Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dertli, Enes(115)
- Kaya, Yunus(50)
- Ayata, Ümit(48)
- Şahin, Engin(48)
- İspirli, Hümeyra(46)
- Bayraktar, Bülent(42)
- Şenay, Volkan(41)
- Can, Zehra(39)
- Özen, Soner(37)
- Bayram, Sinan(35)
- Pat, Suat(35)
- Öztürk, Mesut(35)
- Ecem Bayram, Nesrin(34)
- Esmer, Yusuf(34)
- Battal, Fetullah(33)
- Artar, Musa(32)
- Öner, Erdal(32)
- Korkmaz, Şadan(31)
- Yilmaz, Mustafa Tahsin(31)
- Ertugrul, Mehmet(30)
- Mercan, Emin(30)
- Hasar, Ugur Cem(29)
- Kutlu, Naciye(28)
- Özdemir, Akın(27)
- Kul, Murat(26)
- Cuce, Erdem(25)
- Kamiloğlu, Aybike(25)
- Bayram, Ozkan(24)
- Sefali, Abdurrahman(24)
- Sert, Durmuş(24)
- Çolak, Murat(24)
- Ayazoglu, Rabil(22)
- Gıdık, Betül(22)
- Maden, Sedat(22)
- Ustabulut, Mete Yusuf(22)
- Uçurum, Metin(22)
- Akeren, Zahide(21)
- Dirican, Ebubekir(21)
- Kara, Yakup(21)
- Abdioglu, Murat(20)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026The implications of organizational blindness on employees and organizations: a bibliometric perspective
Durmuş, İbrahim
Organization employees may exhibit behaviors such as ignoring, showing indifference, or neglecting issues or disruptions related to work activities. In organizations where organizational blindness is exhibited, serious problems can arise. The study highlights the harmful consequences of organizational blindness, a research area with limited studies in the literature. A bibliometric analysis method was applied within the scope of the research objective. The research sample consists of 179 data points. In the study, considering the field of social sciences, the authors who researched the topic, publication years, productivity, frequently emphasized keywords and conceptual relationships are included. As a result of the study, it was found that organizational blindness has strong associations with the concepts of diversity, multiculturalism, race, inclusion, colorblindness, diversity ideologies, gender, assimilation, belonging, intergroup relations, and ideology. In terms of centrality and density in examining organizational blindness, it was observed that the notion of theory, disability, environment, institutions, and organization displayed strong relationships. Some concepts frequently emphasized by the authors include diversity, multiculturalism, blindness, race, inclusion, and discrimination. The results of the study have provided new dimensions to the idea of employee psychology, organizational behavior, organizational productivity, policies, and continuity in the examination of organizational blindness.
- MakaleAçık Erişim2026Klasik Dönem Hanefî Fıkıh Usûlünde Hz. Peygamber’in Fiilleri ve Sünnetin Taksîmi
Haçkalı, Taha Alperen
İslam’ın anlaşılması ve uygulanmasında Kur'an’ın ardından en önemli kaynak sünnettir. Müslümanlar, İslam'ın doğuşundan itibaren sünneti rehber edinmiş ve bu konuda zengin bir ilim geleneği oluşturmuşlardır. Özellikle Hz. Peygamber'in fiilleri, Müslümanlar için örnek olması bakımından son derece önemlidir. Bu noktada, Hz. Peygamber'in fiillerinden hangilerinin dinî olarak bağlayıcı olduğu konusu öne çıkmaktadır. Bu araştırmada, Hz. Peygamber'den sâdır olan fiillerin, ümmeti için gerekliliği meselesi, kronolojik bir yöntemle Cessâs, Debûsî, Serahsî ve Pezdevî gibi klasik dönem Hanefî usûlcülerin eserleri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırmada, söz konusu usulcülerin mücerred fiiller konusunda “tevakkuf” veya mutlak “vücûb” yerine, delil bulunmadıkça ağırlıklı olarak “ibâha” görüşünü benimsedikleri tespit edilmiştir. Çalışmanın devamında, usûlcülerin bu yaklaşımlarının, Hanefî geleneğinde beşerî fiilleri ifade eden ‘Sünnet-i zevâid’ tasnifiyle ne derece uyumlu olduğu sorgulanmıştır. Usûl eserlerindeki teorik çerçeve ile sünnet taksimi arasındaki bu mukayese neticesinde; Sünnet-i zevâid kategorisinin, usulcülerin fiillerin bağlayıcılığına dair belirledikleri genel ilkelerle tutarlı bir zeminde yeniden değerlendirilmesi ve sınırlarının netleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Review of E-Commerce Literature: Inferences, Trends and Recommendations from Bibliometric Analysis
Esmer, Yusuf
Today, with the acceleration of digitalization, interest in e-commerce is increasing and the number of scientific studies on e-commerce is increasing. In this study, bibliometric analysis technique was used to determine the structure and trends of e-commerce literature. As a result of the search conducted in the Web of Science (WoS) database on April 9, 2025, a total of 15.670 data from the 1973-2025 time period were analyzed using VOSviewer and R Studio Bibliometrix software. The results reveal that e-commerce research focuses on technical infrastructure, managerial and social contexts. The prominence of China, the USA and the UK in scientific collaboration networks shows that e-commerce has become an interdisciplinary research area on a global scale. The link established with Sustainable Development Goals (SDGs) reveals the potential of e-commerce to produce ethical, environmental and social benefits. In line with these results, recommendations have been developed for increasing interdisciplinary integration, encouraging regionally focused research, expanding open access policies and shifting towards data-based methods. This study is expected to provide a strategic perspective to academia and policy makers by systematically presenting the current state of e-commerce literature.
- MakaleAçık Erişim2026Baudrillard Sosyolojisinde Toplumsal Anlam
Alpay, Ahmed Hamza
Baudrillard'ın gerçeklik nosyonu, eylemlerini rasyonel olarak şekillendirebilecek aktif özne varsayımına aykırıdır. Baudrillard'a göre toplumsal sözcüğü muğlaklık içindedir. Soyut ya da daha somut sosyolojik sınıflandırmasında kesin bir teorik formülasyonu kabul etmemiştir. Baudrillard'ın temel iddiası, değeri disipliner bir kültürel kod tarafından belirlenen nesnelerin, göstergeler hâline geldiğidir. Bu kodlamada, işaretler arasındaki simgesel ilişki fikri tüketilir. Bu makalenin konusunu Baudrillard sosyolojisinde simgesel değişim ve hipergerçeklik yoluyla toplumsal anlamın nasıl ortaya çıktığı oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Baudrillard sosyolojisindeki simülakr, simülasyon ve hipergerçeklik kavramlarını referans olarak alıyorum ve makaleyi bu kavramlar ekseninde sınırlandırıyorum. Bu makalede, Baudrillard sosyolojisinde simgesel olan temaları, nitel paradigmadan hareketle içerik analizi yoluyla inceliyorum. Baudrillard sosyolojisinin dikkatli bir değerlendirmesinin yapılmasını ve aktif öznelerin toplumsal varlığını sürdürmede tüketim toplumunun etkisinin anlaşılmasını amaçlıyorum. Baudrillard sosyolojisinde gerçekliği sembolize etmek için bireyler üstü sosyal yapı ve güçlerin nesnel sınırlamalarını vurguluyorum. Aktif öznelerin toplumsal anlamı oluşturmada, simgesel değişim ve hipergerçeklik yoluyla gündelik pratik dünyasında geçici bir şekilde konumlandığını ileri sürüyorum. Bu doğrultuda, toplumsal anlamın nasıl oluştuğunu vurgulayarak bu makaleyi literatürde farklı kılmayı hedefliyorum.
- MakaleAçık Erişim2026Görece Küçük Ölçekli Bir Derlem Üzerinden Kelime Sıklık ve Dağılım Analizi
Berk, Rifat Ramazan
Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe öğretim materyallerindeki sözcük seçiminde yalnızca mutlak sıklığa dayalı geleneksel yaklaşıma alternatif olarak dağılım (range) ve ortalama indirgenmiş frekans (average reduced frequency - ARF) gibi istatistiksel ölçütlerin birlikte kullanılmasının önemini araştırmaktadır. Çalışma, Yunus Emre Enstitüsü’nün Yedi İklim Türkçe Öğretim Seti (YİTÖS) B1 ve B2 seviyelerindeki dinleme metinlerini derlem olarak kullanmıştır. Metinlerdeki sözcükler, mutlak frekans, dağılım ve ARF değerlerine göre ayrı ayrı sıralanmış ve ilk 30’ar sözcüğün listeleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bulgular, “bir”, “ve”, “ol-”, “bu” gibi temel sözcüklerin tüm listelerde üst sıralarda yer aldığını göstermiştir. Ancak, yalnızca mutlak frekansa göre yapılan sıralamada, “gazete”, “festival”, “Selvihan” (B1) ve “su”, “çalışma”, “hayat” (B2) gibi belirli birkaç metinde yoğun kullanılan sözcüklerin yapay olarak üst sıralara çıktığı tespit edilmiştir. Buna karşılık, dağılım ölçütü “sonra”, “yap- ”, “gibi” gibi metinler arasında yaygın kullanılan sözcükleri öne çıkarmıştır. ARF ölçütü ise hem mutlak sıklıktaki yapay yükselmeleri dengelemiş hem de dengeli dağılım gösteren sözcükleri koruyarak daha güvenilir bir liste sunmuştur. Öğretim materyali geliştiricilerinin ve araştırmacıların, sözcüklerin önem derecesini belirlerken yalnızca mutlak sıklığa değil, dağılım ve ARF gibi bileşik ölçütlere de başvurmaları daha dengeli söz varlığı seçimine imkân sağlayacaktır.
- MakaleAçık Erişim2026Educational Institutions Opened by Tsarist Russia in Azerbaijan in the XIXth Century within the Framework of Russification and Assimilation Policy
Sadık, Ramin
Azerbaijan, which fell under the occupation of Tsarist Russia at the beginning of the XIX century, faced the Russification and assimilation policy of the administration in cultural terms as well as being exploited in other areas. The Tsarist government tried to tear Azerbaijani Turks away from their past and aimed to assimilate them completely as an ultimate goal. The primary way of this was to raise loyal subjects in the region. In this context, the administration first tried to attract the nobles of the region and implemented a social engineering programme by providing Russian education to their children. For the implementation of this policy, the government considered it important to open state schools. Therefore, the administration started to establish state schools with the aim of Russification and assimilation of the people. The aim of this study is to determine that Tsarist Russia opened state schools in Azerbaijan in the XIX century with the aim of Russification and assimilation of the population. In this context, document analysis, which is a qualitative research method, was used in the study. During the study, the published archival documents containing the laws of the Tsarist administration were reviewed, the news of the Kavkaz newspaper on the subject and the Caucasus Calendar published every year were examined, as well as the information in first and second-hand sources were evaluated and used during the writing.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ4The Impact of Quizizz on Turkish EFL High School Students’ Vocabulary Learning
Aybirdi, Nilüfer; Kirca, Sinem
Mastering vocabulary plays a pivotal role in the overall process of foreign language learning. Owing to technological progress, mobile-based learning tools have gained significant popularity in aiding learners of English as a foreign language. This research, adopting a mixed-methods design that integrated both quantitative and qualitative perspectives, examined how using the Quizizz platform influenced Turkish EFL learners’ vocabulary growth. Participants comprised 64 eleventh-grade students enrolled in a Turkish vocational and technical high school, who were randomly divided into experimental and control groups. During a six-week intervention, students in the experimental group practiced new vocabulary via Quizizz, whereas those in the control group learned identical word sets using conventional whiteboard-based lists. Improvements in vocabulary knowledge were measured through pre- and post-tests specifically developed by the researchers. Students’ attitudes toward Quizizz were explored using a 12-item survey complemented by semi-structured interviews. Findings indicated that participants in the experimental group demonstrated notably higher vocabulary improvement than those in the control group. Students further expressed that the Quizizz platform was easy to use, enjoyable, and practical. The overall outcomes highlight how mobile-assisted technologies can effectively foster vocabulary acquisition and boost learner engagement within EFL settings.
- MakaleAçık Erişim2026Role of artificial intelligence in the process of innovation management: dimensions, themes and examples
Esmer, Yusuf
This study aims to discuss the role of artificial intelligence (AI) in innovation management in a conceptual framework. In line with the purpose of the research, the conceptual analysis technique was used within the scope of qualitative research methods. In this context, the effects of AI on innovation management are explained based on relevant scientific research, reports and sectoral examples. How AI is integrated with innovation management processes, its application areas, and its potential future effects are examined. It has been concluded that AI affects important elements of organizations such as knowledge management, organizational flexibility, organizational innovation, decision-making, sustainable growth, organizational culture and strategic human resources management and that AI makes innovation management processes more efficient and effective with the opportunities it offers in areas such as big data analysis, machine learning and automation. The role of AI in innovation management stands out as an important element for modern organizations and reveals that research in this field should be examined in depth. This study examines the role of AI in innovation management processes within a conceptual framework and recommends that future studies conduct empirical research to expand on this topic. This study provides important in terms of revealing the role of AI in innovation management based on the relevant literature and with examples and will contribute to the literature.
- MakaleAçık Erişim2026Matematiksel Üst Düzey Düşünme Ölçeği: Türkçeye Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
Kaplan, Abdullah; Kurdal, Cem
Matematik eğitimi, öğrencilerin yalnızca işlem becerilerini değil; eleştirel, yaratıcı, problem çözme ve üstbilişsel düşünme becerilerini de geliştirmeyi hedefler. Bu bağlamda, matematiksel üst düzey düşünme becerilerinin geçerli ve güvenilir biçimde ölçülmesi hem öğretimin değerlendirilmesi hem de bilişsel gelişimin izlenmesi açısından önemlidir. Bu araştırma, Zhou vd. (2024) tarafından geliştirilen Matematiksel Üst Düzey Düşünme Ölçeği’nin Türk kültürüne uyarlanmasını ve geçerli, güvenilir bir ölçme aracı elde etmeyi amaçlamaktadır. Orijinal ölçekte matematiksel eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, problem çözme ve üstbilişsel beceriler olmak üzere dört temel boyut ve dokuz alt boyut yer almaktadır. Geri çeviri yöntemiyle Türkçeye uyarlanan ölçek, uzman görüşleri doğrultusunda düzenlenmiş ve 417 lise öğrencisine uygulanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ve ikinci düzey DFA ile incelenmiş; cinsiyete göre ölçüm değişmezliği analizi yapılarak biçimsel, metrik, skalar ve hata değişmezliği düzeylerinde modelin değişmezliği doğrulanmıştır. Güvenirlik analizleri sonucunda boyutlar arası korelasyonlar incelenmiş ve ölçeğin iç tutarlılığı sağlanmıştır. Bulgular, ölçeğin Türk kültüründe geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Kazan’da Yayımlanan Bir Kur’an Tercümesinin Mûsâ Cârullah’a Aidiyeti
Çakır, Numan
Bu çalışma, 2010 yılında Kazan’da Mûsâ Cârullah Bigiyef’e (1875-1949) nispet edilerek yayımlanan Kur’an tercümesinin gerçek müellifinin tespit edilmesini ele almaktadır. Yirminci yüzyılın başlarında Kazan Türkleri arasında yetişen önemli bir İslam âlimi olan Mûsâ Cârullah, 1912 yılında tamamladığı Tatarca Kur’an tercümesini neşretmek istemiş; ancak dönemin muhafazakâr çevrelerinin yoğun ten- kitleri ve dinî otoritelerin baskıları nedeniyle bu hedefini gerçekleştirememiştir. Müellifin sonraki yıl- larda tercümesini yayımlamaya yönelik diğer girişimleri de sonuçsuz kalmış, 1949 yılındaki vefatının ardından mezkûr tercümenin akıbeti belirsiz olup bu hususta çeşitli ihtimaller dile getirilmiştir. 2010 yılına kadar eserin neşrine yönelik herhangi bir girişim söz konusu olmamıştır. 2010 yılında ise Ka- zan’da yayımlanan bir Kur’an tercümesi, kamuoyuna Mûsâ Cârullah’ın 1912 yılında tamamladığı ve uzun süredir kayıp olduğu düşünülen tercümesinin yeniden basımı olarak takdim edilmiştir. Ancak yapılan ilmî incelemeler, Kazan’da neşredilen eserin aslında Süleyman Tevfîk’e ait olduğunu; dolayı- sıyla Mûsâ Cârullah’a nispet edilmesinin isabetli olmadığını ortaya koymuştur. Bu makalede önce Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesiyle ilgili görüşleri, kendi hazırladığı Kur’an tercümesini yayımlama girişimleri ve bu süreçte karşılaştığı engeller ele alınmış; ardından tercümenin akıbeti hakkında ileri sürülen ihtimaller değerlendirilmiştir. Son olarak 2010 yılında Kazan’da yayımlanan Kur’an tercüme- sinin aidiyet meselesi, tarihsel veriler ve metin tahlili yöntemiyle incelenmiş ve elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında analiz edilmiştir. Bu yönüyle çalışma, Mûsâ Cârullah’ın Kur’an tercümesinin akıbetiyle ilgili tartışmalara tutarlı ve ilmî bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ4Dinleme Becerilerinin Gelişiminde Estetik Dinleme Etkinlikleri: İlkokul 2. Sınıf Öğrencileri Örneği
Kaplan, Kadir; Boyraz, Nurcihan Kübra
Bu araştırmada, estetik dinleme etkinliklerinin ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin dinlediğini anlama başarı düzeylerine etkisini incelemek ve estetik dinleme etkinlik sürecini değerlendirmek amaçlanmıştır. Araştırma, karma yöntem araştırmalarından gömülü deneysel model olarak desenlenmiştir. 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde gerçekleştirilen araştırmaya bir devlet okulunun ikinci sınıf A ve B şubelerinde öğrenim gören 30 öğrenci katılmıştır. Nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenle yürütülen araştırma nitel verilerle desteklenmiştir. Deneysel işlem sürecinden önce ve sonra “Dinlediğini Anlama Başarı Testi” gruplara uygulanmıştır. Deney grubuna haftada bir gün üç ders saati kendi sınıf öğretmeni tarafından yedi hafta boyunca toplam yedi estetik dinleme etkinliği uygulanmıştır. Son test olarak kullanılan test, kalıcılık testi olarak ta kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen nicel veriler kestirimsel istatistik testleri ile çözümlenmiştir. Görüşmeden elde edilen nitel veriler içerik analizi ile çözümlenerek nicel veriler desteklenmiştir. Sonuç olarak estetik dinleme etkinliklerinin dinlediğini anlama başarı düzeyine olumlu yönde bir etkisinin olduğu görülmüştür. Bu bulgular, estetik dinleme etkinliklerinin ilkokulun erken yıllarında dinleme becerisinin geliştirilmesine katkı sağladığını ve sınıf öğretmenleri tarafından derste uygulanabileceğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Nilgün Marmara’nın İzlenimci Şiir’inde Varoluşçuluk Akımının İzleri
Aytaç, Aslıhan
Nilgün Marmara, 1980 sonrası Türk edebiyatında özgün şiirleri, günlükleri ve denemeleriyle önemli yer edinerek tanınırlık kazanan çok yönlü bir şairdir. Yirmi dokuz yıllık kısa hayatı boyunca ontik bir çıkmazda bulunduğunu hisseden şair, dünyevi yaşamdaki açmazları; varoluşsal bunalım, ölüm, hiçlik, yabancılaşma, yalnızlık, arayış, umutsuzluk, karamsarlık, kırgınlık düzleminde irdelerken zamanı bir tutsaklık hâli olarak algıladığını şiirlerinde simgesel biçimde dile getirir. Varoluşsal olarak varlık karşısında hiçlik, yaşam karşısında ise ölüm istenci duyan Nilgün Marmara, kaçınılmaz son tarafından kuşatılan umutsuz bireyin trajik yaşamını, özgürlük bilinci ekseninde sorgulayarak şiir evrenini kurar. Bu bağlamda anlamsız bir evrenin içine atıldığını düşünen şair, şiirlerinin anlam dünyasını hiçlik ve ölüm temleriyle meydana getirirken kırılgan duyarlılığını gösterir. Şiir evrenini melankolik ruh hâli ekseninde kuran Nilgün Marmara, İzlenimci Şiir’de, varoluşa dair ikilemlerini diyalektiklerden yola çıkarak imgeleştirmeyi tercih eder. Bu yönüyle şair, özne- benin bunalımlı ruhundaki çelişkili tutumu; varlık ve hiçlik, yaşam ve ölüm diyalektiği düzleminde belirginleştirmeyi tercih eder. Nilgün Marmara, yazın yaşamı boyunca sorguladığı diyalektik ilişkiler aracılığıyla insani nüveyi meydana getiren niteliklerin yanı sıra varoluşçuluk felsefesinde önemli yere sahip olan çeşitli sorunsalları, estetik düzlemde ele alarak sanatsal yaratıya dönüştürür. Nilgün Marmara’nın biyografik detaylarına dair örtük göndermeler içeren şiirde, dünyaya atılmış ve ölüme yazgılı varlığın ‘şimdi ve burada’daki yurtsuzluk hissi, imgesel olarak okuyucuya sunulurken kapalı bir söylem biçimi benimsenir. Çalışmada, İzlenimci Şiir’in imgesel yapısı incelenerek varoluşçu felsefenin şiire konu edildiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.
- MakaleYalnız künye2026Examining the Attitudes of Physical Education Teacher Candidates Toward the Teaching of Students with Special Needs
Aydemir, Uğur
This study aims to investigate the attitudes of physical education teacher candidates toward teaching students with special needs. The study, designed as a descriptive survey, involved 284 teacher candidates studying in physical education teacher training departments at universities. Data were collected using the “Attitudes of Physical Education Teachers Toward the Education of Individuals with Disabilities-III” scale. The Mann-Whitney U-test was used for data analysis. The findings obtained as a result of the analyses revealed that the attitudes of physical education teacher candidates toward the teaching students with special needs were negative. It was determined that the attitude scores of physical education teacher candidates toward the teaching students with attention deficit and hyperactivity disorder were lower than their attitude scores toward other special needs groups. In addition, it was observed that teacher candidates who had individuals with special needs in their families, who had previously taught individuals with special needs, and who had taken courses on individuals with special needs during their undergraduate education had higher attitude scores, while there was no significant difference in the attitude scores of physical education teacher candidates according to gender. In light of these findings, it is recommended that application-oriented course content be created during undergraduate education and that activities be organized in which physical education teacher candidates participate together with students with special needs, in order to contribute to the development of positive attitudes toward the teaching students with special needs among physical education teacher candidates.
- MakaleAçık Erişim2026Hakîm Şâh Muhammed’in Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm’ı
Erbay, Ömür
Türklerin İslâmiyeti kabulünden sonra girilen kültürel çevrenin bir sonucu olarak dinî hususiyetlerin öğretimi meselesi önemli bir konu olarak görülmüştür. Bu konu ilk dönemlerde Arapça ve Farsça eserlerin Türkçeye tercüme edilmesi şekliyle açıklığa kavuşturulurken Türkler arasında yayılan ve hayatın her sahasında etkisini gösteren din olgusu Türk aydınlarının eserlerine de yansımış ve bu sahada eserler verilmeye başlanmıştır. Dinî hususlarda insanları eğitmeyi amaçlayan bu tür eserler ilmihâl adını almış olup Osmanlı döneminde birçok ilmihâl yazılmıştır. Bunlar telif ve tercüme eserler olarak karşımıza çıkmaktadır. Alanın ilk eserlerinden olup Osmanlı döneminde yazılan Mızraklı İlmihâl, kendinden sonra yazılan birçok esere de örnek teşkil etmiştir. Ezberlenmelerinin ve öğrenilmelerinin kolay olması sebebiyle dinî eserlerin manzûm olarak yazılması geleneği bu konuda da hüküm sürmüş olup Anadolu sahasında birçok dinî eser manzûm olarak yazılmıştır. Manzûm olarak yazılan eserler arasında ilmihâller de vardır. Çalışmamıza konu olan Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm adlı eser de Hakîm Şâh Muhammed adlı Yavuz Sultan Selim döneminde saray hekimbaşılığı yapmış sadece tıp değil bilimin birçok sahasında derin bilgiye sahip bir tabip şair tarafından kaleme alınmış manzûm bir ilmihâldir. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm, aruz vezniyle mesnevî nazım şekliyle kaleme alınmış dinî ve ahlakî bir eserdir. Eser, iman, hac, zekat, namaz, oruç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Manzûm ilmihâllerin bir türü olan namaz ve abdeste bazen de iman konularına yer veren Şurûtu’s-salât ismindeki eserlerden içerdiği hac, zekat, oruç konularıyla ayrılan ve Şerâ᾽it-i İslâm isimli ayrı bir türü yansıtan eser, 122 beyitten oluşmaktadır. Eserin tertibi ise mukaddime niteliğindeki 6 beyitten sonra gelen iman, namaz, zekat, oruç, hac bölümleri ve 4 beyitlik bitiş bölümü şeklindedir. Hakîm Şâh Muhammed, eserini insanların dinî hususiyetleri öğrenmesi için yazmış ve bu amaca binâen eserinin ömrünün uzun yıllar sürmesini istemiş olup bunun sonucu olarak da bir iyi niyet temennisi olan duadan başka bir şey istememiştir. Eserin yazılış amacının toplumsal faydaya dönük olması eserde kullanılan üslubun da bu amaca hizmet edebilecek şekilde olmasını gerekli kılmıştır. Metin içerisinde bulunan iy cân, iy dedem, iy yâr ifadeleri bu durumun göstergesidir. Dolayısıyla Hakîm Şâh Muhammed, eserinde sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. Eser, Eski Anadolu Türkçesi dil ve imlâ özelliklerine göre kaleme alınmış olup eserde günümüz için arkaik denilebilecek birçok kelime de mevcuttur. Eserin ulaşabildiğimiz tek nüshası olup bu nüsha, Manisa Kütüphanesi Manisa İl Halk Kütüphanesi Koleksiyonu 2685 numarada kayıtlı 223 varaktan müteşekkil bir mecmua içerisinde bulunmaktadır. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm, mecmuada 2685/3 koleksiyon numarası ve 91365 bibliyografik kayıt numarasıyla bulunmakta olup mecmuanın üçüncü eseridir. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm’ın varlığı çalışmamızla ortaya konulmuş olup Hakîm Şâh Muhammed’den bahseden kaynaklarda eserin varlığından söz edilmemiştir. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm kendisiyle aynı isme sahip eserlerle muhtevası ve tertibi yönüyle benzer özellikler göstermekte olup müellifinin belli olması ve beyit sayısı bakımından ayrı bir konuma sahiptir. Eserin telif tarihine, istinsah tarihine müstensihine dair kaynaklarda bilgi bulunmamaktadır. Ancak müellifin ölüm tarihinin 1521 yılı olması ve müellifin II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman dönemlerini görmesi sebebiyle eserin telif tarihinin, 15. yüzyılın ikinci yarısı ve 16. yüzyılın ilk çeyreği arasında olduğu kanaatını taşımaktayız. Manzûm Şerâ᾽it-i İslâm ile birlikte manzûm olarak yazılan dinî eserlerin bir türü olan manzûm ilmihâl türündeki eserler silsilesine bir tane daha eklenilmiş olup edebiyatımızın gizli kalmış kültür halkalarından bir tanesine daha ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Artificial intelligence applications in organizations from an employee perspective: a bibliometric analysis
Durmuş, İbrahim
In organizational settings, the effectiveness of artificial intelligence (AI) and AI-based applications in employees' activities continues to increase steadily over time. While this situation provides some conveniences to employees, it has also brought several concerns. Accordingly, a need has emerged to identify areas of collaboration and conflict between employees and AI. From this perspective, the present study aims to generate insights into employee–AI interactions at the organizational level. Literature on AI applications and their impact on employees is included. Bibliometric analysis was conducted using Web of Science (WoS) database. This research covers an application that includes a total of 497 studies published between 1996 and 2024. The keywords most emphasized by the authors in AI applications include artificial intelligence, machine learning, management, artificial, knowledge, learning, deep learning, intelligence, big data, data mining, employee, human resources, machine, technology, business, knowledge management, performance, and artificial neural networks. In the analysis, strong relationships between the concepts of artificial intelligence, machine learning, management, data mining, digital transformation, analysis, technology, employee, human resources, collaboration, productivity, human resource management, big data, performance, and digital technologies were revealed. Results have shown that the use of artificial intelligence in businesses is related to many concepts from the employees' perspective. The research offers important implications for strategic decision-making in areas such as human resources management, collaboration, performance, and digital transformation, based on the concepts that emerge in the interaction of artificial intelligence applications with employees.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Türk Siyasetinde Etik: Realist Machiavellizm mi? Normatif Kantçılık mı?
Kapusızoğlu, Mehmet
Bu çalışma, Türk siyasetinin etik/ahlaki temellerini Niccolò Machiavelli’nin siyaset felsefesi ile Immanuel Kant’ın evrensel ahlak anlayışı çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelemekte ve 1980 sonrası Türk siyasetinin ve siyasal pratiklerin etik paradigmasını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada betimleyici analiz yöntemi kullanılmış olup, nitel verilere dayalı literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda her iki düşünürün siyaset yaklaşımları temel eserler üzerinden değerlendirilmiş ve metin odaklı yorumlama yapılmıştır. Çalışmada siyasetin etik boyutu realist siyaset ile normatif siyaset açısından ele alınmış; etik-siyaset ilişkisi, iktidar kavramı üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Türk siyasetinin etik boyutu, anayasa metni, yasal mevzuat, ulusal ve uluslararası kuruluşların değerlendirme raporları ve siyasi pratikler üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türk siyasetinde etik söylemlere rastlanmakla birlikte uygulamada rasyonel ve faydacı bir siyaset modelinin öne çıktığını, etik sistemin kurumsal altyapısında eksiklikler bulunduğunu ve siyasal özneler arasında Kantçı normatiflikten ziyade Machiavellist gerçekçiliğin hâkim olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada, etik ilkelerin yalnızca yasal mevzuatta yer almasının tek başına yeterli olmadığı, bu kuralların içselleştirilmesinde siyasal kültür, patronaj ilişkileri, siyasal liderlik ve seçmen davranışı gibi unsurların belirleyici birer etken olduğu vurgulanmıştır. Son olarak, Türk siyasetinin Kantçı etik yaklaşımın evrensel ve normatif ilkelerini gözönünde bulunduran ve Machiavellist realist siyasetin yönetsel ve etkisel güç alanlarını göz ardı etmeyen paradoksal bir etik siyaset modeline ihtiyacı olduğu belirtilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Kuzeydoğu Anadolu'da Bir Doğrusal Yapı: Sınır Hattı Üzerine Bazı Tespit ve Değerlendirmeler
İlhan, Hüseyin
Kuzeydoğu Anadolu’da yer alan Bayburt-Gümüşhane toprakları, Anadolu’yu Kafkasya ve Karadeniz kıyı şeridiyle buluşturan tarihsel bir geçiş koridoru niteliği taşır. Nitekim yörede yürütülen yüzey araştırmaları, bu işlevi doğrular biçimde, kale ve gözetleme kulelerinden höyük, han ve köprülere kadar zengin bir arkeolojik-kültürel envanter ortaya koymuştur. Araştırmalar sırasında tespit edilen arkeolojik bulgulardan biri de büyüklüğü ile dikkat çeken bir doğrusal yapıdır. Kelkit ve Çoruh havzalarını ayıran su ayrım çizgisinin birkaç km doğusundan, Gümüşhane'nin Köse ilçesine bağlı Altıntaş Köyü'nün hemen kuzeyinden başlayarak, Bayburt sınırları içerisinde yer alan Pulur Dağları üzerinde sona eren bu yapı, başlangıcından sonuna kadar yaklaşık 24 km'dir. Özellikle İkindi Tepeleri ve Pulur Dağları üzerinde doğrusal yapının izleri açık bir şekilde görülebilmektedir ancak ovalık arazilerde bu izleri takip edebilmek oldukça güçtür. Kuzey-güney ekseninde uzanan ve ortalama 5 m genişliğinde bir moloz taş yığını şeklinde karşılaşılan yapının, takip edilebilen yüksek araziler üzerindeki kısmı 15 km'dir. Kelkit Havzası'na oldukça kolay bir geçiş imkanı sunan ve doğu-batı ulaşımında bir koridor niteliğindeki Mormuş Ovası ve Gökçedere Vadisi, stratejik birer topografyadır. Bu bağlamda yapı ve etrafında gerçekleştirilen arazi çalışmaları neticesinde, doğrusal yapı ve bununla ilişkili diğer yapıların bir sınır hattını oluşturduğu anlaşılmıştır. Söz konusu sınırın tarihlendirilmesi amacıyla uzun soluklu bir inceleme yürütülmüş; sahadaki benzer mimari özellikler ile seramik buluntular bütüncül olarak ele alınmıştır. Bütüne ait bir parça olduğu anlaşılan bu doğrusal hat, yakın çevresindeki ve muhtemel devamı üzerindeki çeşitli arkeolojik izlerle birlikte değerlendirildiğinde, bu toprakların uzun soluklu bir sınır işlevine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu tespit ışığında Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınırlarda İslam orduları ile yoğun mücadeleler verdiği özellikle 7. yüzyıl sonları ve 8. yüzyıl başlarından 11-12. yüzyıllara kadar, zaman zaman önemini kaybetse de bu hattın sınır olarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Dahası Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınır yönetimine dair birçok kavramın somutlaştırılması ve örneğinin sunulması bu alanda yeni bir ufuk açmıştır. Bu bağlamda bu çalışma, söz konusu doğrusal yapı temelinde bu sınır hattını aydınlığa kavuşturmayı ve bu konudaki çeşitli tespitleri aktarmayı amaçlamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026The Transformation of Local Independent Retail in City Centers and Its Effects on the City's Macroform: The Case of Ankara
Yıldız, Seçil Gül Meydan; Şengün, Hayriye; Kara, Adnan; Ozden, Erdemalp
The unplanned growth of city centers threatens the local fabric of cities, while local retail has become an important component of preserving city identity and sustainable consumption. This research aims to examine the effect of shopping motivations on customer satisfaction and to determine how factors such as customer proximity, relationships with local suppliers, and store atmosphere shape consumers' perception of Urban Attachment. Data obtained using systematic and stratified sampling methods in the districts of Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, and Sincan in Ankara were analyzed. Statistical analysis methods such as linear regression, logistic regression, ANOVA, and independent samples t-test were used in the study. Regression analyses show a positive and statistically significant relationship between shopping motivations and customer satisfaction. Furthermore, proximity to the customer and relationships with local suppliers were found to have a significant and positive effect on customer satisfaction. Shopping motivations, community connection, and store atmosphere factor scores showed significant differences across different visit frequency groups. This study uniquely highlights the critical role local retailers play in strengthening consumers' emotional connection to the city. The findings emphasize local businesses' importance in preserving city identity and creating a sustainable consumption ecosystem.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Manzûm Bir Kur’ân Fâlı: Te’vîl-i Fâl-i Kur’ân
Erbay, Ömür
Gayba dair bilgi edinebilme yani geleceğe dair sır perdesini aralayabilme düşüncesi insanoğlunun zihnini her zaman meşgul etmiştir. İnsanoğlu geleceği için öngörülerde bulunabilmek ve bu husustaki merakını giderebilmek amacıyla varoluşunun ilk zamanlarından beri çeşitli araçlara ihtiyaç duymuştur. Bu araçlardan biri de faldır. Fallar, bunları icra eden falcılar aracılığıyla insanların bu merakını gidermiştir. Falcılar, kendilerini daha inandırıcı kılmak amacıyla çeşitli araçlara da başvurmuş olup bu araçlardan bir tanesi de dinî metinlerdir. Bu yolda başvurulan en önemli metin ise Kur’ân-ı-Kerîm’dir. Kur’ân-ı-Kerîm’den fal bakma işlemi, İslâm sonrasında Türkler arasında da yayılmış olup bu konuyla ilgili manzûm, mensûr ya da manzûm-mensûr olarak birçok eser kaleme alınmıştır. Bu çalışmanın konusunu manzûm bir Kur’ân falı olan Te’vîl-i Fâl-i Kur’ân adlı eser oluşturmaktadır. Te’vîl-i Fâl-i Kur’ân iki beyitlik Kur’ân fallarından olup Türk İslam Eserleri Müzesinde yer alan bir Kur’ân-ı-Kerîm nüshasının sonunda bulunmaktadır. Eserin müellifine, müstensihine, telif tarihine, istinsah tarihine dair bilgi bulunmamaktadır. Eser, dil olarak Eski Anadolu Türkçesi döneminin özelliklerini taşımaktadır. Eser; şekil ve muhteva, dil ve anlatım özellikleri bakımından incelenip neşredilen metinin eklenmesiyle dikkatlere sunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2026Sistematik Risk ve Kazanç Manipülasyonu: PMG/ARDL Modelinden Elde Edilen Kanıtlar
Ag, Aliriza; Gül, Meltem; Yilmaz, Tuncer; Ekinci, Sevgül
Bu çalışmada risk ve kazanç manipülasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi temel amacı oluşturmaktadır. Çalışmada Borsa İstanbul (BIST) piyasasında işlem gören 160 reel sektör şirketinin 2008Q1-2023Q3 arasındaki çeyreklik verileri kullanılarak sistematik risk ile kazanç manipülasyonu arasındaki ilişki incelenmiştir. Şirketler için piyasa riski olarak da bilinen BETA değeri sistematik risk ölçütüdür. Piyasa risk ölçütü olarak kullanılan BETA değeri, borsadaki şirketlerin hisse senedi fiyatının tüm piyasaya göre oynaklığını ölçmek için kullanılan önemli bir piyasa göstergesidir. Sekiz faktörlü Beneish M_SCORE değeri ise kazanç manipülasyonu için vekil değişken olarak alınmıştır. Çalışmada sistematik riskin kazanç manipülasyonu üzerinde uzun ve kısa dönemli dinamik etkilerin tahmininde PMG/ARDL panel yöntemi kullanılmıştır. Dinamik bir özelliğe sahip olan PMG/ARDL yaklaşımı hem uzun hem de kısa dönemli etki sonuçları üretme özelliğine sahiptir. Yapılan analizlerde ulaşılan bulgularda BETA değerinin uzun dönemde kazanç manipülasyonu üzerinde önemli düzeyde pozitif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar, borsa şirketleri için sistematik bir risk göstergesi olan BETA değerinin artırmasının kazanç manipülasyonu üzerinde önemli bir rol oynadığını doğrulamaktadır.
















