Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Sönmez Sarı, Ebru(9)
- Semerci, Vahide(7)
- Kırbaş, Zila Özlem(6)
- Akeren, Zahide(5)
- Daştan, Buket(4)
- Kaba, Nagihan Köroğlu(4)
- Apaydın, Emine(3)
- Demirağ, Hatice(3)
- Güneş, Hüseyin(3)
- Hintistan, Sevilay(3)
- Işık, Hafsa Kübra(3)
- Kalyoncuo, Servet(3)
- Terzi, Handan(3)
- Öztürk, Havva(3)
- Aktaş, Elif Odabaşı(2)
- Albayrak, Sirer(2)
- Bal, Betül(2)
- Cin, Aynur(2)
- Kahya, Cem(2)
- Melike, Yağcı(2)
- Ozdemir, Mustafa(2)
- Tuna, Hasan(2)
- Akgün, Emre(1)
- Akpinar, Reva Balci(1)
- Altuğ, Tolga(1)
- Avşar, Gülçin(1)
- Aytekin, Melek Şen(1)
- Battal, Fetullah(1)
- Beyoglu, Sakine(1)
- Bolsoy, Nursen(1)
- Bülbül, Ayşe Eliüşük(1)
- Can, Aysun Akcakaya(1)
- Cil Kocyigit, Seyhan(1)
- Ciğerci, Kübra(1)
- Curuk, Gulsum Nıhal(1)
- Dağcı, Abdullah(1)
- Ertürk, Israfıl(1)
- Göktaş, Bora(1)
- Gövez, Elif(1)
- Izgar, Hüseyin(1)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Ebelik bölümü öğrencilerinin cinsellik ve cinsel sağlıkla ilişkili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi
Öcalan, Dilek; Aytekin, Melek Şen; Kahraman, Aysenur; Işık, Hafsa Kübra
Amaç: Araştırma ebelik bölümü öğrencilerinin cinsellik ve cinsel sağlıkla ilişkili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte olan araştırma, Türkiye’nin kuzeyinde yer alan bir ildeki üniversitede ebelik bölümüne kayıtlı olan, gönüllü 307 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, Sosyodemografik Veri Formu ve Cinsel Sağlık Bilgi Testi (CSBT) ile toplanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin CSBT puan ortalaması 26.95±7.0’dir. Ebelik son sınıfta olan, sözlüsü/nişanlısı ya da partneri olan, cinsel sağlığa yönelik ders ya da eğitim alan, bu konuda bilgi düzeyini yeterli bulan, okullarda cinsel sağlığa ilişkin eğitim verilmesi ve üniversitede danışma birimi olması gerektiğini düşünen öğrencilerin CSBT puanları daha yüksektir (p<0.05). Sonuçlar: Öğrencilerin cinsel sağlık bilgisi orta düzeydedir. Ebelik öğrencilerinin cinsel sağlık bilgisinin geliştirilmesi ve farkındalıklarının arttırılması için ders müfredatlarında kapsamlı cinsel eğitimlerin yer alması önerilebilir.
AtıfOpenAlex8TR Dizin5
İncele - MakaleAçık Erişim2023Toplumda Yaşayan Yaşlı Yetişkinlerin Pandemi Farkındalığı: Tanımlayıcı-Kesitsel Bir Çalışma
Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru
Giriş: COVID-19 pandemisi, tüm dünyada özellikle yaşlı popülasyonun sağlık ve iyilik halini olumsuz etkilediği bilinen önemli bir halk sağlığı krizidir. Bu çalışma toplumda yaşayan yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı ve yordayıcı faktörlerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapıldı. Araştırmanın verileri 188 yaşlı yetişkinden kişisel bilgi formu ve Pandemi Farkındalık Ölçeği kullanılarak yüz yüze toplandı. Veriler tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t-testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan yaşlı yetişkinlerin Pandemi Farkındalık Ölçeği toplam puan ortalaması 33,08 ± 3,58 idi. Evli olanların, ortaokul ve üzeri mezunu olanların, yüksek gelirli olanların, çalışanların ve COVID-19 aşısı olanların pandemi farkındalıklarının yüksek olduğu belirlendi (p < 0,05). Çoklu doğrusal regresyon analizinde kadınların (β = 0,282, %95 GA = 0,451-3,590), ortaokul ve üzeri mezunların (β = 0,459, %95 GA = 1,464-5,883) ve yüksek gelirli olanların (β = 0,182, %95 GA = 0,216-2,438) Pandemi Farkındalık Ölçeği puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptandı (p < 0,05). Sonuç: Yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığının orta-üzeri düzeyde olduğu belirlendi. Cinsiyet, eğitim durumu ve sosyoekonomik durum değişkenlerinin yaşlı yetişkinlerin pandemi farkındalığı düzeyinin yordayıcıları olduğu saptandı. Çalışma sonuçları, yaşlı yetişkinlerin pandemiler hakkında bilgi ve farkındalığını artırmayı amaçlayan koruyucu sağlık hizmetlerinde erkek cinsiyetine, eğitim düzeyi ve düşük gelirli olanlara daha fazla önem verilmesi gerektiğini göstermektedir..
- MakaleAçık Erişim2023Self-efficacy levels of individuals with type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes drugs: The example of Gümüşhane and Bayburt province
Demirağ, Hatice; Cin, Aynur; Daştan, Buket
This study was conducted to determine the self-efficacy levels of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus in the use of diabetes medication. The population of the descriptive study consisted of individuals with Type 2 Diabetes Mellitus residing in Gümüşhane and Bayburt provinces. The sample size was determined with the G*Power 3.1.6.9 program. A total of 315 individuals were reached in the study using a snowball sampling method. Data were collected by “Google Form” us- ing “Personal Information Form” and “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale”. In the analysis of the data, independent groups t-test, one-way ANOVA test and Pearson product moments correlation test were used. The average age of the individuals with Type 2 Diabetes Mellitus participating in the study was 52.29±14.74 years, the duration of diabetes disease was 9.23±6.25 years, and 81% of them were men. The total average score of the participants from the “Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was determined as 38.70±12.36 points. It was found that the average total score of the” Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" was higher for women than men, singles than married. Again, the total scale score averages were statistically different according to the occupational group (p<0.001). In addition, the average total score of the “Diabetes Drug Use Self-Efficacy Scale” was found to be higher for individuals who received training on diabetes drug use compared to individuals who did not receive it. It was found that the average scores of the participants from the "Diabetes Medication Self-Efficacy Scale" and its sub-dimensions were moderate. In order to increase the diabetes drug use self-efficacy levels of participants diagnosed with Type 2 diabetes, training on the use of diabetes drugs can be expanded.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi
Kırbaş, Zila Özlem; Semerci, Vahide; Güneş, Hüseyin
Amaç: Bu çalışma hemşirelerin aşı karşıtlığı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Çalışma 15 Eylül-30 Eylül 2022 tarihleri arasında bir eğitim araştırma hastanesinde tanımlayıcı olarak yapıldı. Örneklem seçimine gidilmeyip çalışmaya katılmayı kabul eden, çalışma tarihlerinde izinli ve raporlu olmayan 282 hemşireye ulaşıldı. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Aşı Karşıtlığı Ölçeği kullanılarak hemşireler ile yüz yüze görüşülerek toplandı. Bu çalışmada bilimsel ve evrensel ilkelere uyuldu ve gerekli izinler alındı. Veriler IBM SPSS v25 paket programda analiz edildi. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Veriler normal dağıldığından hemşirelerin tanıtıcı özellikleri ile ölçek puanlarının karşılaştırmasında Independent Sample T testi ve One-Way ANOVA testi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 39.60±7.43 (min=20, max=59)’tür. Hemşirelerin %90.8’i kadın olup, %83.3’ü evli, %72.0’si lisans mezunu ve %62.1’i servis hemşiresi olarak çalışmaktadır. Hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı 46.82±12.43’tür (min=21, max=90). Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı ile hemşirelerin aşı tereddütü yaşamaları, çocuk sahibi olma durumları ve aşı hakkında bilgi durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0.05). Sonuç: Çalışmamızda hemşirelerin aşı karşıtlığı orta düzeydedir. Aşı tereddütü yaşayan ve akrabasından/arkadaşından aşı hakkında bilgi edinen hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha yüksek, çocuk sahibi olan hemşirelerin Aşı Karşıtlığı Ölçeği toplam puanı daha düşüktür.
AtıfOpenAlex3TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Kadınlarda Sağlık Okuryazarlığı Düzeyinin Emzirme ve Doğum Şekline Etkisi
Bolsoy, Nursen; Karkın, Pakize Özge; Sezer, Gözde; Semerci, Vahide
Araştırma kadınların sağlık okuryazarlığı düzeyinin emzirme ve doğum şekline etkisinin olup olmadığını belirlemek amacı ile yapıldı. Araştırmanın tipi kesitsel olup, örneklem büyüklüğünü 318 kadın oluşturdu. Veriler “Tanıtıcı Bilgi Formu” ve “Yetişkin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (YSOÖ)” kullanılarak toplandı. Araştırmamız için etik kuruldan, kaymakamlıktan, ölçek sahibinden ve kadınlardan izin alındı. Verilerin istatistiksel analizinde sayısal ve yüzdelik dağılımı, Mann Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testi kullanıldı. Kadınların yaş ortalaması 37,68±6,41’dir (min=25, max=49). Kadınların %96,9’u evli ve %51,9’u ilköğretim mezunudur. Kadınların %24,2’si primipar ve %75’8’si multipardır. Normal doğum yapanların oranı %46,5, sezeryan doğum yapanların oranı %53,5 olarak bulundu. Kadınların %45,0’i bir sağlık personelinden emzirme eğitimi aldığını belirtti. Kadınların YSOÖ toplam puanı 10,19±5,68 olarak bulundu. Kadınların YSOÖ toplam puanı ile yaşayan çocuk sayısı (p≤0,001), düşük yapma (p=0,006), küretaj yapma (p=0,006), emzirme eğitimi alma (p≤0,001) ve ilk 1 saatte emzirme (p≤0,001) oranları arasında anlamlı fark bulundu. Bunun yanı sıra kadınların YSOÖ toplam puanı ile doğum şekli (p=0,482) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Araştırmanın sonuçları kadınlarda sağlık okuryazarlığının ilk bir saatte emzirmeye başlamada etkisi olduğunu, ancak doğum şekline etkisi olmadığını gösterdi.
AtıfOpenAlex4TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Hemşirelerin Profesyonel Değerler Algısı ve Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi
Demirağ, Hatice; Hintistan, Sevilay; Can, Aysun Akcakaya; Daştan, Buket
Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerin profesyonel değerler algısı ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipte gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Bayburt Devlet Hastanesi ve Kelkit Devlet Hastanesi’nde Ekim 2019 - Kasım 2019 tarihleri arasında çalışan 228 hemşire oluşturdu. Çalışmanın verileri bu tarihler arasında “Hemşire Bilgi Formu” ve “Hemşirelerin Profesyonel Değerler Ölçeği (HPDÖ)” kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA, Tukey Post Hoc testleri kullanılmıştır. Bulgular: Hemşirelerin, %52.2’si 30 yaş ve altında, %78.9’u kadın olduğu ve kadınların HPDÖ toplam ve alt boyut puan ortalamalarının erkeklere göre anlamlı olarak yüksek olduğu bulundu. Hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması ise 152.5±20.81 olarak yüksek bulundu. Evli hemşirelerin HPDÖ toplam puan ortalaması 153.96±21.31 olup, sorumluluk alt boyutu anlamlı olarak yüksek bulundu. Hemşirelik veya sağlık alanında bilimsel yayınları takip eden hemşirelerin toplam puan ortalaması ve alt boyut puan ortalamaları takip etmeyen hemşirelere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). Sonuç: Hemşirelerin mesleki profesyonel değerleri etkileyen farklılıkları göz önüne alınarak yapılacak sürekli eğitimler ve mesleki değerlerle ilgili bilimsel etkinlikler düzenlenmesi önerilmektedir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Yoğun Bakım Hemşirelerinin Deliryum Hakkındaki Bilgi ve Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi: Nitel Bir Çalışma
Yılmaz, Emel Bahadır; Çobanoğlu, Asuman; Apaydın, Emine
Amaç: Bu nitel çalışma, yoğun bakım hemşirelerinin deliryum hakkındaki bilgi ve yaklaşımlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemini dahiliye, cerrahi, nöroloji ve koroner yoğun bakımlarda çalışan 15 hemşire oluşturmuştur. Veriler, 15 Nisan-30 Haziran 2019 tarihlerinde yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak Google Form aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 37,73±9,43 olup hepsi kadındır. Hemşirelerin %40’ı cerrahi, %26,7’si koroner, %20’si dahiliye ve %13,3’ü nöroloji yoğun bakımda çalışmaktadır. Meslekteki çalışma yılı ortalaması 17,27±10,40 ve yoğun bakımda çalışma yılı ortalaması 8,20±7,42’dir. Deliryumlu hastaya hepsi bakım vermiş ama sadece %33,3’ü deliryum hakkında eğitim almıştır. Yapılan içerik analizinden beş ana tema elde edilmiştir: Deliryumu tanımlama, deliryumu yönetme, bakımda yaşanan sorunlar, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşama ve bilgi ve beceri eksikliği. Sonuç: Yoğun bakımdaki hemşirelerin deliryum konusunda bilgi gereksinimlerinin olduğu belirlenmiştir. Yoğun bakım hemşirelerine yönelik deliryum hakkında düzenli eğitimlerin planlanması önerilmiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Evaluation of Noise Levels in Flour Factories in Terms of Occupational Health and Safety
Albayrak, Sirer; Melike, Yağcı; Ozdemir, Mustafa
This study aims to determine the daily noise exposure levels in flour mills and evaluate the effects on the health and safety of workers. The study measured the equivalent sound pressure levels of workers exposed in two flour mills operating in Konya province in dBA. The factories include machines with high noise levels, such as sifters, sieves, and rollers. A Type-2 class sound pressure level meter was used in the measurements taken in accordance with ISO 9612: 2009 standard. Based on the measured values, the A-weighted equivalent sound pressure levels were determined, and the daily personal noise exposure levels were calculated taking into account the working hours. It was determined that the equivalent sound pressure levels and the daily individual noise exposure levels of the workers were in the range of 88.2-97.7 dBA and 87.9-97.4 dBA, respectively, and above the minimum daily personal exposure limit (80 dBA) specified in the legislation. As a result of the study, it was evaluated that the noise in flour mills can negatively affect the health and safety of workers as well as their job performance.
AtıfOpenAlex3TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2022Dart Sporunun Dikkat Düzeyine Etkisinin İncelenmesi
Turkmen, Mutlu; Yönal, Mehmet
Dart sporunun dikkat düzeyine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırmada deneysel araştırma modeli kullanılarak, ön test-son test, kontrol ve deney grubu oluşturulmuştur. 2018/2019 Eğitim Öğretim yılı II. dönem başında, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olan Özel Aziziye Ortaokulunda öğrenim gören yaşları 9-31 arasında değişkenlik gösteren ve sedanter olan rastgelen seçilmiş 60 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan 60 öğrenci yansız atama yöntemi ile deney ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Oluşturulan deney ve kontrol grubuna ön test olarak bourdon dikkat testi uygulanmıştır. 9-13 yaş deney grubunda bulunan katılımcılara sınıflarına asılan iki dart tahtası ile, Salı ve Perşembe günleri haftada iki gün olarak 8 haftalık dart sporu eğitimi verilmiştir. Aynı okulda öğrenim gören kontrol grubu öğrencilerine herhangi bir dart eğitimi verilmemiş ve normal okul eğitimlerine devam edilmiştir. Sekiz haftanın sonuna gelindiğinde hem kontrol hem de deney grubunda yer alan öğrencilere son test olarak Bourdon dikkat testi tekrar uygulanmıştır. Dart sporunun dikkat düzeyine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırmada elde edilen verilerin analizinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi ve sadece çalışma grubunda yer alan öğrencilerin ön test ve son test karşılaştırmalarının incelenmesi amacıyla, paired samples t-testi kullanılmıştır. Sonuç olarak; deney grubunda bulunan katılımcıların, ön test ve son test skor ortalamaları arasında oransal anlamda farklılığın olduğu, deney grubunun son test süre ortalamaları yaş değişkenine göre incelendiğinde anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, 9-13 yaş gruplarında, dart sporu uygulamalarının dikkat düzeyleri üzerinde pozitif yönde bir etkisinin bulunduğu ile ilgili öneriler sunulmuştur.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Ortaokul Öğrencilerine Yönelik Afet Bilinci Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
Yetişensoy, Okan
Bireylerin ve toplumun karşı karşıya olduğu potansiyel afet risklerini en aza indirgemeye yönelik bilişsel, duyuşsal, psikomotor bilgi ve becerilere ilişkin farkındalık düzeyleri olarak tanımlanabilecek afet bilinci, erken yaşlardan itibaren kazandırılması gereken temel özelliklerden birisidir. Nitekim afet bilinci toplumların afetlere karşı direnç geliştirmesinde önemli bir bileşen rolü görmekte, afetlerin potansiyel risklerini azaltmaya katkı sunmaktadır. Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin afet bilinci düzeylerini belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesidir. Araştırma 1293 kişilik bir çalışma grubuyla yürütülmüş ve gerçekleştirilen açımlayıcı faktör analizi sonucunda 9.771 özdeğere sahip, toplam varyansın %54.284’ünü açıklayan, 18 maddelik tek boyutlu bir yapıya ulaşılmıştır. Bu yapı gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmış, ölçüt bağıntılı geçerlik çalışması sonucunda da ölçeğin geçerliğini destekleyici sonuçlar alınmıştır. Ölçeğin cronbach alfa katsayısının ise .949 ile oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular ölçeğin ortaokul öğrencilerinin afet bilinç düzeylerini belirleme noktasında geçerli ve güvenilir olduğunu göstermiş ve ilgili sonuçlar mevcut alanyazını çerçevesinde tartışılmıştır.
AtıfOpenAlex11TR Dizin7
İncele - MakaleAçık Erişim2022The Use of Life Activities-Based Nursing Model in the Care of Individuals with Buerger's Disease
Apaydın, Emine; Akeren, Zahide
Buerger's disease (Thromboangiitis obliterans) is a non-atherosclerotic segmental inflammatory disease that mainly affects small and medium-sized arteries, veins, and arm and leg nerves. Although the mortality rate is not high, the symptoms it causes signi ficantly reduce the quality of life. The Life Activities Model is a nursing model that solves the problem with a humanistic approach by considering the individ- ual as a whole to support patients to increase their quality of life. In this case, care management of a 51-year-old male patie nt whose quality of life decreased due to severe pain and whose lower extremity thrombosis developed due to treatment-resistant Buerger's disease was presented using a nursing model based on life activities. By using the Life Activities-Based Nursing Model in the care of the individual with B uerger's disease, we increased the patient’s compliance by supporting them to perform the activities of daily living in the best way possible.
- MakaleAçık Erişim2022Hemşirelik Öğrencilerinin Hastalar Tarafından Değerlendirilme Ölçeği'nin Türkçe Versiyonunun Geçerlik ve Güvenirliği: Metodolojik Bir Çalışma
Kurt, Yeter; Bal, Betül; Apaydın, Emine; Kaba, Nagihan Köroğlu
Amaç: Bu araştırmanın amacı, Hemşirelik Öğrencilerinin Hastalar Tarafından Değerlendirilme Ölçeği’nin [The Evaluation of Nursing Students by Patients Instrument (ENSPA)] Türkçe geçerlilik ve güvenirliğini yapmaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini Karadeniz Bölgesi'nde bulunan bir universite hastanesinde yatan tum hastalar oluştururken örneklemi 321 hasta oluşturmuştur. Veriler “kişisel bilgi formu” ve “ENSPA” ile toplanmıştır. Ölçekte sırasıyla dil ve kapsam geçerliği, yapı geçerliği, güvenirlik analizleri yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 50,24±19,97 olup, %54,4’ü kadın, %34,2’si ilkokul mezunudur. ‘ENSPA’ ölçeğinin dil geçerliliği için çeviri-geri çeviri tekniği kullanılmıştır. Ölçek maddelerine ait kapsam geçerlik oranlarının 0,80-1,00 arasında değiştiği, kapsam geçerlik indeksinin ise 0,96 olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde, 2/serbestlik derecesi=3,43, yaklaşık hataların ortalama karekökü=0,08, Uyum İyiliği İndeksi=0,90, Karşılaştırmalı Uyum İndeksi=0,93 ve Normlaştırılmış Uyum İndeksi=0,89 olarak hesaplanmıştır. Cronbach Alpha katsayısı “güven” alt boyutu için 0,91, “birey-odaklılık” alt boyutu için 0,87, “ilgili olma” alt boyutu için 0,88, “dürüstlük/doğruluk” alt boyutu için 0,75, toplam ölçek için 0,95 olarak bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada, hastalar tarafından öğrenci hemşirelerin klinik uygulamalarını değerlendirmeye yarayan 19 maddelik “ENSPA”nın geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu, öğrenci hemşirelerin klinik uygulama performans ve becerilerini doğru ve tutarlı bir şekilde ölçülebildiği belirlenmiştir. Hastaları, hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama değerlendirmesine dâhil etmek, bireysel, bütüncül ve hümanistik bakım ve hemşirelik eğitimi açısından önemli bir adım olacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2022Investigation of Dry Eye Frequency and Rısk Factors in Indıvıduals Living in Aydıntepe
Akpinar, Reva Balci; Çimen, Arzu
Objective: This study was carried out to determine the frequency and risk factors of dry eye in individuals living in Aydıntepe district of Bayburt.\rMethod: The population of the study, which is descriptive and cross-sectional, consists of 2100 people registered in Aydıntepe Community Health Center, and the sample consists of 350 people aged 15 and over who accept the study, who do not have understanding and perception problems. Data; The months of November 2019-July 2020 were obtained using the "Introductory Information Form", "Ocular Surface Disease Index Questionnaire" and "Schirmer Test". The obtained data were analyzed using the SPSS program.\rResults: 42.0% of the participants had chronic disease, 66.3% had regular medication and 62.6% had eye disease, according to the OSDI survey, 29.4% had mild, 22.0% had moderate, and 21.4% had severe dryness. It was found that severe dry eye symptoms were most common in participants aged 65 years and older (38.1%), those who stated that they experienced dry nose and throat (34.6%), and those with a chronic disease (35.4%). There was no difference in dry eye symptoms according to gender (p> 0.05). \rConclusion: It has been concluded that most of the individuals living in Aydıntepe District of Bayburt and participating in the study have different levels of dry eye, and the incidence of dry eye is higher in elderly individuals and those with any chronic disease.
- MakaleAçık Erişim2022Nurses’ Perceptions of Clinical Governance Climate
Öztürk, Havva; Kaba, Nagihan Köroğlu
Background: Clinical governance climate is a governance approach that aims at supporting\rcommunication and interaction, minimizing errors, and continually improving and developing\rservice process in organizations.\rMethods: The study population was composed of 1845 nurses working at public, university,\rand private hospitals in Trabzon Province. The sample was composed of 315 nurses recruited\rusing a stratified sampling method. Data were collected using Information Request Form\rand Clinical Governance Climate Questionnaire.\rResults: According to the nurses, the clinical governance climate score of hospitals was\r182.62 ± 28.32 (min = 60, max = 300). In the study, it was found that the average total score\rand the sub-scale scores of the clinical governance climate of those nurses who were (1)\raged ≤25 years and ≥36 years; (2) were female; (3) worked in managerial positions; (4) chose\rthe clinical service where they were employed willingly; (5) were satisfied with the clinical\rservice, nursing profession, and managers; (6) cared for 11-20 patients in a shift, knew what\rclinical governance was; and (7) joined trainings/meetings about clinical governance were\rsignificantly and statistically different as compared to other nurses (P < .05).\rConclusion: Nurses regarded and assessed the clinical governance climate of the hospitals\rwhere they worked as moderate. As a result of the study, it was recommended that educations\rand trainings about clinical governance climate be provided to nurses; interventions\rthat will maximize their satisfaction be made; they be given the chance to choose the clinical\rservicers where they will work; and the number of patients be kept balanced.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2022Geleceğin sağlık profesyonellerine verilen iş sağlığı ve güvenliği dersinin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarına etkisi
Tuna, Hasan; Melike, Yağcı; Ozdemir, Mustafa; Albayrak, Sirer
Çalışanların sağlıklı ve güvenli davranışlar sergileyebilmeleri için iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ile kazandıkları bilgi ve becerileri işyeri ortamında uygulamaları gerekmektedir. Alınan eğitim çalışanların davranışlarını değiştirebilir ve bu durum sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturabilir. Nitelikli ara elemanları yetiştiren meslek yüksekokullarında eğitim alan geleceğin sağlık profesyonelleri, okulda gördükleri dersleri işyerlerinde de uygulamalı olarak gördükleri için iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterlilik sahibi olmalıdırlar. Bu çalışmada Doğu Karadeniz Bölgesinde eğitim gören geleceğin sağlık profesyonellerinin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarının, okul hayatında aldıkları iş sağlığı ve güvenliği derslerinden ve uygulama öncesi aldıkları iş sağlığı ve güvenliği eğitiminden ne şekilde etkilendiğinin tespiti amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, basit örnekleme yöntemiyle saptanan Bayburt, Rize ve Gümüşhane illerinde eğitim gören 521 geleceğin sağlık profesyoneli oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kocaay (2020) tarafından geliştirilen “İş Sağlığı ve Güvenliği Yeterlilik Algısı Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle de parametrik testler kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre iş sağlığı ve güvenliği dersi ile uygulama öncesi iş sağlığı ve güvenliği eğitimi alan öğrencilerin iş sağlığı ve güvenliği yeterlilik algılarının, almayanlardan anlamlı şekilde yüksek olduğu görülmüştür. Sağlıklı ve güvenli iş yerleri ve ortamlar sağlamak, iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek ve öğrencilerde İSG bilinci oluşturmak için geleceğin sağlık profesyonellerin yetiştiği sağlık hizmetleri meslek yüksekokullarında eğitim müfredatının içerisine İSG eğitiminin zorunlu olarak konulmalıdır.
AtıfTR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2022COVID-19 Pandemisinde Gün Yüzüne Çıkan Bir Sorun: Regl Yoksulluğu ve Halk Sağlığı Hemşiresinin Sorumlulukları
Terzi, Handan; Sönmez Sarı, Ebru
Menstrüasyon, bireyler için bedensel, ruhsal ve toplumsal uyum gerektiren bir konudur. Regl olan bireylerin büyük çoğunluğu, aylık menstrual döngülerini sağlıklı ve saygın bir şekilde yönetme konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadır. Menstrüel ürünlere erişimin olmaması durumu olarak tanımlanan regl yoksulluğu, dünyanın birçok ülkesinde bireylerin eğitim, iş ve sosyal yaşamları gibi pek çok alanda dezavantaj yaratan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu konuda tüm dünyada toplum farkındalığını artıran sosyal medya kampanyaları ve vergilerin kaldırılması veya azaltılmasına yönelik bir takım girişimler yapılmaktadır. Regl yoksulluğu, COVID-19 pandemisi ile günümüzde daha görünür hale gelmiştir. Regl yoksulluğu kaynaklı ortaya çıkan eşitsizliklerin yönetiminde, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesinin birincil sorumlusu olan halk sağlığı hemşirelerinin eğitim, rehberlik, danışmanlık, savunuculuk ve işbirlikçi rollerini etkin kullanması bir gerekliliktir. Bu derleme çalışmasında ihmal edilmiş ve COVID-19 pandemi sürecinde bireysel ve toplumsal etkileri daha da görünür boyuta ulaşan bir halk sağlığı sorunu olan regl yoksulluğu kavramının, halk sağlığı hemşiresinin rol ve sorumlulukları özelinde proaktif pencereden ele alınması amaçlanmıştır.
AtıfOpenAlex1
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2021Yaşlı Bakımında Ortam Destekli Yaşam Teknolojilerinin \rKullanımı: Geleneksel Derleme
Hintistan, Sevilay; Daştan, Buket
Ortam destekli yaşam, yaşlanmayla artan sosyal izolasyonu \razaltmak, yaşlının bağımsız bir şekilde yaşamasını ve aktif kalmasını\rsağlamak için yaşam ve çalışma ortamına entegre edilebilen herhangi\rbir teknolojik aracın kullanılmasıdır. Yaşlı nüfusun dünya çapında artması, hastaneler ve bakımevleri de dâhil olmak üzere sağlık ve bakım \rhizmetine talebi artırmaktadır. Yaşlı nüfusun giderek artması durumunda, gelecekte yaşlılara bakım verecek yeterli insan olmayacak, bu \rnedenle gelecekte yaşlılara bakmak ve bağımsız yaşamalarına yardımcı\rolmak için yardımcı yaşam teknolojilerine ihtiyaç duyulacaktır. Yaşlı\rbakımı, genellikle olay odaklı bir sistem kullanarak çevrenin ve yaşlının faaliyetlerinin gerçek zamanlı gözlemlenmesini gerektirir. Yaşlılara \rbağımsız yaşamda yardımcı olan ortam destekli yaşam teknolojileri, \rbakımı uygun maliyetli ve güvenilir bir şekilde geliştirmek için gereklidir. Yaşlıların günlük yaşamda sağlıklı kalabilmeleri sürekli ve gerçek zamanlı bir sağlık izleme ve değerlendirme sistemi olan sensör \rteknolojisindeki gelişmelerle mümkündür. Ortamdaki yaşam sensörleri\rolarak da bilinen ortam sensörleri ve giyilebilir cihazlar, yaşlının sağlık durumundaki değişiklikleri izlemek, düşmeleri tespit etmek veya \rgünlük aktiviteleri izlemek için yaşlıların evlerinde kullanılabilmektedir. Ev içi ortamı izlemede kullanılan bu tür teknolojiler, yaşlıların sağlık uzmanları ve aileleriyle daha iyi iletişim kurmasına, bağımsız \ryaşamlarını uzatmaya olanak sağlayabilir. Yaşlanan toplum, teknolojik \ryeniliklerle maksimum konfor, güvenlik ve emniyet içerisinde yaşayabilir. Ortam destekli yaşam ile yaşlı bireylerin yaşam kalitesini iyileştirmek, bağımsız yaşam maliyetlerini azaltmak, yaşlı veya hasta \rkişilerin öz güvenini ve özerkliğini artırmak mümkündür.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2021Validity and Reliability of Turkish Version of the Individual Work Performance Questionnaire
Öztürk, Havva; Kaba, Nagihan Köroğlu
Aim: The purpose of the current study was to perform Turkish validity and reliability tests of the\r“Individual Work Performance Questionnaire”.\rMethod: This methodological study was undertaken with 309 nurses who worked at two public\rhospitals located in the Black Sea Region. The data were collected using the “Information\rRequest Form” and “Individual Work Performance Questionnaire”. Analyses of language and\rcontent validity, construct validity, and reliability was performed.\rResults: The average age of the participating women was 28.77±6.25 years, average\rprofessional experience was 6.73±5.76 years, 85.4% of the participants were female (n=264),\r54% were single (n=167), and 60.2% had undergraduate degrees (n=186). It was seen that\rthe content validity index of the questionnaire was .96. The confirmatory factor analysis results\rwere; X2\r/sd= 2.55, RMSEA= .071, GFI= .92, CFI= .92, NFI= .88, IFI= .92 and TLI= .90. The total\rquestionnaire Cronbach alpha coefficient was ,80.\rConclusion: As a result, the “Individual Work Performance Questionnaire” made of 14 items\rused to determine nurses’ work performance levels was valid and reliable. Nurses’ work\rperformance levels could be measured correctly and consistently.
AtıfOpenAlex18TR Dizin18
İncele - Derleme MakaleAçık Erişim2021Periferik İntravenöz Kateter Uygulamasında Hemşirelik Bakımı: Kanıta Dayalı Uygulamalar
Avşar, Gülçin; Curuk, Gulsum Nıhal
Periferik intravenöz kateter uygulaması hastanede takip edilen hastalara en çok uygulanan hemşirelik girişimlerindendir. Hemşirelerin kaliteli ve güvenli bir periferik intravenöz kateter uygulaması gerçekleştirebilmeleri için uygulama alanını belirlemek, uygun katetere karar vermek, periferik intravenöz girişim ile ilgili doğru yöntemi bilmek, gereken değerlendirmeleri yapmak, kateter bakımı yapmak ve ortaya çıkabilecek sorunları takip etmek gibi sorumlulukları vardır. Periferik intravenöz kateter uygulamalarında, uygulama hataları ve bakım eksikliklerinden kaynaklı ciddi ve hayati komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle intravenöz kateter endikasyonları doğru belirlenmeli, gereksiz kateter işleminden kaçınılmalıdır. Periferik intravenöz kateter seçiminde hasta özellikleri, tedavi süresi, kateter tipi/boyutu, uzunluğu, kateter uygulama bölgesi ve gelişebilecek komplikasyonlar hemşireler tarafından göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda periferik intravenöz kateter bakımına yönelik yapılan kanıt temelli araştırmalardan elde edilen verileri hemşirelerin uygulamalarına yansıtmaları oldukça önemlidir. Bu çalışmada periferik intravenöz kateter bakımına yönelik kanıta dayalı hemşirelik uygulamalarının derlenmesi amaçlanmıştır.
AtıfOpenAlex6TR Dizin4
İncele - MakaleYalnız künye2019İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Türkiye’de Yapılan Lisansüstü Tez Çalışmalarının İncelenmesi
Ulutaşdemir, Nilgün; Tuna, Hasan; Ertürk, Israfıl
Bu çalışma; Türkiye’de 1978–2017 yılları arasında İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) alanında çalışılan lisansüstü tezlerin betimsel biranalizi yapılarak, çalışmaların farklı kriterlere göre nasıl bir dağılım gösterdiğini belirleme amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın evrenini,Türkiye’deki üniversitelerde yapılmış olan lisansüstü tezleri, örneklemini ise İSG alanındaki yükseköğretim kurulu tez veri merkezindebulunan, 2017 yılına kadar tamamlanmış tezler oluşturmaktadır. Araştırmamız retrospektif tipte, tanımlayıcı kayıt taramasıçalışmasıdır. Tezler; ait oldukları anabilim dalı, üniversite, enstitü, yayınladıkları yıl, türü ve konu alanı açısından analiz edilerekaraştırma eğilimleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda İSG ile ilgili 1022 adet Yüksek Lisans, 124 adet Doktora ve 23 adet TıptaUzmanlık olmak üzere toplam 1169 adet lisansüstü teze ulaşılmıştır. Araştırma, benzer çalışmalar ile oluşacak yığılmalarınönlenebilmesi ve insan kaynaklarının daha etkili ve verimli bir şekilde yönlendirilebilmesi açısından önemlidir.






