Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Sönmez Sarı, Ebru(3)
- Terzi, Handan(3)
- Akeren, Zahide(2)
- Aktaş, Esat(2)
- Ozdemir, Mustafa(2)
- Semerci, Vahide(2)
- Akpinar, Reva Balci(1)
- Alacadağlı, Esmeray(1)
- Albayrak, Mevlut(1)
- Atakul, Fatih(1)
- Ates, Fatih(1)
- Bal, Betül(1)
- Bayir, Yasin(1)
- Bayraktar, Bülent(1)
- Erkılıç, Ali Ozan(1)
- Erkılıç, Tugçe Orkun(1)
- Evli, Fatih(1)
- Evli, Meltem(1)
- Gidik, Osman(1)
- Gıdık, Betül(1)
- Hintistan, Sevilay(1)
- Kalyoncuo, Servet(1)
- Kaya, Oncagül(1)
- Kazak, Aysun(1)
- Kul, Murat(1)
- Kul, Sinan(1)
- Seven, Ahmet(1)
- Torun, Fatma Ekmekyapar(1)
- Türkkan, Gokçen Eryılmaz(1)
- Çimen, Arzu(1)
- Özger, Hacer(1)
- İrdemez, Şahset(1)
- Şen, Yusuf(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye’deki İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve İşgünü Kayıplarının Cinsiyet Temelli Analizi
Ozdemir, Mustafa
Amaç: Bu çalışma, 2018-2022 yılları arasında Türkiye'de iş kazaları, meslek hastalıkları ve işgünü kayıplarını cinsiyet temelli bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki olay sıklığı ve etkilerindeki farklılıkları anlamayı hedefleyerek bu farkların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) politikalarına nasıl yansıyabileceğini değerlendirmektedir. Yöntem: Çalışmada kullanılan veriler, 2018-2022 dönemine ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan resmi istatistiklerden elde edilmiştir. Nicel analizde, erkek ve kadın çalışanlar için iş kazaları ve meslek hastalıkları ayrı ayrı incelenmiş; kaza sıklık oranları, toplam iş göremezlik gün sayısı ve sektörel dağılım gibi ölçütler kullanılmıştır. Nitel analizde ise sektör bazlı istihdam desenleri, iş rolleri ve risk maruziyetleri gibi cinsiyet farklılıklarına katkıda bulunan faktörler değerlendirilmiştir. Bulgular: Bulgular, iş kazaları ve meslek hastalıklarının dağılımı açısından belirgin cinsiyet farklılıkları olduğunu göstermektedir. Erkek çalışanların, özellikle fiziksel olarak zorlu işlerin yoğun olduğu inşaat sektöründe daha yüksek iş kazası oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Kadın çalışanlar ise daha çok sağlık sektöründe yoğunlaştığından, biyolojik ajanlara ve ergonomik sorunlara bağlı meslek hastalıkları ile daha sık karşılaşmaktadır. Ayrıca, iş kazalarının en sık 11:00-11:59 saatleri arasında gerçekleştiği ve erkeklerin iş kazalarından sonra kadınlara kıyasla daha uzun iş göremezlik süreleri geçirdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma, İSG politikalarına cinsiyet eşitliği perspektifinin entegrasyonunun önemini vurgulamaktadır. Özellikle erkeklerin yoğun olduğu inşaat sektöründe güvenlik protokolleri ve eğitimlerin iyileştirilmesi, kadınların yoğun olduğu sağlık sektöründe ise ergonomik önlemler ve sağlık taramalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Cinsiyet kaynaklı risklerin anlaşılması, daha etkili önleme stratejileri geliştirilmesi ve iş güvenliğinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Yetişkin Bireylerin Üçüncü El Tütün Dumanına Yönelik İnanışları ve Etkileyen Faktörler
Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru
Amaç: Bu araştırma yetişkin bireylerin üçüncü el tütün dumanına yönelik inanışlarını ve etkileyen faktörleri belir- lemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Kesitsel tipteki araştırmanın örnekle- mi, Türkiye’de toplumda yaşayan yetişkin bireylerden oluşturuldu (n=835). Veriler, 10 Haziran-31 Temmuz 2021 tarihleri arasında anket formu ve Üçüncü El Dumana Yönelik İnançlar Ölçeği kullanılarak toplandı. Veriler, IBM SPSS v.25.0 programında tanımlayıcı istatistikler, karşılaştırmalı analizler ve çoklu doğrusal regresyon anali- zi kullanılarak test edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 29,10±9,76 olup, %74,9’unun kadın, %64,8'inin ev sahibi ve %85,3'ünün üçüncü el duman kavramını daha önce duymadıkları belir- lendi. Üçüncü El Dumana Yönelik İnançlar Ölçeği'nin toplam puan ortalamasının 4,30±0,64 olduğu bulundu. Kadınların, kırsal bölgede yaşayanların, üçüncü el duman kavramını daha önce duyanların, sigara içmeyenlerin, sigara içilmesine izin verilen yerlerde bulunmayı tercih etmeyenlerin ve evlerinde sigara içilmesi tamamen yasak olan yetişkin bireylerin Üçüncü El Dumana Yönelik İnançlar Ölçeği'nin toplam puan ortalamasının daha yük- sek olduğu belirlendi (R2= 0,079; F=7,064; p<0,001). Sonuç: Yetişkin bireylerin üçüncü el dumana ilişkin inanç düzeylerinin yüksek olduğu belirlendi. Çalışma sonuçları- nın, toplumda yaşayan yetişkin bireylerin sigarayı bırakma motivasyonunu artırmak için yapılacak çalışmalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir. Yetişkinlerin üçüncü el du- mana ilişkin inançlarının belirlenerek bilgi ve farkındalık- larını artırmaya yönelik deneysel çalışmaların yapılması önerilir.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Kronik Hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanım Tutumları ve Etkili Faktörler
Semerci, Vahide; Akeren, Zahide; Kalyoncuo, Servet
Amaç: Araştırmanın amacı kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları ve etkili faktörleri belirlemektir. Araçlar ve Yöntem: Tanımlayıcı-kesitsel tipte olan araştırma 228 kronik hastalığa sahip birey ile tamamlanmıştır. Araştırma verileri ‘Hasta Tanıtım Formu’ ve ‘Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Bilgi-Tutum Ölçeği’ kullanılarak toplandı. Bulgular: Katılımcıların %58.3’ünün hipertansiyon, %39’unun diyabet, %30.3’ünün kardiyovasküler hastalığının ve %23.7’sinin böbrek hastalığının olduğu belirlendi. Ayrıca %52.6’sının antibiyotiği hastalıkla ilgili şikayetleri geçene kadar kullandığı ve %27.2’sinin hekime muayene olmadan antibiyotik kullandığı bulundu. Kronik hastaların Akılcı Antibiyotik Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği toplam puanı 60.27±13.26 (32-80) idi. Modele dahil edilen değişkenlerden erkek, okur yazar olmama, tavsiyeyle ilaç kullanma, kendi başına ve şikayeti bitene kadar antibiyotik kullanma, sağlık eğitimi almama durumları akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları olumsuz yönde etkiledi (p<0.05) ve varyansın %65’ini açıkladı (R2=0.657, F=20.968, p<0.001). Sonuç: Kronik hastalığa sahip bireylerin akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumlarının ortalamanın üzerinde olduğu ve olumlu tutuma sahip oldukları belirlendi. Erkeklerin, antibiyotiği hastalıkla ilgili şikâyet bitene kadar kullananların ve sağlık eğitimi almayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha düşüktür. Ayrıca ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve üzeri mezun olanların, komşuları, yakınları ve arkadaşlarının tavsiyesi ile ilaç kullanmayanların ve hekime muayene olmadan antibiyotik kullanmayanların akılcı antibiyotik kullanımına yönelik tutumları daha yüksektir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Covid-19 Pandemisi Sonrası Spor Bilimleri Fakültesi Akademisyenlerinin Siberkondria Düzeyleri ve İnfodemide Davranışları Beslenme Durumları ile Bazı Değişkenler Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Pilot Çalışma
Erkılıç, Tugçe Orkun; Bayraktar, Bülent; Erkılıç, Ali Ozan
Bu çalışma Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırma, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde görev yapan 23 Akademik personel ile yapılmıştır. Tüm katılımcılara demografik özelliklerinin ve beslenme durumlarının ve besin tercihlerinin belirlenmesine yönelik bir anket uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında Siberkondri Şiddet Ölçeği-Kısa Formu, İnfodemi (Dijital Ortamda Sağlık Bilgisi Edinme ve Teyit) Ölçeği ve Besin Tüketim Sıklığı formu kullanılmıştır. Çalışmada, ölçeklerin alt faktörlerinden aşırılık ile Web 1.0 ve Sağlık Bilgisi edinme arasında ve alt faktörlerden güvence ile Web 2.0 ve Dijital sağlık bilgisi edinme arasında pozitif bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların aşırılık düzeyi yani sağlıklarıyla ilgili araştırmalarının artan ve tekrar eden yapısı arttıkça, sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de arttığı tespit edilmiştir (p<0,05). Aynı zamanda katılımcıların profesyonel tıbbi tavsiye almaya yönlendiren araştırmalar (güvence düzeyi) arttıkça, dijital sağlık bilgisi edinme düzeylerinin de artması üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda Covid-19 sonrası dönemde akademik personelin siberkondria ile infodemi düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konulmuştur. Covid-19 pandemisi sonrası siberkondri ve infodemi davranışlarındaki artış, bireylerin beslenme durumları ile doğru besine yönelmesi konusunda diyetisyenlerin önemi ve gerekliliğini ortaya koymuştur. Mevcut sonuçlarımızın bu alanda gerçekleştirilecek çalışmalar ve araştırmacılar için önemli katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2024Work Accidents, Occupational Diseases, and Lost Workdays in Türkiye's Forestry Sector: Increasing Risks and Improvement Proposals for the 2019-2023 Period
Ozdemir, Mustafa
In this study, data regarding occupational accidents and diseases, as well as workday losses in the forestry sector in Turkey between 2019 and 2023, have been thoroughly analysed using official statistical annual reports from the Social Security Institution. In 2019, there were 27,025 employees in the sector, which increased by 31.42% to 35,517 by 2023. Alongside the rise in the number of employees, occupational accidents in the sector have also increased year by year, peaking in 2022 with 860 accidents, 14 of which resulted in fatalities. Over the five-year period, only one case of occupational disease was reported, indicating significant deficiencies in the identification and reporting of health risks within the sector. The increase in the number of lost workdays due to occupational accidents and diseases reached 11,125 in 2022, particularly during the COVID-19 pandemic, adversely affecting productivity in the sector. Consequently, this study suggests that the forestry sector in Turkey needs to enhance its preparedness for emergencies and develop comprehensive occupational health and safety policies along with crisis management practices.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Sağlık Çalışanı Adayı Öğrencilerin Covid Başta Olmak Üzere Bulaşıcı Enfeksiyonlardan Korunma Konusundaki Bilgi Düzeyleri
Albayrak, Mevlut; Bayir, Yasin; Ates, Fatih
Amaç: Bu araştırma ile sağlık çalışanı adayı öğrencilerin covid başta olmak üzere bulaşıcı enfeksi- yonlardan korunma konusundaki bilgi düzeylerini belirlemek amaçlanmıştır. Yöntemler: Araştırmanın örneklemini, bir üniversitenin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Eczacılık Fakültesi öğrencileri oluşturdu. Araştırma verileri, “Sağlık Çalışanı Adayı Öğrencilerin Covid Başta Olmak Üzere Bulaşıcı Enfeksiyonlardan Korunma Konusundaki Bilgi Düzeyleri Anket Formu” ve “Sosyodemografik Bilgi Formu” uygulanarak toplandı. Veriler; sayı, yüzdelik, ortalama ve standart sapma ve ki-kare testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin %3,16’sı ameliyathane hizmetleri, %2,69’u diş protez teknolojisi, %9,13’ü diyaliz, %10,54’ü eczane hizmetleri, %4,92’si fizyoterapi, %4,92’si ilk ve acil yardım, %4,92’si odyo- metri, %7,85’i ortopedik protez ve ortez, %4,10’u tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik, %7,96’sı tıbbi görüntüleme teknikleri, %13,82’si tıbbi laboratuvar teknikleri, %3,40’ı yaşlı bakımı, %22,60’ı eczacılık bölümünde öğrenim görmekte ve %60,77’sinin birinci sınıf öğrencisi olduğu belirlenmiştir. Eczacılık Fakültesi öğrencilerinin diğer bölümlerdeki öğrencilere göre %100,0’ünün bulaşıcı hastalıklardan korunmak için kişisel hijyene dikkat etmenin gerekliliğini bildiği ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir (p < ,05).
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hemşirelerin COVID-19 Korkusu ve İş Motivasyon Düzeyleri: Kesitsel Çalışma
Seven, Ahmet; Semerci, Vahide
Amaç: Bu çalışma hemşirelerin COVID-19 korkusunu ve iş motivasyon düzeylerini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Çalışma bir kamu hastanesinde 1 Ni- san-30 Nisan 2022 tarihleri arasında görev yapan 147 hem- şire ile kesitsel olarak yapıldı. Kişisel Bilgi Formu, COVID -19 Korkusu Ölçeği ve Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği kullanılarak veriler toplandı. Veriler sayı, yüzde, ortalama ve nonparametrik testler kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hemşirelerin yaş ortalaması 29.95±6.12 (min=22, max=51) olup, %89.1’i kadın, %59.2’i evli ve % 68.7’si lisans mezunudur. Hemşirelerin COVID-19 Korku- su Ölçeği toplam puanı 15.85±5.73 (min=7, max=35) ve Hemşire İş Motivasyonu Ölçeği toplam puanı 60.70±8.66 (min=37, max=75) bulundu. Hemşire İş Motivasyonu Ölçe- ği toplam puanları ile eğitim durumu, hemşirelerin çalıştığı birimi isteyerek seçme, çalıştığı birimden memnun olma ve hemşirelik mesleğini kendisi için uygun bulma değişkenleri arasında anlamlı bir fark vardır (p<0.05). Ayrıca kadın hemşirelerin COVID-19 Korkusu Ölçeği puan ortalamaları erkeklerden anlamlı bir biçimde yüksektir (p<0.05) Sonuç: Çalışmanın sonuçları hemşirelerin COVID-19 kor- kusunun orta düzeye yakın ve iş motivasyonlarının ortala- manın üzerinde olduğunu gösterdi.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Toplumda Yaşayan Yaşlı Yetişkinlerin Pandemi Farkındalığı: Tanımlayıcı-Kesitsel Bir Çalışma
Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru
Giriş: COVID-19 pandemisi, tüm dünyada özellikle yaşlı popülasyonun sağlık ve iyilik halini olumsuz etkilediği bilinen önemli bir halk sağlığı krizidir. Bu çalışma toplumda yaşayan yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı ve yordayıcı faktörlerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapıldı. Araştırmanın verileri 188 yaşlı yetişkinden kişisel bilgi formu ve Pandemi Farkındalık Ölçeği kullanılarak yüz yüze toplandı. Veriler tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t-testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan yaşlı yetişkinlerin Pandemi Farkındalık Ölçeği toplam puan ortalaması 33,08 ± 3,58 idi. Evli olanların, ortaokul ve üzeri mezunu olanların, yüksek gelirli olanların, çalışanların ve COVID-19 aşısı olanların pandemi farkındalıklarının yüksek olduğu belirlendi (p < 0,05). Çoklu doğrusal regresyon analizinde kadınların (β = 0,282, %95 GA = 0,451-3,590), ortaokul ve üzeri mezunların (β = 0,459, %95 GA = 1,464-5,883) ve yüksek gelirli olanların (β = 0,182, %95 GA = 0,216-2,438) Pandemi Farkındalık Ölçeği puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı (p < 0,05). Sonuç: Yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığının orta-üzeri düzeyde olduğu belirlendi. Cinsiyet, eğitim durumu ve sosyoekonomik durum değişkenlerinin yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı düzeyinin yordayıcıları olduğu saptandı. Çalışma sonuçları, yaşlı yetişkinlerin pandemiler hakkında bilgi ve farkındalığını artırmayı amaçlayan koruyucu sağlık hizmetlerinde erkek cinsiyetine, eğitim düzeyi ve düşük gelirli olanlara daha fazla önem verilmesi gerektiğini göstermektedir..
- MakaleAçık Erişim2023Türkiye’deki Profesyonel ve Amatör Lig Futbolcularının Organik Gıda Tercihlerinin Belirlenmesi
Kul, Murat; Gıdık, Betül; Gidik, Osman; Evli, Fatih; Evli, Meltem
Bu çalışmanın amacı amatör ve profesyonel liglerde futbol oynayan sporcuların organik gıda tercihlerini, medeni durum, oynadığı lig, yaş, spor yaşı, eğitim durumu, kronik sakatlık durumu, oynadığı mevki, gelir düzeyi gibi değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışma, amatör liglerde oynayan 838, profesyonel liglerde oynayan 233, toplamda 1071 futbol oyuncusu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, “Organik ürün tüketimini etkileyen faktörler ve tutumlar üzerine bir saha çalışması” (Sarıkaya, 2007), “Erciyes Üniversitesi İİBF akademik ve idari personeli ile İİBF işletme gündüz ve ikinci öğretim öğrencilerinin organik ürünleri algılamaları” (Kacur, 2009) ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde iki bağımsız değişken arasındaki anlamlı farkın olup olmadığını belirlemek amacı ile t-Test kullanılmıştır. Birden fazla bağımsız değişkenin kendi aralarındaki ilişkiyi belirlemek amacı ile Anova, hangi grupların arasında anlamlı fark olduğu ise Tukey Post Hoc testi uygulanmıştır. Sonuçta katılımcılarım medeni durum, kronik hastalık durumu, yaş, eğitim durumu, oynadığı lig ve gelir durumu değişkenlerinde anlamlı fark tespit edilmiştir. Bununla birlikte katılımcıların organik gıdalar hakkında bilgi sahibi oldukları ve organik gıdaları sağlıklı buldukları sonucuna da ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Üniversite Öğrencilerinde Günlük Alınan Besin Öğeleri Dağılımının ve Metabolik Sendrom Riskinin Belirlenmesi: Bayburt Üniversitesi Örneği
Akeren, Zahide; Kaya, Oncagül
Amaç: Bu çalışma, Bayburt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören öğrencilerin günlük alınan ana besin öğeleri dağılımının ve metabolik sendrom riskinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntemler: Araştırma verileri Aralık 2022-Şubat 2023 tarihleri arasında yüz yüze toplandı. Çalışmaya katılmayı kabul eden öğrencilere “veri toplama formu” ve “Metabolik Sendrom Araştırma Formu” doldurtulduktan sonra 24 saatlik besin tüketim kaydı verildi. Geriye dönük olarak tüketilen besinlerini kaydetmeleri istendi ve bu işlemler toplamda 15-20 dakika arasında bitirildi. Beslenme kayıt formları ile elde edilen veriler, “Beslenme Bilgi Sistemi (BeBİS 9.0) programı” kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Üniversite öğrencilerinin metabolik sendrom risk ortalamasının 6,26±2,03 olduğu, %82,9’unun orta ve yüksek risk grubunda olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin tanıtıcı bilgileriyle metabolik sendrom riski karşılaştırıldığında; 26-30 yıl (9.57±2.99), grubunda olan öğrencilerin metabolik sendrom riskinin 15-20 yıl (6.10±2.20) ile 21-25 yıl (6.20±1.73) gruplarında yer alan öğrencilerden anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,001). Öğrencilerin metabolik sendrom risk düzeyleri ile cinsiyet, bölüm, sınıf, sigara, alkol, fiziksel aktivite ve kronik hastalık varlığı değişenleri arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). Öğrencilerin metabolik sendrom risk düzeyleri enerji ve ana besin öğeleri alımlarına göre karşılaştırıldığında; alınan toplam enerji (p<0,001), tüketilen su (p=0,010), toplam yağ (p<0,001), karbonhidrat (p<0,001), lif (p=0,020) ve çoklu doymamış yağ (p<0,001) ile aralarındaki istatistiksel anlamlı fark olduğu bulunurken, protein ve alkol (meyve, sebze, fermante ürünler) tüketimine göre anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin önemli bir kısmının (%82,9) metabolik sendrom riski taşıdığı, özellikle enerji alımı ko- nusunda dikkatli olunması gerektiği sonucuna ulaşıldı.
AtıfOpenAlex3TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2022Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı; Biyolojik Terör, Kent Sağlığı ve Güvenliği
Alacadağlı, Esmeray
Biyolojik terör; hedefi sivil halk olan ve biyolojik silahlar kullanılarak gerçekleştirilen bir terör eylemidir. Bu terör eylemleri sonrasında, birey/toplum sağlığı ve güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan hastalıklar ve ölümler ortaya çıkar. Bu tehditlerin önlenmesi için, devletçe, ilgililerle işbirliğiyle çalışacak şekilde tüm yasal ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekir. Güvenlik, insanlar için en temel ihtiyaçlardan biridir. Kentler, devletler de insanların bu konudaki gereksinimlerini gidermeye yönelik faaliyetlerin, örgütlenmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlar, buralarda hem kendilerinin hem de yaşam alanlarının, kentlerin, güvenliğini sağlayacak yapı ve örgütleri oluşturmuşlardır. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı (RSHMB), 1928 yılında kurulmuştur. Halk ve çevre sağlığını koruma amacıyla kurulan kurum, 2012’de yeniden yapılandırılmıştır. Bu yıla kadar Başkanlık; Merkez ve yedi bölge müdürlüğünden oluşan teşkilatı, çevre, halk sağlığı, aşı, serum üretimi alanındaki referans laboratuvarları, halk sağlığı okulu ile; sağlık alanında, tek araştırma ve geliştirme kurumu olarak hizmet sunmuştur. Bu çalışma; kent sağlığı ve güvenliği açısından da büyük tehdit oluşturan biyolojik ajanların, biyoterorizmin yaratacağı tüm risk ve tehditlere karşı korunmada, RSHMB’nın yeri ve önemini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Verilerin sağlanmasında, literatür taramasından ve RSHMB arşivinde yer alan belgelerden yararlanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Investigation of Dry Eye Frequency and Rısk Factors in Indıvıduals Living in Aydıntepe
Akpinar, Reva Balci; Çimen, Arzu
Objective: This study was carried out to determine the frequency and risk factors of dry eye in individuals living in Aydıntepe district of Bayburt.\rMethod: The population of the study, which is descriptive and cross-sectional, consists of 2100 people registered in Aydıntepe Community Health Center, and the sample consists of 350 people aged 15 and over who accept the study, who do not have understanding and perception problems. Data; The months of November 2019-July 2020 were obtained using the "Introductory Information Form", "Ocular Surface Disease Index Questionnaire" and "Schirmer Test". The obtained data were analyzed using the SPSS program.\rResults: 42.0% of the participants had chronic disease, 66.3% had regular medication and 62.6% had eye disease, according to the OSDI survey, 29.4% had mild, 22.0% had moderate, and 21.4% had severe dryness. It was found that severe dry eye symptoms were most common in participants aged 65 years and older (38.1%), those who stated that they experienced dry nose and throat (34.6%), and those with a chronic disease (35.4%). There was no difference in dry eye symptoms according to gender (p> 0.05). \rConclusion: It has been concluded that most of the individuals living in Aydıntepe District of Bayburt and participating in the study have different levels of dry eye, and the incidence of dry eye is higher in elderly individuals and those with any chronic disease.
- MakaleAçık Erişim2022COVID-19 Pandemisinde Gün Yüzüne Çıkan Bir Sorun: Regl Yoksulluğu ve Halk Sağlığı Hemşiresinin Sorumlulukları
Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru
Menstrüasyon, bireyler için bedensel, ruhsal ve toplumsal uyum gerektiren bir konudur. Regl olan bireylerin büyük çoğunluğu, aylık menstrual döngülerini sağlıklı ve saygın bir şekilde yönetme konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadır. Menstrüel ürünlere erişimin olmaması durumu olarak tanımlanan regl yoksulluğu, dünyanın birçok ülkesinde bireylerin eğitim, iş ve sosyal yaşamları gibi pek çok alanda dezavantaj yaratan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu konuda tüm dünyada toplum farkındalığını artıran sosyal medya kampanyaları ve vergilerin kaldırılması veya azaltılmasına yönelik bir takım girişimler yapılmaktadır. Regl yoksulluğu, COVID-19 pandemisi ile günümüzde daha görünür hale gelmiştir. Regl yoksulluğu kaynaklı ortaya çıkan eşitsizliklerin yönetiminde, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinin birincil sorumlusu olan halk sağlığı hemşirelerinin eğitim, rehberlik, danışmanlık, savunuculuk ve işbirlikçi rollerini etkin kullanması bir gerekliliktir. Bu derleme çalışmasında ihmal edilmiş ve COVID-19 pandemi sürecinde bireysel ve toplumsal etkileri daha da görünür boyuta ulaşan bir halk sağlığı sorunu olan regl yoksulluğu kavramının, halk sağlığı hemşiresinin rol ve sorumlulukları özelinde proaktif pencereden ele alınması amaçlanmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2021Kars İli Sarıkamış İlçesi İçme Suyu Arıtma Tesisi Giriş ve Çıkış Su Kalitesinin Aylara Göre Değişiminin İncelenmesi
Kul, Sinan; İrdemez, Şahset; Özger, Hacer; Torun, Fatma Ekmekyapar
Bu çalışmada Kars ili sınırları içerisinde yer alan Sarıkamış Belediyesi İçme Suyu Arıtma Tesislerinde arıtılansuyun fiziksel ve kimyasal özelliklerine ilişkin tesis giriş ve çıkış değerleri karşılaştırılarak bu değerlerin içmesuyu standartlarına uygunluğunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Temmuz 2017-Haziran 2018dönemini kapsayan aylık periyotlarda, tesisin giriş ve çıkış sularından elde edilen numunelerde pH, sıcaklık,elektriksel iletkenlik, renk, alkalinite, nitrit, bulanıklık, demir, organik madde miktarı, sülfat, mangan, amonyumve alüminyum gibi içme suyu parametrelerinin analizleri yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler TS 266 veİnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik ile karşılaştırılmış ve sonuçların sıcaklık parametresi dışındatüm su kalitesi standartlarını sağladığı anlaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2021Çorum sancağında salgın hastalıklar (1894- 1914)
Aktaş, Esat
Salgın hastalıklar, dünya üzerinde muhtelif zamanlarda etkili oldu. Etkilediği coğrafyalardan biri de Osmanlı topraklarıydı. 19. yüzyılın sonundan itibaren Osmanlı taşra teşkilatında Ankara vilayetine bağlı bir sancak statüsünde idare edilen Çorum’da sağlık teşkilatı zayıftı. Sancak merkezinde uzun yıllar sadece bir doktor sağlık sorunlarına çözüm aradı. Sancağa bağlı İskilip ve Sungurlu kazasında da durum aynıydı. Osmancık kazasında ise halk, bu imkândan da yoksundu. 19. yüzyılın sonunda birçok yerde kolera salgınları meydana geldi. Bu süreçte Çorum şehir merkezinde birkaç kolera vakası tespit edildiyse de hastalık salgına dönüşmedi. Ancak 20. yüzyılın başında meydana gelen salgından Çorum da etkilendi. Sancakta görülen diğer bir hastalık frengiydi. Hastalığa karşı kurumsal olarak tedbirler alınmaya çalışıldı. Fakat Frengi Hastanesinin açılışına yönelik sarf edilen çabalar sonuçsuz kaldı. Bazı mekanlar hastalıkların ortaya çıkması ve barındırılması açısından önem arz etmektedir. Bu yerlerden biri olan Çorum Hapishanesi, şehri çoğu zaman tifo başta olmak üzere bulaşıcı hastalıklarla tehdit etti. Çorum’da yine kızıl, çiçek ve difteri de zaman zaman ortaya çıktı. Önleyici tedbirler çerçevesinde çiçek ve difteri gibi hastalıklara karşı uygulanan aşılar, Çorum ve bağlı kazalarında da yapıldı. Bu çalışmada 1894 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar Çorum sancağı sınırlarında yaşayan halkın salgınlardan etkilenmesi ve bulaşıcı hastalıklara karşı uygulanan kurumsal tedbirler ele alınmaktadır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2020İçme Suyu Şebeke Hattının Farklı Boru Tipleri İçin Tasarımı ve Maliyeti: Erzurum İli Horasan İlçesi Örneği
Türkkan, Gokçen Eryılmaz; Atakul, Fatih
Günümüzde nüfusun artmasından dolayı yaşam alanları genişlemekte olup, mevcut kullanılmakta olan içme suyuşebeke sistemleri yetersiz kalabilmektedir. Yapılacak olan içme suyu projelerinin en uygun şekilde hidrolikhesaplarının yapılması ve boyutlandırılması, maliyetin optimum seviyelere düşmesine imkan sağlayacaktır. Bunabağlı olarak ülke ekonomisine katkı sağlanabilecektir. Bu çalışmada İller Bankası Teknik Şartnamesindebelirtilen kriterler göz önüne alınarak içme suyu şebekesi için Netcad yazılımının içerisinde bulunan ölü noktalaryöntemi ile hidrolik hesaplamalar yapılmıştır. Boru tipinin maliyete etkisi araştırılmıştır. Polietilen, polivinilklorür, çelik ve düktil borular kullanılarak hidrolik hesaplamalar gerçekleştirilmiştir. En yüksek maliyetliborunun çelik, en düşük maliyetli borunun ise polietilen boru olduğu belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - Derleme MakaleYalnız künye2020Dünyada ve Türkiye’de COVID-19 Aşı Geliştirme Çalışmaları
Hintistan, Sevilay; Bal, Betül; Kazak, Aysun
Daha önce 2019-nCoV olarak bilinen SARS-CoV-2 virüsünün etken olduğu COVID-19 akut bir solunum yolu hastalığıdır. Hastalık, Çin'den başlayarak tüm dünyaya yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından uluslararası kamu sağlığı acil durumu (30.01.2020) olarak ilan edilen COVID-19’la ilgili genetik ve moleküler çalışmalar ilk günden itibaren başlamış olmasına rağmen, şu ana kadar hala önleyici bir aşı ve kesin bir tedavi yöntemi bulunamamıştır. COVID-19, acil durum olarak ilan edildikten sonra özellikle ilaç ve biyoteknoloji şirketleri ile aşı sektöründeki büyük şirketler ilaç ve aşı üretimi için iş birliği içinde çalışmalarını hızla sürdürmektedir. Bu derlemenin amacı, COVID-19 ile Dünyada ve Türkiye’de COVID-19’u önlemeye yönelik geliştirilen mevcut aşı çalışmaları hakkında bilgi vermek ve bu çalışmaların birlikte analiz edilmesine katkı sunmaktır.
AtıfTR Dizin11
İncele - MakaleYalnız künye2017Birinci dünya savaşı’nın başlangıcından rus işgaline; bayburt ve çevresinde salgın hastalıklar
Aktaş, Esat
Salgın hastalıklar, tarihin eski zamanlarından itibaren birçok insanın hayatını kaybetmesine yol açmasının yanında toplumları ve devletleri derinden etkileyen ciddi bir sorundur. Osmanlı Devleti de aynı sorunla uzun süre mücadele etti. Bu mücadelenin en çetin yaşandığı dönemlerden biri de Birinci Dünya Savaşı yıllarıydı. Savaşın getirdiği her türlü olumsuzluğun yanında Kafkas Cephesi'nde, özellikle coğrafya ve mevsim şartları, salgınlarla mücadeleyi daha da zor hale getirmekteydi. Bu cephenin önemli noktalarından biri olan Bayburt ve çevresinde başta tifüs olmak üzere humma-yı racia, kolera, tifo gibi hastalıklar askerleri ve sivilleri derinden etkiledi. Savaş öncesinde bölgede kolera yaygınken savaş yıllarında tifüs oldukça fazla insan kaybına sebep oldu. Cephedeki askerler bir taraftan düşman ordularıyla savaşırken diğer taraftan da hastalıkla mücadele etmeye çalıştı. Bu çalışmada, Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcından Bayburt'un Ruslar tarafından işgal edildiği 1916 yılının ortalarına kadarki süreçte Bayburt ve çevresinde ortaya çıkan salgın hastalıklar ve bu hastalıkların askerî ve toplumsal etkileri ele alınmaktadır
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2015İslâm hukûkuna göre sağlık hizmetlerinde mahremiyet hakkı
Şen, Yusuf
Yaşam hakkı, tüm hakların başında gelen Allah'ın en değerli varlık olarak yarattığı her insanın en tabii hakkıdır. Bu hakkın yerine getirilmesinde insan sağlığının korunması ve bunun için gerektiğinde tedavi olunması bir zorunluluktur. Sağlık hizmetleri kapsamında tedavi aşamalarında insan onuruna, şeref ve haysiyetine, şahsiyet haklarına uygun olarak mahremiyetine hassasiyet gösterilmesi yaşam hakkına bağlı sağlık hakkıdır. Bu makalede ahlâkî ve hukukî ilkeler ışığında özel hayatın bir parçası olan hasta mahremiyeti, ihlali ve neticeleri değerlendirilmiştir.
AtıfTR Dizin4
İncele









