Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2024
    Investigating the Relationship Between the Financial Conditions Index with Economic Growth and Net Capital Inflow: Causality Analysis for Türkiye

    Kuloğlu, Eşref; Akar, Nuri Çağrı

    The global economic crisis, which had a devastating effect worldwide with the bankruptcy of Lehman Brother's investment bank in the United States of America in 2008, revealed that countries should indicate risks and take precautions accordingly. In this sense, the importance of the Financial Conditions Index (FCI), which was created by considering the monetary policy instruments of the country's central banks and various macroeconomic and financial variables as a whole, has also increased. FCI, the index that has taken place in the literature since the 1990s, with the growth of countries, has been investigated in empirical studies conducted after the global economic crisis. In this study, the related index is calculated using Principal Component Analysis (PCA), and the data generated is analyzed with growth and net capital inflow items. According to the results of the related analysis, while there is bidirectional causality between FCI and real gross domestic product (GDP) growth, one-way causality was found between FCI and net capital inflow. The index created accordingly is the Granger cause of the net capital inflow.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2024
    War Crime and Power Relationship in the Modern World, A Humanistic Perspective

    Durmuş, İbrahim; Sezer, Faruk

    In today’s modern world, war crimes and power are among the most fundamental problems that need to be examined. Generally, powerful countries directly or indirectly contribute to the commission of war crimes. The research aims to make an inference about the wars that occur today, taking into account the research that emphasizes the relationship between war crime and power. For this purpose, 500 articles expressing the relationship between war crime and power in the WoS database constituted the scope of the analysis. In the research, R program infrastructure and bibliometric analysis methods were used. As a result of the analysis, it was understood that the authors emphasized many concepts in the relationship between war crime and power. As a result of the application, among the keywords that the authors emphasized most in their research were; Words such as war crimes, violence, crime, war, terrorism, security, International Law, organized crime, human rights, genocide, justice, law, power, International Criminal Court, armed conflict, civil war and insecurity were included. As a result, it has been understood that the direct or indirect support of powerful countries to war and war crimes constitutes a serious obstacle to social development in the 21st century. It has been stated that powerful countries, which are effective in the formation of war crimes, ignore the freedom of humanity or societies in line with their political interests and cause negative actions such as massacre, genocide, torture, and violence to occur. The dysfunction of the Rules of International Law has been expressed in the massacres of children and women in wars and in all actions that can be considered war crimes. In the research, particular emphasis was placed on Palestine’s struggle for independence. Israel’s power imbalance in the war, its self-interested policies, massacres, and war crime activities are included within the framework of International Law. In the research, the discourses of the world communities supporting Palestine and the actions of powerful country politicians that caused war crimes were discussed. As a result, it was understood that war crimes and power relations turned into massacres with the actions of malicious politicians.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Rus Basınında Çarlık Rusya’nın Erzurum’u İşgal Yılları (1916-1917)

    Eşki, Fatih Mehmet

    Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya arasında Kafkas Cephesi’nde son büyük savaş yaşanmıştır. Çarlık Rusya’nın Rus Kafkas Ordusu ile Osmanlı Devleti’nin 3. Ordusu bu cephede karşı karşıya gelmiştir. 3. Ordunun insanüstü bir savunma yapmasına rağmen Rus Kafkas Ordusu 16 Şubat 1916 tarihinde Erzurum’u işgal etmiştir. Şehrin işgalinden hemen sonra Rus Kafkas Ordusu yönetimi Erzurum’da genel temizlik yaparak cadde, sokak ve evlerde dezenfeksiyon faaliyetleri yürütmüştür. Çarlık Rusya çeşitli coğrafyalarda tecrübe ettiği idari ve yönetim faaliyetlerini iki yıla yakın bir sürede kaldığı Erzurum’da uygulamıştır. Erzurum’da Geçici Askerî Yönetim oluşturmanın yanı sıra bilim, kültür, imar ve ticaret gibi birçok faaliyetler uygulamıştır. Çarlık Rusya’nın çeşitli üniversitelerinden Erzurum’a gelen bilim insanları şehirdeki tarihi yapıları kayıt altına almış, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını araştırmışlardır. Kafkas Cephesi’nde stratejik öneme sahip Erzurum’da yeni tahkimatlar ile yollar inşa etmiştir. Ayrıca Çarlık Rusya’nın çeşitli şehirlerinden Erzurum’a gelen tüccarlar ticari faaliyetler yürütmüşlerdir. Şehre gelen Rus muhabirler ise burada sosyal yaşama dair gördüklerini propaganda kapsamında gazete sayfalarına aktarmışlardır. Erzurum’da bulunan Rus askerleri şehirde kendilerine sosyal ve kültürel yaşam alanı oluşturmuşlardır. Rus askerleri Erzurum’daki gelişmeleri şehirde yayımlanan askerî gazetelerden takip etmişlerdir. Çarlık Rusya’da 1917 yılında yapılan devrimler Erzurum’da bulunan Rus birlikleri tarafından sevinçle karşılanmıştır. Rus Kafkas Ordusu’nun Erzurum garnizonu Bolşevik taraftarlarının merkezi haline gelmiştir. 18 Aralık 1917 tarihinde yapılan Erzincan Mütarekesi sonucunda Rus Kafkas Ordusu Erzurum’dan çekilmiştir. Bu çalışmada Çarlık Rusya işgali altındaki Erzurum’da uygulanan çeşitli faaliyetler bütüncül olarak ele alınmıştır. Kaynak olarak dönemin Rusça gazeteleri, bilimsel periyodikleri ile bu alandaki Rusça ve Türkçe çalışmalardan faydalanılmıştır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Gençlik ve spor hizmetleri dairesi çalışanlarının etik liderlik algısı, örgütsel sinizm, etik iklim algısı ve iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi, sakarya büyükşehir belediyesi örneği

    Kul, Murat; Yiğit, Yakup

    Bu araştırma gençlik ve spor hizmetleri dairesi çalışanlarının etik liderlik algısı, örgütsel sinizm, etik iklim algısı ve iş tatmini düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada çalışma grubunu Sakarya Büyükşehir Belediyesinin Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde çalışan personelden oluşturmaktadır. Çalışanların verilerini belirlemede Tuna ve arkadaşlarının (2012) Türkçe`ye geçerlemesini yaptığı tek boyuttan ve 10 maddeden oluşan Etik Liderlik Ölçeği, Çalışkan’ın (2022) Türkçeye uyarlamasını yaptığı iki boyuttan ve 9 maddeden oluşan Örgütsel Etik İklimi Ölçeği, Kalağan’ın (2009) Türkçeye uyarlamasını yaptığı üç boyuttan ve 14 maddeden oluşan Örgütsel Sinizm Ölçeği, Başol ve Çömlekçi (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan tek boyuttan ve 5 maddeden oluşan İş tatmini Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi "Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 22.0" programında gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına demografik değişkenler açısından bakıldığında cinsiyet ile örgütsel sinizm, etik liderlik ve iş tatmini arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Öte yandan mesleki kıdem ve örgütsel sinizmin duyuşsal ve davranışsal alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Etik liderlik ile örgütsel etik iklim ve iş tatmini arasında pozitif bir ilişki, örgütsel sinizm arasında ise negatif bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar yerel yönetimlerde etik liderliğin önemini vurgulamakta ve çalışanlar üzerinde hizmet odaklı yaklaşım uygulanmasının faydasını göstermektedir. Daha fazla kontrast örneklem ve farklı endüstrilerle nitel araştırma yapılması ileriki çalışmalarda önerilmektedir. Gelecek araştırmalar için, daha geniş örneklemlerle ve farklı sektörlerde karşılaştırmalı çalışmalar yapılması, ayrıca gençlik ve spor daire başkanları arasında etik liderlik eğitimi verilmesinin fayda sağlayacağı öngörülmektedir.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Iran’s Sacred Duty: Advocating Palestine in the Face of National Identity Challenges

    Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar

    The Islamic Republic of Iran’s approach to the Palestinian issue since the revolution is characterized by its complexity and intricacy. This article proposes a framework centered on the dynamic interaction between 'self and other' to analyze how identity shapes Iran's policy toward Palestine. Departing from the premise that Iran's foreign policy on this issue is influenced by multiple identities rather than a singular one, the study underscores the notion that these identities can both contest and complete each other. The research seeks the narratives articulated by Iranian elites regarding the Palestine issue. It also handles the Iran decision-maker’s discourses regarding developments after October 7, 2023, and the invasion of Gaza. While the aim is to focus on how Iran’s national identity has been tested and challenged on the Palestinian matter, the analysis also tries to illuminate how elite discourse has reshaped foreign policy narratives.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Önerisinin Muhtevası Üzerine Bir Değerlendirme

    Dursunoğlu, İsmail

    Devlet; yasama, yürütme yargı erkelerinden oluşmaktadır. Hükümet sistemi, erklerin oluşma biçimine ve aralarındaki ilişkiye göre belirlenmektedir. Bu ilişki kuvvetler birliği şeklinde olabileceği gibi demokrasiye uygun mahiyette kuvvetler ayrılığı biçiminde de görülebilir. Türkiye, uzun yıllar parlamanter sistemle yönetilmiş ardından başkanlık sistemine geçmiştir. Türkiye, 16 Nisan 2017 referandumu ile Türk tipi başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemi olarak da adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kabul etmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerle fiili anlamda yeni hükümet sistemi hayata geçmiştir. Bu sistemle birlikte Türkiye partiler arası ittifaklarla tanışmış, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı kurulmuştur. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nden oluşan Cumhur İttifakı yeni sistemin tarafı olurken, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’den’ oluşan Millet İttifakı ise cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yoğun eleştirilerde bulunmuş ve parlamenter sisteme dönüş hedefi belirlemişlerdir. Hükümet sistemi tartışmaları yaşanırken, Millet İttifakı üyelerine ek olarak Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi’nin de bulunduğu “Altılı Masa” kurulmuştur. Bu masanın birincil hedefi sistem değişikliği olmuştur. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu çalışmanın konusu, ilgili mutabakat metnidir. Çalışmada önerilen yeni sistemin, neyi, niçin, nasıl öngördüğü analiz edilmektedir. Çalışmanın amacı, önerilen sistemin anlaşılmasına katkı sunmaktır. Çalışmada, sistem önerisinin olumlu ve olumsuz yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, güncel bir meseleyi ele aldığından literatüre katkı sunmayı hedeflemektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” Önerisinin Ulusal Gazetelere Yansıması

    Dursunoğlu, İsmail

    Türkiye 2016 referandumunda kabul edilen ve bir yıl sonra fiili olarak hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) ile yeni bir siyasal zemine kavuşmuştur. Sadece basit bir hükümet sistemi değişikliği olarak görülmemesi gereken bu yenilik, aynı zamanda siyasal alanı da sistem tartışmaları çizgisine indirgemiştir. Bu tartışmalar; dem-okrasi, kuvvetler ayrılığı, meclisin etkinliği, iktidarın kişiselleşmesi gibi argümanlar ışığında yapılmıştır. Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) öncülüğünde, İYİ Parti, Saadet Partisi (SP), Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi(GP) ve DEVA Partisi’nden müteşekkil “Altılı Masa”nın birincil motivasyonu anti-demokratik olarak niteledikleri CHS’den yeniden parlamenter sisteme dönüştür. Bu kapsamda 28 Şubat 2022 tarihinde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (GPS) önerisini kamuoyu ile paylaşmışlardır. Medya; yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde, siyasal, toplumsal, ekonomik vb. birçok gelişmenin kamuoyuna aktarılmasında aracılık eden bir platformdur. Medya ku-ruluşlarının kamuoyunu yansıtmak dışında, kamuoyu oluşturmak ve kamuoyunu yönlendirmek gibi işlevleri de bulunmaktadır. Medya, sahip olduğu bu güç nedeniyle siyasetle yakın ilişki içindedir. Medya, bütün bunlarla beraber siyasal alandan vatandaşa yönelik ileti sağlamaktadır. Bu çalışma, Altılı Masa tarafından açıklanan GPS önerisinin ulusal gazetelerde nasıl yer bulduğunu konu edinmektedir. Çalışmada Hürriyet, Milliyet, Sabah, Akşam, Sözcü, Cumhuriyet, Milli Gazete, Yeniçağ, Karar ve Yeni Şafak gazetel-erinden oluşan toplam on gazete incelenmiştir. Çalışmanın amacı, incelenen gazeteler ışığında medyanın GPS önerisini kamuoyuna nasıl yansıttığını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman incelemesi yapılmıştır. Çalışma, ilgili konu üzerinden siyaset ve medya ilişkisine yönelik bir değerlendirme yapmayı hedeflemekte-dir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2024
    TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Çalışmalarını Müzakereci Demokrasi Üzerinden Okumak

    Kapusızoğlu, Mehmet

    Anayasalar, bir taraftan meşru zor kullanma tekeline sahip devletin temel organlarını gösteren, bu organların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen ve iktidarın hukuk kuralları ile sınırlandırıldığı temel hukuki belgeler iken, diğer taraftan temel hak ve özgürlüklerin korunması için bireylerin sahip olduğu en büyük güvence özelliği taşımaktadırlar. Toplumsal hayatın işleyişinde önemli bir yere sahip olan anayasaların kimler tarafından ve ne şekilde hazırlandıkları konusu meşruiyet açısından da son derece önemlidir. Meşruiyet, politik alana içkin bir konu olmakla birlikte siyasal iktidarın hedefi yönetmek, hedefinde olan toplumun amacı ise hak ve özgürlüklerine zarar gelmeyen bir sistem içerisinde hayatını devam ettirmektir. O halde yöneten ve yönetilenlerin amacına ulaşabilmeleri ancak ortak bir uzlaşı etrafında buluşabilmelerine bağlıdır. Bu uzlaşı anayasaların meşruiyetini ortaya çıkarırken, bu meşruiyetin toplumsal mutabakata dayanması yanında temel hak ve özgürlükleri en geniş şekliyle teminat altına almasına, hak ve hürriyetleri esas, ödev ve sorumlulukları istisna kabul edebilmesine bağlıdır. Türkiye’de 2011 genel seçimlerinden önce seçimlere girecek hemen hemen tüm siyasi partilerin seçim beyannamelerinde yeni bir anayasaya olan ihtiyaç dile getirilmiş ve seçimlerden sonra derhal sürece başlanılacağı beyan edilmiştir. Gerçekten de 24. Dönem TBMM Genel Seçimleri sonrasında mecliste yer alan tüm siyasi partilerin katılımı ile bir anayasa uzlaşma komisyonu oluşturulmuş ve yeni anayasa yapım süreci çalışmalarına başlanmıştır. Bu çalışmada TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu (2011-2013) çalışmaları müzakereci demokrasinin temel ilkeleri üzerinden değerlendirilmiş, eşitlik ve katılım alt temasında müzakereci demokrasiye uygun davranıldığı, şeffaflık, müzakere ve uzlaşı ile empati ve hoşgörü alt temalarında ise eksiklik yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023
    Nato Üyesi Ülkelerde Askeri Harcamaya Büyüme ve Nüfusun Etkisi: Panel Ardl Testi

    Akyol Özcan, Kübra

    Ekonomik büyümenin askeri harcamalar üzerindeki etkisi ve bu iki değişken arasındaki ilişki uzun zamandır üzerinde çok sayıda araştırmanın yapıldığı bir konudur. Özellikle soğuk savaşın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte NATO’yu oluşturan ülkelerin askeri harcamalarının durumu daha da ilgi çekici hale gelmiştir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre 2021 yılı askeri harcamaları 2.113 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam 1994 yılından beri artış göstermektedir. Askeri harcamalar ile ekonomik büyüme ve ülke nüfusu arasındaki ilişki son yıllarda hem politika yapıcılar hem de araştırmacılar tarafından ciddi olarak incelenmektedir. Askeri harcamaların ekonomiye hem olumlu hem de olumsuz katkıları vardır. Kamu harcamaları içinde önemli bir paya sahip olan askeri harcamalar büyümeyi canlandırma potansiyeline sahiptir. Diğer taraftan büyümede ve nüfusta yaşanacak artışların da askeri harcamaları etkilemesi doğaldır. Çalışmada Askeri Harcamalar (ME), Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GDP) ve Nüfus (POP) değişkenlerine ait gözlemler 26 NATO ülkesi için 1997 ile 2021 yılları arasında 25 yıllık olarak toplanarak 650 adet gözlem içeren dengeli bir panel veri seti oluşturulmuştur. Çalışmada sırasıyla yatay kesit bağımlılık, birim kök, ARDL ve hata düzeltme testleri yapılmıştır. Değişkenlerin tamamının düzeyde durağan olmadığı ve farklı derecede tümleşik seriler olduğu görüldüğünden araştırma modelinin tahmininde farklı mertebede durağan değişkenler arasındaki ilişkileri incelemeye olanak sağlayan Panel ARDL modelinden faydalanılmasına karar verilmiştir. ARDL modeli için hesaplanan katsayılar birlikte değerlendirildiğinde Ülke Gayri Safi Yurt İçi Hasıla değerlerinin Ülke Askeri Harcamaları üzerinde kısa ve uzun dönemde pozitif etkilerinin saptandığı, ülke nüfusunun ise kısa dönemde anlamlı bir etkisinin görülmediği fakat uzun dönemde pozitif bir etkisinin olduğu söylenebilir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ2
    Alman internet gazetelerinde alevilerin temsili ve takdimi (2007-2023)

    Karaca, İlhan

    Çalışmada, Almanya’daki Türk kültürü içinde bir alt kültür biçimini oluşturan Alevilerin medya temsili araştırılmıştır. Temsilin bir inşa süreci olduğu ön kabulüyle hareket eden bu çalışmada, kitle iletişim araçlarının, gerek Alman kamuoyunda gerekse akademik yazında kim oldukları ve neye inandıkları çok az bilinen Alevileri, başka hangi değer ve inançlar kümesi üzerinden sunduğu sorusuna cevap aranmıştır. Bir doküman analizi olan bu araştırmanın ampirik verileri, günümüzde yeni medyanın en önemli enformasyon araçlarından biri olan internet gazetelerinden toplanmış ve gömülü teori yöntemine göre analiz edilmiştir. Bu analize, 17 farklı gazeteden toplam 35 haber tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar, 90’lı yılların sonuna doğru bir İslam tartışmasına dönüşen Alman uyum politikalarının yürürlüğe girmesiyle birlikte Alevilerin medya tarafından fark edilmiş olduğunu ve bu politikaların Alevilerin medya temsilinin sosyokültürel bağlamını oluşturduğunu göstermektedir. Müslüman kökenli göçmenlerin temel kültürel haklarını hesaba katmayarak, tek yönlü uyumlarını öngören bu politikalarla Almanya hatırı sayılır bir ilerleme kaydetmiş olsa da, açık ve liberal bir toplum olma ideallerinin gerisinde kalmıştır. Bu idealleri ise ana-akım İslam’a “alternatif İslam” olarak belirlediği Alevilik üzerinden yeniden inşa etme stratejisine başvurmuştur. Bu çerçevede Alevilerin medya temsilini araştıran çalışma, kitle iletişim araçlarının Aleviliği, Alman uyum politikalarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde tanımlayarak araçsallaştırdığı sonucuna varmıştır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Seçmen Davranışlarına Ekonomik ve Finansal Kriz Kaynaklı Enflasyonist Şokların Etkisinin Ekonomik Oylama Teorisi Çerçevesinde İncelenmesi: 2018-2022 Türkiye Örneği

    Kuzu, Mehmet; Kocaoğlu, Fatih

    Enflasyonist risk süreçlerinin seçmen davranışında yaptığı etkinin temelinde seçmelerin refah paylarını kaybetmesinin sonucu olarak aşınan satın alma güçleri sorunu yatmaktadır. 2013 yılı sonrası gelişmekte olan ülkelerde artan finansal kırılganlık nedeniyle enflasyonist şok dalgaları başlamıştır. 2020 yılında başlayan COVID-19 pandemisi sonrası küresel tedarik zincirlerinin kırılması sonrasında küresel ölçekte de maliyet baskısı tabanlı bir enflasyonist süreç başlamıştır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye Cumhuriyetinde 2018 parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından günümüze dek yapılan seçim anketlerinde ekonomik kriz koşullarında enflasyonist süreçlerin siyasi partilerin oy oranlarına etkilerini tespit etmektir. Araştırma aylık frekansta yapılacak olup, yöntem olarak VAR (Vektör Oto Regresif) metoduna dayalı olarak varyans ayrıştırması, etki-tepki analizi ve tarihsel ayrıştırma metotları seçilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre enflasyonist süreç iktidar partilerin oy oranlarında azalma ve muhalefet partilerinin oy oranlarında artışa sebep olabilmektedir. Yani enflasyonist süreç partiler arasında oy geçişkenliğini de etkilemektedir. Bununla birlikte; maliyet enflasyonunun seçmen davranışı üzerindeki etkilerinin, talep enflasyonundan daha yüksek olduğu gözlenmektedir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • DerlemeAçık Erişim2023
    Defending Iran: Revolutionary Guard to Ballistic Missiles

    Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar

    "İran'ı Savunmak: Devrim Muhafızlarından Balistik Füzelere", Gawdat Bahgat ve Anoushiravan Ehteshami tarafından yazılan, İran'ın savunma stratejilerinin kapsamlı ve anlayışlı bir analizidir. Cambridge University Press tarafından 2021'de yayınlanan bu kitap, İran'ın karmaşık güvenlik manzarasının ayrıntılı bir incelemesini sunarak İran'ın askeri yeteneklerine, stratejik düşünce yapısına ve bölgesel dinamiklerine ışık tutuyor.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2023
    Siyasal uzlaşma bağlamında siyasi ittifaklar: cumhur ittifakı ve millet ittifakı’na yönelik bir inceleme

    Yolcu, Tuğba; Kapusızoğlu, Mehmet

    Siyasi partilerin temel amacı iktidarı ele geçirmektir. Bu amaç doğrultusunda yürüttükleri faaliyetler çerçevesinde bir ülkedeki mevcut seçim sistemine göre farklı ittifak arayışları gündeme gelmektedir. Türk siyasal hayatı incelendiğinde çok partili hayata geçiş sürecinden sonra 1957 yılında siyasal ittifakları engellemeye yönelik ilk yasal düzenleme gerçekleştirilmiş olmasına rağmen yasal mevzuatın dolaylı yoldan aşılmasıyla siyasal ittifakların oluşturulduğu görülmektedir. 2018 Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişe kadar yasal bir temeli olmayan siyasal ittifaklar 2939 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle yasal zemine kavuşmuştur. İttifak kelime anlamı olarak anlaşma, bağlaşım olarak ifade edildiğinde açık bir müzakere sürecini de beraberinde getirmektedir. Bu müzakere siyasal uzlaşmanın temel şartıdır. Çalışma, Türkiye’de 2018 sonrası kurulan Cumhur İttifakı ve Millet İttifakını siyasal uzlaşma, katılımcılık, güven, ortak hedefler ve uzun vadeli iş birlikleri çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın oluşum süreçleri eleştirel söylem analizi çerçevesinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında, örnek olarak seçilen her iki ittifakın temel zeminini ideolojik benzeşme ya da ortak ideolojik zemin oluşturduğu söylenebilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    1939 Erzincan Depreminde Milli Yardım Komitesi’nin Kuruluşu ve ABD’nin Türkiye’ye Yardımları

    Uğur, Uçar

    1939 yılının son günlerinde meydana gelen Erzincan Depremi Türkiye’de gerçekleşen en yıkıcı depremlerin başında gelmektedir. Anadolu’nun büyük bir kısmını etkileyen bu deprem, 30 binden fazla insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Bu kadar yıkıcı bir deprem sonrasında ulusal yas ilan edilmiş, Türkiye tek yürek olarak depremin yaralarını sarmak için hemen çalışmalara başlamıştır. Bunun için öncelikle TBMM başkanlığına bağlı olarak milli yardım komitesi oluşturulmuştur. Buradaki amaç devletin yükünü hafifletmek ve deprem bölgesine yapılacak yardımları en kısa sürede resmi araçlar ile ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktır. Milli yardım komitesine Türkiye’nin her bölgesinden vatandaş göze çarpan yakın ve güçlü dayanışma örneği göstermiştir. Depremin yaralarını sarmak için birçok devlet yardım faaliyetlerine başlamıştır. Çalışmamıza konu olan ABD, en çok yardım faaliyetlerinde bulunan devletler arasındadır. Çalışmada depremin yıkıcı etkilerinden ziyade milli yardım komitesinin kuruluşu ve komiteye yapılan yardımlar ele alınmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’de yaşanan en büyük felaketlerden biri olan Erzincan Depremi’nin yaralarını sarmak için oluşturulan milli yardım komitesinin kuruluşu ve önemli dayanışma örneği gösteren ABD’nin yaptığı yardımlar ele alınmaktadır. Çalışmada tarih biliminin en temel kaynağı kabul edilen arşiv belgelerinden olan başta Cumhuriyet Arşivi Dışişleri Bakanlığı Türk Diplomatik Arşivi olmak üzere, TBMM zabıt kayıtları, süreli yayınlar, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    II. Abdülhamid Dönemi Sünni-Şiî Yakınlaşmasında Müctehid Bir Kaçar Şehzadesinin Rolü: Ebu’l-Mirza Hasan Şeyhurreis-i Kaçar

    Yenilmez, Hasan

    Avrupa’da XIX. yüzyılda görülmeye başlayan Pan hareketleriyle eş zamanlı olarak Osmanlı coğrafyasında da birbirini takip eden farklı ittihad fikirleri ortaya çıkarmıştır. XIX. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren İttihad-ı Osmanî fikri ile başlayan akabinde zaman, mekân ve şahıslara göre İttihad-ı İslâm ve İttihad-ı Etrak diye devam eden pan hareketleri Osmanlı’nın son döneminde önemli siyaset tarzları olmuştur. Meşruiyet bunalımının görülmeye başlandığı ve hilafet merkezinin daha ön plana çıkarıldığı II. Abdülhamid döneminde ise İttihad-ı İslâm politikası ağırlık kazanmıştır. Osmanlı sınırları dışındaki Müslümanlarla irtibat kurmak, oralardan hanedana, hilafete güç devşirmek ve aynı zamanda Avrupa devletlerinin sömürge faaliyetlerine karşı bir savunma geliştirmek, bir silah olarak kulllanmak için benimsenen bu siyaset elbette Sünnî-Şiî yakınlaşmasında da önemli bir etken olmuştur. Bu çalışmada bir Kaçar şehzadesi ve aynı zamanda bir Şiî müctehid olan Ebu’l-Mirza Hasan Şeyhurreis-i Kaçar’ın (ö. 1921), II. Abdülhamid dönemi ittihad-ı İslâm siyaseti çerçevesinde Sünnî-Şiî yakınlaşmasında nasıl bir rol aldığı ele alınmaktadır. Makalede, müctehid şehzadenin kaleme aldığı terceme-i hal metinlerinden hareketle kısa bir biyografisine yer verilerek ve akabinde de esas olarak II. Abdülhamid idaresi ile irtibatları ve İttihad-ı İslâm risalesi ekseninde ittihad-ı İslâm fikri üzerinde durulmaktadır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Türkiye'de Çokkültürlü Eğitim Alanında Yapılan Araştırmalardaki Eğilimin Belirlenmesi: Bir İçerik Analizi Çalışması

    Yilmaz, Sevda

    Bu araştırma, Türkiye’de çokkültürlü eğitim üzerine yapılmış araştırmaların incelenmesine yönelik olarak hazırlanmış bir içerik analizi çalışmasıdır. Ülkemizde çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmalar son yıllarda önem kazanarak devam etmektedir. Literatürde çokkültürlü eğitim ile ilgili lisansüstü tez ve makale boyutunda birçok çalışma yer bulmaktadır. Bu alandaki araştırmalarda öne çıkan eğilimlerin belirlenmesi alanyazın açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı Türkiye’de çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmaların analizi yoluyla araştırmalardaki genel eğilimlerin belirlenmesidir. Araştırma kapsamında çokkültürlü eğitim ile ilgili yapılmış olan lisansüstü tez çalışmaları ve makaleler incelenmiştir. Çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmalar araştırmacı tarafından belirli ölçütler temel alınarak taranmış ve dosyalanmıştır. Dosyalanan çalışmalar araştırmacı tarafından okunarak kayıt altına alınmıştır. Araştırmada toplam 107 çalışma analiz edilmiştir. Araştırmacı tarafından geliştirilen kontrol formu ile çalışmaların genel özellikleri; yayın türü, yayın yılı, araştırma yöntemi, araştırma deseni, veri toplama araçları, örneklem türü, örneklem büyüklüğü ve veri analiz yöntemi ölçütleri dahilinde analiz edilmiştir. Veri analizi sürecinde betimsel içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmaların 2015 yılından itibaren artış gösterdiği görülmüştür. Türkiye’de çokkültürlü eğitim alanında yapılan araştırmalar, büyük oranda araştırma makalelerine dayanmaktadır. Lisansüstü düzeyde ve özellikle doktora düzeyinde yapılmış çalışmaların ise sayıca daha sınırlı olduğu görülmektedir. Çokkültürlü eğitim konusunda yapılan çalışmaların araştırma yöntemlerine bakıldığında, çalışmaların yaklaşık yarısında nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Çokkültürlü eğitim araştırmalarında örneklem grubu olarak en fazla öğretmenler ve öğretmen adaylarının tercih edildiği ve en fazla tutum, görüş ve algı konularına odaklanıldığı sonucuna varılmıştır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex5TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    The Future of Export-Based Growth Policies in the Turkish Economy: An Econometric Simulation Approach

    Coşkun, Hüseyin; Imamoglu, Ilyas Kays

    The failure of the import substitution industrialization policies implemented in the Turkish economy between 1960 and 1980 led to the adopting of export-oriented policies for economic growth. In 1980, radical transformations were experienced in economic policies. Since 1980, exports have been attributed important meanings for sustainable economic growth. Therefore, this study analyzes the long-run and short-run relationship between exports and economic growth in the Turkish economy by using the ARDL bounds test approach with annual data sets for the period 1987-2021 and forecasts Turkey's GDP per capita for the period 2022-2032 by econometric simulation method. The ARDL model estimation results show that exports have a statistically significant and positive effect on economic growth in the short and long run. According to the forecast analysis, it has been determined that the per capita GDP in 2032 will be $20990 in the base export scenario, $17327 in the low-export scenario, and nearly double to $25157 in the high-export scenario. These results show that it is possible for the GDP per capita to nearly double in the next ten years in the Turkish economy. Still, policy components are needed to increase exports by an average of 13.86% annually to reach these figures.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    AtıfOpenAlex3TR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Kültürel Diplomaside Yeni İçerik Pazarlama Aygıtı: Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ASMR)

    Keskin, Savaş; Kömür, Gökhan

    Türkiye’nin kültürel diplomasi aygıtlarının bazı popüler kültür içerikleri etrafında tartışılması, araştırmacıların ve iletişim profesyonellerinin eğilimlerini belirler. Bir ideolojik mücadele alanı ve itibar rekabeti olarak şekillenen kültürel diplomasi ilişkileri, akışkan kültürlerin yöndeştiği bir çağda ulusların marka değeri olarak sahnelendikleri bir temsil tarihinin de katalizör güçleri halini alır. Kültürün pazarlanabilirlik fikri her ne kadar kültür endüstrileri kavramsalı ile eleştirel teorinin üretim hareketlerini cezbetse de kültürel diplomasinin oluşturduğu pazarın kendine özgü endüstriyel bir değer arz ettiği görülür. Bu çalışma, Türkiye’nin bazı aygıtlara indirgenen ve kısır döngüye girmesi muhtemel olan kültürel diplomasi faaliyetleri için alternatif trendleri tartışmayı ve bu trendlerin kontrollü imaj aksiyonları için bütünleşik bir pazarlama aksamına entegre edilmesi için gereken ilk ilgiyi inşa etmeyi amaçlar. Çünkü kültür endüstrilerinin tüm hamleleri, bir bütünleşik pazarlama stratejisinin parçası olarak trans-medya anlatım sinerjisini gerektirir. Bu kapsamda bir kültürel diplomasi aygıtı olarak tartışılan Otonom Duyusal Meridyen Tepkisi (ASMR), dinleyen/izleyen kişide karıncalanma hissine bağlı bir rahatlamaya neden olan yeni bir tür tahrik edici/tetikleyici anlatım tarzı olması dolayısıyla önemlidir. Bu çalışmada, ASMR’nin kültürel diplomasi boyutundaki iletişim gücüne ilişkin bir teorik okuma yapılarak ulus markalama için yeni imkanlar tartışılacaktır.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Suppression of the Anabaptists Forcing Luther to Social and Political Reform

    Keleş, Hatice

    The Reformation movement that emerged in the 16th century is seen as the success of Martin Luther, who tried to establish his own authority against the authority of the Pope and the clergy. However, although the reform movement was the success of Luther, it did not progress as he wanted, and while Luther wanted to realize his reform in line with his aims, this reform led to the emergence of different groups in addition to the Catholic Church against Luther. The Reformation also encouraged and guided some clergy who had questions about the Catholic world and Bible practices. Thus, in that era, the diversity and differentiation in the ways of religious thought and perception led to the emergence of many different groups. One of these groups was named Anabaptist because they claimed that adult baptism is true baptism, and they went down in history as the "Radical Movement" due to these contrary beliefs. In this research, we tried to cover some of the heated debates between the Anabaptist leaders and Luther, Luther's attitude towards them, and partly the Peasants' War.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2021
    Causality Relationship Between Government Stability and Trade Openness: The Case of Turkey

    Arı, Ari

    International trade is very exposed to political risk and the existence of political risk components in a given market may cause problems in both export and import activities. Government instability is one of the political risk components that is related with trade openness. The paper examines the government stability-trade openness nexus for Turkey using Vector Error Correction Model (VECM) and VECM based Granger Causality test covering the period of 1984-2016. Results have shown that there is a unidirectional causality in the long run from trade openness to government stability. Because Turkey’s production of final goods usually is based on imports, an increase in exchange rate usually floats trade openness in favor of imports. This creates foreign trade deficit. Worsening economic conditions affects the government stability. Due to the unfavorable picture and economic crises in Turkey, the average duty time of the governments established between 1990-2003 was one year. Despite this, export-led growth and highest amount of foreign direct investment within three election periods starting from 2002, enabled the individuals to grasp the importance of stability in governance. During the 2010s, Turkey struggled with the foreign trade deficit, high inflation and unemployment rates brought about by the high exchange rate, and the deteriorating economic situation caused the ministers in the cabinet and even the presidential system to change. Thus, the study concluded that trade openness may affect the policy-relevant implications and create government instability for Turkey through changes in exchange rates and depreciation of Turkish lira.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele