Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Anabaptist Gelenekte Spiritüalist Eğilimler: Hans Denck Örneği

    Keleş, Hatice

    Martin Luther’in başlattığı Reform Hareketi, yalnızca Protestanlığın ortaya çıkmasına yol açmamış, aynı zamanda farklı dinî yönelimlerin gelişmesine de zemin hazırlamıştır. Bu yönelimlerden biri olan Radikal Reform, Reform sürecinin daha keskin ve farklı bir çizgisini temsil etmiştir. Radikal Reform; Anabaptistler, Spiritüalistler ve Evanjelikler olmak üzere üç ana gruba ayrılmıştır. Ancak Radikal Reform'un önde gelen oluşumu ise Anabaptistlerdir. Onlar da kendi içinde Evanjelik, Devrimci ve Spiritüalist Anabaptistler olmak üzere üç ana gruba ayrılmışlardır. Spiritüalizm, Tanrı ile inananlar arasında insan ya da nesne olsun bütün maddi aracıları bastırma eğilimine denilmiştir. Spiritüalistlerin bireyselliği ön plana çıkarmalarından dolayı cemaat veya topluluk kurma gibi bir hedefleri olmamıştır. Spiritüalistlerin en önemli özelliği, Kutsal Ruh’u temel almalarıdır. Teolojik olarak, bütün dış öğelerin önemini küçümsemişler ve içsel, ilahi ve ruhsal varlığın veya Ruh’un önemine vurgu yapmışlardır. Kutsal Metinlerin lafızlarından çok içerdiği anlamın önemli olduğunu, aynı şekilde sakramentlerin de fiziksel açıdan icra edilmesinden ziyade anlamının önemli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Spiritüalistlerin genel görüşü, inananın içsel (batınî) eğiliminin dışsal (zahiri) biçimlere uymaktan daha önemli olduğu ve seremonilerin ancak inananın güvenini dışsal biçimlerden uzaklaştırıp gerçek ruhani ibadete yönelttiği ölçüde değerli olduğudur. Bu görüşlerin temsilcisi konumunda olan Hans Denck, Anabaptizm’in ve Spiritüalizmin gelişiminde çok önemli bir figür olarak görülür. Bu çalışmada, Spiritüalizm, Spiritüalist tipolojiler ile Anabaptizmin ve Spiritüal Anabaptistlerin gelişiminde önde gelen temsilcilerden Hans Denck deskriptif ve karşılaştırmalı yöntemle ele alınmıştır.

  • MakaleYalnız künye2025
    İlahiyat Fakültesi Lisans Öğrencilerinin Bilim ve Din Hakkındaki Görüşlerinin İncelenmesi Üzerine Nitel Bir Çalışma (Bayburt Üniversitesi Örneği)

    Keles, Nurcan; Keleş, Hatice

    Bu çalışmada, Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyan öğrencilerin, bilim ve din arasındaki ilişkiye dair görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. İslam ve prensipleri günümüze dek değişmemiş olsa da dinden uzaklaşan birçok ilahiyat öğrencisi de bulunmaktadır. Bu açıdan gelecek nesillerin gittikçe daha da gelişen ve normal hayatla iç içe yaşam koşullarında yer alan bilim ve sabit bir inanç sistemine sahip olan din arasındaki çatışma veya uyum noktasında birtakım tartışmalar olabilmektedir. Bu noktada, ilahiyat öğrencilerinin seçilme sebebi ise bu kesimin hem gelenekçi/radikal hem de modern dünyada yetişmiş bireylerin oluşturduğu karma bir yapı arz etmesidir. Bu sebeple araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak da Çakmak ve arkadaşları tarafından geliştirilen Din-Bilim Tutum Ölçeği (2022), kullanılmıştır. Kullanılan ölçeğe dayalı olarak geliştirilen nitel ölçme aracının maddeleri dikkate alınarak “Din ve Bilim Görüşme Formu” adı verilen yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. İlahiyat fakültesi 4. sınıf öğrencilerine Din Bilim Ölçeği uygulanarak durum deseni incelemesi yapılmıştır ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile de veriler toplanmıştır. Temaların önceden net olmaması nedeniyle, verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi yapılarak maddelere verilen cevaplar, üç kategoriye ayrılmıştır. Öğrencilerin yarı yapılandırılmış ölçeğe göre verdikleri cevaplar, ortaya çıkan nedenlerin (kodların) frekans ve yüzdeleri hesaplanarak her bir soru için sırasıyla hazırlanan tablolarda gösterilmiştir. Öğrencilerden alınan örnek açıklamalar, her tablonun sonunda gerekçeleriyle birlikte verilmiştir. Böylece öğrencilerden elde edilen verilerle görüşler daha detaylı olarak sunulmuştur. Bu amaçla, kullanılan sorulara göre, öğrencilerin bilim ve din hakkında çeşitli görüşlere sahip oldukları bulunmuştur. Bu görüşler de tartışma ve sonuç kısmında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak öğrenciler, bilimin değişken yapısını gerekçe göstererek hayatlarında öncelikle dini esas aldıklarını, daha sonra din ile bilimin birbirini tamamlayan iki unsur olduğu için birlikte çalışmaları gerektiğini açıklamışlardır. Gerektiği yerde dini, gerektiği yerde de bilimi esas aldıklarını ifade etmişlerdir. Az sayıda öğrenci de ekonomi, psikoloji ve toplumsal durumlarda bilimi ön plana almışlardır.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
  • MakaleAçık Erişim2024
    Martin Luther’in Yahudiler Hakkındaki Söylemleri Üzerine Bir Değerlendirme

    Keleş, Hatice

    16. yüzyılda meydana gelen reform, Martin Luther’in Katolik Kilisesinin Hıristiyan dünyasındaki otoritesine karşı çıktığını ve Hıristiyan dünyasını yönetim konusunda düzenlemelerin yapılması gerektiğini iddia etmesi üzerine yapılan bir harekettir. Reform hareketi sadece Avrupa’da yaşayan Hıristiyanları değil, dini ve ırkı ne olursa olsun bütün vatandaşları sosyal, ekonomik ve dini yönden etkileyen tarihi bir olaydır. Özellikle Avrupa’da yaşayan Yahudi toplulukları da reform sürecinden etkilenen kesim olmuştur. Yüzyıllar boyunca Katoliklerin Yahudiler üzerinde sürdürdüğü Hıristiyanlaştırma politikası tam anlamıyla başarılı da olamamıştır. Luther de Yahudilerin her zaman Hıristiyan dünyasının gündeminde olan bir konu olduğuna dikkat çekmiştir. Luther’in Yahudiler hakkında düşmanca söylemleri ve tavırları bilinen bir gerçektir. Ancak bununla birlikte 1523 yılında yazdığı eserle Yahudilere karşı hoşgörü politikası sergilemesi, diğer reformcular ve Katolikler tarafından Yahudileri desteklediğine dair eleştirilere maruz kalmasına yol açmıştır. Çünkü Yahudiler, İsa Mesih’in katilleri olarak kabul edilmişlerdir. Ayrıca ritüel cinayetleri, zehirleme, ev sahibine karşı saygısızlık-evleri yakmaları gibi Yahudiler üzerine atılan suçlamalar, onlara karşı düşmanlığı daha da arttırmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken durum, Yahudiler üzerine yapılan düşmanlığın aslında Yahudilerden kaynaklanmış olduğu iddiasıdır. Şöyle ki Yahudilerin, kendilerine ait olan rabbinik literatürlerinde Hıristiyanlığa karşı düşmanlıklarını açıkça ortaya koymaları, onlara karşı olumsuz tavırları ve söylemleri arttırmıştır. Ayrıca ritüellerinde Hıristiyanlardan intikam alma temelli duaların yapılması, Hıristiyanların lanetlenmesi, bu söylemlerin ve kışkırtmaların sadece dualarda değil, şiirlerde ve dua kitaplarında da yazılı bir halde geçmesi, onların Hıristiyan düşmanlığını tanımlayan en hafif kanıtlardır. Luther ise 1523 yılında yazdığı eser ile Yahudilere karşı hoşgörülü davranılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu eser ile papalığın ve Hıristiyanların onlar hakkında yalanlar yaydıklarını, onları Hıristiyan kanı akıtmakla suçladıklarını ve onlara insan gibi davranmadıklarını belirtmiştir. Bu yüzden de onların Hıristiyan olmadıklarını ve asla olmayacaklarını söylemiştir. Ayrıca sıradan meslekleri icra etmelerine izin vermedikleri için onları tefeciliğe zorlayanların da Hıristiyanlar olduklarını ifade etmiştir. Yahudiler üzerinde uygulanan bu baskı ve yasaklamaların onların Hıristiyanlığa yaklaşmasının önüne geçtiğini öne sürmüş, günlük yaşamda sosyal ve ekonomik yönden Hıristiyan ve Yahudilerin pozitif ilişkiler içerisinde olmalarının sağlanması ile onların İncil’e yaklaştırılabileceğini önermiştir. Buna karşılık 1543’te Yahudilere karşı düşmanca ve hakaret dolu söylemlerini kaleme aldığı eseri ise onun 1523’teki eserinin tam zıddını oluşturan bir anlam içermektedir. Bu eseriyle Yahudilerin İsa Mesih düşmanı olarak çocukluktan beri yetiştirildiklerini ve Hıristiyanları yok etmeye çalıştıklarını belirtir. Bu eserini de bütün Hıristiyanları bu düşmanlara karşı tetikte olmaları adına uyarmak için yazdığını ifade eder. Bu eserinde Yahudilere karşı hakaret dolu ifadelere yer verir. Yahudilerin kendileri dışındaki insanları, insan olarak görmediklerini; seçilmiş halk zihniyetini hala taşıyarak Hıristiyanlara ve diğer insanlığa karşı tehdit oluşturduklarını açıklar. Luther’in tavırlarındaki bu değişiklik, onun reformunu başarıya ulaştırmak adına uyguladığı politika olarak gösterilmiştir. Düşmanca tavrını onlara karşı hakaret dolu ifadelerle yapmasının, bazı tarihçiler tarafından Yahudilere yönelik şiddet eylemlerinin artmasına zemin oluşturduğu iddia edilir. Bu çalışmada Luther’in, Yahudiler üzerine uyguladığı hoşgörü politikasını ifade eden That Jesus Christ was Born a Jew ve yaşamının son dönemlerinde bu politikanın tam zıttı bir şekilde Yahudi düşmanlığını ifade eden On the Jews and Their Lies adındaki iki önemli eseri ile ne amaçladığı, amacına ulaşıp ulaşmadığı ve bu iki eser hakkında yapılan eleştiriler ve değerlendirmeler üzerine durulmuştur.

  • MakaleAçık Erişim2024
    Martin Bucer’in 16. Yüzyıl Reform Hareketiyle Bölünme Yaşayan Hıristiyanları Uzlaştırma Gayretleri

    Keleş, Hatice

    16. yüzyılda meydana gelen reform hareketi, Martin Luther’in yanı sıra birçok farklı görüşe sahip olan din adamlarını da harekete geçirmiştir. Bu din adamlarından biri Martin Bucer (1491-1551)’dir. Bucer, Schlettstadt’ın yerel prestijli hümanist Latin okulunda ileri derecede bir eğitim almıştır. Hayatının erken yıllarında Hümanist ve Erasmian bir kimlik kazanmıştır. Luther ile tanışmasıyla birlikte reformu destekleyen dini liderlerden biri olmuştur. Daha sonra reformun önemli bir dini merkezi olan Strasburg’un din adamları meclisinin başkanı seçilmiştir. Bucer’in, reforma destek verdiği en önemli görüşü, gruplara/cemaatlere ayrılmış olan Hıristiyan alemini, uzlaşmacı bir yöntemle tekrar bir araya getirmektir. Bunun için de birçok toplantı, tartışma ve kolokyuma katılmıştır. Öncelikle Protestanları kendi aralarında birleştirmek için çabalamıştır. Daha sonra da Protestanlarla Katolikleri uzlaştırmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada, Martin Bucer’in reform sürecinde görüş ayrılıkları sebebiyle çeşitli gruplara ayrılan Hıristiyanları birleştirme gayretleri deskriptif yöntemle ele alınmıştır.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Suppression of the Anabaptists Forcing Luther to Social and Political Reform

    Keleş, Hatice

    The Reformation movement that emerged in the 16th century is seen as the success of Martin Luther, who tried to establish his own authority against the authority of the Pope and the clergy. However, although the reform movement was the success of Luther, it did not progress as he wanted, and while Luther wanted to realize his reform in line with his aims, this reform led to the emergence of different groups in addition to the Catholic Church against Luther. The Reformation also encouraged and guided some clergy who had questions about the Catholic world and Bible practices. Thus, in that era, the diversity and differentiation in the ways of religious thought and perception led to the emergence of many different groups. One of these groups was named Anabaptist because they claimed that adult baptism is true baptism, and they went down in history as the "Radical Movement" due to these contrary beliefs. In this research, we tried to cover some of the heated debates between the Anabaptist leaders and Luther, Luther's attitude towards them, and partly the Peasants' War.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2020
    Anabaptist dini hareketi hutteritlerin ortak yaşam inancı ve koloni yapısı

    Keleş, Hatice

    Anabaptistler, 16. yüzyıl reform hareketi sırasında ortaya çıkan bir harekettir. Bu yüzyılda İsviçre Kardeşler, Hutteritler ve Mennonitler olmak üzere üç Anabaptist grupoluşmuştur. Anabaptistlerin ortak özelliği, bebek vaftizinin geçerli bir vaftiz olmadığını, geçerli olan vaftizin yetişkin-inanan vaftizi olduğunu savunmalarıdır. Ayrıca Anabaptistler, Katolik ve Protestanların Hıristiyan dünyasındaki otoritesini kabul etmezler. Hutteritler ise diğer Anabaptistlerden farklı olarak bütün Hıristiyanların komünalyaşam tarzını uygulamaları gerektiğine inanırlar. Komünal yaşam tarzı “communityof goods” dedikleri malların ortak paylaşımı şeklinde uygulanan bir sistemdir. Onlaragöre, Kutsal Kitap’ta Tanrı, bütün Hıristiyanların komünal yaşam tarzını benimsemeleri ve uygulamaları gerektiğini emretmiştir. Böylece Hutteritler, komünal yaşam tarzını uygulayan bir topluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Hutteritler komünal yaşamtarzını geniş bir aileye benzeterek çekirdek aile yapısının yerine koloniyi yerleştirmişlerdir. Böylece bir kolonide yaşayan tüm üyelerin koloni çıkarlarını gözeten hareketlerde bulunması istenmiştir. Kolonide yaşayan bütün üyelere koloninin işleri paylaştırılarak kolonilerin sürdürülmesi sağlanmıştır. Ayrıca koloni yaşamı, üyeler arasındahiyerarşiyi mecbur kılmıştır. Ancak bu hiyerarşi, her ne kadar Hutteritler arasındaeşitliğin olduğu iddia edilse de üyeler arasında eşitsizliği meydana getirmiş ve kolonide birtakım problemlerin doğmasına yol açmıştır. Bu çalışmada, Hutteritlerin kolonihayatı, koloni hayatının problemleri ve koloninin üretim alanları konu edilmiştir.

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2019
    A study on the religious traditional communal life style of hutterites that have radical wings of the reform age

    Keleş, Hatice

    Anabaptists are a movement that constitutes the radical wing of the 16th century reform era. Three comunity has emerged from Anabaptists which are the Hutterites, the Mennonites and the Swiss Brothers. In defending adult baptism, the Anabaptists are separated from the Catholic, Protestant and Orthodox, and are opposed to their leadership in the Christian world. In general, the beliefs of all Anabaptists are almost the same. But there is an important belief that distinguishes Hutterites from other Anabaptists. It is the “community of goods” that is, the common sharing of goods. With these beliefs, the Hutterites believed that the communal life system, that is, the common sharing of goods, was the real life system of Christianity. Thus, they established colonies. The hutterites have attracted attention with their standing for more than 450 years. The hutterites attributed their long standing to the communal life system. Because according to the communal life system, they have trained all members from a young age . In this study, it is aimed to give information about how Hutterites, as a Anabaptist community, implement a system in the colonial life about marriage, family and upbringing. Summary The origin of the hutterites is based on the Anabaptist movement that emerged in Switzerland under the influence of the Protestant Reform in the 16th century. Anabaptists generally have the same beliefs. However, among the Anabaptists, there are different practices. There are three Anabaptist groups that emerged in the 16th century. These groups are Hutterites, Mennonites and Swiss Brothers-Anabaptists. Then the Amish community was formed from the Mennonites. The most important common features of the Anabaptist groups are their strong opposition to the basic status of the Roman Catholic Church and Protestant churches. The distinguishing feature of the anabaptists is their adoption of adult-believer baptism, Jesus’ last supper, non-resistance - peace and simplicity. However, the difference between the Hutterites and the Mennonites and the Amishes is that they accept the common understanding of property and the social lifestyle. In addition, Hutterites, unlike Amish, use technology and follow technological developments. One of the most important aspects of Mennonites and Amishes is that they place colony life instead of nuclear family structure. The hutterites emerged in Moravia, now the Czech Republic. Although Hutterite was accepted Jacob Hutter as the founder of their society, there was a community that had ideas of Hutterites before him. In fact, Hutter organized this community. Hutter, seen as a charismatic and prophetic leader, started the present Hutterit communal system in 1533. The hutterites have attracted much attention as a communal group rather than being an Anabaptist movement. In 1528, they applied their first communal life style, the common sharing of goods. The purpose of these practices is to establish the colony of heaven on earth. According to them, since there will be a colonial life style in heaven, God has ordered all Christians to live colonially in the world. They live in isolation. It is a community with different culture, religious understanding and purpose. The adoption of a communal lifestyle by the Hutterites was reflected in their marriage, family and child rearing. Marriage in hutterites is a union in which both people agree to look at each other. In this association, the second person accepted to obey the first person. The couple now refers to one person, not two. This is a decision made according to God’s will and order. It is not in line with the choices or wishes of individuals. The hutterites have strictly applied monogamous marriage and gender rituals. Deciding on hutterite marriages occurs in several ways. Regardless of the type ofmarriage, marriage is required with the permission of family, preachers and colonial leaders. In particular, a marriage that cannot be approved by colonial leaders cannot take place. Young men are given the right to choose the girls they want to marry. However, girls do not have the right to choose as much as boys. The hutterites do not marry from their own colonies, but are also opposed to the first cousin marriage. Second and third cousin marriages are common, and in most colonies, fourth cousin marriages are the most appropriate. Since the family for the hutterites is accepted as a sub-part of the Bruderhof, the Brotherhood, all major political decisions are determined by the votes of the members. However, the right to vote belongs only to the man who is accepted as the head of the family. The hutterites live in apartments that they have long built. There are several apartments and a family resides in each apartment. However, the dining room and living room are shared and families living in the apartment eat together in the dining room and spend time together in the living room. Since the duty o