Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

  • MakaleAçık Erişim2026
    Türk Siyasetinde Etik: Realist Machiavellizm mi? Normatif Kantçılık mı?

    Kapusızoğlu, Mehmet

    Bu çalışma, Türk siyasetinin etik/ahlaki temellerini Niccolò Machiavelli’nin siyaset felsefesi ile Immanuel Kant’ın evrensel ahlak anlayışı çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelemekte ve 1980 sonrası Türk siyasetinin ve siyasal pratiklerin etik paradigmasını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada betimleyici analiz yöntemi kullanılmış olup, nitel verilere dayalı literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda her iki düşünürün siyaset yaklaşımları temel eserler üzerinden değerlendirilmiş ve metin odaklı yorumlama yapılmıştır. Çalışmada siyasetin etik boyutu realist siyaset ile normatif siyaset açısından ele alınmış; etik-siyaset ilişkisi, iktidar kavramı üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Türk siyasetinin etik boyutu, anayasa metni, yasal mevzuat, ulusal ve uluslararası kuruluşların değerlendirme raporları ve siyasi pratikler üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türk siyasetinde etik söylemlere rastlanmakla birlikte uygulamada rasyonel ve faydacı bir siyaset modelinin öne çıktığını, etik sistemin kurumsal altyapısında eksiklikler bulunduğunu ve siyasal özneler arasında Kantçı normatiflikten ziyade Machiavellist gerçekçiliğin hâkim olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada, etik ilkelerin yalnızca yasal mevzuatta yer almasının tek başına yeterli olmadığı, bu kuralların içselleştirilmesinde siyasal kültür, patronaj ilişkileri, siyasal liderlik ve seçmen davranışı gibi unsurların belirleyici birer etken olduğu vurgulanmıştır. Son olarak, Türk siyasetinin Kantçı etik yaklaşımın evrensel ve normatif ilkelerini gözönünde bulunduran ve Machiavellist realist siyasetin yönetsel ve etkisel güç alanlarını göz ardı etmeyen paradoksal bir etik siyaset modeline ihtiyacı olduğu belirtilmiştir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleAçık Erişim2025
    Z Kuşağının Siyasal Tercihlerinin Anatomisi

    Kapusızoğlu, Mehmet

    Bir toplumun siyasal yapısının şekillenmesinde ve demokratik sistemlerin işleyişinde belirleyici bir unsur olan seçmen davranışları, çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu davranışları anlamak, hem siyasal tabanını belirlemek isteyen siyasal partiler hem de toplumsal dönüşümü analiz etmeyi amaçlayan akademisyenler için oldukça önemlidir. Bu çalışma, Z kuşağının siyasal tercihlerini şekillendiren temel etkenleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yöntemle ve betimleyici tarama modeli çerçevesinde tasarlanmış; üniversite öğrencilerinden elde edilen verilere dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri seti, siyasal tercihlere etki edebilecek 43 ifadeyi içeren Likert tipi ölçek aracılığıyla toplanmıştır. Uygulanan açımlayıcı faktör analizi sonucunda Z kuşağının siyasal tercihini etkileyen beş temel boyut belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, iktidar politikalarının Z kuşağının siyasal yönelimleri üzerinde en yüksek etkiye sahip değişkenler olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, dijital mecralar geleneksel medya araçlarına kıyasla daha etkili bulunurken; aile, akraba, arkadaş ve öğretmen gibi geleneksel sosyalizasyon aktörlerinin etkisi görece zayıf kalmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi

    Dursunoğlu, İsmail; Kapusızoğlu, Mehmet

    Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex4TR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Siyasal propaganda aracı olarak müzik: 2023 seçim şarkılarının tematik analizi

    Kan, Muhammed Enes; Kapusızoğlu, Mehmet

    Seçim kampanyaları, siyasi partilerin seçmenle doğrudan iletişim kurabildikleri, toplumsal karşılık bulma amacıyla çeşitli stratejiler geliştirdikleri yoğun süreçlerdir. Bu çalışma, Türkiye’de 2023 yılında gerçekleştirilen milletvekili seçimlerinde TBMM’de temsil hakkı elde eden siyasi partilerin seçim kampanyalarında kullandıkları seçim müziklerini, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın amacı, seçim müziklerinin siyasal iletişim bağlamında nasıl işlev gördüğünü, partilerin seçmenle kurdukları ilişkiyi hangi duygusal ve ideolojik kodlar üzerinden nasıl inşa ettiklerini ortaya koymaktır. Bu yönüyle çalışma siyasal iletişim ve müzik sosyolojisi disiplinlerinin kesişim noktasında yer almakta; müziğin siyasal alan içindeki temsil gücüne dair derinlemesine bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, seçim kampanyaları sırasında kullanılan müzikler yalnızca propaganda aracı değil; ideolojik kimlik inşası, duygusal mobilizasyon ve toplumsal hafıza oluşturma işlevi görmektedir. Temalar arasında en çok vatan, umut, mücadele, birlik ve liderlik öne çıkarken; muhalefet partileri daha çok değişim ve umut temalarına, iktidar partileri ise istikrar ve liderlik vurgusuna odaklanmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Çalışmalarını Müzakereci Demokrasi Üzerinden Okumak

    Kapusızoğlu, Mehmet

    Anayasalar, bir taraftan meşru zor kullanma tekeline sahip devletin temel organlarını gösteren, bu organların birbirleri ile ilişkilerini düzenleyen ve iktidarın hukuk kuralları ile sınırlandırıldığı temel hukuki belgeler iken, diğer taraftan temel hak ve özgürlüklerin korunması için bireylerin sahip olduğu en büyük güvence özelliği taşımaktadırlar. Toplumsal hayatın işleyişinde önemli bir yere sahip olan anayasaların kimler tarafından ve ne şekilde hazırlandıkları konusu meşruiyet açısından da son derece önemlidir. Meşruiyet, politik alana içkin bir konu olmakla birlikte siyasal iktidarın hedefi yönetmek, hedefinde olan toplumun amacı ise hak ve özgürlüklerine zarar gelmeyen bir sistem içerisinde hayatını devam ettirmektir. O halde yöneten ve yönetilenlerin amacına ulaşabilmeleri ancak ortak bir uzlaşı etrafında buluşabilmelerine bağlıdır. Bu uzlaşı anayasaların meşruiyetini ortaya çıkarırken, bu meşruiyetin toplumsal mutabakata dayanması yanında temel hak ve özgürlükleri en geniş şekliyle teminat altına almasına, hak ve hürriyetleri esas, ödev ve sorumlulukları istisna kabul edebilmesine bağlıdır. Türkiye’de 2011 genel seçimlerinden önce seçimlere girecek hemen hemen tüm siyasi partilerin seçim beyannamelerinde yeni bir anayasaya olan ihtiyaç dile getirilmiş ve seçimlerden sonra derhal sürece başlanılacağı beyan edilmiştir. Gerçekten de 24. Dönem TBMM Genel Seçimleri sonrasında mecliste yer alan tüm siyasi partilerin katılımı ile bir anayasa uzlaşma komisyonu oluşturulmuş ve yeni anayasa yapım süreci çalışmalarına başlanmıştır. Bu çalışmada TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu (2011-2013) çalışmaları müzakereci demokrasinin temel ilkeleri üzerinden değerlendirilmiş, eşitlik ve katılım alt temasında müzakereci demokrasiye uygun davranıldığı, şeffaflık, müzakere ve uzlaşı ile empati ve hoşgörü alt temalarında ise eksiklik yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2023
    Siyasal uzlaşma bağlamında siyasi ittifaklar: cumhur ittifakı ve millet ittifakı’na yönelik bir inceleme

    Yolcu, Tuğba; Kapusızoğlu, Mehmet

    Siyasi partilerin temel amacı iktidarı ele geçirmektir. Bu amaç doğrultusunda yürüttükleri faaliyetler çerçevesinde bir ülkedeki mevcut seçim sistemine göre farklı ittifak arayışları gündeme gelmektedir. Türk siyasal hayatı incelendiğinde çok partili hayata geçiş sürecinden sonra 1957 yılında siyasal ittifakları engellemeye yönelik ilk yasal düzenleme gerçekleştirilmiş olmasına rağmen yasal mevzuatın dolaylı yoldan aşılmasıyla siyasal ittifakların oluşturulduğu görülmektedir. 2018 Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişe kadar yasal bir temeli olmayan siyasal ittifaklar 2939 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle yasal zemine kavuşmuştur. İttifak kelime anlamı olarak anlaşma, bağlaşım olarak ifade edildiğinde açık bir müzakere sürecini de beraberinde getirmektedir. Bu müzakere siyasal uzlaşmanın temel şartıdır. Çalışma, Türkiye’de 2018 sonrası kurulan Cumhur İttifakı ve Millet İttifakını siyasal uzlaşma, katılımcılık, güven, ortak hedefler ve uzun vadeli iş birlikleri çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın oluşum süreçleri eleştirel söylem analizi çerçevesinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında, örnek olarak seçilen her iki ittifakın temel zeminini ideolojik benzeşme ya da ortak ideolojik zemin oluşturduğu söylenebilir.

    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Citizenship literacy scale: development, validity and reliability study

    Karadağ, Ahmet; Kapusızoğlu, Mehmet

    Citizenship Literacy Scale is a scale developed to measure individuals’ level of knowledge and interest in citizenship, their ability to use their right to seek rights and to transform it into actions. The statements in the scale were created as a result of unstructured interviews and literature review. The content validity of the Citizenship Literacy Scale was ensured, and exploratory and confirmatory factor analyzes were conducted to ensure construct validity. According to the results of the exploratory factor analysis, the scale consisted of 29 statements gathered under 4 factors and explained 65,573% of the total variance. After the exploratory factor analysis, confirmatory factor analysis was performed and the model's goodness-of-fit indices were examined. Goodness of fit values as a result of confirmatory factor analysis; χ2 = 1430,423; df=363, p= .000; χ2/df= 3.941; RMSEA = 0.052; SRMR = 0.051; GFI=0.912; AGFI=0.901; TLI= 0.944; CFI=0.950; IFI = 0.950; NFI=0.934; RFI=0.926 was found. According to these values, it was understood that the Citizenship Literacy Scale showed excellent fit for CFI and IFI, χ2/df, good fit for RMSEA, SRMR, GFI, NFI and RFI. All the results obtained showed that the Citizenship Literacy Scale, which was developed, is a valid and reliable measurement tool for measuring the citizenship literacy levels of individuals.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele