Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Bayburt ili Merkez ve Demirözü ilçeleri köylerinde uygulanan arazi toplulaştırma projesi ve proje sonrasında parsel durumlarının analizi

    Dinçer Dinç

    Ülkemizde yer alan tarım arazileri; işletmelerce tarımın daha maliyetli yapılmasına neden olan bozuk geometrik şekillerde, yol bağlantılarından yoksun, sulama ve drenaj sistemlerinin uygulanamadığı bir durum da bulunmaktadır. Küçük parçalara bölünmüş olması ve parsel sayılarının fazla olması nedeniyle bu durumdaki tarım arazilerinde üretimden kar elde edilmesi oldukça zor olmaktadır. Öte yandan bozuk geometrik şekillerinden dolayı düzenden ve kullanılabilirlikten uzak olan bu arazilerde üretim maliyetlerinin yanında mekanizasyon, işçilik ve tarla içi geliştirme hizmetlerinden yararlanma imkanları da olumsuz etkilenmektedir. Bütün bu olumsuzlukların giderilebilmesi için tarım arazilerinde geniş kapsamlı arazi düzenlemelerinin yapılması büyük bir gerekliliktir. Bu çalışmada Bayburt ili Merkez ilçesine bağlı Çayıryolu, Çorak, Kırkpınar, Kitre, Manas, Oruçbeyli, Rüştü, Tomlacık köyleri ve Demirözü ilçesine bağlı, Merkez, Çatalçeşme, Çiftetaş ve Güneşli mahalleleri ile Çakırözü, Karayaşmak ve Yelpınar köylerinde uygulanmış olan arazi toplulaştırma projesi ile köylerdeki yol ve parsel durumları değerlendirilmiştir. Proje sonrası parsel sayılarında, şekillerinde ve büyüklüklerinde meydana gelen olan değişimler belirlenmiş ve bu değişimlerin proje alanlarındaki tarımsal faaliyetlere getireceği yararlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, proje sahasının yeni mülkiyet haritaları oluşturularak, toplam parsel sayısının %36.86 oranında azalarak 6600 adete gerilediği görülmüştür. Ortalama parsel büyüklüklerinde belirgin artışın yanı sıra bozuk geometriye sahip tarım arazilerinin azalmasıyla parsellerin tarımsal üretim için daha uygun geometrik şekillere sahip olması sağlanmıştır. Anahtar kelimeler: Arazi toplulaştırması, Bayburt, parsel durum analizi.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Deneyimsel pazarlamanın kurum imajı ve müşteri sadakati üzerinde etkileri: Konaklama işletmelerinde uygulamalı bir araştırma

    Nuri Karakaş

    Bu çalışmanın temel amacı deneyimsel pazarlama modüllerinin kurum imajı ve müşteri sadakati üzerindeki etkilerinin ölçülmesidir. Bu amaçla çalışmanın ilk bölümünde yerli ve yabancı literatür taranarak deneyimsel pazarlama modülleri, kurum imajı ve müşteri sadakati ile alakalı kavramsal çerçeve oluşturulmuş. Daha sonra ise deneyimsel pazarlama modüllerinin kurum imajı ve müşteri sadakati üzerinde ki etkilerinin belirlenmesi amacıyla örneklemini Antalya ili Belek turizm bölgesinde yaz turizmine yönelik hizmet veren bir otel işletmesinde konaklayan 428 otel müşterisinin oluşturduğu bir uygulama gerçekleştirilmiş ve analiz kısmında veriler açıklanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilerek hipotezler test edilmiştir. Araştırma sonucunda duyusal, duygusal, düşünsel, ilişkisel ve davranışsal faktörlerin kurum imajı üzerinde istatiksel olarak pozitif etkiye sahip olduğu görülmüştür. Bunun yanında duyusal, duygusal, ilişkisel faktörlerin müşteri sadakati üzerinde olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Kurum imajı ile müşteri sadakati arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Pazarlama, Kurum İmajı, Müşteri Sadakati, Konaklama İşletmeciliği, Turizm

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İmam Zemahşerî'nin el-Keşşâf isimli efsîri bağlamında Ahzâb sûresinin belagat açısından incelenmesi

    Osman Fidan

    Kur'ân-ı Kerîm'i doğru anlamada hiç şüphesiz müfessirlerin önemli bir yeri vardır. Bu tezin amacı da İslâm dünyasında haklı bir şöhrete sahip olan müfessir Zemahşerî'nin el-Keşşâf isimli tefsîri bağlamında Ahzâb sûresindeki edebî inceliklerin ortaya çıkarılması ve Kur'ân-ı Kerîm'in ne derece belîğ bir kitap olduğunun bir kez daha vurgulanmasıdır. Kur'ân-ı Kerîm'in çok konulu sûrelerinden olan ve bu sebeple gerek ilmî gerekse akademik alanda pek çok çalışmaya konu olan Ahzâb sûresi, hiç şüphesiz belâğî açıdan da bir o kadar zengindir. Bu çalışma, Ahzâb sûresini farklı bir açıdan ele alıp, sûredeki edebî sanatları incelemektedir. Ayrıca dirâyet tefsîrleri alanında büyük bir şöhrete sahip olan Keşşâf'ın esas alınması, İmam Zemahşerî'nin tefsîr metoduna dair bilgi vermektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde, araştırmanın konusu, gayesi, yöntemi, literatür araştırması, İmam Zemahşerî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve İslâm ilim hazinesine kazandırdığı eserleri zikredilip, daha sonra Ahzâb sûresinin adı ve mânâsı, nüzûl yeri ve zamanı, nüzûl sebepleri ve sûrenin genel muhtevası gibi konular ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, belagat ilmine genel bir bakış, bu ilmin tanımı, tarihçesi, kısımları ve bu alanda yazılan eserlere değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, Keşşâf tefsîri esas alınarak Ahzâb sûresi belagat açısından incelenmiştir. Bu kısımda, âyetler analiz edilirken musannifin açık bir şekilde ifade ettiği belâğî açıklamaların yanında, zımnen işâret ettikleri de ifade edilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Zemahşerî, Keşşâf, Belagat, Ahzâb sûresi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kriyojenik çevrimlerin ekserji analizi

    Musa Ataşbak

    Kriyojeni alanı anlaşılması kolay olmayan bir alan gibi görünmüş olsa da günümüz endüstrisinde ve bilimsel alanda büyük bir etkiye sahiptir. Bu çalışmada Kriyojeni alanının bir kısım çevrimlerine ekserji analizi ve lokal optimizasyon metotlarını uygulayarak optimum çalışma şartları aranmıştır. En çok kullanılan yöntem olan kademeli buhar sıkıştırmalı kaskad kriyojenik çevrimine, Termodinamiğin birinci ve ikinci kanunları, ekserji analizi ve lokal optimizasyon metotları uygulanmıştır. Kuşkusuz bu çevrimlere yeni kademeler eklenmesi ve yeni cihazların çevrimlere katılması ile yeni kriyojenik çevrimler elde edilebilmektedir. Bunun için şartlar, ihtiyaç ve talepler göz önünde bulundurularak, kademeli buhar sıkıştırmalı kaskad kriyojenik çevriminden yeni çevrimler ortaya çıkarmak mümkündür. İki ve üç kademeli buhar sıkıştırmalı kaskad kriyojenik çevrimlerinin elde edilen bulgu ve sonuçlarından, incelenen bu iki çevrimin optimum çalışma şartları ortaya konmuştur. İki kademeli çevrimde istenen kriyojonik soğutma için minimum toplam işin, maksimum ekserji veriminin ve minimum ekserji kaybının P7=2400 kPa civarında elde edildiği görülmüştür. Üç kademeli buhar sıkıştırmalı kaskad kriyojenik çevriminde yüksek verim ve yüksek COP değerleri elde etmek için iş akışkanının izin verdiği ölçüde kompresör sıkıştırma oranının düşürülmesi ve kısılma vanasında ortaya çıkan iş kayıplarını kazanca dönüştürmek için kısılma vanası yerine türbin kullanılması gerektiği anlaşılmıştır. Kompresör sıkıştırma oranının yüksek olması çevrime harcanan işi ve atılan ısı miktarını artırmakta ve çevrimin COP değerlerini düşürmektedir. Kısılma vanası yerine türbin kullanılması ile elde edilen iş kompresör işine harcanmakta böylece çevrimin dışarıdan ihtiyaç duyduğu iş miktarı azaltılabilmektedir. Bu sebepten çevrim verimi ve COP değerleri artırılabilmektedir.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Osmanlı müfessirlerinden Mahmûd Hamza Efendi'nin ilmî şahsiyeti ve noktasız harflerle yazdığı Dürrü'l-Esrâr isimli tefsiri

    Mine Ayyıldız Özer

    XIX. yy.da yaşamış bir Osmanlı müfessiri ve Hanefi fâkihi olan Mahmûd Hamza Efendi'nin hayatını ve Dürrü'l-esrâr isimli tefsirini konu edindiğimiz bu çalışmada bir Osmanlı âlimi olan Mahmûd Hamza Efendi'nin şahsiyeti, ilmî kişiliği, dönemin siyasi ve sosyal durumu ve bilhassa tefsiri ve tefsir metodu incelenmiştir. Araştırma üç bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde Mahmûd Hamza Efendi'nin hayatı, ilmi şahsiyeti ve dönemin; siyasi, kültürel ve sosyal durumu ele alınmıştır. Bu bağlamda dönemin şartları ve Tanzimat'ın getirmiş olduğu değişim hareketlerinin toplum üzerindeki yansımalarına kısaca değinilerek Osmanlı bürokrasisinde saygın bir yere sahip olan Mahmûd Hamza Efendi'nin bu süreçte toplumsal huzuru sağlama ve eğitimin ıslahına yönelik olarak üstlenmiş olduğu etkin rol üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Mahmûd Hamza Efendi'nin hurûf-ı mühmele ile yazdığı tefsiri Dürrü'l-esrâr, genel olarak değerlendirilmiş ve onu diğer tefsirlerden ayıran özellikler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Dürrü'l-esrâr, bu türün diğer bir örneği olarak Feyzî-i Hindî'nin Sevâtiu'l-ilhâm isimli tefsiriyle kısaca mukayese edilmiş, ardından tefsir külliyâtının önemli eserleri olan; Zemahşerî Tefsiri, Beyzâvî Tefsiri, Nesefî Tefsiri ve Celâleyn Tefsiri gibi eserlerle benzeştiği noktalar üzerinden kısa bir değerlendirmeye tâbi tutulmuştur. Bu bölümde ayrıca Dürrü'l-esrâr'da Kur'ân ilimlerinin işlenişi konusu ele alınmış ve buna dair, tefsirde yer alan bazı örnekler zikredilmiştir. Üçüncü bölümde ise Dürrü'l-esrâr'ın rivâyet ve dirâyet tefsir metodolojisini kullanma yöntemi incelenmiş ve her iki metodolojinin kullanımına ilişkin örneklere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mahmûd Hamza Efendi, Tefsir, Hurûf-ı mühmele, Dürrü'l-esrâr, Rivâyet Dirâyet

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kur'an-ı Kerim ve tefsir kaynaklarında Hz. Meryem ve oğlu İsa (as)

    Hadıl Ibrahım Al Houran

    Allah Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Meryem'i övgü dolu ifadelerle taltif etmiştir. Hatta Kur'ân'da onun hem ailesinin hem de kendisinin adını taşıyan iki müstakil sûrelere (Âl-i İmrân ve Meryem sûreleri) yer vermiştir. Dikkatli bir okuyucu onun hayatında seçilmişliğinden, yetişmesine, iffetine ve faziletine dâir ayrıntıları görecektir. Kur'ân, Hz. Meryem'den bahsettiği gibi açık, şüphe ve kapalılığa mahal olmayacak derecede Hz. İsâ'dan da bahsetmiştir. Kur'ân'da Hz. İsâ'nın doğumundan, mucizelerinden ve Allah'ın ona tahsis etmiş olduğu sıfatlarından bahsedildiği gibi onun dine davetinden, Allah yolunda mücadele edişinden, ona isnat edilen sihirle konumunun düşürülmek istenmesinden de bahsedilmektedir. Ayrıca Hz. Meryem ve Hz. İsa hakkında vârid olan hadisler de bulunmaktadır. Ancak burada söz konusu olan çalışmalar ayet merkezli ele alındığından, konunun bağlamı çerçevesinde tüm hadislere değil de bazı hadislere yer verilecektir. Müfessirler bu konuya dair yeteri kadar ayrıntıya yer vermişlerdir. Bu araştırmada Hz. Meryem ve Hz. İsa hakkında müfessirlerin görüşlerinden istifade edilmeye çalışılmış, Hz. Meryem ve Hz.İsa'nın Kur'ân'da geçen kıssaları, tarihsel süreç dikkate alınarak sunulmuş, gereken yerlerde de müfessirlerin görüş, ihtilaf ve tartışmalarına yer verilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Matematik öğretmeni adaylarının olasılık alan bilgilerine yönelik tasarlanan üst bilişsel sorgulamaya dayalı öğrenme ortamı: Bir öğretim deneyi

    Mehmet Akif Kılıç

    Bu çalışmanın, üst bilişsel sorgulamaya dayalı tasarlanan öğrenme ortamının ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının olasılık alan bilgilerindeki gelişimine etkisinin incelenmesi ve ilköğretim matematik öğretmeni adaylarının üst bilişsel sorgulamaya dayalı tasarlanan öğrenme ortamı hakkındaki görüşlerinin incelenmesi olmak üzere iki amacı vardır. Bu amaçlar doğrultusunda olasılık kavramlarının öğretimi için üst bilişsel sorgulamaya dayalı bir öğrenme ortamı oluşturulmuştur. Oluşturulan öğrenme ortamı her uygulama sonunda elde edilen veriler doğrultusunda revize edilmiştir. Her hafta iki ders saati olacak biçimde altı hafta süren ders içi uygulamalarında matematik öğretmeni adaylarının üst bilişsel sorgulama becerilerinin geliştirilerek olasılık alan bilgilerindeki gelişimi belirlenmiştir. Çalışmanın amaçları doğrultusunda, üst bilişsel sorgulamaya dayalı öğrenme ortamı nitel araştırma desenlerinden öğretim deneyi modeli ile tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin kuzey doğusunda yer alan bir ilde öğrenim gören İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü üçüncü sınıfındaki 31 matematik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Çalışmanın verilerini toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formundan, gözlemlerden ve öğrenci günlüklerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın verileri içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre üst bilişsel sorgulamaya dayalı öğrenme ortamlarının olasılık alan bilgilerini olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Aynı zamanda matematik öğretmen adaylarının üst bilişsel sorgulamaya dayalı tasarlanan ders içi uygulamaları hakkında olumlu görüş bildirmişlerdir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, konuya ilişkin yapılacak diğer akademik çalışmalara ve eğitim paydaşlarına önerilerde bulunulmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Midyat taşı atıklarının düşük plastisiteli kil zemin stabilizasyonunda kullanılabilirliği

    Vedat Duman

    Bu çalışmada düşük plastisiteli kil bir zeminin stabilizasyonunda kullanılan Midyat taşı atığı doğal zemin ile kireçsiz ve %6 kireçli olarak karıştırılmıştır. Midyat taşı atığı %0, %5, %10, %15 ve %20 oranlarında doğal ve kireçli zemine eklenmiştir. Hazırlanan numunelerin dayanım ve durabilite özellikleri irdelenmiştir. Serbest basınç dayanımı deneyleri sonuçlarına göre, 28 günlük kür sonrasında maksimum dayanım değeri SLM/10 numunesinden elde edilmiştir. SLM/10 numunesi, SL numunesine kıyasla %49 daha fazla dayanım göstermiştir. Donma-çözülme ve ıslanma-kuruma deneyleri sonuçlarına göre SLM karışımları, SM karışımlarına kıyasla daha durabil bir davranış sergilemişlerdir. Deneylerden elde edilen veriler ışığında, Midyat taşı atığının tek başına katkı maddesi olarak kullanılmasının dayanım ve durabilite üzerinde etkin sonuçlar vermediği, kireçle beraber kullanımının pozitif bir etkisinin olduğu belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Klasik İslam ahlâk düşüncesinde kadın algısı

    Rukiye Kızıltunç

    Bu çalışmada Klasik İslam Ahlâk Filozofları'nın görüşlerinde kadının yeri tespit edilmeye çalışıldı. İslam Ahlâkçılarının klasik dönem kitaplarında kadını hangi bağlamda ele aldıkları değerlendirildi. İslam Ahlâk Felsefecileri'nin, felsefe ile İslam'ı sentezleyen bakış açısıyla kadını, ahlâkını, vazifelerini ve konumunu aile içi ilişkilerde değerlendirdikleri görüldü. Çalışmada cevabı aranan diğer bir soru ise, ahlâk filozoflarının kitaplarında sundukları görüşlerin neden birbirine benzerlik arz ettiği veya birbirlerinden az bir farkla ayrıldığıydı. Bu probleme filozofların dönemlerinde hâkim olan bilgi anlayışıyla irtibat kurularak cevap verilmeye çalışıldı. Çalışmada yöntem olarak klasik ahlâk düşünürleri ve metinleri sistemli biçimde bir araya getirilerek incelenmiş, araştırmaya dâhil edilen eserler deskriptif bir okuma yapılarak aktarılmıştır. Ahlâk alanı insanın varlık alanın en temel edimidir. Bu açıdan insanın dâhil olduğu varlık dünyasında ahlâkî sorgulamalar kaçınılmazdır. Bu çalışmada klasik dönem ahlâk filozofları kapsamında kadının, ahlâk alanına nasıl dâhil edildiği sorusuna yanıt arandı. Anahtar Kavramlar: Ahlâk, İslam Ahlâk Filozofları, Kadın, Bilgi Sosyolojisi

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    İçtima ilkesinin Hanefî ve Şâfiî mezhepleri bağlamında mukayesesi

    Bahri Tikici

    Fıkhî mezhepler, içtima ilkesini kapsamlı bir şekilde kullanmışlardır. İçtima, sebebin tekrar etmesine bağlı olarak hükmün tekrar etmesi kuralından istisna edilmesi suretiyle, birçok sebebin tek bir hükme bağlanmasıdır. Bu çalışma, içtima ilkesinin Hanefî ve Şâfiî mezhepleri bağlamında mukayesesini kapsamaktadır. Çalışmamız, iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmamızın konusu, amacı, önemi ve temel başvuru kaynakları yer almaktadır. Birinci bölümde içtima ilkesinin sözlük anlamı, terim anlamı, içtima ile ilgili kavramlar ve içtima ilkesinin dayanakları bulunmaktadır. İkinci bölümde ise, Hanefî ve Şâfiî fakihlerin, kendi ekollerince belirledikleri ve geliştirdikleri fıkhî kurallara bağlı olarak içtima ilkesini ibâdât, muâmelât ve ukûbât alanlarında nasıl uyguladıklarının mukayesesi yer almaktadır. Hanefiler, daha çok ibadet ile alakalı olmayan fakat ibadete vesile olan fiillerde içtima ilkesini tercih etmişlerdir. İbadet olan fiillerde ise, istihsân kuralı gereği içtimayı tercih etmişlerdir. Şâfiîler ise, hem ibadet olan hem de ibadete vesile olan fiillerde herhangi bir ayrım gözetmeksizin, içtima ilkesini tercih etmişlerdir. Bu çalışmamızda, özellikle Hanefi ve Şafiî mezheplerinin içtima ilkesini uyguladıkları alanları, kaynaklarından tespit ederek, delilleri ile birlikte belirtmeye çalıştık. Ayrıca bu mezheplerin, içtima ilkesini uyguladıkları alanları ve delillerine dayanarak, tercih edilen görüşleri açıklamaya gayret ettik. Bu çalışmamızı, Hanefi ve Şafii mezheplerinin temel kaynakları başta olmak üzere, konumuz ile ilgili son dönemde yazılmış olan diğer eserlerden de istifade ederek hazırladık.

  • Doktora TeziAçık Erişim2020
    Hanefîler ve hadis usûlü -İlk beş asır özelinde-

    İsmail Çiçek

    Hanefîler ve Hadis Usûlü isimli bu araştırma, hadis usûlünün sistematik tedvîninden yaklaşık iki asır önce, Hanefî alimlerin meselelere buldukları çözümler arasına serpiştirdikleri Hanefî hadis usûlünü inşa çabasıdır. Çalışma geçmişten bugüne daima gündemde olan Hanefî mezhebinin hadis alanındaki usûlî prensiplerini, usûl ve fürû' metin okumalarından tahric yöntemiyle derleme gayretidir. Bu araştırma üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde Hanefî mezhebinin ortaya çıkışı, gelişimi ve kaynakları ele alınmış, hadis usûlü tarihi ve Hanefîlerin hadis usûlüne yaptıkları katkılar ortaya konulmuş; ikinci bölümde hadis ıstılahları ve Hanefîlerin bu konudaki anlayışları sunulmuş, üçüncü ve son bölümde ise Hanefîlerin hadisin sıhhatini tespit kriterleri incelenerek Hanefî hadis usûlü tespite çalışılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Bazı fasulye (Phaseolus vulgaris L.) genotiplerinde farklı ekim zamanlarının agronomik, morfolojik ve biyokimyasal değişimler üzerine etkileri

    Görkem Çetin

    Tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için genetik kaynaklarımızın çeşitliliğini korumak hayati derecede öneme sahiptir. Baklagil türleri içerisinde önemli bir yeri olan fasulyenin (Phaseolus vulgaris L.), ülkemizde mevcut çeşitlerinin genotip özelliklerini geliştirmek için yerel köy genotiplerinin özelliklerinin ortaya konulması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında farklı ekim zamanlarının yerel fasulye (Phaseolus vulgaris L.) genotipleri üzerinde agromorfolojik, biyokimyasal ve kalite özellikleri üzerine etkisi belirlemek amacıyla, Bayburt Üniversitesi Organik Tarım Araştırma ve Uygulama deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak deneme kurulmuştur. Araştırmada 5 yerel şeker fasulye genotipi ve 2 tescilli çeşit olmak üzere toplam 7 fasulye genotipi 3 farklı ekim (07 Mayıs, 22 Mayıs ve 6 Haziran) tarihlerinde ekilmiştir. Agromorfolojik özellikler kapsamında çıkış süresi, çiçeklenme süresi, bitki boyu, gövde kalınlığı, dal sayısı, ilk bakla yüksekliği, bakla boyu, bakla eni, bitkideki bakla sayısı, baklada tane sayısı, 1000 tane ağırlığı, tane verimi ve fizyolojik olum süresi incelenmiştir. Biyokimyasal özellikler kapsamında ise yaprak dokularındaki total fenolik bileşik, fotosentetik pigment (klorofil a, klorofil b, klorofil c), prolin, karotenoid ve malondialdehit (MDA) miktarı araştırılmıştır. Sonuç olarak, farklı ekim zamanlarının, çıkış süresi, bitki boyu, gövde kalınlığı, ilk bakla yüksekliği, bakla eni, bitkide bakla sayısı, bin tane ağırlığı, tane verimi, fizyolojik olum süresi, klorofil a, klorofil c ve karotenoid parametreleri üzerine olan etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Bununla birlikte, dal sayısı, bakla boyu, baklada tane sayısı, klorofil b, prolin, MDA, total fenolik bileşik içeriği gibi parametreler ile ekim zamanlarındaki farklılıkların etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. En yüksek birim alan tane verimi 199.467 kg/da ile Suludere genotipinin 7 Mayıs tarihli 1.Ekim zamanı uygulamasından elde edilirken, en düşük birim alan tane verimi 59.300 kg/da ile Konursu köyü genotipinin 7 Mayıs tarihli 1. ekim zamanı uygulamasından elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fasulye (Phaseolus vulgaris L.), genotip, verim, biyokimya, ekim zamanı.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Kur'an'da insana etkisi açısından şeytan ve nefis

    Müberra Purutoğlu

    Kur'an-ı Kerim'de şeytanın, kibri yüzünden kendini aşağı konuma düşürdüğü, bundan da Yüce Allah'ı sorumlu tutarak insanı suçladığı ve insana düşman olduğu vurgulanmaktadır. Şeytan, Allah'ın asla rakibi değildir, asi bir kuludur, insanın rakibi ve düşmanıdır. Şeytan, Allah'ın huzurundan kovulmasından itibaren şerle özdeşleşerek, insanı hataya, belaya uğratmak için kini, fesadı, yalanı ve çeşitli kötülükleri kullanmıştır. Bunları kullanmaya da devam edecektir. Şeytandan bir an ya da kısa bir süre için uzaklaşmak mümkündür, ancak bir ömür boyunca ondan kurtulmak zordur, hatta imkânsızdır. Şeytan nefiste bulunan unsurları (hevâ, heves, vb.) kullanarak insanı kandırmaya çalışır. İnsan üzerinde yaptırım gücü olmayan, sadece günahı süsleme ve vesvese verme özelliğine sahip olan şeytandan daha çok insana şiddetle kötülüğü emreden nefsi etkilidir. Nefis ve şeytan insanı, hayır olmayan şeylere çağırır. Bu çağrıya icabet eden insan hayırsız şeylere müptelâ olur ve beyhude birtakım işlerle uğraşarak bir fayda elde edememiş olur. Ahirette ise şiddetli azap içinde kalır. Dolayısıyla dünyası ve ahireti rezil ve rüsvâ olur. Her müminin gayesi Allah'a yaklaşmaktır. Şeytan ve nefsin birlikteliği insanın bu gayesinde büyük bir engel oluşturur. Şeytanın vesveselerine karşı koymak Allah bilinciyle dolu olmak ve O'na sığınmakla gerçekleşir. Ancak hidayet ve dalâlet Allah'ın dilemesi ve kulun iradesini iyi veya kötü yönde kullanmasıyla mümkündür. İnsana fücûrunu (günah işleme yeteneğini) ve takvasını (günahtan kaçınma yeteneğini) ilham eden Allah her insana birçok niteliği bilkuvve (harekete geçmemiş güç) olarak vermiştir. Bunun yanında ona bu nitelikleri harekete geçirebilecek irade de bahşetmiştir. İradenin iyi tarafında ilahi kuvvet, kötü tarafında şeytaniyet bulunmaktadır. Bu nedenle insan iradesiyle yaptığı işlerden sorumludur. Bu çalışmamızda insan, insanın ayrılmaz bir özelliği olan nefs ve nefsani istekleri süsleyerek insanı aldatmaya çalışan şeytanın özellikleri incelenerek her birinin varoluş amaçları açıklanmıştır. Şeytan ile nefis arasındaki ilişki ele alınarak şeytanın ve nefsin insan hayatındaki etki ve rollerinin ne olduğu incelenmiştir. Kur'an'ın anlatımlarından yola çıkılarak insanın nefsani istekleri ve şeytanın insan üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Tefsir, Kur'an, akıl, kalp, nefis, şeytan

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Geleneksel yoğurtlardan izole edilen streptococcus thermophilus ve lactobacillus delbrueckii subsp. bulgaricus izolatlarının moleküler tanımlanması ve endüstriyel öneme sahip özelliklerinin araştırılması

    Melike Vurmaz

    Yoğurt ülkemizde ve dünyada en fazla tüketilen süt ürünlerinin başında gelmektedir. Yoğurt üretiminden yoğurt starter kültürleri S. thermophilus ile L. bulgaricus sorumludur. Endüstriyel olarak yoğurt üretimi ticari yoğurt starter kültürleri ile gerçekleştirilmektedir. Geleneksel üretimde ise o yöreye özgü geleneksel yoğurt kültürleri kullanılmaktadır. Fakat her geçen gün bu tip kültürlerin sayısı azalmaktadır. Ticari kültürlerin dominant olması aynı zamanda yoğurt üretiminin tek tipleşmesine ve geleneksel yoğurt özelliklerinin kaybına sebebiyet vermektedir. Bu çerçevede geleneksel yoğurt kültürlerinin izolasyonu ve endüstriyel starter kültür olarak kullanılma potansiyellerin araştırılması oldukça önemli bir husus olarak değerlendirilmektedir. Bu tez kapsamında geleneksel yoğurt başlatıcı kültürlerinin endüstride kullanım olanaklarının arttırılması hedeflenmiştir. Öncelikle ülkemizin 10 farklı bölgesinden inek, manda, keçi ve koyun sütleri ve geleneksel olarak üretilen yoğurtlar örnekleri toplanmıştır. Her iki suşun da izole edilmesi amacıyla özel besiyerlerine ekimi takiben farklı koloniler morfolojik değerlendirme ve Gram boyama sonrasında seçilmiş ve bu suşlara özgü geliştirilen primerler kullanılarak PCR işlemi ile suşların yoğurt starterlerine ait oldukları gösterilmiştir. Takiben RAPD-PCR işlemi ile genotipik ön tipleme gerçekleştirilmiş ve suşların S. thermophilus ile L. bulgaricus oldukları 16S rRNA analizi ile ortaya konmuştur. Suşların detaylı genotipik tiplendirilmesi amacıyla da MLST tekniği kullanılmış ve farklı suşlar sonraki çalışmalar için seçilmiştir. Genotipik olarak geliştirilen 34 adet S. thermophilus ve 45 adet L. bulgaricus suşlarının başlatıcı kültür olarak kullanılması için teknolojik özellikleri araştırılmıştır. Teknolojik özellikler olarak yoğurt kültürlerinin % laktik asit üretim miktarları, pH geliştirme yetenekleri, proteolitik aktiviteleri, bakteriyofajlara karjı dirençlilikleri ve ekzopolisakkarit üretim miktarları ile üretilen ekzopolisakkaritlerin monosakkarit kompozisyonları araştırılmıştır. Teknolojik özellikleri belirlenen yoğurt kültürlerinde öne çıkan suşlar belirlenmiştir. Bu suşlardan 11 adet S. thermophilus suşu ve 19 adet L. bulgarigus suşu en iyi teknolojik özelik gösteren başlatıcı kültürler olarak belirlenmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Farklı kaynaklardan izole edilen laktik asit bakterilerinin (LAB) probiyotik potansiyelinin belirlenmesi

    Yasemin Kaya

    Probiyotikler, gastrointestinal sistem şartlarında canlılığı kaybetmeden insan bağırsak mukozasına kolonize olan ve intestinal sistemde çeşitli fonksiyonlar icra ederek canlıların sağlığını olumlu yönde etkileyen mikroorganizmalardır. Şimdiye kadar farklı kaynaklardan probiyotik suşlar elde edilmiş ve bir kısmı çeşitli pazar paylarına ulaşmıştır. Yeni potansiyel probiyotik suşların izolasyonu da giderek önemi artan bir konu haline gelmiştir. Bu kapsamda bu tez çalışmasında ekşi hamur ve yeni doğmuş bebek dışkısından izole edilip tanımlanmış olan Laktik Asit Bakterisi (LAB) türlerinin probiyotik potansiyellerinin ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda test edilen suşlarda öncelikle EPS üretiminden sorumlu genlerin tespiti için PCR işlemi uygulanmıştır. Daha sonra üretilen EPS'in üretim seviyesi DNS metodu ile belirlenirken, EPS'lerin monosakkarit kompozisyonu ise HPLC analizi ile ortaya konmuş ve bütün suşların glukoz monomerinden oluştuğu tespit edilmiştir. Bu suşlarda antibiyotik dirençliliği test edilmiş, kanamycine karşı tüm suşlar direnç gösterirken, streptomycine karşı ise L.rhamnosus C-9A ve P.pentosaceus WPS-8 suşları dışındaki tüm suşlar direnç göstermiştir. Genellikle suşların çoğu, analiz edilen patojenlere karşı etki gösterirken, L. rhamnosus C-9A ve L. paracasei WPS-11 suşları ise Salmonella typhimurium'a karşı etki göstermemiştir. Ayrıca antifungal etki için 6 farklı küfe karşı etki araştırılmış ve test edilen türlerin önemli oranda antifungal aktivitesi olduğu ortaya konmuştur. Türler arasında belirgin farklılıklar olmakla birlikte n-hexadecene ile yapılan hidrofobiste tespitinde suşlar %3-81.2 oranında tutunma gösterdiği, en yüksek hidrofobikliği ise P.pentosaceus WPS-8 suşunun gösterdiği tespit edilmiştir. Ardından suşların insan HT-29 hücre hattına tutunma yetenekleri incelenmiştir. Tutunma oranlarının %0.29-9.54 arasında değiştiği ve L. paracasei C-7B suşunun en yüksek tutunum kapasitesine sahip olduğu görülmüştür. Genel olarak 24 saatlik inkübasyondan sonra tüm suşların iyi oranda safrayı tolere ettikleri tespit edilirken, pH 4'de ekşi hamurdan izole edilen suşların gelişimlerinde önemli oranda düşüş meydana geldiği tespit edilmiştir. Yine aynı şekilde simüle edilmiş gastrointestinal şartlarda suşların canlılıkları %39-97 arasında olduğu gözlemlenmiştir. Son olarak suşların GABA üretimi HPLC işlemi ile incelenmiştir. Sonuç olarak fermete ürünlerden ve bebek dışkısından izole edilen LAB türlerinden bazılarının potansiyel probiyotik olabilecekleri ortaya konmuştur.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Zemin stabilizasyonunda pomza taşının incelik etkisinin incelenmesi

    Zekeriya Hayri Çelik

    Yüzeysel stabilizasyon yöntemlerinden biri olan kimyasal stabilizasyonda incelik etkisini konu edinen bu çalışmada, düşük plastisiteli kil bir zeminin mühendislik özellikleri kireç ve pomza taşı ile iyileştirilmiştir. Çalışmada kullanılan pomza taşı ham ve inceltilmiş halde ayrı ayrı zemine eklenmiştir. Kür sürelerinin 7, 28 ve 84 gün olarak belirlendiği bu deneysel çalışmada doğal zemine, %0, %5, %10, %15 ve %20 oranlarında ham ve inceltilmiş pomza taşı kireçli/kireçsiz ilave edilerek deney numuneleri hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında, inceltilmiş pomza taşı kullanılmasının hazırlanan numunelerin geoteknik özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Deneyler sonucunda, pomza taşının inceltilmesinin kıvam limitleri ve kompaksiyon parametreleri üzerindeki etkisinin sınırlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir. İnceltilmiş pomza taşının katkı maddesi olarak kullanılmasının kireçsiz numunelerin dayanımlarında, kireçli numunelerin dayanım ve durabilitelerinde ham pomza kullanımına göre daha fazla iyileştirmeler gösterdiği sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Uçucu kül, bayburt taşı ve mermer tozu endüstriyel atıklarının zemin stabilizasyonunda kullanılabilirliğinin araştırılması

    Mesut Taş

    Bu çalışmada Birleştirilmiş Zemin Sınıflandırma Sistemi'ne göre düşük plastisiteli kil olan doğal zeminin, uçucu kül, Bayburt taşı atıkları ve mermer tozu ile birlikte iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında C sınıfı olan uçucu kül birincil bağlayıcı olarak değerlendirilmiştir. Düşük plastisiteli killi zemine, %25 uçucu kül katkısı ile birlikte %0, %5, %10, %15, %20 oranlarında mermer tozu ve Bayburt taşı ilave edilerek deney numuneleri hazırlanmıştır. Serbest basınç deneyi için kür süreleri 7, 28 ve 84 gün olarak belirlenmiştir. Hazırlanan karışımlarda indeks, dayanım ve durabilite tetkikleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler ışığında, Bayburt taşı atıkları ve mermer tozunun puzolanik katkı olarak uçucu külle birlikte zemin stabilizasyonunda kullanılabilir olduğu belirlenmiştir. Mermer tozunun uçucu külle birlikte kullanılmasının serbest basınç dayanımı açısından Bayburt taşı atıklarının uçucu külle birlikte kullanılmasına göre daha uygun olduğu tespit edilen bu çalışmada, Bayburt taşı atıklarının durabilite yönünden daha etkin olduğu sonucuna varılmıştır.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Sismik izolatörlerin farklı konumlarının binaların dinamik davranışlarına etkisi

    Mehmet Burak Yıldız

    Bu tez çalışmasında, sismik izolasyonlu bir hastane binasında kullanılan izolatörlerin farklı konumlarda olmalarının binaya olan etkileri incelenmiştir. Bu amaçla bina iki farklı şekilde SAP2000 programında modellenmiştir. Modellemelerden birinde izolatörler temel seviyesindeki kolonların alt ucuna diğerinde ise üst ucuna yerleştirilmiştir. Sismik izolasyon sistemi olarak yüksek sönümlü kauçuk mesnet (YSKM) sistemi kullanılmıştır. Ayrıca sismik izolasyonlu binalar sismik izolasyonsuz durumu ile de karşılaştırılmıştır. Oluşturulan farklı modellemeler sonucunda binanın kesit tesirleri ve gerekli donatı alanlarındaki değişimin incelenmesi amaçlanan bu tez 4 ana başlıktan oluşmaktadır. Birinci bölümde gelişen teknoloji ile yapıların daha güvenli ve depremden sonrada kullanılması için geliştirilen sismik izolatörlerin ortaya çıkışı ve bu sistemler ile ilgili yapılan araştırmaların literatür özetleri, sismik izolatör kavramı, izolatörlerin avantajları ve dezavantajları, Türkiye'deki sismik izolasyon uygulamaları ve sismik izolatörlerin çeşitleri tanıtılmıştır. Aynı bölümünde sismik izolasyonun UBC 97'ye göre tasarım esasları incelenmiş ve sismik izolatörlerin boyutlandırılması için gerekli yönetmelik şartlarının seçimleri yapılmıştır. İkinci bölümde sismik izolasyonu yapılacak olan binanın genel özellikleri, malzeme sınıfları ve yüklemeleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Seçilen parametrelere göre izolatörlerin boyutlandırılma ve mekanik özelliklerinin bulunması için gerekli hesaplar yapılmıştır. Üçüncü bölümde mekanik özellikleri bulunan izolatörlerin modellenmesi ile çıkan sonuçlara yer verilmiş olup dördüncü bölümde iki farklı seviyede uygulanan izolasyonun hastane binasında oluşturduğu dinamik ve maliyet farkları ile uygulama avantajları değerlendirilmiştir.

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Lise öğrencilerinin problemli sosyal medya kullanımı ve bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

    Osman Keleş

    Bu çalışmada lise öğrencilerinin problemli sosyal medya kullanımı ve bilişsel çarpıtmaları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunun belirlenmesinde uygun örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılı Bingöl ili merkez ve Genç ilçesindeki liselerde okuyan toplam 419 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak sosyal medya kullanım bozukluğu ölçeği, bilişsel çarpıtmalar ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analiz sürecinde SPSS programı aracılığıyla Pearson korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin problemli sosyal medya kullanımı cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Araştırmada problemli sosyal medya kullanımının yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Araştırmada felaketleştirme ve etiketleme bilişsel çarpıtmaları problemli sosyal medya kullanımını anlamlı bir şekilde yordadığı, bilişsel çarpıtmaların cinsiyete göre kızların lehinde anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Araştırmada bilişsel çarpıtmaların yaşa göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Bu çalışma bulgularına göre bilişsel çarpıtma ve problemli sosyal medya kullanımı arasındaki ilişkinin pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre bilişsel çarpıtmaların öğrencilerin problemli sosyal medya kullanımı yaşamaları üzerinde etkisinin olduğu değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür kapsamında tartışılmış ve daha sonraki çalışmalar açısından önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Problemli sosyal medya kullanımı, bilişsel çarpıtmalar, lise öğrencileri

  • Yüksek Lisans TeziAçık Erişim2020
    Ortaöğretim öğrencilerinde çocukluk depresyonu ile akademik motivasyon ve akademik erteleme arasındaki ilişkinin incelenmesi

    Önder Karadeniz

    Bu araştırmada akademik motivasyon ile akademik erteleme arasındaki yordayıcı ilişkilerin belirlenmesi ve depresif belirtilerin akademik motivasyon ile akademik erteleme üzerindeki ilişkiye aracılık edip etmediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. İlişkisel tarama modeli en az iki veya daha çok değişken arasındaki ilişkinin derinlemesine incelendiği araştırmalardır. Bu doğrultuda çocukluk depresyonu, akademik motivasyon ve akademik erteleme arasındaki ilişkileri yordayıcı ve aracılık ilişkilerini belirlemek amacıyla yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Araştırmanın hedef evreni ortaöğretim öğrencileridir. Araştırma sürecinde örneklem grubunu oluşturmak amacıyla bu evrenden küme, büyüklüğe orantılı ve uygun örnekleme yöntemleri kullanılarak toplam 861 kişiden oluşan bir örneklem ile araştırma süreci yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak çocuklar için depresyon ve anksiyete ölçeğinin depresyon alt boyutu, akademik güdülenme ve akademik erteleme ölçeği ile kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada ortaöğretim öğrencilerinde akademik motivasyonun, akademik ertelemeyi negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı, depresif belirtilerin akademik ertelemeyi negatif yönde ve anlamlı düzeyde yordadığı ve depresif belirtilerin akademik motivasyon ile akademik erteleme arasındaki ilişkiye kısmi aracılık ettiği bulgusuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak depresif belirtilerin akademik motivasyon ile akademik erteleme arasındaki ilişkiye kısmi aracılık ettiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle akademik erteleme davranışlarının ortaya çıkmasında akademik motivasyonun önemli bir koruyucu değişken olduğu ve depresif belirtilerin bu iki değişken arasındaki ilişkiyi önemli oranda şekillendirdiği söylenebilir. Bu kapsamda önleyici ve rehabilite edici uygulamaların planlanması ve yürütülmesi noktasında elde edilen bu bulguların göz önünde bulundurulmasının uygulamaları daha etkili kılacağı düşünülmektedir.