Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dayı, Özkan(12)
- Aktaş, Esat(9)
- Durmuşoğlu, Kurban(7)
- Sadık, Ramin(7)
- Aktaş, Yasemin(6)
- Elban, Mehmet(5)
- Keleş, Hatice(5)
- Sever, Mehmet(5)
- Uğur, Uçar(5)
- Ünalan, Ibrahım(5)
- Dursunoğlu, İsmail(4)
- Ozdemir, Gazi(4)
- Göktaş, Serdar(3)
- Saka, Erdem(3)
- Yildirim, Yildiray(3)
- Aras, Zakir(2)
- Azili, Kenan(2)
- Bulut, Mesut(2)
- Erbay, Ömür(2)
- Kocaoğlu, Fatih(2)
- Kuzu, Mehmet(2)
- Oğuz, Elif(2)
- Tiyek, Muhammet Akif(2)
- Yazici, Sinan(2)
- Yenilmez, Hasan(2)
- Çelik, Şemsettin(2)
- Ünalan, Ozlem(2)
- Şentürk, Mustafa(2)
- Aktaş, Ayşe(1)
- Altan, Mustafa(1)
- Aydin, Nevzat(1)
- Aytaç, Aslıhan(1)
- Bahtiyar, Gul(1)
- Barin, Erol(1)
- Batmaz, Merve(1)
- Bilgin, Ahmet(1)
- Bilici, İlhan(1)
- Boz, Emre(1)
- Bulut, Engin Çağdaş(1)
- Büyükada, Merve(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2018Tarih düşüncesinde ve eğitiminde kahramanların/büyük adamların rolü
Elban, Mehmet
Bu araştırmanın amacı tarihte kahraman/büyük adam düşüncesinin kökenlerini,kahramanların/büyük adamların tarih düşüncesinde ve eğitimindeki rolünü incelemektir.Araştırma konuya ilişkin literatürün sentezlendiği, kavramsallaştırmaların yapıldığı birderleme çalışmasıdır. Araştırmada kahramanların tarih düşüncesinde ve eğitimindekirolleri saptanmıştır. Buna göre ilkçağ uygarlıklarında kahramanların tarih düşüncesinde veeğitiminde sıkça görülen rolü insanları eğlendirmekti (Eğlendiren kahramanlar).İlkçağlardan ortaçağlara kadar tarih düşüncesinde ve eğitiminde kahramanların diğer birrolü ise ortak ata ve dindi (Ortak köken için kahramanlar ve dindar kahramanlar).İslamiyet’teki kahraman veli hikâyeleri ve Hıristiyanlık’taki kahraman aziz hikâyelerindekiamaç genelde din eğitimiydi. Ayrıca kahraman köken/ortak ata duygusu, yönetici elitleremeşruiyet sağlamaktaydı (Meşruiyet sağlayan kahramanlar). XVIII. ve XIX. yüzyıldaAvrupamerkezci yaklaşımların gelişmesiyle bilimde, sanatta, ilerlemede katkı sağlayankahramanlar yalnızca Batı Avrupalı görüldü (Avrupalılaştırılan kahramanlar). Doğutoplumların Avrupalıların bu temelsiz saldırılarına karşı savunmaları da yine kendikahramanları aracılığıyla yürütüldü (Savunan kahramanlar). XIX. yüzyılın diğer bir olgusuise milliyetçilik ve millî kimliklerin oluşmasıydı. Millî kimlikleri en iyi yansıtan kahramanlar,hem tarih düşüncesine hem de eğitime girdi (Millî kahramanlar). Bununla birlikte millîkahramanların gelişmesinde, milliyetçilik dışında Avrupamerkezci anlayışın Avrupalıkahramanlarıyla mücadele ayrı bir motivasyon sağladı. Bu bağlamdaki diğer olgu isevatandaşlıktı. Vatandaşlık için tarih düşüncesinde ve eğitiminde kahramanlarkullanılmaktaydı (Kahraman vatandaşlar). Başka bir rol ise farklı siyasi propagandaamaçlarına göre kahramanların hem yüceltilmesi hem de itibarsızlaştırılmasıdır (Siyasipropaganda amacıyla kahramanlar). Ayrıca XIX. yüzyılda kahramanlar toplumsal yapılardanfarklı olarak rastlantısal neden sağlamak için teorileştirildi (Rastlantısal nedenler içinkahramanlar). Böylelikle kahramanlar rastlantısal nedenler sağlamıştı. XX. yüzyılagelindiğinde geçmişin eğlendiren kahramanları popüler tarih yayınlarına girdi (Popülertarih yayınlarında eğlendiren kahramanlar). Diğer taraftan tarihyazımındaki farklıyönelimlerle artık kadınlar da bir kahraman oldu (Kadın kahramanlar). Bununla birliktetarih eğitiminde geleneksel tarihi kahramanlar sporcular, futbolcular, şarkıcılar, batman,superman gibi popüler kahramanlara ve süper kahramanlara dönüştü (Popülerkahramanlar ve süper kahramanlar). Kahramanların geçmişten günümüze değişmeyendiğer bir rolü ise onların ahlak ve değer eğitiminde kullanılmasıdır (Eğitici kahramanlar).
AtıfOpenAlex6TR Dizin10
İncele - MakaleYalnız künye2018HISTORY EDUCATION and TEACHING in "RESIMLI TARIH MECMUASI" WHICH is the 1950s POPULAR HISTORY MAGAZINE
Elban, Mehmet
The objective of this research study is to examine the history education and teaching in the popular history magazine of 1950s, "Resimli Tarih Mecmuası” (lit. Illustrated History Magazine). In the study, documentary research technique was used, which is among qualitative research methods. The research universe of the study is comprised of 23 issues of this magazine. Content analysis and descriptive analysis were used in the analysis of the data obtained in the study. One of the important results that the study revealed was that, history, according to the magazine, is to understand the past and present. History is an entertaining and educating means. Besides, the magazine defines history as the activities of the great men. Since the magazine took into consideration the letters from the readers, it is understood that the popular history content of the magazine was determined by its audience. In the narration of the male heroes in the magazine, the emphasis is on winning glories in the wars and fighting heroically. As per the female heroes, they were featured rather with their beauties and attracting the male heroes. It was understood in the study that the magazine had a pedagogical objective and involved history teaching methods. The importance that the magazine attached to history teaching methods is understood from the author cadre of the magazine, which was comprised of history teachers, and the audience of the magazine, an important part of which was comprised of students and teachers. The result that the study put forth in the final analysis is that popular history magazines can be used in history education and teaching. However, while implementing this method, the ability should be acquired by the students to differentiate the mythos and the facts in the popular history magazines.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Türk demokrasi hayatında askeri uyarılar: 1971- 2007 muhtıralarının karşılaştırmalı analizi
Yazici, Sinan; Dursunoğlu, İsmail
En basit tanımıyla halkın yönetimi olan demokrasi, moderndünyanın en önemli kavramlarından biridir. Meşruiyetinin halkadayanması nedeniyle en saygın yönetim sistemidir. Bu sistemgünümüzde,seçilentemsilcileraracılığıylasürdürülmektedir.Demokrasilerde düzenli aralıklarla yapılan seçimlerde halk, iktidarıkullanacak olan yöneticileri seçmektedir. Seçilen bu kişiler belli dönemleriçinde ve yasal çerçevede iktidarı kullanmaktadır. Hükümet etmesürecinde, siyasal partilerin veya temsilcilerin halka karşı sorumluluklarıbulunmaktadır. Nitekim halk, iktidarın devamlılığı noktasında nihai vetek karar merciidir. Bu yönüyle demokrasi, aynı zamanda hesapverilebilir bir anlayışı barındırmaktadır. Türkiye, eksikliklerine rağmenyüzyılı aşkın demokrasi geleneğini içselleştirmeyi başarmış bir ülkedir.Türkiye, demokrasi hayatı boyunca farklı vesayet odaklarının tehditlerinemaruz kalmış, dönem dönem demokrasi askıya alınmış veya demokrasiyebalans ayarı verilmiştir. Ancak bütün bu gelişmeler, devletindemokrasiye olan inancından ve bağlılığından bir sapma meydanagetirmemiştir. Demokratik değerleri aşındıran bu süreçlerden,demokrasiye sarılarak çıkan ülkede, yaşanan anti-demokratikuygulamaların izlerini silmek için adımlar atılmaktadır. Başta anayasadeğişiklikleri olmak üzere, siyasal, hukuksal ve sosyo-kültürel çerçevedeyapılan reformlar bu amaca hizmet etmektedir. Demokratikdüzenlemeleri yaparken, farklı vesayet odaklarına hareket imkânıkazandıran alanları bilmek ve bu alanları ortadan kaldırmakgerekmektedir. Bunun için de tarihsel süreçte yaşanan vesayetgirişimleri çok iyi analiz edilmelidir. Bu çalışma, Türkiye’de bir vesayetunsuru olan TSK’nın, 1971 ve 2007 yıllarında siyasal iktidarlara yönelik verdikleri muhtıraları konu edinmektedir. Çalışmanın amacı, muhtırametinleri üzerinden asker-siyaset ilişkisinin irdelenmesidir. Çalışmadamuhtıra öncesi yaşanan gelişmelere yer verilirken yöntem olarak içerikanalizi yapılmış ve iki bildiri metni karşılaştırılarak muhtıraların ortak vefarklı yönleri belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2018Türkiye’de Cumhuriyetin İlanıyla Birlikte Yetiştirilecek Bireylere Kazandırılması Düşünülen Temel Nitelikler
Duman, Tayyip; Demir, Fatih
Türkiye’de 1923 yılında Cumhuriyetin ilan edilmesiyle siyasi, toplumsal ve ekonomik anlamda yeni bir devlet ve yönetim şekli hakim olmuştur. Bu yeni devlette eğitim üzerinde önemle durulan konuların başında gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğunun özellikle son 150 yılındaki değişme ve gelişmelerin ardından 1923 yılında Türkiye’de “Cumhuriyet Rejimi” ne geçişle birlikte, Türk toplumunda yeni devlet anlayışı doğrultusunda yetiştirilecek bireylere kazandırılması düşünülen temel niteliklerde önemli ve köklü değişimlerin meydana gelmesi, Türk Toplumunun içinden geçtiği sürecin doğal bir sonucudur. Cumhuriyet idaresinin, eğitim yoluyla yetiştirilecek bireylere kazandırılmasını düşündüğü temel nitelikler, dönemin eğitim politikaları doğrultusunda yeni nesillerden beklentilerini ve devletin hedeflediği yeni insan modelinin özelliklerini ortaya koymaktadır. Bu araştırma, Cumhuriyetin ilanıyla yeni devlette yetiştirilecek bireylere kazandırılmasını düşünülen temel nitelikleri belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırmada, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yetiştirilecek bireylere kazandırılması düşünülen 20 temel nitelik tespit edilmiştir. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte takip edilen eğitim politikaları ile yetiştirilecek bireylere kazandırılması düşünülen temel nitelikler arasında ciddi bir ilişki olduğu görülmektedir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2017Bağdad’da İlhanlı Dönemi İdarecileri (1258-1280)
Dayı, Özkan
İlhanlılar hâkim oldukları coğrafyalarda özellikle uyguladıkları yeni idari sistemlerle dikkat çekmektedirler. Bu yeni dönem tüm ülkede kuruluş aşamasında kendini daha çok hissettirmekteydi. Bu bağlamda Moğollar tarafından zapt edilen yeni bölgelere yapılan atamalar ile yöneticiler yoğun bir faaliyet içerisine girmişlerdir. Bu yeni idari kadro istilanın getirdiği yıkıcı sonuçları ortadan kaldırmak için büyük bir çaba sarf etmiştir. Bu dönemin bürokratları; gerek merkezi teşkilat içerisinde olsun, gerek taşra mekanizmasında olsun büyük yıkımın etkilerini ortadan kaldırmak ve ekonomik canlılığı yeniden sağlamak için uğraşmışlardır. Bu doğrultuda İlhanlı ülkesinin her yerine atanan idari kadrolar gibi Bağdad’a atanan yetkililerin de faaliyetleri reform niteliğinde- dir. Zira Bağdad 1258 tarihinde büyük bir felakete uğramıştı. Şehri yeniden mamur ve bayındır hale getirmek ise, istila sonrasında İlhanlı merkezinden şehre atanan kadroların en büyük ve sorunlu vazifesi haline gelmişti. Bu sebeple çalışmamızda, dönem içerisinde Bağdad şehrine tayin edilen devlet adamlarının siyasi faaliyetlerine ve çalışmalarına değinmeye çalışacağız.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2017Protocol Applications in Turkish Seljuq Empire
Aktaş, Yasemin
States carry out their political, military, commercial and social initiatives through ambassadors. There are some protocols about seeing, hosting and bidding farewell for the ambassadors who are welcomed by the palace officials called hosts. The geographical location, military and political power of Turkish Seljuq Empire prepared a basis for keeping in touch with the neighbouring states. Seljuq sultans and the ambassadors on behalf of the sultans have many meetings for reasons of ascending the throne, death, marriage, alliance, war, peace and commercial activities. Most of these meeting in Turkish Seljuq Empire have been carried out by the ambassadors. The protocol rules in these meetings are not always the same and they change according to the relations with the other states. The meetings start with ambassador’s presenting his gift and delivering the message. During these meetings, ostentatious welcoming ceremonies, feasts and entertainments have been organized and gifts have been presented. In this study, what kind of protocol rules have been followed about the welcoming, hosting and seeing of the ambassadors who have visited Turkish Seljuq Empire and those who have been sent by the Seljuq Empire will be analyzed
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2017Birinci dünya savaşı’nın başlangıcından rus işgaline; bayburt ve çevresinde salgın hastalıklar
Aktaş, Esat
Salgın hastalıklar, tarihin eski zamanlarından itibaren birçok insanın hayatını kaybetmesine yol açmasının yanında toplumları ve devletleri derinden etkileyen ciddi bir sorundur. Osmanlı Devleti de aynı sorunla uzun süre mücadele etti. Bu mücadelenin en çetin yaşandığı dönemlerden biri de Birinci Dünya Savaşı yıllarıydı. Savaşın getirdiği her türlü olumsuzluğun yanında Kafkas Cephesi'nde, özellikle coğrafya ve mevsim şartları, salgınlarla mücadeleyi daha da zor hale getirmekteydi. Bu cephenin önemli noktalarından biri olan Bayburt ve çevresinde başta tifüs olmak üzere humma-yı racia, kolera, tifo gibi hastalıklar askerleri ve sivilleri derinden etkiledi. Savaş öncesinde bölgede kolera yaygınken savaş yıllarında tifüs oldukça fazla insan kaybına sebep oldu. Cephedeki askerler bir taraftan düşman ordularıyla savaşırken diğer taraftan da hastalıkla mücadele etmeye çalıştı. Bu çalışmada, Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcından Bayburt'un Ruslar tarafından işgal edildiği 1916 yılının ortalarına kadarki süreçte Bayburt ve çevresinde ortaya çıkan salgın hastalıklar ve bu hastalıkların askerî ve toplumsal etkileri ele alınmaktadır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2017Kadın Başbakan Tansu Çiller Döneminde Kadına Politikası: Temel Yasalar Üzerinden Bir Değerlendirme
Işıkçı, Yasemin Mamur; Şengün, Hayriye
Dünyada İnsan haklarının ve sosyal demokrasinin gelişmesi kadın haklarına verilen önem ile doğrudan ilişkili bir durumdur. Bu açıdan bakıldığında kadın hakları ile ilgili sorunların çözümüne yönelik çabalara yönelmek hükümetler açısından kaçınılmaz bir görevdir. Genel olarak, kadınların siyasal alanda etkin bir şekilde temsillerinin sağlanması bu yöndeki çabaların artacağı yönünde bir umut uyandırmaktadır. Ancak kadınların aktif siyaset alanında göstermiş oldukları eğilimler bazen de bu yöndeki umutları boşa çıkarmaktadır. Bu araştırmada söz konusu bu durum Türkiye'nin şimdiye kadar ki tek kadın başbakanı unvanını taşıyan Tansu Çiller örneğinde döneminde çıkarılan temel yasalar üzerinden açıklanmıştır. Araştırma, literatüre dayalı araştırmalar bağlamında tarihsel ve betimsel yöntemler kullanılarak yapılandırılmıştır. Araştırma ülkenin tek başbakan konumundaki bir liderin kadın politikalarına bakış açısını ortaya koyması ve kadın haklarına yönelik politika başarısızlıklarını kadın siyasetçilerin politika yapma tarzı ile ilişkilendirmesi bakımından önem taşımaktadır
- MakaleYalnız künye2017Osmanlı Diplomatiğinde Mühür ve Bir Vaka Olarak Sahte Mühür Kullanımı
Taskesenlioğlu, M. Yasin
Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nde mühürler, diplomatik bir unsur olarak incelenmektedir. Devletin ilk dönemlerinden itibaren resmi evrakta kullanılan mühür, evrak sahteciliğinde taklit edilen veya sahtesi imal edilen bir meta olarak kullanılmıştır. Bu çerçeve içerisinde mühür kazıma sanatı olan hakkâklık mesleği ile tatbik defterleri konumuzla ilintili olarak ele alınmıştır. Hakkâklık mesleğinin tarihi seyrinin yanı sıra 19. yüzyıldaki problemleri sahte mühür kullanımı açısından, Osmanlı devlet dairelerinde tutulan mühür tatbik defterleri ise muhteva yönünden incelenmiştir. Ayrıca özellikle 19. yüzyıldaki hadiselerden örnekler verilerek evrak ve mühürde sahtecilik olayları irdelenmiştir. Osmanlı Devleti'nin sahtecilik olaylarına karşı uyguladığı cezai müeyyidelere de yer verilen çalışmamızda Tanzimat döneminin önemli devlet adamlarından Mehmet Emin Ali ve Mehmet Ali Paşaların isimlerinin karıştığı iki ayrı mühür davası değerlendirilmiştir
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2017Bayburt üniversitesi öğrencilerinin osmanlı türkçesi algıları
Elban, Mehmet
Bu araştırmanın amacı Bayburt Üniversitesi öğrencilerinin Osmanlı Türkçesi algılarını incelemektir. Araştırmanın yöntemi tarama (survey) çalışmadır. Araştırmanın çalışma evreni Bayburt Üniversitesi Eğitim Fakültesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ve İDKAB (İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği) bölümü öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada herhangi bir örnekleme gidilmemiş, çalışma evreninin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Böylelikle araştırma evrenini oluşturan 478 öğrenci, araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı ise 4'ü öğrencilerin demografik bilgilerini, 12'si öğrencilerin Osmanlı Türkçesi algılarını ölçmeye dönük oluşturulan bir ankettir. Verilerin analizinde ise betimsel istatistik, t testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin Osmanlı Türkçesinin Türkçe bir dil olduğu, Arapça bir dil olmadığı konusunda kararsız oldukları saptanmıştır. Öğrenciler, yalnızca Osmanlı Türkçesinin Arapça ve Farsça dillerinin konuşulmasındaki ilişkiselliğine doğru bir görüş bildirerek bu ifadeye "Katılmıyorum" düzeyinde görüş ifade etmişlerdir. Başka bir ifadeyle Arap ve Fars dillerinin konuşulması ile Osmanlı Türkçesi arasında bir ilişki öğrenciler tarafından görülmemiştir. Öğrencilerin önceki bilgileri, Osmanlı Türkçesi dersini almalarının ve okudukları bölümlerin Osmanlı Türkçesi algılarını etkileyen bir değişken olduğu bulgulanmıştır. Osmanlı Türkçesi hakkında daha önce bilgilendirilen öğrencilerin ve Osmanlı Türkçesi dersini alan öğrencilerin Osmanlı Türkçesi algılarının manidar düzeyde olumlu olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği, Türkçe eğitimi ile Tarih bölümü öğrencilerinin Osmanlı Türkçesi algılarının diğer tüm bölümlere göre istatistiksel düzeyde olumlu olarak farlılık oluşturduğu araştırmada elde edilen diğer bir önemli sonuçtur
- MakaleYalnız künye2017Ulusal kimliğin batı balkanlarda ab üyelik koşullarının geçerliliği üzerindeki etkisi
Bilici, İlhan; Celik, Sinem
Avrupa Birliği (AB) 2004 yılından bu yana Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin büyük çoğunluğunu resmi olarak birliğe kabul etti ve Batı Balkanlarda geriye kalan üye olmayan ülkeler AB'nin yeni hedefi haline geldi. Ancak, Birlik AB politik üyelik koşulları yoluyla kurallarını Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine kıyasla Batı Balkanlardaki diğer üye olmayan ülkelere aktarırken birtakım zorluklarla karşılaşmıştır. Burada akla iki soru gelmektedir: Birinci soru, "Hangi şartlar altında bu koşullar etkili olabilir?" iken; ikinci soru, "AB üyelik koşulları neden Batı Balkanlarda bulunan ülkelerin iç politikasında kısmen sınırlı bir rol oynar?" şeklindedir. Bu meseleyi açığa kavuşturmak için Schimmelfennig ve Sedelmeier (2004) tarafından "dış teşvik modeli" benimsenmiştir. Bu çalışma "dış teşvik modelinin" bu soruları tam anlamıyla cevaplandıramadığını ve ulusal kimliğin Batı Balkan devletleri olan Hırvatistan ve Sırbistan'da AB üyelik koşullarının etkililiğini belirleme noktasında önemli bir role sahip olduğunu ileri sürmektedir. Çalışmanın Hırvatistan ve Sırbistan'ı durum çalışmaları olarak ele almasının sebepleri; bu iki ülkenin eski Yugoslav Sosyalist Federal Cumhuriyeti olmaları ve 1990'lı yıllarda ortak bir savaş tarihi paylaşmalarıdır. Belirtilen bu ortak özelliklere rağmen bu iki ülkenin Birliğe olan üyelik sürecine ilişkin tutumlarının birbirinden farklılık arz ettiği dikkat çekmiştir (Massari, 2010). Hırvatistan AB üyeliğini hâlihazırda 2013 yılında elde etmiş olmasına rağmen, Sırbistan'ın bu üyeliği gerçekleştirme noktasında kat etmesi gereken daha çok yol vardır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2016Scopus SJRQ2Language Policy Of Afghanistan and The History Of Turkish Language Teaching
Barin, Erol; Temizyürek, Fahri; Ustabulut, Mete Yusuf
Afghanistan has been called as "The Junction of the Old Cultures" due to its critical geo-strategic and geopolitical position. Therefore, Afghanistan which has hosted dozens of civilizations throughout the history is a country with a high cultural level. In Afghanistan, many divergent ethnic groups such as Pashtuns, Tajiks, Uzbeks, Turkmen, Baluchis, Kazakh, Kyrgyz, Nüristani, Aimaq live today. To protect the language of these communities Afghanistan's constitution has been re-amended. The presence of a considerable number of Turkish people in the region has contributes to the development of Turkish. Though Afghanistan Turks cannot express their language and culture by writing, they have preserved them orally and they have managed to keep their oral literature alive. In spite the fact that the foundations of Turkish language in Afghanistan date back to ancient times, the existence of modern Turkish emerges at the end of the 20th century. Thus, in the study, the language policy of Afghanistan and the history of Turkish education there are targeted to uncover.
AtıfTR Dizin3
İncele - MakaleYalnız künye2016Isnad Criticism Method of Ibnu’l- Kayserani el-Maqdisi in His Work "Tadkirat Al- Mawduat”
Aydin, Nevzat
Undoubtedly, the emergence, the reason and purpose of the hadith is to identify whether narratives were properly linked to the prophet. Muhaddith scholars have identified a set of criteria regarding text and linkage for separating authentic hadiths from the weak or fabricated ones; naturally they have given priority the isnad criticism. Since the 5thcentury of hijra, the narratives which were identified as being fabricated were gathered and hence the regulation literature was formed. In recent days, the issue about which criteria should be prioritized in order to confirm the adequacy of historical process by taking hadith to prophet has been debated. This research aims to identify the isnad criticism method of Muhammad b. Tahir alMaqdisi who is famous as Ibn al Kaysarani in his work named "Tadkirat Al-Mawduat” which is among the earliest mawdu’ (fabricated) hadith books that reached us. The work, which was included in Ibn Hibban’s Kitab al-Majruhin, is examined in terms of isnad. Especially Maqdisi’s criticism criteria and method regarding criticism of narrators, jarh expressions and implications, his sources of isnad criticism, authenticity of the text are discussed
- MakaleYalnız künye2014Effect of language and literature on individiuals and society during war atmosphere: a textbook example
Bulut, Mesut
The wars broke out after the Balkan War and immediately after it left deep scars in the memory of Turkish nation. These war years when thousands of Muslim Turkish people were slaughtered were called “disaster years” and they were printed in history as disgrace because these conflict years were full of real life stories which were painful and miserable. For example, cross was drawn on their foreheads without considering whether they are children or not, religious men were hanged from their turbans, and innocent girls were dragged along and exposed to any kind of cruelty. During this period, such disadvantages as an enormous empire and her remaining balance facing extinction due to the conspiracies of European states and emergence of treachery from everywhere caused sorrow and despair on Muslim Turkish nation and therefore, various movements of ideas were introduced; however, they did not yield results and anywhere in the motherland was occupied and tyrannized. In such an atmosphere, many patriotic intellectuals and writers who chose ideology of Turkish nationalism as their motto made an effort to bring educational aspect of language and literature into the forefront. For that purpose, they performed tasks to increase the motivation and morale of Turkish nation. Specifically, Young Pens (Genç Kalemler) which was begun in the city of Thessalonica in 1911 by the three writers who were most representative of the movement: Ziya Gökalp , Ömer Seyfettin, and Ali Canip Yöntem, had many fans as a result of the Balkan wars and had a very important role for the Turkism to gain strength. With New Language Movement " (Turkish: "Yeni Lisan"), they pointed out that language must be simplified, the effects of foreign language and rules on Turkish must be removed and the differences between the oral language and the written language must be removed. Therefore, this language and literature movement aimed at unity and nationalization in language. In this period, many nationalistic intellectuals and writers such as Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp and M. Fuad Köprülü used language and literature as a means of education to educate and raise the awareness of the society. Moreover, they were not indifferent to the conditions of the country; on the contrary, examples of patriotism were actively exhibited, and remedies were searched for the liberation of the Turkish nation. For that purpose, national sensitivity was mentioned extensively primarily in Tasvir-i Efkâr (Picture of Ideas) newspaper, such magazines as Türk Yurdu, Türk Ocağı and Türk Derneği and in the TurkishLiterature textbooks written for the courses which were going to be taught in schools belonging to Maarif Nezareti (Ministry of National Education) and it was the aim to wake up people from “dreaming” and to raise their awareness. In this sense, language and literature was used as a means with the pens of intellectuals and writers in the war of independence during the Balkan wars and afterwards. The aim of the study was to detect and evaluate for what purposes language and literature was used as educational means during the war atmosphere in the Balkan Wars and afterwards . For that purpose, the example texts in Turkish-Literature textbook called Millî Kıraat (Fifth Part) by M. Fuad Köprülü for the 8th grades in primary education and the 9th grades in secondary education in Ottoman Period were used. This study was carried out via document analysis, one of the qualitative research methods. The study shed light on the history, the attention was drawn on the roles and functions of literary texts in language and literature education and it aimed at making contributions to the future studies
- MakaleYalnız künye2014Studies by ataturk to simplify turkish and an evaluation of discussions on language in this context
Bulut, Mesut
Every society and nation has leaders who they value and respect. These leaders were engraved on the community's memory and they are unique people who sacrificed themselves for the sake of their country's and nation's welfare and happiness. Churchill for England, Washington for the USA, Napoleon for France, Gandhi for India are considered as important leaders for their nation and historical personage. Ataturk's position and historical personage are very different for Turkish nation and oppressed nations. Ataturk is not a one dimensional leader. Ataturk, with his revolutions, founded a new nation and beyond being a historical personage, he is one of the rare leaders who had many qualities such as being a citizen, soldier and an intellectual. The life of Ataturk has become a subject of thousands of research not only in Turkey but also in many countries in the world and his life has been studied as a course. Language is the primary value which Ataturk placed emphasis on. Language can be defined as the common value and life philosophy of a nation. Language is undoubtedly the most important means to provide solidarity and unity in a country. A common language spoken by the individuals who constitute the nation is the most important element which makes a nation. Language, the most important indicator of national conscience, is the symbol of bearing the trace of a nation which an individual belongs to. For a nation to evoke the sense of existence socially there is a bond between the way of thinking and feelings, history, language, and culture. At this point, because Ataturk especially believed that the foundations of the new Republic would be actualized by establishing an understanding of national language, he initially preferred to solve the problems of Turkish, an educational and official language. For that purpose, he actualized Language Reform, and he placed emphasis on simplification /nativisation of Turkish. Turkish Language Association was founded for that purpose and Ataturk wanted these problems to be solved. This study aimed at exploring the nativisation/ simplification studies carried out for Turkish from Republic period to today by means of presenting Ataturk's point of view and evaluations were made about the studies which were carried out for the purpose of nativisation/ simplification of Turkish and its becoming a language of science and education and discussions on Turkish language such as liquidationism, fabrication, Ottoman Turkish, language fascism, pure Turkish (Turkish made up largely of words that are etymologically Turkish), and it also aimed at solutions were suggested on current problems of Turkish.
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleYalnız künye2013İslam hukukuna göre iddet ve iddet bekleyen kadının nikâhı
Erdem, Suat
İslam hukukunda iddet, evliliğin herhangi bir sebeple sona ermesidurumunda nikâh hükümlerinin tamamen ortadan kalkması ve ka- dının yeni bir evlilik yapabilmesi için beklemesi gereken süreyi ifa- de eder.İddet, kendisine sebebiyet veren olaya göre boşanma veya ölümiddeti olarak ikiye ayrılarak incelendiği gibi iddet süresine görehayız, hamilelik ve süreli iddet şeklinde de ayırıma tabi tutulabilir.Racʽî talaktan dolayı iddet bekleyen kadına açık veya gizli evlilikteklifi, bâin talaktan dolayı iddet bekleyen kadına ise açık evlilikteklifinin yapılamayacağında ittifak söz konusudur. Yine vefat id- detini bekleyen bir kadına, açık evlilik teklifi yapılamazken üstükapalı evlilik teklifi yapılabileceğinde ittifak edilmiştir.Yasak olmasına rağmen iddet halinde yapılmış olan evliliğin, farkedildiği anda iptal edilmesi ve tarafların tefrik edilmesinde İslamhukukçuları arasında ittifak, tefrik edilen tarafların iddet bittiktensonra yeniden evlenip evlenemeyeceklerinde ise ihtilaf söz konu- sudur.
AtıfTR Dizin11
İncele - MakaleYalnız künye2012Endülüs’te Tefsir kültürü
Şentürk, Mustafa
Endülüs tefsir kültürünü ele almayı amaçladığımız bu makalede, bölgede oluşan tefsîr anlayışını genel hatlarıyla şu sorulara cevap arayarak ele almak istiyoruz: Endülüs’te tefsîr nasıl ve ne zaman başladı? Endülüs’te tefsîrin öncüleri kimlerdi? Endülüs’te tefsîrin kaynakları nelerdi? Bölge müfessir-leri eserlerinde daha çok hangi Tefsîr kitaplarına başvuruyorlardı? Bölgede yaygın olan tefsîr usûlü nasıldı? Çeşitli tefsîr yönelişlerinden hangilerine daha çok ilgi duyuyorlardı? Bölge tefsîrinin özellikle-ri nelerdi? Endülüs’teki tefsîr anlayışı, diğer İslâm bölgelerinden farklılık arz ediyor muydu? Arz ediyor idiyse bunlar nelerdi? Ve son olarak Endülüs, bütün yönleriyle tefsîrde bir ekol oluşturabildi mi?
AtıfTR Dizin6
İncele - MakaleYalnız künye2012Mûsâ cârullah'ın eğitim üzerine düşünceleri: "tarîhu'l-kur'ân ve'l-mesâhıf" adlı eseri bağlamında
Şentürk, Mustafa
Genel olarak bireylere kendi iradeleriyle istenen davranışların kazandırılması şeklinde tanımlanan eğitim ile ekonomik ve siyâsî ilerleme veya gerileme kavramları arasında diyalektik bir ilişki söz konusudur. Başka bir deyişle eğitim, toplumların ilerlemelerinin ya da geri kalmalarının başlangıçta sebebi sonraları ise sonucudur. Bu yaklaşıma göre 18. yy.dan itibaren Osmanlı Devleti'nin şahsında İslâm medeniyetinin en önemli gerileme nedenlerinden biri olarak eğitim sisteminin bozulması, kalkınma yolundaki ilk çare olarak da eğitim sisteminin ıslahı gösterilmiştir. Küresel ölçekli çalkantıların cereyân ettiği ve İslâm medeniyetinin yenilgisini ilan ettiği bir dönemde yaşamış olan Mûsâ Cârullah böyle düşünen mütefekkirlerdendir. Cârullah'ın eğitim ile ilgili görüşlerini serdettiği eserlerinden biri de Târîhu'l-Kur'ân ve'l-Mesâhıf'tir. Makalemiz, Cârullah'ın adı geçen eserindeki eğitim üzerine görüşlerini incelemek amacını taşımaktadır
AtıfTR Dizin1
İncele









