Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Hanefî mezhebinde istihsan ve kerâhiyye konularının değişim ve gelişimi

    Ayhan Kurt

    Yaşadığımız asırda her alanda yaşanan hızlı değişim ve dönüşüm nedeniyle insanların dinî düşünceleri, yaşantıları ve din-hayat ikilemindeki algı ve anlayışları da değişmektedir. Bu bağlamda özellikle insanların dinî hayatlarını mantıklı, sistemli, tutarlı ve sağlıklı bir zeminde yaşamalarını temin eden mezheplerin günümüzdeki varlığı ve işlevi daha da önemli hale gelmiştir. Hızla değişen ve gelişen günümüz şartlarında yeni ortaya çıkan meselelerin fıkhî çözümünde tutarlılık ve sistematiklik açısından mezhep sistematiğine baş vurmak önemlidir. Zira yeni bir meselenin doğru tahlilinde benzer ve aynı özellikteki geçmiş örneklerine müracaat etmek, hukukun süreklilik ve güvenilirliğini, hukukçunun da niteliğini gösterir. Hanefî mezhebinde bazı temel fürû-i fıkıh eserlerinde istihsan ve kerâhiyye başlığında işlenen konuları inceleyen bu çalışma, ilgili eserlerde ele alınan konuların içerik, işleniş ve tarihsel gelişimi ile günümüz meselelerine Hanefî mezhebi perspektifinden daha derinlikli ve tutarlı bir değerlendirmede bulunma imkânı sağlamayı hedeflemektedir. Hanefî mezhebinde istihsan ve kerâhiyye başlığında ele alınan konuları inceleyen bu çalışma, bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde istihsan ve kerâhiyyenin kavramsal boyutuna, ilgili kavramlarla münasebetine ve bu kavramların istihsan ve kerâhiyye konuları ile ilişkisine, haram ve mübah kavramları ile benzer ve farklı yönlerine ve ne anlama geldiklerine dair bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde klasik ve sonraki dönem eserlerinde istihsan ve kerâhiyyeye dair konular incelenmiş, öncesi ve sonrası ile kıyaslamalar yapılmış, hükümlerdeki değişim ve farklılıklar gerekçeleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca meselelerin günümüzdeki boyutuyla ilgili Hanefî mezhebi perspektifinden fıkhî açıklamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise bazı güncel fıkıh meseleleri üzerinde durulmuş, bu meselelerin öncesi ve sonrası ile ilişkisine değinilerek fıkhî hükümleri ortaya konmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Determınatıon of proteın qualıty of foods ın turkomp natıonal food database and evaluatıon ın terms of adult nutrıtıon

    Meryem Bayrakdar

    Bu araştırmanın amacı, Türkomp Ulusal Gıda Veri Tabanı'ndaki gıdaların protein kalitesini belirlemek ve yetişkin beslenmesi açısından değerlendirmektir. Bu çalışmaya, veri tabanında yer alan protein ve amino asit değerleri belirlenmiş olan et ürünleri (11 adet), süt ürünleri (13 adet) ve seçilmiş diğer ürünler (5 adet) dahil edilmiştir. Bu araştırmada, besinlerin protein kalitesini değerlendirmek amacıyla PDCAAS yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizi için SPSS 23 programı kullanılmıştır. Et ve et ürünleri açısından yapılan analizlerde, en yüksek protein içeriği 30,63 gram ile Afyon pastırmasında bulunmuştur. Çoğu ürün, esansiyel amino asitler açısından yeterli birer kaynak olarak değerlendirilmiş ve özellikle triptofan (Trp), treonin (Thr), fenilalanin+tirozin (Phe+Tyr), metiyonin+sistein (Met+Cys) ve lizin (Lys) açısından zengin olduğu tespit edilmiştir. Yaş gruplarına göre analizlerde, Kayseri sucuğunun tüm yaş gruplarında en yüksek PDCAAS değerine sahip olduğu, Oltu cağ kebabı ve Bursa dönerinin ise BCAA açısından öne çıktığı görülmüştür. Bununla birlikte, yetişkinlerde sınırlayıcı amino asitlerin genelde valin (Val) ve Trp, çocuk gruplarında ise Phe+Tyr olduğu belirlenmiştir. Süt ve süt ürünleri için yapılan değerlendirmelerde, ortalama protein içeriği 12,71 gram olarak bulunmuştur. Yetişkinler ve çocuk gruplarında özellikle triptofan (Trp), izolösin (Ile), lösin (Leu) ve lizin (Lys) gibi amino asitlerin yeterli düzeyde olduğu; ayrıca Bursa yayık ayranının tüm yaş gruplarında PDCAAS değeri en yüksek ürün olduğu belirlenmiştir. Yetişkinlerde sınırlayıcı amino asitlerin metiyonin+sistein (Met+Cys) ve histidin (His) olduğu görülürken, çocuk gruplarında Phe+Tyr sınırlayıcı amino asit olarak tespit edilmiştir. Diğer ürünler arasında, en yüksek protein içeriği 14,38 gram ile Ankara Beypazarı kuru tarhanasında tespit edilmiştir. Ankara aşuresi ise hem en yüksek PDCAAS değerine sahip ürün hem de esansiyel amino asitler açısından dengeli bir profile sahip olarak öne çıkmıştır. Yaş gruplarına göre yapılan analizlerde, yetişkinlerde sınırlayıcı amino asitlerin genelde Val ve Trp olduğu, çocuk gruplarında ise Phe+Tyr'nin sınırlayıcı amino asit olarak öne çıktığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Türkomp, protein kalitesi, yetişkin beslenmesi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersine yönelik yeterlik algıları: Karma yöntem

    Mevlüt Çelik

    Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin beden eğitimi ve oyun dersi ile ilgili yeterlik algılarını inceleyerek, bu algılar arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, araştırma karma yöntem araştırmalarından sıralı araştırıcı desen kullanılarak modellenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda fenomenoloji (olgubilim) deseninden faydalanılmış, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile 5 beden eğitimi ve spor öğretmeni, 5 sınıf öğretmeni ve hem sınıf öğretmenliği hem de beden eğitimi ve spor öğretmenliği alanlarında eğitim almış 5 çift branşlı öğretmenle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ise Kara (2007) tarafından geliştirilen Beden Eğitimi Dersi Öğretmen Yeterlik Ölçeği kullanılarak 162 sınıf öğretmeni ve 160 beden eğitimi ve spor öğretmeni olmak üzere toplamda 322 katılımcıya ulaşılmıştır. Veri analizinde, nitel veriler için MAXQDA 2020 yazılımı, nicel veriler için ise SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Nitel verilere ait bulgularda, öğretmenlerin beden eğitimi dersine ilişkin düşünceleri, karşılaştıkları zorluklar ve ders içi uygulama süreçlerine dair temalar ortaya çıkmıştır. Bu bulgular, branş öğretmenlerinin özellikle alan bilgisi ve deneyim açısından daha güçlü bir yeterlik algısına sahip olduklarını göstermektedir. Ayrıca nicel bulgular, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin yeterlik puanlarının istatistiksel olarak sınıf öğretmenlerinden daha yüksek olduğunu ortaya koymuş, bu bulgu nitel verilerle paralellik göstermiştir. Elde edilen verilere göre, beden eğitimi ve spor öğretmenliği mezunlarının, alan bilgisi ve uygulamalı deneyimlerinin etkisiyle daha yüksek yeterlik algılarına sahip oldukları, bunun yanında düzenli spor yapan öğretmenlerin beden eğitimi dersine yönelik yeterlik algılarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, beden eğitimi ve oyun dersinin etkinliği hem yapısal hem pedagojik açıdan yapılacak iyileştirmelerle artırılabilir. Bunun yanı sıra, öğretmenlerin mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hizmet içi eğitim seminerlerinin düzenlenmesi önerilmektedir. Bu dersin özel alan bilgisi gerektirdiği dikkate alındığında, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin dersin verildiği okullarda görev alması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi, oyun, yeterlik, öğretmen.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Yapay damar testlerinde kullanılmak üzere bir yapay dolaşım döngüsünün geliştirilmesi

    Namık Karakaşoğlu

    Yapay Dolaşım Döngüsü (YDD), genellikle yapay damar sistemleri ve benzeri biyomekanik süreçlerin simülasyonu için kullanılan cihazlara verilen addır. Mevcut YDD sistemleri, yüksek maliyetleri ve sınırlı erişilebilirlikleri nedeniyle araştırmacılar için zorluklar yaratmaktadır. Bu sistemler hem elektronik hem de mekanik olarak oldukça karmaşık yapılar içermektedir. Öte yandan, yapay damar ve ilgili alanlarda her geçen gün yeni araştırma projeleri yürütülmekte ve bu süreçlerde hızlı erişilebilecek, deney maliyetlerini düşük tutacak YDD sistemlerine duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır. Düşük maliyetli bir YDD makinesi, her ne kadar tüm deneysel gereksinimleri karşılayamayacak olsa da, araştırma süreçlerinin başlangıcında sıkça kullanılan deneme-yanılma yöntemlerini pratik bir şekilde uygulama imkânı sunabilir. Bunun yanı sıra, bu alanda uzmanlaşmak isteyen öğrenci ve yeni araştırmacılar için düşük maliyetli bir platformda fiziksel ve gerçek deneyim fırsatları sunarak eğitim kalitesinin artırılması da önemli bir ihtiyaçtır. Bu tez çalışmasında, düşük maliyetli, yeterli ölçüm kabiliyetine sahip, üretimi kolay ve tekrar edilebilir bir yapay dolaşım döngüsü tasarımı ve üretimi gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında dört ana hedef belirlenmiştir: (I) Basit ve düşük maliyetli üretim yöntemleriyle YDD'nin kurulması. (II) Yapay dolaşım döngüsü üzerinde tipik bir yapay damar modeli kullanılarak doğal damar genişlemesinin simüle edilmesi. (III) Pompanın hassas kontrolü ile tipik arteriyel basınç dalga formunun oluşturulması. (IV) Döngüye entegre edilen sensörlerin, damar genişlemesine bağlı olarak oluşan debi ve basınç farklarını ölçebilme kapasitesinin test edilmesi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Şeve oturan şerit temellerin taşıma gücünün istatistiksel yaklaşımla irdelenmesi

    Alper Gücüyener

    Bu tez çalışması, şeve oturan şerit temellerin taşıma gücünü istatistiksel yöntemlerle incelemeyi amaçlamaktadır. Şevli zeminlerde temellerin taşıma kapasitesi, geleneksel düz zemin temellerine kıyasla daha karmaşık bir yapıya sahiptir ve birçok faktörden etkilenmektedir. Bu nedenle, mevcut analitik yaklaşımların sınırlılıklarını aşmak ve daha güvenilir tahminler yapmak için istatistiksel modelleme yöntemleri kullanılmaktadır. Çalışma kapsamında içsel sürtünme açısı, kohezyon, temel genişliği, gömülme derinliği, temelin şeve uzaklığı, şev yüksekliği ve şev eğim açısı bağımsız değişkenler olarak belirlenmiştir. Bağımsız değişkenlerin yanıt olarak belirlenen taşıma gücü katsayısı üzerindeki etkileri istatistiksel olarak incelenmiştir. Bu kapsamda Yanıt Yüzey Yöntemi (YYY) kullanılmıştır. Merkezi kompozit tasarım yaklaşımı ile bağımsız değişkenlerin farklı değer aldığı 142 durum oluşturulmuştur. Her durum için temel monotonik yükleme yapılarak sonlu elemanlar yöntemi ile taşıma gücü belirlenmiştir. Elde edilen yük, boyutsuz taşıma gücü katsayısına çevrilerek yanıt olarak deney matrisinde tanımlanmıştır. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, uygun model belirlenmiş, doğrulaması yapılmıştır. Model doğruluğu, deney setinde olmayan bağımsız değişkelerin bulunduğu yeni veri seti ile kontrol edilmiştir. Elde edilen istatistiksel model kullanılarak, bağımsız değişkenlerin taşıma gücü katsayısı üzerindeki tekil etkileri incelenmiştir. Bunun yanında, bağımsız değişkenler arasında etkileşimin de olabileceği dikkate alınarak parametre etkisi Pareto diyagramları ile incelenmiştir. Pareto diyagramları ANOVA sonucunda her bir bağımsız değişken için belirlenen F-değerleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Elde edilen sonuçlar, şevli zeminlerde temellerin taşıma kapasitesinin, zemin özellikleri ve şev geometrisi ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca, Yanıt Yüzey Yönteminin, karmaşık geoteknik sistemlerin davranışlarını modelleme ve tahmininde etkili bir yöntem olduğu ortaya konmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tuzlu su uygulamasının kas hasarı ve ağrısı üzerindeki etkisinin araştırılması

    Hasan Yalvaç

    Kas ağrısı, kasların alışık olmadıkları yüksek yoğunluklu yüklenmelerden sonra görülebilen ve belirli bir zaman diliminde kişinin yaşam kalitesini ve iş verimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu ağrıların önlenmesine yönelik bazı yöresel uygulamalar bulunmaktadır. Bu uygulamalar arasında, yoğun egzersiz sonrası oluşabilecek kas ağrılarının azaltılması amacıyla gerçekleştirilen tuzlu su uygulaması yer almaktadır. Bu yöntemde, egzersiz sırasında alışılmışın dışında yüklenmelere maruz kalan kas gruplarına hazırlanmış olan tuzlu su haricen uygulanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, tuzlu su uygulamasının kas ağrısı ve kas hasarı üzerine etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini, Bayburt Üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler, örneklemini ise aynı üniversitede öğrenim gören herhangi bir kronik rahatsızlığı olmayan, sigara kullanmayan, sedanter yaşam süren, yaşları ortalaması 21,36 ± 2,01 yıl olan 11 gönüllü erkek katılımcı oluşturdu. Katılımcılarda hamlık oluşturabilecek eksantrik içerikli egzersiz programı uygulandı. Birinci aşama olarak adlandırılan dönemde egzersiz programının hangi düzeyde kas hasarı oluşturduğunu belirleyebilmek için egzersiz öncesi ve egzersizden sonra 24. ve 48. saatler olmak üzere toplamda üç kez kan alındı. Bu kan örnekleri Kreatinkinaz (CK), Aspartat Aminotransferaz (ALT), Alanin Aminotransferaz (AST), Laktatdehidrogenaz (LDH), Hemoglobin (HGB), White Blood Cells (WBC), Red Blood Cells (RBC), Neutrophils (NEU), Platelets (PLT) dir. Bu aşamanın sonunda katılımcılara McCaffery 1989 tarafından oluşturulan sayısal ağrı derecelendirme ölçeği (Numeric Pain Rating Scale (NPRS)) uygulandı. Literatür bilgisi dikkate alınarak katılımcılardan 35 gün herhangi bir fiziksel aktiviteye katılmamaları istendi. Bu süre sonunda söz konusu egzersiz programını tekrar uygulamadan önce kan örnekleri alındı. Uygulanan egzersiz programından sonra katılımcıların tüm vücuduna daha önce hazırlanmış olan tuzlu su uygulaması yapıldı. Yine aynı şekilde egzersizden sonraki 24. ve 48. saatlerde iki ayrı kan örneği daha alındı. Her iki aşamada da egzersiz programı aynı saatler (14:00-16:00) arasında yaptırıldı. Alınan tüm kan örnekleri sabah saat 09:30 – 10: 30 arasında alındı. Uygulanan ölçekten ve kan örneklerinden edilen veriler bilgisayar ortamına aktarıldı. bu verilerin istatistiksel olarak karşılaştırılmasında SPSS 27 paket programı kullanıldı. Verilerin normallik analizleri test edildi. Bu bağlamda verilerin analizinde descriptive, paired simple ve tekrarlanan ölçümlerde varyans analizi kullanıldı. Nihayetinde ağır egzersiz sonrasında tuzlu su uygulamasının ALT, AST, LDH, CK, WBC, NEU, RBC, HGB ve PLT değerleri üzerinde matematiksel olarak fark yaratsa da bu farkın istatistiksel olarak anlamlı (p>0,05) olmadığı ortaya çıktı. Aşama ayrımı yapılmaksızın kan örneklerinin 1. 2. ve 3. ölçümlerinde ALT, LDH ve CK değerlerindeki farkın anlamlı (p<,0,05) olduğu görülürken; AST, WBC, NEU, RBC, HGB ve PLT değerlerindeki farkın anlamlı (p>0,05) olmadığı anlaşıldı. Diğer taraftan numaralandırılmış ağrı ölçeği ön test ve son test ortalama puanları arasında p < 0,01 düzeyinde anlamlı farklılığın olduğu saptandı. Sonuç olarak, tuzlu su uygulamasının kas hasarı belirteçlerinde bir azalmaya neden olduğu ancak bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı söylenebilir. Bununla birlikte kas ağrısının azaltılması noktasında önemli bir etkiye sahip olduğu ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: Gecikmiş kas ağrısı, egzersiz, kas hasarı, tuzlu su.

  • Doktora TeziAçık Erişim2025
    Uygulamadan entelektüel edime – Tefsirin ilk devrinde üç boyut

    Ramazan Ünsal

    Bu tezde uygulamadan entelektüel edime tefsirin ilk devrinde tefsir faaliyetleri üç boyutta incelenmiştir. Kur'an'ın tefsiri faaliyetleri Kur'an'ın metinleşme tarihi dikkate alınarak üç bö-lümde ele alınmıştır. Birinci bölümde vahiy öncesinde yaşanan olaylar; kıssalar, örf ve adetler, gelenek, görenekler ve toplumun kültür unsurları vahye geçmiş fiilî tefsirin örneklerini teşkil etmiştir. Ayrıca nüzul döneminde vahiy metnine geçtiği düşünülen Hz. Peygamber ve sahabe-nin yaşadığı olaylar da fiilî tefsirin malzemeleridir. Nassın toplum hayatına geçmesi, birey ve toplum hayatında meydana getirdiği değişiklikler ve vahyin etkisiyle meydana gelen hadiseler de ayetlerin anlaşılmasında fiilî tefsir malzemeleri olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise Kur'an metninin oluşumunda meydana gelen hadiselerin sözlü olarak rivayet edilmesi ince-lenmiştir. Allah'ın bir hususu anlatmak, bilgi vermek için öncesinde soru sorup cevap vermesi, Hz. Peygambere sorulan soruların vahiy tarafından cevaplanması, onun nazil olan ayetleri teb-liği esnasında yaptığı açıklamalar ve vahye konu olan hadiselerden sonra olayla ilgili anıların anlatılması sözlü tefsir malzemeleri olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise sahabiler tarafın-dan kendilerinin şahsi Kur'an nüshalarına yazdıkları tefsire dair notlar kısa açıklamalar kitabî tefsir malzemeleri olarak ele alınmış, Fatiha ve Bakara surelerinden örnekler verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Core çalışmalarının 200 metre serbest teknik yüzme kinematik değerlerine etkisi

    Muhammed Ali Gökce

    Bu araştırmanın amacı, core çalışmalarının 200 metre serbest teknik yüzmenin kinematik değerlerine etkisini incelemektir. Araştırmaya 20 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Deney grubu (yaş;11.8±0.42) ve kontrol grubu (yaş;10.6±0.69) olmak üzere kolayda örnekleme yöntemiyle 10'ar kişilik 2 gruba ayrılmıştır. 12 haftalık core antrenman programı uygulanmadan önce ve sonra sporcuların tüm sporcuların belirlenen ölçümleri kayıt altına alınmıştır. Deney grubuna haftada 2 gün yüzme antrenmanlarına ek olarak core çalışmaları yaptırılmıştır. Kontrol grubu ise core çalışmalarına dahil edilmemiş ve sadece yüzme antrenmanlarına devam etmişlerdir. Araştırmada elde edilen veriler normal dağılım göstermiştir. Bu sebeple verilerin analizinde iki yönlü karışık model anova testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sporcuların kol sayısı, su altı mesafesi ve derecelerinde anlımlı bir farklılık görülürken (p<0.05) uçuş mesafesine değişkeninde anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0.05). Core çalışmalarının kol sayısı ve su altı mesafesi gibi kinematik değerlere olumlu yönde katkıda bulunurken sporcuların performanslarına da olumlu yönde katkıda bulunduğu fakat uçuş mesafesini her hangi bir katkıda bulunmadığı sonucuna varmıştır. Anahtar Kelimeler: Yüzme, core antrenman, kinematik, performans.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    A356 alaşımın dökümünde fe içeriğine bağlı mn ilavesinin etkisinin incelenmesi

    Nurdan Alkan

    Alüminyum döküm alaşımları, yüksek mukavemet, yüksek korozyon dayanımı, yüksek termal iletkenlik ve düşük yoğunluk gibi üstün özelliklerinden dolayı başta otomotiv olmak üzere birçok endüstriyel alanlarda yaygınca kullanılmaktadır. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte alüminyum dökümlerinin kalitesinin artırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca alüminyum alaşımlarının dökümünde ikincil alüminyum kullanımı; çevre, maliyet ve hammadde kaynaklarının azalmasına bağlı olarak gerekli bir süreçtir. Ancak hurda kullanımında özellikle Fe içeriğine bağlı olarak çeşitli kırılgan fazlar ortaya çıkması ve mekanik özelliklerde olumsuz etkileri bilinmektedir. Alüminyum döküm alaşımlarında mekanik özellikleri (çekme mukavemeti, uzama, yorulma ömrü vb.) iyileştirebilmek için alaşımda bulunan gözeneklilik ve yapısal kusurların sayısının en aza indirilmesi gerekmektedir. Alüminyum döküm alaşımlarının mekanik özelliklerini etkileyen ez zararlı elementlerden biri Fe elementidir. Alaşım içinde bulunan Fe elementi alaşımdaki diğer elementler ile bağlanarak intermetalikler oluşturmaktadır. Oluşan bu intermetalik bileşiklerin mekanik özellikler, gözeneklilik, dökülebilirlik, korozyon direnci ve yüzey işlemlerine olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Bu kapsamda Fe elementinin zararlı etkilerinin giderilmesi ve alaşımlarından kalite beklentisindeki artışa bağlı olarak farklı alaşım elementi ilaveleri ile dökümler yapılması ve üretimde yeni teknoloji kullanımları üzerinde çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmada farklı Fe içeriklerine sahip A356 hurda alaşımının içerisinde değişen oranlara Mn ilavesi yapılarak döküm deneyleri gerçekleştirilmiştir. Böylece alaşımda Fe ve Mn etkileri kapsamlı deneyler ile değerlendirilmiştir. Bu kapsamda sıvı metal temizleme yönteminin hurdadan kaynaklı etkiyi nasıl ve hangi oranda ortadan kaldırdığı belirlenerek akıcılık, mekanik özellikler ve mikroyapı özellikleri değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Etik liderlik ve işe yabancılaşma arasındaki ilişki: Örgüt ikliminin rolü-Kamu çalışanları örneği

    Hanifi Mehmet İtik

    Günümüzde örgütlerin artan büyüklüğü ve karmaşıklığı, liderlik kavramının etik ilkelere dayalı bir yönetim anlayışıyla yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Etik liderlik, çalışanların katılımını artıran, güveni pekiştiren ve iş birliğini teşvik eden bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışma, etik liderliğin işe yabancılaşmayı azaltmadaki etkisini ve örgütsel iklimin bu ilişkideki aracılık rolünü incelemeyi hedeflemektedir. Bayburt ilinde bulunan kamu kurumlarında çalışan 400 katılımcıdan anket yoluyla toplanan veriler, nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesi sonuçları, etik liderliğin işe yabancılaşmayı anlamlı ölçüde azalttığını ve örgütsel iklimin bu ilişkide kısmi bir aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Bulgular, pozitif bir örgütsel iklimin etik liderliğin etkinliğini artırdığını, etik liderlik davranışlarının işe yabancılaşma duygusunu azalttığının, olumsuz bir örgüt iklimin ise bu süreci zayıflatabileceğini göstermektedir. Tezin teorik kısmında, etik liderlik, örgütsel iklim ve işe yabancılaşma kavramları detaylı bir şekilde ele alınmış; ampirik analizde ise literatür taramasına dayalı bulgular değerlendirilmiştir. Çalışma, etik liderlik ve örgütsel iklimin çalışan bağlılığı ve örgütsel performans üzerindeki kritik önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, etik liderlik uygulamalarını destekleyecek stratejik öneriler sunarak literatüre katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmada; sırasıyla SPPS'te güvenilirlik ve geçerlilik analizleri yapılmış, AMOS'ta doğrulayıcı faktör analizi ile birlikte yapısal eşitlik modellemesi yapılırken aynı zamanda JAMOVİ'de, aracılık etkisinin doğru ve daha net bir şekilde ifade etmesi sebebiyle bootsrap (veri büyütme) yöntemi tercih edilerek analizler gerçekleştirilmiştir. Bunlarla birlikte temel model Baron ve Kenny yol modeli ile birlikte Hayes teorik modeli önerisine göre ele alınmıştır. Çalışma iki istatistiksel yöntemi birlikte ele alması ve üç ayrı paket programının eşgüdümlü olarak kullanılabilmesi sebebiyle de literatüre istatistiksel olarak özgün bir katkı sunmaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Hayvansal üretim yapan işletmelerin genel durumu ve COVİD-19 etkisi üzerine yapılacak olan anketin incelenmesi

    Nazan Yasul Ergezer

    Bayburt ilinin geniş mera alanları, Çoruh havası ile Kelkit vadisi arasındaki bulunması, sanayi kuruluşlarına uzak olması ve bölgedeki çiftçilerin gübre kullanımının düşük olmasıyla organik bir alan olarak kabul edilmektedir. Bu bakımdan ili en önemli ekonomik kaynağı olarak tarım ve hayvancılık ön plana çıkmaktadır. Fakat 2019 yılının sonlarına doğru başta Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan daha sonra tüm dünyaya yayılan covid-19 tüm dünyada başta insanların evlerine kapanmaları, seyahat kısıtlamaları, gıda tedarik zincirindeki sıkıntılar ve ekonomik kapsamda daralmalar ile kendini gösteren en dönemli salgın hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda Covid 19 sürecinde Bayburt'taki çiftçiler (175 adet), hayvansal ürün üreten işletmeler (49 adet) ve satış yapan marketler (163 adet) üzerindeki etkilerini incelemek üzere anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışma ile Bayburt ilindeki çiftçilerin, ürün üreten işletmelerin ve marketlerin genel demografik özeliklerinin incelenmesi sağlanmıştır. Çalışmada anket yöntemi kullanılmış ve üreticilerden elde edilen veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler ANOVA testi, T-testi ve Korelasyon analizleri uygulanmış ve sonuçlar çalışmada değerlendirilmiştir. Çalışma değerlendirildiğinde çiftçilerin büyük bir çoğunluğunun covid 19 döneminde Tarım ve Ormancılık Bakanlığının desteklerinden faydalandığını ancak bu desteklerin yeterli olmadığını daha fazla destek sağlanması gerektiğini, tüketicilerin bu dönem içinde et ve süt ürünlerine karşı talebin azaldığını, hayvan yemlerini bulmada kısmen de olsa sıkıntı yaşandığını ve bu dönemde tüketicilerin doğal beslenmeye önem vermeye başladığı ifade edilmektedir. Ek olarak bu dönemde hayvan sağlığını ve gerekse gelen ziyaretçilerini, işçilerin sağlığını korumak için tedbirler aldıklarını, temizliğe daha çok önem verdiklerini ve bu kapsamda temizlik malzemesi ile ekipmanlarına daha fazla maliyetlerin arttığını belirtmişledir. Hayvansal ürün üreten işletmelerde çiğ süt depolama tanklarının yeterli olmadığı, üretimin azaldığı, temizlik tedbirlerine bağlı olarak iş gücü ile temizlik masraflarının arttığı belirtilmiştir. Covid 19 döneminde marketlerin et ve süt ürünlerinin temini noktasında sıkıntı yaşadıkları, yaşanan tedarik sıkıntısına bağlı olarak market gelirlerinin azalması ile küçülmeye gidildiği ve halkın genel olarak et ve süt ürünlerine karşı tüketim alışkanlıklarının değiştiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak dünya genelinde covid 19 salgının dünya genelinde ekonomik acıdan büyük sıkıntılara sebep olmuştur. Ülkemizde de özelikle tedarik zincirindeki sıkıntılar ve halkın hayvansal ürünlere karşı oluşan korkusu çiftlerimiz ve marketleri olumsuz yönde etkilemiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Örgütsel adalet, örgütsel özdeşleşme ve yöneticiye duyulan güven ilişkisi

    Gökhan Abacı

    Bu çalışmanın temel amacı, örgütsel adalet ve yöneticiye duyulan güvenin, Bayburt ili ortaokullarında çalışan öğretmenlerin örgütsel özdeşleşme düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Tez üç ana bölümden ve bunlara bağlı alt başlıklardan oluşmaktadır. Birinci bölümde; örgütsel adalet, örgütsel özdeşleşme ve yöneticiye duyulan güven kavramları kuramsal çerçevede ele alınmıştır. İkinci bölümde araştırmanın yöntemi, deseni, evreni ve örneklemi gibi unsurlar açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise elde edilen bulgular ve analiz sonuçları ayrıntılı olarak sunulmuştur. Araştırmanın örneklemini, Bayburt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada nicel yöntemlerden biri olan anket yöntemi tercih edilmiştir. Bu doğrultuda, toplam 379 öğretmene; 6'sı demografik olmak üzere, örgütsel adalet ölçeğinden 20, örgütsel özdeşleşme ölçeğinden 6 ve yöneticiye duyulan güven ölçeğinden 5 olmak üzere toplam 31 soru yöneltilmiştir. Yeterli sayıda veri toplandıktan sonra analizler SPSS programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin istatistiksel değerlendirilmesinde değişkenler arasındaki ilişki düzeylerini ortaya koymak amacıyla korelasyon analizi, bağımlı değişkenin bağımsız değişken üzerindeki etkisini belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA), iki grup karşılaştırmalarında ise bağımsız örneklemler için t-testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, örgütsel adalet ve alt boyutları olan (dağıtım adaleti ve etkileşim adaleti) örgütsel özdeşleşmeyi olumlu etkilediği ve yöneticiye duyulan güvenin de örgütsel özdeşleşmeyle pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Bağımsız değişekenlerimiz olan örgütsel adalet ve ve alt boyutları olan (dağıtım adaleti ve etkileşim adaletiyle) yöneticiye duyulan güven arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel adalet, örgütsel özdeşleşme, yöneticiye duyulan güven.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Eğitim kurumlarında insan enerjisi ve çalışan performansı arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik bir araştırma: Gümüşhane ili örneği

    Bahtışen Güner

    Eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerde insan enerjisinin performansa etkisini inceleyerek iki değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerine uygun olarak hazırlanmıştır. Gümüşhane ilindeki eğitim öğretim kurumlarında fiilen çalışmakta olan 414 öğretmenden gönüllülük esasına göre veri toplanmış, veriler SPSS Paket Programı'nda analiz edilmiştir. Tüm bu verilere faktör ve güvenirlik analizleri yapılmış çalışmanın hipotezleri bu analizler sonucunda test edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı fark olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA), iki grup karşılaştırmalarında ise bağımsız örneklem için t-testi uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre, insan enerjisi ile performans arasında pozitif yönlü, anlamlı ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. İnsan enerjisinin alt boyutları ile performans arasında zihinsel, ruhsal ve fiziksel enerjide pozitif yönlü duygusal enerjide ise negatif yönlü anlamlı ilişki vardır. Bu sonuçlar, öğretmenlerin sahip olduğu enerjinin performanslarını oldukça güçlü bir şekilde etkilediğini ortaya koymaktadır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Tek seferde nazil olan sûrelerin yazılma süreci

    Abdulsamet Özdemir

    Bu çalışma, tek seferde nazil olan Mekkî ve Medenî sûrelerin Hz. Peygamber tarafından nasıl, ne zaman ve hangi yöntemlerle yazdırıldığına dair rivayetleri merkeze alarak, vahyin yazıya geçirilme sürecine dair özgün bir bakış açısı sunmaktadır. Kur'ân'ın sadece ezber yoluyla değil, aynı zamanda yazılı olarak da korunmasına yönelik çabalar, özellikle vahiy kâtipleri aracılığıyla sistemli bir şekilde yürütülmüştür. Bu bağlamda, vahyin indiği dönemde kullanılan yazı malzemeleri, kâtiplerin sayısı ve rolleri ile Hz. Peygamber'in bu süreci bizzat nasıl yönettiği konuları detaylı biçimde ele alınmıştır. Çalışmada, nüzûl ve tedvîn süreçleri arasındaki organik ilişki ortaya konmuş; sûrelerin topluca yazdırılması özelinde vahyin yazımında takip edilen yöntemler tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece Kur'ân'ın erken dönemde yazıya geçirilmesine dair literatürde eksik kalan yönler tamamlanmaya ve araştırmacılara konuya dair derinlemesine bir perspektif sunulmaya çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Çok kriterli karar verme yöntemi ve coğrafi bilgi sistemi kullanılarak Erzurum ili merkez ilçeleri için alternatif katı atık depolama alanlarının belirlenmesi

    Mustafa Furkan Özkan

    Erzurum ilinin Pasinler, Palandöken, Yakutiye ve Aziziye ilçelerini kapsayan bu çalışmada, uygun katı atık depolama alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda uygun alanların belirlenmesinde Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) kullanılmıştır. Kriterlerin belirlenmesinde, literatür taraması, çalışma alanının coğrafi özellikleri ve temin edilebilen veriler önemli rol oynamıştır. Bu seçenekler doğrultusunda AHP yönteminde kullanılmak üzere, yüzey sularından uzaklık, yerleşim yerlerine uzaklık, havalimanına uzaklık, yollara uzaklık, demiryollarına uzaklık, heyelan alanlarına uzaklık, faylardan uzaklık, litoloji, toprak yapısı, arazi kullanımı, eğim ve bakı kriterleri belirlenmiştir. Bu verilerin her birine ikili karşılaştırma temelinde göreceli önem değeri atanmıştır. Belirlenen kriterlerin verileri çeşitli ulusal/uluslararası kamu kurumlarından ve açık kaynaklı veri tabanlarından elde edilmiştir. Tüm bu verilerin uygun formata dönüştürülmesinde (sayısallaştırma) ve üretilmesinde (sorgulama ve analiz) Coğrafi Bilgi Sistemi yazılımı olan ArcGIS programından yararlanılmıştır. Son aşamada ağırlıklandırılan verilerin haritaları üretilmiş, normalize ağırlık değerleri hesaplanarak uygunluk haritası oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda katı atık depolama alanı için beş adet ("Alternatif a", "Alternatif b", "Alternatif c", "Alternatif d" ve "Alternatif e") uygun alan belirlenmiştir. Bu alanlar Palandöken ve Aziziye ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Alternatif katı atık depolama alanları arasında yüksek uygunluk değerine sahip olan "Alternatif a" alanı önerilmiştir. Bu alanın önerilmesinde Erzurum il merkezine yakın olması ve ulaşım açısından avantajlı konumda olması önemli rol oynamıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Toplumda gıda ilaç etkileşimleri konusunda bilgi ve farkındalık düzeyinin belirlenmesi: Erzurum örneği

    Meryem Kersen

    Gıda ve ilaç etkileşimleri, farmakoloji ve beslenme bilimlerinin kesişiminde önemli bir araştırma alanı olarak kabul edilmektedir. Bu etkileşimler, ilaçların emilim, dağılım, metabolizma ve atılım süreçlerini etkileyerek bireylerin sağlık durumunu ve tedavi başarısını doğrudan etkileyebilir. Özellikle sürekli ilaç kullanan bireylerde ve kronik hastalıklara sahip kişilerde bu durum daha belirgin bir sorun teşkil etmektedir. Bununla birlikte, toplumun büyük bir kısmında bu konuda yeterli bilgi ve farkındalık bulunmadığı gözlemlenmektedir. Bu çalışma, gıda-ilaç etkileşimleri ile ilgili toplumun bilgi düzeyini değerlendirmek ve bu alandaki bilgi eksikliklerinin sağlık üzerindeki olası sonuçlarını analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada gıda-ilaç etkileşimlerinin mekanizmaları ele alınmıştır. Özellikle bazı gıdaların ilaç metabolizmasında rol oynayan enzim sistemlerini (örneğin, sitokrom P450 enzimi) nasıl etkilediği, ilacın biyoyararlanımını artırma veya azaltma potansiyeline sahip olduğu detaylandırılmıştır. Bunun yanında bazı gıdaların ilaçlarla olan kritik etkileşimleri üzerinde durulmuştur. Toplumun bilgi ve farkındalık düzeyini ölçmek amacıyla 400 kişiyle Erzurum ilini hastaların bilgi, tutum ve uygulamaları sayacak şekilde yürütülmüştür. Çalışmada anket yöntemiyle katılımcılardan yaş vb. bilgiler toplanmıştır ve katılımcılara gıda ilaç etkileşimlerine yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerini ölçen sorular sorulmuştur. Bu çalışma katılımcıların büyük bir kısmının gıda-ilaç etkileşimleri hakkında yetersiz bilgiye sahip olduğunu ve ilaç kullanım talimatlarına tam anlamıyla uymadığını ortaya koymuştur. Özellikle yaşlı bireyler, düşük eğitim düzeyine sahip gruplar bu konuda daha büyük bir bilgi eksikliği olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, gıda-ilaç etkileşimleri konusunda toplumda farkındalığı artırmaya yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Sağlık profesyonellerinin bu konuda eğitim alması ve hastaları daha etkin bilgilendirmesi gerektiği, toplumsal bilinci artırmak için kamu spotları, eğitim programları ve sağlık okuryazarlığını teşvik eden kampanyaların düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, ilaç firmalarının, prospektüslerde yer alan bilgileri daha sade ve anlaşılır bir dilde sunmaları önerilmektedir. Bu tez, toplum sağlığına yönelik riskleri azaltmaya katkı sağlamayı ve sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik politika yapıcılar ve sağlık profesyonelleri için rehber bir kaynak oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gıda, ilaç, gıda ilaç etkileşimi, toplum sağlığı, bilgi düzeyi, farkındalık düzeyi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Modern dünya sistemi kuramı çerçevesinde Tanzimat Fermanın incelenmesi

    Recep Akdağ

    16. yüzyılda Avrupa'da iktisadi bir sistem olarak ortaya çıkan Modern Dünya Sistemi(MDS) 19. Yüzyıla gelindiğinde Fransız İhtilali, Sanayi İnkılabı ve Batı teknolojinin gelişmesiyle mevcut üretim seri üretime geçmiştir. Seri üretim, üretim fazlalığı oluşturmuş bu durumda dış pazar ihtiyacını gerektirmiştir. Sanayileşen merkez ülkeler dış pazar bulmak için yeni pazar arayışı içine girmiş ve böylece MDS bir dünya sistemi haline gelmiştir. MDS kendi içerisinde merkez ülke, çevre ülke ve yarı çevre ülke olarak kavramsallaşmıştır. Merkez, çevre, yarı çevre ülke olarak konumlanan dünya sistemi bu ülkeler arasındaki ilişkileri: ekonomik, siyasi, hukuki, idari ve toplumsal yönleriyle bir bütün halinde inceleyen bir sistem olmuştur. Bu nedenle çalışmada Türkiye'nin hukuki, siyasi ve idari alandaki dönüşümünü sağlayan en önemli temel anayasal metin konumundaki Tanzimat Fermanını, MDS teorisi çerçevesinde yeni bir okuma yaparak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla birincil ve ikincil kaynakların okunması yöntemiyle incelenen çalışmanın birinci bölümünde MDS tanımlanmış. İkinci bölümünde, Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile Tanzimat'a giden süreçte Osmanlı İmparatorluğunun mevcut ekonomik ve mali yapısı ile kendi içinde ve diğer devletlerle siyasi ilişkileri incelenerek Balta Limanı Ticaret Sözleşmesi değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise Tanzimat Fermanı MDS çerçevesinde ele alınmıştır. Yapılan okumalar ile Tanzimat Fermanının MDS çerçevesinde okunabileceği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi'nin Şerhu Kasîdeti Bânet Su'âd adlı eserinin 1–12. beyitler arasının tahkîki, tercümesi, dil, sarf, nahiv ve belâgat uygulamaları

    Üsame Babacan

    Bu tezde Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi'nin yazdığı Şerhu Kasîdeti Bânet Su'âd isimli eserin belli kısmının tercümesi ile dil, sarf, nahiv, belâgat uygulamaları ve tahkîkli metni ele alınmıştır. Sözü edilen kasîde Kâ'b b. Züheyr'in Hz. Peygamber'e sunduğu bu vesîleyle onun hırka-i saâdetine nâil olduğu Kasîdetü'l-Bürde'dir. Arap şiirinin en önemli örneklerinden biri olan ünlü kasîde, Câhiliyye şiirinin tüm özelliklerini içerisinde barındırması açısından, o dönemin şiir anlayışına ışık tutar niteliktedir. Bu önemine binâen kasîdenin üzerine birçok şerhler, tahmîsler ve taştîrler yazılmıştır. Hayatı hakkında kısıtlı bilgilere ulaşılmış olan Osmânlı âlimi Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi de yazdığı eserle Kasîdetü'l-Bürde şerh geleneğinin içerisine dâhil olmuştur. Çalışmaya konu olan eser incelendiğinde yazarın Arap diline ayrıntılarıyla hâkim olduğu görülmüştür. Bununla birlikte literatür taraması yapıldığında Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi'nin eserlerinin herhangi bir kapsamlı çalışmanın konusu olmadığı görülmüş, bu da bizi Şerhu Kasîdeti Bânet Su'âd'ı kütüphanelerin tozlu raflarından indirip ilim âleminin hizmetine sunmaya itmiştir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında genel hatlarıyla tezin konusu, amacı ve öneminden bahsedilmiştir. Birinci bölümde kasîde sahibi Kâ'b b. Züheyr, ikinci bölümde şerh sahibi Pembezâde Ahmed b. Osmân Efendi, üçüncü bölümde tercüme, tahkîk ve şerhte takip edilen yöntem ve esaslar, şerhte temas edilen sarf, navih ve belâgat konuları, şerhte kullanılan kaynaklar verilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise şerhin tercümesi ve tahkîkli metni yer almaktadır. Yapılan çalışma süresince İsnad Atıf Sistemi İkinci Edisyon ve İSAM Tahkikli Neşir Esaslarında belirtilen yönergeler olabildiğince takip edilmiştir. Ayrıca okuyucuların metni kolayca anlayabilmesi için gerekli yerlerde konuyu açıklığa kavuşturmak için dipnotlar verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Cimnastik yapan sporcuların fitnessgram test bataryası ile fiziksel uygunluk düzeylerinin karşılaştırılması

    Alpaslan Faruk Arslan

    Bu çalışma "nicel araştırma modellerinden deneysel bir çalışma olup, gerçek deneme modellerinden ön test – son test deney kontrol gruplu model" (Karasar, 2010) tekniği kullanılarak sonuçlar elde edilecektir. Sonuçların elde edilmesinde kullanılacak materyaller; boy ölçüm aracı (stadio metre), vücut ağırlığı ölçüm aracı (baskül), sürat ölçüm aracı (fotosel) mezura,el kavrama kuvveti ölçüm aracı ve esnekliğin belirlenmesinde esneklik sehpası kullanılacaktır. Cimnastik yapan ve yapmayan sporcuların fiziksel uygunluklarını belirlemede Fitnessgram Test bataryasından yararlanılacaktır. Çalışmamız Kahramanmaraş/Elbistan İlçesinde 8-12 yaş aralığında en az 1 yıl cimnastik yapan 20 gönüllü sporcu ve cimnastik yapmayan 20 gönüllü sporcu ile yapılacaktır. Sporculara 8 hafta boyunca planlanmış 8 haftalık kuvvet esneklik ve dayanıklılık antrenmanları yaptırılacaktır. Deney ve kontrol gruplarının 8 haftalık antrenman öncesi tüm ölçümleri alınacak olup veriler kaydedilecektir. 8 haftalık antrenman sonrası deney ve kontrol gruplarından veriler elde edilecektir. Elde edilen veriler, spss paket programı ile analiz edilecektir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2025
    Zeytinyağı bazlı propolis ekstraktından fenolik bileşik ekstraksiyonunun optimizasyonu ve ekstraktların antimikrobiyal aktivitesi

    Aleyna Mevlütoğulları

    Propolis bal arıları tarafından bitkilerin farklı kısımlarından toplanan reçinemsi bir üründür. Fakat, propolis doğrudan kovandan hasat edildiği ham şekli ile kullanıma uygun olmayıp, uygun çözücülerde ekstrakte edilerek tüketime sunulan doğal bir üründür. Bu nedenle propolise uygulanacak ekstraksiyon yöntemi ve ekstraksiyonda kullanılacak çözücünün seçimi oldukça önemlidir. Bu tez çalışmasında son yıllarda propolis ekstraksiyonunda çözücü olarak sıklıkla tercih edilmeye başlanan zeytinyağı kullanılarak geleneksel (maserasyon) ekstraksiyon yöntemine ait proses parametrelerinin optimizasyonunun yapılması ve ekstraktların antimikrobiyal aktivitesinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ekstraksiyon yönteminin propolisten toplam fenolik bileşik, antioksidan madde, krisin, galangin ve pinosembrin ekstraksiyonu üzerine etkisi belirlenmiştir. Sonuç olarak, yanıt yüzey yöntemi ile yaplan optimizasyon sonucunda optimum koşullar; 1:15 g/ml katı: çözücü oranı, 30.10 °C sıcaklık ve 9 günlük bir bekletme süresi olarak belirlenmiştir. Modelin arzu edilebilirlik değeri (d) ise 0.92 olarak saptanmıştır. Ek olarak antimikrobiyal aktivite sonuçları değerlendirildiğinde propolis ekstraktlarına karşı en duyarlı örneklerin Gram (+) bakteriler olduğu gözlemlenmiştir. Elde edilen tüm bu sonuçlar uygun ekstraksiyon parametreleri altında zeytinyağının propolis ekstraksiyonu için alternatif bir çözücü olabileceğini göstermektedir.