Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2026
    Sanat ve Tıbbın Kesişiminde Şifalı Bitkiler: Görsel Temsiller Üzerine Bir İnceleme

    Çelik, Yasemin Tümer

    Giriş: Bitkiler, antik çağlardan günümüze tedavi edici özellikleri nedeniyle insanlığın en temel şifa kaynakları arasında yer almıştır. Modern tıbbın gelişimiyle birlikte bilimsel çalışmalarda da birçok bitkinin tedavi edici etkileri görülmüş; günümüzde şifalı bitki popülaritesi tekrar artmıştır. Ancak bitkilerin rolü yalnızca sağlıkla sınırlı değildir. Kültürel semboller olarak da toplumların inanç sistemlerinde, halk anlatılarında ve sanatsal üretimlerinde yer bulmuşlardır. Bu durum, bitkileri yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda sosyokültürel ve estetik bir inceleme konusu hâline getirmiştir. Amaç: Bu çalışmada, bitkileri yalnızca tıbbi yönüyle değil, kültürel, sanatsal ve mitolojik boyutlarıyla da ele alarak doğa ve kültür arasındaki ilişkiyi disiplinler arası bir perspektifle yeniden düşünme amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada literatür tarama yöntemi kullanılmış; yerli ve yabancı bilimsel makaleler, kitaplar, lisansüstü tezler ve dijital veri tabanları incelenerek kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Bu bağlamda hem tıbbi değeri hem de sanat tarihindeki sembolik karşılıkları göz önünde bulundurularak; Adaçayı, Buğday, Çam, Defne, Dut, Elma, Haşhaş, Karanfil, Lale, Nar, Nergis, Sarımsak, Kavak, Selvi ve Zeytin bitkileri inceleme kapsamına alınmıştır. Sonuç: Yapılan incelemeler, bitkilerin sanat eserlerindeki temsillerinin sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda dini ve toplumsal hafızanın bir yansıması olduğunu göstermiştir. Botanik verilerin tarihsel ve sanatsal bağlamla harmanlanmasının, tıp tarihi ve kültürel çalışmalar alanında yeni araştırma olanakları sunacağı sonucuna varılmıştır.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Farklı Ekolojik Koşullarda Yetiştirilen Lavandin (Lavandula x intermedia Emeric Ex Loisel.) Bitkisinin Antioksidan Aktivitesi ve Uçucu Yağ Bileşenlerinin Mikrodalga hidrodistilasyon ile Belirlenmesi

    Gıdık, Betül; Sağlam, Nilay Özlem

    Tıbbi aromatik bitkiler her geçen gün önemi ve kullanım alanları artan değerli bir bitki grubu halini almaktadır. Özellikle uçucu yağlar yakın zamanlarda sıkça günlük hayatımızda kullanılmaktadır. Lavandin (Lavandula x intermedia Emeric ex Loisel.) çiçek kısımlarında uçucu yağ elde edilen ve parfümeri sanayii başta olmak üzere birçok alanda kullanılan ekonomik değeri olan bir bitkidir. Bu çalışmanın amacı; farklı ekolojik koşullarda yetiştirilen Lavandin bitkisinin antioksidan aktivitesi ve uçucu yağ bileşenlerini belirleyerek ekolojik farklılıkların bu değişkenler üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Bu amaçla farklı lokasyonlarda yetiştirilen lavandin örneklerinin mikrodalga hidrodistilasyon yöntemi ile elde edilen uçucu yağ oranlarının %0,5-%4,4 değerleri arasında değiştiği görülmüştür. Majör uçucu yağ bileşenlerinin linalool (%13,66-%26,40) ve linalilyl asetat (%10,88-%29,89) olduğu görülmüştür. Lavandin örneklerine ait TP (Toplam fenolik madde) 2,13-4,74 mg GAE/g numune değerleri arasında, TF (Toplam flavonoid madde) 0,43-0,66 mg QE/g numune değerleri arasında, FRAP (Demir (III) indirgeme) 27,62-79,50 µmol Fe2SO4.7H2O/g numune değerleri arasında ve DPPH (radikal temizleme aktivitesi) ise 0,54-1,84 SC50 mg/mL değerleri arasında olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, ekolojik koşulların lavandin bitkisi için antioksidan aktivitesi ve uçucu yağ oranında etkili olduğunu ve çalışmada kullanılan bitki materyallerinin parfümeri sanayiinde kullanıma uygun olduğu fikrini desteklemektedir.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2025
    Berberis vulgaris L. Ekstraktının Dana Köftelerinin Fizikokimyasal, Duyusal ve Tekstürel Özelliklerine Etkisi

    Topcu, Kübra Cinar; Ugur, Gamze

    Farklı konsantrasyonlarda (%0,1, %0,2 ve %0,4) Berberis vulgaris meyve ekstraktı eklenmesinin çiğ sığır köftelerinin fizikokimyasal özellikleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, pişmiş sığır köfteleri üzerinde fizikokimyasal, duyusal ve tekstürel analizler yapılmıştır. Ekstraktın ilavesi, köftelerin yaklaşık bileşiminde önemli bir değişikliğe neden olmamıştır. pH değerlerindeki değişim, tüm gruplarda anlamlı şekilde etkilenmiştir (P<0.01). İlk başta, TBARS değerini tüm gruplarda önemli ölçüde etkilemiştir (P<0.05). Ancak, pişirme sonrasında TBARS değerlerinde önemli bir fark gözlenmemiştir (p>0.05). Pişirmeden önce renk değerlerinde anlamlı bir fark gözlenmezken, pişirme L*, a* ve b* değerlerini azaltmıştır. Pişirme verimi, tüm grupları önemli ölçüde etkilemiştir (P<0.01). Köftelere Berberis ekstraktı eklenmesi pişirme verimini azaltmıştır. Ekstraktın ilavesi, köftelerin duyusal özelliklerinde istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik oluşturmamıştır. Ayrıca, tekstür analizi, tüm gruplarda sertlik, yapışkanlık ve çiğnenebilirlik değerleri üzerinde yüksek derecede anlamlı etkiler ortaya koymuştur (P<0.01). Sonuçlar, ekstraktın köftelerin fizikokimyasal özelliklerini kayda değer şekilde değiştirmediğini göstermektedir. Ancak, lipid oksidasyonunu etkili bir şekilde azaltır ve onların tekstürel niteliklerini artırır. Bu çalışma, sığır köftelerinin kalitesini artırmak için B. vulgaris ekstraktının doğal bir katkı maddesi olarak potansiyel kullanımını desteklemektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ4
    EFFECT OF ELECTROMAGNETIC FIELD DERIVED FROM ELECTRIC FENCE SYSTEM ON SPERM ACTIVITIES OF HONEYBEES (Apis mellifera L.)

    Erdoğan, Yaşar

    This study investigated the effects of electromagnetic fields (EMFs) from electric fence systems on physiological and reproductive parameters of male honeybees (Apis mellifera caucasica). The study was conducted between May and August 2024 at the Bayburt University Beekeeping Application and Research Center, with five experimental groups. Hives were positioned at varying distances (1–2.5 m) from the fence. The findings showed that the average body weight (245.4 mg), sexual maturity rate (58.56%), and sperm concentration (0.87 ± 0.04 × 10 ⁶/µL) of drones closest to the electric fence were significantly reduced (p < 0.05). The electric field effect was limited in groups at greater distances, with statistically insignificant differences in some parameters. No significant differences were found between groups in sperm volume. Results demonstrate that electric fields from fence systems suppress developmental processes and reproductive physiology of drones in a distance-dependent manner. Lower body weight, decreased sperm concentration, and proportion of mature males in colonies near the fence show electromagnetic stress is a significant risk for bee health. Future studies should examine the effects of electromagnetic fields at different frequencies and strengths on larval development, sperm morphology, oxidative stress markers, and gene expression profiles.

  • MakaleAçık Erişim2025
    Diyabetikler için Sağlıklı Bir Atıştırmalık Olarak Aronya Soslu Düşük Kalorili Probiyotik Meyveli Yoğurt

    Türkoğlu, Zehra; Arslaner, Ayla; Yıldız, Beysun; Dilan; Akkoyun, Melike; Işık, Elif Büşra

    Diyabet hastaları için günlük diyetin önemli bölümünü oluşturan ara öğünlerin düşük kalorili olması yanı sıra, sağlıklı atıştırmalıklar içermesi gerekmektedir. Bu çalışmada, başta diyabetikler olmak üzere, sağlıklı beslenme endişesi taşıyan bireyler için fonksiyonel, alternatif bir ara öğün formüle etmek amaçlanmıştır. Bunun için, yüksek lif içeriği ve düşük glisemik indeksi nedeniyle fermente süt ürünlerinde doğal tatlandırıcı olarak potansiyel taşıyan hurma (Phoenix dactylifera) meyvesi ve anti-diyabetik etkisi bilinen Aronya (Aronia melanocarpa (Michx) Elliot) meyvesinden elde edilen sos, probiyotik meyveli yoğurt üretiminde kullanılmıştır. Elde edilen meyveli probiyotik yoğurtlarda 21 günlük depolama süresinde bazı kalite nitelikleri, şeker profil analizleri, probiyotik raf ömrü ve duyusal analizler gerçekleştirilmiştir. Aronya soslu probiyotik yoğurt örneklerinin, kurumadde, invert şeker, toplam şeker, kül ve pH oranları sırasıyla; %21.20, %6.248, %9.421, %1.250 ve 3.94-4.06 bulunmuştur. Meyveli yoğurt örnekleri protein ve kurumadde içeriği bakımından ilgili tebliğlere uygundur. Yoğurt örneklerinde, toplam spesifik mikroorganizma sayısı depolamanın tüm günlerinde istenen terapötik etkiyi sağlayacak seviyenin üzerinde (&gt;8.00 log kob/g) tespit edilmiştir. Meyveli yoğurt örneğinde 84.15 kcal/100 g olarak hesaplanan kalori değeri, diyabetikler için tavsiye edilen aralığın (100-150 kcal/100 g) oldukça altındadır. Duyusal analiz sonuçlarına göre hem sade hem de meyveli yoğurtlar, kavrulmuş çiya ve yulafla ara öğün olarak tüketilmeye uygundur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2025
    Comparison of Honey's Physicochemical, Bioactive Components, and Biological Activities from the Eastern Black Sea Region of Türkiye

    Ertürk, Ömer; Çil, Elif; Can, Zehra; Demir, Demet; Bagdatli, Emine

    The aim of this study is to determine and compare the physicochemical and biological characterization of some honey samples in the Eastern Black Sea Region of Türkiye. Physicochemical tests investigated the compliance of honey samples with the Turkish Food Codex. The phenolic components were analyzed by RP- HPLC-PDA. The total phenolic and flavonoid contents (TPC, TFC), antioxidant capacity (FRAP, DPPH), urease, glucose-oxidase, and antimicrobial activity (Disc diffusion, MIC) of the samples were determined, and FTIR and UV-Vis analyses were conducted. The spectra of the honey samples revealed the characteristic bands corresponding to the functional groups of minor components. As a result of the physicochemical analyses, it was determined that some of the samples examined did not comply with the standard values defined in the Turkish Food Codex in terms of the examined parameters. Spectral findings show that honey samples have a rich chemical composition. Anzer honey is preferable to other kinds with its rich phenolic and antioxidant content and relatively high antimicrobial activity.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    The Effect of Cadmium and Lead Exposure on the Development and Physical Structure of Quinoa (Chenopodium Quinoa Willd.)

    Çakır, Özlem; Yazici, Abdullah; Gül, Zeynep

    The presence of soil affected by Cd and Pb and their metals is increasing daily. Quinoa is a plant that can grow in harsh conditions due to being a halophyte plant. This study was planned to examine the effects of lead and cadmium metals, two of the most common metals today, on plant growth, physiology and some biochemical properties of quinoa. Within the scope of the study, heavy metal applications were made as 1 control (no application), 4 doses of Cd (50, 100, 150 and 200 mg/kg), and 4 doses of lead (500, 1000, 1500, 2000 mg/kg). In this study, which was carried out in Atatürk University, Plant Production and Application Center greenhouse conditions, it is observed that the metals applied negatively affected the parameters in the plant, and cadmium metal had a more toxic effect than lead metal. It is determined that the fresh weight of the plant lost 62% at the Cd 200 level and 45% at the Pb 2000 level compared to the control group.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2024
    Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin antioksidan aktivite, toplam fenolik madde içeriği ve a-glukozidaz enzimi inhibisyon potansiyelinin araştırılması

    Cebeci, Fatma; Erten, Tayyibe

    Amaç: Bu çalışmanın amacı Trachystemon orientalis (L.) G.Don bitkisini yaprak, sap ve rizom olarak 3 kısma ayırıp, bu kısımların protein içeriğini, antioksidan aktivitesini, toplam fenolik madde içeriğini ve α- glukozidaz inhibisyon oranını belirlemektir. Materyal ve Yöntem: Bitkinin proksimet analizleri Association of Official Analytical Chemists’in (AOAC) metotlarına göre yapılmıştır. Antioksidan aktivite, toplam fenolik madde analizleri ve α- glukosidaz inhibisyonunun belirlenmesinde ise spektrofotometrik yöntemler kullanılmıştır. Örnekler arasındaki farklılıkların değerlendirilmesinde tek yönlü ANOVA ve Tukey testi uygulanmıştır (p<0,05). Tartışma ve Sonuç: Bitkinin yaprak, sap ve rizom kısımlarının içerdiği kül ve kuru madde oranları istatistiksel olarak anlamlı farklılık içermektedir. Buna karşın protein oranı en çok yaprak kısmından elde edilirken (%15,67), sap ve rizom kısımlarında önemli bir fark görülmemiştir. DPPH ve ABTS yöntemleriyle antioksidan aktivitesi ölçüldüğünde; en yüksek antioksidan aktivite rizom kısmında, ardından sırasıyla yaprak ve sap kısımlarında görülmüştür (p<0,05). Yaprak, sap, rizom kısımlarının toplam fenolik madde içeriği, antioksidan aktivite sonuçlarıyla paralellik göstermektedir. Toplam fenolik madde içeriği rizom>yaprak>sap şeklinde, sırasıyla 2,78 ± 0,04; 1,11 ± 0,06 ve 0,81 ± 0,07 mg GAE/ g taze ağırlık olarak bulunmuştur. Yaprak (%52,06 ± 2,87) ve rizom (%54,34 ± 1,10) ekstraktlarının α-glukozidaz inhibisyon değerleri standart α-glukozidaz inhibitörü olan akarboza (%43,05 ±1,27) göre daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışma, Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin protein içeriği açısından önemli olduğunu; antioksidan ve antidiyabetik özellikleriyle insan sağlığını destekleyebileceğini ortaya koymuştur.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2024
    10. Sınıf Ekosistem Ekolojisi Konusunun Öğretiminde Öğrenme Amaçlı Yazma Aktivitelerinin Etkisi

    Öztürk, Bilge; Demiroğlu Çiçek, Sümeyra

    Çalışmanın amacı: Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim 10. sınıf biyoloji dersi içerisinde yer alan Ekosistem Ekolojisi konusunun öğretiminde Öğrenme Amaçlı Yazma (ÖAY) aktivitelerinin öğrenmeye etkisinin belirlenmesi ve ÖAY aktiviteleri ile yürütülen ders sürecinin öğrenci görüşleri açısından incelenmesidir. Materyal ve Yöntem: Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden açıklayıcı karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Bayburt Merkezde yer alan bir lisenin 10. sınıfında öğrenim gören 87 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Ön Bilgi Testi (ÖBT), Ekosistem Ekolojisi Başarı Testi (EEBT) ve Görüşme Formu (GF) kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde normallik testlerinden Shapiro-Wilk Testi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan her iki testten elde edilen verilerin normal dağılım şartını taşımamasına bağlı olarak testlere non-parametrik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testi yapılmıştır. Diğer taraftan nitel verilerin analizinde içerik analizi yönteminden faydalanılmıştır. Bulgular: EEBT'den elde edilen verilerin analizi neticesinde ÖAY aktivitelerinden mektubun ve günlüğün 10. sınıf öğrencilerinin Ekosistem Ekolojisi konusundaki başarılarını arttırdığı belirlenmiştir. Bu aktivitelerden mektup ve günlük dikkate alındığında mektup yazma aktivitesinin günlük yazma aktivitesine oranla akademik başarıya katkısının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. GF’den elde edilen verilerin analizine göre öğrencilerin ÖAY aktivitelerine ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Önemli Vurgular: Bulgulardan elde edilen sonuçlar neticesinde öğrenci çıktılarını arttırmak amacıyla, ortaöğretim seviyesi biyoloji derslerinde ÖAY aktivitelerinin kullanımının desteklenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    • SDG 15 · Karasal Yaşam
    AtıfOpenAlex8TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Determination of cytotoxic, anti-acetylcholinesterase and antioxidant activity of some medicinal Artemisia spp.

    Gıdık, Betül; Kara, Yakup; Akar, Zeynep; Demir, Elif Ayazoglu; Can, Zehra

    The study aims to investigate the antioxidant activities, phenolic compounds, acetylcholinesterase enzyme inhibition and cytotoxic effects of two different Artemisia spp. (Artemisia dracunculus L. and Artemisia dracunculoides Pursh) cultivated in Türkiye organically, for the first time. The total phenolic and total flavonoid contents of the plants were determined spectrophotometrically while antioxidant activity DPPH•, CUPRAC, and FRAP was determined using the colorimetric method. And also, acetylcholinesterase in vitro enzyme inhibition activity and anti-cancer activity against human melanoma (VMM917, CRL-3232), lung carcinoma (A549, CCL-185), and normal human fibroblast (hGF, PCS-201-018) cells were studied. Total phenolic (225-324 μg GAE/mL extract) and total flavonoid contents (0.066-0.085 μg QE/mL extract), antioxidant activity Color Scavenging Concentration 50% (DPPH• (CSC50: 1.371-1.655 mg/mL), CUPRAC (0.246-0.344 μM CTEAC) and FRAP (462.133-726.661 μM CTEAC)). A. dracunculus and A. dracunculoides extracts inhibited 40.09 ± 0.65%, and 39.48 ± 3.68% of acetylcholinesterase activity. It was determined that demonstrated the selective effect of A. dracunculus and A. dracunculoides on the cytotoxicity of A549 and hGF cells. According to our results, both tarragon plant species, it may be said that it is not only consumed as food but also used for therapeutic purposes will be beneficial for health.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Lactıplantıbacıllus plantarum EK148’İN et proteinleri içeren ortamda gama amino bütirik asit üretimi ve optimizasyonu

    Kamiloğlu, Aybike; Memiş, Habibe

    Araştırmada, sucuk kaynaklı Lactiplantibacillus plantarum EK148 suşu gama amino bütirik asit (GABA) üretim düzeyi açısından değerlendirilmiştir. GABA üretimine, monosodyum glutamat (MSG) bulunmayan besi ortamına glutamik asit kaynağı olarak et protein izolatı edilerek, sıcaklık, pH ve fermantasyon süresi faktörlerinin etkisi değerlendirilmiştir. Deneysel tasarımda elde edilen yanıtlarla L. plantarum EK148 suşu için optimum koşullar % 10 protein ekstraktı konsantrasyonu, 33.3 ºC sıcaklık, pH 5.05 ve 96 saat fermantasyon süresi olarak belirlenmiştir. Model ile L. plantarum EK148 suşu kullanılarak elde edilen veriler arasındaki uyum eksikliğinin önemsiz olduğu, protein ekstraktı konsantrasyonu ve sıcaklığın GABA üretimi üzerine önemli düzeyde etkili olduğu tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışma ile et proteinlerinin glutamik asit kaynağı olarak kullanımı sağlanmış ve MSG içermeyen ortamda L. plantarum EK148 suşu kullanılarak GABA üretimi gerçekleştirilmiştir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
  • MakaleAçık Erişim2023
    Geleneksel yollarla üretilmiş turşu örneklerinden laktik asit bakterilerinin izolasyonu, moleküler yöntemler kullanılarak tanımlanması ve bazı fonksiyonel özelliklerinin belirlenmesi

    Dertli, Enes; Ispırlı, Hümeyra

    Bu çalışmada ülkemizin farklı illerinden toplanmış 17 adet geleneksel turşu örneğinden Laktik Asit Bakterileri (LAB) izole edilip tanımlanmış ve izolatların fonksiyonel nitelikleri karakterize edilmiştir. Genotipik ayrıştırma sonucunda 9 farklı türe ait 21 suş tespit edilmiştir. Takiben bu 21 suşun potansiyel probiyotik değerlendirmeleri safra tuzlarına direnç ve düşük pH’da gelişim açısından test edilmiş ve Lactiplantibacillus plantarum ve Levilactobacillus brevis suşlarının yüksek canlılık gösterdiği tespit edilmiştir. İzolatlarının antibiyotik dirençlerinin ise oldukça düşük seviyede olduğu gözlenmiştir. Önemli olarak antifungal aktivite açısından suş spesifik etki gözlenirken, antibakteriyel aktivite noktasında oldukça güçlü aktivite sergilemişlerdir. Son olarak turşu izolatlarının GABA üretim potansiyelleri açığa çıkarılmış ve Levilactobacillus brevis VB13 suşunun 0.628±0.11 mg/mL GABA üretebildiği gösterilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar turşuda bulunan LAB çeşitliliğini ve bu suşların fonksiyonel etki potansiyelini göstermesi bakımından önem arz etmektedir.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    MW Assisted Synthesis of New 4,6-diaryl-3,4-Didhydropyrimidines-2(1H)-thione Derivatives: Tyrosinase Inhibition, Antioxidant, and Molecular Docking Studies

    Yucel, Tayyibe Beyza; Fandaklı, Seda; Yayli, Nurettin; Barut, Burak; Uzuner, Ugur; Öztürk, Elif; Ates, Fatih

    A number of new methoxy-substituted 4,6-diaryl-3,4-dihydropyrimidine-2(1H)-thiones (DH-Pyr-S, 17-28) were designed and synthesized by the reaction of methoxy-substituted chalcones (1–14) with thiourea using solid-phase microwave method (MW) in view of the structural requirements as suggested in the pharmacophore model for tyrosinase inhibition (TI). Synthesized compounds were assessed for their in vitro TI potential and compounds 16, 17, and 21 exhibited notable tyrosinase inhibitory properties at the concentrations of 31.86 ± 2.45 µM, 44.58 ± 0.46 µM, and 48.47 ± 0.66 µM, respectively. Compounds (16, 17, and 21) were exhibited experimentally more potent TI than the standard used in terms of the IC50 value (Kojic acid, 55.38 ± 2.30 µM; p&lt;0.0001). Additionally, DPPH activity of 15-28 were evaluated and compound 17 showed the moderate DPPH activity (45.64 ± 0.34%). Binding affinities of synthesized molecules to the tyrosinase catalytic core were further investigated through in silico molecular docking studies using AutoDock Vina (version 1.2.5), discovery studio accelyrs (BIOVIA, Dassault Systèmes) and predicting small-molecule pharmacokinetic properties using graph-based signatures (pkCSM) programs were used for ADMET calculations. Among synthesized compounds 15, 21, and 24 revealed high binding affinity to tyrosinase active site with lowest binding free energy (ΔG) values of -7.9 kcal/mol, thereby outperformed kojic acid affinity. In conclusion most modeling results were in agreement with their experimental data, suggesting the TI potential of lead compounds.

    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • DüzeltmeYalnız künye2023
    Düzeltilmiş: Benzaldehit türevlerinin sığır böbrek aldoz redüktaz inhibitörleri olarak değerlendirilmesi

    Sengül, Bülent

    Aldoz redüktaz (AR), poliol yolunda glikozdan sorbitol üretimini katalize eder ve insülinden bağımsız dokularda anormal sorbitol agregasyonuna neden olan, retinopati, nöropati ve nefropati gibi bazı problemler yaratan kritik bir enzimdir. AR inhibisyonunun bu yan etkileri azaltmak için uygun bir yaklaşım olduğu gösterilmiştir. Mevcut çalışma, literatüre yeni AR inhibitörlerini tanıtmayı amaçlamıştır. Bu amaçla AR inhibitörleri olarak benzaldehitler incelenmiştir. İlk olarak sığır böbreğinden homojenat hazırlanmış, ardından inhibisyon çalışmaları yapılmıştır. Çalışılan bütün benzaldehit türevlerinin AR'yi inhibe ettiği bulundu. 0,23 ve 1,37 μM IC50 değerlerine sahip olan 4- Phenyl benzaldehyde (3) ve 2- Bromobenzaldehyde (6)'in inhibitör aktivitesi, standart inhibitör sorbinilden daha yüksek olduğu tespit edildi. In vitro inhibisyon çalışmalarından sonra, tahmini bağlanma enerjileri ve türevlerin enzime bağlanma modları moleküler docking ile tahmin edildi. Bileşik 3, -8,61 kcal/mol'lük bir maksimum yerleştirme puanı sergiledi. Sonuç olarak, bu bileşikler, özellikle bileşik 3, diyabetik komplikasyonların tedavisinde veya önlenmesinde yeni ilaç aday moleküllerinin sentezi için yol gösterici moleküller olabilir.

  • MakaleAçık Erişim2023
    Molecular docking study on acetylcholinesterase and urease enzyme inhibition effects of Amygdalin

    Güler, Halil Ibrahim; Kolaylı, Sevgi; Kara, Yakup; Birinci, Ceren; Can, Zehra

    This study investigated that the acetylcholinesterase, urease enzyme inhibition and these enzymes molecular docking as well as antioxidant activity of commercially available amygdalin. While Amygdalin displayed effect anti-urease activity compared to acetohydroxamic acid but, anti-acetylcholine esterase activity a little ineffective compared to donepezil. The molecular docking was performed in order to check binding interactions between the amygdalin and the enzymes. DPPH and FRAP assays were preferred to determine the antioxidant activity. The antioxidant activity (3.39±0.33 µmol Fe2SO47H2O /g, SC50 18.74±0.72 mg/mL using the FRAP and DPPH assays, respectively. Amygdalin's in vitro and in vivo studies are needed for demonstrated that is a therapeutic agent for the treatment of various diseases.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2023
    Silver nanoparticle synthesis by biogenic reduction method and investigation of antimicrobial, antibiofilm, anticancer activities

    Bülbül, Ali Savaş; Sen, Fatih; Bekmezci, Muhammed; Karakaya, Funda

    In this study, R. aculeatus plant extract and biogenically formed AgNPs were investigated for their potential antibacterial, antibiofilm and anticancer abilities. AgNPs were characterised using scanning electron microscopy (SEM), Fourier transform infrared spectroscopy (FT-IR), X-ray diffraction (XRD) and UV-vis spectroscopy (UV-VIS). According to the Debye Scherrer formula, the particle size was found to be 32.56 nm. Disc diffusion and microdilution methods were used to investigate the antibacterial activity. In the disc diffusion study, the best results were obtained from the extract and AgNP. In the tests using plant extracts, Staphylococcus aureus ATCC 25923 showed the lowest antibiofilm activity, while Bacillus subtilis and Enterobacter aerogenes ATCC 13048 showed the highest activity. Salmonella infantis was most affected by AgNP, while Escherichia coli CFAI ATCC 25922 was least affected. Biogenically synthesised AgNPs were also investigated in cytotoxic activity studies. It was found to have the lowest concentration value on MCF-7 and HUVEC cell lines at the determined concentrations. The extract did not have any cytotoxic effect on MCF-7 cell line. HUVEC cell line showed the lowest cytotoxic activity of 10⁻³ g/mL. The antibacterial, antibiofilm and anticancer properties of R. aculeatus plant extract and biogenically produced AgNPs have been the subject of an important study. Furthermore, the comparison of the effects of plant extract and AgNPs on breast cancer cell lines and healthy cell lines provides a rich scientific material.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Determination of the cytotoxic effect of Prangos ferulacea (L.) Lindl. which grows naturally in the foothills of Bayburt Kop Mountain, on non-small lung cancer

    Kizil, Hamit Emre

    The genus Prangos has been used for centuries as an antibacterial and antidiabetic agent. In this study, Prangos ferulacea (L.) Lindl. species, which is frequently encountered in various regions of our country, especially in Northeast Anatolia, and known as "çaşır or çakşır" among the people, were collected from the flora of Bayburt Kop Mountain, and methanol extract of the stem parts of this plant was obtained. Afterward, the cytotoxic effect of this extract on the non-small cell lung cancer cell line (H-460) was determined and compared with the cytotoxic activity on the lung fibroblast cell line (MRC-5). The results obtained using the Wst-8 method, it was determined that no toxic effect occurred in the MRC-5 cell line after both 24 and 48 hours of methanol extract treatment, while a toxic effect occurred in the H-460 cell line (125 μg/ml and 62.5 μg/ml) after 48 hours of application. However, this toxic effect was not statistically significant.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Alyssum filiforme Bitkisinin Antimikrobiyal, Antibiyofilm, Antioksidan Aktivitesinin ve Fenolik Profilinin Belirlenmesi

    Kara, Yakup; Bülbül, Ali Savaş; Orçan, İlayda

    Öz − Bakteriler antibiyotiklere ve türevlerine karşı günden güne direnç kazanmaktadır ve bu küresel bir sorun haline gelmektedir. Bitkilerde bulunan sekonder metabolitlerin (fenolik bileşikler, flavonoidler, alkoloidler gibi) antioksidan ve antimikrobiyal gibi çeşitli aktiviteleri sebebiyle bu küresel sorunun önüne geçilebileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda çeşitli çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Bitkisel kaynaklardan antioksidan, antimikrobiyal ve anti-biyofilm gibi etki gösteren bileşenlerin belirlenmesi ile antibiyotik ve türevlerine karşı oluşan direnç aşılabilir. B vitamini ve magnezyum açısından zengin olan Brassicacea ailesinin bir üyesi de Alyssum filiforme türüdür. Alyssum filiforme bu kapsamda değerlendirilebilecek potansiyele sahip bir endemik türdür. Bu çalışmada; endemik olarak yetişen türün antimikrobiyal, anti-biyofilm, antioksidan ve RP-HPLC-PDA ile fenolik profili belirlendi. Elde edilen ekstre antimikrobiyal aktivite için Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu (MIC) ve Minimum Bakterisidal Konsantrasyonu (MBC) yöntemleri uygulandı, antioksidan aktiviteyi belirlemek için ise 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikalini temizleme aktivitesi ve demir indirgeme antioksidan güç (FRAP) metodları kullanıldı. Biyofilm oluşumunu önlemedeki etkinliği gözlemleyebilmek için kristal viyole bağlama yöntemi kullanıldı. Tüm bakterilerde olumlu sonuçlar elde edildi. FRAP ve DPPH sonuçları sırasıyla 13.070 μmol FeSO4.7H2O/g ve SC50 5.190 mg/ml olarak belirlendi. Elde edilen fenolik analiz sonucunda bitkinin kafeik asit ve krisin yönünden zengin olduğu bulundu. Elde edilen sonuçlar ışığında Alyssum filiforme türünün sağlık açısından değerli bir tür olduğu düşünülmektedir.

    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Farklı Yabani Brassica Tohumlarının Yağ Asidi Kompozisyonu ve Biyodizel Kalitesi

    Girgel, Umit; Onemli, Fadul; Gıdık, Betül; Gül, Volkan

    Her geçen gün artan dünya nüfusu ve gelişen sanayi alanları enerjiye duyulan ihtiyacı da artırmaktadır. Bu durum alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarını ve bu kaynakların verimli kullanımı konusunu daha değerli kılmaktadır. Bu çalışmada, yabani türlerin biyodizel üretiminde kullanılabilirlik potansiyelini belirlemek amacı ile Türkiye’nin Bayburt ili ekolojik koşullarında yetiştirilen Brassicaceae familyasından Sinapis arvensis, Brassica nigra ve Brassica napus tohumlarının biyodizel kalite özellikleri ve GC-MS kullanılarak yağ asitleri kompozisyonu bölge için ilk kez belirlenmiştir. Brassicaceae familyasından çalışmada yer alan türlerin yağ verimi %30,29-46,02 arasında bulunmuştur. Ayrıca linolenik asit (%7,62-13,70) değerleri en düşük B.napus, en yüksek B.nigra’da belirlenmiştir. Parlama noktası bakımından (194-195℃) B.napus ve S.arvensis birbirine en yakın türler olduğu görülmüştür. S.arvensis ve B.nigra’nın yağ asidi kompozisyonu ve biyodizel kalite analiz sonuçları B.napus’a benzer değerlerde bulunmuştur. Yabani türler olan S.arvensis ve B.nigra’nın biyodizel kalite özellikleri ve yağ asitleri kompozisyonu bakımından yenilenebilir enerji üretim potansiyeline sahip olduğu görülmüştür.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 7 · Erişilebilir ve Temiz Enerji
    AtıfOpenAlex3TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2023
    Farklı Öğretim Yöntemlerinin Akademik Başarı ve Öğrenme Kalıcılığına Etkisi

    Kul, Murat; Koçyiğit, Ömer Faruk; Solakumur, Adem

    Kullanışlılık ve zaman tasarrufu anlamında öğretici merkezli öğretim yöntem ve tekniklere başvurulsa da günümüzde yapılan çalışmalar, öğrencinin aktif olmadığı öğretim yöntem ve tekniklerin öğrencilerin akademik başarılarını arttırmadığı veya düşük düzeyde arttırdığı sonucunu ortaya çıkarmıştır. İnsan Anatomisi ve Kinesiyoloji dersi konuları birçok soyut kavramlardan ve latince kökenli kelime içerdiği için anlaşılması, akılda kalması, dersle ilgili bilgilerin uzun süreli bellekten geriye çağrılması zordur. Bu sebeple öğrencilerin mevcut bilgileri zihinlerinde yapılandırması, yeni öğrenilen bilgilerle eski bilgilerin ilişkilendirmesi, kavramlar arası bağlantılarla uzun süreli bellekten kısa süreli belleğe çağrışım yapması, ders konularını kolay öğreneceklerini ve akademik başarılarını arttıracağı düşünülmektedir. Çalışmanın araştırma grubunu deney 19, kontrol 17 olmak üzere toplam 36 öğrenci oluşturmaktadır. Kontrol grubuna geleneksel anlatım yöntemi uygulanırken deney grubuna kavram haritası destekli öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırma probleminin bilimsel ve sayısal analizinde gerekli olan verileri toplamak, İnsan Anatomisi ve Kinesiyoloji dersinin öğretimindeki kavram haritalarının öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenme kalıcılığına etkisini ortaya koymak amacıyla geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test sonuçlarına uygulanan Mann-Whitney U testi analiz sonuçları arasında anlamlı farklılık varken (p<0,05) son test sonuçları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Deney ve kontrol gruplarının ön test, son test, geciktirilmiş son test sonuç puanlarına uygulanan Friedman testi sonucunda her iki grupta da anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Deney ve kontrol grupları arasında ön test-son test ve ön test-geciktirilmiş son test Quade’s ANCOVA testi sonuçları birbirine benzer sonuçlar vermiş ve anlamlı farklılık bulunamamıştır (p>0,05). Bu sonuçlar bize her iki gruba da uygulanan yöntemlerin akademik başarıyı arttırdığı öğrencilerin sınav puanlarını olumlu yönde etkilediği; her iki yönteminde İnsan Anatomisi ve Kinesiyoloji dersi için kullanılabilir olduğu sonucunu vermektedir. Kontrol grubuna test sonuçlarına uygulanan Wilcoxon testi sonuçları arasında anlamlı farklılık varken (p<0,05), deney grubu test sonuçlarına uygulanan Wilcoxon testi sonuçları arasında sadece geciktirilmiş son test-son test sonuçları arasında anlamlı farklılık yoktur (p>0,05). Bu sonuç bize kavram haritası destekli öğretim yönteminin öğrenme kalıcılığına etkisinin olduğunu, öğrencilerin edindiği bilgileri çabuk unutmasını engellediğini ve ders ile ilgili kelime ve kavramların akılda kaldığı sonucunu vermektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin3
    TR Dizinİncele