Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleYalnız künye2017Scopus SJRQ2
    Mikroalg üretimi ve mikroalglerden biyoyakıt eldesi

    Çakmakcı, Mehmet; Elcik, Harun

    Enerji ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan fosil yakıt rezervleri hızla tükenmektedir ve bu yakıtların çevresel zararları her geçen gün artmaktadır. Bu sebeple, tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler gibi ülkemiz de yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelmiştir. Bu kapsamda ülkemizde, yenilenebilir enerji yasası çıkarılarak yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomiye kazandırılması, sürdürülebilir enerji üretiminin desteklenmesi ve çevrenin korunması amaçlanmıştır. Son dönemde önemi artan yenilenebilir enerji kaynaklarından bir tanesi de biyokütle enerjisidir. Biyokütle enerji kaynağı olarak, ana bileşenleri karbonhidrat bileşikleri olan bitkisel ve hayvansal kökenli tüm organik maddeler kullanılabilmektedir. Bu enerji kaynakları içerisinde mikroalgler, yüksek fotosentetik etkinlikleri, yüksek biyokütle üretimleri ve hızlı çoğalmaları gibi avantajlarıyla biyoyakıt üretimi için umut verici görülmektedir. Mikroalglerden, biyokimyasal yöntemler ile elektrik, etanol, hidrojen, metan ve biyodizel üretilebildiği gibi termokimyasal yöntemler kullanılarak da sentez gazı, biyolojik kömür, biyodizel ve elektrik üretilebilmektedir. Bu derleme makalesinde, mikroalglerin izolasyonu, mikroalgal biyokütle üretimi, biyokütlenin hasadında kullanılan yöntemler ve mikroalglerin yenilenebilir biyoyakıtlar için ham madde kaynağı olarak kullanılabilirliği incelenmiştir

    AtıfTR Dizin11
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2017Scopus SJRQ3
    Doğu Anadolu-Türkiye Koşullarında Farklı Bal Arısı (Apis mellifera L.) Genotiplerinin Kışlama Yeteneği ve Koloni Performanslarının Karşılaştırılması

    Cengiz, Mahir Murat; Erdoğan, Yaşar

    Bu çalışmada, Doğu Anadolu koşullarında Buckfast, Karniyol, Kafkas ve Erzurum genotiplerinin kışlama yeteneği ve bazı fizyolojik özellikleri araştırılmıştır. Araştırmada Langstroth tipi ahşap kovanlardaki güçleri eşitlenmiş kolonilerden 2014 yılı kışlatma döneminde Buckfast, Karniol, Kafkas ve Erzurum bal arısı genotiplerinin her birinden 12'şer olmak üzere toplam 48 adet koloni kışlatmaya alınmıştır. 2015 yılı üretim döneminde ise 11'er adet Buckfast, Karniol, Erzurum ve 10 adet de Kafkas genotipine mensup toplam 43 adet koloni kullanılmıştır. Üretim sezonunda genotip grupların ortalama arılı çerçeve sayıları sırasıyla 11.72±0.63, 12.17±0.62, 9.52±0.51 ve 10.72±0.55 adet/koloni; ortalama kuluçka alanları 2713.7±237.9, 2797.6±238.3, 2036.5±166.4, 2364.3±197.2 cm2/koloni olarak bulunmuştur (19.04.2015-4.10.2015). Arılı çerçeve sayısı ve kuluçka alanı bakımından gruplar arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli (P<0.01) bulunmuştur. Grupların ortalama bal verimleri; 28.08±2.37, 29.94±2.17, 19.28±2.13 ve 23.36±2.15 kg/koloni olarak belirlenmiştir. Bal verimleri bakımından gruplar arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli (P<0.05) bulunmuştur.

    AtıfTR Dizin8
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    A study on drought stress tolerance in some maize (Zea mays L.) cultivars

    Bayram, Nesrin Ecem; Dogru, Ali

    Bu çalışmada üç mısır (Zea mays L.) kültivarının (FR13, FRB73, TTM815) kuraklık stresine toleranslarının araştırılması amacıyla bazı morfolojik ve fizyolojik parametreler analiz edilmiştir. Yirmi bir günlük bitkilere, Hoagland besin çözeltisi uygulaması sonlandırılarak 2 (hafif kuraklık stresi), 5 (orta dereceli kuraklık stresi) ve 8 (şiddetli kuraklık stresi) gün olmak üzere üç farklı kuraklık rejimi uygulanmıştır. FR13 ve TTM815 kültivarlarında orta dereceli ve şiddetli kuraklık stresi kök büyümesini önemli derecede inhibe ederken, gövde büyümesi mısır kültivarlarında tüm kuraklık uygulamalarından etkilenmemiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar mısır kültivarlarında hafif ve orta dereceli kuraklık stresi koşullarında toplam bitki boyundaki azalmanın, kök büyümesindeki inhibisyondan kaynaklandığını ancak FRB73'ün daha az etkilendiğini göstermiştir. Tüm kültivarlarda kuraklık uygulamaları taze ve kuru biyomasın artmasına neden olmuş fakat FRB73'de daha belirgin bir artış meydana gelmiştir. Bu sonuçlar kuraklık koşulları altında nispeten daha stabil su miktarına sahip olduğu için FRB73'deki su ilişkilerinin daha uygun şekilde regüle edildiğini göstermektedir. FR13 ve TTM815'de "klorofil a" miktarı uygulamalar sonunda azalırken, FRB73'de kuraklık stresinden etkilenmemiştir. Diğer yandan FR13 ve FRB73'de "klorofil b" içeriği kuraklık uygulamalarından daha az etkilenmiştir. Kuraklık uygulamaları sonucunda tüm kültivarlardaki malondialdehit birikimi önemli derecede artmış ancak FRB73'de daha az birikim belirlenmiştir. Toplam fenolik madde içeriği tüm kültivarlarda özellikle orta dereceli ve şiddetli kuraklık sonucunda artmıştır. FR13 ve TTM815'de toplam çözünür şeker miktarı orta dereceli ve şiddetli kuraklık uygulamaları sonucu azalırken, FRB73'de değişmemiştir. Elde ettiğimiz sonuçlara göre FRB73'ün, FR13 ve TTM815 ile karşılaştırıldığında, kuraklık stresi altında kök ve gövde büyümesini sürdürme yeteneği, fenolik madde, taze ve kuru biyomas artışı, su, fotosentetik pigment (klorofil a ve b) ve şeker miktarının daha az etkilenmesi ve malondialdehit birikiminin daha az olması nedeniyle kuraklığa daha toleranslı bir mısır kültivarı olduğu söylenebilir

    AtıfTR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2016
    Siyah Alaca İneklerde Güç ve Ölü Doğumun Takip Eden Laktasyon Performansına Etkisi

    Topal, Mehmet; Aksakal, Vecihi; Bayram, Bahri

    Bu çalışmada, Siyah Alaca ineklerde güç ve ölü doğumun takip eden laktasyon performansına etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Gümüşhane ili Kelkit ilçesinde faaliyet gösteren özel bir sığırı işletmesinde 2005-2006 yılları arasında doğum yapan 326 Siyah Alaca ineğin 591 doğum ve süt verim kayıtları kullanılmıştır. Çalışmada, ölü doğum ve güç doğumla birlikte, buzağılama yılı ve mevsimi, doğum sırası ve doğum tipi gibi değişkenlerin 305 günlük süt verimi ve sağılan gün sayısına etkisi de araştırılmıştır. Siyah Alaca sığırlarda güç doğum ve ölü doğum ortalaması sırasıyla, %8.7 ve %9.1 olmuştur. Güç doğum yapan ineklerin 305 günlük süt verimi (608.6 kg) ve sağılan gün sayısı (23.1 gün) normal doğum yapanlara göre önemli oranda daha düşüktür (P<0.01). Ölü doğum gerçekleştiren ineklerin, sağ doğum gerçekleştirenlere göre 305 günlük süt verimi ve sağılan gün sayısı sırasıyla 925.7 kg ve 26.5 gün daha azdır (P<0.01). Sonuç olarak, süt ve buzağı kayıpları başta olmak üzere önemli ekonomik kayıplara neden olan güç ve ölü doğum, aynı zamanda hayvan refahı bakımından bazı sorunlar teşkil etmektedir. İyi bir sürü yönetimi ile bu etkiler azaltılabilir.

  • Proje2016
    Fermente ürünlerden izole edilecek laktik asit bakterilerinde homopolimerik ve heteropolimerik ekzopolisakkarit (Eps) üreten türlerin molküler metotlar ile açığa çıkarılması

    Arici, Muhammet; Demirbaş, Fatmanur; Dertli, Enes; Mercan, Emin

    -

  • MakaleYalnız künye2015Scopus SJRQ2
    Yoğurttan ekzopolisakkarit üreten streptococcus thermophilus suşunun izolasyonu ve tanımlanması

    Dertli, Enes

    Production of exopolysaccharides (EPS) by starter Lactic acid bacteria (LAB) gained special interest due to technological role of thesenatural polymers. Yogurt samples were collected from diferent households in Turkey and bacterial strains were isolated and evaluatedfor EPS production. Strains potentially producing EPS were then identified to species level with 16S rRNA sequencing. An EPS producerStreptecoccus thermophilus strain was identified from yogurt samples. EPS was extracted from culture supernatants of S. thermophilus andpartially purified and structural analysis of the crude EPS by FTIR spectroscopy revealed the presence of typical functional groups relatedto exopolysaccharides. This study explains the identification of a potential starter culture for yogurt production with EPS production.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Etlik Piliç Yemlerine İlave Edilen Yarpuz'un (Mentha Pulegıum L) Doku Yağ Asidi Kompozisyonu ve Raf Ömrüne Etkileri

    Altun, Hilal Ürüşan; Erhan, Muhammet Kuddusi; Aktaş, Şaziye Canan Bölükbaşı

    Öz: Bu çalışmada yarpuzun (Mentha Pulegıum L) etlik piliçlerde doku yağ asidi kompozisyonu ve raf ömrüne etkisi araştırılmıştır. Araştırmada bir günlük yaşta toplam 150 adet Ross 308 civciv kullanılmış, civcivler üç gruba ayrılmış (her grup beş tekrarlı) her alt grupta on adet hayvan olacak şekilde rastgele dağıtılmıştır. Kontrol grubu bazal yemle beslenmiştir. Diğer gruplar ise sırasıyla bazal yeme %0.25 ve %0.50 yarpuz ilave edilerek beslenmiştir. Deneme sonunda kesilen hayvanların göğüs ve but kaslarının yağ asit kompozisyonu ve TBARS değerlerine bakılmıştır. Yarpuzun en yüksek seviyesinin (%0.50) verildiği grupta, göğüs etlerine ait TBARS değerlerinin tüm günlerde en düşük olduğu bulunmuştur. But etlerinde ise %0.25 yarpuz en yüksek antioksidan etkiye sahip olmuştur. Diyete yarpuz ilavesinin but etlerinde laurik asit, linoleik asit, dokosaheksaenoik asit (DHA) ve n-6 seviyesini, göğüs etlerinde ise laurik, ekosapentaenoik asit (EPA) ve DHAyı artırdığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, diyete yarpuz ilavesi etin raf ömrünü olumlu yönde etkilemiş ve EPA ve DHAyı artırmıştır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2015
    Agrobacterium radiobacter'den Pektin Liyaz Enziminin Üretilmesi, Saflaştırılması, Karakterize Edilip Meyve Suyu Üretiminde Kullanılması

    Barış, Özlem; Demir, Yaşar; Yıldırım Çelik, Safinur; Demir, Nazan; Güllüce, Medine

    Ekstraselüler pektin liyaz enzimi (EC 4.2.2.10) Agrobacterium radiobacter'den katı ortam fermantasyonu ile üretilmiş ve DEAE-selüloz iyon değişim kromatografisi kullanılarak 21 kat saflaştırılıp karakterize edilmiştir. Enzimin molekül ağırlığı Sephadex G-100 jel filtrasyon kromatografisi ile 67 kDa olarak bulunmuş ve enzimin saflığı SDS-PAGE ile kontrol edilmiştir. Enzimin optimum pH'sı ve sıcaklığı sırasıyla 8 ve 60°C olarak belirlenmiştir. Enzim aktivitesinin 24 saat boyunca kararlı olduğu en yüksek sıcaklığın 40°C'de olduğu gözlenmiştir. 50°C'de yaklaşık 4 saat boyunca, 60°C'de ise 1 saat boyunca %50 aktivitesini koruduğu bulunmuştur. Saflaştırılan enzimin Vmax ve KM'si Lineweaver-Burk grafiği kullanılarak 4.36 mg/mL and 303 µmol/L.dakika olarak hesaplanmıştır. Pektin liyaz enziminin aktivitesi üzerine metal iyonlarının etkisi incelenmiş ve Mg2+ ve Ca2+ iyonlarının enzimi kısmen, Fe3+, Zn2+, Cu2+ ve Hg2+ iyonlarının enzimi tamamen inhibe ettiği anlaşılmıştır. Co2+ (0,1 mM, 1 mM ve 10 mM) iyonunun ise enzimin az da olsa aktivitesini arttırdığı gözlenmiştir. Saflaştırılıp karakterize edilen enzim meyve suyu üretiminde kullanıldığında kontrole göre meyve suyu veriminde önemli artış görülmüştür.

  • MakaleYalnız künye2015
    Biyolojide Yaşam Temelli Öğrenmenin Öğrencilerin Başarı ve Tutumlarına Etkisi

    Tosun, Figen Çam; Köse, Esra Özay

    The aim of this study is to determine effect of &quot;context based learning approach&quot; towards student's biology success and attitudes on biology course. This study was applied to two groups' first grade students that include 53 students in control group that designed on traditional learning approach and 41 students in experimental group that designed on context based approach by the same teacher over a period of 8 weeks in department of primary teacher training. Achievements test prepared for each biology subjects and attitude test towards biology courses were used as means of collecting quantitative data, interview form which includes open ended questions were implemented as means of collecting qualitative data. Multiple choice academic science achievement test and attitude test towards biology were given to both groups as pre-tests and post-tests. Interview form which includes open ended questions was given only experimental group after context based learning. The result of analysis shows that there is a meaningful difference between context based learning approach and traditional learning on student's success and attitudes towards biology. The results of interview form which was implemented on experimental group in order to support obtained findings are in favour of our study

    AtıfTR Dizin3
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2013
    Biyoloji öğretiminde başarı ve bilimsel süreç becerilerine yaşam temelli öğrenmenin etkileri

    Tosun, Figen Çam; Köse Özay, Esra

    The purpose of this study was to investigate the effects of context-based learning approaches to te- aching biology on students achievement and scientifc process skill. Quasi-experimental design with pre-post testcontrol group was employed in this study. Context based approach was used for experimental group of 41 students,and the control group of 53 students were exposed to traditional learning approach by the same teacher over a pe- riod of 8 weeks in department of elementary school education. Academic science achievement test and scientifcprocess skill test were given to both groups as pre-test and post-test. It was observed in the results that there was ameaningful difference between context based learning and traditional in learning on student s success and student sscientifc process skill.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011Scopus SJRQ2
    Türkiye’den Eustigmaeus Berlese (Acari: Stigmaeidae) cinsine ait gözsüz yeni bir akar türü

    Doğan, Salih; Akgül, Güldem Dönel; Özçelik, Sezgin

    A new eyeless mite species of the genus Eustigmaeus from Turkey, Eustigmaeus anophthalmus, is describedand illustrated.

    AtıfTR Dizin5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011Scopus SJRQ2
    Determination of protein and gluten quality-related parameters of wheat l our using near-infrared rel ectance spectroscopy (NIRS)

    Ertugay, Mustafa Fatih; Başlar, Mehmet

    Buğday ve un işleme teknolojisinde kalite/kontrol için yapılan kimyasal analizler oldukça zaman alıcıdır. Klasikmetotlara alternatif bir teknoloji olan yakın kızılötesi (NIR) spektroskopisi sonuçların birkaç saniyede elde edilmesinisağlar. Bu çalışmada, Türkiye’nin farklı bölgelerinden bir araya getirilen 120 çeşit buğday öğütüldü ve unlarda protein,yaş gluten, kuru gluten ve Zeleny sedimantasyon değerlerinin kalibrasyon modellerini geliştirmek için NIR spektrosko- pisi kullanıldı. Bunun için, monokromatör NIRSystem 6500 ile taranarak unların 1100 nm ile 2500 nm aralığındakispektraları elde edildi. Unların log 1/R’deki spektral verisi ile log 1/R’nin 1. ve 2. türevlerine Çoklu Lineer Regresyon(MLR) ve Kısmi En az Kareler (PLS) uygulandı. Protein, yaş gluten, kuru gluten ve Zeleny sedimantasyon parametreleriiçin korelasyonları sırasıyla r = 0.985, 0.976, 0.953 ve 0.924 olan sonuçlar geliştirildi.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011Scopus SJRQ4
    Kelkit Vadisi’nin (Türkiye) cryptognathid akarları (Acari: Cryptognathidae) üzerine sistematik araştırma

    Doğan, Salih; Akgül, Güldem Dönel

    Bu çalışmada, Kelkit Vadisi’nden toplanan cryptognathid akarlar sistematik yönden değerlendirilmiştir. Toplanan örneklerden Cryptognathus Kramer, 1879 cinsine ait üç, Favognathus Luxton, 1973 cinsine ait altı tür tespit edilmiştir. Bu türlerden Favognathus distortus (Kuznetsov, 1974) Türkiye faunası için yenidir. Bu türün tip örneğinde I. bacak femurunun üç kıl taşıdığı belirtilmiş; ancak çizimlerde dört kıl gösterilmiştir. Khanjani & Ueckermann (2008) Favognathus türleri için verdikleri teşhis anahtarında bu türün I. bacak femurunda üç kılın olduğunu kabul etmişlerdir. Örneklerimizde ise I. bacak femurunun dört kıl taşıdığı belirlenmiştir. Araştırma alanından tespit edilen türlerden biri olan Favognathus kamili sp. nov. bilim dünyası için yenidir. Bu yeni tür sırt deseni bakımından Favognathus dakotoensis (McDaniel & Bolen, 1979) ve F. ochraceus (Summers & Chaudhri, 1965) türlerine benzemektedir. Bununla birlikte, idiosoma tereğinin ön kısmının düz yapıda olması, sırttaki noktaların yanlarda daha küçük yapılı olması, coxa-sternal bölgenin ağsız ve çizgisiz düz yapıda olması ve II. tarsustaki tc kıllarının yapı ve büyüklük bakımından birbirine benzemesiyle bu türlerden ayrılmaktadır. Ayrıca Koç & Ayyıldız (1999), Doğan & Ayyıldız (2004) ve Akyol (2007) tarafından verilen ve Favognathus orbiculatus (Livshitz) olarak teşhis edilen örneklerin de bu yeni türe ait olduğuna karar verilmiştir. Diğer taraftan, Favognathus bafranus Doğan, 2008’un erkek bireylerine; Cryptognathus lagena Kramer, 1879 ve Cryptognathus ozkani Doğan & Ayyıldız, 2001’nin ise deutonimf dişi bireylerine ilk kez bu çalışmada rastlanmıştır.

    AtıfTR Dizin4
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2011Scopus SJRQ3
    Effect of "context based learning" in students’ achievement about nervous system

    Tosun, Figen Çam; Köse, Esra Özay

    -

    AtıfTR Dizin15
    TR Dizinİncele