Yazarlar
- Kan, Muhammed Enes(9)
- Dursunoğlu, İsmail(8)
- Bulut, Mehmet(6)
- Kapusızoğlu, Mehmet(6)
- Durmuşoğlu, Kurban(5)
- Sadık, Ramin(5)
- Battal, Fetullah(4)
- Uğur, Uçar(4)
- Yazici, Sinan(4)
- Aktaş, Esat(3)
- Aktaş, Yasemin(3)
- Alacadağlı, Esmeray(3)
- Dayı, Özkan(3)
- Yazici, Omer(3)
- Şengün, Hayriye(3)
- Arı, Ari(2)
- Bekir, Seyhan(2)
- Boylu, Emrah(2)
- Dombak, Kübra(2)
- Göktaş, Serdar(2)
- Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar(2)
- Imamoglu, Ilyas Kays(2)
- Isik, Cem(2)
- Kantar, Gokmen(2)
- Keskin, Abdurrahman(2)
- Kizilay, Muhammed Emin(2)
- Kocaoğlu, Fatih(2)
- Kuzu, Mehmet(2)
- Makas, Samet(2)
- Memili, Esra(2)
- Ongan, Serdar(2)
- Ozdemir, Gazi(2)
- Sever, Mehmet(2)
- Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu(2)
- Türkoğlu, Hamdi(2)
- Ustabulut, Mete Yusuf(2)
- Varlı, Abdussamet(2)
- Yavuz, Rabia Burçin(2)
- Çelik, Eyüp(2)
- Abdelazız, Eıd Fathı Abdellatif(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Kamu Hizmet Motivasyonuna Yönelik Algıları Üzerine Nitel Bir İnceleme
Kan, Muhammed Enes
Bu çalışmanın amacı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü (SBKY) öğrencilerinin kamu hizmet motivasyonu (KHM) algılarının incelenmesidir. Çalışma nitel araştırma desenine göre gerçekleştirilmiştir. SBKY öğrencilerinin KHM algılarını tespit edebilmek için öğrencilere kamu hizmetinde çalışmak istemelerinin nedenleri ile KHM’nin alt boyutları olan kamu yararına bağlılık, fedakarlık, kamu politikasına ilgi ve merhamet boyutlarına ilişkin toplam 9 soru yöneltilmiştir. Elde edilen veriler nitel araştırmalarda sıklıkla kullanılan bir veri analiz yöntemi olan içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre SBKY öğrencilerinin kamu hizmetlerinde görev yapma isteklerinde en fazla etkili olan güdü, devlete ve millete hizmet etmektir. Öğrencilerin birçoğu kamu yararını bireysel menfaatlerine tercih edeceklerini, kamu hizmetlerinin yürütülebilmesi için her türlü fedakarlığı yapabileceklerini ve vatandaşlarla empati yaparak onlara her türlü sorunlarında ne pahasına olursa olsun yardımcı olabileceklerini ifade etmişlerdir. Öğrencilerin öğrenim gördükleri bölümün de etkisiyle kamu politikasına ve politika süreçlerine güçlü bir ilgi duyduğu ve ülke gündemini yakından takip ettiği de çalışmanın önemli bulgularından biri olmuştur. Tüm bunlar SBKY öğrencilerinin KHM’nin tüm alt boyutlarına yönelik yüksek bir algı düzeyine sahip olduğunu ve KHM düzeylerinin yüksek olduğunu göstermektedir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2026Azerbaycan-suriye ilişkileri (1991-2025)
Sadık, Ramin
1991 yılında bağımsızlığını yeniden sağlayan Azerbaycan, kısa sürede dünya devletleri tarafından tanınmış ve çok sayıda ülkeyle ikili diplomatik ilişkiler tesis etmiştir. Kuşkusuz Azerbaycan açısından Ortadoğu coğrafyası da stratejik ve kültürel bakımdan önem arz eden bir bölge olarak öne çıkmıştır. Laik bir yapıya sahip olmasına rağmen Müslüman kimliğini koruyan Azerbaycan, bu yönüyle Ortadoğu ülkeleriyle doğal bir yakınlık içerisinde olmuştur. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde özellikle Ortadoğu’nun kuzey kesimleriyle Azerbaycan arasında derin tarihi ve kültürel bağlar oluşmuştur. Nitekim söz konusu bölgeler tarih boyunca Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safeviler gibi çeşitli Türk hanedanlıklarının hâkimiyetinde bulunmuştur. Bağımsızlığını kazandıktan sonra Azerbaycan, Ortadoğu bölgesindeki İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün gibi ülkelerle diplomatik ilişkiler kurmuştur. Bu kapsamda Suriye ile diplomatik ilişkiler 28 Mart 1992 tarihinde tesis edilmiştir. Azerbaycan ile Suriye arasındaki ilişkiler, 2011 yılına kadar hem ikili düzeyde hem de Birleşmiş Milletler ile İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası örgütler çerçevesinde gelişme göstermiştir. 2011 yılında ise Arap Baharı’nın Suriye’yi etkilemesi ve ülkede iç karışıklıkların başlamasıyla birlikte, iki ülke arasındaki ilişkiler yavaşlamış ve zamanla tamamen durmuştur. 2015 yılından, Beşar Esad’ın görevden ayrıldığı 2024 yılının sonlarına kadar olan dönemde ise Azerbaycan ile Suriye arasındaki diplomatik ilişkiler tamamen kesilmiştir. Bu çalışmada Azerbaycan-Suriye ilişkileri ele alınmakta olup, konuya dair gerek Azerbaycan’da gerekse Türkiye’de kapsamlı ve bütüncül bir akademik incelemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu eksiklikten hareketle, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler çeşitli kaynaklar doğrultusunda incelenmiş ve tarihsel gelişim süreciyle birlikte değerlendirilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026Türkiye’de Demokrat Parti Döneminde Kadınların Siyasette Temsili
Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu
Bu çalışmanın amacı, Demokrat Parti döneminde kadın temsil düzeylerinin ve kadın temsilinin düşmesinin sebeplerini ortaya koyabilmektir. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren kadın hakları üzerine yapılan tartışmaların temel gündem maddesi kadınların seçme ve seçilme hakkına kavuşmasıdır. 1930’lu yıllarda dünyadaki birinci dalga feminist hareketin de etkisiyle kadınların temsil hakkına sahip olması temel demokrasi sembollerinden biri haline gelmiş, nitekim 1935 yılında gerçekleşen seçimlerle kadınlar Meclis’te yer almışlardır. Bununla birlikte, 1940’lı yıllarda çok partili hayatın tesis edilmesiyle temel demokrasi göstergeleri değişmiş ve kadın temsilinin sembolik anlamı birtakım liberal unsurlarla ikame edilmiştir. Demokrat Parti iktidarında, kadın hareketinin ikinci planda kaldığı bir siyasal atmosferde, kadın temsil düzeylerinde de ciddi bir düşüş söz konusu olduğu görülmektedir. Çalışmada Demokrat Parti yönetiminin kadın hareketine şekilsel düzeyde yaklaşmanın ötesine gidememesinin ve siyasette aktif görev alan kadınların bu dönemde mevcut ataerkil siyasi yapının güdümünde hareket etmesinin kadın temsil düzeylerinin düşük kalmasına kaynaklık ettiği sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak siyasette kadın temsil oranlarının düşüklüğüne ve ataerkil siyaset tarzının benimsenmesine neden olan unsurlar incelenmektedir. Konunun kapsamı ve katmanlı yapısı gözetildiğinde tarihsel süreç, Demokrat Parti merkeze alınarak kısıtlanmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ3Osmanlı Taşrasında Asayişin Sağlanmasında Örnek Bir Uygulama: Canik Sancağında Gürcü Sürgünü [1887-1895]
Aktaş, Esat
Osmanlı Devleti, toplumsal huzuru ve asayişi sağlayabilmek için birçok tedbire başvurmuştur. Bu tedbirlerden biri de huzuru bozanların sürgüne gönderilmesidir. Sürgün cezasının uygulandığı kesimlerden biri, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın etkisiyle Batum ve çevresinden Trabzon Vilayeti sınırlarına gelen Gürcülerdir. Vilayet genelinde Gürcülerin kalabalık olarak iskân edildiği yerler, Canik sancağına bağlı Ünye ve Fatsa ile merkeze bağlı Ordu kazalarıdır. Bu bölgeye iskân edilmeleriyle birlikte geldikleri yerdeki yaşam biçimlerini sürdürmeyi isteyen Gürcülerden bazıları, eşkıyalık faaliyetlerinde aktif rol almış ve yerli halka da büyük zarar vermiştir. Yerel makamların girişimleriyle bu zararın engellenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla Ünye başta olmak üzere Fatsa, Terme ve Ordu kazasındaki Gürcülerin ileri gelenlerinden eşkıya ile bağlantısı olan bazı kişi ve aileler, 1887 yılında padişah iradesiyle Sivas, Kastamonu, Ankara, Konya ve Erzurum gibi farklı vilayetlere sürgün edilmiştir. Sürgünlerden birkaçı resmî makamların izniyle yer değiştirirken önemli bir kısmı da firar ederek geri dönmüştür. Geri dönüp eşkıyalığa devam edenler ise ikinci defa sürgüne tabi tutulmuştur. Bu çalışmada, Osmanlı Arşivi’nde bulunan belgeler üzerinden sürgüne tabi tutulanların sürgün sebepleri, nasıl ve nerelere sürgün edildikleri, sürgün yerlerinden firar edip etmedikleri tespit edilmeye çalışılacaktır.
- MakaleAçık Erişim2026Millî Mücadele Dönemi’nde Dinî Nitelikli Bir Ayaklanma: Şeyh Eşref İsyanı
Uğur, Uçar
Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve Anadolu’daki işgallerin artmasıyla birlikte, yerel direniş hareketleri de güçlenmiştir. Merkezî ve yerel otoritenin zayıflaması iç isyanları da beraberinde getirmiştir. 1919 yılında Bayburt’ta meydana gelen isyan bu mahiyettedir. Kendisini peygamber ilan eden Şeyh Eşref, dinî ve siyasî bir liderlik üstlenmiş ve bölgedeki halkı organize etmiştir. İsyan, merkezî otoriteye karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıkmış ve Şeyh Eşref’in nüfuzu, yerel yönetimler tarafından tehdit olarak algılanmıştır. Mustafa Kemal’in nutuklarında bu olaya değinmesi, isyanın ulusal bağımsızlık Mücadelesi bağlamındaki önemini ortaya koymaktadır. İsyanın başlangıcı, Şeyh Eşref’in dinî söylemleri ve halk üzerindeki etkisiyle şekillenmiştir. İsyan kısa sürede Bayburt, Gümüşhane ve Trabzon’a kadar yayılmıştır. Özellikle dinî telkinlerle mürit toplayan Şeyh Eşref, zamanla tehlike arz etmeye başlamıştır. Yaşanan gelişmeler üzerine yerel yöneticiler bu faaliyetlere son vermek için harekete geçmiştir. İsyanın bastırılması için gerçekleştirilen askerî harekât ile 25 Aralık 1919 tarihinde çatışmalar başlamış ve Şeyh Eşref tüm uyarılara rağmen teslim olmamıştır. Bunun sonucunda şeyh öldürülmüş, müritleri de teslim olmuştur. İsyanın bastırılması sırasında biri binbaşı olmak üzere 18 asker şehit olmuş, 43 kişi de yaralanmıştır. Çalışma ele alınırken öncelikle Osmanlı Arşivi kaynaklarından, süreli yayınlardan, telif ve tetkik eserlerden yararlanılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Sporda Yumuşak Güç Kullanımı: Suudi Arabistan Örneği
Turkmen, Mutlu; Oğur, Yekta Göksel
Bu araştırma, Suudi Arabistan’ın spor alanındaki yumuşak güç kullanımını inceleyerek, ülkenin spor stratejileriyle küresel imajını güçlendirmeye yönelik çabalarını ortaya koymaktadır. Yumuşak güç kavramı, ülkelerin uluslararası alanda askeri veya ekonomik baskılara başvurmadan, kültür, diplomasi, medya ve spor gibi unsurlar üzerinden etki kurma stratejilerini ifade eder. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Veri seti olarak yararlanılan dokümana Play the Game internet sitesi üzerinden erişim sağlanmıştır. İlgili dokümandan elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, Suudi Arabistan’ın spor yatırımları ve organizasyon stratejilerinin sadece sportif başarılar değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini artırmayı amaçlayan uzun vadeli bir planın parçası olduğunu göstermektedir. Özellikle futbol, boks, golf, MMA ve e-spor gibi popüler spor branşlarına yapılan yatırımlar bu planı ortaya koymaktadır. Ayrıca spor organizasyonlarında etkili isimlerin büyük çoğunluğunun erkek olması dikkat çekmektedir. Diğer bir dikkat çekici bulgu, Suudi Arabistan Futbol Federasyonunun iki uluslararası futbol federasyonu, kırk beş ulusal futbol federasyonu ve altı futbol kulübü ile ortaklık anlaşması imzalamasıdır. Bu stratejilerin ne kadar başarılı olacağı ve kadınların spora katılımı konusunda atılan adımların etkili olup olmayacağı ise gelecekte yapılacak araştırmalarla daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilecektir.
- MakaleAçık Erişim2026Educational Institutions Opened by Tsarist Russia in Azerbaijan in the XIXth Century within the Framework of Russification and Assimilation Policy
Sadık, Ramin
Azerbaijan, which fell under the occupation of Tsarist Russia at the beginning of the XIX century, faced the Russification and assimilation policy of the administration in cultural terms as well as being exploited in other areas. The Tsarist government tried to tear Azerbaijani Turks away from their past and aimed to assimilate them completely as an ultimate goal. The primary way of this was to raise loyal subjects in the region. In this context, the administration first tried to attract the nobles of the region and implemented a social engineering programme by providing Russian education to their children. For the implementation of this policy, the government considered it important to open state schools. Therefore, the administration started to establish state schools with the aim of Russification and assimilation of the people. The aim of this study is to determine that Tsarist Russia opened state schools in Azerbaijan in the XIX century with the aim of Russification and assimilation of the population. In this context, document analysis, which is a qualitative research method, was used in the study. During the study, the published archival documents containing the laws of the Tsarist administration were reviewed, the news of the Kavkaz newspaper on the subject and the Caucasus Calendar published every year were examined, as well as the information in first and second-hand sources were evaluated and used during the writing.
- MakaleAçık Erişim2026Türk Siyasetinde Etik: Realist Machiavellizm mi? Normatif Kantçılık mı?
Kapusızoğlu, Mehmet
Bu çalışma, Türk siyasetinin etik/ahlaki temellerini Niccolò Machiavelli’nin siyaset felsefesi ile Immanuel Kant’ın evrensel ahlak anlayışı çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelemekte ve 1980 sonrası Türk siyasetinin ve siyasal pratiklerin etik paradigmasını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada betimleyici analiz yöntemi kullanılmış olup, nitel verilere dayalı literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda her iki düşünürün siyaset yaklaşımları temel eserler üzerinden değerlendirilmiş ve metin odaklı yorumlama yapılmıştır. Çalışmada siyasetin etik boyutu realist siyaset ile normatif siyaset açısından ele alınmış; etik-siyaset ilişkisi, iktidar kavramı üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Türk siyasetinin etik boyutu, anayasa metni, yasal mevzuat, ulusal ve uluslararası kuruluşların değerlendirme raporları ve siyasi pratikler üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türk siyasetinde etik söylemlere rastlanmakla birlikte uygulamada rasyonel ve faydacı bir siyaset modelinin öne çıktığını, etik sistemin kurumsal altyapısında eksiklikler bulunduğunu ve siyasal özneler arasında Kantçı normatiflikten ziyade Machiavellist gerçekçiliğin hâkim olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada, etik ilkelerin yalnızca yasal mevzuatta yer almasının tek başına yeterli olmadığı, bu kuralların içselleştirilmesinde siyasal kültür, patronaj ilişkileri, siyasal liderlik ve seçmen davranışı gibi unsurların belirleyici birer etken olduğu vurgulanmıştır. Son olarak, Türk siyasetinin Kantçı etik yaklaşımın evrensel ve normatif ilkelerini gözönünde bulunduran ve Machiavellist realist siyasetin yönetsel ve etkisel güç alanlarını göz ardı etmeyen paradoksal bir etik siyaset modeline ihtiyacı olduğu belirtilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2026MIST Ülkelerinde Jeopolitik Riskin Doğrudan Yabancı Yatırımlar Üzerine Etkisi
Yıldız, Şaduman
Tasarruf oranları düşük olan gelişmekte olan ülkelerde iktisadi büyüme çoğunlukla doğrudan yabancı yatırımlar aracılığı ile artırılabilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlar aracılığı ile ülkeler sermaye birikimini ve istihdamı artırmanın yanı sıra ülkeye teknoloji transferi de sağlayabilmektedirler. Bu çalışmada, yükselen ekonomiler olarak tanımlanan MIST (Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye) ülkelerinde 1985-2023 dönem aralığında jeopolitik riskin doğrudan yabancı yatırımlar üzerine etkisi panel veri analizi kullanılarak araştırılmıştır. Doğrudan yabancı yatırımların bağımlı değişken olduğu model için yapılan eşbütünleşme testi sonucuna göre doğrudan yabancı yatırımlar ve jeopolitik risk arasında eşbütünleşme ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Daha sonra yapılan katsayı tahmin testine göre jeopolitik riskte meydana gelen %1 oranındaki artış doğrudan yabancı yatırımları %0.176 oranında azaltmaktadır. Son olarak çalışmada yapılan nedensellik testi ile de eşbütünleşme testi sonuçları doğrulanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, MIST ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımların artışı jeopolitik riskin düşük olmasına bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bu bulgu, bu ülkelerdeki politika yapıcıların doğrudan yabancı yatırım politikalarını tasarlarken jeopolitik riski dikkate almaları gerektiğini göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Kentli hakları bağlamında kentsel dönüşüm: samsun-canik kuzey yıldızı kentsel dönüşüm projesi örneği
Ersavaş Kavanoz, Suna; Küçükşen, Murat
Kentsel dönüşüme ilişkin kentli hakları temelli çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu iki önemli değişkeni bir arada ele alan bu çalışmada, kentsel dönüşüm uygulamalarının kentli hakları bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, kentli hakları ilke ve değerlerinin kentsel dönüşüme ilişkin politika yapım sürecinde daha bütünsel bir yaklaşım oluşturup oluşturamayacağı sorusu etrafında yapılandırılmıştır. Araştırma alanı, Samsun ili Canik ilçesinde yer alan ve Karadeniz Bölgesi’nin en büyük kentsel dönüşüm projesi olarak kabul edilen “Kuzey Yıldızı Kentsel Dönüşüm Projesi”dir. Araştırma yöntemi olarak nitel ve nicel verilerin bir araya getirildiği karma yöntem yaklaşımı kullanılmıştır. Veri toplama araçları arasında anket, yarı yapılandırılmış görüşmeler, gözlem ve arşiv belgesi inceleme teknikleri yer almaktadır. Toplanan veriler metne aktarılmış ve betimsel analizle birlikte frekans ve oransal dağılım kullanılarak yorumlanmıştır. Çalışmada kentsel dönüşümün on altı farklı kentli hakları değişkeni üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri olduğu bulunmuştur. Araştırma bulguları ışığında, kentsel dönüşümün sosyal boyutunun güçlendirilmesiyle daha bütüncül bir dönüşüm uygulamasının yaratılabileceği, bunun kentlilerin hakları açısından önemli etki ve katkılar sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026Reformist Yönetime Karşı Muhafazakâr Direniş: Mihail Gorbaçov’a Yönelik Darbe Girişimi ve Sonuçları
Sadık, Ramin
Soğuk Savaş döneminde Doğu Bloku’nun başat gücü Sovyetler Birliği, kuruluşundan yıkılışına kadar geçen süreçte, ülke yönetiminde muhafazakâr kanat ile reform yanlılarının kıyasıya mücadele ettiği iktidar mücadelesine şahit olmuştur. Komünist Partisi içindeki muhafazakârlar, partinin toplum üzerinde etkin olmasını, Sovyet ülkesini kapitalist dünyadan koruyan bir araç olarak lüzumlu görmüşlerdir. O nedenle daha sert bir yönetimsel yaklaşım sergilenmesinin gerekli olduğuna kanaat getirmiştir. Buna karşın, halkın sosyal ihtiyaçlarının öne çıkarıldığı bir ekonomik sistemin savunuculuğunu yapan ıslahatçılar, bir yandan partideki kemikleşmiş muhafazakâr klikle mücadele ederken, bir yandan da batılı devletlerle rekabet edebilmek adına daha fazla toplumsal özgürlükleri öne çıkaran bir yol izlemeye çalışmışlardır. Böylece Sovyetler Birliği’nin varlığı boyunca yönetimde bir mücadele yaşanmış; ancak Mihail Gorbaçov dönemine kadar genel olarak muhafazakâr kanat, bu mücadeleden hep başarıyla çıkabilmiştir. Ağustos 1991’de Sovyetler Birliği’nde Mihail Gorbaçov’a karşı düzenlenen darbe teşebbüsü, Sovyet tarihinde muhafazakârlar ile ıslahatçılar arasındaki anlaşmazlık sürecinin yeni bir boyutuydu. Darbe girişimi sırasında toplum ülkede devam etmekte olan ıslahatlardan yana tavrını koyarken, Rusya Federasyonu lideri Boris Yeltsin’in Gorbaçov’dan yana tercihte bulunması teşebbüsün başarısız olmasında etkili oldu. Sonuçta darbe toplum ile Rusya liderliğinin sert direnişiyle püskürtüldü, buna rağmen Sovyetler Birliği’nin hızlı bir şekilde tarih sahnesinden silinme sürecine girdi ve o yılın sonunda feshedildi. Bu çalışmanın ana problemi, Sovyetler Birliği’nde muhafazakâr kanat ile reform yanlıları arasındaki mücadelenin kırılma noktası olan Ağustos 1991 darbe girişimini derinlemesine incelemektir. Bu bağlamda çalışma, darbeyi Sovyetler Birliği yönetiminde muhafazakârlar ile reformistler arasında yaşanan güç mücadelesi perspektifinden ele almaktadır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmış, dönemin Rus ve Türk basını ana kaynaklar olarak incelenmiş, çeşitli birincil ve ikincil kaynaklarla harmanlanarak akademik bir metin haline getirilmiştir. Çalışma kapsamında Mihail Gorbaçov’un başlattığı ıslahatlar, ıslahatların ülkede birtakım değişiklikler meydana getirmesi, bu değişikliklerin ülkeyi yıkıma götürdüğüne inanan Komünist Partisi’nin muhafazakâr kanadının sürece engel olmaya çalışması ve sonuçta Ağustos 1991’de darbe girişiminde bulunması gibi çeşitli başlıklar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma bulguları, muhafazakâr kanadın Ağustos 1991’deki darbe girişiminin; reformist yönetimin başlattığı yeniliklerin yarattığı dönüşüm, dönemin siyasal ve toplumsal koşulları ile Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin ve ekibinin müdahaleleri sonucunda başarısızlığa uğradığını, dahası girişimin birlik cumhuriyetlerini merkezden uzaklaşma eğilimine sevk ederek Sovyetler Birliği’nin dağılmasına giden süreci hızlandırdığını ortaya koymaktadır.
- MakaleAçık Erişim2026Almanya'da Misafir İşçi Anma Kültürü: Gösterişçi Duyarlılık
Yurttaş, Süleyman; Karaca, İlhan
Bu çalışma, Almanya’da son yıllarda giderek daha görünür hâle gelen misafir işçi anma kültürünü ve bu kültürün ardındaki siyasi dinamikleri konu almaktadır. Araştırmanın temel amacı, anma pratiklerini, “gösterişçi duyarlılık” kuramı çerçevesinde eleştirel bir analize tabi tutmaktır. Çalışma, anma kültürünün, geçmişle samimi bir yüzleşmeden ziyade, Almanya’nın güncel siyasi ve ekonomik krizler karşısında kendini “göçe açık” ve “tarihiyle barışık” bir toplum olarak sunma arzusundan kaynaklanan sembolik bir performans olduğunu iddia etmektedir. Araştırmada, doküman analizi kullanılarak yorumlayıcı bir yaklaşım benimsenmiş ve üst düzey siyasi aktörlerin konuşmaları, ırkçı saldırı kurbanlarının ailelerinin kamuya açık platformlarda yer alan açıklamaları ve kurumsal bellek projelerine ilişkin metinler incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, resmî söylem ile yapısal eşitsizlikler arasında derin bir çelişki olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle ırkçı saldırıların anılmasında, Mevlüde Genç gibi mağdurların affedici ve birleştirici mesajlarının devlet tarafından bir “barışma tiyatrosu” çerçevesinde araçsallaştırılarak, kurumsal ırkçılık ve devlet sorumluluğunun nasıl perdelendiği gösterilmiştir. Sonuç olarak çalışma, Almanya’daki anma kültürünün, geçmişin öznelerinin bugünkü yaşam koşullarını iyileştiren somut ve kapsayıcı politikalardan ziyade, ahlaki bir üstünlük kurma ve toplumsal vicdanı rahatlatma amacı taşıyan sembolik jestlere dayandığı ve bu haliyle bir “gösterişçi duyarlılık” pratiği olduğu sonucuna varmıştır.
- MakaleAçık Erişim2026The Fundamental Principles of Ahl al-Sunna: The Views of the Jadidist Shākirjān Hamīdī
Sever, Mehmet
This study explores the theological boundaries and sectarian identity of the Jadīdism (Djadīdism) movement in the Idil-Ural region during the period of modernization through the lens of Shākirjān b. Asad Allāh Ḥamīdī (1878–1922 ?), one of its preeminent figures. While the scholarship on Jadīdism has predominantly focused on its educational and socio-political dimensions, this article addresses a significant lacuna by examining the preservation of Sunnī dogmatic identity within the movement. The research specifically analyzes Ḥamīdī’s seminal works, Iʿtiḳād wa-Iḳtiʿād and Sedjenjel al-Fiḳh, to delineate the theological limits set by the reformers. In terms of methodology, this research employs qualitative inquiry, utilizing text analysis and historical comparison. Centering on primary sources authored in the "New Tatar" Turkic vernacular, the study identifies and evaluates twenty fundamental principles (uṣūl) of Ahl al-Sunna as formulated by Ḥamīdī. These principles are systematically compared with classical Kalām literature and the intellectual legacy of Shihāb al- Dīn al-Mardjānī (d. 1889), the progenitor of religious reform in the region. Furthermore, the study elucidates the process of identity construction within the Jadīdī-Ḳadīmī dialectic, where Ḥamīdī defines the Sunnī self through a descriptive exclusion of "the Other," particularly the Muʿtazila and the Shīʿa.
- MakaleAçık Erişim2026Öğretim elemanlarının üniversitelerde etik algılarının incelenmesi
Kan, Muhammed Enes
Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının üniversitelerde etik algılarının incelenmesidir. Nitel araştırma deseniyle tasarlanan çalışmada veriler, öğretim elemanlarından mülakat yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğretim elemanları üniversitedeki etik dışı uygulamalar konusunda; iş yükünü artıran görevlendirmelere, üniversiteye akademik personel alımı ve ders dağılımı süreçlerine dikkat çekmektedir. Öğretim elemanlarının ilgilenemeyecek kadar fazla sayıda lisansüstü öğrenci danışmanlığı üstlenmesi, öğrencilere karşı ayrımcılık yapılması, derslerin programlanan gün ve saatlerde işlenmemesi konuları ise öğrencilere yönelik etik dışı uygulamalar arasında ön plana çıkmıştır. Öğretim elemanları, etik dışı uygulamaların daha fazla para kazanma, kıskançlık, rekabet, intikam gibi kişisel duygular ve toplumsal yozlaşmanın artmasından kaynaklandığını düşünmektedir. Etik dışı davranışların iş yerinde huzursuzluğu artırdığı, kurumu itibarsızlaştırdığı ve eğitim-öğretimin verimini düşürdüğünü düşünen öğretim elemanları, üniversitelerde liyakatin daha fazla önemsenmesi, vatandaşlara ve kamu personeline etik eğitimi verilmesi ve etik standartların belirlenmesiyle bu eylemlerin azaltılabileceğini ifade etmektedir.
- MakaleAçık Erişim2026Experiences of Primary School Administrators in Relations with External School Stakeholders: A Phenomenal Study
Satir, Selim; Kodan, Hulya
The aim of this study is to reveal the experiences of primary school administrators regarding the functioning of social, cultural, and sports activities in their relationships with out-of-school environmental stakeholders. The study is qualitative in nature and employs a phenomenological research design. The study group consists of school administrators working in primary schools affiliated with the ... District of ... Province during the 2023-2024 academic year. The data were collected using a semi-structured interview form prepared by the researcher. Content analysis was used to analyze the data. The findings indicate that parents contribute in areas such as the provision of tools and materials; however, negative situations were also observed, such as perceiving activities as unnecessary. While the moral support of senior administrators was emphasized, serious problems such as discrimination also came to the fore. The contributions of local governments, such as transportation support, were highlighted; however, issues such as geographical discrimination driven by politics were also noted. Although political parties were found to provide material support to schools, political interference in education was emphasized as a negative experience. In relations with labor unions, material support was highlighted, whereas educational support was emphasized in relations with non-governmental organizations. It was determined that social media contributes positively to the functioning of various activities by increasing visibility, but it also creates negative effects, such as pressure to engage in constant sharing. Various recommendations were presented, including encouraging parents' active participation in social activities and developing support policies to prevent geographical and political discrimination.
- MakaleAçık Erişim2026The Effect of Abusive Supervision on Knowledge-Hiding: The Mediating Role of Machiavellianism and the Moderating Role of Moral Identity among Healthcare Workers
Kilinç, Mehmet
This study aims to reveal the mediating role of Machiavellianism in the effect of abusive supervision on knowledge-hiding behavior and the moderating role of moral identity in the relationship between Machiavellianism and knowledge-hiding behavior. The study adopts the Conservation of Resources (COR) Theory as its theoretical framework. Quantitative data were obtained from 408 healthcare professionals using the survey method. The analyses conducted via SPSS, AMOS, and Process Macro revealed that abusive supervision significantly increases knowledge-hiding behavior (beta = .855) and Machiavellianism (beta = .820). Furthermore, Machiavellianism acts as a mediator in the relationship between abusive supervision and knowledge-hiding. A notable finding is that moral identity acts as a moderator (beta = .134), strengthening the positive effect of Machiavellianism on knowledge-hiding behavior. Considering the analysis results, some suggestions specific to healthcare institutions, healthcare workers, and future studies were presented. Theoretically, this study contributes to the Dark Triad literature by demonstrating how abusive environments trigger resource conservation through knowledge-hiding. Practically, suggestions for preventing toxic leadership and improving ethical climates in healthcare institutions are presented. Health institutions should implement a reward system for employees who demonstrate helpfulness and teamwork to decrease Machiavellian behaviors.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ3Are Geopolitical Risks a Permanent Driver of Global Inflation? Evidence from 1985-2024
Yıldız, Ümit
This study investigates the causal relationship between geopolitical risks and global inflation and examines whether this causal effect, if any, is persistent. To this end, the stationarity of the annual Geopolitical Risk Index (GPR) and global inflation series for the 1985–2024 period was first analyzed using the Lee and Strazicich (2003) two-break unit root test, which concluded that the series are stationary at levels. Subsequently, the data were analyzed using a stationary frequency domain causality approach, revealing a unidirectional causal relationship running from GPR to global inflation at both low and high frequencies. The causality identified at low frequencies indicates that this causal effect is permanent. The findings of the study suggest that mitigating geopolitical risks is of vital importance in the fight against global inflation.
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Perceptions of Electoral Trustworthiness in Turkey a Qualitative Study Based on Political Party Representatives
Kan, Muhammed Enes; Bilgili, Murat Saltuk
Electoral trustworthiness -the safeguarding of electoral processes from distortions, violations, and manipulations- is fundamental to democratic integrity. In emerging democracies such as Turkey, political parties are key actors, shaping and monitoring elections while gaining experience across pre-election, election day, and post-election stages. This study examines political parties’ perceptions of electoral trustworthiness in Turkey through a qualitative provincial case study situated within the Turkish context using semi-structured interviews with provincial, district, and vice-chairs from various parties in a selected province. Data were analyzed via content analysis. Findings suggest that, within the studied province, pre-election concerns involve campaign irregularities, voter pressure, and legislative gaps; election day issues include voter intimidation, limited polling station oversight -especially in rural areas- and challenges for opposition parties in appointing officials and observers; post-election concerns relate to transparency and impartiality of electoral bodies, lack of judicial review over Supreme Election Council decisions, and procedural flaws. These point to an urgent need for reforms and stronger oversight. © The Author(s) 2026. This article is distributed under the terms of the Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 License (https://creativecommons.org/licenses/by-nc/4.0/) which permits non-commercial use, reproduction and distribution of the work without further permission provided the original work is attributed as specified on the SAGE and Open Access pages (https://us.sagepub.com/en-us/nam/open-access-at-sage).
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1Adverse childhood experiences and problematic gambling among young adults: a moderated serial mediation analysis
Yayla, İbrahim Erdoğan; Makas, Samet; Dombak, Kübra; Bekir, Seyhan; Çelik, Eyüp; Arpaci, Ibrahim; Baloglu, Mustafa
Problem gambling is a serious public health issue among young adults today and the literature suggests that adverse childhood experiences may be associated with it. Additionally, difficulties in emotion regulation and self-control may contribute to the association between problem gambling and adverse childhood experiences. Sensation seeking and a family history of gambling may also influence these relationships. Hence, we examined the relationship between adverse childhood experiences and problem gambling among young adults. We analyzed the collected data from 579 young adults (18–29 years old, 67.5% male) via an online survey using a cross-sectional research design. More specifically, we tested the serial mediating roles of difficulties in emotion regulation and self-control, as well as the moderating roles of sensation seeking and a family history of gambling. We found a significant positive association between adverse childhood experiences and problem gambling. Both difficulties in emotion regulation and self-control had significant mediating effects. Sensation seeking and family history of gambling moderated the mediating effects, strengthening the pathways leading to problem gambling at higher levels of sensation seeking and in the presence of family gambling history. These findings indicate that emotion regulation and self-control are important psychological processes in explaining the relationship between adverse childhood experiences and problem gambling. They also suggest that high sensation seeking and a family history of gambling may strengthen the relationships.
- Derleme MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ2SURVEILLANCE OR SUPPORT? A SYSTEMATIC LITERATURE REVIEW OF ARTIFICIAL INTELLIGENCE SUPPORTED PROCTORED ONLINE EXAMS
Ustun, Aysin Gaye; Kayali, Bunyami; Yavuz, Mehmet; Bozkurt, Aras
Proctored online exams have become widespread, especially after COVID-19, increasing exam security and efficiency. In recent years, artificial intelligence developments have increased these systems' importance by expanding their use. Accordingly, this study aims to provide an in-depth understanding of the conceptual structure of artificial intelligence-supported proctored online examination (AI-SPOE) research. Systematic literature review and text mining were used as methods. Thirty-two studies in Scopus and Web of Science databases were analyzed according to the PRISMA technique. While all the studies were examined in the context of content analysis, abstracts and keywords of the relevant studies were analyzed by text mining. The current study found it effective in increasing academic integrity and exam security, but problems such as privacy violations, exam anxiety, and algorithmic biases were encountered. Although methods such as biometric verification and behaviour analysis successfully detect cheating, technical difficulties, and false positives negatively affect the user experience. In the future, more inclusive designs, transparent algorithms, and alternative evaluation methods are suggested. In conclusion, the study emphasizes the potential of AI-SPOE systems and highlights the importance of ethical and technical improvements.
AtıfScopus1OpenAlex1İncele
