Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dertli, Enes(10)
- Bayram, Ozkan(8)
- Elban, Mehmet(6)
- Simsek, Onder(5)
- Sorkun, Kadriye(5)
- Yazici, Sinan(5)
- Battal, Fetullah(4)
- Bayram, Nesrin Ecem(4)
- Cuce, Erdem(4)
- Erdogan, Ummugulsum(4)
- Pabuçcu, Hakan(4)
- Tozlu, Alperen(4)
- Yıldırım, Gürkan(4)
- Yıldız, Şaduman(4)
- Özahi, Emrah(4)
- Abuşoğlu, Ayşegül(3)
- Başar, Enes Emre(3)
- Can, Ömer(3)
- Cokkizgin, Alihan(3)
- Demirtas, M.(3)
- Dolgunsöz, Emrah(3)
- Girgel, Umit(3)
- Guney, Harun(3)
- Güzel, Ferdi(3)
- Igman, Erdal(3)
- Kaya, Metin(3)
- Korkmaz, Özge(3)
- Purcek, G.(3)
- Selvitopu, Abdullah(3)
- Sert, Durmuş(3)
- Tekin, Ilker(3)
- Töman, Ufuk(3)
- Yanar, H.(3)
- Yildirim, Serkan(3)
- Çölkesen, Mustafa(3)
- Şahin, Abdulgani(3)
- Şahin, Bünyamin(3)
- Agar, Guleray(2)
- Akkan, Yaşar(2)
- Akın, Nihat(2)
Yayınlar
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Geleneksel kefir danelerinden izole edilen laktik asit bakterileri ve mayaların tanımlanması ile bu mikroorganizmaların bazı fonksiyonel özelliklerinin belirlenmesi
Kübra Purutoğlu
Bu çalışmada Türkiyenin çeşitli illerinden (İstanbul, İzmir, Bursa, Erzurum, Erzincan) temin edilen altı adet geleneksel kefir daneleri aktifleştirildikten sonra Laktik Asit Bakterileri ve mayaların izolasyonu, tanımlanması ve LAB türlerinin fonksiyonel özelliklerinin açığa çıkarılması işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kefir danelerinden LAB ve maya türleri izole edilerek öncelikle farklı türlerin ortaya konması açısından RAPD (Rastgele arttırılmış polimorfik DNA) PCR işlemi uygulanmıştır. Takiben kefir danelerinde yer alan bakteriyel türler Lactobacillus kefiri, Lactobacillus kefiranofaciens subsp, kefirgranum, Lactobacillus diolivorans, Lactobacillus kefiranofaciens, Lactobacillus otakiensis, Lactococcus lactis subsp. cremoris, Lactococcus lactis, Lactococcus lactis subsp. hordniae, Acetobacter fabarum, Enterococcus durans, Acetobacter okinawensis, Lactobacillus paracasei subsp. tolerans, Lactobacillus paracasei ve Acetobacter orientalis olarak tanımlanmıştır. Kefir örneklerinden izole edilen maya türleri ise Pichia kudriavzevii, Kazachstania unispora, Saccharomyces cerevisiae ve Kluyveromyces marxianus olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca tanımlanan Laktik asit bakterilerinin antifungal, antimikrobiyal özellikleri, antibiyotik dirençleri ve ürettikleri eps miktarı ve eps karakteristikleri belirlenmiştir. Kefir izolatlarının (L. diolivorans, L. lactis, L. kefiranofaciens, L. otakiensis, L. paracasei, L.kefiri) önemli düzeyde antibakteriyel ve antifungal aktiviteye sahip olduğu ortaya konulmuş ve bu fonksiyonlarda tayin edilen suşa özgü özellikler gözlenmiştir. Test edilen tüm laktik asit bakterilerinin glukoz ve galaktoz içeren ekzopolisakkarit (EPS) ürettiği ve diğer taraftan bazı suşlarının homopolimerik fruktan tipi EPS ürettiği belirlenmiştir. Kefir izolatları arasında EPS üretim miktarının benzer olduğu ortaya konmuştur (p>0.05). Sonuç olarak; bu çalışma ile kefir danelerinin zengin mikroflorası ortaya konulmuş, kefire fonksiyonel özellik kazandıran türler ve bunların fonksiyonel etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Lojistik performansının, firma performansı ve ihracat performansına etkisi: TRA1 düzey 2 bölgesinde bir uygulama
Nesrin İmamoğlu
Dünyada 1929 yılında yaşanan Büyük Buhran sonrasında dış ticaret alanında yapılan köklü değişiklikler ihracat kavramının önemini arttırmıştır. Günümüzde dış ticaretin ülke ekonomileri üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, ülkelerin ve firmaların büyüyebilmelerinin en önemli yolu ihracat potansiyellerini arttırmaktan geçmektedir. Küreselleşmeyle beraber ticari sınırlamaların en aza indirilmesiyle yapılan çalışmalar ihracat kavramının önemini her geçen gün daha da arttırmaktadır. Dış piyasalardaki tüketicilere ulaşmak isteyen firmalar, hem çok rakiple hem de daha çok formaliteyle baş etmek zorundadır. Firmaları, rakiplerine göre avantajlı konuma getirecek ve dış piyasada yer edinmelerini sağlayacak durumların irdelenmesi ve buna göre pazarlama politikası oluşturulması gerekmektedir. Böylelikle dış piyasadaki müşterilerin firmaya olan bağlılığı arttırılarak firmanın temel amacı olan satışlarını arttırıp kar elde etme amacı kolaylaşacaktır. Firmaların bu amaçları gerçekleştirebilmeleri için temelde hızlı ve sorunsuz bir şekilde hammaddenin elde edilişinden nihai tüketiciye ulaşana kadarki süreçte önemli olan lojistik performanslarının, rakiplere göre müşteri memnuniyetine önem veren, müşteri ihtiyaçlarını analiz edip bu ihtiyaçları karşılamaya yönelik mal ve hizmet üretmeleri olarak ifade edilen firma performanslarının ve ihracat yetkinliği olan ihracat performanslarının yüksek olması gerekmektedir. Böylelikle bu üç performans kriteri yüksek olan firmaların dış pazarda daha başarılı olacağı muhtemeldir. Bu çalışmada; TRA 1 Düzey 2 Bölgesindeki ihracatçı firmaların lojistik performans ile firma performansı ve ihracat performansı ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın amacı ise; lojistik performansın firmalardaki performans uygulamaların ve ihracat performansını ne yönde etkilediği ve firmaların ihracat hacimlerinin nasıl etkileyebileceğini göstermektir. Çalışmanın sonucunda ise; firmalarını lojistik performanslarının firma performanslarını ve ihracat performanslarını pozitif yönde etkilediği tespit edilmişti. Ayrıca firma performansı ile ihracat performansı arasında da pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Doktora TeziAçık Erişim2018Fahreddin Râzî'nin tefsirinde anthropomorfist yaklaşımlara reddiyeleri
Abdussamet Varlı
Mabudu/tanrıyı, bir şekliyle insana benzetme veya insanî özelliklerle vasfetme şeklinde de açıklanabilecek olan "antropomorfizm", insanlık tarihi kadar eski bir inanç biçimidir. İlahî hitaptan uzaklaşıldığında ortaya çıkan ve insan-biçimcilik diye de tarif edilebilecek olan antropomorfizm, İslâm tarihi boyunca farklı bölge ve coğrafyalarda ortaya çıkmıştır. Daha çok Ehl-i Kitap kültürünün izdüşümü olan bu anlayış, aynı zamanda Pers kültüründen etkilenmenin sonucu olarak, günümüz İran'ın Horasan bölgeleri, Afganistan ve Orta Asya diyebileceğimiz bölgelerde hicri III. asırdan itibaren varlığını hissettirmeye başlamıştır. Hicri VI. yüzyılda, bu bölgelerde siyasi iradeyi peşinden sürükleyecek kadar güce ulaşmış olan "antropomorfik anlayış", aynı dönemde yaşamış olan Fahreddin Râzî tarafından şiddetle eleştirilmiştir. "Teşbih" veya "tecsîm" kavramlarıyla bilinen ve günlük ilim literatüründe "antropomorfizm" tabiriyle ifade edilen anlayış sahiplerine, islâmi kültür içerisinde Müşebbihe veya Mücessime denilmiştir. Teşbih fikrini benimsemesi açısından Müşebbihe ve Mücessime fırkaları içerisinde zikredilen Kerrâmiyye fırkası da bu yönüyle çalışmamızın kapsamında yer almaktadır. Allah'a cisim, uzuv, cihet ve mekân izafe eden bu gruplara, Ehl-i Sünnet çizgisini takip eden âlimler, her daim karşı çıkmış ve görüşlerinin yanlış olduğunu nas ekseninde ispat etmeye gayret göstermiştir. Bu ulema arasında, hicri VI. ve VII. yüzyıllarda yaşamış olan ve kendisinden sonraki ilmi akımları birçok yönüyle etkilemiş olan Fahreddin Râzî, müstesna bir yere sahiptir. O, yaşamış olduğu dönemde İslâm ümmeti için büyük tehlike olarak gördüğü teşbih gruplarını, başta tefsiri olmak üzere yazmış olduğu birçok eserde ele alarak, fikir ve anlayışlarının tutarsız ve mantık dışı olduğunu, ayetler üzerinde yapmış olduğu yorumlarla ispat etmeye çalışmıştır. Bu çalışmada, o günün siyasi otoritesini karşısına alan Râzî'nin, ortaya koymuş olduğu mücadele, en nadide eserlerinden biri olan et-Tefsîru'l-Kebîr (Mefâtihu'l-Ğayb) adlı eser çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu çalışmadan güdülen hedef, günümüzde de farklı parçalanmaları yaşayan İslâm ümmetine, düşülebilecek yanlışlar konusunda ışık tutabilmek ve farklı fikirlerin açmazlarını ortaya koyabilmek ve bu uğurda gösterilmiş fedakârlıkları daha anlaşılır hale getirme hususunda küçük de olsa bir katkı sunabilmektir. Anahtar Sözcükler: Râzî, Kur'an, Anthropomorfizm, Teşbih, Kerrâmî
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bayburt taşı olarak bilinen tüflerin çimento üretiminde mineral katkı olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Hatice Şahin
Çimento, yapının dayanımını ve maliyetini etkileyen en önemli bileşendir. Ancak çimento üretimi sırasında ortaya çıkan CO2 dünya üretiminin %8'ini oluşturmaktadır. Bununla birlikte çimentonun özelliklerini iyileştirmek ve maliyetini düşürmek amacıyla atık malzemeler ve yeni bileşenler çimentonun yerine kullanılmaktadır. Bu bileşenler içinde en yoğun kullanılanı puzolanlardır. Bayburt ilinde bulunan ve yeşil, sarı ve beyaz olmak üzere üç farklı renkte Bayburt taşı olarak bilinen tüfler kimyasal yapısında yüksek oranda alümin ve silis bulundurmaktadır. Bu taşlar ocak işletmeciliği sırasında %70'e yakın atık oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Portland çimentosu üretiminde maliyetleri düşürmek ve çimentonun bazı özelliklerini geliştirmek amacıyla belirli oranlarda öğütülmüş Bayburt taşları çimento yerine ikame edilerek kullanılmıştır. Böylece CEM II ve CEM IV çimentolarının üretilebilirliği amaçlanmıştır. Deneysel çalışmada Bayburt beyaz tüf, Bayburt sarı tüf, Bayburt yeşil tüf taşları Bayburt İli Sanayi Bölgesi atık sahasından temin edildikten sonra laboratuvar tipi konkasörde tane boyutu küçültülmüştür. Ardından malzemenin %90'ı 45 μm olacak şekilde öğütülmüştür. Öğütülen üç farklı renkteki BT çimentoya %0, %5, %10, %15, %20, %30 ve %40 oranlarında ikame edilmiştir. Üretilen çimentolarla TS EN 196-3'e göre standart kıvam, priz başlangıcı ve bitişi, genleşme deneyleri yapılmıştır. İlaveten, üretilen çimentolarla TS EN 196-1'e göre 4x4x16 cm boyutlu harç numuneler üretilmiştir. Bunlar üzerinde 2, 28, 90 ve 270 gün yaşlarında eğilme ve basınç dayanımı, 2,28 ve 90 gün yaşlarında ASTM C642'ye göre su emme, ASTM C1585'e göre kapiler su emme ve 90 gün yaşında yüksek sıcaklık etkisi deneyleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hamur ve harç numuneler üzerinde 7 ve 90 gün yaşlarında XRD ve SEM analizleri yapılmıştır. Deneylerden elde edilen sonuçlara göre; üretilen çimentoların düşük özgül ağırlıkları, 28 basınç dayanımları, düşük su geçirimliklerinden dolayı BT'ler katkılı çimento üretiminde kullanılabilir. BT ikameli çimentoların özelliklerinin TS EN 197-1'e uygun olduğu belirlenmiştir. Yapılan bu araştırmanın sonucunda, Bayburt yöresine ait taşların çimento üretiminde sırasıyla ağırlıkça Bayburt beyaz taşının %20'si, Bayburt yeşil taşının %30'u ve Bayburt sarı taşının %40'ı Portland çimentosunun yerine ikame olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Kamu görevlileri perspektifinden Kamu Denetçiliği Kurumu algı araştırması
Tülay Kırçoğlu
İkinci dünya savaşından beri, yönetime olan güvensizlik hemen hemen her ülkede var olan bir sorun olarak bilinmektedir. Bunun sebebi olarak yönetimin savaşlardan, devrimlerden ve ekonomik krizlerden sonra her alanda etkin olması ve yönetim sisteminin genişlemesi ile halkın durumdan memnuniyetsiz kalarak sistemden uzaklaşmış olmaları gösterilmektedir. Oysa kamu güveni hem hükümet için hem de siyasi sistemin etkinliği için çok önemli bir fonksiyondur. Temel bir varsayıma göre, yönetimin içerisindeki herhangi bir kuruluşun iyileştirilmesi bile bir bütün olarak yönetime olan güveni artırabilir. Kamu güvenini sağlamanın ve artırmanın yolu ise halkın yönetim sistemine katılması ile gerçekleşir. Bu nedenlerle geleneksel kamu yönetimi anlayışı yerini yeni kamu yönetimi anlayışına bırakmıştır. Halk odaklı olan bu anlayış, yönetilenlerin beklentisi, ihtiyaçlarının karşılanması ve haklarının korunmasını temel almıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışı ile birlikte birçok yeni kavram ve kurum literatüre girmiştir. Bu kurumlardan biri de günümüzde 57 farklı çeşidi ile yüz elliden fazla ülkede popüler olan Ombudsman (Kamu Denetçiliği) Kurumu'dur. Ülkemizde 1970'li yıllarda akademik olarak tartışılmaya başlanan kurum, nihayet 2012 yılında anayasal statü kazanarak kurulmuştur. Ombudsman, hukukun üstünlüğünü sağlayan ve yolsuzluk karşısında iyi bir yönetim için mücadele eden parlamento kontrol organıdır. Temel amacı, kamu kurumlarının veya görevlilerinin hukuka ve hakkaniyete uygun çalışmasını sağlamaktır. Görünürde gücünün kaynağı parlamento olarak gösterilmesine rağmen aslında gücünün kilit noktası halktır. Kararları bağlayıcı olmadığı için tek gücü 'moral yaptırımı' dır. Bunun içinde gerekli olan bilinçli bir kamuoyu ve desteğidir. Ancak ülkemizde yapılan akademik araştırmalarda sadece il bazında araştırma yapılarak kurumun işlevselliği ve uygulanabilirliği teorik olarak tartışılmıştır. Kurum hakkında algı araştırılması yapılmaması halen büyük bir eksikliktir. Tez çalışmasının ilk bölümünde Türk kamu yönetiminde denetim anlayışı ve yönetimin denetlenme biçimleri incelenmektedir. İkinci bölümde ombudsmanlık kurumu kavramsal olarak incelenmekte ve seçilmiş dünya örneklerine yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise ombudsmanlık kurumunun ülkemizde akademik olarak tartışılmaya başlanmasıyla birlikte yönetim sistemimize entegre edilme süreci tartışılmaktadır. Son olarak dördüncü bölümde; Kamu Denetçiliği Kurumunun etkinliği ve işlevselliği, kamu görevlilerine yönelik gerçekleştirilen alan araştırılması ile ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma yöntemi olarak kullanılan anket tekniği, TÜİK istatistiki bölge sınıflandırılmasına göre 12 bölgeden örnek oluşturabilecek illerde yapılmıştır. Hedef kitle olarak kamu görevlilerinin seçilmesinin nedeni daha önce yapılan çalışmalarda halkın kurum hakkındaki bilgi düzeyinin az olduğu tespitinin yapılması ve kurumun tavsiye kararlarının uygulanması açısından önemli olmasındandır. Anket çalışmasının sonuçları çok değişkenli istatistiki yöntemlerle analiz edilmiştir. Elde edilen bilgi ve bulgular ışığında KDK'nın ülkemizde uygulama başarısı, etkinliği ve işlevselliği hakkında genel değerlendirmeler yapılmaktadır. Değerlendirme sonrası kurumun denetim sistemimizde daha etkin ve aktif bir rol alması için öneriler sunulmaktadır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Mikroorganizma kavramının farklı öğrenim seviyelerinde öğrenilme durumunun incelenmesine yönelik gelişimsel bir araştırma
Ezelnur Çeker
Bu araştırma; ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite son sınıf seviyelerinde öğrenim gören öğrencilerin mikroorganizma kavramını anlama düzeyleri ve mevcut kavram yanılgılarının belirlemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini; Bayburt ilinde bulunan, rastgele seçilmiş bir ilkokul (n=30), bir ortaokul (n=30), bir lise (n=30) ve Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencileri (n=30) oluşturmaktadır. Araştırmada, gelişimci araştırma yöntemi (enlemsel) kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Kavramsal Anlama Testi (KAT) ve yarı yapılandırılmış mülakat ile toplanmıştır. Kavramsal Anlama Testi ile öğrencilerin mikroorganizmalarla alakalı bilgi düzeyleri ve kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Bunun yanında öğrencilerin bu kavrama yönelik duygu ve düşüncelerini öğrenebilmek için yarı yapılandırılmış mülakattan yararlanılmıştır. Test ve mülakatlardan elde edilen bulgular, mikroorganizma ve mikroorganizma kavramıyla alakalı olan anlamaların farklı kategorilerde yer aldığını göstermiştir. Yapılan araştırma ile mikroorganizma kavramının farklı öğrenim seviyesinde bulunan öğrenciler tarafından yeterince anlaşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Hatta mikroorganizma ve mikroorganizma kavramıyla alakalı bütün öğrenim seviyelerinde kavram yanılgıları ile karşılaşılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Tarihi Bayburt Yakutiye (Yeni) Camisi'nin dinamik performansının belirlenmesi
Keziban Çoban
Binlerce yıllık geçmişe sahip olan tarihi yapılar deprem gibi beklenmedik doğal afetlerin yanı sıra yapı malzemesinin dayanımını yitirmesi, zamana bağlı deformasyonlar, zemin oturmaları, sel felaketleri, yangınlar, savaşlar nedeniyle de zarar görmekte ve yıkılmaktadır. Tarihi yapıların korunması ve onarılması için öncelikle yapısal davranışının tam olarak bilinmesi gerekir. Bu çalışmada; Bayburt ili merkezinde bulunan, 1913-1915 yılları arasında inşa edilmiş tarihi Bayburt Yakutiye (Yeni) Camisi'nin SAP2000 programında üç boyutlu sonlu eleman modelini oluşturarak dinamik performansının belirlenmesi ve bazı gerçek deprem kayıtları uygulayarak taşıyıcı sistemin yapısal davranışının irdelenmesi amaçlanmıştır. Yapının analiz sonuçları incelendiğinde düşey yükler altında herhangi bir risk teşkil edecek duruma rastlanmamış ve yapının düşey yükleri güvenle taşıdığı sonucuna varılmıştır. Dinamik analizler neticesinde genel olarak yapının depreme karşı sergilediği performansın iyi olduğu fakat kauçuk izolatörlerle güçlendirilmiş modelin daha iyi performans sergilediği açıkça görülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Nanokil kullanılarak asfalt bağlayıcı özelliklerinin iyileştirilmesi
Havanur Ebru Gürbüz
Bu çalışmada, nanokil katkı maddesinin asfalt bağlayıcının performans özelliklerine etkisi araştırılmıştır. Katkı maddesinin yapısal özellikleri X-Işını Kırınımı (XRD) analizi ile incelenmiştir. Katkının asfalta ilave edilmesiyle oluşan modifiye asfalt bağlayıcıların morfolojik yapısı ve modifikasyon mekanizması sırasıyla Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Fourier Dönüşümü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR) analizleriyle belirlenmiştir. Ayrıca katkı maddesinin ve modifiye asfalt bağlayıcıların termal özellikleri Diferansiyel Taramalı Kalorimetre (DSC) analizi ile araştırılmıştır. Modifiye asfalt bağlayıcıların fiziksel ve reolojik özellikleri ise penetrasyon, yumuşama noktası, düktilite, Dinamik Kayma Reometresi (DSR), Dönel İnce Film Halinde Isıtma (RTFOT), Dönel Viskozimetre (RV) ve Basınçlı Yaşlandırma Kabı (PAV) deneyleri ile ortaya konmuştur. Deney sonuçlarından, katkının asfaltın kıvamını, tekerlek izi direncini ve kısa süreli yaşlanma direncini arttırdığı; uzun süreli yaşlanma sonrası yorulma direncini azalttığı belirlenmiştir. Deneylerden elde edilen verilere göre, asfalt bağlayıcının performans özelliklerine en iyi etki eden katkı oranının %8 olduğu görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018İlkokul 3. sınıf öğrencilerinde gerçekçi matematik etkinliklerinin veri öğrenme alanına etkisi
Kübra Altunay
Bu araştırmada, matematik dersinde, Gerçekçi Matematik Eğitimi (GME) yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler temel alınarak yapılan öğretimin, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin veri öğrenme alanındaki başarıya etkisi ve bu etkinin kalıcılığı araştırılmıştır. Bu amaçla, hazırlanan etkinlikler, ilkokul 3. sınıf Matematik dersinde pilot çalışma olarak 53 öğrenci ile 2 hafta uygulanmıştır. Esas uygulama ise 41 ilkokul 3. sınıf öğrencisi ile 5 haftada gerçekleştirilmiştir. Araştırma yarı deneysel bir yöntemle yürütülmüştür. Deneysel yöntemde, "ön test-son test-kalıcılık testi kontrol gruplu modeli" kullanılarak, deney ve kontrol grubunun veri öğrenme alanındaki başarı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Deney ve kontrol grubuna, ön test, son test ve kalıcılık testi olarak "Veri Öğrenme Alanı Başarı Testi" uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi, 2017-2018 bahar döneminde, seçkisiz olmayan örnekleme yaklaşımlarından biri olan kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir (Deney grubu: K=13, E=8; Kontrol grubu: K=13, E=7). Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Veri Öğrenme Alanı Başarı Testi" kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçları oturumların başlamasından bir hafta önce ön-test ölçümü olarak; oturumlardan sonra son-test ölçümü olarak; son-test ölçümlerinden iki hafta sonra ise deneysel işlemin kalıcılığını belirlemek amacıyla tekrar uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde verilerin dağılımı ve varsayımlar test edilerek, parametrik ve nonparametrik test teknikleri kullanılmıştır. Öğretim süresi 5 hafta olarak planlanmıştır. Deney grubunda GME yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler kullanılırken, kontrol grubunda mevcut öğretmen kılavuz kitabındaki etkinlikler paralelinde öğretime devam edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, GME yaklaşımı esas alınarak hazırlanan etkinlikler temel alınarak yapılan öğretimin deney grubundaki öğrencilerin, veri öğrenme alanındaki başarı düzeylerini artırdığı ve bu durumunun izleme ölçümlerinde de korunduğunu ortaya koymuştur. Kontrol grubunda bulunan öğrencilerin veri öğrenme alanındaki başarı puanları ön-test, son-test ve kalıcılık testi ölçümlerinden elde ettikleri puanlar arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular ışığında araştırmadan elde edilen sonuçlar tartışılmış ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, veri öğrenme alanı, tablo, grafik, ilkokul 3. sınıf öğrencisi.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Toplam kalite yönetimi çerçevesinde kalite maliyetlerinin paf modeline göre tespit edilmesi ve muhasebeleştirilmesi: Bayburt doğal taş fabrikasında bir uygulama
Elif Çil
Kalite, son yıllarda işletmeler için rekabetin en önemli unsuru haline gelmiştir. Ürün veya hizmetlerin müşteri ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılaması işletmelerin kalite yönetim tarzını benimsemelerine neden olmuştur. Dolayısıyla işletmede yöneticilerin doğru kararlar almasına ışık tutacak olan kalite maliyetleri önem arz etmekle birlikte kalite maliyetlerini tespit etmek oldukça zordur. Bunun için kullanılan birçok kalite maliyet yöntemi vardır. Bu çalışmada kalite maliyet yöntemlerinin tespit edilmesinde en fazla tercih edilen PAF yöntemi kullanılmış olup bu yönteme göre kalite maliyetleri olarak sınıflandırılan önleme, değerlendirme ve başarısızlık maliyetleri tespit edilmiştir. Çalışma Bayburt'ta bulunan doğal taş destek merkezinde yapılmış, PAF yöntemine göre kalite maliyetleri incelenmiştir. Yapılan çalışma sonucunda Bayburt Doğal Taş Üretim ve Pazarlama Destek Merkezi'nde önleme maliyetlerinin yüksek olması ve yeni kurulmuş bir destek merkezi olmasından dolayı başarısızlık maliyetlerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kalite Yönetimi, Kalite Maliyetleri, PAF Yöntemi
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Çokgenler konusunda tasarlanan farklı öğrenme ortamlarının 7. sınıf öğrencilerinin geometrik düşünme düzeylerine etkisi
Mikail Yüksel
Geometri; öğrencilerin içinde bulundukları dünyayı anlamalarında, akıl yürütme, problem çözme, uzamsal düşünme becerilerini geliştirmelerinde çok önemli bir konuma sahiptir. Van Hiele bireylerde geometrik düşünmenin beş düzeyde gerçekleştiğini ifade etmektedir. Öğrencilerin bulundukları eğitim seviyesinin gerektirdiği kazanımları kavrayabilmeleri için de bu eğitim seviyesinin gerektirdiği geometrik düşünme düzeyinde olmaları gerekmektedir. Van Hiele; öğrencilerin sınıf seviyelerinde düşünme yeterliliklerini kazanabilmeleri için hangi düşünme düzeyinde olmaları gerektiğini açıklamıştır. Öğrencilerin lise seviyesinde öğrenmeleri beklenen kazanımların daha çok neden-sonuç ilişkisine dayandığı düşünüldüğünde Van Hiele üçüncü düzey düşünme becerilerine sahip olmaları gerekmektedir. O halde ortaokuldan mezun olan bir öğrenci Van Hiele üçüncü düzeye geçmiş olmalıdır. Literatür incelendiğinde Van Hiele üçüncü düzeyin bir geçiş düzeyi olduğu ve üçüncü düzeye geçebilen öğrencilerin üst düzeylere geçiş yapabilmesinin kolaylaştığı görülmektedir. Nitekim 7. sınıf geçiş düzeyidir ve bu nedenle bu düzeydeki geometri öğretiminin etkinliği önem kazanmaktadır. Taşımış olduğu bu özellikten dolayı çalışmamız 7. Sınıflar düzeyine uygulanmıştır. Öğrencilerin geometrik düşünme düzeylerini üçüncü düzeye çıkarabilmeleri için de iyi planlanmış derslere ihtiyaç vardır. Aynı zamanda derslerin bilgisayar destekli geometri etkinlikleriyle desteklenmesiyle öğrencilerin üçüncü düzeye daha kısa sürede geçebilecekleri görülmüştür. Van Hiele geometrik düşünme düzeylerinden üçüncü düzeye geçişin ise kolay olmadığı bilinen bir gerçektir. Üçüncü düzeye geçemeyen öğrenci geometriyi anlayamayacağını, yapamayacağını dile getirmeye başlar, bunun sonucunda ilerleyen seviyelerde kendini gerçekleştiren kehanete dönüşür. Bu nedenle öğrencilerin Van Hiele üçüncü düzeye geçişleri önemsenmelidir ve buna göre etkinlikler planlanmalıdır. Bu bağlamda tez çalışmamızda 7. sınıf öğrencilerinin üçüncü düzeye çıkabilmeleri için bilgisayar destekli bir öğrenme ortamı tasarlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tez çalışmamızda ön test son test iki deney bir kontrol gruplu yarı deneysel yaklaşım kullanılmıştır. Bu kapsamda çalışmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında üç farklı şubede eğitim gören toplam 65 yedinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Üç şubeden ikisi deney grubu öğrencilerini, üçüncü şube ise kontrol grubu öğrencilerini oluşturmuştur. Birinci deney grubunda (Bilgisayar Grubu) bilgisayar laboratuvarında yapılandırmacı yaklaşıma uygun çalışma yaprakları eşliğinde dinamik matematik yazılımı GeoGebra kullanılarak, bilgisayar destekli bir öğrenme ortamında dersler yürütülmüştür. İkinci deney grubunda (Manipülatif Grup) ise geleneksel sınıf ortamında çalışma yaprakları eşliğinde somut materyaller kullanılarak dersler işlenmiştir. Kontrol grubunda ise herhangi bir müdahale yapılmadan dersler rutin bir şekilde işlenmiştir. Çalışmada öğrencilerin geometrik düşünme düzeylerini belirleyebilmek için Usiskin (1982) tarafından geliştirilen "Van Hiele Geometrik Düşünme Testi" ve testten elde edilen verileri desteklemek için klinik mülakatlar kullanılmıştır. Ayrıca bilgisayar destekli ortamın geometrik düşünme düzeyleri üzerindeki etkisini ortaya çıkarabilmek için informal gözlemler yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler nitel ve nicel veri analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Van Hiele düzey atamalarında Usiskin (1982) tarafından geliştirilen puanlama anahtarından yararlanılmıştır. Klinik mülakatların her biri ses kayıt cihazına kaydedilmiş, daha sonra veriler bilgisayar ortamında araştırmacı ve öğrenci arasında geçen diyaloglar şeklinde yazıya dökülerek betimsel analiz yapılmıştır. Çalışma sonucunda her üç grupta da geometrik düşünme düzeylerinde önemli bir oranda artış olduğu, ancak en fazla artışın bilgisayar grubunda olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlardan yola çıkarak önerilerde bulunulmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim20182005-2018 yılları arasında değişen ortaokul matematik öğretim programlarının öğretmen görüşleri ve içerik boyutları açısından değerlendirilmesi
Ebubekir Öz
2005 yılı ve sonraki yıllarda güncellenen ortaokul matematik öğretim programlarında, yapılan değişikliklerin konu ve kazanımlar bazında karşılaştırılması, yapılan değişiklere ve ortaokul matematik öğretim programlarına yönelik öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Çalışmada ilk olarak 2005 yılı ve sonrasında yapılan öğretim programı güncellemeleri incelenmiş olup, programlar arasındaki farklılıklar ve yenilikler, ardışık programlar karşılaştırılmak suretiyle ortaya konulmuştur. Ayrıca konuyla ilgili olarak öğretmen görüşlerinin değerlendirilebilmesi adına Bayburt ilinde görevli 39 ilköğretim matematik öğretmeni ile anket çalışması ve bu öğretmenlerden isteklilik, gönüllülük ve kolay ulaşılabilirlik kıstaslarına uyan 13 öğretmen ile de yarı yapılandırılmış görüşme (mülakat) yapılarak veriler toplanmıştır. Programlara yönelik olarak özel durum çalışması şeklinde gerçekleştirilen bu araştırmada verilerin analizi aşamasında hem nitel hem de nicel veri analizi yöntemleri kullanılmıştır. Nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi kullanılırken, anket sonuçları ise frekans değeri ve yüzde değeri kullanılarak nicel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul matematik öğretim programlarında süregelen değişiklikler tespit edilmiş, konuyla ilgili olarak öğretmen görüşleri değerlendirilmiştir. Buna göre öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun da belirttiği üzere 2005 yılından sonra en kapsamlı değişikliğin 2013 yılında yapıldığı ve konuların sadeleştirildiği anlaşılmaktadır. Öğretmenlerin çoğu yapılan değişikliklerden haberdar olmasına rağmen, yapılan değişikliklerle ilgili yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünen öğretmen oranı daha azdır. Elde edilen sonuçlar, literatür kapsamında değerlendirilerek tartışılmış ve yapılan tespitlere yönelik öneriler sunulmuştur. Bu önerilerin çarpıcı olanlarından bir tanesi, öğretim programları güncellenmeden önce öğretmenlerin de görüşlerinin alınması ve yapılan her güncelleme hakkında kesinlikle öğretmenlere hizmet içi eğitim verilmesi şeklindedir. Anahtar Sözcükler: Ortaokul Matematik Öğretim Programı, Güncelleme, Değişiklik, Karşılaştırma, Öğretmen Görüşleri
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bayburt ilinde doğal olarak bulunan Berberis vulgaris L. ve Berberis crataegina DC. yabani meyvelerinin biyokimyasal karakterizasyonu
Abdulkadir Karabulut
Yabani meyveler üzerine olan ilgi ve bu meyvelerin kullanım yoğunluğu son yıllarda müthiş bir şekilde artmaktadır. Bu kapsamdaki en önemli yabani meyvelerden biri de Berberis türleridir. Antioksidan aktivitesi ve biyokimyasal bileşiklerin yüksek içeriği nedeniyle, Berberis'ler değerli meyveler arasında kabul edilmektedir. Bu çalışmada, Bayburt ilinde doğal olarak bulunan B.vulgaris L. (Kızamık) ve B.crataegina DC. (Karamuk) meyvelerinin bazı fizikokimyasal özellikleri, antioksidan aktiviteleri, toplam fenolik madde miktarları, mineral madde içerikleri ve fenolik madde profilleri incelenmiştir. Bu kapsamda incelenen meyve örneklerinin sahip olduğu özellikler üzerinde, literatürde bulunan benzer çalışmalardan yararlanılarak genel bir değerlendirme yapılmıştır. Sonrasında ise üzerinde çalışılan iki Berberis türü kendi içinde karşılaştırılmıştır.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Tarihi yığma yapıların performans analizi: Geleneksel Bayburt evi örneği
Burak Erkul
Türkiye'de 1990'lı yıllarda başlayan depreme dayanıklı yapı tasarımları ile depremin yıkıcı etkisi karşısında oldukça mesafe kat edilmiştir. 2007 yılında yürürlüğe giren Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik ile beraberinde gelişen bilgisayar destekli tasarım şekilleri ile yeni yapılan yapılarımızın deprem performansları oldukça artmıştır. Bununla birlikte Türkiye'deki yapı stokunun deprem anındaki performansının tespiti çalışmaları başlamıştır. Bu yönde 2013 yılında Riskli Bina Tespit Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. Riskli Bina Tespit Yönetmeliği ile şehirlerde ve kırsalda eski zamanlarda yapılmış ve halen kullanılmakta olan yapıların da yürürlükteki yönetmelik şartlarını ne kadar sağladığı, deprem esnasındaki performans düzeyi, dayanımı, can güvenliği gibi risk değerlendirmeleri sonucunda geçmişten günümüze üretilen tüm yapıları oluşacak muhtemel depreme en iyi şekilde hazırlamak amaçlanmıştır. Bu tez kapsamında kırsal mimari mirasın korunması bağlamında bayburt kırsal geleneksel evi araştırmalarına konu olmuş Bayburt ile Aydıntepe İlçesi Sorkunlu Köyü sınırları içerisinde kalan ve araştırmamıza konu olan ev detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu inceleme kapsamında StatiCAD-Yığma programı yardımı ile hem 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik sınırlarında mevcut yığma yapıların performans analizini hem de 2013 yılında yürürlüğe giren Riskli Bina Tespit Yönetmeliği çerçevesinde mevcut yığma yapıların performans analizi yapılmıştır. Her iki yönetmelik şartları altında yapının performans hesapları yapılmış ve sonuçları verilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Fadl Hasan Abbas ve el-Belâga Fünûnuhâ ve Efnânuhâ adlı eseri bağlamında meânî ilmine dair görüşleri
Ahmet Mahmut Gözün
Tarih boyunca Kur'an-Kerim'i anlamak Müslümanların en önemli gündemini oluşturmuştur. Bu anlama çalışmasının temeli olan Arapça'nın söz dizimini ve ruhunu ortaya koymak için büyük çabalar ortaya koymuşlardır. Bu noktada Kur'an'ın güzelliklerini ortaya koyan, sözün güzelliklerini açığa çıkaran ilim Belağat ilmidir. Belağat, din, dil, edebiyat ve yabancı kaynaklar ile gelişerek İslam düşünce geleneğinin temel yapı taşlarından biri haline gelmiştir. Bu noktadan hareketle Belağat ilminin öğrenilmesi, Kur'an-ı Kerim'in doğru anlaşılması için zarurî kabul edilmiştir. Bundan dolayı tarih boyunca Belağat ilmine dair birçok eser yazılmıştır. Bu çalışmada modern dönemde geleneksel Belağat anlayışını öğretmeyi hedefleyen Fadl Hasan Abbâs'ın eserlerinde Belağat ilminin önemli kısımlarından biri olan ilm-i Meânî'ye dair görüşleri incelenmiştir. Fadl Hasan Abbâs, eserlerinde üslüp ve metod olarak, Belâğatın daha kolay anlaşılmasını hedefleyen ve eserleri günümüz Arap dünyasında çokça okunan önemli bir müellif olarak dikkat çekmektedir. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır; Giriş kısmında Belâğat ilminin önemi, tarihçesi, kısımları ele alındı, günümüze kadar sistematik hale gelmiş olan ekollere temas edildi ve temsilcileri tanıtıldı. Birinci bölümünde Fadl Hasan Abbâs'ın hayatı ele alınarak yazmış olduğu eserlerinden matbu olanları tanıtıldı, henüz basılmamış olanlarına da temas edildi. İkinci bölümde ise Belâğat ilminin kısımlarından olan Meânî'ye dair konular, Fadl Hasan'ın eserleri çerçevesinde ele alınmış olup değerlendirmeleri ve farklı görüşleri ortaya konulmaya çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Fadl Hasan Abbâs, Belağat, Fesahat, Meânî
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilim insanı imajları ve bu imajların oluşmasında ders kitabı ve öğretmenlerin rolü
Ebru Buket Bayram
Bu çalışmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin bilim insanı imajlarını ve bu imajların oluşmasında ilkokul 4. sınıf ders kitaplarının ve öğretmenlerin rolünü tespit etmektir. Çalışmanın örneklemini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gümüşhane merkezinde dört farklı ilkokuldan toplam 244 öğrenci ve 10 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmada veriler iki aşamada toplanmıştır. İlk aşamada Chambers (1983) tarafından geliştirilen "Draw A Scientist Test (DAST-Bir Bilim İnsanı Çiz Testi)" kullanılmıştır. Öğrencilerin çizimlerinin farklı yorumlanmasına engel olabilmek için çizimlerini kısaca açıklamaları istenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise öğrencilerin sahip olduğu bilim insanı imajlarının kaynaklarını belirlemek amacıyla öğretmenler ile görüşmeler yapılmış ve ilkokul 4. sınıf fen bilimleri ve sosyal bilgiler ders kitabında bilim insanlarının yer alış biçimi incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Veriler, Finson ve diğerleri (1995) tarafından geliştirilen "Draw A Scientist Checlist-Bir Bilim İnsanı Çiz Kontrol Listesi (DAST-C)" ne ek bölümlerde eklenerek analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda öğrencilerin, daha önce yapılan çalışmalarda olduğu gibi bilim insanının cinsiyeti, yaşı, çalışma ortamı ve yaptığı işlere yönelik basmakalıp imajlara sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin sahip olduğu bilim insanı imajlarını etkileyen en temel faktörlerin öğretmenler ve ders kitapları olduğu tespit edilmiştir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bayburt Üniversitesi öğrencilerinin süt ve süt ürünleri tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi
Nurseda Kurtoğlu
Bu çalışma kapsamında, Bayburt Üniversitesi öğrencilerinin süt ve süt ürünleri tüketim alışkanlıklarını belirlemek amacıyla dört farklı fakülteden (Mühendislik Fakültesi, İlahiyat Fakültesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi ve Eğitim Fakültesi) tesadüfi olarak seçilen 410 kişilik öğrenci grubuna 35 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılan bireyler fakültelerin son sınıf öğrencileri olup anket sonucunda elde edilen veriler; genel olarak, fakülte ve cinsiyet şeklinde gruplara ayrılmış olarak tablolar halinde verilmiştir. Araştırma sonucunda; ankete katılan öğrencilerin %73,4'ünün ev yapımı gıdaları tercih ettiği, %74,9'unun ise gıda satın alırken ambalajından etkilendiği belirlenmiştir (p<0.01). Üniversite öğrencilerinin %83,7'si ülkemizde yapılan gıda kontrollerini yetersiz bulduğunu ifade etmiştir (p<0.01). Ankete katılan öğrencilerin %71,1'i süt ve süt ürünlerini tüketirken markasından etkilenmektedir. Kız öğrencilerin tamamı (%100) beslenmenin sağlığı etkileyen faktörler arasında olduğunu ifade etmiş, erkeklerin %17,9'u ise beslenmenin sağlık üzerinde etkisi olmadığını savunmuştur. Bayan katılımcıların %20'si pastörize, %33,2'si açık süt (sokak sütü) tüketimini tercih ederken; erkek katılımcıların öncelikli tercihi sterilize/UHT olmuştur. Süt ürünleri tercihi göz önünde bulundurulduğunda kız öğrencilerin yoğurt (%70.5); erkek öğrencilerin ise yoğunlukla peynir (%62.6) tüketimini tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca; ankete katılan kız öğrencilerin cam ambalaj, erkek öğrencilerin ise karton kutu tercih ettikleri belirlenmiştir. Fakülte bazında veriler incelendiğinde Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin her zaman etiket bilgilerini önemsediği, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin ise fiyat odaklı hareket ettiği görülmüştür. Anket sonucunda elde edilen bulgular, gıda sanayinin önemli bir kolu olan süt ve süt ürünleri sanayine bilgi sağlamanın yanı sıra, üniversitelerde hemen her fakültenin müfredatında işlenmiş gıdalar, süt ve ürünlerinin sağlık yararları ve bu ürünleri satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar gibi birçok konuda bilgilendirmeye ihtiyaç olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bayburt ili kapsamında bu konuda herhangi bir anket çalışmasının yapılmamış olması bakımından da literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Hizmet pazarlamasında müşteri memnuniyeti ve algılanan değerin müşteri sadakati üzerinde etkisi: Bankacılık sektöründe bir uygulama
Belma Kantaroğlu
Hizmet veya ürün sunan işletmeler, müşterilerini memnun edebildikleri sürece ayakta kalabilirler. Rekabetin çok yoğun olduğu günümüz piyasa şartlarında müşteri ile uzun vadeli ilişkiler kurulması gerekmektedir. Bu süreklilik müşteri sadakati ile sonuçlanmalıdır. Müşteri bağımlılığını etkileyen birçok faktör bulunmakla birlikte en önemlisi olarak müşteri memnuniyeti ve algılanan değer faktörleri ön plana çıkmaktadır. Müşteri memnuniyeti, müşterilerin hizmetten aldığı kaliteden beklentilerinin karşılanmasıdır. Müşteri, hizmetten beklentilerinin karşılanması durumunda tatmin olacaktır. Memnun bir müşteri uzun süre sadık bir müşteri olacaktır. Algılanan değer, alınan ürün ve hizmet hakkında yapılan genel fayda değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır. Müşterilerin katlandıkları maliyete karşılık olarak elde edilen faydaların oranlanması olarak da açıklanabilir. Bu çalışmanın ana amacı algılanan değer, müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu amaca yönelik olarak, algılanan değer, müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla bankaların müşterileri ile alan çalışması yapılmıştır. Çalışma sonucunda müşteri memnuniyeti ve algılanan değer ile müşteri sadakati arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Elektronik ticaretin muhasebeleştirilmesi: Adana ilindeki muhasebeciler üzerine bir uygulama
Yadigar Eşer
Enformatik teknolojide yaşanan gelişmeler geçmişten günümüze kadar toplum üzerinde etkili olmuştur. Yaşanan teknolojik gelişmelerin sonucunda günlük faaliyetlerin yanı sıra iş faaliyetlerinde de değişimler yaşanmıştır. Meydana gelen bu değişimler birey, kurum ve kuruluşlar tarafından benimsenerek kısa zamanda uyum sağlanmayı başarmışlardır. Elektronik ticaret; teknolojik gelişmelerle paralellik göstermiş, yaşanan tüm gelişmelerden pozitif olarak etkilenmiştir. Özellikle internetin günümüzde yaygın olarak kullanılması elektronik ticaretin kullanılmasında artış meydana getirmiş ve çeşitli elektronik araçlar vasıtası ile zaman ve mekândan tasarruf sağlamıştır. Tüm bu gelişmeler muhasebeci ve muhasebe kayıtlarını da etkilemiştir. Elektronik ticaretin yaygın olarak kullanılması muhasebe alanında da yeni yollar kullanılmasına neden olmuştur. Klasik yöntemleri kullanan muhasebeciler artık günümüzde elektronik araçlar kullanarak muhasebeleştirme yapmaktadır. Böylece tüm bu gelişmeler elektronik ticaretin yasal yapısını da oluşturmuştur. Mevzuat çalışmaları, elektronik ticarette tarafların mağdur edilmemesi adına önemli adımlardır. Türkiye'de elektronik ticaret için pek çok önemli yasal adımlar atılmış ve kanunlar çıkarılmıştır. Bu tez araştırması, elektronik ticaretin muhasebeleştirilmesi ve Adana ilindeki muhasebeciler üzerine bir uygulamadır. Çalışmada elektronik ticaretin muhasebeleştirilmesi üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucunda elektronik ticarete yönelik web sayfası ve ilgili; görüntü ve video vb. bileşenler demirbaş kabul edilmiştir ve amortisman ayrılması gerektiği muhasebeciler tarafından uygun bulunduğu söylenebilir. Elektronik ticarette web sayfası güncellemeleri için oluşan maliyetler, pazarlama ve satış dağıtım gideri olarak muhasebeleştirilmesi katılımcılar tarafından uygun bulunmuştur. Web sayfası oluşumu aşamasında meydana gelen maliyetlerin muhasebeleştirilmesi, 800 ₺'yi aşmıyorsa dönem gideri olarak muhasebeleştirilmesi gerektiği, 800 ₺'yi aşıyorsa amortisman ayrılması gerektiği ve demirbaşlar grubunda muhasebeleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca elektronik ticarette alan adı ile ilgili işlemlerin ticaret unvanı olduğu ve ilgili hesapta muhasebeleştirilmesi gerektiği muhasebeciler tarafından uygun görülmüştür.
- Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2018Bankalarda iç kontrol sisteminin risk azaltıcı etkileri: Doğu Karadeniz Bölgesi'nde bir uygulama
Mefkure Durna
Uluslararası ekonomik piyasalarda meydana gelen etkili ve önemli krizler, şeffaf olmayan finansal tablolar ve olumsuz durumları karşılayacak düzeyde olmayan yasal düzenlemeler nedeniyle bankalarda iç kontrol sisteminin gerekliliği artmıştır. Bu bağlamda olası risklerin tespiti ve önlenmesi, ayrıca mevcut risklerin kontrol edilmesi amacıyla Basel Bankacılık Gözetim ve Denetim Komitesi bankalarda iç kontrol sisteminin kurulmasına yönelik faaliyetlere başlamıştır. Genel yapısı itibariyle risklerin doğru bir şekilde tanımlanması ve yönetilmesi ile ilgili olan iç kontrol sistemi; kurumun amaç ve hedefleri doğrultusunda yasal mevzuata uygunluğu, işletmenin varlıklarının korunmasını, hata ve hileleri minimize etmeyi, tam, güvenilir ve zamanında mali raporlamayı amaçlamaktadır. İç kontrol sisteminin risk azaltıcı etkilerini belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmada p<0,05 anlamlılık düzeyinde elde edilen 170 sonuç içerisinde; 50 tanesinde yüksek düzey ilişki, 97 tanesinde orta şiddetli ilişki ve 23 tanesinde ise zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. İç kontrol sisteminin risk azaltıcı etkilerini ortaya koyan ifadeler bağlamında bankalarda önem verilmesi gereken noktalar belirtilmiştir. Anahtar Sözcükler: İç Kontrol, Risk, Risk Yönetimi.












