Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ömer Nasuhi Bilmen'in "Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhiyye Kâmusu" adlı eserinde küllî kâideler ve fürû fıkıh ile ilişkisi (Aile hukuku bağlamında)

    Sümeyye Yaşar

    Fıkıh, fürû fıkıh ve usûlü fıkıh olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Fürû fıkıh, fıkhın pratik boyutundaki meseleleri ele alırken, usûlü fıkıh; içeriğinde, fıkhın özünü ve mantığını oluşturan deliller ve yöntemlerin yanı sıra küllî kâideleri de içermektedir. Küllî kâideler, usûl ile fürû ilişkisinin kurulması ve anlaşılması noktasında yardımcı olmakla beraber, fıkıh ilminde önemli bir alt literatürü de oluşturur. Hukukun temel esaslarından biri olarak kabul edilen küllî kâideler, birçok fıkhî meseleyi kapsamasıyla hukuk tatbikatını kolaylaştırmakta, fürû fıkhın daha işlevsel ve anlaşılır olmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca, mezhepler bağlamında kullanılan usûlün tutarlılığını ortaya koyması bakımından başta Hanefî mezhebi olmak üzere diğer mezhepler tarafından da büyük bir önem atfedilmiştir. Küllî kâidelerin oluşumu ve gelişimi, fıkhın ilk dönemlerinden itibaren başlamış ve günümüze değin devam etmiştir. Klasik fıkıh anlayışının son dönemde özgün bir şekilde yansıtıldığı fürû fıkıh alanında yazılmış olan Ömer Nasuhi Bilmen'in, "Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhiyye Kâmusu" adlı eseri bu özelliğiyle ayrı bir yere sahiptir. Bilmen'in, bu eserde, izlediği yöntem bağlamında Hanefî mezhebine göre meselelerin çözümüne yönelik olarak küllî kâidelere yer verdiği görülmektedir. Tezimiz, dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde, Bilmen'in hayatı ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, tezin konusunu oluşturan kavramlar üzerinde durularak bir giriş yapılmıştır. Burada ilk dönem fıkıh tarihi içerisinde, küllî kâideler literatürünün gelişimi ve fürû fıkıh ile ilişkisi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, Bilmen'in "Hukûk-ı İslâmiyye ve Istılâhâtı Fıkhiyye Kâmusu" adlı eserinin genel bir tanıtımı yapılmış ve ardından Hanefî mezhebi literatüründeki yerine değinilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise, söz konusu eserin münâkehât ve müfârekât cildindeki aile hukukuna dair küllî kâidelerin neler olduğu tespit edilmiş ve fürû fıkıhla ilişkisi kurulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tükenmişlik sendromunun işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde örgütsel bağlılığın aracılık rolü

    Gülveren Koç

    Bu araştırmada tükenmişlik sendromu, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti kavramları çalışmanın değişkenleri olarak kullanılmış ve bu değişkenler arasındaki ilişki incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda tükenmişlik sendromu, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti kavramları ile ilgili mevcut literatür incelenmiş olup bu kapsamda bir araştırma yürütülmüştür. Çalışmamızda örneklem olarak Gümüşhane Üniversitesi bünyesinde görev yapmakta olan 256 akademik personel alınmış, akademisyenlere çevrimiçi olarak anket uygulanmış, 256 adet gönüllü çalışandan veri toplanmıştır. Uygulanan anketlerden elde edilen bu veriler SPSS Programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Tüm bu verilere faktör ve güvenirlik analizleri yapılmış çalışmanın hipotezleri bu analizler sonucunda test edilmiştir. Yapılan otokorelasyon, korelasyon, regresyon ve aracılık analizleri ile tükenmişlik, örgütsel bağlılık ve işten ayrılma niyeti arasındaki nedensel ilişkileri ortaya koyulmuştur. Gruplar arasında fark olup olmadığını belilemek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA), iki grup karşılaştırmalarında ise bağımsız örneklemler için t- testi uygulanmıştır. Sonuç olarak tükenmişlik ile örgütsel bağlılık arasındaki negatif ilişki olduğu belirlenmiş, tükenmişlik sendromunun çalışanların örgütsel bağlılığını anlamlı biçimde azalttığı tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık ile işten ayrılma niyeti arasında ise güçlü ve negatif bir ilişki olduğu, çalışan örgüte ne kadar bağlıysa işten ayrılmayı o denli az düşündüğü ve tükenmişlik sendromunun işten ayrılma niyetini artırıcı etkisinin, kısmen çalışanların örgüte bağlılıklarının azalmasından kaynaklandığını ve örgütsel bağlılığın kısmi aracılık rolü olduğu bulunmuştur. Veriler tablolar halinde sunulan bu sonuçlar tek tek yorumlanmış sonuç ve öneriler çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik sendromu, işten ayrılma niyeti, örgütsel bağlılık.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı ilişkisi

    Nuray Karahan

    Bu araştırmada örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı kavramları çalışmanın değişkenleri olarak kullanılmış ve bu değişkenler arasındaki ilişki incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı kavramları ile ilgili mevcut literatür incelenmiş olup bu kapsamda bir araştırma yürütülmüştür. Bu amaca ulaşmak için Bayburt Üniversitesi bünyesinde görev yapmakta olan 803 akademik ve idari personele çevrimiçi olarak bir anket uygulanmış, 294 adet gönüllü çalışandan veri toplanmıştır. Uygulanan anketlerden elde edilen bu veriler SPSS Programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Tüm bu verilere faktör ve güvenirlik analizleri yapılmış çalışmanın hipotezleri bu analizler sonucunda test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; örgütsel sessizliğin örgütsel iletişim iklimi üzerindeki etkisinin pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Örgütsel iletişim ikliminin ise çalışan performansı arasındaki ilişkinin de yine pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel sessizlik ve çalışan performansı incelendiğinde ise örgütsel sessizliğin çalışan performansına etkisinin düşük bir oran olsa da pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi ve çalışan performansı ilişkisi incelenirken yapılan tüm analizler çalışmanın bulgular kısmında yer almaktadır. Tablolar halinde sunulan bu sonuçlar tek tek yorumlanmış sonuç ve öneriler çalışmaya eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel sessizlik, örgütsel iletişim iklimi, çalışan performansı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Presenteeism'in iş performansı üzerine etkisinde algılanan sosyal desteğin aracılık rolü: Sağlık çalışanlarına yönelik bir uygulama

    Fatih Hüseyin Pekmezci

    Bu tez çalışmasının amacı, presenteeism ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki, algılanan sosyal destek ve iş performansı arasındaki ilişki, presenteeism ve iş performansı arasındaki ilişki ve presenteeism'in iş performansı üzerine etkisinde algılanan sosyal desteğin aracılık rolünü belirlemektir. Çalışmanın teori bölümünde presenteeism, iş performansı ve algılanan sosyal destek kavramsal olarak açıklanmıştır. Literatürde bu üç değişkenler ilgili çalışmalar incelenmiş ve bu doğrultuda araştırma modeli oluşturularak çalışmanın hipotezleri geliştirilmiştir. Geliştirilen bu hipotezlerin analiz edilebilmesi amacıyla anket tekniği ile Bayburt Devlet Hastanesi çalışanlarından 379 adet veri alınmış ve SPSS ve JAMOVİ programları aracılığıyla analizler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlarda presenteeism ve iş performansı arasındaki ilişki ve algılanan sosyal destek ve iş performansı arasındaki ilişkinin anlamlı bulunduğu, presenteeism ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin anlamlı bulunmadığı, algılanan sosyal desteğin; presenteeism'in iş performansı üzerine etkisinde aracılık rolü bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Presenteeism, iş performansı, algılanan sosyal destek.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    6-9 yaş grubu kız ve erkek çocuklara 8 haftalık uygulanan temel cimnastik eğitimi ve oyunun fiziksel uygunluklara ve motor gelişimine etkisinin incelenmesi

    Fetane Uluca

    Bu araştırma, nicel araştırma yöntemi temel alınarak deneysel model çerçevesinde yürütülmüş ve 6–9 yaş grubundaki kız ve erkek çocuklara sekiz hafta boyunca uygulanan temel cimnastik eğitimi ile oyun temelli etkinliklerin, çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri ve motor gelişimleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Deneysel desenlerden tek gruplu ön test–son test modeli tercih edilmiş; bağımsız değişken olarak temel cimnastik ve oyun programı, bağımlı değişkenler olarak ise dayanıklılık, kuvvet, esneklik gibi fiziksel uygunluk bileşenleri ile denge, çeviklik ve koordinasyon gibi motor beceriler ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini, bir il merkezindeki cimnastik kulüplerine devam eden 6–9 yaş arası çocuklar oluşturmuş; örneklemini ise gönüllü katılım sağlayan 21'i kız, 19'u erkek olmak üzere toplam 40 öğrenci meydana getirmiştir. Çalışma grubu kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiş, katılım için yaş aralığı, kulübe düzenli devam etme, engel bulunmaması, gönüllülük ve sekiz haftalık programa düzenli katılım ölçütleri dikkate alınmıştır. Veri toplama sürecinde otur–uzan testi, durarak uzun atlama, el pençe kuvveti, derinlik esnemesi ve asılı kol çekiş gibi standart testler uygulanmış; Techfit dijital baskül, sabit metre ve TKK el dinamometresi gibi araçlar kullanılmıştır. Eğitim programı haftada iki gün, 40–60 dakikalık oturumlarla toplam 16 ders olarak uygulanmış, ölçümler ön test ve son test olarak aynı koşullarda alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş, ön test–son test farklarını belirlemek için bağımlı örneklemler t-testi (paired samples t-test) uygulanmış ve anlamlılık düzeyi p < .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları, temel cimnastik eğitimi ve oyun temelli etkinliklerin çocukların fiziksel uygunluk ve motor becerilerinde anlamlı gelişmeler sağladığını göstermektedir. Bu doğrultuda, ilkokul düzeyinde cimnastik temelli programların yaygınlaştırılması, ders içeriklerinde esneklik, kuvvet ve dengeye yönelik daha sistematik çalışmaların yer alması ve ailelerin çocukları düzenli spor faaliyetlerine yönlendirmesi önerilmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İmam Şâfiî'nin Divan'ının edebi açıdan incelenmesi

    Hikmet Has

    İmâm Şâfiî, hem İslâm hukûkunda hem de edebiyât ve şiir alanında da önemli bir şahsiyettir. Kendisiyle ilgili yapılan araştırmaların çoğu fıkıhtaki yönünü dikkate almaktadır ama edebî kişiliğine ihmalkâr davranmaktadır. Arap gramercileri ve edebiyâtçıları tarafından kendisinden hep övgüyle söz edilir. Şiirlerinde ele aldığı konuları toplumun tüm kısımlarına aktarır. Bu durumun altında yatan sebep, şiirlerinde anlaşılır ve yalın bir dil kullanmış olmasıdır. Ḳur'ân, edebiyât, hadîs ve dil eğitiminin te'sîri şiirlerinde net olarak hissedilmektedir. Şiirlerini oluştururken kelime seçiminde hassas davranır ve okyucusunu şiirlerindeki anlam katmanlarına doğru çeker. İmâm Şâfiî'nin şiirlerindeki konular geniş bir yelpazeye sahiptir. Şiirlerinde ele aldığı konular; yaşam tecrübeleri, inanç, ahlâk, öğüt, ilim, tasavvuf gibi birbirinden farklı alanları kapsar. Bu farklı alanlar hem toplum hem de insan için sanat anlayışını içşelleştirdiğini bize göstermektedir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; İmâm Şâfiî'nin ilmî hayatı ile edebî kişiliği ve eserleri ele alınmaktadır. İkinci bölümde; dîvânının tanıtımı ve konu yapısının incelenmesi, üçüncü bölümde ise dîvânın edebî yönden incelenmesi çalışmaya dâhil olmaktadır. İmâm Şâfiî'nin dîvânından seçilen şiirlerin, belâgat ilimleri açısından tahlîlleri yapılmaktadır. Yani bu çalışmada İmâm Şâfiî'nin şiirlerindeki edebî sanatları analiz ederek belâgat ilmini, bu ilmi oluşturan me'ânî, beyân ve bedî' ilimlerini tanımak ve bu ilimlerin konularını uygulamalı olarak gösterme amaçları yer almaktadır. Söz konusu çalışma, literatür ve kaynak tarama yöntemlerinden oluşmaktadır. Dîvândan seçilen şiirlerin edebî analizleri, çözümleme yolları belâgat ilmiyle alâkalı kaynaklar dikkate alınarak yapılmaktadır. Çalışmanın sonunda hem İmâm Şâfiî'nin ilmî hayatı, edebî kişiliği, eserleri, dîvânı hakkında bilgi sahibi olunmakta hem de şiirlerinde kullanmış olduğu çeşitli edebî sanatların neler olduğu ve uygulamalarının nasıl yapıldığı yer almaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Kur'ân-ı Kerîm'de helâk olan kavimler bağlamında iş, ticaret ve yönetim ahlâkı

    Orhan Yalvaç

    İnsanlara rehberlik etmek üzere indirilen Kur'ân-ı Kerim'de kıssalar önemli bir yer tutmaktadır. Yaşanmışlıklar üzerinden hayata dokunan kıssalar, eğitici özellikleriyle insanlara dünyevi ve uhrevi açıdan ibretler sunmakta ve onların hayatlarına çekidüzen vermelerini sağlamaktadır. Aynı şekilde helâk olan kavimler inançsızlık, zulüm ve ahlâki zaaflar bakımından eleştirilmektedirler. Ayrıca helâk kıssaları, helâk olan kavimlerle benzer suçları işleyen günümüz toplumlarına da birçok açıdan ibret dersleri sunmaktadır. Bu çalışmada helâk olan kavimler bağlamında, iş, ticaret ve yönetim ahlâkı ele alınmakta ve önceki toplumların helâk sebepleri üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, günümüz toplumlarının ahlâki sorunlarıyla karşılaştırmalar yapılarak bazı çözümler sunulmaya çalışılmaktadır. Toplumları helâk sürecine götüren davranışlar irdelenerek günümüz toplumlarının benzer yanlışlardan ve kötü sondan korunması noktasında Kur'ân'ın rehberliği ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Önceki toplumlar, iş, ticaret ve yönetim ahlâkı açısından incelenmekte ve insanların daha adaletli ve düzgün bir yaşam sürmeleri için öneriler yapılmaktadır. Bu çalışmada, ilgili âyetlerden, klasik ve modern tefsirlerden, ilgili makale ve tez çalışmalarından faydalanılmaktadır. Bu bağlamda Kur'ân çerçevesinde, adalet, dürüstlük ve sorumluk gibi özelliklerin, insanlar ve toplumların dengeli bir şekilde işleyişindeki önemi vurgulanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İslam hukuk usûlünde taabbudî hüküm ve ta'lili hüküm ayrımı

    Aysel Çelik

    İslam fıkhının metodolojisi incelendiğinde taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin, İslam hukukunun temel dayanaklarını oluşturduğu ve hükümlerin belirlenmesinde kurucu bir işlev üstlendiği görülmektedir. Bu hükümler yalnızca fıkhî hükümlerin mahiyetini tayin etmekle kalmayıp aynı zamanda metodolojik çerçevenin inşasında da belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin lügat, ıstılah ve teknik anlamları ayrı ayrı ele alınarak, İslam fıkhındaki işlevsel yönleri ortaya konulmaktadır. Söz konusu hükümler, usûl-i fıkıh ve fürû'u fıkıh açısından ayrı ayrı incelenmiş ve ilgili örneklerle açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. İslam fıkhının evrenselliği ile esnekliği arasındaki dengeyi kurabilmek için taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin sınırlarının titizlikle belirlenmesi gerekmektedir. İslam hukukunu diğer hukuk sistemlerinden ayıran temel hususlardan biri, hükümlerin hem evrensel bir mahiyete sahip olması hem de değişen zaman ve mekâna uyum sağlayabilecek esneklik gösterebilmesidir. İslam fıkhının evrenselliği her toplum ve çağ için geçerli temel hükümlerin varlığına dayanır ki bu tür hükümler en iyi şekilde taabbüdî karakterli normlarla açıklanabilir. Bununla birlikte, İslam hukukunun esnek bir yapıya sahip olması da zorunludur; zira, hukukun değişen ve gelişen dünyayı yakalayabilmesi farklı toplum ve kültürel yapılarla uyum içinde varlık gösterebilmesi açısından bu özellik büyük önem arz etmektedir. İslam hukukunun bu esnek yapısını en iyi ifade eden ise ta'lîlî hükümlerdir. Bu çalışmanın temel amacı, İslam fıkhının evrenselliği ile esnekliği arasındaki dengenin doğru tespit edilmesine katkı sağlamaktır. Zira bu denge sağlanamadığında çeşitli problemler ve farklı fikir akımları ortaya çıkabilmektedir. Bu bağlamda, çalışmada farklı düşünce akımlarına da yer verilerek taabbüdî ve ta'lîlî hükümlerin doğru bir şekilde belirlenmesinin ve İslam hukukunun evrensel ilkeleri ile esneklik kapasitesi arasındaki dengeyi sağlamanın önemi vurgulanmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen bireylerin yazım yanlışlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi

    Osman Demirel

    Bu araştırma, Gümüşhane Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde öğrenim gören 10 öğrencinin A1, A2, B1, B2 ve C1 seviyelerinde yaptıkları yazım yanlışlarının farklı değişkenlere göre incelenmesini amaçlamaktadır. Bu temel amaçtan hareketle 6 adet alt probleme cevap aranmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve elde edilen bulgular betimsel analize tabi tutulmuş ve alanyazındaki sınıflandırma tekniklerinden yararlanılarak hazırlanan sınıflandırma dosyasında tasnif edilmiştir. Çalışma grubu seçiminde ise amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Gerekli analizler yapılmış ve veriler "sonuç ve tartışma" bölümünde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, kelimelerin yanlış yazımı ve zaman eklerinin yanlış kullanımı belirgin şekilde öne çıkmıştır. Biçim bilgisi yanlışlarında yönelme ve belirtme durum eklerinin yanlış kullanımı görülürken, ses bilgisi yanlışlarında "ı" harfinin yerine "i" harfinin kullanılması en çok yapılan yanlış olarak tespit edilmiştir. Söz dizimi yanlışlarında ise kelimelerin yanlış yerde kullanılması ve kuralsız cümle yapılarının tercih edilmesi öne çıkmaktadır. Yanlış türlerinin düzeyler arasında farklılık gösterdiği, ancak genel olarak üst düzeylerde yanlış sayısının azaldığı gözlemlenmiştir. Açıklayıcı metinlerdeki yazım yanlışı yoğunluğu genelde daha fazla olurken, öyküleyici metinlerde ise daha az olduğu bulgulanmıştır. Farklı değişkenlere göre yapılan incelemede ise Türkçe film seyreden öğrencilerin seyretmeyenlere göre daha az yazım yanlışı yaptığı, aynı şekilde Türkçe gazete ve dergi okuyan öğrencilerin okumayanlara göre yanlışlarının az olduğu, Türkçe günlük, deneme ve mektup yazma durumlarına göre incelendiğinde ise yazanların daha az yazım yanlışı yaptığı, Türkçe öğrenmek için sosyal medyayı kullanma ve paylaşım yapan sayfaları takip etme durumlarına göre ise sosyal medyayı aktif olarak kullanan ve takip eden öğrencilerin yazım yanlışlarının belirgin oranda daha az olduğu bulgulanmıştır. Elde edilen bu sonuçlar yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde öğreticilerin bütün dil düzeylerine uygun odaklanması gereken yazım yanlışı türlerinin belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    İyi ve zayıf problem çözücü nasıl belirlenir? Z-MABAC metoduyla bir uygulama

    İklima İclal Sivlim

    Bu çalışma çok kriterli karar verme yöntemlerinden klasik MABAC ve Z-MABAC yöntemlerini kullanarak iyi ve zayıf problem çözücüleri belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden çoklu durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırma süreci hazırlık aşaması, uygulama aşaması ve değerlendirme aşaması olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Hazırlık aşamasında ilk olarak alanyazın taraması yapılarak iyi ve zayıf problem çözücüyü ayırt edebilecek kriterler ve bu kriterlere bağlı alt kriterler belirlenmiştir. Bu kapsamda bilişsel, duyuşsal ve çevresel olarak üç farklı kriter tespit edilmiştir. Bilişsel alan için problem çözme başarı testi, matematik başarısı ve üstbiliş alt kriterleri; duyuşsal alan için matematik tutumu, matematik kaygısı ve matematik öz yeterlik algısı alt kriterleri; çevresel alan için öğretmen görüş formu, ebeveyn görüş formu ve akran görüş formu alt kriterleri ele alınmıştır. Ardından SCOPUS veri tabanında tarama yapılarak karar vericiler belirlenmiştir. Çalışmada matematik eğitimi alanında uzman dört karar verici yer almıştır. Kriter ve karar vericiler belirlendikten sonra alternatifler seçilmiştir. Alternatif olarak Türkiye'nin kuzeydoğusundaki bir ilin ortaokulunun 8. sınıfında öğrenim gören yedi öğrenci çalışmaya dahil edilmiştir. Uygulama aşamasında klasik MABAC ve Z-MABAC yöntemleri kullanılarak alternatiflerin sıralaması yapılmıştır. Değerlendirme aşamasında klasik MABAC ve Z-MABAC yöntemlerinden ulaşılan sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışmada ulaşılan sonuçlar klasik MABAC ve Z-MABAC yöntemleri kullanılarak yapılan karşılaştırmanın farklı alternatifleri ön plana çıkardığını göstermiştir. Klasik MABAC'ta alternatiflerin sıralama puanları birbirine çok yakın olup, Z-MABAC'ta alternatiflerin birbirinden uzaklaştığı ve alternatiflerin birbirinden daha fazla ayırt edilebildiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Ratlarda çekal ligasyon ve punksiyon yöntemi ile oluşturulan deneysel sepsis modelinde kannabidiol'un bazı adipokin, kardiyak, bağırsak ve serebral yanıt ile lizozomal fonksiyon parametreleri üzerine etkisi

    Zeynep Nihan Ülker

    Sepsis, enfeksiyona ve/veya süper antijene karşı düzensiz konak yanıtının neden olduğu, yaşamı tehdit eden organ disfonksiyonudur. Adipokinler, sepsis sırasında inflamatuar yanıtın düzenlenmesinde, enerji metabolizmasındaki değişikliklerde ve organ hasarının gelişiminde etkili olan, adipoz dokudan salgılanan biyomoleküllerdir. Bu çalışmanın amacı, çekalligasyon ve ponksiyon yöntemi ile oluşturulan deneysel olarak sepsis oluşturulan ratlarda farklı oranda Kannabidiol (CBD) uygulamasının adipokin (apelin, irisin, visfatin), sitokin (IL-6, TNF-α), kardiyak (cTnI), bağırsak (GLP-1) ve serebral (BDNF) yanıt ile bazı lizozomal fonksiyon (LAMP1) parametreleri üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla 8-10 haftalık yaş aralığında ve ortalama 220–250 gr ağırlığında 88 adet yetişkin erkek Wistar albino cinsi sıçan kullanıldı. Ratlar deney öncesinde canlı ağırlık ortalamaları eşit olacak şekilde rastgele seçilerek K (n=8), Sham (n=8), CLP (n=8), CLP + CBD 2.5 (n=16), CLP + CBD 5 (n=16), CLP + CBD 7.5 (n=16) ve CLP + CBD 10 (n=16) olmak üzere, 7 grup oluşturuldu. Çalışmanın grupları ise, Kontrol grubu (n=8): Çalışma konusunu oluşturan parametrelerin normal sağlıklı ratlardaki düzeylerinin belirlenmesi amacıyla herhangi bir işleme tabi tutulmayan ratlar; Sham grubu (n=8): Cerrahi girişimin araştırılan parametreler üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amacıyla, intra abdominal sepsis modelinden farklı olarak çekalligasyon perforasyon (ÇLP) uygulanmayan deneği içeren bu grupta sadece laparotomi yapılan grupta yer alan ratlar CLP grubu (n=8): İntra abdominal sepsis oluşturmak amacıyla Çekal ligasyon ve punksiyonla indüklenerek sepsis (CLP) oluşturulan grupta yer alan ratlar, CLP + CBD 2.5 grubu (n=16): İntraperitoneal olarak 2.5 mg/kg CBD uygulanan ve daha sonra CLP ile sepsis oluşturulan 8. ve 16. saatlerinde her biri 8'er rat olacak şekilde sakrifiye edilerek hemen ardından intrakardiak kan alınan grupta yer alan ratlar, CLP+ CBD 5 grubu (n=16): İntraperitoneal olarak 5 mg/kg CBD uygulanan ve daha sonra CLP ile sepsis oluşturulan 8. ve 16. saatlerinde her biri 8'er rat olacak şekilde sakrifiye edilerek hemen ardından intrakardiak kan alınan grupta yer alan ratlar, CLP+ CBD 7.5 grubu (n=16): İntraperitoneal olarak 7.5 mg/kg CBD uygulanan ve daha sonra CLP ile sepsis oluşturulan 8. ve 16. saatlerinde her biri 8'er rat olacak şekilde sakrifiye edilerek hemen ardından intrakardiak kan alınan grupta yer alan ratlar, CLP+ CBD 10 grubu (n=16): İntraperitoneal olarak 10 mg/kg CBD uygulanan ve daha sonra CLP ile sepsis oluşturulan 8. ve 16. saatlerinde her biri 8'er rat olacak şekilde sakrifiye edilerek hemen ardından intrakardiak kan alınan grupta yer alan ratlar olmak üzere toplam 88 rat ile oluşturuldu. Araştırmanın 8.saatinde CLP+ CBD 2.5, CLP+ CBD 5, CLP+ CBD 7.5 ve CLP+ CBD 10 gruplarında yer alan ratlarda kuyruk veninden (vena caudalis), araştırmanın 16.saatinde ise çalışmada yer alan tüm gruplarında yer alan ratlar sakrifiye edildikten hemen sonra intrakardiyak kan örnekleri alındı.Alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde Apelin, İrisin, Visfatin, IL-6 (İnterlökin-6) ve TNF-α (Tümör Nekroz Faktör-alfa), Kardiyak troponin I (cTnI), glukagon benzeri peptit 1 (GLP-1), Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) ve lizozomal ilişkili membran proteini 1 (LAMP1)düzeyleri ELISA yöntemiyle incelendi.Araştırmanın sonucunda elde edilen tüm sayısal veriler SPSS 26.0 istatistik programında General Linear Model Univariate'de Duncan testi ile istatistiksel olarak analiz edildi. Verilerin ortalamaları standart hatalarıyla ifade edilerek (±) Repeated measures testi kullanıldı. Tüm anlamlı farklılıklar p<0.05 seviyesinde test edilerek değerlendirildi.CLP yöntemiyle deneysel olarak sepsis oluşturulan CLP-2.5, CLP-5, CLP-7.5 ve CLP-10 gruplarında CBD kullanımında doz artışına bağlı olarak erken yanıt 8. ve geç yanıt 16. saatinde ortalama serum irisin, BDNF, LAMP1 düzeylerinde artış şekillenmiş en belirgin artış CLP-10 grubunda belirlendi. CLP yöntemiyle deneysel olarak sepsis oluşturulan CLP-2.5, CLP-5, CLP-7.5 ve CLP-10 gruplarında CBD kullanımında doz artışına bağlı ortalama serum Visfatin, Apelin ve TNF-α azalma en belirgin azalma CLP-5 grubunda aynı şekilde ortalama serum IL-6, cTnI ve GLP-1 düzeylerinde azalma görülürken en belirgin azalma CLP-10 grubunda belirlendi (p<0.05).Sonuç olarak, ratlarda10 mg/kg CBD uygulamasının herhangi bir olumsuz etki oluşturmadığı, aksine sepsise bağlı bozulan metabolik (apelin, irisin, visfatin), inflamasyon (IL-6, TNF-α), kardiyak (cTnI), bağırsak (GLP-1), lizozomal (LAMP1) ve serebral (BDNF) biyobelirteç düzeyleri ile bilişsel fonksiyonların düzenlenmesinde faydalı olabileceği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Gözenekli iki doğrultulu fonksiyonel derecelendirilmiş kirişlerin statik, serbest titreşim ve burkulma analizleri için Ritz tabanlı analitik çözüm

    Nurhan Tanrıverdi

    Bu çalışma kapsamında gözenekli iki doğrultulu fonksiyonel derecelendirilmiş (2D FD) kirişlerin statik, serbest titreşim ve burkulma analizleri parabolik kayma deformasyon teorisine göre Ritz tabanlı analitik çözüm yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Ritz yöntemlerinde kullanılan çözüm fonksiyonlarının seçimi, yöntemleri birbirinden ayırmaktadır ve analitik çözümün doğruluğunu belirlemektedir. Bu çalışmada, çeşitli sınır şartlarına uygun polinom seri fonksiyonları önerilmiştir. Ayrıca, kirişin malzeme özelliklerinin bir kuvvet kuralına göre kalınlık (z ekseni) ve uzunluk (x ekseni) boyunca değiştiği varsayılmıştır. Çalışmada, üç farklı türde gözeneklilik dağılımına sahip kiriş kesiti dikkate alınmıştır. Hareket denklemleri Lagrange ilkesine göre türetilmiştir. Analiz sonuçları çeşitli sınır şartlarına, derecelendirme üstlerine (px, pz), gözeneklilik katsayısına (e), gözeneklilik dağılımına ve narinlik oranlarına (L/h) bağlı olarak boyutsuzlaştırma yapılarak elde edilmiştir. Öncelikle önerilen polinom seri fonksiyonların bu problem için uygun olup olmadığı litaratür ile kıyaslama yapılarak doğrulanmış ve elde edilen sonuçların mevcut literatürle uyumlu olduğu görülmüştür. Daha sonra, gözenekli iki doğrultulu fonksiyonel derecelendirilmiş kirişlerin statik, serbest titreşim ve burkulma analizleri detaylı bir şekilde gerçekleştirilmiş ve önerilen yöntem ile elde edilen sonuçlar tablolar ve grafikler ile sunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Manyetik nanopartikül/karbon nanotüp kompozit nanopartikülleri ile dekore edilmiş kenevir kumaşların elektromanyetik soğurma özelliklerinin incelenmesi

    Pembe Teber

    Bu yüksek lisans tez çalışmasında, manyetik Ni₀.₅Zn₀.₅Fe₂O₄ nanopartikül ve çok duvarlı karbon nanotüp (MWCNT) kompozit nanopartikülleri kullanılarak kenevir kumaşların elektromanyetik (EM) soğurma özellikleri incelenmiştir. Mikrodalga destekli yakma yöntemiyle sentezlenen nanopartiküller, satın alınan MWCNT nanopartikülleri ve kenevir kumaş ile birleştirilerek katmanlı bir yapı oluşturulmuştur. Bu yapının X-bandı frekans aralığında (8.2-12.4 GHz) EM dalgaları soğurma performansı, saçılma parametreleri (S₁₁ ve S₂₁) ve kompleks dielektrik ve manyetik geçirgenlik katsayıları kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar hem dielektrik hem de manyetik malzemelerin karışımıyla elde edilen kompozit yapıların EM dalga soğurma kapasitesini artırdığını göstermiştir. Kenevir kumaşın doğal emme kapasitesi ve MWCNT'nin yüksek iletkenlik özellikleri, nanopartiküllerin manyetik özellikleriyle birleştirilerek EM soğurma etkinliği optimize edilmiştir. Bu tez, savunma sanayi ve radar görünmezlik teknolojilerinde kullanılmaya uygun, sürdürülebilir ve yüksek performanslı EM soğurucu malzemelerin geliştirilmesine aday bir çalışma önermektedir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin duygusal zekâ ile imgeleme düzeylerinin mutluluk düzeylerine etkisinin incelenmesi

    Mücahit Kartal

    Bu çalışmanın amacı Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde eğitim görmekte olan üniversite öğrencilerinin duygusal zekâ ve imgeleme düzeylerinin mutluluk düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Bayburt Üniversitesi, örneklemini ise 2023-2024 Eğitim-Öğretim Yılında Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören 303 öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri anket yöntemiyle toplanmıştır. Anket formu hazırlanırken ilgili alanyazın dikkatli şekilde incelenmiştir. Anket formu hazırlanırken uzman görüşü de alınmıştır. Veri toplama amacıyla anket formu kullanılacak olup bu anket formu üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak ise; Demografik Bilgi Formu, 21 sorudan oluşan Sporda İmgeleme Envanteri, 7 sorudan oluşan Oxford Mutluluk Ölçeği ve 41 sorudan oluşan Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeğidir. Veriler, SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda katılımcıların spor yaşı arttıkça imgeleme ve mutluluk puanlarında, haftalık spor yapma süresi arttıkça imgele puanlarında, sporda imgeleme düzeyleri arttıkça mutluluk ve duygusal zekâ puanlarında bir artış olduğu tespit edilmiştir. Duygusal zekâ puanı mutluluk düzeyini %18,7 oranında açıklamaktadır. İmgeleme alt boyutlarından Bilişsel İmgeleme, Motivasyonel genel ustalık ve Motivasyonel genel uyarılmışlık alt boyutları mutluluk düzeyini %17,1 oranında açıklamaktadır. Sonuç olarak duygusal zekanın ve sporda imgeleme envanterinin alt boyutları olan Bilişsel İmgeleme, Motivasyonel genel ustalık ve Motivasyonel genel uyarılmışlığın mutluluğu yordayan önemli değişkenler olduğu ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Duygusal zekâ, mutluluk, sporda imgeleme.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Spor yapan bireylerin kişilik özelliklerinin sürdürülebilir ve gösterişçi tüketime etkisinin incelenmesi

    Ertuğrul Çiğdem

    Bu çalışma, spor yapan bireylerin kişilik özelliklerinin sürdürülebilir ve gösterişçi tüketime etkisinin incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış olup, bu model mevcut bir durumu olduğu gibi betimleyerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubu, Bayburt ilinde yaşayan 300 spor yapan bireyden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak kullanılan ölçek formu toplamda dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde katılımcıların yaş, cinsiyet, aile gelir düzeyi ve düzenli bir şekilde aktif olarak spor yapma durumu bilgilerinin belirlenmesine yönelik ifadelerin yer aldığı "Kişisel Bilgi Formu" bulunmaktadır. İkinci bölümde, "Beş Faktör Kişilik Ölçeği" yer almaktadır. Üçüncü bölümde; "Sürdürülebilir Tüketim Ölçeği" bulunmaktadır. Son olarak dördüncü bölümde ise ''Gösterişçi Tüketim Davranışı Ölçeği" yer almaktadır. Verilerin analizi aşamasında verilerin normal dağılım sergileyip sergilemedikleri gözetilerek farklılık ve ilişki testleri yapılmış olup (t-Testi, ANOVA, Korelasyon Analizi vb.), Çalışma sonucunda katılımcıların vermiş oldukları cevapların analizleri yapılarak modelimizin bağımsız değişkenlerini oluşturan beş faktör kişilik özelliklerinin alt boyutları ile bağımlı değişkenimizi oluşturan sürdürülebilir tüketim ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Elde edilen bulgular göz önünde bulundurulduğunda cinsiyet değişkenine göre dışa dönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve kişilik ölçeği toplam puanında kadınlar lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kişilik özelliklerinden yumuşak başlılığın gösterişçi tüketimi etkilediği görülmekltedir. Sonuç olarak kadın katılımcıların dışa dönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık kişilik özelliklerini erkek katılımcılara göre daha yüksek gösterdikleri söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Kişilik, tüketici, sürdürülebilir tüketim, gösterişçi tüketim.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Deneysel tip 2 diyabet oluşturulan ratlarda graviola yağ ekstresinin adipokin, serebral, kardiyak ve bağırsak yanıtı ile bazı biyokimyasal parametreleri üzerine etkisi

    Mehmet Emin Şahin

    Diabetes mellitus (DM), pankreasın insülin sekresyonunun mutlak veya nispi yetersizliği, insülin etkisizliği veya insülin molekülündeki yapısal bozukluklar sonucunda oluşan, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında bozukluklara neden olan, kronik hiperglisemi ile karakterize dünyada prevalansı giderek artış gösteren metabolize bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı STZ ile deneysel Tip 2 diyabetli ratlarda farklı oranda graviola yağ ekstresi kullanımının adipokin, kardiyak yanıtı, bağırsak ve mitokondriyal fonksiyonu üzerine etkisi ile bazı biyokimyasal parametrelerle ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaçla 8-10 haftalık yaş aralığında ve ortalama 195-215 g ağırlığında 64 adet yetişkin erkek Wistar albino cinsi sıçan kullanıldı. Ratlar deney öncesinde canlı ağırlık ortalamaları eşit, her bir grupta 8 rat olacak şekilde rastgele seçilerek Kontrol (K), G100, G200, G300; Diyabet Kontrol (DK), DG100, DG200, DG300 olmak üzere, 8 grup oluşturuldu. Kontrol (K) grubu, ratlara sadece 0,5 ml serum fizyolojik intraperitonal (i.p) olarak enjekte edilerek sağlıklı kontrol grubu oluşturuldu. Deneysel olarak diyabet oluşturulması için DK ve DR100, DR200, DR300 gruplarında yer alan sıçanlara %0.9'luk serum fizyolojik içerisinde taze hazırlanmış STZ çözeltisinden 0,5 ml içinde 50 mg/kg olacak şekilde tek doz i.p yolla uygulandı. Enjeksiyon uygulamasından 72 saat sonra açlık kan şekeri ölçümleri için kuyruk veninden alınan kan örneklerinde glukoz ölçümü yapıldı. Kan serum glukoz düzeyi 250 mg/dl veya üzerinde tespit edilen sıçanlar Tip 2 diyabetli olarak kabul edildi. K ve DK gruplarında yer alan hayvanlara diğer gruplarla aynı standardın oluşturulabilmesi için deney süresi boyunca i.p. olarak serum fizyolojik (SF) uygulaması yapıldı. G100, G200 ve G300 grupları ile DG100, DG200 ve DG300 gruplarında 21 gün süre ile 100, 200 ve 300 mg/kg dozunda graviola yağ ekstresi oral gavaj yoluyla uygulandı. Ratlar tüm deney süresince polipropilen kafeslerde optimum laboratuvar koşulları altında (22°C, 12 saat karanlık/aydınlık), ad libitum olacak şekilde günlük içme suyu ve standart sıçan yemi ile beslendi. Araştırmanın 0 ve 21. günlerinde tüm deneklerin kuyruk veninden (vena caudalis) kan örnekleri alındı. Alınan serum örneklerinde apelin, asprosin, irisin, Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF), Kardiyak Troponin I (cTnI), Glukagon Benzeri Peptid-1 (GLP-1) düzeyleri ELISA yöntemiyle, biyokimyasal parametreler ise tam otomatik biyokimya cihazı Cobas 8000 (Roche, Almanya) ile ölçülerek değerlendirildi. Çalışma gruplarında yer alan ratların canlı ağırlık değişimi, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında STZ grubunda azalırken, G300 ve DG300 grubunda DK grubuna göre belirgin bir artış meydan gelmiştir (p < 0.01). Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ortalama serum irisin, BDNF, LDL (Düşük yoğunluklu lipoprotein, Low-density lipoprotein), AST (Aspartat Aminotransferaz), ALP (Alkalen Fosfataz), ALT (Alanin Aminotransferaz), insulin düzeyleri DK grubunda çalışmanın 0 ve 21. günlere ait düzeyleri sırasıyla en düşük düzeyde iken GOE (graviola oil extract) doz artışına bağlı olarak DR300 grubunda olarak belirlendi (p<0.01). Diğer yandan ortalama serum asprosin, VLDL ve glukoz düzeyleri DK düzeylerinde en yüksek düzeyde iken GOE doz artışına bağlı DG 300 gruplarında azalma tespit edildi (p<0.01). Sonuç olarak, sıçanlarda 300 mg/kg graviola yağ ekstresi uygulamasının olumsuz bir etki oluşturmamasının yanı sıra, diyabette meydana gelen bozulmuş glukoz metabolizmasında, insülin direncinin iyileştirilmesinde yararlı olabileceği ancak daha kapsamlı araştırmaların arttırılmasının gerekli ve faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Deneysel olarak obezite oluşturulan ratlarda jackfruit yağ ekstresi ilavesinin adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak yanıt ile bazı lizozomal ve mitokondriyal fonksiyon parametreleri üzerine etkisi

    Ayşe Aydoğdu Şentürk

    Obezite, günümüzde prevalansı giderek artış göstermesinin yanı sıra başta diyabet, kanser, metabolik sendrom, kardiyovasküler hastalıklarla ilişkili olması nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Adipokinler, adipoz dokudan salgılanan, insülin duyarlılığını ve enerji regulasyonu ile inflamatuar ve iyileşme süreçlerini düzenleyen başta obezite, diyabet, kanser gibi birçok hastalıkla ilişkili biyoaktif moleküllerdir. Bu çalışmanın amacı, deneysel olarak obezite oluşturulan ratlarda jackfruit yağ ekstresi ilavesinin adipokin, serebral, kardiyak, bağırsak yanıtı ile bazı lizozomal ve mitokondriyal fonksiyon parametreleri üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaçla 8-10 haftalık yaş aralığında ve ortalama 195-215 g ağırlığında 64 adet yetişkin erkek Wistar albino cinsi rat kullanıldı. Ratlar deney öncesinde canlı ağırlık ortalamaları eşit, her bir grupta 8 rat olacak şekilde rastgele seçilen ve standart diyetle beslenen grupta, Kontrol (K), J100, J200, J300; Yüksek yağlı diyetle beslenen grupta ise, YYDK, YDJ100, YDJ200 ve YDJ300 olmak üzere 8 grup oluşturuldu. Çalışmanın grupları ise, K grubu: standart diyet uygulanan ve jackfruit yağ ekstresi (JOE, jackfruit oil extract) uygulanmayan sağlıklı grup (n=8), J100 mg/kg grubu (J100): ratlara oral gavaj yoluyla (OGY) 100 mg/kg dozunda JOE uygulanan grup (n=8), J200 mg/kg grubu (J200): ratlara sadece OGY ile 200 mg/kg dozunda JOE uygulanan grup(n=8), J300 mg/kg grubu (J300): ratlara sadece OGY ile 300 mg/kg dozunda JOE uygulanan grup (n=8), Yüksek Yağlı Diyet kontrol (YYDK) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ve Jackfruit meyvesi yağ ekstresi uygulanmayan grup (n=8), YDJ100 mg/kg (YDJ100) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ratlara 60 gün boyunca günlük OGY ile 100 mg/kg düzeyinde JOE uygulanan grup (n=8), YDJ200 mg/kg (YDJ200) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ratlara 60 gün boyunca günlük OGY ile 200 mg/kg düzeyinde JOE uygulanan grup (n=8), YDJ300 mg/kg (YDJ300) grubu: yüksek yağlı diyet uygulanarak deneysel obezite oluşturulan ratlara 60 gün boyunca günlük OGY ile 300 mg/kg düzeyinde JOE uygulanan grup (n=8) olmak üzere toplam 64 rat oluşturuldu. Ratlar, laboratuvar koşuluna alışmalarını sağlamak için (sıcaklık (22–24 °C), bağıl nemi %35-40 ve aydınlık/karanlık döngüsü (12 saat aydınlık, 12 saat karanlık)) standart yemle beslenerek 7 gün süreyle adaptasyon süresi uygulandı. J100, J200, J300 ve YDJ100, YDJ200, YDJ300 gruplarında jackfruit yağ ekstresi günlük orogastrik gavaj ile 8 hafta ad libitum olarak süre uygulandı. Araştırmanın 0., 15., 30., 45. ve 60. günlerinde tartılarak kilo değişimleri belirlenerek, tüm deneklerin 0. ve 60.günlerinde kuyruk veninden (Vena caudalis) kan örnekleri alınacaktır. Alınan kan numunelerinden elde edilen serum örneklerinde Apelin, Asprosin, Adiponektin, İrisin, Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF), Kardiyak troponin I (cTnI), glukagon benzeri peptit 1 (GLP-1), lizozomal ilişkili membran proteini 1 (LAMP1), Mitokondriyal-türevli peptid (MOTS-c) ve Beyin mitokondriyal taşıyıcı protein-1 (BMCP1) düzeyleri ELISA yöntemiyle incelendi. Araştırmanın sonucunda elde edilen tüm sayısal veriler SPSS 22.0 istatistik programında General Linear Model Univariate'de Duncan testi ile istatistiksel olarak analiz edildi. Verilerin ortalamaları standart hatalarıyla ifade edilerek (±) Repeated measures testi kullanıldı. Tüm anlamlı farklılıklar p<0.05 seviyesinde test edilerek değerlendirildi. Çalışma gruplarında yer alan ratların canlı ağırlık değişimi, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında K grubunda artarken, YDJ200 grubunda YYDK grubuna göre belirgin bir azalma meydana gelmiştir (p<0.05). Bu yönüyle JOE, obezite ratlarda canlı ağırlık düzeyini azaltarak veya kilo alımını engelleyerek anti-obezite etki gösterdiği gözlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ortalama Yüksek yağlı diyet gruplarında OGY yoluyla anti-obezite etkisi bildirilen farklı oranda JOE doz artışına bağlı olarak çalışmanın 60. gününde ortalama serum apelin, asprosin, adiponektin, irisin, cTnI düzeyleri YYDK grubuna göre en belirgin azalma YDJ200 grubunda olarak belirlendi (p<0.01). Diğer yandan JOE doz artışına bağlı olarak çalışmanın 60. gününde ortalama serum BDNF, GLP-1, LAMP1, MOTS-c ve BMCP1 düzeyleri YYDK grubuna göre en belirgin artış YDJ200 grubunda olarak belirlendi (p<0.05). Obezite başta olmak üzere birçok hastalıkta LAMP1 seviyelerindeki azalma, hücrelerin atık yönetimi ve geri dönüşüm süreçleri olan lizozomal fonksiyonlarda veya otofajide bir bozukluğa işaret ederek hücresel hasara ve metabolik sorunlara yol açmaktadır. Sonuç olarak, ratlarda 200 mg/kg JOE uygulamasının sağlıklı ve obezite ratlarda olumsuz bir etki oluşturmamasının yanı sıra, obezitede meydana bozulmuş lizozomal fonksiyonu, metabolik sağlıkla ilişkili adipokinlerin (apelin, asprosin, adiponektin ve irisin) ve serebral yanıt (BDNF) ve enerji metabolizmasının (MOTS-c, BMCP1) iyileştirilmesinde yararlı olabileceği ancak daha kapsamlı araştırmaların arttırılmasının gerekli ve faydalı olabileceği kanaatine varılmıştır.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Filibeli Halil Fevzi Efendi'nin El-Hâşiyetü'l-Cedîde adlı eseri bağlamında beyân ilmi

    Sabri Yıldırımer

    Ebü'l-Kâsım es-Semerkandî'nin (ö. 888/1483'ten sonra) mecaz ve istiâre konularına dair yazmış olduğu Ferâ'idü'l-fevâ'id adlı meşhur risâlesi üzerine, Isâmüddîn el-İsferâyînî (ö. 945/1538) tarafından Şerhu Risâleti'l-istiâre isminde bir şerh yazılmıştır. Bu çalışma, İsferâyînî'nin şerhi üzerine Halil Fevzi Efendi tarafından kaleme alınan el-Hâşiyetü'l-cedîde 'alâ şerhi 'Isâmi'l-Ferîde adlı eseri inceleyerek, belâgat ilminin beyân kısmına olan katkılarını ele almaktadır. Filibeli Halil Fevzi Efendi, XIX. yüzyılın müstesna şahsiyetlerinden biri olarak, hem tedrisât hem de telifât sahasında sergilemiş olduğu faaliyetleriyle, Osmanlı ilim dünyasının önemli ilim halkalarından biri olmuştur. Halil Fevzi Efendi'nin bu eseri iki cilt olup yaklaşık bin sayfadan oluşmaktadır. Müellif eserine 1860 senesinde başlamış ve kadılık görevi yapmış olduğu yerlerde yazmaya devam ederek 1870 tarihinde İstanbul'da tamamlamıştır. Fevzi Efendi hâşiyesinde, belâgat ilminin beyân özelinde temel kavramlarını ve inceliklerini geniş bir şekilde ele almakla beraber belâgat ilminin diğer kısımlarına da nadiren değinmiştir. Fevzi Efendi, eserinde belirli bir konuyu ele alırken, sıkça sarf, nahiv, iştikâk, mantık, felsefe, kelâm gibi başka bir konulara geçiş yaptığı görülmüştür. Bu geçişlerin, eserin bütünlüğünü ve akışını etkileyerek, okuyucunun dikkatini farklı yönlere çektiği gözlemlenmiştir. Bu sayede İslâmî ilimler arasında geniş bir bağ kuran müellif, yapmış olduğu derinlemesine analizler ile multi disipliner bir eser ortaya koymuştur. Müellif bir tartışmayı ele alırken ilk önce kelimeleri tek tek analiz edip farklı disiplinlerle harmanlayarak sonuca en doğru şekilde ulaşmayı amaçlamıştır. Kimi yerde ise farklı görüşlere değinmeden konuya devam etmiştir. Eser bu yönüyle, Osmanlı döneminin ilmî derinliğini ve entelektüel seviyesinin yüksekliğini gözler önüne sermiştir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Susurluk havzası özelinde kayıp veri ve kuraklık analizi

    Tuğçe Hırca

    Kuraklık, en karmaşık ve en yıkıcı doğal afetlerden biridir. Kuraklık etkileri, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi sayesinde en aza indirilebilmektedir. Optimum su kaynakları yönetimi için hidrolojik analizlerden güvenilir sonuçlar elde edilmelidir. Güvenilir sonuçlar ise hidrolojik ve istatistiksel analizlerde kullanılacak veri envanterinin eksiksiz olması ile yakından ilişkilidir. Bu çalışma, Susurluk Havzası örneği üzerinde kayıp veri ve kuraklık analizi olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, hidroloji literatürü için kayıp veri metodolojisi geliştirilerek havzanın istatistiki yapısına en uygun atama yönteminin belirlenmesi amaçlanmıştır. İkinci bölümünde ise geleneksel ve yenilikçi yöntemler ile havzanın kuraklık risk durumunun detaylı olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Kayıp veri metodolojisinde; gerçek veri setlerinin kayıp veri miktarı, kayıp veri deseni ve kayıp veri mekanizmaları dikkate alınarak simüle veri setleri oluşturulmuştur. Simüle veri setlerindeki kayıp verilerin tahmininde basit atama teknikleri, Beklenti Maksimizasyonu (BM) ve k-En Yakın Komşu (kNN) algoritması kullanılmıştır. Gerçek veri setlerinin istatistiksel yapısına benzer olan simüle veri setleri için en uygun kayıp veri atama yöntemi farklı değerlendirme kriterlerine göre belirlenmiştir. Bu sayede, gerçek veri setlerindeki kayıp verilerin tahmininde en etkili yöntem kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, istasyon seçiminin ve normallik varsayımının BM performansına etkisi oluşturulan çeşitli senaryolarla incelenmiştir. Belirtilen metodolojiye uygun olarak verilerdeki kayıp değerler tamamlanmıştır. Kuraklık analizleri yapılmadan önce, verilerdeki tutarsızlık ve kırılmalar homojenlik testleri ile değerlendirilmiştir. Ardından kısa (1-3 ay), orta (6-9 ay) ve uzun (12-24 ay) zaman ölçeklerinde Standart Yağış İndeksi (SYİ), Standart Yağış Evapotranspirasyon İndeksi (SYEİ), Z-Skor İndeksi (ZSİ) ve Gerçek Yağış İndeksi (GYİ) hesaplanmış ve ekstrem kuraklıklar belirlenmiştir. Kuraklık indeks değerlerinin içsel bağımlılıkları incelenmiş ve kuraklık trendlerini belirlemek amacıyla parametrik olmayan Modifiye edilmiş Mann-Kendall (mMK) testi, grafiksel trend analizi için Yenilikçi Trend Analizi (YTA) yöntemi ve Yenilikçi Trend Anlamlılık Testi (YTAT) kullanılmıştır. Çalışmada, kayıp verilerin tamamlanmasında en etkili yöntemin BM olduğu, genelleştirilmiş ekstrem değer (GED) dağılımının havza yağışını Gamma dağılımından daha iyi temsil ettiği belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Konulu tefsir bağlamında Furkân sûresi

    Ramazan Çelebi

    Bu çalışma sûre çerçeveli konulu tefsir bağlamında Furkân sûresinin tefsirini ihtiva etmektedir. Çalışmada Furkân sûresinin ihtiva ettiği konular bölümler halinde tasnif edilerek içerdiği mesajların daha kolay kavranılması amaçlanmıştır. Furkân sûresinin gerek ihtiva ettiği konu zenginliği gerekse Mekkî bir sûre olması hasebiyle belâgat ve fesâhat yönünün kuvvetli oluşu bu konunun seçilmesinde önemli bir etken olmuştur. Çalışmada "ahsenü't-turûk" yani "en sağlam metot" olarak nitelendirilen Kur'an'ın Kur'ân'la Tefsîri metodu merkeze alınıp bunun yanında konulu tefsirin diğer gereklilikleri olan hadis-i şeriflerden ve sahabe kavlinden istifade edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda konu tasnifi yapıldıktan sonra o konularla irtibatı olan diğer ayetlerin tespiti yapılmaya çalışılmış ve ilgili konu Kur'ân'ın bütünlüğü içerisinde ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümü; araştırmanın konusu ve amacı, araştırmanın yöntemi ve sınırlılıkları, araştırmanın kaynakları, konulu tefsire genel bir bakış ve Kur'ân'ın bütünlüğünü esas alan konulu tefsir başlıklarından oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü ise sûrenin ismi ve âyet sayısı, sûrenin nüzûlü (Mekkî-Medenî) oluşu, münâsebâtü'l-Kur'ân bağlamında önceki ve sonraki sûre ile ilişkisi, sûredeki edebî sanatlar ve Furkân sûresinde yer alan bazı temel kavramlar başlıklarını içermektedir. Sûrenin doğru anlaşılmasında olmazsa olmaz olan bu başlıkların konuları detaylı bir şekilde çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Furkân sûresinin konuları on bir ana konu şeklinde belirlenip tefsiri yapılmıştır. Çalışmada yazılı belge toplama, kütüphane verileri ve Şâmile gibi programlardan faydalanılarak literatür tarama yöntemleri kullanılmıştır.