Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Almanya'da Misafir İşçi Anma Kültürü: Gösterişçi Duyarlılık

    Yurttaş, Süleyman; Karaca, İlhan

    Bu çalışma, Almanya’da son yıllarda giderek daha görünür hâle gelen misafir işçi anma kültürünü ve bu kültürün ardındaki siyasi dinamikleri konu almaktadır. Araştırmanın temel amacı, anma pratiklerini, “gösterişçi duyarlılık” kuramı çerçevesinde eleştirel bir analize tabi tutmaktır. Çalışma, anma kültürünün, geçmişle samimi bir yüzleşmeden ziyade, Almanya’nın güncel siyasi ve ekonomik krizler karşısında kendini “göçe açık” ve “tarihiyle barışık” bir toplum olarak sunma arzusundan kaynaklanan sembolik bir performans olduğunu iddia etmektedir. Araştırmada, doküman analizi kullanılarak yorumlayıcı bir yaklaşım benimsenmiş ve üst düzey siyasi aktörlerin konuşmaları, ırkçı saldırı kurbanlarının ailelerinin kamuya açık platformlarda yer alan açıklamaları ve kurumsal bellek projelerine ilişkin metinler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, resmî söylem ile yapısal eşitsizlikler arasında derin bir çelişki olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ırkçı saldırıların anılmasında, Mevlüde Genç gibi mağdurların affedici ve birleştirici mesajlarının devlet tarafından bir “barışma tiyatrosu” çerçevesinde araçsallaştırılarak, kurumsal ırkçılık ve devlet sorumluluğunun nasıl perdelendiği gösterilmiştir. Sonuç olarak çalışma, Almanya’daki anma kültürünün, geçmişin öznelerinin bugünkü yaşam koşullarını iyileştiren somut ve kapsayıcı politikalardan ziyade, ahlaki bir üstünlük kurma ve toplumsal vicdanı rahatlatma amacı taşıyan sembolik jestlere dayandığı ve bu haliyle bir “gösterişçi duyarlılık” pratiği olduğu sonucuna varmıştır.

    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ2
    Alman internet gazetelerinde alevilerin temsili ve takdimi (2007-2023)

    Karaca, İlhan

    Çalışmada, Almanya’daki Türk kültürü içinde bir alt kültür biçimini oluşturan Alevilerin medya temsili araştırılmıştır. Temsilin bir inşa süreci olduğu ön kabulüyle hareket eden bu çalışmada, kitle iletişim araçlarının, gerek Alman kamuoyunda gerekse akademik yazında kim oldukları ve neye inandıkları çok az bilinen Alevileri, başka hangi değer ve inançlar kümesi üzerinden sunduğu sorusuna cevap aranmıştır. Bir doküman analizi olan bu araştırmanın ampirik verileri, günümüzde yeni medyanın en önemli enformasyon araçlarından biri olan internet gazetelerinden toplanmış ve gömülü teori yöntemine göre analiz edilmiştir. Bu analize, 17 farklı gazeteden toplam 35 haber tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar, 90’lı yılların sonuna doğru bir İslam tartışmasına dönüşen Alman uyum politikalarının yürürlüğe girmesiyle birlikte Alevilerin medya tarafından fark edilmiş olduğunu ve bu politikaların Alevilerin medya temsilinin sosyokültürel bağlamını oluşturduğunu göstermektedir. Müslüman kökenli göçmenlerin temel kültürel haklarını hesaba katmayarak, tek yönlü uyumlarını öngören bu politikalarla Almanya hatırı sayılır bir ilerleme kaydetmiş olsa da, açık ve liberal bir toplum olma ideallerinin gerisinde kalmıştır. Bu idealleri ise ana-akım İslam’a “alternatif İslam” olarak belirlediği Alevilik üzerinden yeniden inşa etme stratejisine başvurmuştur. Bu çerçevede Alevilerin medya temsilini araştıran çalışma, kitle iletişim araçlarının Aleviliği, Alman uyum politikalarının çıkarlarına hizmet edecek şekilde tanımlayarak araçsallaştırdığı sonucuna varmıştır.

    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2023
    “Türkçe Artı İki ” Mümkün mü? Almanya’da Yaşayan Türk Gençlerinin Çok Dilliği

    Karaca, İlhan

    Küreselleşme süreçleriyle birlikte çok dillilik tüm gelişmiş toplumlarda bir değer olarak yükselmektedir. Göç ve karşılıklı bağımlılıklar gibi nedenlerle kendileri de çok dilli olan uluslar, vatandaşlarına ana dillerinin yanına en az iki dili daha koyma çağrısında bulunarak onları bu yönde desteklemektedirler. Özellikle uluslararası göç, insanlara çok dilli olmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Çalışmanın nesnesi olan Almanya’da yaşayan Türk gençleri de bu ayrıcalıklı durumu yaşamaktadırlar. Onlar ebeveynlerinden aldıkları ilk dillerinin yanında, geldikleri toplumun diline ömür boyu maruz kalarak ve buna ek olarak okullarda öğretilen yabancı dillerden birini daha edinerek çok dilli olma potansiyeline sahiptirler. Bu potansiyel dilin kimlikle olan ilişkisi ile birlikte düşünüldüğünde, Türk gençleri ideal olarak kültürel benliklerini kazanmış, çok kültürlü anlayışta ulus-ötesi nitelikli bireylere dönüşebilmektedirler. Çalışmanın amacı, Almanya’da ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak Türk gençlerinin göçün bireylere sunduğu çok dillilik potansiyelini ne ölçüde değerlendirebildiklerini tespit etmektir. Bu doğrultuda ilgili literatür ve çok dillilik kuramları ışığında Türk gençlerinin “Türkçe artı iki” şeklinde çok dilli olma durumları değerlendirilmiştir. Alan yazını şimdiye kadar bu gurubu daha çok iki dillilik bağlamında ele alarak genelde dilin doğru kullanımı ile ilgili eksikliklere odaklanmaktadır. Bu eğilim, Türk gençlerinin dil becerilerinin toplumda negatif algılanmasına ve kimliklerinin dışlanmasına neden olmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Türk gençleri, genel olarak anadilini koruma ve gelinen toplumdaki dillere açılarak kimliğini çok dilli olarak kurgulama motivasyonuna sahiptir. Ancak göç şartları ve Alman dil politikaları onları bu yönde desteklememektedir. Buna göre Türk gençleri, referans olarak seçilen çok dillilik yaklaşımlarından hiç birine göre “Türkçe artı iki” modeline göre çok dilli değildirler. Özellikle dördüncü kuşaktakiler Almanca tek dilliliğine ya da Türkçeden arındırılmış Almanca İngilizce iki dilliliğine geçiş yapmış bulunmaktadır. Diğer kuşaklar ise göçün ürettiği “yaşam dünyasal çok dillilik” tanımına göre çok dillidirler. Ancak bu çok dillilik, standart dilin dışında, resmî olarak onaylanmayan ve dolayısıyla sosyal değeri düşük bir çok dilliliktir.

    AtıfOpenAlex1TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    The Struggle for the Mother Tongue of the Turkish Community in Germany From Past to Present: A General Evaluation

    Karaca, İlhan

    The most important problem of Turkish society in Germany originates from the mother tongue. As a matter of fact, the mother tongue has been one of the most discussed issues since the first years of migration. However, the limitations imposed on the mother tongue by the majority society and the mutually produced information pollution are an obstacle to the opening of an effective field of struggle. Immigration studies are devoted to the German spoken by the immigrants, rather than to their original language. Although the problem of the native language of immigrants is actually related to the field of linguistics it has been pushed into the lap of sociology by this discipline. However sociology does not include studies that examine the transfer and loss of language and its effects on migration. As a esult, the mother tongue debates have become like a labyrinth with no exit. In the study, the struggle for the mother tongue of the Turkish society in Germany was evaluated over generations. In the light of sociolinguistic theories and related literatüre, it has been tried to reveal how close this struggle is to the conditions required for the preservation of a language that is in the state of reference. The results show that Turkish should be taken under institutional protection in order to be able to maintain it as a mother tongue in Germany. Nevetheless, the struggle moves the Turkish society away from this goal as the generations progress. While the process is working towards language shift, the German society is also preparing to offer Turkish as a foreign language course in German schools. Parallel to this, the struggle for the mother tongue of the Turkish society also tends to install Turkish as a second foreign language course in high schools. This refers to the acceptance that Turkish children's mother tongue will no longer be Turkish in the future.

    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2021
    Motivation and Potentials of Healthcare Professionals to Migrate to Germany within the German Framework of the Skilled Immigration Act

    Yurttaş, Süleyman; Karaca, İlhan

    The present study examined the situation of Elderly Care Program students to migrate to Germany and establish transnational ties within the framework of the Skilled Immigration Act, which entered into force on March 1, 2020 in Germany. The aim of the study is to look at the skilled worker migration from the perspective of the individual, to reveal his personal migration orientation and to compare this orientation with the objective situation in the target country and also to reveal the migration potential. Although the study specifically focuses on elderly care technician candidates, it aims to present a realistic migration perspective to individuals from other professions. In the study, in which content analysis method was used, the data were obtained from Bayburt University Elderly Care Program students. The findings obtained from the data showed that elderly care technicians candidates have high motivation to immigrate to Germany but their potential is weak. The employment conditions in Turkey and an idealized perception of Germany gave them a status of "potential skilled migrant" in their imagination. But on the other side, Germany's increasing need for qualified personnel and the strong migration ties between the two countries create a solid but more unimpeded and functional ground for individuals who want to immigrate. In this context, the Skilled Immigration Act, which has just entered into force, stands out as an important framework for future joint migration programs and projects that can be produced between the two countries.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele