Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dertli, Enes(47)
- Pat, Suat(29)
- Özen, Soner(29)
- Şenay, Volkan(24)
- Korkmaz, Şadan(23)
- Esmer, Yusuf(21)
- Şahin, Engin(21)
- Korkmaz, Özge(20)
- Cuce, Erdem(19)
- Öner, Erdal(18)
- Öztürk, Mesut(18)
- Artar, Musa(17)
- Yilmaz, Mustafa Tahsin(17)
- İspirli, Hümeyra(16)
- Ecem Bayram, Nesrin(15)
- Kaya, Yunus(15)
- Cinar, Mehmet(13)
- Cuce, Pinar Mert(12)
- Kamiloğlu, Aybike(12)
- Kutlu, Naciye(12)
- Mercan, Emin(12)
- Birinci, Ahmet(11)
- Bulut, Mehmet(11)
- Yaylacı, Murat(11)
- Bayram, Ozkan(10)
- Can, Zehra(10)
- Doğan, Zeki(10)
- Kahya, Cem(10)
- Karaali, Rabi(10)
- Pabuçcu, Hakan(10)
- Tosun, Figen Çam(10)
- Özdemir, Akın(10)
- Ayazoglu, Rabil(9)
- Battal, Fetullah(9)
- Bayram, Nesrin Ecem(9)
- Büte, Mustafa(9)
- Ertugrul, Mehmet(9)
- Kadakal, Mahir(9)
- Kaplan, Abdullah(9)
- Sarikaya, İsmail(9)
Yayınlar
- MakaleYalnız künye2025A research on burnout syndrome in members of accounting profession in erzurum city
Acar, Adalet
Accounting professionals can be constantly exposed to excessive stress due to reasons such as the work they do, the current working environment, the inability to provide work-life balance, and intense pressure from regulatory institutions and organizations. This situation can cause professional members to feel burnout very often. In this context, it is important to implement both individual and organizational protection strategies together in order for individuals experiencing burnout to cope with this syndrome. The aim of this study is to determine the burnout levels of accounting professionals who continue their activities in Erzurum province and to reveal whether there is a significant difference between their socio-demographic characteristics and burnout levels. For this purpose, information is given about the concept of burnout, burnout syndrome, burnout symptoms, burnout prevention strategies and a literature review is conducted. Then, using the survey results related to the research section of the study, the results of the analysis regarding the burnout levels of Certified Public Accountants and Certified Public Accountants who continue their work in Erzurum province are given. As a result of the findings, it was determined that the burnout level of the accounting professionals participating in the research was high in the emotional exhaustion and personal accomplishment sub-dimensions and moderate in the depersonalization sub-dimension.
- MakaleYalnız künye2025Türkiye’de sağlık göstergelerinin ekonomik büyüme üzerine etkisi: mekânsal ekonometrik analiz
Elmalı, Kübra
Bir ülkenin güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıya sahip olması, sağlıklı bir toplum düzeninin varlığına işaret etmektedir. Toplumun sağlık statüsünü iyileştirmek ise sağlık sistemlerinin temel amaçları arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, sağlık sistemine ilişkin temel göstergelerin ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmesi için bu göstergelerin sistem üzerindeki etkilerinin belirlenmesi gerekmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye’de ekonomik büyüme üzerinde seçilmiş sağlık göstergelerinin etkisini, 81 il için 2009-2022 dönemini kapsayacak şekilde mekânsal analiz yöntemiyle incelemektir. Modelde bağımlı değişken olarak kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) kullanılırken, bağımsız değişkenler olarak hekim sayısı, hastane yatak sayısı, bebek ölüm oranı ve nüfus ele alınmıştır. Analiz kapsamında üç farklı mekânsal ekonometrik model kullanılmıştır: Mekânsal Gecikmeli Model (SAR), Mekânsal Durbin Modeli (SDM) ve Mekânsal Hata Modeli (SEM). Elde edilen bulgular, hekim sayısı ve hastane yatak sayısının ekonomik büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, komşu illerdeki hastane yatak sayısının ilgili ilin ekonomik çıktısı üzerinde ters yönlü ve anlamlı bir etkisi bulunduğu belirlenmiştir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2025Determination of some surface properties in wax coatings applied on mulberry (Morus alba) wood
Ayata, Ümit
In this study, the surface properties of mulberry (Morus alba) wood treated with wax layers of varying coat numbers were identified and compared. The obtained data were analyzed in a statistical program, revealing generally different results. Except for the h° value, the number of coats factor was found to be significant for all tests in the variance analyses. As the number of coats increased, decreases were observed in the L* value, while increases were found in the b*, C*, and a* values. Increases in the number of coats resulted in a reduction in WI* values in both directions. The highest results in color parameters were observed in the control samples for ho and L* values, whereas for a*, b*, and C* values, they were found in the experimental samples treated with three coats of wax. The ∆E* values measured were 7.65 for one coat, 9.68 for two coats, and 12.02 for three coats of application. Increases in glossiness values were achieved in both directions at 60 and 85 degrees. The application of wax has been found to change certain optical properties of the wood.
- Derleme MakaleYalnız künye2025Diyabetik Nöropatili Hastalarda Ağrı Yönetiminde Refleksoloji Uygulaması
Kalyoncuo, Servet
Diabetes mellitus; sinirleri, pleksusu ve/veya kökleri etkileyen çeşitli akut ve kronik nöropatilere neden olabilen kronik bir hastalıktır. Diyabetik nöropatiler yaşam kalitesinde önemli bir azalmaya yol açan DM’nin en yaygın komplikasyonudur ve diyabet hastalarının yaklaşık yarısını etkilemektedir. Diyabetik nöropatide en sık görülen semptomlardan biri ağrıdır. Nöropatik ağrıda parestezi, disestezi, hiperaljezi, allodini ve hiperpati gibi semptomlar görülür. Bu semptomlar, hastaların yaşam kalitelerini de önemli ölçüde etkilemekte, psikolojik durumlarını tehlikeye atmaktadır. Bu nedenle diyabetik nöropatili hastalarda ağrı semptomunu azaltmaya yönelik farmakolojik girişimlerin yanı sıra nonfarmakalojik girişimlerden yararlanılmaktadır. Non-farmakolojik yöntemlerden biri olan refleksolojinin en yaygın ve etkin uygulama yöntemlerden biri olan ayak refleksolojisi, ayak tabanındaki refleks noktalarına bası yapılması sonucunda vücuttaki organ ve sistemlerin uyarılmasına dayanan yöntemlerinden biri olarak bilinmektedir. Refleksolojinin endorfin teorisine göre ayakta bulunan refleks noktalarına yapılan baskı vücuttaki endorfin salınımını uyarır. Salınan endorfin beyne giden ağrı sinyallerinin sinirsel iletimini engellemekte, kaygı ve ağrı düzeylerini azaltmakta ve bu sayede vücudun kendi kendini iyileştirmesini sağlamaktadır. Diyabetik nöropatili hastalarda ağrı tedavisinde refleksolojinin etkileri ile ilgili çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu açıdan, refleksolojinin diyabetik nöropatili hastalarda gelişen ağrıya etkisini tespit etmek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Refleksoloji hemşirelerin bağımsız fonksiyonlarından biri ve hemşirelik bakımının bir parçasıdır. Bu derlemede diyabetik nörpatili hastalarda ağrı yönetimnde refleksoloji kullanımının yararları ve hemşirelikte kullanım alanlarından bahsedilecektir.
- DüzeltmeYalnız künye2025Restoranlarda Yalnız Yemek Yiyen Müşterilerin Fiziksel ve Psikolojik Unsur Algılarının Davranışsal Niyetler Üzerine Etkisi
Apak, Ömer Ceyhun
Bu araştırmanın amacı yalnız yemek yeme bağlamında restoran müşterileri perspektifinden restoranların fiziksel ve psikolojik unsurları arasındaki ilişkiyi belirlemek, fiziksel ve psikolojik unsurların yalnız yemek yiyen müşterilerin bölgesellik algılarını etkileyip etkilemediğini ortaya çıkarmak, bölgesellik algısının yalnız yemek yeme memnuniyeti ve tekrar ziyaret etme niyeti üzerine etkisini incelemek ve yalnız yemek yeme memnuniyeti ile tekrar ziyaret etme niyeti arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu kapsamda Türkiye’nin tek haneli yaşayan nüfusunun en fazla olduğu Gümüşhane ilindeki yalnız yemek yiyen restoran müşterilerinden 399 veri toplanmıştır. Araştırma verileri sosyal ve davranış bilimlerinde yaygın olarak kullanılan yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak test edilmiştir. Sonuç olarak fiziksel unsurlar ile psikolojik unsurlar arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Fiziksel ve psikolojik unsurların bölgesellik algısı üzerinde pozitif etkisi bulunmuştur. Bununla birlikte bölgesellik algısının yalnız yemek yeme memnuniyeti ve restoranı tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırma bulgularına göre yalnız yemek yeme memnuniyetinin restoranı tekrar ziyaret etme niyeti üzerinde etkisi bulunmaktadır.
- MakaleYalnız künye2025İlahiyat Fakültesi Lisans Öğrencilerinin Bilim ve Din Hakkındaki Görüşlerinin İncelenmesi Üzerine Nitel Bir Çalışma (Bayburt Üniversitesi Örneği)
Keles, Nurcan; Keleş, Hatice
Bu çalışmada, Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okuyan öğrencilerin, bilim ve din arasındaki ilişkiye dair görüşlerinin ortaya konması amaçlanmıştır. İslam ve prensipleri günümüze dek değişmemiş olsa da dinden uzaklaşan birçok ilahiyat öğrencisi de bulunmaktadır. Bu açıdan gelecek nesillerin gittikçe daha da gelişen ve normal hayatla iç içe yaşam koşullarında yer alan bilim ve sabit bir inanç sistemine sahip olan din arasındaki çatışma veya uyum noktasında birtakım tartışmalar olabilmektedir. Bu noktada, ilahiyat öğrencilerinin seçilme sebebi ise bu kesimin hem gelenekçi/radikal hem de modern dünyada yetişmiş bireylerin oluşturduğu karma bir yapı arz etmesidir. Bu sebeple araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak da Çakmak ve arkadaşları tarafından geliştirilen Din-Bilim Tutum Ölçeği (2022), kullanılmıştır. Kullanılan ölçeğe dayalı olarak geliştirilen nitel ölçme aracının maddeleri dikkate alınarak “Din ve Bilim Görüşme Formu” adı verilen yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. İlahiyat fakültesi 4. sınıf öğrencilerine Din Bilim Ölçeği uygulanarak durum deseni incelemesi yapılmıştır ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile de veriler toplanmıştır. Temaların önceden net olmaması nedeniyle, verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik analizi yapılarak maddelere verilen cevaplar, üç kategoriye ayrılmıştır. Öğrencilerin yarı yapılandırılmış ölçeğe göre verdikleri cevaplar, ortaya çıkan nedenlerin (kodların) frekans ve yüzdeleri hesaplanarak her bir soru için sırasıyla hazırlanan tablolarda gösterilmiştir. Öğrencilerden alınan örnek açıklamalar, her tablonun sonunda gerekçeleriyle birlikte verilmiştir. Böylece öğrencilerden elde edilen verilerle görüşler daha detaylı olarak sunulmuştur. Bu amaçla, kullanılan sorulara göre, öğrencilerin bilim ve din hakkında çeşitli görüşlere sahip oldukları bulunmuştur. Bu görüşler de tartışma ve sonuç kısmında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak öğrenciler, bilimin değişken yapısını gerekçe göstererek hayatlarında öncelikle dini esas aldıklarını, daha sonra din ile bilimin birbirini tamamlayan iki unsur olduğu için birlikte çalışmaları gerektiğini açıklamışlardır. Gerektiği yerde dini, gerektiği yerde de bilimi esas aldıklarını ifade etmişlerdir. Az sayıda öğrenci de ekonomi, psikoloji ve toplumsal durumlarda bilimi ön plana almışlardır.
- MakaleYalnız künye2025Yapılmakta Olan Yatırımların Enflasyon Düzeltmesine Tabi Tutulmasında Özellikli Durumlar
Doğan, Zeki; Zozik, Adalet
Türkiye’de enflasyon ortamında mali tablolarını düzeltmek zorunda kalan şirketler, bazı so- runlarla karşılaşmaktadırlar. Bu sorunlardan biri de bilançoda yer alan ve “258 Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabında izlenen tutarın düzeltmesi ile ilgilidir. Çünkü yatırımcılar, yapılmakta olan yatırımlar hesabını düzeltmeye tabi tutmaları sonucunda oluşan ve enflasyon düzeltmesi karı ola- rak dikkate alınması gereken düzeltme farklarını, söz konusu yatırımları henüz şirketlerine al- mamalarına rağmen cari dönem kazançlarıyla ilişkilendirerek, bu tutarlar üzerinden gelir veya kurumlar vergisi ödemek zorunda kalmaktadırlar. Bu çalışmada ise yatırımcıları bu sorundan kurtarabileceği düşünülen ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen, “258 Yapılmakta Olan Yatırımlar” hesabının düzeltilmesi ile ilgili düzenlemeler hakkında, açıklayıcı bilgilere ve önerilere yer verilmiştir.
- MakaleYalnız künye2025Tüm Yönleriyle Sermaye Tamamlama Fonunun İncelenmesi
Doğan, Zeki; Zozik, Adalet
Bir şirkette menfaat sahibi olanlar için şirketin finansal yapısının güçlü ve sağlıklı olması ol- dukça önemlidir. Ancak, ülkemizde şirketlerin büyük çoğunluğu, varlıklarını yabancı kaynak ağır- lıklı finanse etmeleri nedeniyle sermayelerinin bir kısmını ve hatta tamamını kaybedebilmektedirler. Böyle bir durumda şirketlerin sermaye kayıplarını önlemek için alabileceği iyileştirici önlemlerden biri de sermayenin tamamlanması seçeneğidir. Sermayenin tamamlanması, sermaye şirketleri için Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı hükmü kapsamında bir seçenek olarak düzenlenmiş olsa da uy- gulamada hala sermaye tamamlama fonunun ortaklar/şirketler tarafından hangi hesap ya da he- saplarda izleneceği veya bu fonun katma değer vergisine tabi olup olmadığı gibi konularda tereddütler devam etmektedir. Bu çalışmada, uygulayıcılara yol göstermek amacıyla, Türk Ticaret Kanunu açısından sermayenin tamamlanmasına ilişkin düzenlemeler, sermaye tamamlama fonunun kurumlar vergisi karşısındaki durumu, hem ortakların hem de şirketlerin sermaye tamamlama fo- nunu Tekdüzen Hesap Planı ve Finansal Raporlama Standartlarına Uygun Hesap Planı kapsa- mında hangi hesap/hesaplarda izleyebileceği, bu fonun enflasyon düzeltmesine tabi tutulması ve sermaye artırımında veya zarar mahsubunda kullanılıp kullanılamayacağı gibi konular, ayrıntı- larıyla ele alınmıştır.
- MakaleYalnız künye2025Enflasyon Düzeltmesi ve Finansman Gider Kısıtlaması Uygulamasının Mali Analiz Sonuçları Üzerindeki Etkisi
Doğan, Zeki; Zozik, Adalet
Enflasyon düzeltmesi, toplam varlıkları içinde parasal olmayan kalemlerinin payı fazla olan ve varlıklarının finansmanında yoğun yabancı kaynak kullanan işletmelerde düzeltme karı ile so- nuçlanmakta ve dolayısıyla işletmenin dönem net karında (öz kaynakları) artış olmaktadır. Öz kaynaklardaki artışla birlikte yabancı kaynakların toplam pasif içindeki payı azaldığından fi- nansman gider kısıtlaması kapsamında hesaplanan kanunen kabul edilmeyen gider tutarı azal- maktadır. Başka bir ifade ile enflasyon düzeltmesi, gider kısıtlaması kapsamında hesaplanan kanunen kabul edilmeyen finansman giderlerinin tutarını azalttığı için bu azalan tutar kadar vergi matrahının daha az hesaplanmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda enflasyon düzeltmesi ve finansman gider kısıtlaması uygulamasının aynı amaca hizmet etmedikleri anlaşılmaktadır. Bu çalışmada enflasyon düzeltmesi kavramı, finansman gider kısıtlaması uygulaması, finansman gider kısıtlaması uygulamasına ilişkin 18 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde yer alan özellikli durumlar ve finansman gider kısıtlaması uygulamasına ilişkin özelgeler ve güncel yargı kararları ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Ayrıca, enflasyon düzeltmesi ve finansman gider kısıtlaması uygulamasının mali analiz sonuçları üzerindeki etkisi bir örnek bilanço ve gelir tablosundan fay- dalanılarak açıklanmaya çalışılmıştır.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ4EFFECT OF ELECTROMAGNETIC FIELD DERIVED FROM ELECTRIC FENCE SYSTEM ON SPERM ACTIVITIES OF HONEYBEES (Apis mellifera L.)
Erdoğan, Yaşar
This study investigated the effects of electromagnetic fields (EMFs) from electric fence systems on physiological and reproductive parameters of male honeybees (Apis mellifera caucasica). The study was conducted between May and August 2024 at the Bayburt University Beekeeping Application and Research Center, with five experimental groups. Hives were positioned at varying distances (1–2.5 m) from the fence. The findings showed that the average body weight (245.4 mg), sexual maturity rate (58.56%), and sperm concentration (0.87 ± 0.04 × 10 ⁶/µL) of drones closest to the electric fence were significantly reduced (p < 0.05). The electric field effect was limited in groups at greater distances, with statistically insignificant differences in some parameters. No significant differences were found between groups in sperm volume. Results demonstrate that electric fields from fence systems suppress developmental processes and reproductive physiology of drones in a distance-dependent manner. Lower body weight, decreased sperm concentration, and proportion of mature males in colonies near the fence show electromagnetic stress is a significant risk for bee health. Future studies should examine the effects of electromagnetic fields at different frequencies and strengths on larval development, sperm morphology, oxidative stress markers, and gene expression profiles.
- Derleme MakaleYalnız künye2025Matters to be Considered in Inflation Adjustment and Deduction of Research, Development and Design Expenditures
Doğan, Zeki; Zozik, Adalet
Research, development, innovation and de - sign activities carried out in our country for vario- us purposes such as competing in the internatio- nal arena, achieving the desired economic growth rate and ensuring its sustainability, producing, designing and marketing new knowledge and technologies, attracting foreign capital, getting rid of technological dependence, increasing producti- vity and profitability, ensuring the effective use of resources are financially supported by our state. However, the direct capitalization or expensing of research, development and design expenditures in the accounting records also affects whether these expenditures will be subject to inflation ad- justment and the amount of R&D and design de - ductions to be deducted by taxpayers from their declarations. This study provides explanatory information on the inflation adjustment of research, develop- ment and design expenditures and how much of the amounts arising from the adjustment can be deducted by income or corporate taxpayers thro- ugh their declarations.
- MakaleYalnız künye2025Natural Disaster Awareness of Social Studies Teachers After the Kahramanmaraş Earthquakes in Turkey
Kuzey, Memet; Bozkaya, Hasan
This study aims to investigate whether social studies teachers (SSTs) in Turkey have sufficient awareness of natural disasters within the context of the elementary social studies curriculum following the two major earthquakes that occurred in Kahramanmaraş on February 6, 2023. The research group consisted of 20 SSTs working in the province of Hatay during the 2022-2023 academic year, a region significantly affected by the earthquakes centered in Kahramanmaraş. A case study design was employed in this research. Data were collected using a semi-structured interview form consisting of fifteen open-ended interview questions. Content analysis and descriptive analysis methods were employed to analyze the data. The findings revealed that SSTs had deficiencies in their knowledge of types of disasters, their ability to translate disaster-related information into action was low, and they exhibited insufficient awareness of natural disasters.
- MakaleYalnız künye2025Yazma Eğitimi Nasıl Olmalı? Lisansüstü Tezlerde Sunulan Önerilerin İncelenmesi
Maden, Sedat; Önal, Aydın
Ana dili olarak Türkçe öğretimi alanında hazırlanmış yüksek lisans ve doktora tezlerindeki yazma öğretimiyle ilgili önerileri incelemek ve eğilimlerini belirlemek için yapılan çalışma, nitel araştırma yöntemine göre kurgulanmıştır. Araştırma verisini oluşturan lisansüstü tezlerdeki önerileri meta-tematik analiz yöntemi incelenmiştir. Çalışmanın materyali Ulusal Tez Merkezi’nden elde edilmiştir. Çalışmanın materyalini elde etmek için Ulusal Tez Merkezi’ndeki tez arama kısımlarına Türkçe, Türkçe öğretimi, Türkçe eğitimi, yazma becerisi, yazma öğretimi ve yazma eğitimi anahtar kelimeleri yazılmış ve 2018-2020 arası yıl kısıtlaması konularak izinli tezler dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda, lisansüstü tezlerde yazma öğretimi ile ilgili 566 önerinin sunulduğu belirlenmiştir. Bu önerilerin içinde en fazla yazma süreciyle ile ilgili önerilerde bulunulduğu tespit edilmiştir. Bu sonucu sırasıyla öğretmen ve öğretmen adayları, araştırmacılar, Türkçe öğretim programı, Türkçe ders kitabı ile ilgili önerilerin takip ettiği görülmüştür. Bu sonuçlar araştırmacıların yazma öğretimi süreci üzerinde daha çok durduklarına işaret etmektedir. Yazma öğretimi süreciyle ilgili; yazma süreci, yazma etkinlikleri, yazma yöntem ve teknikleri, aktif öğrenme teknikleri ve duyuşsal unsurlar ile ilgili konular daha fazla ön plana çıkmaktadır.
- MakaleYalnız künye2025Scopus SJRQ4Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Türkçe Ders Kitaplarının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine Göre İncelenmesi (5. Sınıf Örneği)
Maden, Sedat; Önal, Aydın
Bu çalışmanın amacı, 2024-2025 Eğitim Öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığınca Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uygun olarak hazırlanan 5. sınıf Türkçe ders kitabındaki etkinliklerin ve metin altı soruların “Yenilenmiş Bloom Taksonomisi”nin bilişsel süreç basamaklarına göre incelemektir. Bu araştırmada nitel araştırma modellerinden doküman analizi deseni kullanılmıştır. Ayrıca verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, metin altı sorularının anımsama (%48,16) ve anlama (%25,18) basamaklarında daha fazla olduğu; uygulama (%1,48) ve yaratma (%2,96) basamaklarında oldukça az olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, metin altı sorularının öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini destekleme açısından sınırlı kaldığını göstermektedir. Ayrıca ders kitabında yer alan metin altı soruların %25’i üst düzey, %75’i düşük düzey düşünme becerilerine yöneliktir. Etkinliklerin 54’ünün (%8) anımsama, 327’sinin (%50) anlama, 68’inin (%10) uygulama, 35’inin (%5) çözümleme, 90’ının (%14) değerlendirme ve 85’inin (%13) yaratma bilişsel süreç basamaklarına ait olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra etkinliklerin %32’si üst düzey, %68’i düşük düzey düşünme becerilerine yöneliktir. Metin altı sorulara nazaran etkinlikler daha üst düzey bilişsel süreçleri içermektedir. Yine tema ve metin türü bağlamında, metin altı soruların ve etkinliklerin bilişsel süreç basamaklarına dengeli dağılmadığı belirlenmiştir. Bu tespitler doğrultusunda, metin altı soruların ve etkinliklerin bilişsel süreç basamaklarına uygun bir şekilde, temalara ve metin türlerine daha planlı ve orantılı biçimde dağıtılması gerektiği önerilmektedir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2025Evaluation of Hotels in Trabzon in Terms of Disabled Tourism
Çavus, Ahmet; Ünlü, Hami
Participation in tourism activities is a right for all individuals in society. Facilitating the participation of individuals with disabilities in these activities, despite their limitations, is also a requirement stemming from international and national legislation. Therefore, this research aims to evaluate the practices of certified tourism operation hotels in Trabzon, a major tourism destination in the Black Sea Region, for individuals with disabilities, to identify existing deficiencies, and to develop proposed solutions for these problems. The research was designed using a mixed-use design. Managers of 42 certified tourism operation hotels in Trabzon completed surveys. Quantitative data from the surveys were transferred to SPSS, and descriptive analyses were conducted. The data obtained from the qualitative statements in the survey were analyzed by content analysis using the MAXQDA program. The study revealed inadequate disability-friendly practices in hotels, inadequate physical arrangements, a lack of specially trained personnel, and insufficient awareness of disability tourism.
- MakaleYalnız künye2025The Relationship Between Economic Growth and Human Development in the New Fragile Five Countries
Yıldız, Şaduman; Kapici, Özlem
This study examined the relationship between economic growth and human development with annual data for 1990-2021 for the country group consisting of Türkiye, Argentina, Qatar, Egypt, and Pakistan, which have various economic vulnerabilities, and made policy recommendations based on the results. The study, which used panel data analysis, employed GDP per capita as a representative of economic growth and the "Human Development Index" created by UNDP as an indicator of human development and established two models. Within the scope of panel data analysis, the cross-sectional dependence, homogeneity, and stationarity tests were conducted for variables and established models. Afterward, the models established were analyzed with the cointegration and causality tests. The analysis found a mutual relationship between economic growth and human development in the New Fragile Five countries between 1990 and 2021.
- MakaleYalnız künye2025The Dynamics of Dutch Disease in Coffee-Producing Economies
Kubar, Yesim; Kurt, Duygu Baysal; Ketenci, Seyit Taha
Coffee producing countries have large production capacities, but the inefficient use of the income earned from the export of this product may have a negative impact on the economic growth rate. The fact that coffee producing countries are the world leaders in terms of coffee production and exports increases the possibility of the Dutch Disease problem in these countries. This has been the main motivation for investigating the existence of Dutch Disease in coffee-producing countries. In this study, the effect of Dutch Disease in the agricultural sector was analyzed by using the variables of coffee production amount, real exchange rate, GDP (gross domestic product), agricultural added value, exports, foreign direct investments and foreign trade deficit of Brazil, Colombia, Indonesia, Honduras, Mexico, Guatemala, Vietnam, Uganda, India, which produce the best coffee among the coffee producing countries and rank first in terms of production amount for the period 1989-2022. The long-term relationship between the variables was examined using the Pedroni panel cointegration test, and a significant cointegration relationship was found in the panel group. Long-term coefficient estimates were obtained using the Fully Modified Ordinary Least Squares (FMOLS) method. The coefficients were found to be statistically significant in both country-level and panel-level analyses. However, no direct evidence was found to support the existence of Dutch Disease. This finding was supported by the Hurlin panel causality test, which revealed that coffee production and exports did not lead to structural deterioration in the agricultural sector, indicating that no Dutch Disease effect was observed.
- MakaleYalnız künye2025An analysis of the artificial intelligence concerns of those learning turkish as a foreign language from the perspective of various variables
Banaz, Emrullah; Demirel, Osman
This study aims to identify the levels of anxiety towards artificial intelligence (AI) among individuals learning Turkish as a foreign language and to examine whether this anxiety shows significant differences according to variables such as gender, level of education, course level, and the use of AI in language learning. Employing a quantitative research design, the study adopted a survey model; data were collected online from 170 international students learning Turkish at A2, B1, B2, and C1 levels at various language teaching centres in Türkiye. The Artificial Intelligence Anxiety Scale was administered to participants; independent samples t-test and one-way analysis of variance were used in the analyses as parametric tests. According to the research results, participants' overall anxiety levels regarding AI were found to be high (X=4.30). In particular, concerns that AI could be misused, create mental dependency in individuals, and lead to uncontrollable outcomes form the basis of these high anxiety levels. Although male participants reported higher mean levels of AI anxiety (X = 4.40) than female participants (X = 4.19), this difference was not statistically significant (p=.264). However, significant differences emerged with respect to proficiency level and AI-use status. A2-level learners exhibited higher levels of anxiety, while individuals actively using AI tools demonstrated lower levels of anxiety. According to the results, it can be argued that the anxiety of individuals learning Turkish as a foreign language towards AI has a complex and multidimensional structure. The findings reveal that this anxiety is shaped not only by demographic factors such as technological competence or academic background, but also by individuals' relationship with technology, their level of experience, and their perceptual evaluations.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2025Antioxidant capacity, phenolic compound content, and mineral composition of ethanol extracts from sorbus aucuparia and sorbus kusnetzovii
Sefali, Abdurrahman; Çakır, Özlem; Topcu, Kübra Cinar; Anlar, Pinar
Ethanol extracts of Sorbus aucuparia L. and Sorbus kusnetzovii Zinserl. fruits, belonging to the Rosaceae family, were obtained using an ultrasonic-assisted extraction method. The total phenolic contents of S. aucuparia and S. kusnetzovii were 8.44±0.66 mg GAE/g and 8.65±2.18 mg GAE/g, respectively, while their total flavonoid contents were 2.30±0.01 mg QE/g and 2.67±0.13 mg QE/g, respectively. The fruits’ DPPH values were measured as 9.59±0.00 mg TE/g and 9.28±0.05 mg TE/g, FRAP values as 9.51±0.42 mg TE/g and 13.38±0.52 mg TE/g, and CUPRAC values as 13.43±0.01 mg TE/g and 23.21±0.74 mg TE/g. Furthermore, both Sorbus species were found to have a rich mineral content. Therefore, it can be concluded that S. aucuparia and S. kusnetzovii fruits contain potent antioxidants, abundant phenolic compounds, and valuable minerals. Furthermore, they have significant potential as functional foods and are strong candidates for further clinical research.
- MakaleYalnız künye2025Gazi TÖMER Yabancılara Türkçe Öğretim Seti Dinleme Metinlerinin Konuşma Hızı Açısından İncelenmesi
Berk, Rifat Ramazan
Bu araştırma, Gazi TÖMER Yabancılara Türkçe Öğretim Seti'nde yer alan dinleme metinlerinin konuşma hızlarını (saniye başına düşen kelime sayısı - SBK) A1'den C1'e tüm dil seviyelerinde kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Çalışmada, setin beş farklı seviyesindeki toplam 101 dinleme metni, nicel araştırma yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Metinlerin kelime sayıları ve kayıt süreleri hesaplanmış, bu veriler ışığında her metnin konuşma hızı hesaplanmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistikler ve Welch ANOVA ile Games-Howell post hoc testleri gibi karşılaştırmalı analizlerle değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, dinleme metinlerinin kelime sayıları ve kayıt sürelerinin dil seviyesi yükseldikçe istikrarlı bir artış gösterdiğini ortaya koymaktadır. A1 seviyesinde ortalama 50.68 kelime ve 33.14 saniye olan metinler, C1 seviyesinde 233.74 kelime ve 144.68 saniyeye kadar çıkmaktadır. Ancak ilginç bir şekilde, konuşma hızı beklenenin aksine doğrusal bir artış eğilimi sergilememiştir. A2 seviyesinde en yüksek değere (1.916 SBK) ulaşan konuşma hızı, C1 seviyesinde en düşük seviyeye (1.613 SBK) gerilemiştir. Yapılan istatistiksel analizler, özellikle A2-C1 ve B1-C1 seviyeleri arasında anlamlı farklılıklar olduğunu göstermektedir. Çalışmanın sonuçları, ileri seviye dinleme metinlerindeki düşük konuşma hızının materyal tasarımında bir tutarsızlık olabileceğine işaret etmektedir. Özellikle C1 seviyesindeki yavaş konuşma temposu, öğrencilerin gerçek hayattaki doğal konuşma hızlarına uyum sağlamasını zorlaştırabilir. Bu bulgular ışığında araştırma, dinleme materyallerinin konuşma hızı açısından seviyelere uygun şekilde kademelendirilmesi ve ileri düzeylerde doğal konuşma temposunun korunması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde materyal tasarımına katkı sağlayacak veriler sunmaktadır.















