Yazarlar
- Bayraktar, Bülent(33)
- Dertli, Enes(33)
- Dirican, Ebubekir(20)
- Akeren, Zahide(18)
- İspirli, Hümeyra(18)
- Kizil, Hamit Emre(17)
- Semerci, Vahide(14)
- Bayram, Sinan(13)
- Kul, Murat(13)
- Sönmez Sarı, Ebru(13)
- Agar, Guleray(12)
- Akman, Onur(12)
- Kırbaş, Zila Özlem(12)
- Akeren, İhsan(11)
- Koçak, Lokman(11)
- Makas, Samet(11)
- Can, Zehra(10)
- Uzunçakmak, Sevgi Karabulut(10)
- Yayla, İbrahim Erdoğan(10)
- Çelik, Eyüp(10)
- Bayraktar, B.(9)
- Bulbuloglu, Semra(9)
- Kızıl, Hamit Emre(9)
- Tekce, Emre(9)
- Aydemir, Uğur(8)
- Daştan, Buket(8)
- Hintistan, Sevilay(8)
- Kalyoncuo, Servet(8)
- Sönmez Sari, Ebru(8)
- Türkmen, Mutlu(8)
- Apaydın, Emine(7)
- Arslaner, Ayla(7)
- Beydemir, Şükrü(7)
- Dombak, Kübra(7)
- Kara, Yakup(7)
- Mercan, Emin(7)
- Semerci Çakmak, Vahide(7)
- Can, Özgür Devrim(6)
- Esgin, Özge(6)
- Güneş, Hüseyin(6)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2024Muhasebe Eğitiminde Ters Yüz Edilmiş Sınıf Modeline Yönelik Sağlık Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Tutumlarının İncelenmesi
Cil Kocyigit, Seyhan; Akgün, Emre
Bu çalışma, meslek hayatlarında muhasebe ile sıkı bir ilişkisi olması beklenen sağlık yönetimi bölümü öğrencilerinin, muhasebe eğitiminde ters yüz edilmiş sınıf modeline yönelik tutumlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Bayburt Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümü’nde öğrenim gören 175 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılmayı kabul eden 161 öğrenci üzerinde çalışma yürütülmüştür. Çalışmada öğrencilerin muhasebe eğitiminde ters yüz edilmiş sınıf modeline yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin tutumlarının öğrenim programları, sınıf düzeyleri ve not ortalamalarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). İkinci öğretimde okuyan, sınıf düzeyi 4. sınıf olan ve not ortalaması düşük olan öğrencilerin, ters yüz edilmiş muhasebe eğitimine yönelik tutumlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma, muhasebe eğitiminde ters yüz edilmiş sınıf modelinin sağlık yönetimi bölümü öğrencileri üzerinde uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Benzer araştırmaların farklı üniversitelerdeki sağlık yönetimi öğrenci grupları üzerinde yapılması ve sonuçların karşılaştırılması önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Öz düzenleme psikoeğitim programının ergenlerde öz düzenleme ve psikolojik yardım gereksinimine etkisinin incelenmesi
Akeren, İhsan; Ay, Ismail
Bu araştırmanın amacı, Zimmerman’ın geliştirmiş olduğu Öz Düzenlemeli Öğrenme Modeline dayanarak geliştirilen psikoeğitim programının ergenlerin öz düzenleme becerilerine ve psikolojik yardım ihtiyaçlarına etkisinin incelenmesidir. Araştırma hem nicel hem de nitel desenlerin kullanıldığı karma araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Nicel boyutta gerçek deneysel desenlerden Dört Gruplu Solomon Deseni kullanılmıştır. Solomon desenine ek olarak son test ölçümünden 10 hafta sonra izleme testiyle katılımcılardan tekrar nicel veri toplanmıştır. Nitel boyutta ise doküman analizi ve fenomenoloji (olgu bilim) desenleri kullanılmıştır. 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Erzurum ve Bayburt il merkezlerinde bulunan dört farklı ortaokulda öğrenim gören 5. 6. 7. ve 8. sınıflardan toplam 47 öğrenci araştırmanın katılımcı grubunu oluşturmaktadır. 12 oturumdan oluşan deneysel uygulamadan sonra katılımcılardaki değişikliği belirleyebilmek amacıyla fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgular öz düzenleme psikoeğitim programının ergenlerin öz düzenleme becerilerini artırdığını, psikolojik yardım ihtiyaçlarını ise azalttığını ve bu iyileşmenin 10 hafta sonra da devam ettiğini ortaya koymuştur. Ayrıca katılımcılardan ve ebeveynlerinden toplanan nitel verilerin nicel verilerle elde edilen bulguları desteklediği görülmüştür. Geliştirilen ve uygulanan öz düzenleme psikoeğitim programının ergenlerin öz düzenleme becerilerini artırmada, psikolojik yardım ihtiyaçlarını azaltmada etkili olduğu, elde edilen nitel verilerin de bu durumu desteklediği söylenebilir.
- MakaleAçık Erişim2024Doğrudan Öğretim Yöntemi Kullanılarak 6. Sınıf Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilere Güneş ve Ay Tutulmalarının Öğretimi
Cengiz, Ekrem; Ay, Esma
Bu araştırma zihinsel yetersizliğe sahip ortaokul altıncı sınıf öğrencilerine 6. Sınıf Fen Bilimleri Dersi öğretim programı içersinde yer alan Güneş ve Ay Tutulmaları konusunu doğrudan anlatım yöntemi ile öğretilmesini gerçekleştirmek için yapılmıştır. Bu araştırma için zihinsel yetersizlik tanısı almış üç öğrenci amaçlı örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmada deneysel araştırmalar arasında yer alan tek denekli araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştitirlen Ölçüt bağımlı ölçme aracı çalışma kapsamında yer alan öğrencilere çalışma kapsamında uygulanmıştır. Çalışmadan, çalışmaya dahil edilen zihinsel yetersizliğe sahip üç öğrencinin de güneş ve ay tutulması konularını öğrendikleri ve konunun öğretimi sırasında eğlendikleri sonucu elde edilmiştir. Ayrıca elde edilen bilgilerin kalıcılığı için çalışma bitiminden 7, 14 ve 21 gün sonra öğrencilerin bilgileri kullanılan ölçüt bağımlı ölçme aracı ile tekrar kontrol edilmiş ve kalıcılığın sağlandığı belirlenmiştir. Çalışmadan yola çıkılarak Fen bilimleri dersinin diğer konuları için de benzer yöntemlerin uygulanması ve bu yöntemler hakkında hem özel eğitim öğretmenlerinin hem de öğretmen adaylarının bilgilendirilmesi önerilebilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Determination of Cytotoxic and Apoptotic Properties of Lobaric Acid, a Secondary Metabolite of Lichen and Investigation of Its Theoretical Potential
Kizil, Hamit Emre; Agar, Guleray; Ekincioğlu, Yavuz
In this study, we aimed to elucidate some of the mechanisms of cell death induced by lobaric acid in A549 (human lung cancer) cells. For this purpose, the effects of cytotoxic concentrations on p53 and caspase-3 gene expressions were investigated. A549 cells were treated with varying concentrations of lobaric acid (12.5, 25, 50, and 100 µg/ml) for 48 hours and then their viability was evaluated and p53 and caspase-3 mRNA expressions were determined at statistically cytotoxic concentrations of 12.5, 50, and 100 µg/ml. According to beta-actin, it was determined that the increase in lobaric acid concentration revealed an upward trend in p53 and caspase-3 mRNA expressions. Furthermore, quantum chemical parameters such as frontier molecular orbitals, band gap energy and ionization potential, electronic affinity, chemical softness, chemical potential, electrophilicity index and chemical hardness were analyzed. Furthermore, molecular docking was performed to identify the binding sites and the binding behavior of lobaric acid to some target proteins (P53, Caspase-3 and Bcl-2).
AtıfOpenAlex3
İncele - MakaleAçık Erişim2024An Investigation of University Students' Sports and Their Loyalty and Vindictiveness According to Different Variables
Turan, Murat; Tatlısu, Bülent; Uçan, İzzet; Kan, Muhammed Enes
In this study, it was aimed to reveal the effects of sports and different variables on grudge moods and loyalty levels of the undergraduates who have been studying in various faculties at Bayburt University. The sample group of the research with the general survey model consists of a total of 334 students, 175 women and 159 men, studying at different faculties in the spring semester of the 2021- 2022 academic year. The data collection tool consists of the Personal Information Form created by the researchers, the Resentment Mood Scale and the Loyalty Level Scale. The data were analyzed with SPSS 26.0 for Windows package program. Independent Samples T-Test was used in paired groups, and One-Way Analysis of Variance (ANOVA) and Tukey’s Test from Post-Hoc tests were used in multiple groups, depending on the number of categories of the independent variable. The results were interpreted considering the .05 significance level. In the study, it was determined that the level of loyalty of the students was affected by gender, sports status, age variable, class level, type of sport, duration of sportsmanship and the faculty they studied. Gender, class level and faculty of education affect the grudge mood; It was determined that the status of doing sports, age variable, type of sport and duration of sportsmanship did not affect, it. As a result, it was seen that sports did not make any sense in terms of both loyalty and vindictiveness in university students.
AtıfOpenAlex5TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Karaciğer Transplantasyonu Olan Hastalarda Covid-19 Korkusunun İmmünosüpresif Tedavi Uyumuna Etkisi
Güneş, Hüseyin; Beyoglu, Sakine; Kavak, Mustafa
Öz Giriş ve Amaç: Bu araştırmada karaciğer transplantasyonu ameliyatı geçirmiş hastalarda Covid-19 korkusunun immünosüpresif tedavi uyumuna etkisini incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı olarak tasarlanan bu araştırma bir üniversite hastanesinin karaciğer nakli merkezinde 169 hastanın katılımıyla yapıldı. Veriler; araştırmacılar tarafından Şubat- Mart 2024 tarihleri arasında yüz yüze ve çevrimiçi toplandı. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Koronavirüs (Covid-19) Korkusu Ölçeği ve İmmünsupresif İlaç Kullanımına Uyum ölçekleri kullanılarak toplandı. Veri analizi IBM SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) Statistics 25 programı ile yapıldı. Bulgular: Hastaların %58.6’ının erkek, %80.5’i evli, %72’sinin nakilden sonra kullandığı immünosüpresif ilacın tacrolimus olduğu, %63.3’ünün Covid-19’a yakalanmadığı, %15.4’ünün Covid-19 nedeni ile yakınını kaybettiği saptandı. Kullanılan ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla basit doğrusal regresyon analizi yapıldı ve iki ölçek arasında istatistiksel olarak önemli ilişki saptanmadı (p>0.05) Sonuç: Covid-19 korkusunun ortalama seviyelerde olduğu saptandı. Buna rağmen hastaların immünosüpresif tedaviye uyumlarının yüksek olduğu saptandı. Dolayısıyla Covid-19 korkusunun immünosüpresif tedaviye uyumu etkilemediği belirlendi.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Investigation of the relationship of cardiac troponin I and cortisol hormone levels with some variables in children: Relational screening model
Kırbaş, Zila Özlem; Bayraktar, Bülent; Aktaş, Elif Odabaşı
This study aimed to determine salivary cardiac troponin I and cortisol hormone levels in primary school students to evaluate the cardiac response depending on age and gender variables. The sample of the study consisted of a total of 180 children, including boys and girls aged 8, 9, and 10 years old. The ELISA technique determined cTnI and cortisol hormone levels in saliva samples taken from the children included in the study. There was a significant difference between the salivary cTnI levels and the age levels of the children in the groups (p<0.001). A significant difference was found between the mean level of salivary cortisol hormone and the gender and age variables of the child (p<0.001). As a result of the study, a positive, weak, and statistically significant correlation was found between salivary cTnI and cortisol hormone levels (p<0.05). In the model created for the dependent variable of saliva cTnI, it was found that 7.5% of the variance was explained by the independent variables (R2 adjusted=.075), and the age variable was a statistically significant positive predictor (p<0.001). In the model created for the dependent variable of cortisol hormone, it was found that 48.4% of the variance was explained by the independent variables (R2 adjusted=.484), and age and gender were positive statistically significant predictors (p<0.001). Within the scope of the data obtained in our current study, it was determined that cortisol hormone levels were also high in children with high salivary cardiac troponin I levels. It is thought that examining and monitoring cardiac troponin I and cortisol hormone levels may be useful parameters in the nursing care and practice of children with heart disease risk and disease.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Sınav Döneminde Üniversite Öğrencilerinin Tükürük Kortizol Düzeyleri İle Beslenme, Sigara İçme, Fiziksel Aktivite Durumlarının Belirlenmesi
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar Boyuk
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sınav döneminde üniversite öğrencilerinin tükürük kortizol düzeyleri ıle beslenme, sigara ıçme fiziksel aktivite durumlarının belirlenmesidir. Yöntem: Bu çalışma Bayburt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde 2023-2024 final sınav döneminde yürütülmüştür. Bir anket ile katılımcıların demografik özellikleri, beslenme ve fiziksel aktivite davranışları belirlenirken, antropometrik ölçümler alınmış ve beslenme durumları değerlendirilmiştir. Final sınavından önce ve sonra alınan tükürük örneklerinde kortizol hormonu seviyeleri ELISA ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışma, klinik olarak herhangi bir sağlık problemi bulunmayan 18-25 yaş aralığındaki toplam 120 gönüllü öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada, öğrencilerin sınav öncesi ve sonrası tükürük kortizol düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Kortizol düzeyleri erkek öğrencilerde (n=60) kız öğrencilerden (n=60) daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Sigara içenlerin kortizol düzeyleri içmeyenlere göre yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sınav kaygısı kız öğrencilerde daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sınav döneminde fiziksel aktivite, beslenme davranışları veya besin tercihleri açısından anlamlı bir değişiklik gözlenmemiştir (p>0.05). Sonuç: Öğrencilerin için önemli stress etmenlerinden birisi olan sınav dönemidir. Bu dönemde beslenme, fiziksel aktivite ve sigara kullanımı üzerindeki etkilerinin incelenmesi önemlidir. Kortizol seviyeleri bu tür çalışmalar için önemli bir belirteçtir ve stres önleme stratejilerinin etkinliğinin değerlendirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Pain Level and Medication Compliance of Elderly Individuals with Chronic Diseases: Cross-Sectional Study
Semerci, Vahide; Sönmez Sarı, Ebru
This study was conducted in cross-sectional type to determine the medication compliance, pain level and factors affecting the pain level of elderly individuals with chronic diseases. 154 elderly individuals were included in the study. Data were collected with the Patient Information Form, Geriatric Pain Scale and Medication Compliance Reporting Scale. In the analysis of data; descriptive statistics such as number, percentage, mean, standard deviation, minimum and maximum values, Independent samples t test, One-Way ANOVA and multiple linear regression analysis were used. Of the participants whose average age was 71.82±5.78, 56.5% were male, 43.5% were primary school graduates, and most of them were hypertension (68.8%) and diabetes (40.3%) patients. The total score of the Medication Compliance Reporting Scale of elderly individuals is 19.73±5.38 and the Geriatric Pain Scale score is 53.33±27.68. Among the variables included in the model; gender, educational status, number of illnesses and painkiller use were found to affect the level of geriatric pain (p
- MakaleAçık Erişim2024Üniversite Öğrencilerinin Psikolojik İyi Oluş, Öz Düzenleme ve Depresyon Düzeyleri Arasındaki İlişkiler
Akeren, İhsan
Depresyonun azaltılmasında öğrencileri güçlendireceği düşünülen psikolojik iyi oluş ve öz düzenlemenin etkisini belirlemek bu araştırmanın amacıdır. 12 fakülte ve yüksekokuldan 319 öğrenciye ulaşılarak Psikolojik İyi Oluş, Öz Düzenleme ölçekleriyle birlikte ve Beck Depresyon Envanteri-II doldurulması sağlandı. Bunun yanında katılımcılardan cinsiyet, yaş ve sınıf seviyesi bilgileri de toplandı. Katılımcıların psikolojik iyi oluş ve öz düzenleme puanları görece yüksek, depresyon puanları düşüktür. Psikolojik iyi oluş, öz düzenleme ve depresyon puanları sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşmamaktadır ve sosyo-demografik değişkenler bu puanları yordamamaktadır. Psikolojik iyi oluş ile öz düzenleme arasında pozitif yönde anlamlı, bu ikisi ile depresyon arasında negatif yönde anlamlı korelasyon bulunmaktadır. Sosyo-demografik değişkenler kontrol altında tutulduğunda psikolojik iyi oluş depresyonu %13, öz düzenleme depresyonu %8.5 oranında yordamaktadır. Gençlik döneminde yaşanan depresyonun ciddi olumsuz sonuçlara neden olduğu düşünüldüğünde onu azaltan faktörleri belirlemek oldukça önemlidir. Depresyona yönelik önleyici müdahalelerde görev alanların psikolojik iyi oluşun yanı sıra öz düzenleme becerilerinin de etkililiğini bilmeleri çözüme katkı sağlayacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Özel gereksinimli çocukların yaşam kalitesinin anne perspektifinden değerlendirilmesi: tanımlayıcı bir kesitsel analiz çalışması
Kırbaş, Zila Özlem
Bu çalışma annelerin bakış açısından özel gereksinimi olan çocukların yaşam kaliteleri ve etkileyen faktörleri incelemeyi amaçlamıştır. Tanımlayıcı kesitsel tipteki çalışma, Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bulunan bir ilde yaşayan 5-18 yaş arasındaki özel gereksinimli çocukların anneleri (n=99) ile yürütüldü. Veriler, Kişisel Bilgi Formu ve QI-Disability-Parent Form ile toplandı. QI-Disability-Parent Form toplam puanları ile çocuğun tanısı, sözlü iletişim durumu arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). Çoklu doğrusal regresyon analizi ile çocuğun sözlü iletişim durumunun QI-Disability-Parent Form, çocuğun kişisel ihtiyaçlarının karşılanması durumunun Pozitif duygular, çocuğun sözlü iletişim durumunun Sosyal et- kileşim, çocuğun sözlü iletişim ve ellerini kullanabilme durumunun Bağımsızlık alt boyut- larını negatif yönde istatiksel olarak anlamlı yordadığı belirlendi (p<0,01, p<0,05). Özellikle çocuğun sözlü iletişim durumu yaşam kalitesini etkileyen önemli faktörlerden biriydi.
- MakaleAçık Erişim2024Phytochemical Analysis and Determination of Antioxidative, Antimicrobial And In Vitro Cytotoxic Properties of Black Rosehip (Rosa Pimpinellifolia L.) Fruits Growing in The Northeast of Türkiye
Bayram, Sinan; Kizil, Hamit Emre; Kıcık, Büşra
The aim of this study was to determine the phenolic content of Rosa pimpinellifolia (L.) fruit extract and antibacterial, antioxidant activity and show the cytotoxic effects of different concentrations of Rosa pimpinellifolia L. fruit extract obtained by ultrasonic assisted method on MCF-7 cell line by WST-8 assay. Antibacterial effects analyzed by disk diffusion method and determined that there was no antibacterial effect in 500 μg/mL Rosa pimpinellifolia L. fruit extract dose. In addition, the total phenolic content was determined by the Folin-Ciocalteu method and found that total phenolic content is 37.5±0.2 mg GA/g. Antioxidant activity value was determined as 32.06±1.1 mg TE/g by ABTS method and 23.47±1.6 mg TE/g by DPPH method. The highest cytotoxic effect of Rosa pimpinellifolia L. fruit extract was determined in dose of 40 μg/mL on MCF-7 cell.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Klinik Hemşireler için Yeterlilik Ölçeğinin Türkçe Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması: Metodolojik Çalışma
Öztürk, Havva; Bal, Betül; Kaba, Nagihan Köroğlu
Amaç: Bu çalışma Klinik Hemşireler İçin Yeterlilik Ölçeğinin Türk- çe’ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirli ğinin sağlanması amacıyla yapıl- mıştır. Gereç ve Yöntemler: Metodolojik tipteki bu ara ştırma, Karadeniz Bölgesinde bulunan bir devlet hastanesindeki 228 hem şire ile yürütülmüş- tür. Veriler, Ağustos- Eylül 2023 tarihleri arasında Google Form kullanıla- rak toplanmıştır. Veriler, Ki şisel Bilgi Formu ve taslak hâlindeki “Klinik Hemşireler İçin Yeterlilik Ölçeği” ile toplanmıştır. Ölçeğin dil ve kapsam geçerliği yapıldıktan sonra yapı geçerliği doğrulayıcı faktör analizi ile sağ- lanmıştır. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alfa, madde-toplam korelas- yonları, ay ırt edicilik ve test-tekrar test yöntemleri kullan ılmıştır. Araştırmanın yapılabilmesi için kurum ve etik kurul izinleri alınmıştır. Bul- gular: Ölçeğin dil geçerliğinin sağlanması için çeviri-geri çeviri tekniği kul- lanılmıştır. Daha sonra kapsam geçerli ğinde Davis tekni ği kullanılmış ve hemşirelikte yönetim alan ında görev yapan 11 hem şire akademisyenden uzman görüşü alınmıştır. Klinik Hem şireler için Yeterlik Ölçe ğinin Kap- sam Geçerlik İndeksi 0,97 olarak tespit edilmiştir. Doğrulayıcı faktör ana- lizi öncesi Kaiser-Meyer-Olkin de ğeri 0,85 ve Bartlett test X2=1594,321; p<0,001 tespit edilmiştir. 18 madde 3 alt boyutta oluşan Klinik Hemşireler İçin Yeterlilik Ölçe ğinin uyum indeksleri X2/sd (CMIN/df)=2,52, Yakla- şık ortalama karekök hatas ı=0,06, Uyum iyiliği indeksi=0,90, Düzeltilmiş uyum iyiliği indeksi=0,90, Karşılaştırmalı uyum indeksi=0,91 ve Ortalama karekök=0,07 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin toplam Cronbach alfas ı 0,87 olup madde toplam korelasyonları 0,378-0,642’dir. Alt ve üst %27 grupları arasında anlamlı farklılık saptanan ölçe ğin test-tekrar test korelasyon kat- sayısı 0,903 olarak belirlenmi ştir. Sonuç: 18 maddelik Klinik Hem şireler İçin Yeterlilik Ölçeği, hemşirelerin yeterliliğinin değerlendirilmesinde kul- lanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçüm arac ıdır. Hemşirelerin bireysel ve kurumsal özelliklerinin yeterlilik üzerindeki etkisinin incelenmesi, hem- şirelik uygulamalarının geliştirilmesi, klinik yeterliliğin sürekli değerlendi- rilmesi ve hizmet kalitesinin artırılmasının sağlanması için ölçeğin klinikte kullanımı önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim202465 Yaş ve Üzeri Bireylerin Başarılı Yaşlanmalarını Etkileyen Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının İncelenmesi: Tanımlayıcı Çalışma
Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Cin, Aynur; Daştan, Buket
Amaç: Bu çalışma, 65 ya ş ve üzeri bireylerin sa ğlıklı yaşam biçimi davranışları ile başarılı yaşlanmaları arasındaki ilişkinin ince- lenmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılan bu çal ışma Şubat-Mayıs 2021 tarihleri aras ında dahiliye polikliniğine başvuran 65 ya ş ve üzeri 430 hasta ile gerçek- leştirildi. Veriler, “Hasta Bilgi Formu”, “Sa ğlıklı Yaşam Biçimi Dav- ranışları (SYBD)-II Ölçeği” ve “Ba şarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ)” kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplandı. Verilerin değerlen- dirilmesinde sayı, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi testi ile korelasyon testleri kullan ıldı. İstatistiksel an- lamlılık p<0,05 olarak kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş orta- laması 71,01±6,66 olarak tespit edildi. 65 yaş üzeri bireylerin SYBD-II Ölçek puan ortalamalar ı ile BYÖ puan ortalamalar ı arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlendi (p<0,001). Geliri gide- rine eşit/fazla olan ve sigara içmeyen bireylerin SYBD Ölçek-II top- lam ve alt boyutları puan ortalamaları ile BYÖ toplam ve alt boyutları puan ortalamalarında anlamlı derecede farklılık olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, 65 yaş ve üzeri bireylerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları arttıkça başarılı yaşlanmalarının da arttığı bulundu. Dünya genelinde başarılı yaşlanmanın sürdürülebilmesi için bireylere sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının kazandırılması, des- tekleyici ortamların oluşturulması, sağlık profesyonellerinin rehberli- ğinin sağlanması ve daha büyük örneklem gruplar ında çalışmaların yapılması önerilmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Hastaların Sağlık Okuryazarlığı ile Hasta Katılımı Arasındaki İlişkide Algılanan İletişim Engellerinin Aracı Rolü: Kesitsel Bir Çalışma
Kocakaya, Mustafa; Demir, Rahime Nur
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sağlık okuryazarlığı ile hasta katılımı arasındaki ilişkide algılanan iletişim engellerinin aracı rolünü araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen kriterleri karşılayan 481 katılımcı ile yürütülmüştür. Veriler, Bayburt şehir merkezinde ikamet eden bireylerden toplanmıştır. Ayrıca veriler, çevrim içi yöntemler ile elde edilmiştir. Paket programları kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi, tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %57,8’i kadın, %31,2’si 18-24 yaş aralığında, %52,2’si bekâr, %30,4’ü lisans mezunu ve %42,6’sının 0-17.000 TL hane gelirine sahip oldukları bulunmuştur. Veriler Bayburt il merkezinde ikamet eden bireylerden toplanmıştır. Katılımcıların belirli bir hane gelirine sahip oldukları tespit edilmiştir. Tüm değişkenler arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki tespit edilmiştir. Sağlık okuryazarlığının iletişim engelleri üzerinde (β=0,433; p<0,001), sağlık okuryazarlığının hasta katılımı üzerinde (β=0,642; p<0,001) ve hasta merkezli iletişim engellerinin hasta katılımı üzerinde (β=0,257; p<0,001) anlamlı ve pozitif yönde etkisi olduğu belirlenmiştir. Hasta merkezli iletişim engellerinin analize dâhil edilmesiyle sağlık okuryazarlığının hasta katılımı üzerindeki etkisinin devam ettiği ancak azaldığı (β=0,530; p<0,001) görülmüştür. Sonuç: Sağlık okuryazarlık düzeyinin artışı, algılanan iletişim engellerini azaltabileceği gibi hasta katılımını artırabilir. Algılanan iletişim engelinin olmaması da hasta katılımı artırabilecek bir etkidir. Algılanan iletişim engelleri, sağlık okuryazarlığının hasta katılımı ilişkine aracılık etmektedir. Değişkenler arasındaki ilişkiler, incelenen örnekleme göre değişebilmektedir. Literatürde yer alan araştırma sonuçlarının birbirinden farklı olmasına bağlı olarak hasta katılımı etkileyen unsurların hastalığa ve bölgeye göre özel olarak araştırılması yararlı olacaktır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Mediating Role of Emotional Intelligence in the Relationship between Hospital Perception and Fear of Medical Procedures in Children
Kırbaş, Zila Özlem
Aim: This study investigated the relationship between children's hospital perceptions, their fear of medical procedures, and the role of emotional intelligence as a potential mediator. Material and Method: The population of the research consists of 4th grade students (10-year-old students) studying in primary schools in the 2023-2024 academic year. The study included 343 students and employed a relational-cross-sectional-descriptive design. Data were collected using the Personal Information Form, Medical Procedure Fear Scale, Hospital Perception Scale for Healthy Children, and Ten-Year-Old Emotional Intelligence Scale. Data were analyzed with IBM SPSS V23 and IBM AMOS V24. Compliance with normal distribution was examined with the assumption of skewness, kurtosis, and multiple normality. Path analysis was used to test the mediator model, and Maximum Likelihood (ML) was used as the calculation method. Analysis results were presented as frequency (percentage) for categorical variables, mean±standard deviation, and median (minimum–maximum) for quantitative variables. The significance level was taken as p<0.05. Results: The study found that children's hospital perceptions predicted their fear of medical procedures. Specifically, there was a statistically significant positive relationship between hospital perception and fear of medical procedures (β=0.565; p<0.05). According to the mediated structural model analysis results, hospital perception had a statistically significant negative effect on the mediator variable emotional intelligence (β=-0.327; p<0.05). By including the mediator variable emotional intelligence in the model, the path coefficient between hospital perception and fear of medical procedures was statistically significant (β=0.554; p<0.05). Conclusion: In the study, it was found that emotional intelligence, the mediator variable, played a role in the relationship between hospital perception and fear of medical procedures.
- MakaleAçık Erişim2024Work Accidents, Occupational Diseases, and Lost Workdays in Türkiye's Forestry Sector: Increasing Risks and Improvement Proposals for the 2019-2023 Period
Ozdemir, Mustafa
In this study, data regarding occupational accidents and diseases, as well as workday losses in the forestry sector in Turkey between 2019 and 2023, have been thoroughly analysed using official statistical annual reports from the Social Security Institution. In 2019, there were 27,025 employees in the sector, which increased by 31.42% to 35,517 by 2023. Alongside the rise in the number of employees, occupational accidents in the sector have also increased year by year, peaking in 2022 with 860 accidents, 14 of which resulted in fatalities. Over the five-year period, only one case of occupational disease was reported, indicating significant deficiencies in the identification and reporting of health risks within the sector. The increase in the number of lost workdays due to occupational accidents and diseases reached 11,125 in 2022, particularly during the COVID-19 pandemic, adversely affecting productivity in the sector. Consequently, this study suggests that the forestry sector in Turkey needs to enhance its preparedness for emergencies and develop comprehensive occupational health and safety policies along with crisis management practices.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024The impact of aromatherapy on glossophobia among medical students: A study on cortisol levels and stress reduction
Battal, Fetullah; Bayraktar, Bülent; Bozok, Ümmü Gülşen; Ozcan, Gulbahar Boyuk
Glossophobia (fear of public speaking, presentation anxiety) is an anxiety disorder characterized by extreme fear and anxiety about public speaking. Glossophobia is a very common phobia worldwide, reportedly affecting 75% of the population. This study aims to examine the effects of different aroma inhalations (Thyme and Juniper) on public speaking anxiety, and salivary cortisol hormone levels in university students. The sample of the research consisted of a total of 104 university students, male and female, between the ages of 18-20. In the first step, cortisol hormone levels were determined using the ELISA technique in the saliva samples taken from the university students included in the study. The average salivary cortisol hormone level and public speaking anxiety levels of the university students participating in the study showed a positive and statistically significant relationship (p=0.001). There is a significant negative correlation between the participants' public speaking anxiety and post-thyme oil status at a 99% confidence level and a 1% significance level, r=-.318. When public speaking anxiety and juniper oil were analyzed, a significant negative relationship was found at r=-.290, a 99% confidence level, and a 1% significance level. It was also concluded that inhalation of 2% thyme essential oil in individuals with high glossophobia is both safe and beneficial in reducing anxiety levels.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Investigation of the relationship between orthorexic tendencies and some anthropometric measurements and variables in university students
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Bülbül, Ali Savaş; Bozok, Ümmü Gülşen; Erkılıç, Ali Ozan; Ozcan, Gulbahar Boyuk; Turan, Merve
Orthorexia nervosa (ON) is a type of eating disorder marked by an excessive preoccupation with eating healthily to preserve and promote health, which surpasses normal levels of concern. This study aims to investigate the correlation between orthorexic tendencies, anthropometric measurements, and several other characteristics among university students. A cross-sectional study was done with a sample size of 307 university students from various departments, consisting of 228 females and 79 males. The data-gathering process consisted of administering a demographic information form and the ORTO-11 questionnaire. Anthropometric measurements, such as weight, height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference, were measured. In addition, Body Mass Index (BMI) was calculated. The TANITA BC-418 equipment was used to measure the weight of the participants, while a flexible tape measure was used to measure their height, waist circumference, hip circumference, and chest circumference. The BMI was calculated by the individual's weight (in kilograms) by the square of their height (in meters). The data analysis encompassed the utilization of descriptive statistics, t-tests, variance analysis, and Pearson correlation analysis. A score of 25 or lower on the ORTO-11 scale was categorized as orthorexic, whereas a score higher than 25 was deemed normal. The average age and orthorexia scores of the subjects were 20.81±1.86 and 27.76±4.42 for females, and 21.38±4.14 and 28.11±4.37 for males, respectively. It was determined that 29.3% of the participants were found to display orthorexic tendencies, while the remaining 70.7% did not. There were no statistically significant variations in age, hip circumference, and orthorexia scores across genders (p>0.05). No statistically significant relationship was found between the total orthorexia scores and BMIs of the individuals (r=-.051, p>0.05). ON is associated with psychological and social complications, which in turn contribute to the development of disordered eating patterns. The results of this study indicate that determining the frequency of orthorexic tendencies among university students may contribute to the development of strategies for its prevention.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Relationship between perceptions of family-to-family support, general well-being, and psychological resilience of mothers with children with special needs
Kırbaş, Zila Özlem; Şahin, Emel
This study aimed to investigate the association between perceptions of family-to-family support and the general well-being and psychological resilience of mothers raising children with special needs. Employing a descriptive correlational research design, the study included mothers of children aged 0-18 residing in a city center in northeastern Türkiye. Data collection was conducted through face-to-face interviews using the Personal Information Form, Brief Psychological Resilience Scale, General Well-Being Scale Short Form, and Family-to-Family Support Perception Scale for Families of Disabled Children. The results revealed a positive and significant relationship between mothers' perceived level of family-to-family support and their psychological resilience (β=0.437, p<0.01). Furthermore, a positive relationship was observed between mothers' general well-being levels and perceived support (β=0.315, p<0.05). However, no significant relationship was found between general well-being levels and psychological resilience (β=0.189, p>0.05). These findings underscore the significant connections between perceived family-to-family support, general well-being, and psychological resilience among mothers of children with special needs. They suggest a critical need for developing enhanced social and psychological support mechanisms to alleviate the stress and difficulties experienced by these mothers.
AtıfOpenAlex1
İncele
