Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dursunoğlu, İsmail(10)
- Kapusızoğlu, Mehmet(6)
- Kan, Muhammed Enes(4)
- Yazici, Sinan(4)
- Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar(2)
- Karaca, İlhan(2)
- Kul, Murat(2)
- Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu(2)
- Yavuz, Rabia Burçin(2)
- Yazıcı, Sinan(2)
- Yurttaş, Süleyman(2)
- Akar, Nuri Çağrı(1)
- Aksakalli, Ayhan(1)
- Akyol Özcan, Kübra(1)
- Arı, Ari(1)
- Battal, Fetullah(1)
- Bayar, Ahmet(1)
- Bayramoglu, Turgut(1)
- Bilici, İlhan(1)
- Boz, Emre(1)
- Boz, Füsun Çelebi(1)
- Bulut, Engin Çağdaş(1)
- Coşkun, Hüseyin(1)
- Dayı, Rumeysa Bakır(1)
- Degirmenci, Yavuz(1)
- Durmuş, İbrahim(1)
- Eskici, Burak(1)
- Eşki, Fatih Mehmet(1)
- Gültekin, Ömer Faruk(1)
- Imamoglu, Ilyas Kays(1)
- Işıkçı, Yasemin Mamur(1)
- Keleş, Hatice(1)
- Keskin, Savaş(1)
- Kocaoğlu, Fatih(1)
- Kuloğlu, Eşref(1)
- Kuzu, Mehmet(1)
- Kömür, Gökhan(1)
- Küçükşen, Murat(1)
- Kılınç, Mehmet(1)
- Kızıl, Seda(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Kamu Hizmet Motivasyonuna Yönelik Algıları Üzerine Nitel Bir İnceleme
Kan, Muhammed Enes
Bu çalışmanın amacı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü (SBKY) öğrencilerinin kamu hizmet motivasyonu (KHM) algılarının incelenmesidir. Çalışma nitel araştırma desenine göre gerçekleştirilmiştir. SBKY öğrencilerinin KHM algılarını tespit edebilmek için öğrencilere kamu hizmetinde çalışmak istemelerinin nedenleri ile KHM’nin alt boyutları olan kamu yararına bağlılık, fedakarlık, kamu politikasına ilgi ve merhamet boyutlarına ilişkin toplam 9 soru yöneltilmiştir. Elde edilen veriler nitel araştırmalarda sıklıkla kullanılan bir veri analiz yöntemi olan içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre SBKY öğrencilerinin kamu hizmetlerinde görev yapma isteklerinde en fazla etkili olan güdü, devlete ve millete hizmet etmektir. Öğrencilerin birçoğu kamu yararını bireysel menfaatlerine tercih edeceklerini, kamu hizmetlerinin yürütülebilmesi için her türlü fedakarlığı yapabileceklerini ve vatandaşlarla empati yaparak onlara her türlü sorunlarında ne pahasına olursa olsun yardımcı olabileceklerini ifade etmişlerdir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri bölümün de etkisiyle kamu politikasına ve politika süreçlerine güçlü bir ilgi duyduğu ve ülke gündemini yakından takip ettiği de çalışmanın önemli bulgularından biri olmuştur. Tüm bunlar SBKY öğrencilerinin KHM’nin tüm alt boyutlarına yönelik yüksek bir algı düzeyine sahip olduğunu ve KHM düzeylerinin yüksek olduğunu göstermektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Türkiye’de Demokrat Parti Döneminde Kadınların Siyasette Temsili
Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu
Bu çalışmanın amacı, Demokrat Parti döneminde kadın temsil düzeylerinin ve kadın temsilinin düşmesinin sebeplerini ortaya koyabilmektir. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren kadın hakları üzerine yapılan tartışmaların temel gündem maddesi kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmasıdır. 1930’lu yıllarda dünyadaki birinci dalga feminist hareketin de etkisiyle kadınların temsil hakkına sahip olması temel demokrasi sembollerinden biri haline gelmiş, nitekim 1935 yılında gerçekleşen seçimlerle kadınlar Meclis’te yer almışlardır. Bununla birlikte, 1940’lı yıllarda çok partili hayatın tesis edilmesiyle temel demokrasi göstergeleri değişmiş ve kadın temsilinin sembolik anlamı birtakım liberal unsurlarla ikame edilmiştir. Demokrat Parti iktidarında, kadın hareketinin ikinci planda kaldığı bir siyasal atmosferde, kadın temsil düzeylerinde de ciddi bir düşüş söz konusu olduğu görülmektedir. Çalışmada Demokrat Parti yönetiminin kadın hareketine şekilsel düzeyde yaklaşmanın ötesine gidememesinin ve siyasette aktif görev alan kadınların bu dönemde mevcut ataerkil siyasi yapının güdümünde hareket etmesinin kadın temsil düzeylerinin düşük kalmasına kaynaklık ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak siyasette kadın temsil oranlarının düşüklüğüne ve ataerkil siyaset tarzının benimsenmesine neden olan unsurlar incelenmektedir. Konunun kapsamı ve katmanlı yapısı gözetildiğinde tarihsel süreç, Demokrat Parti merkeze alınarak kısıtlanmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Üniversite öğrencilerinde toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerine etkisinde kariyer beklentilerinin aracı rolü
Kızıl, Seda
Bu çalışmada, Bayburt Üniversitesi’nde öğrenim gören son sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarının mezuniyet sonrası tercih edecekleri liderlik tarzları üzerindeki etkisi ve kariyer beklentisinin bu etkideki aracı rolü incelenmiştir. Çalışmada, 594 üniversite öğrencisinden anket yoluyla toplanan nicel veriler, yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları, toplumsal cinsiyet algısının liderlik tarzı tercihlerinde anlamlı bir etkisi olduğunu ve kariyer beklentilerinin bu etkide kısmi aracılık rolü üstlendiğini göstermektedir. Çalışmanın kısıtları, örneklemin tek bir üniversiteyle sınırlı olması ve verilerin katılımcıların kendi verdikleri cevaplara dayanmasıdır. Elde edilen sonuçlar, üniversite öğrencilerinin liderlik tarzı tercihleri ile kariyer beklentilerinin şekillenmesinde toplumsal cinsiyet algısı ve kariyer hedeflerinin birlikte etkili ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Türk Siyasetinde Etik: Realist Machiavellizm mi? Normatif Kantçılık mı?
Kapusızoğlu, Mehmet
Bu çalışma, Türk siyasetinin etik/ahlaki temellerini Niccolò Machiavelli’nin siyaset felsefesi ile Immanuel Kant’ın evrensel ahlak anlayışı çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelemekte ve 1980 sonrası Türk siyasetinin ve siyasal pratiklerin etik paradigmasını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada betimleyici analiz yöntemi kullanılmış olup, nitel verilere dayalı literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda her iki düşünürün siyaset yaklaşımları temel eserler üzerinden değerlendirilmiş ve metin odaklı yorumlama yapılmıştır. Çalışmada siyasetin etik boyutu realist siyaset ile normatif siyaset açısından ele alınmış; etik-siyaset ilişkisi, iktidar kavramı üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Türk siyasetinin etik boyutu, anayasa metni, yasal mevzuat, ulusal ve uluslararası kuruluşların değerlendirme raporları ve siyasi pratikler üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türk siyasetinde etik söylemlere rastlanmakla birlikte uygulamada rasyonel ve faydacı bir siyaset modelinin öne çıktığını, etik sistemin kurumsal altyapısında eksiklikler bulunduğunu ve siyasal özneler arasında Kantçı normatiflikten ziyade Machiavellist gerçekçiliğin hâkim olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada, etik ilkelerin yalnızca yasal mevzuatta yer almasının tek başına yeterli olmadığı, bu kuralların içselleştirilmesinde siyasal kültür, patronaj ilişkileri, siyasal liderlik ve seçmen davranışı gibi unsurların belirleyici birer etken olduğu vurgulanmıştır. Son olarak, Türk siyasetinin Kantçı etik yaklaşımın evrensel ve normatif ilkelerini gözönünde bulunduran ve Machiavellist realist siyasetin yönetsel ve etkisel güç alanlarını göz ardı etmeyen paradoksal bir etik siyaset modeline ihtiyacı olduğu belirtilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Reformist Yönetime Karşı Muhafazakâr Direniş: Mihail Gorbaçov’a Yönelik Darbe Girişimi ve Sonuçları
Sadık, Ramin
Soğuk Savaş döneminde Doğu Bloku’nun başat gücü Sovyetler Birliği, kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süreçte, ülke yönetiminde muhafazakâr kanat ile reform yanlılarının kıyasıya mücadele ettiği iktidar mücadelesine şahit olmuştur. Komünist Partisi içindeki muhafazakârlar, partinin toplum üzerinde etkin olmasını, Sovyet ülkesini kapitalist dünyadan koruyan bir araç olarak lüzumlu görmüşlerdir. O nedenle daha sert bir yönetimsel yaklaşım sergilenmesinin gerekli olduğuna kanaat getirmiştir. Buna karşın, halkın sosyal ihtiyaçlarının öne çıkarıldığı bir ekonomik sistemin savunuculuğunu yapan ıslahatçılar, bir yandan partideki kemikleşmiş muhafazakâr klikle mücadele ederken, bir yandan da batılı devletlerle rekabet edebilmek adına daha fazla toplumsal özgürlükleri öne çıkaran bir yol izlemeye çalışmışlardır. Böylece Sovyetler Birliği’nin varlığı boyunca yönetimde bir mücadele yaşanmış; ancak Mihail Gorbaçov dönemine kadar genel olarak muhafazakâr kanat, bu mücadeleden hep başarıyla çıkabilmiştir. Ağustos 1991’de Sovyetler Birliği’nde Mihail Gorbaçov’a karşı düzenlenen darbe teşebbüsü, Sovyet tarihinde muhafazakârlar ile ıslahatçılar arasındaki anlaşmazlık sürecinin yeni bir boyutuydu. Darbe girişimi sırasında toplum ülkede devam etmekte olan ıslahatlardan yana tavrını koyarken, Rusya Federasyonu lideri Boris Yeltsin’in Gorbaçov’dan yana tercihte bulunması teşebbüsün başarısız olmasında etkili oldu. Sonuçta darbe toplum ile Rusya liderliğinin sert direnişiyle püskürtüldü, buna rağmen Sovyetler Birliği’nin hızlı bir şekilde tarih sahnesinden silinme sürecine girdi ve o yılın sonunda feshedildi. Bu çalışmanın ana problemi, Sovyetler Birliği’nde muhafazakâr kanat ile reform yanlıları arasındaki mücadelenin kırılma noktası olan Ağustos 1991 darbe girişimini derinlemesine incelemektir. Bu bağlamda çalışma, darbeyi Sovyetler Birliği yönetiminde muhafazakârlar ile reformistler arasında yaşanan güç mücadelesi perspektifinden ele almaktadır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmış, dönemin Rus ve Türk basını ana kaynaklar olarak incelenmiş, çeşitli birincil ve ikincil kaynaklarla harmanlanarak akademik bir metin haline getirilmiştir. Çalışma kapsamında Mihail Gorbaçov’un başlattığı ıslahatlar, ıslahatların ülkede birtakım değişiklikler meydana getirmesi, bu değişikliklerin ülkeyi yıkıma götürdüğüne inanan Komünist Partisi’nin muhafazakâr kanadının sürece engel olmaya çalışması ve sonuçta Ağustos 1991’de darbe girişiminde bulunması gibi çeşitli başlıklar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma bulguları, muhafazakâr kanadın Ağustos 1991’deki darbe girişiminin; reformist yönetimin başlattığı yeniliklerin yarattığı dönüşüm, dönemin siyasal ve toplumsal koşulları ile Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ve ekibinin müdahaleleri sonucunda başarısızlığa uğradığını, dahası girişimin birlik cumhuriyetlerini merkezden uzaklaşma eğilimine sevk ederek Sovyetler Birliği’nin dağılmasına giden süreci hızlandırdığını ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Almanya'da Misafir İşçi Anma Kültürü: Gösterişçi Duyarlılık
Yurttaş, Süleyman; Karaca, İlhan
Bu çalışma, Almanya’da son yıllarda giderek daha görünür hâle gelen misafir işçi anma kültürünü ve bu kültürün ardındaki siyasi dinamikleri konu almaktadır. Araştırmanın temel amacı, anma pratiklerini, “gösterişçi duyarlılık” kuramı çerçevesinde eleştirel bir analize tabi tutmaktır. Çalışma, anma kültürünün, geçmişle samimi bir yüzleşmeden ziyade, Almanya’nın güncel siyasi ve ekonomik krizler karşısında kendini “göçe açık” ve “tarihiyle barışık” bir toplum olarak sunma arzusundan kaynaklanan sembolik bir performans olduğunu iddia etmektedir. Araştırmada, doküman analizi kullanılarak yorumlayıcı bir yaklaşım benimsenmiş ve üst düzey siyasi aktörlerin konuşmaları, ırkçı saldırı kurbanlarının ailelerinin kamuya açık platformlarda yer alan açıklamaları ve kurumsal bellek projelerine ilişkin metinler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, resmî söylem ile yapısal eşitsizlikler arasında derin bir çelişki olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ırkçı saldırıların anılmasında, Mevlüde Genç gibi mağdurların affedici ve birleştirici mesajlarının devlet tarafından bir “barışma tiyatrosu” çerçevesinde araçsallaştırılarak, kurumsal ırkçılık ve devlet sorumluluğunun nasıl perdelendiği gösterilmiştir. Sonuç olarak çalışma, Almanya’daki anma kültürünün, geçmişin öznelerinin bugünkü yaşam koşullarını iyileştiren somut ve kapsayıcı politikalardan ziyade, ahlaki bir üstünlük kurma ve toplumsal vicdanı rahatlatma amacı taşıyan sembolik jestlere dayandığı ve bu haliyle bir “gösterişçi duyarlılık” pratiği olduğu sonucuna varmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Türkiye’de Yolsuzluk Kavramına İlişkin Algılarının Metaforlar Aracılığıyla İncelenmesi
Kan, Muhammed Enes
Devlete ve topluma önemli zararlı etkileriyle bilinen yolsuzluk olgusu dünyadaki birçok ülkenin olduğu gibi Türkiye’nin de önemli problemlerinden biridir. Bu durum çalışmanın temel motivasyon kaynağı olmuş ve çalışmada Türkiye’de üniversite öğrencilerinin “Türkiye’de yolsuzluk” kavramına ilişkin algılarının metaforlar aracılığıyla tespit edilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemleri ile gerçekleştirilen çalışmanın araştırma grubu Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerinden oluşturulmuştur. Elde edilen veriler NVIVO 14 paket programının da yardımıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonunda elde edilen bulgulara göre öğrenciler Türkiye’de yolsuzluğun oldukça yaygın olduğu inancına sahiptir. Hatta bazı öğrenciler yolsuzluğu Türkiye’de bir ihtiyaç olarak nitelendirmektedir. Birçok öğrenci yolsuzlukların devlete ve topluma verdiği zararlarının farkındadır. Yolsuzlukların kamu kaynaklarından çalınarak ekonomiye zarar verdiği ve toplumsal dayanışmayı aşındırdığı öğrencilerin vurguladığı önemli konulardan biridir. Çalışma sonuçları Türkiye’de yolsuzlukların yaygınlaşarak normal eylemler olarak görülmeye başladığını göstermektedir. Bu durumu bertaraf etmek ve bu algıyı ortadan kaldırmak için yolsuzlukla etkin bir mücadele şarttır.
- MakaleAçık Erişim2025The Leading Role of the State in Industrialization and the Importance of Innovation: Example of South Korea
Yazıcı, Sinan
It is possible to date the history of industrialization back to the 16th century. However, the time period accepted as the beginning of industrialization is the beginning of factory production in England in the second half of the 18th century. Western European countries such as France, Germany, and the Netherlands joined the process in the first half of the 19th century. Later, non-European countries such as Egypt and the USA joined the process. However, Egypt's industrialization process was interrupted by the Baltalimanı Trade Agreement. South Korea also joined the industrialization/development process in the second half of the 20th century. Thus, the capitalist world system continued to spread from Europe to other parts of the world.This study aims to examine South Korea, one of the examples of industrializing countries, within the framework of the Modern World System theory. According to this theory, the capitalist world economy was formed as a result of competition between states. Competition, one of the most important concepts of this theory, is a factor that leads to both the increase in the number of countries and the developments in technology in industrialization. In this context, the importance of innovation and the leading role of the state in the sustainability of competition emerges. As a result of the study, South Korea, which entered the industrialization process at the end of the Second Industrial Revolution with no other resource than labor force, started industrialization with a serious planning process led by the state. It has also reached the position of being a central/industrialized country by focusing on R&D and innovation studies since the 1980s. It has been found that the MDS theory has explanatory power in the industrialization/central country process experienced by South Korea.
- MakaleAçık Erişim2025The impact of economic freedom and democracy on income inequality: a study of selected majority developing countries
Gültekin, Ömer Faruk
Economic freedom is the realization of productive activities without any limitations or restrictions. Unrestricted activities can have a positive impact on the economic development processes of societies In this context, the aim of the study is to investigate whether factors such as economic freedom and its subcomponents, democracy coefficient, and per capita income level have a significant effect on income inequality.. The research conducted for 17 different countries, mostly selected from developing countries, including Turkey, and for the period 1995-2020. Four different quantile intervals constructed through quantile regression. According to the results, improvement in property rights has an increasing effect on income inequality for all quantile levels, while financial freedom and investment freedom have a decreasing effect on income inequality. Increasing per capita income levels and democracy have also had the effect of reducing income inequality for different quantile groups.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Duygusal zekâ ve liderlik arasındaki ilişki (türkiye örneği) meta analiz çalışması
Battal, Fetullah; Yılmaz, Şeymanur
Bu meta-analiz çalışması, duygusal zekâ ve liderlik arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Türkiye örneği üzerinden yapılan 25 ampirik çalışmanın verilerini değerlendirmiştir. Çalışmalar, 2005-2024 yılları arasında yayımlanan makaleler ve tezlerden oluşmuştur. Elde edilen sonuçlar, duygusal zekâ ile liderlik arasında pozitif yönde orta düzeyde (EB = 0,417) anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çalışmalar arasında önemli bir varyasyon olduğu tespit edilmiş ve bu nedenle rastgele etkiler modeli tercih edilmiştir. Meta-analiz sonucunda kümülatif korelasyonun %42 seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yayın yanlılığına dair yapılan analizler, etkilerin güvenilir olduğunu ve yayın yanlılığının olmadığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, duygusal zekânın liderlik becerileriyle önemli bir ilişkiye sahip olduğunu, ancak bu ilişkinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. Çalışmanın Türkiye örneğine odaklanması, bölgesel bir bakış açısı sunmuş ve bulguların güvenilirliğini artırmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025İşe tutkunluk, politik yeti, kariyer başarısı ve işe angaje olma arasındaki ilişkinin incelenmesi: sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Kılınç, Mehmet
Modern iş hayatında kariyer başarısı iş görenler için güdüleyici bir etmendir. Özellikle sağlık sektörü gibi hizmet sektöründe bulunan örgütlerde çalışanların en verimli şekilde değerlendirilmesi onların kariyerlerini de iyi yönetmeleri ile yakından ilişkilidir. Çalışma verileri, 393 sağlık çalışanından elde edilmiştir. SPSS ve AMOS programları ile Process Macro eklentisi kullanılarak yapılan analizler sonucunda; işe tutkunluk ile kariyer başarısı arasındaki ilişkide işe angaje olmanın aracı, politik yetinin ise düzenleyici rolünün olduğu belirlenmiştir. İşe angaje olma ile kariyer başarısı arasındaki ilişkide de ise politik yetinin düzenleyici rolü tespit edilmiştir. Sağlık çalışanlarının kariyer başarılarında işe tutkunluk ve işe angaje olma ile birlikte politik yetinin de önemli bir etken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sağlık hizmetlerinde verimli insan kaynağı kullanımını desteklemek üzere sağlık çalışanlarının işe tutkunluğunu ve angaje olmasını arttıracak çalışmalarla birlikte politik yeteneklerine de katkı sağlayacak eğitim ve etkinliklerin yapılması önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Osmanlı’dan 2000’Lİ yıllara kadar türkiye’de siyasetin erilliğinin tarihsel gelişimi
Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu
Türk siyasal yaşamında kadınların yaşadıkları eşitsiz koşullara karşı verdikleri mücadelenin tarihsel kökleri Osmanlı’daki eril siyasal ve toplumsal yapı içerisinde oluşan kadın hareketine dayanmaktadır. Osmanlı’da 19. yüzyılda başlayan sorgulama ve arayışlar, kadınların kamusal alana çıkmaları konusunda önemli bir başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Bu dönemdeki eril siyasal ve toplumsal düzende, kadınların özel alanda yer almaları gerektiği yönünde bir yaklaşım söz konusudur. Fakat Osmanlı’da bu dönemde gelişen modernleşme süreçleri kapsamında, kadınların sosyal ve ekonomik koşullarında birtakım değişimler yaşanmıştır. Buna rağmen kadınların özellikle siyasal düzeyde bir kazanım elde ettiklerini söylemek güçtür. Kadınlar tarafında siyasal hak talepleri doğrultusunda bir bilinçlenme ve mücadeleye işaret eden gelişmeler olsa da kadınların siyasal haklarına kavuşmaları için Cumhuriyet’i beklemeleri gerekmektedir. Cumhuriyet Devrimi ile birlikte kadınlar, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzeyde olmak üzere çoğu temel haklarına kavuşmuşlardır. Kadınların Avrupa’daki çoğu ülkeden önce siyasal haklarını kazanmaları önemli bir demokratik gelişmedir. Bununla birlikte tarihsel süreçte kadınların siyasete katılımları ve siyasal temsil düzeyleri beklenilen doğrultuda ilerlememiş, kadın temsil düzeyleri zayıf kalmıştır. Kadınların siyasal haklarını elde etmeleri, eşit temsil ilişkisinin oluşması açısından olumlu olsa da politikadaki veriler erkeklerin sayıca çoğunlukta olduğunu ve siyasetin eril bir işleyişe tabi olduğunu göstermektedir. Dünyadaki gelişmelerle koşut olarak, Türk siyasal yaşamında da erkeklerin kadınlara kıyasla siyasette egemen bir konumda olması, kadınların politikaya katılımlarını olumsuz etkilemiştir. Türk siyasetinde kadınların siyasal haklarını kazanımı ile başlayan süreçten günümüze kadar kadın temsil düzeylerinin düşük oranda kalması, siyasetin erkek egemen bir alan olmasına yol açmıştır. Çalışmada literatür taraması yöntemine başvurularak kadın temsil düzeylerinin düşük kalması ve siyasetin ataerkil bir alan olmasına kaynaklık eden unsurlar tarihsel bağlamda ele alınmaktadır. Bununla birlikte konunun çok boyutluluğu ve derinliği açısından dönemsel bir kısıtlamaya gidilerek tarihsel bağlam, Osmanlı’da başlayan 2000’li yıllara kadar devam eden süreçle sınırlandırılmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Z Kuşağının Siyasal Tercihlerinin Anatomisi
Kapusızoğlu, Mehmet
Bir toplumun siyasal yapısının şekillenmesinde ve demokratik sistemlerin işleyişinde belirleyici bir unsur olan seçmen davranışları, çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu davranışları anlamak, hem siyasal tabanını belirlemek isteyen siyasal partiler hem de toplumsal dönüşümü analiz etmeyi amaçlayan akademisyenler için oldukça önemlidir. Bu çalışma, Z kuşağının siyasal tercihlerini şekillendiren temel etkenleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yöntemle ve betimleyici tarama modeli çerçevesinde tasarlanmış; üniversite öğrencilerinden elde edilen verilere dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri seti, siyasal tercihlere etki edebilecek 43 ifadeyi içeren Likert tipi ölçek aracılığıyla toplanmıştır. Uygulanan açımlayıcı faktör analizi sonucunda Z kuşağının siyasal tercihini etkileyen beş temel boyut belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, iktidar politikalarının Z kuşağının siyasal yönelimleri üzerinde en yüksek etkiye sahip değişkenler olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, dijital mecralar geleneksel medya araçlarına kıyasla daha etkili bulunurken; aile, akraba, arkadaş ve öğretmen gibi geleneksel sosyalizasyon aktörlerinin etkisi görece zayıf kalmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi
Dursunoğlu, İsmail; Kapusızoğlu, Mehmet
Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2025Necip Fazıl’s Ideolocia Pattern: A Thematic Analysis
Yazıcı, Sinan
Having made significant contributions to Turkish thought, Necip Fazıl Kısakürek is a thinker who has made serious contributions to the intellectual, philosophical, literary and political environment of our country. Despite this characteristic, he is known in our country only as a poet and writer who has produced important works in various fields of literature. For this reason, Necip Fazıl Kısakürek, who is referred to as a master in Turkish literature by some circles, is known as a poet who has the title of İkinci Sultanu'ş Şuara (Sultan of Poets) after Baki, and is also a thinker who has produced important works in the intellectual/political field. His works titled "Western Thought and Islamic Sufism" and "Ideolocya Örgüsü" are among his most important works as a thinker and political thinker. This study aims to reveal the foundations of Necip Fazıl's views on political and administrative order. For this reason, thematic content analysis was applied to Necip Fazıl's most important work on political and administrative order, "İdeolocya Örgüsü". Rather than defining the political and administrative structure envisaged by Necip Fazıl at a descriptive level, the aim was to reach the main reasons for envisaging this structure. With the literature review conducted in line with this purpose, both the political atmosphere of the period and the biography of the thinker and other important information on the subject were reached. Thus, the implicit meaning was tried to be discovered together with the themes obtained as a result of the analysis. As a result of the study, it was revealed that "İdeolocya Örgüsü" and the political and administrative model called "Başyücelik Devleti" proposed by Necip Fazıl were a result. The main reason leading to this result was understood as a result of the analysis as the decline process that started in the 16th century and continued until today.
- MakaleAçık Erişim2025Yolsuzlukla Mücadelede Örnek Bir Ülke Olarak Singapur: Siyasi İrade, Yasalar, Reformlar, Eğitim ve İşbirliği
Kan, Muhammed Enes
Dünyada hemen her ülkenin ortak problemlerinden biri olan yolsuzluk, devlete ve topluma önemli zararlar veren çok boyutlu bir meseledir. Bu nedenle günümüzde birçok ülke, çeşitli enstrümanlar kullanarak yolsuzlukla mücadele etmekte ve bu yolsuzluğun olumsuz etkilerini bertaraf etmeye çalışmaktadır. Ancak, dünya genelinde az sayıda ülke bu mücadelede gerçek anlamda başarı elde etmiştir. Yolsuzlukla mücadeledeki başarısı, ulusal ve uluslararası göstergelerle herkes tarafından kabul edilen Singapur bu ülkelerden biridir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, yolsuzlukla kararlı bir şekilde mücadele eden Singapur’un stratejilerini detaylı bir şekilde inceleyerek, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin önerilerde bulunmaktır. Çalışma nitel araştırma desenine göre tasarlanmıştır. Çalışmada, nitel verilere dayalı olarak gerçekleştirilen kapsamlı bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede Singapur’un yolsuzlukla mücadelesini ele alan akademik çalışmalar, Singapur’un yolsuzluğa ilişkin yasal düzenlemeleri ve resmi kurumsal internet siteleri incelenmiştir. Bu çerçevede Singapur’un geçmişten günümüze bu sorunu nasıl ele aldığı ve çözümü için neler yaptığı derinlemesine araştırılmış, elde edilen bulgular derlenerek sunulmuştur. Araştırma sonucunda Singapur’un yolsuzlukla mücadelesindeki başarısında; hukukun üstünlüğünü sağlaması, güçlü yasal mevzuatı, kararlı siyasi iradesi, kurumsal düzenlemeleri ve reformları, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri ile uluslararası işbirliklerine verdiği önemin etkili olduğu tespit edilmiştir
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Siyasal propaganda aracı olarak müzik: 2023 seçim şarkılarının tematik analizi
Kan, Muhammed Enes; Kapusızoğlu, Mehmet
Seçim kampanyaları, siyasi partilerin seçmenle doğrudan iletişim kurabildikleri, toplumsal karşılık bulma amacıyla çeşitli stratejiler geliştirdikleri yoğun süreçlerdir. Bu çalışma, Türkiye’de 2023 yılında gerçekleştirilen milletvekili seçimlerinde TBMM’de temsil hakkı elde eden siyasi partilerin seçim kampanyalarında kullandıkları seçim müziklerini, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın amacı, seçim müziklerinin siyasal iletişim bağlamında nasıl işlev gördüğünü, partilerin seçmenle kurdukları ilişkiyi hangi duygusal ve ideolojik kodlar üzerinden nasıl inşa ettiklerini ortaya koymaktır. Bu yönüyle çalışma siyasal iletişim ve müzik sosyolojisi disiplinlerinin kesişim noktasında yer almakta; müziğin siyasal alan içindeki temsil gücüne dair derinlemesine bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, seçim kampanyaları sırasında kullanılan müzikler yalnızca propaganda aracı değil; ideolojik kimlik inşası, duygusal mobilizasyon ve toplumsal hafıza oluşturma işlevi görmektedir. Temalar arasında en çok vatan, umut, mücadele, birlik ve liderlik öne çıkarken; muhalefet partileri daha çok değişim ve umut temalarına, iktidar partileri ise istikrar ve liderlik vurgusuna odaklanmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Seçmen davranışları etkileyen faktörler: Bayburt örneğinde bir araştırma
Çağlar, Ali; Bayar, Ahmet
Bu çalışmanın amacı, Bayburt ili özelinde seçmen davranışlarının hangi faktörlerle belirlendiği; neden kesintisiz bir şekilde sağ partilerin tercih edildiği ve sol partilerin şehirde neden çok düşük oy oranında kaldıklarını araştırmaktır. 1989 yılından bu yana müstakil bir seçim çevresi olan Bayburt’ta gerçekleşen yerel/genel seçimlerin hepsinde sağ siyasal partiler başarı göstermiştir. Bu çalışmanın ana veri kaynağı, Bayburt’ta faaliyet yürüten siyasi parti il örgütlerinin temsilcileri, gençlik ve kadın kollarında görev alan kişiler ile şehirden seçilen milletvekili ve belediye başkanlarıyla yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlardır. Bu kapsamda şehirdeki sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile kanaat önderi olarak sınıflandırılabilecek ildeki siyasi yapıyı görece iyi bildiği düşünülen kişilerle de görüşmeler yapılmış ve toplam 36 mülakat gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın temel argümanı, Bayburt’taki siyasal tercihlerin ve parti algılarının, sosyolojik ve rasyonel oy verme yaklaşımları çerçevesinde anlamlandırılabileceğidir. Bayburt’ta güçlü bir milliyetçi muhafazakâr seçmen tabanın olduğu ve bunun temelinde seçmenlerin sahip oldukları dini duyguların/hassasiyetlerin bulunduğu, nihai olarak ilde sol partilerin çok düşük oy oranlarında kalmasında bu durumun etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Theological Authority, Critical Reason, and The Epistemological Disintegration of Belief Systems
Aksakalli, Ayhan
This study examines the transformation of theological authority in an era shaped by epistemological skepticism, capitalist structures, and digital technologies. While traditional metaphysical frameworks once positioned God as the foundation of knowledge and morality, modernity has fractured this certainty, leading to competing structures of belief. The decline of divine authority has not eradicated the need for transcendence, but has instead redirected it into economic ideologies, algorithmic governance, and digital utopias. Capitalism now dictates human behavior with quasi-theological force, while artificial intelligence and transhumanism offer new visions of omniscience and immortality. This study argues that secularization has not resulted in the disappearance of belief but in its reconfiguration. As theological structures dissolve, they are continuously reinvented, raising the fundamental question: Has metaphysics truly ended, or has it simply been displaced into new ideological and technological domains?
- MakaleAçık Erişim2024Milli Takım Düzeyindeki Bedensel Engelli Para-Karate Sporcularının Spora Katılım Motivasyonları ile Yaşam Kalite ve Yaşam Doyum Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Kul, Murat; Boz, Emre; Çetintaş, Yasin
Para-Karate sporcularının spora katılım motivasyonları ile yaşam kaliteleri ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi bu araştırmanın temel amacıdır. Bu amaç doğrultusunda milli takım seçmelerine katılan 24 para-karate sporcusu (n=11kadın-13erkek) çalışmaya dâhil edilmiştir. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmada verilerin toplanması adına 4 ayrı form kullanılmıştır. Bunlar; “Kişisel Bilgi Formu”, “Engelli Bireylerde Spora Katılım Motivasyonu Ölçeği”, “Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği” ve “Yaşam Doyum Ölçeği”. Dijital ortamda toplanan bu verilerin analiz sürecinde ise SPSS (26. Versiyon) paket programının tanımlayıcı analizlerinin yanı sıra Spearman Korelasyon Katsayısı testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Veri analizinin neticesinde para-karate sporcularının spora katılım motivasyonları ile yaşam kalite ve yaşam doyum düzeyleri arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda içsel motivasyon ve dışsal motivasyon alt boyutlarının hem yaşam doyumunun hem de yaşam kalitesinin yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfTR Dizin2
İncele








