Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Azerbaycan-suriye ilişkileri (1991-2025)
Sadık, Ramin
1991 yılında bağımsızlığını yeniden sağlayan Azerbaycan, kısa sürede dünya devletleri tarafından tanınmış ve çok sayıda ülkeyle ikili diplomatik ilişkiler tesis etmiştir. Kuşkusuz Azerbaycan açısından Ortadoğu coğrafyası da stratejik ve kültürel bakımdan önem arz eden bir bölge olarak öne çıkmıştır. Laik bir yapıya sahip olmasına rağmen Müslüman kimliğini koruyan Azerbaycan, bu yönüyle Ortadoğu ülkeleriyle doğal bir yakınlık içerisinde olmuştur. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde özellikle Ortadoğu’nun kuzey kesimleriyle Azerbaycan arasında derin tarihi ve kültürel bağlar oluşmuştur. Nitekim söz konusu bölgeler tarih boyunca Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safeviler gibi çeşitli Türk hanedanlıklarının hâkimiyetinde bulunmuştur. Bağımsızlığını kazandıktan sonra Azerbaycan, Ortadoğu bölgesindeki İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmuştur. Bu kapsamda Suriye ile diplomatik ilişkiler 28 Mart 1992 tarihinde tesis edilmiştir. Azerbaycan ile Suriye arasındaki ilişkiler, 2011 yılına kadar hem ikili düzeyde hem de Birleşmiş Milletler ile İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası örgütler çerçevesinde gelişme göstermiştir. 2011 yılında ise Arap Baharı’nın Suriye’yi etkilemesi ve ülkede iç karışıklıkların başlamasıyla birlikte, iki ülke arasındaki ilişkiler yavaşlamış ve zamanla tamamen durmuştur. 2015 yılından, Beşar Esad’ın görevden ayrıldığı 2024 yılının sonlarına kadar olan dönemde ise Azerbaycan ile Suriye arasındaki diplomatik ilişkiler tamamen kesilmiştir. Bu çalışmada Azerbaycan-Suriye ilişkileri ele alınmakta olup, konuya dair gerek Azerbaycan’da gerekse Türkiye’de kapsamlı ve bütüncül bir akademik incelemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu eksiklikten hareketle, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler çeşitli kaynaklar doğrultusunda incelenmiş ve tarihsel gelişim süreciyle birlikte değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Educational Institutions Opened by Tsarist Russia in Azerbaijan in the XIXth Century within the Framework of Russification and Assimilation Policy
Sadık, Ramin
Azerbaijan, which fell under the occupation of Tsarist Russia at the beginning of the XIX century, faced the Russification and assimilation policy of the administration in cultural terms as well as being exploited in other areas. The Tsarist government tried to tear Azerbaijani Turks away from their past and aimed to assimilate them completely as an ultimate goal. The primary way of this was to raise loyal subjects in the region. In this context, the administration first tried to attract the nobles of the region and implemented a social engineering programme by providing Russian education to their children. For the implementation of this policy, the government considered it important to open state schools. Therefore, the administration started to establish state schools with the aim of Russification and assimilation of the people. The aim of this study is to determine that Tsarist Russia opened state schools in Azerbaijan in the XIX century with the aim of Russification and assimilation of the population. In this context, document analysis, which is a qualitative research method, was used in the study. During the study, the published archival documents containing the laws of the Tsarist administration were reviewed, the news of the Kavkaz newspaper on the subject and the Caucasus Calendar published every year were examined, as well as the information in first and second-hand sources were evaluated and used during the writing.
- MakaleAçık Erişim2026Reformist Yönetime Karşı Muhafazakâr Direniş: Mihail Gorbaçov’a Yönelik Darbe Girişimi ve Sonuçları
Sadık, Ramin
Soğuk Savaş döneminde Doğu Bloku’nun başat gücü Sovyetler Birliği, kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süreçte, ülke yönetiminde muhafazakâr kanat ile reform yanlılarının kıyasıya mücadele ettiği iktidar mücadelesine şahit olmuştur. Komünist Partisi içindeki muhafazakârlar, partinin toplum üzerinde etkin olmasını, Sovyet ülkesini kapitalist dünyadan koruyan bir araç olarak lüzumlu görmüşlerdir. O nedenle daha sert bir yönetimsel yaklaşım sergilenmesinin gerekli olduğuna kanaat getirmiştir. Buna karşın, halkın sosyal ihtiyaçlarının öne çıkarıldığı bir ekonomik sistemin savunuculuğunu yapan ıslahatçılar, bir yandan partideki kemikleşmiş muhafazakâr klikle mücadele ederken, bir yandan da batılı devletlerle rekabet edebilmek adına daha fazla toplumsal özgürlükleri öne çıkaran bir yol izlemeye çalışmışlardır. Böylece Sovyetler Birliği’nin varlığı boyunca yönetimde bir mücadele yaşanmış; ancak Mihail Gorbaçov dönemine kadar genel olarak muhafazakâr kanat, bu mücadeleden hep başarıyla çıkabilmiştir. Ağustos 1991’de Sovyetler Birliği’nde Mihail Gorbaçov’a karşı düzenlenen darbe teşebbüsü, Sovyet tarihinde muhafazakârlar ile ıslahatçılar arasındaki anlaşmazlık sürecinin yeni bir boyutuydu. Darbe girişimi sırasında toplum ülkede devam etmekte olan ıslahatlardan yana tavrını koyarken, Rusya Federasyonu lideri Boris Yeltsin’in Gorbaçov’dan yana tercihte bulunması teşebbüsün başarısız olmasında etkili oldu. Sonuçta darbe toplum ile Rusya liderliğinin sert direnişiyle püskürtüldü, buna rağmen Sovyetler Birliği’nin hızlı bir şekilde tarih sahnesinden silinme sürecine girdi ve o yılın sonunda feshedildi. Bu çalışmanın ana problemi, Sovyetler Birliği’nde muhafazakâr kanat ile reform yanlıları arasındaki mücadelenin kırılma noktası olan Ağustos 1991 darbe girişimini derinlemesine incelemektir. Bu bağlamda çalışma, darbeyi Sovyetler Birliği yönetiminde muhafazakârlar ile reformistler arasında yaşanan güç mücadelesi perspektifinden ele almaktadır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmış, dönemin Rus ve Türk basını ana kaynaklar olarak incelenmiş, çeşitli birincil ve ikincil kaynaklarla harmanlanarak akademik bir metin haline getirilmiştir. Çalışma kapsamında Mihail Gorbaçov’un başlattığı ıslahatlar, ıslahatların ülkede birtakım değişiklikler meydana getirmesi, bu değişikliklerin ülkeyi yıkıma götürdüğüne inanan Komünist Partisi’nin muhafazakâr kanadının sürece engel olmaya çalışması ve sonuçta Ağustos 1991’de darbe girişiminde bulunması gibi çeşitli başlıklar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma bulguları, muhafazakâr kanadın Ağustos 1991’deki darbe girişiminin; reformist yönetimin başlattığı yeniliklerin yarattığı dönüşüm, dönemin siyasal ve toplumsal koşulları ile Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ve ekibinin müdahaleleri sonucunda başarısızlığa uğradığını, dahası girişimin birlik cumhuriyetlerini merkezden uzaklaşma eğilimine sevk ederek Sovyetler Birliği’nin dağılmasına giden süreci hızlandırdığını ortaya koymaktadır.
- MakaleYalnız künye2024Milli devletçilik bağlamında azerbaycan cumhuriyeti’nin eğitim siyaseti (1918-1920)
Sadık, Ramin
Azerbaycan 19. Yüzyılın başlarından itibaren Çarlık Rusyası tarafından işgale uğradıktan sonra her alanda olduğu gibi eğitim alanında da rejimin asimilasyon politikasıyla yüzleşti. Kendine sadık bir toplum yetiştirme maksadı taşıyan rejim, bir yandan bölgede yeni okullar tesis ederek Rusça eğitime önem verdiği gibi bir yandan da özellikle Azerbaycan gençlerinin yükseköğrenim hakkını engellemeye çalıştı. Buna rağmen imkânı olan aileler evlatlarını Rusya’nın farklı üniversitelerine yollayarak eğitim almalarını sağladılar. Eğitimlerini tamamlayan gençler ise yurda geri dönünce bilgi ve birikimlerini halkın aydınlanmasına adadılar. Neticede 20. Yüzyılın başlarında Azerbaycan’da milli ruhta ve çağdaş görüşte bir aydın sınıfı doğdu. Bu sınıf okul, gazete ve siyasal kuruluşlar üzerinden bütün çabalarıyla halkın ufkunu açarak zihinlerde Azerbaycan’ı bağımsızlığa kavuşturacak düşüncenin tohumunu serpti. Böylece bağımsızlık arzusu toplumun ana gayesi olurken, Rusya’da meydana gelen devrimler bağımsızlığa giden yolun diğer şartlarını oluşturdu. Neticede 28 Mayıs 1918’te dönemin aydın sınıfı Azerbaycan’ı bağımsızlığa kavuşturdu. Bu çalışmada 1918-1920 yılları arasında bağımsız olan Azerbaycan Cumhuriyeti hükumetinin milli devletçilik bağlamında eğitim alanında yaptığı icraatlar incelendi. Sadece 23 ay gibi kısa süreli varlığına rağmen hükumetin bölgede milli okulların açılmasına, kadroların yetiştirilmesine, üniversite tesisine ve yurtdışına öğrenci gönderilmesine yönelik gayretleri bütün tafsilatıyla kaleme alındı. Daha önceki hiçbir çalışmada Azerbaycan Cumhuriyeti hükumetinin eğitim siyasetine milli devletçilik bağlamıyla yaklaşmasının üzerinde durulmadığı gerçeğinden yola çıkılarak ortaya konan hipotezin desteklenmesi amacıyla konunun yazımı sırasında döneme ait arşiv kayıtları, gazeteler, kaynak eserler titizlikle gözden geçirildi ve metinin yazımı esnasında kullanıldı
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2021Baku state university: the foundation adventure of the first european-style higher education institution of the east
Sadık, Ramin
The Republic of Azerbaijan, which was founded on May 28, 1918 and lived for only twenty three months, took important steps in public education. Among these steps, nationalization of schools, the use of Azerbaijani Turkish in official correspondence, the invitation of instructors from the Ottoman Empire and the writing of new curriculum were the most significant. Apart from these, the decisive move of the government was opening of a European-style public university for the first time among Muslim states in the Eastern world. The intellectuals of the period who succeeded in opening a State University in Baku in November 1919 showed that they had a broad vision for education and development of the country. Therefore, the university was considered as an important gift to the people of Azerbaijan. In this study, the establishment process of Baku University is discussed. The historical adventure related to the process was explained by the fact that despite scarcity in financial resources, the lack of scientists and students, debates and controversies occurred. This paper deals with the nature of these debates regarding the university project in the Azerbaijan Parliament. The archival sources, articles in the press and research works were examined and the subject was discussed in an original and objective manner.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2019Rus kaynaklarına göre sarıkamış harekâtı
Sadık, Ramin
29 Ekim 1914’te Osmanlı’ya ait iki savaş gemisinin Karadeniz kıyısındaki Rus şehirleri Odessa,Sevastopol, Feodosiya ve Novorossiysk’i bombalaması üzerine Rusya hükumeti, Osmanlı ilediplomatik ilişkilerin kesildiğini ilan ederek İstanbul’daki Rus elçilik heyetini derhal ülkesine geriçağırdı. 2 Kasım’da Çar Nikola bir manifesto yayınlayarak Osmanlı Devletine savaş ilan etti ve RusKafkas Ordusu’na sınırı geçerek Osmanlı ordusuna saldırma emri verdi. Böylece Osmanlı Devletifiilen I. Dünya Savaşı’na girmiş oldu. Rusya’nın savaş ilan etmesinden sonra Doğu Anadolubölgesinde iki taraf arasında çatışmalar başladı. Rusya’nın amacı Osmanlı III. Ordusunun üssü olanErzurum’u ele geçirmekti. Bunun bilincinde olan Osmanlı Devleti bir plan hazırladı. Plana göreöncelikle Rusya bölgeden atılacak ve Kars ile Ardahan kurtarılacaktı. Ardından Güney Kafkasya’yailerlenerek Bakü ele geçirilecek ve Rusya tahakkümü altında yaşayan bütün Türk-İslam halklarıÇarlık aleyhine isyana teşvik edilecekti.Planı uygulamak için harekete geçen Osmanlı Devleti, 1914 yılının Aralık ayında oldukça risklibir askeri operasyona karar verdi. Tarihe Sarıkamış Operasyonu diye geçen bu harekât yaklaşık 15gün sürdü ve Osmanlı Devleti için büyük mağlubiyetle sona erdi. Bugün hala üzerinde büyüktartışmaların yapıldığı Sarıkamış Harekâtı hakkında Rus kaynaklarının verdiği bilgiler kuşkusuz çokönemlidir. Bu çalışmada arşiv kaynakları dışındaki Rus basını ve literatürünün SarıkamışHarekâtı’na bakışı irdelenmiş, harekâtla ilgili görüşlerine yer verilmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2018Annexation of the Khanate of Karabakh to Tsarist Russia
Sadık, Ramin
After the annexation of East Georgia in 1801, the main target of Tsarist Russia was the Azerbaijani khanates. Because capturing of the whole region up to the shores of the Caspian Sea was the main target of Russia. However Iran was objected to this. The two states fought between 1804 and 1813 to rule the region. As a result of these wars, some of the Azerbaijani khanates accepted the Russian protection against Iranian threats. Those who disagree were occupied by Russia. One of the Khanates who accepted the Russian patronage because of the Iranian threat was the Khanate of Karabakh. Some studies related to the Karabakh Khanate was done previously in Turkey. But the most important thing that distinguishes this study from them, it is the first time that the process of annexation of the Khanate of Karabakh to Russia is evaluated in detail in this study. During the investigation of the matter, the sources of the period and published archival documents were examined and Kavkazya newspaper, the only newspaper published in Russian, was scanned.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele


