Yazarlar
- Kan, Muhammed Enes(9)
- Dursunoğlu, İsmail(8)
- Bulut, Mehmet(6)
- Kapusızoğlu, Mehmet(6)
- Durmuşoğlu, Kurban(5)
- Sadık, Ramin(5)
- Battal, Fetullah(4)
- Uğur, Uçar(4)
- Yazici, Sinan(4)
- Aktaş, Esat(3)
- Aktaş, Yasemin(3)
- Alacadağlı, Esmeray(3)
- Dayı, Özkan(3)
- Yazici, Omer(3)
- Şengün, Hayriye(3)
- Arı, Ari(2)
- Bekir, Seyhan(2)
- Boylu, Emrah(2)
- Dombak, Kübra(2)
- Göktaş, Serdar(2)
- Gülcan, Nazıfe Selcen Pınar(2)
- Imamoglu, Ilyas Kays(2)
- Isik, Cem(2)
- Kantar, Gokmen(2)
- Keskin, Abdurrahman(2)
- Kizilay, Muhammed Emin(2)
- Kocaoğlu, Fatih(2)
- Kuzu, Mehmet(2)
- Makas, Samet(2)
- Memili, Esra(2)
- Ongan, Serdar(2)
- Ozdemir, Gazi(2)
- Sever, Mehmet(2)
- Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu(2)
- Türkoğlu, Hamdi(2)
- Ustabulut, Mete Yusuf(2)
- Varlı, Abdussamet(2)
- Yavuz, Rabia Burçin(2)
- Çelik, Eyüp(2)
- Abdelazız, Eıd Fathı Abdellatif(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2026Scopus SJRQ1The Role of Women's Labor Law and Business Freedom in Achieving Sustainable Development Goals (SDGs) in OECD Countries
Isik, Cem; Ongan, Serdar; Isik, Olcay; Aydin, Rahman; Imamoglu, Ilyas Kays
Business freedom (FR) and women's labor law (WLL) are critical in achieving the SDGs. This research aims to test the effect of these two factors on the SDGs while also considering economic growth and energy efficiency, framing the analysis within the legal, economic, and environmental dynamics of the SDGs holistically. Fourier-augmented PANIC, cross-sectional dependence tests, panel OLS, bootstrap quantile regression, and panel Granger causality tests are applied for this aim. The OLS and bootstrap quantile regression analyses indicate that while FR negatively affects SDG at lower quantiles, these effects turn positive in higher quantiles. This can mean that in countries with high institutional quality, the freedom to do business becomes a tool for supporting sustainable economic development. The WLL has positive effects on SDGs in all quantiles except the 20th quantile. This result clearly shows the decisive role of women's labor rights and legal protections in driving sustainable development. The Granger causality test also supports these results: FR and WLL have a positive Granger causality effect on the SDGs. Additionally, while GDP positively affects SDGs in all quantiles, renewable energy efficiency negatively affects SDGs at low quantiles and has a positive impact at higher quantiles.
AtıfScopus13WoS11OpenAlex12İncele
- MakaleYalnız künye2026Scopus SJRQ2The moderating effects of geopolitical risks on sustainable development through economic complexity and renewable energy consumption in 25 oil-producing countries
Ongan, Serdar; Özdemir, Dilek; Imamoglu, Ilyas Kays; Isik, Cem
Conflicts in controlling or using natural resources, arising from geopolitical risks (GPR), which have become a new normal today, can damage natural ecosystems and threaten sustainable development. In this context, GPR can turn the positive impact of supporting independent variables on sustainable development (SD) into a negative one. This research investigates the moderating effects of GPR on SD through renewable energy consumption (REN) and economic complexity (EC) in 25 oil-producing countries with relatively higher oil-reserve-related risks between 2000 and 2021. The panel quantile regression analysis reveals. (i) While using REN individually improves SD in countries with high SD (in the 80th and 90th quantiles), this improving effect turns to a worsening effect due to its interaction with GPR, which shows the moderating impact of GPR. (ii): While EC individually improves SD across all quantiles, these improving effects persist in countries with low SD (in the 10th, 20th, 30th, and 40th quantiles) even when complexity interacts with GPR, showing that GPR has no moderating impact on SD. Therefore, policymakers should investigate why the interaction of REN with GPR worsens SD in highly sustainable countries and redevelop regulatory renewable energy policies accordingly.
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye ve Azerbaycan’da Güçler Ayrılığı İlkesinin Anayasalar Özelinde Karşılaştırılması
Kantar, Gokmen; Kan, Muhammed Enes
Bu çalışmanın amacı Türkiye ve Azerbaycan’ın güçler ayrılığı ilkesinin görünümünün ve yasama, yürütme, yargıya ilişkin düzenlemelerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası doküman incelemesi yöntemi ile incelenmiş ve nitel araştırmalarda sıklıkla kullanılan içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Makalede elde edilen bulgular Türkiye ve Azerbaycan anayasalarının yasama, yürütme ve yargıya ilişkin düzenlemeleri arasında oldukça büyük benzerlikler olduğunu ortaya koymuştur. Her iki ülkede de yasama yetkisi halk tarafından seçilen meclislere, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına, yargı yetkisi ise bağımsız mahkemelere verilmiştir. Aralarında küçük farklılıklar olsa da her iki ülkede de yasamayı oluşturan milletvekilleri ve yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanında aranan nitelikler açıkça belirtilmiş, yaşa dayalı tecrübe, eğitim seviyesi ve ülke vatandaşı olma kriterlerine önem verilmiştir. Hem Türkiye hem de Azerbaycan anayasasında Cumhurbaşkanına yardımcı bir üst kurul niteliğinde olan Bakanlar Kurulu bulunmasına rağmen, özellikle başında bir başbakanın bulunması, düzenleme yapabilme yetkisinin verilmesi ve anayasada çeşitli görev ve yetkiler açıkça düzenlenmesi açısından Azerbaycan’da Bakanlar Kurulu’na daha özel bir statü verildiği görülmüştür. Anayasaların her ikisinde de yargı bölümlerinde mahkemeler ile hakim ve savcıların bağımsızlıkları anayasal güvence altına alınmış ve özellikle Anayasa Mahkemesi’ne ilişkin düzenlemelere geniş bir yer ayrılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025Türkiye’deki İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve İşgünü Kayıplarının Cinsiyet Temelli Analizi
Ozdemir, Mustafa
Amaç: Bu çalışma, 2018-2022 yılları arasında Türkiye'de iş kazaları, meslek hastalıkları ve işgünü kayıplarını cinsiyet temelli bir yaklaşımla analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, erkek ve kadın çalışanlar arasındaki olay sıklığı ve etkilerindeki farklılıkları anlamayı hedefleyerek bu farkların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) politikalarına nasıl yansıyabileceğini değerlendirmektedir. Yöntem: Çalışmada kullanılan veriler, 2018-2022 dönemine ait Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yayımlanan resmi istatistiklerden elde edilmiştir. Nicel analizde, erkek ve kadın çalışanlar için iş kazaları ve meslek hastalıkları ayrı ayrı incelenmiş; kaza sıklık oranları, toplam iş göremezlik gün sayısı ve sektörel dağılım gibi ölçütler kullanılmıştır. Nitel analizde ise sektör bazlı istihdam desenleri, iş rolleri ve risk maruziyetleri gibi cinsiyet farklılıklarına katkıda bulunan faktörler değerlendirilmiştir. Bulgular: Bulgular, iş kazaları ve meslek hastalıklarının dağılımı açısından belirgin cinsiyet farklılıkları olduğunu göstermektedir. Erkek çalışanların, özellikle fiziksel olarak zorlu işlerin yoğun olduğu inşaat sektöründe daha yüksek iş kazası oranlarına sahip olduğu belirlenmiştir. Kadın çalışanlar ise daha çok sağlık sektöründe yoğunlaştığından, biyolojik ajanlara ve ergonomik sorunlara bağlı meslek hastalıkları ile daha sık karşılaşmaktadır. Ayrıca, iş kazalarının en sık 11:00-11:59 saatleri arasında gerçekleştiği ve erkeklerin iş kazalarından sonra kadınlara kıyasla daha uzun iş göremezlik süreleri geçirdiği tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma, İSG politikalarına cinsiyet eşitliği perspektifinin entegrasyonunun önemini vurgulamaktadır. Özellikle erkeklerin yoğun olduğu inşaat sektöründe güvenlik protokolleri ve eğitimlerin iyileştirilmesi, kadınların yoğun olduğu sağlık sektöründe ise ergonomik önlemler ve sağlık taramalarının yaygınlaştırılması gerekmektedir. Cinsiyet kaynaklı risklerin anlaşılması, daha etkili önleme stratejileri geliştirilmesi ve iş güvenliğinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğrencilerinin Türkiye’de Yolsuzluk Kavramına İlişkin Algılarının Metaforlar Aracılığıyla İncelenmesi
Kan, Muhammed Enes
Devlete ve topluma önemli zararlı etkileriyle bilinen yolsuzluk olgusu dünyadaki birçok ülkenin olduğu gibi Türkiye’nin de önemli problemlerinden biridir. Bu durum çalışmanın temel motivasyon kaynağı olmuş ve çalışmada Türkiye’de üniversite öğrencilerinin “Türkiye’de yolsuzluk” kavramına ilişkin algılarının metaforlar aracılığıyla tespit edilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemleri ile gerçekleştirilen çalışmanın araştırma grubu Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğrencilerinden oluşturulmuştur. Elde edilen veriler NVIVO 14 paket programının da yardımıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışma sonunda elde edilen bulgulara göre öğrenciler Türkiye’de yolsuzluğun oldukça yaygın olduğu inancına sahiptir. Hatta bazı öğrenciler yolsuzluğu Türkiye’de bir ihtiyaç olarak nitelendirmektedir. Birçok öğrenci yolsuzlukların devlete ve topluma verdiği zararlarının farkındadır. Yolsuzlukların kamu kaynaklarından çalınarak ekonomiye zarar verdiği ve toplumsal dayanışmayı aşındırdığı öğrencilerin vurguladığı önemli konulardan biridir. Çalışma sonuçları Türkiye’de yolsuzlukların yaygınlaşarak normal eylemler olarak görülmeye başladığını göstermektedir. Bu durumu bertaraf etmek ve bu algıyı ortadan kaldırmak için yolsuzlukla etkin bir mücadele şarttır.
- MakaleAçık Erişim2025Türk kamu personeli gözünden yolsuzluk: nedenleri, etkileri, sonuçları ve alınabilecek tedbirler üzerine nitel bir araştırma
Kan, Muhammed Enes
Bu çalışmanın amacı Türkiye’de yolsuzluk olgusunun kamu görevlileri gözünden incelenmesi, yolsuzluğun nedenleri, etkileri ve yolsuzlukların engellenmesine yönelik alınabilecek tedbirlerin araştırılmasıdır. Çalışma nitel araştırma desenine göre tasarlanmış ve fenomenoloji yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri kamu görevlileri ile gerçekleştirilen mülakatlar sonucu elde edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle, NVIVO 14 paket programının da yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; Türk kamu personelinin yolsuzluğun yönetsel nedenlerinde denetim ve cezai düzenlemelerin yetersizliğine, ekonomik nedenlerinde maaşların düşüklüğü ve ülke ekonomisindeki bozukluğa, sosyo-kültürel nedenlerinde ise toplumdaki ahlaki yozlaşmaya vurgu yaptığı görülmektedir. Birçok kamu görevlisi yolsuzlukların kamu görevlilerine ve devlete karşı güveni azalttığını dile getirmektedir. Ayrıca kamu görevlileri yolsuzlukların önlenmesi için yasal mevzuatta düzenlemelerin yapılarak cezaların artırılmasını ve denetimlerin artırılarak daha da etkin bir şekilde yürütülmesini önermektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025The impact of economic freedom and democracy on income inequality: a study of selected majority developing countries
Gültekin, Ömer Faruk
Economic freedom is the realization of productive activities without any limitations or restrictions. Unrestricted activities can have a positive impact on the economic development processes of societies In this context, the aim of the study is to investigate whether factors such as economic freedom and its subcomponents, democracy coefficient, and per capita income level have a significant effect on income inequality.. The research conducted for 17 different countries, mostly selected from developing countries, including Turkey, and for the period 1995-2020. Four different quantile intervals constructed through quantile regression. According to the results, improvement in property rights has an increasing effect on income inequality for all quantile levels, while financial freedom and investment freedom have a decreasing effect on income inequality. Increasing per capita income levels and democracy have also had the effect of reducing income inequality for different quantile groups.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2025Türkçedeki Hukuk Terimleri
Kavun, Mahir
Bu araştırmanın amacı, Türkçe Sözlük’te yer alan hukuk terimlerinin; sözcük türü, kaynak dil ve kuruluş şekilleri açısından incelenmesidir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi yöntemiyle hazırlanmıştır. Araştırmada inceleme nesnesi olarak Türk Dil Kurumu tarafından 2023 yılında 12. baskısı yapılan Türkçe Sözlük kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Türkçe Sözlük’te bulunan 524 hukuk teriminin; büyük bir kısmının (%87,98) isim türünde olduğu, bu terimlerin; Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Türkçe olmak üzere 7 farklı kaynak dile ait olduğu ve kaynak diller açısından bu terimlerin 3’te 2’sinden fazlasının (%66,03) Türkçe olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bahsi geçen terimlerin yarıdan fazlasının (%53,63) birleşik yapıda olduğu ve birleşik yapıdaki sözcüklerin ise büyük bir kısmının (%87,54) ayrı yazıldığı saptanmıştır. Bu bulgulardan hareketle Türkçedeki 524 hukuk teriminin büyük bir kısmının Türkçe olmasının Türkçenin bir bilim dili olduğu tezini güçlendirdiğini söylemek mümkündür. Bu araştırmada Türkçe Sözlük’te yer alan hukuk terimleri inceleme konusu yapılmıştır. Daha sonra yapılacak çalışmalarda ise yazınsal metinlerdeki ya da tarihî metinlerdeki hukuk terimleri çeşitli parametreler açısından ele alınabilir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Osmanlı’dan 2000’Lİ yıllara kadar türkiye’de siyasetin erilliğinin tarihsel gelişimi
Yavuz, Rabia Burçin; Türkoğlu, Elif Kaldırımoğlu
Türk siyasal yaşamında kadınların yaşadıkları eşitsiz koşullara karşı verdikleri mücadelenin tarihsel kökleri Osmanlı’daki eril siyasal ve toplumsal yapı içerisinde oluşan kadın hareketine dayanmaktadır. Osmanlı’da 19. yüzyılda başlayan sorgulama ve arayışlar, kadınların kamusal alana çıkmaları konusunda önemli bir başlangıç noktasını teşkil etmektedir. Bu dönemdeki eril siyasal ve toplumsal düzende, kadınların özel alanda yer almaları gerektiği yönünde bir yaklaşım söz konusudur. Fakat Osmanlı’da bu dönemde gelişen modernleşme süreçleri kapsamında, kadınların sosyal ve ekonomik koşullarında birtakım değişimler yaşanmıştır. Buna rağmen kadınların özellikle siyasal düzeyde bir kazanım elde ettiklerini söylemek güçtür. Kadınlar tarafında siyasal hak talepleri doğrultusunda bir bilinçlenme ve mücadeleye işaret eden gelişmeler olsa da kadınların siyasal haklarına kavuşmaları için Cumhuriyet’i beklemeleri gerekmektedir. Cumhuriyet Devrimi ile birlikte kadınlar, siyasal, toplumsal ve ekonomik düzeyde olmak üzere çoğu temel haklarına kavuşmuşlardır. Kadınların Avrupa’daki çoğu ülkeden önce siyasal haklarını kazanmaları önemli bir demokratik gelişmedir. Bununla birlikte tarihsel süreçte kadınların siyasete katılımları ve siyasal temsil düzeyleri beklenilen doğrultuda ilerlememiş, kadın temsil düzeyleri zayıf kalmıştır. Kadınların siyasal haklarını elde etmeleri, eşit temsil ilişkisinin oluşması açısından olumlu olsa da politikadaki veriler erkeklerin sayıca çoğunlukta olduğunu ve siyasetin eril bir işleyişe tabi olduğunu göstermektedir. Dünyadaki gelişmelerle koşut olarak, Türk siyasal yaşamında da erkeklerin kadınlara kıyasla siyasette egemen bir konumda olması, kadınların politikaya katılımlarını olumsuz etkilemiştir. Türk siyasetinde kadınların siyasal haklarını kazanımı ile başlayan süreçten günümüze kadar kadın temsil düzeylerinin düşük oranda kalması, siyasetin erkek egemen bir alan olmasına yol açmıştır. Çalışmada literatür taraması yöntemine başvurularak kadın temsil düzeylerinin düşük kalması ve siyasetin ataerkil bir alan olmasına kaynaklık eden unsurlar tarihsel bağlamda ele alınmaktadır. Bununla birlikte konunun çok boyutluluğu ve derinliği açısından dönemsel bir kısıtlamaya gidilerek tarihsel bağlam, Osmanlı’da başlayan 2000’li yıllara kadar devam eden süreçle sınırlandırılmaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Kırâatların Cumhuriyet Dönemi Meâllerine Yansımaları: Bakara Sûresi Örneği
Birinci
Kırâat ilmi, Kur’ân-ı Kerîm’in anlaşılması bakımından çok mühim bir işleve sahiptir. Zira Kırâat ilmi, lafzın sübûtu noktasında belirleyici aktör konumundadır. Kur’ân’da farklı okunan kelimelerin var oluşu, kırâat ilminin üstlendiği kilit rolü daha kritik hale getirmektedir. Çünkü bu du-rum, anlam itibariyle farklı sonuçlara ulaşılmasına sebep olmaktadır. Kırâat ilmi, bu mânada tefsir ilmine ve meâl faaliyetine doğrudan etki etmektedir. Son zamanlarda Kur’ân’ın anlaşılma-sına dönük faaliyetler noktasında meâl ameliyesinin de ivme kazandığı görülmektedir. Bu faali-yete duyulan ilginin son yüzyılda sürekli arttığı ve artan bir hızla gelişme gösterdiği tespit edil-mektedir. Meâl faaliyeti, mânayı tefsire nazaran daha az kelimeyle ifade etmektedir. Bu özelliği sebebiyle Kur’ân kelimelerine verilen mâna, tefsire kıyasla daha kritik olmaktadır. Osmanlının son dönemlerinde başlayan Türkçe meâl yönelimi, cumhuriyet döneminde artarak devam etmiş-tir. Çalışmamız, cumhuriyet döneminde neşredilen meâllerde kırâat farklılıklarının yansımalarını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu anlamda ele alınan Bakara sûresi özelinde bu tespitler, yapıl-maya çalışılmıştır. Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar yazılmış olan meâller içerisinden seçilen eserlerde kırâat ihtilaflarının sûredeki yansımaları saptanmaya çalışılmıştır. Âsım kırâatinin egemen olması sebebiyle başlangıçta kırâat ihtilaflarının izlerine mana itibariyle az rastlanılmıştır. 1950’li yıllardan itibaren kırâat farklılıklarının giderek önem kazandığı görülmüştür. Günümüze gelindiğinde ise bu farklılıkların özellikle manaya yansıtılmaya çalışıldığı müşahede edilmiştir.
- MakaleAçık Erişim2025Okul Yöneticilerinin Etik Liderlik Davranışları ile Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenlerinin Örgütsel Adaletleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Kul, Murat; Erdoğan, Yunus
Bu araştırmanın temel amacı, okul yöneticilerinin etik liderlik davranışları ile beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel adaletleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Sakarya ilinde görev yapan 90 kadın ve 254 erkek olmak üzere toplam 344 öğretmen ile yürütülmüştür. Öğretmenlerin etik liderlik algılarını ölçmek amacıyla "Etik Liderlik Ölçeği", örgütsel adalet algılarını belirlemek amacıyla ise "Örgütsel Adalet Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde öncelikle normallik testi uygulanmış; ardından alt problemlerin test edilmesinde t-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon Analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin etik liderlik ve örgütsel adalet algılarının; cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, okuldaki görev süresi ve okul yöneticiliği deneyimi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, etik liderlik ile örgütsel adalet algıları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, mevcut literatürle büyük ölçüde örtüşmekte olup, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının geliştirilmesinde etik liderlik davranışlarının belirleyici bir rol oynadığını göstermektedir.
- MakaleAçık Erişim2025Z Kuşağının Siyasal Tercihlerinin Anatomisi
Kapusızoğlu, Mehmet
Bir toplumun siyasal yapısının şekillenmesinde ve demokratik sistemlerin işleyişinde belirleyici bir unsur olan seçmen davranışları, çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu davranışları anlamak, hem siyasal tabanını belirlemek isteyen siyasal partiler hem de toplumsal dönüşümü analiz etmeyi amaçlayan akademisyenler için oldukça önemlidir. Bu çalışma, Z kuşağının siyasal tercihlerini şekillendiren temel etkenleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yöntemle ve betimleyici tarama modeli çerçevesinde tasarlanmış; üniversite öğrencilerinden elde edilen verilere dayanılarak gerçekleştirilmiştir. Veri seti, siyasal tercihlere etki edebilecek 43 ifadeyi içeren Likert tipi ölçek aracılığıyla toplanmıştır. Uygulanan açımlayıcı faktör analizi sonucunda Z kuşağının siyasal tercihini etkileyen beş temel boyut belirlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, iktidar politikalarının Z kuşağının siyasal yönelimleri üzerinde en yüksek etkiye sahip değişkenler olduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, dijital mecralar geleneksel medya araçlarına kıyasla daha etkili bulunurken; aile, akraba, arkadaş ve öğretmen gibi geleneksel sosyalizasyon aktörlerinin etkisi görece zayıf kalmıştır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Türkiye’de Siyasal Parti Programlarının Aile Olgusuna Yönelik İçerik Analizi
Dursunoğlu, İsmail; Kapusızoğlu, Mehmet
Siyasal partiler, belli bir ideolojik zeminde ve iktidar olma amacıyla kurulan siyasi örgütlenmelerdir. Aile ise yalnızca biyolojik ve duygusal bağlarla sınırlı olmayan; bireyin toplumsal ve siyasal kimliğini inşa ettiği ilk kurumdur. Siyaset, aile yapısını şekillendiren politikalar üretirken; aile de bireylerin siyasal tutumlarını, değerlerini ve tercihlerini belirlemede etkili olmaktadır. Siyasal sosyalleşmenin ilk basamağını oluşturan aile, bireyin devlet, otorite ve siyasal katılım algısını biçimlendirmektedir. Bu nedenle aile ve siyaset arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Çalışmanın temel amacı, siyasal partilerin aileyi nasıl tanımladıklarını, hangi işlevleri ön plana çıkardıklarını ve aile politikalarını hangi kavramlar üzerinden temellendirdiklerini ortaya koymaktır. Bununla birlikte araştırma, partilerin aileye ilişkin söylemlerinde ortak paydaları ve farklılaşan noktaları saptamayı hedeflemektedir. Bu yönüyle çalışma, Türkiye’de siyasal partilerin aile politikalarına dair genel eğilimleri betimlemektedir. Bu kapsamda 27. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nde yer alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve İYİ Parti’nin programları içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Parti programlarının detaylı ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi neticesinde AK Parti’nin aileyi muhafaza etmeyi amaçladığı, CHP’nin ailenin sosyo-ekonomik durumunu hedeflediği, MHP ve İYİ Parti’nin aileyi milli kimlik ve kültürün bir parçası saydığı, HDP’nin ise aile kavramından uzak, kadının kimliğini ön plana çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex4TR Dizin4
İncele - MakaleAçık Erişim2025Necip Fazıl’s Ideolocia Pattern: A Thematic Analysis
Yazıcı, Sinan
Having made significant contributions to Turkish thought, Necip Fazıl Kısakürek is a thinker who has made serious contributions to the intellectual, philosophical, literary and political environment of our country. Despite this characteristic, he is known in our country only as a poet and writer who has produced important works in various fields of literature. For this reason, Necip Fazıl Kısakürek, who is referred to as a master in Turkish literature by some circles, is known as a poet who has the title of İkinci Sultanu'ş Şuara (Sultan of Poets) after Baki, and is also a thinker who has produced important works in the intellectual/political field. His works titled "Western Thought and Islamic Sufism" and "Ideolocya Örgüsü" are among his most important works as a thinker and political thinker. This study aims to reveal the foundations of Necip Fazıl's views on political and administrative order. For this reason, thematic content analysis was applied to Necip Fazıl's most important work on political and administrative order, "İdeolocya Örgüsü". Rather than defining the political and administrative structure envisaged by Necip Fazıl at a descriptive level, the aim was to reach the main reasons for envisaging this structure. With the literature review conducted in line with this purpose, both the political atmosphere of the period and the biography of the thinker and other important information on the subject were reached. Thus, the implicit meaning was tried to be discovered together with the themes obtained as a result of the analysis. As a result of the study, it was revealed that "İdeolocya Örgüsü" and the political and administrative model called "Başyücelik Devleti" proposed by Necip Fazıl were a result. The main reason leading to this result was understood as a result of the analysis as the decline process that started in the 16th century and continued until today.
- MakaleAçık Erişim2025Yolsuzlukla Mücadelede Örnek Bir Ülke Olarak Singapur: Siyasi İrade, Yasalar, Reformlar, Eğitim ve İşbirliği
Kan, Muhammed Enes
Dünyada hemen her ülkenin ortak problemlerinden biri olan yolsuzluk, devlete ve topluma önemli zararlar veren çok boyutlu bir meseledir. Bu nedenle günümüzde birçok ülke, çeşitli enstrümanlar kullanarak yolsuzlukla mücadele etmekte ve bu yolsuzluğun olumsuz etkilerini bertaraf etmeye çalışmaktadır. Ancak, dünya genelinde az sayıda ülke bu mücadelede gerçek anlamda başarı elde etmiştir. Yolsuzlukla mücadeledeki başarısı, ulusal ve uluslararası göstergelerle herkes tarafından kabul edilen Singapur bu ülkelerden biridir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, yolsuzlukla kararlı bir şekilde mücadele eden Singapur’un stratejilerini detaylı bir şekilde inceleyerek, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin önerilerde bulunmaktır. Çalışma nitel araştırma desenine göre tasarlanmıştır. Çalışmada, nitel verilere dayalı olarak gerçekleştirilen kapsamlı bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede Singapur’un yolsuzlukla mücadelesini ele alan akademik çalışmalar, Singapur’un yolsuzluğa ilişkin yasal düzenlemeleri ve resmi kurumsal internet siteleri incelenmiştir. Bu çerçevede Singapur’un geçmişten günümüze bu sorunu nasıl ele aldığı ve çözümü için neler yaptığı derinlemesine araştırılmış, elde edilen bulgular derlenerek sunulmuştur. Araştırma sonucunda Singapur’un yolsuzlukla mücadelesindeki başarısında; hukukun üstünlüğünü sağlaması, güçlü yasal mevzuatı, kararlı siyasi iradesi, kurumsal düzenlemeleri ve reformları, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri ile uluslararası işbirliklerine verdiği önemin etkili olduğu tespit edilmiştir
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Siyasal propaganda aracı olarak müzik: 2023 seçim şarkılarının tematik analizi
Kan, Muhammed Enes; Kapusızoğlu, Mehmet
Seçim kampanyaları, siyasi partilerin seçmenle doğrudan iletişim kurabildikleri, toplumsal karşılık bulma amacıyla çeşitli stratejiler geliştirdikleri yoğun süreçlerdir. Bu çalışma, Türkiye’de 2023 yılında gerçekleştirilen milletvekili seçimlerinde TBMM’de temsil hakkı elde eden siyasi partilerin seçim kampanyalarında kullandıkları seçim müziklerini, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın amacı, seçim müziklerinin siyasal iletişim bağlamında nasıl işlev gördüğünü, partilerin seçmenle kurdukları ilişkiyi hangi duygusal ve ideolojik kodlar üzerinden nasıl inşa ettiklerini ortaya koymaktır. Bu yönüyle çalışma siyasal iletişim ve müzik sosyolojisi disiplinlerinin kesişim noktasında yer almakta; müziğin siyasal alan içindeki temsil gücüne dair derinlemesine bir bakış açısı sunmayı hedeflemektedir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, seçim kampanyaları sırasında kullanılan müzikler yalnızca propaganda aracı değil; ideolojik kimlik inşası, duygusal mobilizasyon ve toplumsal hafıza oluşturma işlevi görmektedir. Temalar arasında en çok vatan, umut, mücadele, birlik ve liderlik öne çıkarken; muhalefet partileri daha çok değişim ve umut temalarına, iktidar partileri ise istikrar ve liderlik vurgusuna odaklanmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2025Seçmen davranışları etkileyen faktörler: Bayburt örneğinde bir araştırma
Çağlar, Ali; Bayar, Ahmet
Bu çalışmanın amacı, Bayburt ili özelinde seçmen davranışlarının hangi faktörlerle belirlendiği; neden kesintisiz bir şekilde sağ partilerin tercih edildiği ve sol partilerin şehirde neden çok düşük oy oranında kaldıklarını araştırmaktır. 1989 yılından bu yana müstakil bir seçim çevresi olan Bayburt’ta gerçekleşen yerel/genel seçimlerin hepsinde sağ siyasal partiler başarı göstermiştir. Bu çalışmanın ana veri kaynağı, Bayburt’ta faaliyet yürüten siyasi parti il örgütlerinin temsilcileri, gençlik ve kadın kollarında görev alan kişiler ile şehirden seçilen milletvekili ve belediye başkanlarıyla yapılan yarı yapılandırılmış mülakatlardır. Bu kapsamda şehirdeki sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile kanaat önderi olarak sınıflandırılabilecek ildeki siyasi yapıyı görece iyi bildiği düşünülen kişilerle de görüşmeler yapılmış ve toplam 36 mülakat gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın temel argümanı, Bayburt’taki siyasal tercihlerin ve parti algılarının, sosyolojik ve rasyonel oy verme yaklaşımları çerçevesinde anlamlandırılabileceğidir. Bayburt’ta güçlü bir milliyetçi muhafazakâr seçmen tabanın olduğu ve bunun temelinde seçmenlerin sahip oldukları dini duyguların/hassasiyetlerin bulunduğu, nihai olarak ilde sol partilerin çok düşük oy oranlarında kalmasında bu durumun etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- MakaleAçık Erişim2025İslâm Hukukunda Adalet Sağlama Vasıtası Olarak Kur‘a ve Uygulanma İmkânı
Mahmutoglu, Yakup; Abdelazız, Eıd Fathı Abdellatif
Tüm hukuk sistemleri gibi İslâm hukuku da toplumsal düzeni sağlamak, ihtiyaçları karşılamak ve adaleti gerçekleştirmek amacıyla hayatın her alanıyla ilgili insan davranışlarını düzenleme, ortaya çıkan bir mesele hakkında çözüm üretme ve hüküm verme iddiasında olmuştur. İslâm hukukunda hüküm verme ve anlaşmazlıkları çözme yöntemlerinin çok olduğu bilinmektedir. Klasik fıkıh kitaplarında ayrıntılı bir şekilde açıklanan dava, delil, şahitlik, yemin, karine ve kur‘a gibi hak ispat etme vasıtaları, taraflardan birine haksızlık yapmaksızın hakkın belirlenmesine yardımcı olan yöntemlerdir. Kur‘a hariç, bu vasıtalar özellikle yargılama hukukunun önemli konuları arasında yer aldıkları ve sıklıkla başvuruldukları için oldukça fazla bilinmektedir. Bununla birlikte kur‘a, diğer vasıtalar/yöntemler kadar bilinmese ve hüküm verme bakımından diğerleri kadar belirleyici olmasa da hakların ve menfaatlerin paylaşımı esnasında tercih yapmanın mümkün olmadığı belirsizlik hallerinde gizli hükmü ortaya çıkarma, adaleti sağlama ve anlaşmazlıkları çözme yöntemi olarak kabul edilir. Biz bu çalışmada kur‘ayı İslâm hukuku çerçevesinde; fıkıh sistemindeki yeri, hukuksal değer olan adalet anlayışı ile ilişkisi ve gizli hükmü ortaya çıkarmadaki rolü açısından incelemek istedik. Öncelikle sözlük ve terim anlamlarını vererek tanıttığımız kur‘anın meşrûiyetini temellendirmek için Kur’ân, sünnet, sahabe uygulamaları ve fakihlerin çoğunun kur‘a üzerindeki ittifakı ile ilgili delillere yer verdik. Kur‘anın gayeleri başlığı altında İslâm hukuku açısından sağladığı faydalara, taraflar arasında kur‘a çekiminin yapılma şeklini (keyfiyetini) açıklama sadedinde ise dört mezhebin meşhur fakihlerinin görüşlerinden iktibaslara yer verdik. Ardından kur‘anın sıhhat şartlarını belirttik ve İslâm hukukunda uygulandığı alanlardan çeşitli örnekler verdik. Son olarak, kur‘anın Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre hükmünü ve kur‘a ile varılan sonucun tüm taraflar için bağlayıcı olup olmadığını tespit ettik.
- MakaleAçık Erişim2025Eğitimin Merkezinde Ama Dışında: Öğrenci Sesinin Eğitim Politikalarında Görünmezliği Üzerine Fenomenolojik Bir Analiz
Aksakalli, Ayhan
Bu araştırma, eğitim politikalarında sıkça dile getirilen “öğrenci merkezlilik” söyleminin, öğrencilerin gün-lük okul deneyimlerinde nasıl karşılık bulduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Nitel araştırma deseni çerçe-vesinde, fenomenolojik yaklaşımla yapılandırılan çalışmada, Türkiye’nin bir ilinde yer alan üç farklı lise tü-ründen (Anadolu, fen ve meslek lisesi) toplam 15 on ikinci sınıf öğrencisiyle yarı yapılandırılmış derinleme-sine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiş ve dört ana tema belirlenmiştir: “Sözümüzü Bize Bırakın”, “Bizimle İlgili Ama Bizsiz”, “Bize Değil, Bizim Üzerimize” ve “Sadece Başarılıysan Varsın”. Bulgular, öğrencilerin eğitim politikalarına yönelik süreçlerden sistemli biçimde dışlandığını; katılım, temsil ve değer atama mekanizmalarının büyük ölçüde sembolik düzeyde kal-dığını göstermektedir. Araştırmanın bulguları, öğrenci sesinin bastırılmasının yalnızca pedagojik düzeyde değil; aynı zamanda politik ve ideolojik yapılarla ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Elde edilen sonuç-lar, öğrencilerin edilgen alıcılar değil, karar süreçlerinin etkin ve meşru özneleri olarak kabul edilmesi ge-rektiğini vurgulamaktadır.
- MakaleAçık Erişim2025Scopus SJRQ4The Armenia-Georgia War of 1918 in the Context of the Resolution of the Border Dispute by Force
Sadik, Ramin
Seizing the opportunity created by the revolutions in Russia, the three South Caucasian peoples declared their independence in 1918 and wanted to be part of the new order after World War I. At the same time, they engaged in an intense debate about their livingspace and the disputed borders between them. Azerbaijan followed a more restrained policy than the other two and favoured a negotiated settlement of the conflicts. Meanwhile, Georgia and Armenia went to war over the border dispute between them, and the region witnessed bloody confrontations for this reason. The dream of 'Greater Armenia' of the Dashnak Party, which is in power in Armenia, has been the main cause of the conflicts in the region. Dashnak's unending ambitions, its territorial claims against both neighbours and its preference for an armed rather than a political solution turned it into the main perpetrator of the turmoil. Consequently, the Armenian leadership's provocative actions against Georgia led to a fierce war between the two countries in December 1918. The war, which continued for three weeks, was halted by the intervention of Britain and France and ended with a peace treaty. This study focuses on the wars that took place between Armenia and Georgia in 1918. Within the scope of the study, the documents ofthe Georgian Central Historical Archive were examined, news, comments and analyses in the Georgian, Russian and Azerbaijani press of the period were meticulously scanned, and memoirs were examined. At the same time, as a result of reading, collating and evaluating the second-hand sources written on the subject, the study has been transformed into an original academic article.
