Yazarlar
- Kan, Muhammed Enes(9)
- Dursunoğlu, İsmail(8)
- Bulut, Mehmet(6)
- Kapusızoğlu, Mehmet(6)
- Durmuşoğlu, Kurban(5)
- Sadık, Ramin(5)
- Battal, Fetullah(4)
- Uğur, Uçar(4)
- Yazici, Sinan(4)
- Aktaş, Esat(3)
- Aktaş, Yasemin(3)
- Alacadağlı, Esmeray(3)
- Dayı, Özkan(3)
- Yazici, Omer(3)
- Şengün, Hayriye(3)
- Arı, Ari(2)
- Bekir, Seyhan(2)
- Boylu, Emrah(2)
- Dombak, Kübra(2)
- Göktaş, Serdar(2)
- Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar(2)
- Imamoglu, Ilyas Kays(2)
- Isik, Cem(2)
- Kantar, Gokmen(2)
- Keskin, Abdurrahman(2)
- Kizilay, Muhammed Emin(2)
- Kocaoğlu, Fatih(2)
- Kuzu, Mehmet(2)
- Makas, Samet(2)
- Memili, Esra(2)
- Ongan, Serdar(2)
- Ozdemir, Gazi(2)
- Sever, Mehmet(2)
- Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu(2)
- Türkoğlu, Hamdi(2)
- Ustabulut, Mete Yusuf(2)
- Varlı, Abdussamet(2)
- Yavuz, Rabia Burçin(2)
- Çelik, Eyüp(2)
- Abdelazız, Eıd Fathı Abdellatif(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023II. Abdülhamid Dönemi Sünni-Şiî Yakınlaşmasında Müctehid Bir Kaçar Şehzadesinin Rolü: Ebu’l-Mirza Hasan Şeyhurreis-i Kaçar
Yenilmez, Hasan
Avrupa’da XIX. yüzyılda görülmeye başlayan Pan hareketleriyle eş zamanlı olarak Osmanlı coğrafyasında da birbirini takip eden farklı ittihad fikirleri ortaya çıkarmıştır. XIX. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren İttihad-ı Osmanî fikri ile başlayan akabinde zaman, mekân ve şahıslara göre İttihad-ı İslâm ve İttihad-ı Etrak diye devam eden pan hareketleri Osmanlı’nın son döneminde önemli siyaset tarzları olmuştur. Meşruiyet bunalımının görülmeye başlandığı ve hilafet merkezinin daha ön plana çıkarıldığı II. Abdülhamid döneminde ise İttihad-ı İslâm politikası ağırlık kazanmıştır. Osmanlı sınırları dışındaki Müslümanlarla irtibat kurmak, oralardan hanedana, hilafete güç devşirmek ve aynı zamanda Avrupa devletlerinin sömürge faaliyetlerine karşı bir savunma geliştirmek, bir silah olarak kulllanmak için benimsenen bu siyaset elbette Sünnî-Şiî yakınlaşmasında da önemli bir etken olmuştur. Bu çalışmada bir Kaçar şehzadesi ve aynı zamanda bir Şiî müctehid olan Ebu’l-Mirza Hasan Şeyhurreis-i Kaçar’ın (ö. 1921), II. Abdülhamid dönemi ittihad-ı İslâm siyaseti çerçevesinde Sünnî-Şiî yakınlaşmasında nasıl bir rol aldığı ele alınmaktadır. Makalede, müctehid şehzadenin kaleme aldığı terceme-i hal metinlerinden hareketle kısa bir biyografisine yer verilerek ve akabinde de esas olarak II. Abdülhamid idaresi ile irtibatları ve İttihad-ı İslâm risalesi ekseninde ittihad-ı İslâm fikri üzerinde durulmaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Moğol sivil valileri döneminde horasan (1233-1256)
Durmuşoğlu, Kurban
Geçmişten günümüze kadar birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış olan Horasan coğrafyası, idarî anlamda hem zor hem de bir o kadar karışık dönemi Moğol hâkimiyetiyle yaşamıştı. Cengiz Han liderliğindeki Moğollar 1218 yılındaki Ortar hadisesinden sonra Ön Asya’da hâkimiyet kurmaya başlamışlardı. Cengiz Han’ın önderliğinde başlayan bu süreçte Moğollar, önce Mâverâünnehir ardından İran coğrafyasında Hârezmşâhlara ağır bir darbe vurmuş ve bölgeyi ele geçirmişlerdi. Bu süreç, aynı zamanda İran’a bağlı idarî bir bölge olan Horasan coğrafyasını da Moğol istilâsına maruz bırakmıştı. Büyük bir yıkımdan sonra ele geçirilen Horasan coğrafyası, Moğol idaresine boyun eğmek zorunda kalmıştı. Horasan coğrafyası, Moğol toprağı hâline geldikten sonra Cengiz Han’ın ülüşüne dâhil edilmemişti. Bu bölge bütün Moğollar için müşterek bir toprak parçası olarak yönetilmeye başlamıştı. Dolayısıyla bu durum Horasan coğrafyasında bütün Moğol şehzâdelerinin hak iddia ettiği, idarî anlamda karışık bir yapıyı ortaya çıkarmıştı. Bu sebeple Moğollar, Horasan coğrafyasına hâkim olduktan sonra bölgede idarî anlamda birtakım yeni uygulamaları hayata geçirmeye başlamıştı. Bu bağlamda Horasan coğrafyası, Cengiz Han döneminde askerî valilerle idare edilmişti. Ancak Horasan coğrafyasında özellikle Hârezmşâh etkinliğinin kırılamaması yüzünden bu sistem başarılı olmamıştı. Bu yüzden Cengiz’in ölümünden sonra onun ardılları döneminde Horasan’da aynı sistemin benimsenmediği görülmektedir. Cengiz Han’dan sonra tahta geçen Ögedey Han ile başlayan süreçte, Horasan coğrafyasında sivil valiler üzerinden yeni bir idarî yapı ortaya çıkmıştı. Bölgede görev alan sivil valiler, müşterek bir toprak parçası kabul edilen Horasan coğrafyasını merkez Karakorum adına idare etmişlerdi. Moğol hanı tarafından bölgeye atanan bu valiler, bölgede yalnız olmamıştı. Bütün Moğol şehzâdeleri Horasan’daki haklarından mahrum kalmamak için valilerle birlikte bölgeye birer temsilci göndermişlerdi. Bu da bölgede bir çıkar çatışmasının ortaya çıkmasının yanı sıra idarî anlamda da hakimiyet kurmak isteyen Moğol şehzâdelerinin hâkimiyet mücadelesine sahne olmuştu. Horasan coğrafyasındaki bu karışık durum, Möngke Han’ın kardeşi Hülegü’yü daha merkeziyetçi bir idarenin kurulabilmesi için Ön Asya’ya görevlendirmesine kadar devam etmişti. Hülegü’nün Ön Asya’da İran merkezli bir Moğol şube devleti olan İlhanlıları kurmasıyla Horasan bir İlhanlı toprağı hâline gelmişti. Böylece artık bölgede bundan sonra İlhanlı idaresi başlamış olacaktı. İlhanlı Devleti’nin kuruluşuna kadar geçen süreçte Horasan’da üç sivil vali görev almıştı. Bu makale, Moğollarda Ögedey Han döneminden itibaren Horasan’da görev alan Cin Timur, Körgüz ve Argun Aka’nın valiliklerini dönemin çağdaş kaynakları üzerinden incelemekte; ayrıca Moğollar döneminde Horasan’ın sivil valiler tarafından nasıl idare edildiğine dair bilgi vermektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kilikya ermenilerinin çukurova’daki iktisadî faaliyetleri
Aktaş, Yasemin
Kilikya olarak da isimlendirilen Çukurova, stratejik konumundan dolayı tarih boyunca önemli bir bölge oldu. Bu coğrafyaya hâkim olmak isteyen birçok devlet ve topluluğun içinde Ermeniler de vardı. Ermeniler, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’daki yer değişimi neticesinde Çukurova’ya geldiler ve bölgede kendi hakimiyetlerini sağlamaya çalıştılar. Siyasî ilişkilerin yanında varlıklarını gösterebilme adına iktisadî kalkınmaya önem verdiler. İktisadî başarıyla da bölgedeki siyasî varlıklarını daha sağlam zemine oturtmaya çaba sarf ettiler. Bu kapsamda verimli ve zengin Çukurova topraklarını amaçlarına uygun olarak kullandılar. Bu zenginlikten en üst düzeyde fayda sağlamaya çalışan Ermeni hânedân liderleri, tarım ve hayvancılıktan madenciliğe kadar birçok iktisadî girişimde bulundular. Bu şekilde hem bölgeye dikkat çekmeyi hem de söz konusu zenginlikten siyasî noktada bir sonuç almayı hedeflediler. Ermeniler, bu kapsamda bölgenin her türlü ürününü ticarileştirdiler. Ayrıca başta Ceneviz ve Venedik olmak üzere çeşitli tüccar gruplarına yönelik iskân ve vergi muafiyeti tanıdılar. Böylece Çukurova’nın ticarî potansiyelini artırmaya yönelirken bölge ticareti ve ticaret yollarını da kendi kontrollerine almak için uğraş verdiler. Bu girişimlerini kanunlarla da destekleyen Ermeniler, kanunnâmeler ilan etiler. Böylece ticarî alanda düzen sağlayıp daha fazla gelir elde etmeyi amaçladılar. Bu çalışma, Kilikya Ermenilerinin XI. yüzyılın sonunda bölgeye gelip yerleşmelerinin akabinde söz konusu iktisadî kalkınma konusunda neler yaptığını ve hangi faaliyetlerde bulunduğunu ele almaktadır.
- MakaleAçık Erişim2023İnanç Duygusal Bağlılığı Etkiler mi? Etkileşim Adaletinin Rolü
Battal, Fetullah; Öz, Halil Hakdan
Bu çalışma ruhsal liderliğin inanç boyutuyla duygusal bağlılık arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide etkileşim adaletinin aracılık rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda kullanılmak üzere araştırma evrenini oluşturan Bayburt’ta Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilkokullarda görev yapan öğretmenlere anketler çevrimiçi olarak gönderilmiştir. Elde edilen 263 veriye IBM SPSS 21.0 ve AMOS 24.0 istatistik programları vasıtasıyla araştırma modeli doğrultusunda frekans analizi, DFA (doğrulayıcı faktör analizi), güvenilirlik analizi, korelasyon analizi ve YEM (Yapısal eşitlik modeli) analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre araştırmadaki tüm değişkenlerin birbirleriyle anlamlı, orta düzeyde ve pozitif bir ilişkisi bulunmaktadır. Ayrıca ruhsal liderliğin inanç boyutu duygusal bağlılığı anlamlı ve pozitif bir şekilde etkilemekle beraber, etkileşim adaletinin bu etkide kısmi aracılık rolü bulunmaktadır. Bu bulgular ışığında araştırmadaki tüm hipotezler kabul edilmiştir. Son olarak sonuç ve tartışma bölümünde elde edilen sonuçlar ile literatür karşılaştırılmıştır. Ayrıca araştırma sonuçlarından hareketle yöneticilere ve bundan sonraki araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
- MakaleAçık Erişim2023Ortak Kimlik Hafızasının Oluşturulma Sürecinde Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları: Gümüşhane Örneği (1933-1940)
Uğur, Uçar
Millî Mücadele’nin başarılı bir şekilde sonuçlanmasının ardından Türk Devleti’nin siyasi rejiminin adı 29 Ekim 1923 tarihinde konulmuştur. Cumhuriyet, sadece bir devlet şeklini değil aynı zamanda Anadolu İhtilali ile ilk yapraklarını açan Türk tarihinin temelini oluşturmaktadır. Cumhuriyet, Türk milletinin hem siyasi rejimi hem de yaşama iradesidir. Bu durumun en önemli göstergesi ise Cumhuriyet’in ilanının bayram olarak kutlanmasıdır. Cumhuriyet’in ilanı kutlama törenleri hem yurtiçinde hem de yurtdışı temsilciliklerinde büyük bir coşku içerisinde gerçekleşmiştir. Gümüşhane’de de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları halk tarafından bayram havasında kutlanmıştır. Cumhuriyet kutlamaları, genel merkez tarafından belirlenen program dâhilinde gerçekleşmiş ve bu törenler inkılâpların yerleşmesi hususunda çok önemli görevleri yerine getirmiştir. Bu kutlamalar ile Cumhuriyet’in önemi her kesimden halka anlatılarak halkın yeni siyasi rejim hakkında bilgi sahibi olması sağlanmıştır. Böylece bayram kutlamaları, halkın kaynaşması ve millî değerleri yakından tanıyarak benimsemesi için en iyi araç görevini üstlenmiştir. Gümüşhane’de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları toplumsal birlikteliği sağlayarak ortak bir kimlik hafızası oluşturmuştur. Bahse konu olan kutlamalar sayesinde siyasi rejime karşı halkın duyguları güçlendirilmiştir. Bu çalışmada 1933-1940 yılları arasında Gümüşhane’de gerçekleştirilen Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları ele alınmaktadır. Çalışmanın hazırlanmasında belirlenen tarihler arasında Gümüşhane’de yayınlanan yerel gazeteden, Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi’nden, süreli yayınlardan, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.
- Derleme MakaleAçık Erişim2023THE EVOLUTION OF CUSTOMER CITIZIENSHIP BEHAVIOR RESEARCH: SYSTEMATIC REVIEW AND BIBLIOMETRIC ANALYSIS
Sunaoglu, Serife Kazanci; Özdemir, Neslisah
Customer citizenship behavior has been a remarkable concept in recent years, particularly in service research, due to the numerous benefits it provides from both the customer and the company's perspectives. This study aims to give a comprehensive view utilizing bibliometric methodologies and to provide a systematic evaluation of the growing literature on customer citizenship behavior. In this vein, a systematic review was conducted by applying content and bibliometric analysis to 151 emprical research articles in the Scopus database. The findings are discussed under the headings of descriptive overview and bibliometric mapping (year, author, country, journal, citation, keyword), theoretical background, studies used in measurement, methodological approaches (research design, data collection method, population, sample size, sampling method, analysis, industry) and related variables (antecedents, consequences, mediators and moderators). This study contributes to the body of knowledge by clarifying the literature on customer citizenship behavior, presenting the current situation, identifying gaps, and making recommendations for future research.
- MakaleYalnız künye2023Scopus SJRQ3The determinants of non-family employees' turnover intentions in family firms
Yazici, Omer; Memili, Esra; Patel, Pankaj C.; Ramadani, Veland
While research on the organisational behaviour and HRM (i.e., organisational identification, justice, commitment, and turnover intentions) in family business contexts has been advancing, the empirical investigation of non-family employees’ perceptions is still scarce. Drawing upon family business-influenced literature and organisational identification, justice, and commitment theories, we explore the determinants of non-family employees’ turnover intentions. Specifically, we examine the impact of non-family employees’ family firm identification and perceived justice on family firm commitment, in turn affecting turnover intentions. Furthermore, we examine the moderation effects of perceived family influence on these links. Our findings demonstrate that non-family employees’ family firm identification and perceived justice positively affect their family firm commitment, which in turn lowers turnover intentions. While family firm commitment mediates the relationship between family firm identification and turnover intentions, perceived family influence moderates the mediation effects of family firm commitment between family firm identification and turnover intentions. 2023 Inderscience Enterprises Ltd.
AtıfScopus1İncele
- MakaleYayıncıda açık erişim2023Scopus SJRQ1Examining the attitudes of sexually abused and non-abused individuals towards marriage in terms of ambivalent sexism
Çelik, Eyüp; Dombak, Kübra; Kaya, Mehmet; Sahranç, Ümit; Makas, Samet; Koçak, Lokman; Takunyacı, Mithat; Bekir, Seyhan
The research aims to examine the attitudes of individuals who are victims of abuse and those who are not towards marriage in terms of ambivalent sexism. The research study group consists of 718 individuals between the ages of 18–48. Research data were collected with the Inonu Marriage Attitude Scale and Ambivalent Sexism Inventory. As a result of the correlation analysis, it was concluded that the marriage attitude was positively and significantly correlated with hostile and protective sexism. However, since the relationship between hostile sexism and attitudes towards marriage is lower than that of protective sexism, hostile sexism was not included in the model as a control variable. In the covariance analysis, it is seen that protective sexism and sexual abuse predict the attitude towards marriage at a statistically significant level. In addition, when the effect of sexual abuse on the attitude towards marriage was examined by controlling the protective sexism variable, it was found that it was statistically significant without the effect of sexism. According to the findings, it was determined that individuals who were not victims of sexual abuse had higher attitudes towards marriage than those who were victims. Copyright:
AtıfScopus4WoS5OpenAlex4İncele
- MakaleAçık Erişim2022Türkiye ile balkan ülkeleri arasında işgücü akışkanlığı ve sosyal güvenlik sözleşmeleri
Bulut, Mehmet
Uluslararası göçün en önemli sonuçlarından birisi ülkeler arası işgücü akışkanlığıdır. Uluslararası göçün niteliği ve göç edilen ülkenin iktisadi, sosyal ve kültürel yapısı, yer değiştiren işgücünün etkisini olumlu veya olumsuz yönde belirleyebilmektedir. Söz konusu işgücü akışkanlığı nedeniyle ortaya çıkması muhtemel sorunların ulusal mevzuat ile çözümlenmesi tam olarak mümkün olmayabilmektedir. Bu noktada uluslararası sözleşmeler etkin bir role sahiptir. İşgücü hareketliliği sonucunda uluslararası düzeyde çözüm bulunması ve hak kayıplarının önlenmesi gereken hususlardan birisi de sosyal güvenliktir. Türkiye ile Balkan ülkeleri arasında tarihi ve coğrafi açıdan önemli bir bağ bulunmaktadır. Dolayısıyla bu ülkeler arasındaki işgücü akışkanlığının boyutunun ortaya konulması ve imzalanmış ikili sözleşmelerin değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Mevcut durumda Türkiye, Balkan ülkelerinden Bosna Hersek, Arnavutluk, Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Hırvatistan, Romanya ve Macaristan ile ikili sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamıştır. Makalemizde, ilk defa bir akademik çalışmada, Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile olan işgücü akışkanlığı temelindeki ilişkileri ve sosyal güvence işbirlikleri değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2022Türkiye’de Etik Liderlik ve Etik Kodlar Üzerine Yapılan Lisansüstü Tezlerin Analizi: Sistematik İncelemeye Yönelik Nitel Çalışma
Battal, Fetullah; Seyrek, Emre
Bu araştırma Türkiye’de 2006-2022 yılları arasında yazılan etik liderlik ve etik kodlar konulu lisansüstü tezlerin genel bir örüntüsünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Türkiye Yükseköğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi’nde (YÖKTEZ) 1 Ocak 2022 – 15 Şubat 2022 tarihleri arasında etik liderlik ve etik kodlar anahtar kelimeleriyle yapılan arama sonucunda 151’i etik liderlik ve 11’i etik kodlar olmak üzere toplam 162 lisansüstü teze ulaşılmıştır. Araştırmanın evren ve örneklemini oluşturan 162 lisansüstü tez, tür ve sayıları, yayınladığı yıllar, hazırlandığı üniversiteler, alanları, yayın dilleri, danışman unvanları, amaç, kapsam ve yöntem parametreleri çerçevesinde sistematik derlemeye dayalı analiz edilmiştir. YÖK TEZ ’den elde edilen verilere betimsel analiz ve içerik analizi uygulanarak araştırma soruları kapsamında yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda en fazla lisansüstü tezin 2019 yılında yazıldığı tespit edilmiştir. Lisansüstü tezlere en çok Dr. Öğr. Üyesi unvanlı akademisyenlerin danışmanlık yaptığı fark edilmiştir. Lisansüstü tezleri yayınlandığı dil bakımında ele alındığında en çok Türkçe olarak yayınlandığı anlaşılmıştır. Lisansüstü tezler amaç kapsam ve yöntem bakımından ele alındığında ağırlıklı olarak eğitim öğretim ve işletme alanında yer alan örgütsel davranış konuları ile ilişkilendirildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sistematik derleme ve değerlendirme üzerinden yapılması açısından önem arz etmenin yanı sıra ulusal literatüre katkı sunması açısından çalışmanın değerini artırmaktadır.
AtıfOpenAlex3TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2022Covid-19 Küresel Salgınının (Pandemi) Türkiye’nin Göç Yönetimine Etkisi
Şengün, Hayriye; Emeç, Buminhan
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle milyonlarca Suriyelinin Türkiye’ye gelişi, Afrika ülkelerinden ve Taliban örgütünden kaçarak Afganistan’dan gelenler, Türkiye’de göçmen sorunu ön plana çıkarmıştır. Ayrıca Ortadoğu’daki ülkelerin vatandaşlarından, daha iyi koşullarda yaşamak isteyenlerin büyük bir bölümünün, Avrupa’ya gitmek amacıyla veya kalmak için doğrudan Türkiye’ye yönelmesi, göç yönetimini daha önemli hale getirmiştir. Düzensiz göçlerin ülkelerde yarattığı ekonomik, sosyal ve toplumsal sorunlar, küresel salgın gibi olağanüstü dönemlerde daha da artmaktadır. 2019 yılı sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkarak kısa bir sürede tüm dünyaya yayılan ve küresel pek çok soruna neden olan Covid- 19 küresel salgınını önlemek amacıyla, Türkiye’de ve uluslararası düzeyde alınan önlemler, Türk vatandaşlarının yanı sıra statüsü; göçmen, geçici koruma kapsamındaki yabancı veya sığınmacı olsun, bütün yabancıları büyük ölçüde etkilemiştir. Bu çalışmada, Covid-19 küresel salgınının Türkiye’deki göç yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, literatür taraması yapılıp, istatistiki raporlar kullanılarak, Türkiye’nin göç yönetimi, göç yönetiminin küresel salgından etkilenme düzeyi ve çözüm önerileri tartışılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı; Biyolojik Terör, Kent Sağlığı ve Güvenliği
Alacadağlı, Esmeray
Biyolojik terör; hedefi sivil halk olan ve biyolojik silahlar kullanılarak gerçekleştirilen bir terör eylemidir. Bu terör eylemleri sonrasında, birey/toplum sağlığı ve güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan hastalıklar ve ölümler ortaya çıkar. Bu tehditlerin önlenmesi için, devletçe, ilgililerle işbirliğiyle çalışacak şekilde tüm yasal ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekir. Güvenlik, insanlar için en temel ihtiyaçlardan biridir. Kentler, devletler de insanların bu konudaki gereksinimlerini gidermeye yönelik faaliyetlerin, örgütlenmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlar, buralarda hem kendilerinin hem de yaşam alanlarının, kentlerin, güvenliğini sağlayacak yapı ve örgütleri oluşturmuşlardır. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı (RSHMB), 1928 yılında kurulmuştur. Halk ve çevre sağlığını koruma amacıyla kurulan kurum, 2012’de yeniden yapılandırılmıştır. Bu yıla kadar Başkanlık; Merkez ve yedi bölge müdürlüğünden oluşan teşkilatı, çevre, halk sağlığı, aşı, serum üretimi alanındaki referans laboratuvarları, halk sağlığı okulu ile; sağlık alanında, tek araştırma ve geliştirme kurumu olarak hizmet sunmuştur. Bu çalışma; kent sağlığı ve güvenliği açısından da büyük tehdit oluşturan biyolojik ajanların, biyoterorizmin yaratacağı tüm risk ve tehditlere karşı korunmada, RSHMB’nın yeri ve önemini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Verilerin sağlanmasında, literatür taramasından ve RSHMB arşivinde yer alan belgelerden yararlanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2022Ergenlerde Şiddet Eğilimi: Cinsiyet, Sosyal Sorun Çözme ve Duygusal Zekânın Rolü
Altun, Fatma; Özyazıcı Kuzur, Öykü; Çoğalan, Yılmaz; Özaydın, Betül Banu; Özgöl, Mustafa; Yılmaz, Sibel Eyüboğlu
Türkiye’de okul ortamında görülen şiddetin giderek arttığı ve şiddet eğiliminin sıklıkla ergenlik döneminin gelişimsel özellikleri ile ilişkili bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle ergen bireylerin şiddet eğilimlerinin incelenmesi önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı ergenlerde şiddet eğiliminin açıklanmasında cinsiyet, sosyal sorun çözme ve duygusal zekânın rolünün incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini 400 ergen birey oluşturmaktadır. Araştırmada Bilgi Formu, Şiddet Eğilimi Ölçeği, Sosyal Sorun Çözme Envanteri ve Duygusal Zekâ Özelliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonuçları cinsiyet, sosyal sorun çözme ve duygusal zekâ değişkenlerinin katılımcıların şiddet eğilimi düzeylerini %19 oranında açıkladığını göstermiştir. Ergenlerin şiddet eğiliminin incelendiği regresyon analizi sonucunda, cinsiyet, sosyal sorun çözmenin bazı alt boyutları (negatif sorun yönelimi, dürtüsel-özensiz sorun çözme tarzı ve kaçıngan sorun çözme tarzı) ve duygusal zekânın bazı alt boyutlarının (iyi oluş, duygusallık ve sosyallik) anlamlı yordayıcılar olduğu tespit edilmiştir. Özellikle erkeklerde ve sosyal sorun çözme becerilerinde negatif tarzları kullanan kişilerde şiddet eğiliminin daha fazla görülebileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca bu çalışmanın bulgularına göre gelişmiş duygusal zekâ özeliklerinin de şiddet eğilimine yönelik koruyucu faktörler arasında olduğu söylenebilir.
AtıfOpenAlex2
İncele - MakaleAçık Erişim2022Türkiye’de Öz Düzenleme ile İlgili Yapılan Araştırmalardaki Genel Eğilimlerin İncelenmesi
Tutkun, Cansu; Filiz, Tunahan; Akbaba, Fikrinaz Damla
Bu araştırmanın amacı Türkiye’de öz düzenleme ile ilgili yapılan araştırmaların incelenmesi ve bu alanda nasıl bir eğilim olduğunun ortaya konulmasıdır. Araştırma kapsamında 2000-2020 yılları arasında gerçekleştirilen ve amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 295 araştırma analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öz düzenlemeye yönelik araştırmaların 2010 yılı ve sonrasında büyük bir artış gösterdiği, örneklem büyüklüğü açısından en fazla 101-300 örneklem grubuyla, en fazla üniversite öğrencileriyle, en az ilkokul düzeyinde çalışıldığı ayrıca en fazla nicel çalışmaların, en az ise nitel çalışmaların yapıldığı saptanmıştır. Araştırmalardan elde edilen en önemli sonuçlardan biri çok fazla eğitim programlarının uygulanmadığı ve eğitimlerin sınırlı kaldığı, eğitim programlarını çoğunlukla araştırmacıların uyguladıkları, öğretmenlerin ise eğitim programlarının uygulayıcısı olarak çok fazla yer almadıkları yönündedir. Araştırmalardan elde edilen öneriler açısından da öğrencilere öz düzenleme konusunda farklı etkinlik ve bilgilendirme çalışmalarının ayrıca öğretmen, çocuk ve ailelerine yönelik öz düzenleme konusunda eğitim, seminer, konferans düzenlenmesinin önerildiği sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex5TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022COVID-19 Pandemisinde Gün Yüzüne Çıkan Bir Sorun: Regl Yoksulluğu ve Halk Sağlığı Hemşiresinin Sorumlulukları
Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru
Menstrüasyon, bireyler için bedensel, ruhsal ve toplumsal uyum gerektiren bir konudur. Regl olan bireylerin büyük çoğunluğu, aylık menstrual döngülerini sağlıklı ve saygın bir şekilde yönetme konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadır. Menstrüel ürünlere erişimin olmaması durumu olarak tanımlanan regl yoksulluğu, dünyanın birçok ülkesinde bireylerin eğitim, iş ve sosyal yaşamları gibi pek çok alanda dezavantaj yaratan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu konuda tüm dünyada toplum farkındalığını artıran sosyal medya kampanyaları ve vergilerin kaldırılması veya azaltılmasına yönelik bir takım girişimler yapılmaktadır. Regl yoksulluğu, COVID-19 pandemisi ile günümüzde daha görünür hale gelmiştir. Regl yoksulluğu kaynaklı ortaya çıkan eşitsizliklerin yönetiminde, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinin birincil sorumlusu olan halk sağlığı hemşirelerinin eğitim, rehberlik, danışmanlık, savunuculuk ve işbirlikçi rollerini etkin kullanması bir gerekliliktir. Bu derleme çalışmasında ihmal edilmiş ve COVID-19 pandemi sürecinde bireysel ve toplumsal etkileri daha da görünür boyuta ulaşan bir halk sağlığı sorunu olan regl yoksulluğu kavramının, halk sağlığı hemşiresinin rol ve sorumlulukları özelinde proaktif pencereden ele alınması amaçlanmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleYalnız künye2022Scopus SJRQ3Comparative Analysis of Migrant Integration Policies of Turkiye and Selected Countries
Ustabulut, Mete Yusuf; Boylu, Emrah; Basar, Umut
Turkiye's migrant integration policy, which is one of the most migration-receiving countries in the Middle East owing to regional conflicts during the 2000s, is assessed alongside that of other receiving nations in the Migrant Integration Policy Index (MIPEX). These index ranks nations in eight key categories: labor market mobility, family reunion, education, health, political participation, permanent residence, access to nationality, and anti-discrimination. This study examines Turkiye's change in migration policy ratings by comparing the index 2015 and 2020 with six European countries (Germany, Belgium, France, Norway, Finland, Sweden). It is found that there was a significant disparity in index scores between Turkiye and these European countries in the 2015 MIPEX report; however, this difference has narrowed in the 2020 report. Turkiye's migrant integration policy rankings have improved substantially (+17), according to the 2020 report. As a result, Turkiye's policy indicator has increased from slightly unfavourable to halfway favourable . Although this score and increase are not at the desired level, they may indicate comprehensive improvements in Turkiye's integration policies in the following report.
- MakaleAçık Erişim2022The Effects of Urbanization, Life Expectation at Birth and Commercialization on Income Inequality: A Research on the Community of the Independent States and Some Baltic Countries
Gültekin, Omer Faruk
One of the important results of economic development is the development of trade and the increase in welfare. A reflection of the increase in welfare is the prolongation of human life and the increase in urbanization. Through these indicators, societies are expected to develop economically and socially. In this study, as a reflection of welfare, the effect of commercialization, average life expectancy and urbanization on income inequality in the Commonwealth of Independent States countries and some Baltic countries that gained independence after the dissolution of the Soviet Union after 1991 were investigated. In the study, trade openness and the share of countries in world trade representing commercialization, urbanization representing the increase in welfare, and disposable Gini coefficient and market Gini coefficient representing income inequality examined. For the estimations, four models were created and different results were obtained for each model. In the analysis process, descriptive statistics, correlation matrix, multicollinearity, cross-section dependence, heteroscadasticity, autocorrelation tests were applied. Depending on the test results, the Driscoll-Kraay test was applied and the results were estimated. According to the results, it can be said that while commercialization has a positive effect on income inequality, urbanization has a negative effect on income inequality.
- MakaleAçık Erişim2022MARRIAGES IN THE SHADOW OF POLITICS IN THE RUPEN DYNASTY
Aktas, Yasemin
Marriage, which is the smallest structural unit of the society and where the foundation of the family was laid, was made a part of politics by the states and implemented. There are many reasons for attempting marriage between states, and many factors can be listed, such as ending wars, the continuation of peace, acquiring allies, and being able to leave an heir. Starting from the 11th century, in the Rupen dynasty that emerged in cukurava, political marriages were made in order to gain strong allies and dominate the region starting from the baron Constantine. Relationships were established with the Latin kingdoms, the Byzantine state of Nicaea, and the Crusader counties by exchanging daughters. In addition to political and military reasons, the desire of the Crusader counts to obtain financial benefits through dowry was also effective in the marriages, most of which were with the Crusader counts and Latin kings. Marriages, where arbitrariness was not in question, could start and end under certain conditions under the control of the church. In this study, the purposes, processes and termination of marriages performed by the Rupen dynasty that emerged in cukurova were discussed.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - Kitap BölümüYalnız künye2022Scopus SJRQ4Initial Responses to COVID-19 Pandemic in Turkey: General, Financial, and Legal Measures
Göçoğlu, Volkan; Şengün, Hayriye
The COVID-19 pandemic started in Wuhan, China, and spread to almost all over the world in four months. As pandemic cases began to be detected and increased in countries, governments have started to pursue various policies such as closing the city and country borders, social distance practices, the prohibition of going out, and creating herd immunity. Especially with the closure measures implemented, the countries’ financial systems have been adversely affected, and many sectors have suffered losses. On the other hand, the provision of public services in countries has become more complex. Therefore, countries have taken several measures to maintain their public services without interruption. Legal services are one of the essential services affected by this situation. This study deals with the general, financial and legal measures that Turkey has adopted to combat against COVID-19 pandemic. As a result of the study, while the functional features that stand out in the measures are presented, some suggestions are made for a better crisis management.
- MakaleAçık Erişim2022Scopus SJRQ3Comparative Analysis of Migrant Integration Policies of Türkiye and Selected European Countries; [Türkiye ve Seçilmiş Avrupa Ülkelerinin Göçmen Entegrasyon Politikalarının Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi]
Ustabulut, Mete Yusuf; Boylu, Emrah; Başar, Umut
Türkiye’s migrant integration policy, which is one of the most migration-receiving countries in the Middle East owing to regional conflicts during the 2000s, is assessed alongside that of other receiving nations in the “Migrant Integration Policy Index” (MIPEX). These index ranks nations in eight key categories: labor market mobility, family reunion, education, health, political participation, permanent residence, access to nationality, and anti-discrimination. This study examines Türkiye’s change in migration policy ratings by comparing the index 2015 and 2020 with six European countries (Germany, Belgium, France, Norway, Finland, Sweden). It is found that there was a significant disparity in index scores between Türkiye and these European countries in the 2015 MIPEX report; however, this difference has narrowed in the 2020 report. Türkiye’s migrant integration policy rankings have improved substantially (+17), according to the 2020 report. As a result, Türkiye’s policy indicator has increased from “slightly unfavourable” to “halfway favourable”. Although this score and increase are not at the desired level, they may indicate comprehensive improvements in Türkiye’s integration policies in the following report.
AtıfOpenAlex2TR Dizin3
İncele
