Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Güven, Onur(5)
- Yıldırım, Ümit(5)
- Bayramoglu, Turgut(3)
- Guler, Cuneyt(3)
- Kul, Sinan(3)
- Kurt, Mehmet Ali(3)
- Ag, Aliriza(2)
- Cengiz, Ibrahim(2)
- Türkkan, Gokçen Eryılmaz(2)
- Yıldız, Seçil Gül Meydan(2)
- Yıldız, Şaduman(2)
- Şengün, Hayriye(2)
- Agar, Guleray(1)
- Alacadağlı, Esmeray(1)
- Arici, Faruk(1)
- Arı, Ari(1)
- Aslan, İsmail(1)
- Ateş, Elanur(1)
- Ay, Esma(1)
- Aydogan, Mehmet Nuri(1)
- Aygün Ertürk, Filiz(1)
- Açıkgöz, Münteha(1)
- Baykara, Gülbahar(1)
- Bayraktar, Bülent(1)
- Bayraktar, Hanefi(1)
- Bayram, Sinan(1)
- Bedir, Ferdin(1)
- Biçgel, Birsen F.(1)
- Cebeci, Fatma(1)
- Cengiz, Ekrem(1)
- Cengiz, İbrahim(1)
- Demir, Yeliz(1)
- Durmuş, İbrahim(1)
- Ece, Fatma(1)
- Edanur(1)
- Elcik, Harun(1)
- Erten, Tayyibe(1)
- Ertürk, Filiz Aygün(1)
- Gücüyeter, İlknur(1)
- Gül, Volkan(1)
Yayınlar
- Derleme MakaleAçık Erişim2026İlaç Atıklarının Çevreye ve Halk Sağlığına Etkileri, Geri Dönüşümü ve Mevzuat Çerçevesi
Karakas, Ümıt; Yönten, Eda; Baykara, Gülbahar; Çiydem, Zeynep; Yaramış, Esra; Muhcu, Merve Merve; Çekiç, Nurdane; Edanur; Özkan, Emre; Sultan
İlaç atıkları, hem çevresel ekosistemler hem de halk sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturan, yönetimi özel önlemler gerektiren tehlikeli atıklar arasında yer almaktadır. Kullanım süresi geçmiş, yanlış saklama koşullarına maruz kalmış, fazla reçete edilmiş veya tedavi değişikliği nedeniyle atıl duruma gelmiş ilaçlar; su, toprak ve hava kirliliğine yol açarak biyoçeşitliliği olumsuz etkilemektedir. Ayrıca antibiyotik kalıntılarının çevreye kontrolsüz salınımı, mikroorganizmalarda direnç gelişimine neden olarak küresel bir sağlık sorununa dönüşmektedir. Bu çalışma, önlisans öğrencileri ile düzenlenen panel çıktılarından ve literatür taramasından elde edilen veriler ışığında; ilaç atıklarının çevresel ve halk sağlığına etkilerini, geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik uygulamalarını ve Türkiye ile dünyadaki mevcut mevzuat durumunu ortaya koymaktadır. Bulgular, Türkiye’de ilaç atıklarına özgü bir yasal düzenlemenin bulunmadığını, mevcut mevzuat hükümlerinin farklı yönetmelikler içinde dağınık şekilde yer aldığını göstermektedir. Sonuç olarak, ilaç atıklarının etkili yönetimi için mevzuat bütünlüğü sağlanmalı, geri dönüşüm altyapısı güçlendirilmeli ve toplum düzeyinde farkındalık artırıcı programlar yaygınlaştırılmalıdır.
- MakaleAçık Erişim2025Assessment of Nucleic Acid Extraction Kits for SARS-CoV-2 Surveillance in Wastewater Samples
Bayraktar, Bülent; Aslan, İsmail; Korkmaz, Serol; Parmaksız, Ayşe; Sait, Ahmet
Objective: The aim of this study is to evaluate the effectiveness of three commercial nucleic acid extraction kits (kit A, B and C) in isolating SARS-CoV-2 viral RNA from wastewater samples. Method: In this study, water samples were collected in March 2021 from three wastewater treatment plants located in different parts of Istanbul, and it was confirmed that they were negative for SARS-CoV-2. Different concentrations of the SARS-CoV-2 virus, previously inactivated at the BSL-3 laboratory of the Pendik Veterinary Control Institute, were added to the wastewater samples. RNA extraction and quantification were performed using commercial nucleic acid extraction kits and and RT-qPCR kit specific to SARS-CoV-2. Results: At the end of the study, it was determined that kit C yielded the highest total RNA and produced more consistent results, significantly outperforming the other two kits in terms of RNA yield and purity. Statistical analysis revealed significant differences in RNA concentrations (p < 0.05) and gene copy numbers (p < 0.01) between the kits, and kit C demonstrated superior linearity and reproducibility. Conclusion: According to the findings, although all three evaluated kits are suitable for detecting SARS-CoV-2 RNA in wastewater samples, kit C provides the most efficient and reliable performance, especially for high-throughput studies. Additionally, this study highlights the importance of selecting appropriate nucleic acid extraction methods for wastewater surveillance, which serves as an early warning system for outbreaks that threaten public health.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Bayburt İli ve Çevresinde Bulunan İçme Suyu Kaynaklarının Kalitesinin Değerlendirilmesi
Yıldırım, Ümit; Güven, Onur
Bayburt il merkezi ve çevresini kapsayan bu çalışmada, doğal içme suyu kaynaklarının kalitesi değerlendirilmiştir. Hem halk sağlığı hem de ekolojik etkilerden dolayı suların kalitesinin değerlendirilmesi ve izlenmesi kritik bir konudur. Bu kapsamda iki farklı dönemde (kurak dönem; Eylül 2023 ve yağışlı dönem; Mayıs 2024) su örneklemesi yapılarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Kaynak sularının hem fiziksel hem de kimyasal içerikleri analiz edilmiştir. Suların Piper Diyagramı aracılığıyla fasiyesi, Gibbs diyagramıyla da kökeni belirlenmiştir. Kaynak sularının sulama amacıyla kullanılabilirlikleri, ABD Tuzluluk Laboratuvarı ve Wilcox Diyagramları ile yorumlanmıştır. Suların kaliteleri Su Kalitesi İndeksi (WQI) ve Ağır Metal Değerlendirme İndeksi (HEI) kullanılarak karakterize edilmiştir. Ayrıca bu sular Türk Standardı (TS 266), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve ABD Çevre Ajansı (EPA) tarafından belirlenen içme suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Kaynak sularının kimyasında su-kayaç etkileşimi büyük rol oynamaktadır. Bu suların tümü sulama amaçlı kullanılabilmektedir. Bazı örneklerin nitrat, florür, arsenik ve bor değerleri standart değerlerin üzerindedir. Bu suların halk sağlığı açısından olumsuz etkileri nedeniyle içme amacıyla kullanılmaması önerilmektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Ağır Metal Stresi Altındaki Buğday Bitkisinde Kurkuminin Antioksidan Enzim Profiline Etkisi
Suyabatmaz, Eren; Aygün Ertürk, Filiz
Ağır metaller, bitkilerde çeşitli fizyolojik ve biyokimyasal süreçleri olumsuz etkileyerek büyüme ve gelişim üzerinde toksik etkilere yol açabilen çevresel kirleticilerdir. Bu çalışmada, Triticum aestivum (buğday) bitkisinde kurşun (Pb, 3 mM) kaynaklı ağır metal stresinin neden olduğu oksidatif hasarın hafifletilmesinde kurkuminin (0, 10 ve 20 μM) olası koruyucu etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, kurkuminin, stres altındaki bitkide antioksidan enzim aktiviteleri [süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (CAT)] ile lipit peroksidasyonunun bir göstergesi olan malondialdehit (MDA) düzeyleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bulgular, ağır metal stresi altındaki buğdayda kurkumin uygulamasının SOD ve CAT aktivitelerini anlamlı şekilde artırdığını ve MDA seviyelerini azalttığını (p<0,05) göstermiştir. 20 μM kurkumin dozunun en yüksek koruyucu etkiyi sağladığı ve oksidatif stresin azaltılmasında belirgin bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, kurkuminin ağır metal kaynaklı oksidatif hasarı hafifletme ve bitkilerin savunma mekanizmalarını güçlendirme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2024The Effect of Cadmium and Lead Exposure on the Development and Physical Structure of Quinoa (Chenopodium Quinoa Willd.)
Çakır, Özlem; Yazici, Abdullah; Gül, Zeynep
The presence of soil affected by Cd and Pb and their metals is increasing daily. Quinoa is a plant that can grow in harsh conditions due to being a halophyte plant. This study was planned to examine the effects of lead and cadmium metals, two of the most common metals today, on plant growth, physiology and some biochemical properties of quinoa. Within the scope of the study, heavy metal applications were made as 1 control (no application), 4 doses of Cd (50, 100, 150 and 200 mg/kg), and 4 doses of lead (500, 1000, 1500, 2000 mg/kg). In this study, which was carried out in Atatürk University, Plant Production and Application Center greenhouse conditions, it is observed that the metals applied negatively affected the parameters in the plant, and cadmium metal had a more toxic effect than lead metal. It is determined that the fresh weight of the plant lost 62% at the Cd 200 level and 45% at the Pb 2000 level compared to the control group.
AtıfOpenAlex1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2024Scopus SJRQ4Bibliometric research on carbon footprint and green organization concepts
Durmuş, İbrahim; Gücüyeter, İlknur
Objective: Carbon footprint and green organization research clarify the concepts emphasized by the authors, the relations between the concepts, the words that have been popular over the years, and the research rates of the authors in terms of countries. Material and Methods: R program and bibliometric analyses were used to analyze the studies in Scopus and WoS databases. Results: Carbon footprint and green organization research have intensively been researched in recent years, the concepts of sustainability observed, climate change in the carbon footprint frequently emphasized, and the strong relationship among them observed. In recent years, it has been understood that the words carbon footprint, environmental sustainability, carbon, sustainability, green supply chain management, greening, environment, green informatics, energy, green technology, innovations, climate change, and circular economy are very popular. Conclusion: Today, the activities of organizations are influenced by many environmental approaches. In a world that is getting more polluted day by day, there is a great need for green organizations. Economic gains, which are among the priorities of countries, cause an increase in carbon emissions and a narrowing of the habitat of all living things.
AtıfOpenAlex8TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2024Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin antioksidan aktivite, toplam fenolik madde içeriği ve a-glukozidaz enzimi inhibisyon potansiyelinin araştırılması
Cebeci, Fatma; Erten, Tayyibe
Amaç: Bu çalışmanın amacı Trachystemon orientalis (L.) G.Don bitkisini yaprak, sap ve rizom olarak 3 kısma ayırıp, bu kısımların protein içeriğini, antioksidan aktivitesini, toplam fenolik madde içeriğini ve α- glukozidaz inhibisyon oranını belirlemektir. Materyal ve Yöntem: Bitkinin proksimet analizleri Association of Official Analytical Chemists’in (AOAC) metotlarına göre yapılmıştır. Antioksidan aktivite, toplam fenolik madde analizleri ve α- glukosidaz inhibisyonunun belirlenmesinde ise spektrofotometrik yöntemler kullanılmıştır. Örnekler arasındaki farklılıkların değerlendirilmesinde tek yönlü ANOVA ve Tukey testi uygulanmıştır (p<0,05). Tartışma ve Sonuç: Bitkinin yaprak, sap ve rizom kısımlarının içerdiği kül ve kuru madde oranları istatistiksel olarak anlamlı farklılık içermektedir. Buna karşın protein oranı en çok yaprak kısmından elde edilirken (%15,67), sap ve rizom kısımlarında önemli bir fark görülmemiştir. DPPH ve ABTS yöntemleriyle antioksidan aktivitesi ölçüldüğünde; en yüksek antioksidan aktivite rizom kısmında, ardından sırasıyla yaprak ve sap kısımlarında görülmüştür (p<0,05). Yaprak, sap, rizom kısımlarının toplam fenolik madde içeriği, antioksidan aktivite sonuçlarıyla paralellik göstermektedir. Toplam fenolik madde içeriği rizom>yaprak>sap şeklinde, sırasıyla 2,78 ± 0,04; 1,11 ± 0,06 ve 0,81 ± 0,07 mg GAE/ g taze ağırlık olarak bulunmuştur. Yaprak (%52,06 ± 2,87) ve rizom (%54,34 ± 1,10) ekstraktlarının α-glukozidaz inhibisyon değerleri standart α-glukozidaz inhibitörü olan akarboza (%43,05 ±1,27) göre daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışma, Trachystemon orientalis (L.) G. Don bitkisinin protein içeriği açısından önemli olduğunu; antioksidan ve antidiyabetik özellikleriyle insan sağlığını destekleyebileceğini ortaya koymuştur.
- MakaleAçık Erişim2024L Tipi Matris ve Fine-Kinney Metodları Kullanılarak Erzurum Havalimanı’nın Çevresel Risk Değerlendirmesi
Kul, Sinan; İrdemez, Şahset; Ozdemir, Mustafa; Bedir, Ferdin
Dünya ekonomisinde önemli bir yeri olan havacılık sektörü diğer birçok sektör ile karşılaştırıldığında çok daha yüksek bir büyüme oranına sahiptir. Günümüzde küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %2'sinin bu sektörden kaynaklandığı ve ilerleyen yıllarda bu emisyonların sektörün büyüme oranları ile paralel olarak artacağı düşünülerek gerekli tedbirlerin vakit kaybetmeden alınması yerinde olacaktır. Havalimanlarının inşaat faaliyetleri süresince ekosistem olumsuz olarak etkilenirken, havalimanı altyapılarının yüksek enerji ihtiyaçları, işletme aşamasında oluşan önemli miktarlardaki atık maddeler, havalimanı operasyonlarından kaynaklanan gürültü emisyonları vb. nedenler yerel halkın refahını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Havalimanlarında yürütülen uygulamaların çevreyi ve yerel halkı etkilediği göz önünde bulundurulduğunda, ekonomik gerekçeleri bahane etmeden havalimanlarının yönetimleri tarafından düzeltici önlemlerin uygulamaya alınması gerekmektedir. Bu çalışmada bahsi geçen çevresel problemler değerlendirilerek, Erzurum Havalimanı’nın işletilmesi sürecinde, risk değerlendirmesi yapılması ve çevresel etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada çevresel risk faktörleri belirlenerek, risklerin çevreye olası etkileri L tipi matris metodu ve Fine-Kinney metodu kullanılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda havalimanı bünyesinde yer alan ofis, mutfak, marangozhane, depo, bakım onarım vb. birimlerde çevresel zararlara sebep olabileceği düşünülen çevresel risk etmenleri değerlendirilmiştir. Havalimanında yapılan değerlendirmeler sonucunda L tipi matris metoduyla 11 adet orta, 243 adet katlanılabilir ve 39 adet önemsiz düzey risk tespit edilmişken, Fine-Kinney metoduyla 7 adet yüksek, 31 adet önemli, 136 olası ve 119 adet önemsiz düzey çevresel risk tespit edilmiştir. Alınacak önlemlerin, havalimanının muhtemel çevresel etkilerini büyük ölçüde düşüreceğini göstermektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2024Doğrudan Öğretim Yöntemi Kullanılarak 6. Sınıf Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilere Güneş ve Ay Tutulmalarının Öğretimi
Cengiz, Ekrem; Ay, Esma
Bu araştırma zihinsel yetersizliğe sahip ortaokul altıncı sınıf öğrencilerine 6. Sınıf Fen Bilimleri Dersi öğretim programı içersinde yer alan Güneş ve Ay Tutulmaları konusunu doğrudan anlatım yöntemi ile öğretilmesini gerçekleştirmek için yapılmıştır. Bu araştırma için zihinsel yetersizlik tanısı almış üç öğrenci amaçlı örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmada deneysel araştırmalar arasında yer alan tek denekli araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştitirlen Ölçüt bağımlı ölçme aracı çalışma kapsamında yer alan öğrencilere çalışma kapsamında uygulanmıştır. Çalışmadan, çalışmaya dahil edilen zihinsel yetersizliğe sahip üç öğrencinin de güneş ve ay tutulması konularını öğrendikleri ve konunun öğretimi sırasında eğlendikleri sonucu elde edilmiştir. Ayrıca elde edilen bilgilerin kalıcılığı için çalışma bitiminden 7, 14 ve 21 gün sonra öğrencilerin bilgileri kullanılan ölçüt bağımlı ölçme aracı ile tekrar kontrol edilmiş ve kalıcılığın sağlandığı belirlenmiştir. Çalışmadan yola çıkılarak Fen bilimleri dersinin diğer konuları için de benzer yöntemlerin uygulanması ve bu yöntemler hakkında hem özel eğitim öğretmenlerinin hem de öğretmen adaylarının bilgilendirilmesi önerilebilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Correlating Gas/Particle-Phase Concentration of Indicator Polychlorinated Biphenyls with Meteorological Factors in Bayburt, an Important University City of Turkey
Paloluoğlu, Cihan
This study was carried out in two seasons in Bayburt University Baberti Campus (BUBC) in Bayburt city, which is an important university city in Turkey. Gas and particle phase atmospheric concentrations of Urban atmospheric Indicator Polychlorinated Biphenyls (i-PCBs: PCB#28, 52, 101, 118, 138, 153, 180) were determined at first. Then, by using different methods, the interactions between i-PCB concentrations and meteorological factors were investigated. Gas and particle phases of atmospheric i-PCB samples were collected using a high-volume air sampler (HVAS) in BUBC . Following this stage, the samples were analyzed in a gas chromatography-mass spectrophotometer (GC-MS) by passing through appropriate extraction steps. According to the data obtained, the average gas phase ∑i-PCB concentration for the summer month was determined to be 11.314 pg/m3 during the sampling period while the average particle phase ∑i-PCB concentration was found to be 2.145 pg/m3. The average gas phase ∑i-PCB concentration was found to be 4.582 pg/m3 for the winter period while it was found to be 1.756 pg/m3 for the average particle phase ∑i-PCB concentration. In addition, the average total concentrations of i-PCBs were calculated to be 19.797 pg/m3. It was determined that meteorological factors especially temperature (from the Clausius–Clapeyron equation), wind velocity and direction, and rainfall have significant impacts on i-PCB concentration and its distribution. In light of these data, i-PCB concentrations determined in the gas phase were found to be higher than those in the particle phase. In addition, concentration rates determined in summer months were calculated to be higher compared to those calculated for winter months.
- MakaleAçık Erişim2024Decolorization of acid yellow 17 by ozonation and peroxone (O3/H2O2) process
Cengiz, Ibrahim
In this study, the decolorization of Acid Yellow 17, a mono azo dye with a wide range of applications such as in food, textiles, personal care products, and household cleaning products, was investigated in aqueous solutions using ozonation and peroxone processes. The effects of ozone gas flow rate (150, 200, and 250 L/h), ozone gas concentration (5.5, 11, and 16.5 g/m3), initial dye concentration (100, 200, and 300 mg/L), and hydrogen peroxide concentration (25, 50 and 62.5 mg/L) on decolorization in the batch bubble reactor were investigated. When the ozone gas flow rate was increased from 150 L/h to 200 L/h in the ozonation process, the removal efficiency increased from 70% to 80.2%. At gas flow rates above 200 L/h, removal was negatively affected. The removal efficiency increased with increasing ozone gas concentration, and at the end of the 45-minute reaction time, a removal efficiency of 98% was achieved at an ozone gas concentration of 16 g/m3. The increase in initial dye concentrations decreases the removal efficiency due to the increase in the amount of pollutant per unit ozone molecule. In the peroxane process, the effect of hydrogen peroxide on color removal was limited. It was determined that the ozonation process was more effective for the removal of Acid Yellow 17 from aqueous solutions.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2023Mekânsal Panel Modelleri Kullanılarak Yenilenebilir Enerji Tüketimi, Çevresel Bozulma ve Büyüme İlişkisinin İncelenmesi: Balkan Ülkelerinden Kanıtlar
Arı, Ari; Bayramoglu, Turgut; Sayar, Ramazan
Amaç: Bu çalışmayla karbon salınımının Balkan ülkeleri ve Türkiye'nin büyümesine etkisinin olup olmadığının, eğer varsa, bu etkinin ne yönde ve ne yoğunlukta olduğunun bulunması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmada karbon emisyonları ve yenilenebilir enerji üretiminin Türkiye ve 12 Balkan ülkesinin büyümesine etkileri analiz edilmiştir. Çalışmada mekânsal etkileşimleri ortaya çıkarabilmek için Mekânsal Otokorelasyon Analizi yapılmıştır. Büyümeyi etkileyen faktörleri incelemek için ise Havuzlanmış En Küçük Kareler yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın sonuçlarına göre Balkan ülkelerinde yenilenebilir enerjinin büyüme üzerindeki olumsuz etkisinin, yenilenebilir enerjinin henüz gelişme aşamasında olması ve üretimdeki payının hala düşük olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Yenilenebilir enerji sektöründeki yatırımların sınırlı olması yenilenebilir enerji sektörünün yavaş yayılmasına neden olmaktadır. Özgünlük: Çalışmada farklı bir yöntem olarak mekânsal panel modellerinin kullanılması ve kapsamın Türkiye ile sınırlı tutulmayıp tüm Balkan ülkelerini de kapsaması bu çalışmanın özgün değerini oluşturmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Artırılmış Gerçeklik Teknolojisinin Fen Bilimleri Dersinde Çevresel Düşünce, Çevresel Davranış ve Çevreye Yönelik Tutum Değişkenlerine Etkisi
Arici, Faruk
Fen öğreniminde teknolojinin kullanımı oldukça yaygındır. Yaygın olarak kullanılan bu teknolojilerden birisi de artırılmış gerçeklik (AG) teknolojisidir. Bu araştırma AG teknolojisinin öğrencilerin çevreye yönelik tutum, çevresel düşünce ve çevreye yönelik davranışları üzerindeki etkililiğini ayrıca bu değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma çevreye karşı olumlu davranış, düşünce ve tutum sahibi bireylerin yetiştirilmesini AG teknolojisi kullanımıyla desteklediği için literatürde anlamlı bir yere sahip olacağı söylenebilir. Araştırma süreci, yarı deneysel desendeki ön test ve son test kontrol gruplu modele göre düzenlenmiş, bir deney ve bir kontrol grubu ile yürütülmüştür. Deney grubunda AG teknolojisi kullanılırken, kontrol grubunda mevcut program uygulanmıştır. Örneklem, 27 Kontrol grubu ve 26 Deney grubu olmak üzere 5. Sınıfta öğrenim görmekte olan 53 katılımcıdan oluşmuştur. Çalışmada veriler çevresel tutum ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler MANOVA ve korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Sonuçlar AG kullanımının ortaokul öğrencilerinin çevreye yönelik tutum, düşünce ve davranışlarına olumlu katkı sağladığını göstermiştir. Ek olarak deney ve kontrol gurubunda çevresel tutum, davranış ve düşünce değişkenlerinden bazıları arasında pozitif veya negatif ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ortaokul fen bilgisi dersleri kapsamında çevreye karşı olumlu düşünce, davranış ve tutum geliştiren bireyler yetiştirmek için AG teknolojisinin derslerde kullanılması önerilmektedir.
AtıfOpenAlex6
İncele - MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ4Erdemli (Mersin) Kıyı Akiferi Su Kalitesinin Değerlendirilmesi
Yıldırım, Ümit; Guler, Cuneyt; Kurt, Mehmet Ali; Güven, Onur; Ece, Fatma
Kıyı akiferlerinin su kalitesi ve miktarı değişen iklim koşulları ve artan antropojenik faaliyetler nedeniyle her geçen gün olumsuz yönde daha fazla etkilenmektedir. Bu çalışma, Erdemli Kıyı Akiferi’nin (EKA) su kalitesinin ve kirletici unsurlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında, Ağustos 2020’de yeraltı suyu örneklemesi yapılarak suların fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) içme suyu standartlarına göre değerlendirilmiştir. EKA’nın Akdeniz kıyısına yakın olan bazı noktalardan alınan örneklerde elektriksel iletkenlik değerlerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu örneklerin sodyum (Na+) ve klorür (Cl) derişimlerinin de yüksek olduğu ve WHO tarafından tavsiye edilen sınır değerlerin üzerinde oldukları belirlenmiştir. EKA’daki bir diğer önemli problem ise nitrat (NO3) kirliliğidir. Ağustos 2020 dönemi örneklerinin nitrat derişimleri 2,17-131,51 mg/L arasında değişmekte olup 15 örneğin nitrat derişimi sınır değerin (50 mg/L) üzerindedir. Bazı örneklerdeki iz element derişimleri de (Al, Fe ve Ni) WHO’da belirtilen sınır değerleri aşmıştır. Çalışma alanındaki yeraltı suları, tarımsal sulama suyu kalitesi açısından değerlendirildiğinde, aktif deniz suyu girişiminin görüldüğü bölgelerdeki suların, sulama amacıyla kullanımının uygun olmadığı belirlenmiştir. Çalışma alanı ve civarında her geçen gün yeni tarım alanlarının açıldığı gözlenmektedir. Bu durum, EKA’daki azalan su kaynaklarının üzerindeki baskıyı daha da artırmaktadır. Sonuç olarak, EKA’da sürdürülebilir entegre su yönetiminin gecikmeksizin uygulanması gerekmektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Scopus SJRQ4Tarsus Kıyı Akiferi’nde (Mersin) Meydana Gelen Tuzlanmanın Nedenlerinin Araştırılması
Yıldırım, Ümit; Guler, Cuneyt; Kurt, Mehmet Ali; Güven, Onur
Bu çalışmada, Türkiye’nin Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan Tarsus Kıyı Akiferi’nde (Mersin) görülen tuzlanma olayının nedenleri araştırılmıştır. Özellikle Akdeniz havzası genelinde kritik bir problem olan yeraltı sularının tuzlanması olayı, deniz suyu girişimi, iklim değişikliği, jeojenik etkiler ve antropojenik faaliyetler (kirlilik ve hidrolojik müdahaleler) gibi süreçlerin ve mekanizmaların bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda, Eylül 2020’de yapılan saha çalışmasında 87 yeraltı suyu kuyusundan ve deniz suyundan (Akdeniz) örnekler alınmıştır. Alınan su örneklerinin sıcaklık, elektriksel iletkenlik, pH, tuzluluk, indirgenme-yükseltgenme (redoks) potansiyeli, çözünmüş oksijen ve toplam çözünmüş madde değerleri arazide ölçülmüştür. Su örneklerinin majör iyon ve iz element içerikleri (Ca+2, Mg+2, Na+, K+, HCO3-, CO3-2, Cl-, SO4-2, NO3-, NO2-, B, Br, Sr ve Li) laboratuvarda spektrometrik (ICP-MS), spektrofotometrik ve volumetrik (titrasyon) yöntemlerle analiz edilmiştir. Analiz edilen bu parametrelere ait tematik dağılım haritaları bir Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yazılımı kullanılarak oluşturulmuştur. Alınan su örneklerinin hidrokimyasal fasiyesleri, Piper ve HFE diyagramları kullanılarak belirlenmiştir. Ayrıca, bölgede görülen tuzlanma mekanizmalarını açıklamak amacıyla, çeşitli majör iyonlara ve/veya iz elementlere ait oranların kullanıldığı ikili (x-y) grafikler oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; Tarsus Kıyı Akiferi’ni etkileyen tuzlanma olayının; deniz suyu girişimi, Messiniyen evaporitlerinin (anhidrit, jips ve halit) çözünmesi ve antropojenik (tarımsal ve endüstriyel) faaliyetler sonucunda meydana geldiği ortaya konulmuştur.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı; Biyolojik Terör, Kent Sağlığı ve Güvenliği
Alacadağlı, Esmeray
Biyolojik terör; hedefi sivil halk olan ve biyolojik silahlar kullanılarak gerçekleştirilen bir terör eylemidir. Bu terör eylemleri sonrasında, birey/toplum sağlığı ve güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan hastalıklar ve ölümler ortaya çıkar. Bu tehditlerin önlenmesi için, devletçe, ilgililerle işbirliğiyle çalışacak şekilde tüm yasal ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekir. Güvenlik, insanlar için en temel ihtiyaçlardan biridir. Kentler, devletler de insanların bu konudaki gereksinimlerini gidermeye yönelik faaliyetlerin, örgütlenmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlar, buralarda hem kendilerinin hem de yaşam alanlarının, kentlerin, güvenliğini sağlayacak yapı ve örgütleri oluşturmuşlardır. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı (RSHMB), 1928 yılında kurulmuştur. Halk ve çevre sağlığını koruma amacıyla kurulan kurum, 2012’de yeniden yapılandırılmıştır. Bu yıla kadar Başkanlık; Merkez ve yedi bölge müdürlüğünden oluşan teşkilatı, çevre, halk sağlığı, aşı, serum üretimi alanındaki referans laboratuvarları, halk sağlığı okulu ile; sağlık alanında, tek araştırma ve geliştirme kurumu olarak hizmet sunmuştur. Bu çalışma; kent sağlığı ve güvenliği açısından da büyük tehdit oluşturan biyolojik ajanların, biyoterorizmin yaratacağı tüm risk ve tehditlere karşı korunmada, RSHMB’nın yeri ve önemini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Verilerin sağlanmasında, literatür taramasından ve RSHMB arşivinde yer alan belgelerden yararlanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Searching for Versatile Polysaccharide-Degrading Alkali-tolerant or Alkaliphilic Bacillus Strains
Aydogan, Mehmet Nuri; Bayram, Sinan
The plant-derived polysaccharides (Cellulose, xylose and amylose, etc.) are the most abundant renewable raw materials in nature. Cellulose and xylose are the predominant carbohydrate polymer components of the plant cell walls and the most abundant biopolymers in the world. Another plant-derived polysaccharide, starch is found in plant tubers, roots and seed endosperms as a major carbohydrate reserve. In this study, it was aimed to find multi-enzyme producer bacteria strains in terms of industrially important enzymes such as cellulase, xylanase and amylase. For this purpose, isolated Bacillus strains from different samples were qualitatively evaluated for cellulase, xylanase and amylase enzyme production potentials. The isolates that have the highest enzyme activity were selected for biochemical tests, molecular and phenotypic characterization. As a result of these characterization process, SB57, SB104, SB155, SB178, SB197 and SB199 strains were identified as Bacillus pumilus and SB118, SB138 strains were identified as Bacillus safensis. In addition to these strains, SB120 and SB147 strains were identified as Bacillus aerius and Bacillus licheniformis respectively. 16S rDNA sequence analysis results of these Bacillus strains were deposited in NCBI GenBank® under accession number KT371465 - KT371474 respectively.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Bayburt İli Hava Kirliliğinin İstatistiksel Yöntemlerle Analizi
Bayraktar, Hanefi; Türkkan, Gokçen Eryılmaz; Hırca, Tuğçe
Bu çalışmada Bayburt şehir merkezine ait hava kirleticilerinin zamansal değişimleri, yerel meteorolojik parametreler ile olan etkileşimleri ve trendleri istatistiki yöntemlerle analiz edilmiştir. Bu kapsamda, 2017-2019 dönemi saatlik ölçülen PM10, SO2, NO, NO2, NOX ve O3 ile saatlik sıcaklık (t), rüzgâr hızı (ws), nem (rh) ve basınç (p) verileri analiz edilmiştir. Birincil kirleticilerden PM10 konsantrasyonlarının ortalama değeri 40.5 μg/m3 ve SO2 konsantrasyonlarının ortalama değeri ise 6.85 μg/m3 olarak tespit edilmiştir. Mann-Whitney U testi sonuçlarına göre, kirletici konsantrasyonlarının soğuk mevsim ortalamaları sıcak mevsim ortalamalarından istatistiki manada anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p=0.000<0.05). Kruskal Wallis testine göre kirletici konsantrasyonlarının yıllara göre ortalamaları arasında da istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşma olduğu saptanmıştır (p=0.000<0.05). Hangi yıllar arasında farklılaşmanın olduğu Post-Hoc/Tamhane’s T2 analizi ile belirlenmiştir. Spearman’s rho korelasyon analizi sonuçları hava kirleticiler ile meteorolojik parametreler arasında istatistiki manada anlamlı bir ilişki ortaya koymaktadır (p=0.000<0.05). Buna göre, PM10 ile bağıl nem arasındaki ilişkinin negatif yönlü, SO2 ile hava basıncı arasındaki ilişkinin pozitif yönlü, NO, NO2 ve NOX ile rüzgâr hızı ve sıcaklık arasındaki ilişkinin negatif yönlü, O3 ile sıcaklık ve rüzgâr hızı arasındaki ilişkinin pozitif yönlü olduğu tespit edilmiştir. Yenilikçi trend analiz yöntemi (ITA) sonuçlarına göre, PM10 seviyeleri azalış, diğer kirleticiler ise artış eğilimi göstermektedir. Kullanılan verilerin zaman aralığı göz önüne alındığında kirletici ortalamalarının her ne kadar sınır değerleri aştığı gözlenmese de kirleticilerin artış eğiliminde olması, pozitif hava kalitesinin korunması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Çalışmadaki istatistiksel veri analizleri SPSS 22 programı ile gerçekleştirilmiştir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Analysis of the Validity of the Environmental Kuznets Curve Hypothesis for Turkey
Yıldız, Şaduman
Environmental wastes increasing with the industrialization process have caused environmental problems to come into prominence worldwide. Therefore, the relationship between economic growth and environmental pollution has become the center of attention for many researchers, and many studies have been conducted. One of the most important hypotheses that reveal the relationship between these variables is the Environmental Kuznets Curve (EKC). In this context, the study aimed to examine the validity of the EKC, which revealed an inverse-U-shaped relationship between economic growth and environmental pollution, for Turkey in the period between 1990 and 2015. The relationship between environmental pollution and economic growth in the study was analyzed through the ARDL limit test. According to the analysis results, it was concluded that the EKC hypothesis was valid for Turkey in the period mentioned. In this respect, environmental degradation initially rises as economic growth increases, but environmental pollution decreases with the increase in environmental consciousness after a certain threshold growth level. Moreover, the study elucidated that the increase in the amount of renewable energy consumption reduced environmental pollution. Accordingly, it is recommended to produce with clean technology that will enhance the environmental quality in the production process and implement a stable growth policy that will increase the amount of renewable energy consumption within the total energy consumption. Furthermore, legal regulations can be made to promote the use of environmentally friendly technologies in production, and tax reductions or various investment supports can be provided within this framework.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2021Scopus SJRQ4Yüksek Basınç Homojenizasyon Uygulanmış Yağsız Süt Tozlarının Yenilebilir Film Üretiminde Kullanımı: Film Özelliklerinin Karakterizasyonu
Sert, Durmuş; Mercan, Emin
Gıdaların ambalajlanması tedarik zincirinde önemli bir rol oynamaktadır ve ambalajlama son işlemenin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Yenilebilir filmler ve kaplamalar, gıda kalitesi optimizasyonu için ortaya çıkan stratejilerden biridir. Yenilebilir filmler ve kaplamalar kaliteyi sürdürme, raf ömrünü uzatma ve ambalaj malzemelerinin ekonomik verimliliğine katkıda bulunma potansiyeline sahiptirler. Ayrıca tüketicilerin sağlık kaygılarından dolayı sadece doğal bileşenler içeren yüksek kaliteli ürünlere olan talep artmaktadır. Bu amaçla doğal kaynaklı yeni ambalajlama materyalleri geliştirilmekte ve karakterize edilmektedir. Bu çalışmada, yüksek basınç homojenizasyon (YBH) uygulanarak üretilmiş yağsız süt tozu (YST) ilavesinin yenilebilir filmlerin fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, 50 MPa’da YBH uygulanmış süt konsantresinden püskürterek kurutmayla YST üretilmiştir. Üretilen YST jelatin bazlı yenilebilir film üretiminde %1, %2 ve %3 oranında kullanılmıştır. Artan oranda YST ilavesi filmlerin yoğunluğunun ve parlaklığının (L*) kontrol örneğine kıyasla artmasına yol açmıştır. Yenilebilir filmlerin hidrofobikliği YST eklenmesiyle artmıştır. Örneklerin kopma uzaması %245.40-295-28 aralığında değişmiş olup artan oranda YST ilavesi bu değeri artırmıştır. Yenilebilir filmlerin dayanım değerleri 2.86-3.75 MJ/m3 aralığında tespit edilmiştir. En düşük dayanım değeri %3 YBH uygulanmış YST ilaveli örnekte en yüksek değer ise kontrol örneğinde belirlenmiştir. Sonuçlar, yağsız süt tozunun, filmlerin gerilme dayanım değerlerini düşürmesi, kopma gerilmesi özelliklerini kısmen iyileştirmesi, daha elastik bir özellik sağlaması ve makul mekanik dayanıklılığı sağlaması açısından yenilebilir film üretimi üzerinde olumlu etkiler yapabileceğini göstermiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele












