high prevalence rate in patients with septicemia. Pyoverdines are fluorescent siderophore produced by some Pseudomonas species such as P. aeruginosa and Pseudomonas fluorescens. These siderophores support biofilm production in these microorganisms and also plays a role as a virulence factor. In this study, anti-Pseudomonas activity of 10 different honey samples was evaluated by agar well diffusion (AWD) method. In addition, minimum inhibition concentration (MIC) and minimum bactericidal concentration (MBC) values of these honey samples were determined via microbroth dilution method. The obtained results showed that only oak honey and chestnut honey have negligible scale low anti-Pseudomonas activity. In addition, it was observed that other honey samples did not have an inhibitory effect against these pathogens. Finally, the promoting property of pyoverdine siderophore production of these honey samples was evaluated and it was concluded that all honey samples stimulated pyoverdin production at a concentration ½ w/v.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Gömülü ve Sarıcı Öznitelik Seçim Yöntemleri Kullanılarak Akciğer Rahatsızlıklarının Tespiti
Aras, Selim; Engin, Mustafa Alptekin
Son yıllarda biyomedikal sinyal işleme alanındaki gelişmelere rağmen, akciğer rahatsızlıklarının tespiti üzerine hızlı ve yüksek doğrulukta çalışan teşhis sistemlerine duyulan ihtiyaç artmaktadır. Yapılan çalışmada fiziki muayene ile 94 farklı kişiden, solunum döngülerinin otomatik olarak tespit edilmesiyle elde edilen 150 adet normal ve 444 adet normal olmayan akciğer sesleri veri tabanı olarak kullanılmıştır. Sınıflandırma işleminde öznitelik olarak frekans ve zaman bölgesinde 12 farklı yöntem uygulanmıştır. Tüm veriler %80 eğitim %20 test aşamasında kullanılacak şekilde ikiye bölünmüştür. Elde edilen öznitelikler gömülü ve sarıcı öznitelik seçim yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu yöntemler; özyinelemeli öznitelik eliminasyonu, uyarlanabilir yapı öğrenimi ile öznitelik seçimi, bağımlılık kılavuzlu denetimsiz öznitelik seçimi, sıralı yerellik ile denetimsiz öznitelik seçimi, içbükey küçültme yoluyla öznitelik seçimi, en küçük mutlak büzülme ve seçim operatörü öznitelik seçim yöntemleri olarak isimlendirilmektedir. İncelenen bu öznitelikler doğrusal destek vektör makineleri, k en yakın komşuluk, karar ağaçları ve naive bayes yöntemleri ile sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak öznitelik sayısının sınırlandırılmadığı durum için, özyinelemeli öznitelik eliminasyonu yönteminin k en yakın komşuluk sınıflandırma ile beraber kullanıldığı durum için %97,3 doğruluk değerindeki başarıma ulaşılmaktadır. Öznitelik sayısının üç ile sınırlandırıldığı durumda ise uyarlanabilir yapı öğrenimi ile öznitelik seçimi yönteminin karar ağaçları yöntemi ile beraber kullanılması ile %91,4 değerinde başarıma ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Clinicopathological Significance of hTERT gene expression in Breast Cancer Patients
Dirican, Ebubekir; Kankaya, Burak; Tatar, Zeynep Baran
Aim: This study aimed to examine the clinical significance of the mRNA expression of the human telomerase reverse transcriptase (hTERT) gene in breast cancer (BCa) and to investigate its clinicopathological role. The hTERT gene is involved in events such as cell proliferation, apoptosis and cell invasion. It has been reported that high hTERT mRNA expression is associated with poor prognosis in solid tumors such as BCa, stomach, lung, glioblastoma, head and neck. Material and Methods: RNA isolations of 59 BCa and healthy blood samples were performed. hTERT gene mRNA expression was analyzed by Real-Time-Polymerase Chain Reaction (RT-PCR) method. mRNA expression results were evaluated in cancer and healthy samples by the 2-∆∆ct method. Clinical data were collected and the relationship of these data with hTERT gene expression was evaluated statistically. Results: hTERT gene mRNA expression in BCa patients was significantly higher than in healty samples (p=0,0211). Low hTERT gene expression was significantly associated with estrogen receptor (ER) (+) and human epidermal growth factor receptor 2 (HER 2) (+) patients (p=0.0464; p=0.0080, respectively). hTERT gene expression was found to be higher in histological grade 3 patients compared to grade 2 (p=0.0389). Moreover, hTERT expression was shown to be significantly higher in basal-like histological type compared to luminal A and luminal B (p=0.0160; p=0.0008, respectively). Conclusion: The findings of our study showed that hTERT gene expression was significantly higher in BCa patients than in healthy samples. Abnormal hTERT gene expression may play an important role in carcinogenesis or diagnosis.
- MakaleAçık Erişim2022Mediating Role of Emotional Intelligence in the Impact of Positive Psychological Capital on Burnout: A Research on Employees
Esmer, Yusuf; Arıbaş, Ayşe Nihan
In today's business life, employees need to be able to use their emotional intelligence when necessary and be equipped with positive psychological capital to be successful, contribute more to their organizations and cope with the feeling of burnout. The research is carried out to determine the relationships between positive psychological capital, emotional intelligence, and burnout. For this purpose, four hypotheses regarding the relationships between the variables are determined by scanning the relevant literature. The research population consists of employees working in various occupational groups in the provinces of Aksaray and Konya in Turkey. 408 people selected by convenience sampling method are determined as the sample of the research. Quantitative research method is used in the study. In this context, the data in the research are collected by the questionnaire technique. The research hypotheses are tested by regression analysis. As a result of the analysis, all hypotheses are accepted, and it is determined that positive psychological capital affects emotional intelligence positively and burnout negatively. In addition, it is concluded that emotional intelligence negatively affects burnout, and that positive psychological capital has a full mediating role in the effect of burnout.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Investigation of Dry Eye Frequency and Rısk Factors in Indıvıduals Living in Aydıntepe
Akpinar, Reva Balci; Çimen, Arzu
Objective: This study was carried out to determine the frequency and risk factors of dry eye in individuals living in Aydıntepe district of Bayburt.\rMethod: The population of the study, which is descriptive and cross-sectional, consists of 2100 people registered in Aydıntepe Community Health Center, and the sample consists of 350 people aged 15 and over who accept the study, who do not have understanding and perception problems. Data; The months of November 2019-July 2020 were obtained using the "Introductory Information Form", "Ocular Surface Disease Index Questionnaire" and "Schirmer Test". The obtained data were analyzed using the SPSS program.\rResults: 42.0% of the participants had chronic disease, 66.3% had regular medication and 62.6% had eye disease, according to the OSDI survey, 29.4% had mild, 22.0% had moderate, and 21.4% had severe dryness. It was found that severe dry eye symptoms were most common in participants aged 65 years and older (38.1%), those who stated that they experienced dry nose and throat (34.6%), and those with a chronic disease (35.4%). There was no difference in dry eye symptoms according to gender (p> 0.05). \rConclusion: It has been concluded that most of the individuals living in Aydıntepe District of Bayburt and participating in the study have different levels of dry eye, and the incidence of dry eye is higher in elderly individuals and those with any chronic disease.
