Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

Yazarlar

  • MakaleAçık Erişim2022
    Beden eğitimi ve spor eğitimi öğretmeni adaylarının sanal gerçeklik teknolojisinin eğitimde kullanımına ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesi

    Gönen, Mevlüt; Ceyhan, Mehmet Ali; Çakır, Zekai

    Sanal gerçeklik teknolojileri ve sanal gerçeklik teknoloji ürünleri hayatımızın çeşitli alanlarında sıkça karşımıza çıkmaya başlamıştır. Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik ile etkileşimli ders materyalleri özellikle de yeni nesil eğitim süreçlerinde daha fazla görünür olmaya başlamıştır. Eğitim sektörüyle daha da iç içe olması muhtemel olan sanal gerçeklik teknolojilerinin eğitimde kullanımına yönelik öğretmen görüşleri de merak konusu olmaktadır. Bu bakımdan bu araştırmanın amacı, Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi öğretmeni adaylarının eğitimde sanal gerçeklik kullanımına ilişkin görüşlerinin ortaya konulmasıdır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem seçiminde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Bayburt Üniversitesinde öğrenim gören, %52,8’i (n=182) erkek ve %47,2’si (n=163) kadın olmak üzere toplam 345 gönüllü Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Eğitimde sanal gerçekliğin kullanılmasına yönelik görüşlerin değerlendirilmesi amacıyla katılımcılara 5’li likert tipinde anket uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, t testi ve ANOVA testi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analiz edilmesiyle elde edilen bulgulara göre, öğretmen adaylarının eğitimde sanal gerçeklik kullanımı konusundaki görüşlerinde cinsiyet ve öğretim türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf, bölüm, internette geçirilen süre, sanal gerçeklik (SG) teknoloji deneyimine sahip olma, SG teknolojileri hakkında ilk bilgilenme değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. (p<0.05). Katılımcıların kendilerini gelecekte SG teknolojilerinden faydalanan bir eğitmen olarak görme" değişkenlerine göre ise “evet” yanıtını verenler lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi öğretmeni adaylarının, uygulanan ankette SG teknolojilerinin eğitimde kullanılmasına ilişkin görüşlerinin ölçüldüğü bu çalışmada Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi öğretmeni adaylarının ölçek puan ortalamalarının yüksek olduğu, SG teknolojilerinin eğitimde kullanılmasına dair olumlu görüş sahibi oldukları tespit edilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex6TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    The Use of Life Activities-Based Nursing Model in the Care of Individuals with Buerger's Disease

    Apaydın, Emine; Akeren, Zahide

    Buerger's disease (Thromboangiitis obliterans) is a non-atherosclerotic segmental inflammatory disease that mainly affects small and medium-sized arteries, veins, and arm and leg nerves. Although the mortality rate is not high, the symptoms it causes signi ficantly reduce the quality of life. The Life Activities Model is a nursing model that solves the problem with a humanistic approach by considering the individ- ual as a whole to support patients to increase their quality of life. In this case, care management of a 51-year-old male patie nt whose quality of life decreased due to severe pain and whose lower extremity thrombosis developed due to treatment-resistant Buerger's disease was presented using a nursing model based on life activities. By using the Life Activities-Based Nursing Model in the care of the individual with B uerger's disease, we increased the patient’s compliance by supporting them to perform the activities of daily living in the best way possible.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleAçık Erişim2022
    Hemşirelik Öğrencilerinin Hastalar Tarafından Değerlendirilme Ölçeği'nin Türkçe Versiyonunun Geçerlik ve Güvenirliği: Metodolojik Bir Çalışma

    Kurt, Yeter; Bal, Betül; Apaydın, Emine; Kaba, Nagihan Köroğlu

    Amaç: Bu araştırmanın amacı, Hemşirelik Öğrencilerinin Hastalar Tarafından Değerlendirilme Ölçeği’nin [The Evaluation of Nursing Students by Patients Instrument (ENSPA)] Türkçe geçerlilik ve güvenirliğini yapmaktır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini Karadeniz Bölgesi'nde bulunan bir universite hastanesinde yatan tum hastalar oluştururken örneklemi 321 hasta oluşturmuştur. Veriler “kişisel bilgi formu” ve “ENSPA” ile toplanmıştır. Ölçekte sırasıyla dil ve kapsam geçerliği, yapı geçerliği, güvenirlik analizleri yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların yaş ortalaması 50,24±19,97 olup, %54,4’ü kadın, %34,2’si ilkokul mezunudur. ‘ENSPA’ ölçeğinin dil geçerliliği için çeviri-geri çeviri tekniği kullanılmıştır. Ölçek maddelerine ait kapsam geçerlik oranlarının 0,80-1,00 arasında değiştiği, kapsam geçerlik indeksinin ise 0,96 olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde, 2/serbestlik derecesi=3,43, yaklaşık hataların ortalama karekökü=0,08, Uyum İyiliği İndeksi=0,90, Karşılaştırmalı Uyum İndeksi=0,93 ve Normlaştırılmış Uyum İndeksi=0,89 olarak hesaplanmıştır. Cronbach Alpha katsayısı “güven” alt boyutu için 0,91, “birey-odaklılık” alt boyutu için 0,87, “ilgili olma” alt boyutu için 0,88, “dürüstlük/doğruluk” alt boyutu için 0,75, toplam ölçek için 0,95 olarak bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada, hastalar tarafından öğrenci hemşirelerin klinik uygulamalarını değerlendirmeye yarayan 19 maddelik “ENSPA”nın geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu, öğrenci hemşirelerin klinik uygulama performans ve becerilerini doğru ve tutarlı bir şekilde ölçülebildiği belirlenmiştir. Hastaları, hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulama değerlendirmesine dâhil etmek, bireysel, bütüncül ve hümanistik bakım ve hemşirelik eğitimi açısından önemli bir adım olacağı düşünülmektedir.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022Scopus SJRQ4
    Tarsus Kıyı Akiferi’nde (Mersin) Meydana Gelen Tuzlanmanın Nedenlerinin Araştırılması

    Yıldırım, Ümit; Guler, Cuneyt; Kurt, Mehmet Ali; Güven, Onur

    Bu çalışmada, Türkiye’nin Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan Tarsus Kıyı Akiferi’nde (Mersin) görülen tuzlanma olayının nedenleri araştırılmıştır. Özellikle Akdeniz havzası genelinde kritik bir problem olan yeraltı sularının tuzlanması olayı, deniz suyu girişimi, iklim değişikliği, jeojenik etkiler ve antropojenik faaliyetler (kirlilik ve hidrolojik müdahaleler) gibi süreçlerin ve mekanizmaların bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda, Eylül 2020’de yapılan saha çalışmasında 87 yeraltı suyu kuyusundan ve deniz suyundan (Akdeniz) örnekler alınmıştır. Alınan su örneklerinin sıcaklık, elektriksel iletkenlik, pH, tuzluluk, indirgenme-yükseltgenme (redoks) potansiyeli, çözünmüş oksijen ve toplam çözünmüş madde değerleri arazide ölçülmüştür. Su örneklerinin majör iyon ve iz element içerikleri (Ca+2, Mg+2, Na+, K+, HCO3-, CO3-2, Cl-, SO4-2, NO3-, NO2-, B, Br, Sr ve Li) laboratuvarda spektrometrik (ICP-MS), spektrofotometrik ve volumetrik (titrasyon) yöntemlerle analiz edilmiştir. Analiz edilen bu parametrelere ait tematik dağılım haritaları bir Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yazılımı kullanılarak oluşturulmuştur. Alınan su örneklerinin hidrokimyasal fasiyesleri, Piper ve HFE diyagramları kullanılarak belirlenmiştir. Ayrıca, bölgede görülen tuzlanma mekanizmalarını açıklamak amacıyla, çeşitli majör iyonlara ve/veya iz elementlere ait oranların kullanıldığı ikili (x-y) grafikler oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre; Tarsus Kıyı Akiferi’ni etkileyen tuzlanma olayının; deniz suyu girişimi, Messiniyen evaporitlerinin (anhidrit, jips ve halit) çözünmesi ve antropojenik (tarımsal ve endüstriyel) faaliyetler sonucunda meydana geldiği ortaya konulmuştur.

    • SDG 6 · Temiz Su ve Sanitasyon
    AtıfOpenAlex2TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Impact of corporate social responsibility performed by Turkish banks related to COVID-19 on customer satisfaction and loyalty

    Yilmazel, Sefa Emre; KARADEMiR, Aslı Çillioğlu

    The study aims to evaluate the support provided by banks in the COVID-19 era and to investigate the effect on consumer preferences. In this direction, the effects of CSR variables (economic, legal, ethical, philanthropic) and corporate interactions (corporate image, CSR trust, corporate evaluation) on consumer preferences (customer satisfaction, customer loyalty) were investigated. The study collected data from bank customers who showed corporate social responsibility practices; in total, 346 data were collected in Turkey. Confirmatory factor analysis and path analysis were performed in the Amos 22.0 program. The results of this study demonstrated that the impact of CSR variables on corporate image, trust and evaluation had been proven. While economic and ethical responsibilities positively affect the corporate image, legal and philanthropic responsibilities increase consumers’ trust. In addition, legal responsibilities positively affect consumers' evaluation of the banks. The results also confirm that corporate image, trust and evaluation affect customer satisfaction and loyalty. With this study, it will be possible to improve the behaviour of banks in this direction in times of crisis by revealing the preferences of bank customers for corporate social responsibility components.

    AtıfOpenAlex5
    TR Dizinİncele
  • MakaleYalnız künye2022
    Kırmızı saçlı kadın romanında iktidarın kuyusunu kazmak

    Oruç, Osman

    Başlangıcından, 1940’lı yıllarda daha çok sınıf çatışmalarının ele alınmaya başlandığı döneme kadar Türk romanının tematik anlamda başlıca gündemini teşkil eden Doğu-Batı meselesi, Orhan Pamuk’un ilk romanından itibaren hemen bütün romanlarında üzerinde durduğu bir konu olmuştur. Coğrafi ve kültürel olarak Doğu-Batı arasında arafta bir konumda olmanın koşullarını tecrübe eden Türk toplumunun gerçeğini romanlarında işleyen Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın romanını da biri Doğu’ya diğeri Batı’ya ait iki metinden hareketle inşa eder ve romanın kurgusunu Doğu ve Batı düşüncesinin iktidar-özne arasındaki ilişkiye yüklediği anlam ve bu iki olgu karşısındaki tutumları ekseninde tasarlar. Romanda baba/oğul, usta/çırak sembolleri üzerinden ele alınan iktidar ve özne arasındaki ilişki, Doğu ve Batı toplumlarının inşa ettiği ve kolektif şuuraltını yansıtan metinler/anlatılar aracılığıyla tartışma ve mukayese konusu yapılır. İktidarın temsili figürü olan baba ve ona karşı kendi olma çabası veren oğul arasındaki çatışmanın merkeze alındığı romanda iktidara itaat ve isyan kültürleri, çalışmaya konu romanın yoğun metinlerarası ilişki içerisinde bulunduğu Kral Oidipus ve Rüstem ile Sührab anlatıları bağlamında irdelenir. Bu çalışmada Kırmızı Saçlı Kadın romanında otorite/iktidar ve özne arasındaki ilişki ve oğulun otorite karşısında kendini gerçekleştirme çabası üzerinde duruldu.

  • Derleme MakaleAçık Erişim2022
    Diyet Posası, Genetik Varyantlar ve Hastalıklar Etkileşimi: Sistematik Derleme

    Akçıl, Mehtap; Çelikel, Seda

    Çağımızın önemli hastalık ve rahatsızlıkları olan diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıklar çevresel risk faktörlerinin yanında, aynı zamanda genetik yatkınlık sonucu şekillenmektedir. Başta beslenme olmak üzere büyüme ve enerji regülasyonu ile birlikte birçok fizyolojik süreç üzerinde çok sayıda genetik varyantın etkisi bulunmaktadır. Genetik varyantlar ile ilişkili hastalık sorunlarının belirlenmesi stratejik ve kritik öneme sahiptir. Diyabet, obezite, kardiyovasküler hastalıkların görülme oranındaki artış, bireylerin genetik yapılarına özgün diyet programlarının oluşturulmasının gerekliliği ve beslenme programı içerisinde diyet posası tüketimi konusunu önemli hâle gelmiştir. Kronik hastalıklara karşı koruyucu olduğu kabul edilen diyet bileşenlerinden biri de diyet posasıdır. Diyet posası; meyve ve sebzeler, kurubaklagiller, yulaf ve tam tahıl gibi bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan insan sindirim sistemi enzimleri tarafından sindirilemeyen, karbonhidrat bileşenleri olan dirençli nişasta, lignin, selüloz, pektin, gumlar, hemiselüloz, β-glukan, inülin, oligosakkaritler ve fruktanlar gibi bileşenleri içermektir. Diyet posası, genetik varyantların yol açtığı sağlık sorunları ve hastalıklar, obezite parametreleri ve lipid profili üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Obeziteye duyarlılıktaki bireyler arası farklılıklar, epigenetik faktörlere bağlı olması nedeniyle bu farklılıkların belirlenmesi genetik varyantlar sayesinde belirlenebilmektedir. Bu etkileşimin aydınlatılmasına yönelik araştırmalar; diyabet, obezite, kardiyovasküler ve kronik hastalıkların prevalansı ve tedavi süreçlerine önemli katkılar sağlayarak ışık tutacaktır. Bu derleme, diyet posası alımının genetik varyantlar ve hastalıklar arasındaki etkileşimini incelemek amacıyla hazırlanmıştır.

    • SDG 2 · Açlığa Son
    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
  • MakaleYalnız künye2022
    Türkiye Florası İçin Yeni Bir Melez Taksonu Kaydı: Rorippa × anceps (Wahlenb.) Rchb. (Brassicaceae)

    Sefali, Abdurrahman; Eroğlu, Huseyin

    Bu çalışmada, Doğu Anadolu Bölgesi’nden toplanıp Edinburgh herbaryumunda çalışma örneği haline getirilmesine rağmen yazılan Türkiye Florası'na eklenmemiş olan Rorippa x anceps melez taksonunun Türkiye’den varlığı ortaya konmuştur. Takson Türkiye’nin Van ilinden toplanmış, teşhisi yapılınca Rorippa × anceps taksonu olduğu anlaşılmış, sanal-dijital herbaryumlar tarandığında ise bu bitkinin daha önce Iğdır ilinden toplandığı ancak Türkiye Florası’na eklenmediği belirlenmiştir. Bitkinin betimi bu çalışmada toplanan örnekler üzerinden yeniden düzenlenmiş, tohum ve polenlere ait mikromorfolojik veriler ve SEM görüntüleri eklenmiştir.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    The Relationship Between Social Undermining and Job Stress:Mediation of Professional Ethical Standards, Moderating Role of Gender

    Battal, Fetullah; Seyrek, Emre

    Purpose – The aim of this study is to reveal the relationships between social undermining, job stress, professional ethical standards and gender, which is one of the categorical variables. Design/methodology/approach – Structural equation modeling, one of the quantitative research methods, was used in the research. The data of the research were obtained from 229 academic staff who are still working at a state university located in the east of Turkey by online survey method. The obtained data were analyzed with the help of the original SPSS 22.0, SPSS extension Process Macro and AMOS 25.0 package programs. Findings – As a result of the research, a positive and significant relationship was found between social undermining and job stress. It has been determined that there is a negative and significant relationship between social undermining and professional ethical standards, and a positive and significant relationship between professional ethical standards and job stress. In addition, it was concluded that professional ethical standards have a partial mediating role in the relationship between social undermining and job stress. In addition, it was determined that the categorical variable, gender, played a moderator role in the mediating effect of social undermining and professional ethical standards on job stress. Discussion – In the study, attention was drawn to the negative consequences of social undermining. If necessary measures are taken to prevent social undermining in organizations, possible problems can be prevented. Since there is no other study in the literature that deals with social undermining, work stress and professional ethical standards together, it is expected to make a serious contribution to the field.

    • SDG 5 · Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
    • SDG 8 · İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme
    • SDG 10 · Eşitsizliklerin Azaltılması
  • MakaleAçık Erişim2022
    Fransa’da iki dilli öğrencilerin Türkçe eğitiminde kullanılan etkinlik bültenlerinin kültürel açıdan incelenmesi

    Gülden, Bahadır

    Bu araştırmada Fransa’da Türkçe dersleri için hazırlanmış olan EILE Programı ve etkinlik bültenleri, dil öğretiminde kültürden yararlanılması açısından incelenmiştir. EILE programı ve bültenler (proje temelli 9 adet, ve etkinlik temelli 14 adet) kültürel açıdan incelemeye tabi tutulmuştur. Kültür, sınırları çok geniş bir terim olduğu için bulguların tespit edilmesinde kültürel bir standarda ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle veri toplama araçları olarak UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listeleri ve halk bilimi kadroları kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. İlk olarak EILE Programı’nın Türkçe öğretiminde hangi kültürel unsurları önerdiği ve kültüre nasıl bir işlev yüklediği tespit edilmiştir. Ardından EILE Programı çerçevesinde hazırlanan kitaplar incelenmiştir. Kitaplarda bulunan metinler, etkinlikler ve görseller taranarak hangi kültürel unsurlardan Türkçe öğretiminde yararlanıldığı tespit edilmiştir. Veri toplama araçlarından biri olan halk bilimi listesi beş alt sınıflandırmadan oluşmaktadır. Kitaplar kültürden yararlanılma durumu hakkında her kültür sınıfına göre ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu analizlerin sonucunda kitaplarda genel olarak dil öğretiminin kültürle desteklenmeye çalışıldığı sonucuna varılmıştır ancak edebî türler, kelime varlığı, halk sanatları, halk sporları, halk mutfağı başta olmak üzere pek çok açıdan kitapların kültürel unsurlarla desteklenebileceği sonucuna varılmıştır. Kitapların hazırlandığı yaş grubunun (2-5. sınıf) ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınarak hem somut olmayan kültürel mirastan hem de halk bilimindeki kültürel unsurlardan nasıl yararlanılacağı hakkında tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu tavsiyeler kitaplardaki EILE programındaki temalarla ilişkilendirilerek kültürel unsurların hangi temada nasıl kullanılacağı hakkında da bilgiler verilmiştir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex3TR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Geleneğin anlamı ve anlama deneyimindeki rolü

    Kahraman, Yakup

    Gelenek modern düşüncenin zaman ve mekân üzerinde hâkimiyet kurarak yapay noktalar belirlemesiyle birlikte geçmişte kalan amatör düşüncelerimizin bir bakiyesi olarak değerlendirilmiştir. Bireysel ve toplumsal farklılıkları ortadan kaldırıp evrensel bir epistemolojik kurgu oluşturmaya çalışan modern bakış açısı için gelenek üzeri örtülmesi gereken bir bilgi stoku olarak değerlendirilmiştir. Tarihsel bilinç sahibi düşünürler ise modern düşüncenin geleneğe bu bakışını eleştirerek geleneğin anlam dünyamızdan yalıtılabilecek bir şey olmadığını onu muhatap almamız gerektiğini belirtmektedirler. Fakat tarihsel bilinç de kendi bilincimizi bugünün zemininden yalıtarak geleneğe ait formları yakalayabileceğimizi düşünmektedirler. Bu yaklaşım ile modern bilinç ve tarihsel bilinç birbirine yaklaşmaktadır. Bu makalede her iki yaklaşımın geleneğe bu bakışları betimlenerek hermenötik bilincin bu yaklaşımlara eleştirileri ele alınacaktır. Ayrıca geleneğin bizim anlam deneyimimizi nasıl etkilediği hermenötik bakış açısı ile ortaya konulmaya çalışılacaktır.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Ortaokul öğrencilerinin sosyobilimsel konulara ilişkin tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi

    Проценко, Маша; Yıldırım, Tuğba Gökçe

    Ortaokul öğrencilerinin sosyobilimsel konuların okuryazarlığına yönelik tutumlarının ortaya çıkarılması, eleştirel düşünme ve karar verme becerileri ile sosyobilimsel konulara yönelik tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada nicel verilerin toplandığı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin sosyobilimsel konuların okuryazarlığına yönelik tutumlarını ortaya çıkarmak amaçlı sosyobilimsel konulara yönelik tutum ölçeği (SKYTÖ) kullanılmıştır. Veri analizinde betimsel ve kestirimsel istatistik yöntemlerinden yararlanılmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre eleştirel düşünme eğilimleri yüksek ve karar verme becerilerine güvenen öğrencilerin sosyobilimsel konulara karşı sergiledikleri tutum da yüksektir. Karar verme, analitik düşünme, argümantasyon ve eleştirel düşünme becerisi yüksek olan öğrencilerin sosyobilimsel konular gibi ikilem içeren konularda kendilerini daha iyi ifade edebildikleri ve çözüm odaklı düşünebildikleri görülmektedir. Sonuç olarak sosyobilimsel konulara karşı olumlu tutum geliştirmede karar verme becerisi ve eleştirel düşünme eğiliminin önemli iki faktör olduğu tespit edilmiştir. Farklı örneklem grubu ve veri toplama araçlarıyla bu çalışma değişik boyutlarda gerçekleştirilebilir. Öğrencilerin sosyobilimsel konularda karar verirken hangi faktörlerden etkilendikleri nitel bir çalışma ile ortaya çıkarılabilir. Sınıf ortamında sosyobilimsel konulara daha fazla yer verilmesi ve öğretim programına bu konular ile ilgili daha fazla kazanım eklenmesi öğrencilerin karar verme becerisini ve eleştirel düşünme eğilimlerini artırmada faydalı olacaktır. Bununla birlikte sosyobilimsel konular kavramının ortaokul öğrencileri tarafından tam olarak anlaşılmaması çalışmada bir sınırlılık olmuştur. Bu sebeple bu alanda ortaokul öğrencileri ile yapılacak olan çalışmalarda sosyobilimsel konular kavramı öğrencilere açık ve net bir şekilde ifade edilmelidir.

    • SDG 4 · Nitelikli Eğitim
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Don sözü ve kök ailesi

    Yıkılmaz, Arzu

    Dilin yapısının temelinde ses-biçim ve anlam unsurları yer alır. Buna göre, örneğin Türkçe bir sözün Türkçenin konuşulduğu farklı coğrafyalarda farklı söylenir durumda oluşunu veya türevlerinde görülen birtakım ses-biçim değişikliklerini tespit etmek, sözün kök ailesini bulmanın bir yoludur. Diğer bir yol, bir sözün kök veya türevlerinin temel, yani yazılı dilde bilinen ilk anlamından, mecazlaşmasıyla ortaya çıkan tüm anlam genişlemelerindeki söz-varlık ilişkilerini bulmaktır. Yazı tarihine bakıldığında, söz köklerine yapımlık eklerin gelmesiyle oluşan türevleşmelerin ve lehçeler arası alıntıların, sözlüklerin oluşturulmasından çok daha önce gerçekleşmiş olduğu görülür. Bu sebepten sözlüklerde bir söz kökü de, bir türev biçim de madde başı olabilmektedir. Farklı madde başlarında yer almış sözlerin birbiriyle olan ilişkilerini kurmak, kök ailesini bulmak da demektir. Bu amaçla yapılan çalışmalarda ise anlam belirleyici unsur olarak görev almaktadır. Anlamdaki aktarmalar yoluyla elde edilen “nedenli” olan eğretilemeli anlatımlar ile de bazen bütünün bir bölümü, bazen dışın içi veya tersi kastedilebilir. Bu yolla yapılan anlam aktarmaları da kök bilgiye ait anlam dallanmalarını gösterir. Bu çalışmada Türklerin hem temel hem de kültür sözlerinden biri olarak önem arz eden don sözü ve kök ailesi incelenecektir. Bu ailenin her üyesinin; kendi içinde tarihî ve çağdaş lehçelerdeki ses-biçim özellikleri, türevleri, kazandıkları tüm anlamlar üzerinden bağlantıları gösterilecektir. Bağlantıların bazen kök, bazen de türev biçimler yoluyla; bazen mecaz anlam, bazen de aktarmalı anlamlar yoluyla kurulabildiği gösterilecektir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Covid-19 Küresel Salgınının (Pandemi) Türkiye’nin Göç Yönetimine Etkisi

    Şengün, Hayriye; Emeç, Buminhan

    2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle milyonlarca Suriyelinin Türkiye’ye gelişi, Afrika ülkelerinden ve Taliban örgütünden kaçarak Afganistan’dan gelenler, Türkiye’de göçmen sorunu ön plana çıkarmıştır. Ayrıca Ortadoğu’daki ülkelerin vatandaşlarından, daha iyi koşullarda yaşamak isteyenlerin büyük bir bölümünün, Avrupa’ya gitmek amacıyla veya kalmak için doğrudan Türkiye’ye yönelmesi, göç yönetimini daha önemli hale getirmiştir. Düzensiz göçlerin ülkelerde yarattığı ekonomik, sosyal ve toplumsal sorunlar, küresel salgın gibi olağanüstü dönemlerde daha da artmaktadır. 2019 yılı sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkarak kısa bir sürede tüm dünyaya yayılan ve küresel pek çok soruna neden olan Covid- 19 küresel salgınını önlemek amacıyla, Türkiye’de ve uluslararası düzeyde alınan önlemler, Türk vatandaşlarının yanı sıra statüsü; göçmen, geçici koruma kapsamındaki yabancı veya sığınmacı olsun, bütün yabancıları büyük ölçüde etkilemiştir. Bu çalışmada, Covid-19 küresel salgınının Türkiye’deki göç yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada, literatür taraması yapılıp, istatistiki raporlar kullanılarak, Türkiye’nin göç yönetimi, göç yönetiminin küresel salgından etkilenme düzeyi ve çözüm önerileri tartışılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
    AtıfOpenAlex2TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı; Biyolojik Terör, Kent Sağlığı ve Güvenliği

    Alacadağlı, Esmeray

    Biyolojik terör; hedefi sivil halk olan ve biyolojik silahlar kullanılarak gerçekleştirilen bir terör eylemidir. Bu terör eylemleri sonrasında, birey/toplum sağlığı ve güvenliği açısından büyük tehdit oluşturan hastalıklar ve ölümler ortaya çıkar. Bu tehditlerin önlenmesi için, devletçe, ilgililerle işbirliğiyle çalışacak şekilde tüm yasal ve kurumsal yapıların oluşturulması gerekir. Güvenlik, insanlar için en temel ihtiyaçlardan biridir. Kentler, devletler de insanların bu konudaki gereksinimlerini gidermeye yönelik faaliyetlerin, örgütlenmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlar, buralarda hem kendilerinin hem de yaşam alanlarının, kentlerin, güvenliğini sağlayacak yapı ve örgütleri oluşturmuşlardır. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı (RSHMB), 1928 yılında kurulmuştur. Halk ve çevre sağlığını koruma amacıyla kurulan kurum, 2012’de yeniden yapılandırılmıştır. Bu yıla kadar Başkanlık; Merkez ve yedi bölge müdürlüğünden oluşan teşkilatı, çevre, halk sağlığı, aşı, serum üretimi alanındaki referans laboratuvarları, halk sağlığı okulu ile; sağlık alanında, tek araştırma ve geliştirme kurumu olarak hizmet sunmuştur. Bu çalışma; kent sağlığı ve güvenliği açısından da büyük tehdit oluşturan biyolojik ajanların, biyoterorizmin yaratacağı tüm risk ve tehditlere karşı korunmada, RSHMB’nın yeri ve önemini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Verilerin sağlanmasında, literatür taramasından ve RSHMB arşivinde yer alan belgelerden yararlanılmıştır.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    • SDG 16 · Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar
  • MakaleYalnız künye2022
    Relationship of tax revenues and public expenditures: ardl bounds testing approach in the case of turkey

    Karabulut, Kerem; Imamoglu, Ilyas Kays; Aydin, Buket

    Public expenditures and tax revenues are used as practical fiscal policy tools in achieving economic targets. Public expenditures and tax revenues are significant for policymakers, especially in reducing budget deficits. For this purpose, in this study, the relationship between tax revenues and public expenditures for Turkey was examined using the ARDL bounds test approach and the Toda-Yamamoto causality test by using data for the periods 2006:Q1-2022:Q2. Considering the result obtained from the study, it was determined that there is no long-term relationship between public expenditures and tax revenues in the ARDL test results. However, according to the Toda-Yamamoto test, it has been determined that public expenditures are the Granger cause of tax revenues. In this direction, when the study’s empirical results are examined, it is concluded that the “Expenditure- Tax Hypothesis” is valid in the Turkish economy.

  • MakaleYalnız künye2022
    Müşteri Etkileşiminin Müşteri Sadakatine Etkisinde Müşteri Vatandaşlık Davranışının Aracı Rolü: E-Ticaret Pazaryerleri Üzerine Bir Araştırma

    Sunaoglu, Serife Kazanci; Özdemir, Neslişah

    Bu araştırmada, müşteri etkileşimi ve müşteri sadakati arasındaki ilişkide müşteri vatandaşlık davranışının aracı rolünün incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, araştırmanın verisi e-ticaret pazaryeri sitelerinden alışveriş yapan 313 müşteriden çevrimiçi anket yöntemi ile toplanmış ve analizlerde SPSS Process makro kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, müşteri etkileşiminin, müşteri vatandaşlık davranışı ve müşteri sadakati üzerinde olumlu etkisi bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, müşteri etkileşimi ile müşteri sadakati arasındaki ilişkide müşteri vatandaşlık davranışının tamamlayıcı aracı rolünün bulunduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma, müşteri etkileşiminin sonuçlarını incelemesi yönüyle literatüre katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda, müşteri vatandaşlık davranışı ile sadakat arasındaki ilişkiyi ampirik olarak ele alan çalışmalara katkıda bulunmaktadır.

    AtıfTR Dizin2
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Türkçede Tutunmuş Sözler ve Ekler

    Yıkılmaz, Arzu

    Yazılı metinlerden takip edilerek varlığı bilinen, bugüne göre “eski” ya da “ilk” sözler ve ekler zaman içinde çeşitli değişmelere uğrarlar ya da zaman çizgisinde varlıklarını sürdüremez olup kullanımdan düşerler. Bazı sözler ve ekler ise kimi yerlerde tutunarak günümüz Türkçesinde varlıklarını sürdürmeye devam ederler. Türkoloji çalışmalarında bu tip sözler ve ekler “fosil” ve “saklantı” terimleri ile yer bulur. Bu yazıda “Tutunmuş” terimi teklif edilmektedir. “Tutunmuş” sıfatıyla adlandırılarak ele alınan bu tür söz ve eklerin tutunma yollarından biri, sözün eke veya ekin söze (gramatikal yapıya )tutunuşu sayesindedir. Başka bir yolu, sözün anlam genişlemesi veya daralmasıyla tutunuşudur. Bir diğer yolu olan başka söze tutunuşları ise, türküler ve şarkılar, meşhur yaygın şiirler, atasözleri, deyimler gibi edebî türler sayesinde olur. Bunlar, sözün ve ekin tutunup kalma ve kendini koruma yollarıdır. Bu tip sözler ve ekler kalıplaşan ifadelerde standartlaşıp; hatta klişeleşip süreklilik ve yaygınlık kazanırlar. Sürekli tekrar edilmeleri de o sözü ve o eki orada hem korur, hem devamını sağlar, hem de yaygınlaştırır. Bu sözler ve ekler kendi döneminde kullanıldığı biçimi ve anlamı ile yaşarlar; bunun dışında günümüz Türkçesinde bilinmez ve yaygın şekilde kullanılmazlar. Bu yazıda bahsedilen yollarla “tutunmuş” şekilde günümüzde yaşamaya devam eden; fakat standart Türkçede kullanımdan düşmüş sözler ve ekler incelenmiştir.

  • MakaleAçık Erişim2022
    Pseudomonas aeruginosa and Pyoverdines: A Hidden Threat in Apitherapy Applications

    Bayram, Sinan

    Pseudomonas aeruginosa, a Gram-negative rod-shape bacterium, is one of the most common pathogens in nosocomial infections and this pathogenic species draws attention with its high prevalence rate in patients with septicemia. Pyoverdines are fluorescent siderophore produced by some Pseudomonas species such as P. aeruginosa and Pseudomonas fluorescens. These siderophores support biofilm production in these microorganisms and also plays a role as a virulence factor. In this study, anti-Pseudomonas activity of 10 different honey samples was evaluated by agar well diffusion (AWD) method. In addition, minimum inhibition concentration (MIC) and minimum bactericidal concentration (MBC) values of these honey samples were determined via microbroth dilution method. The obtained results showed that only oak honey and chestnut honey have negligible scale low anti-Pseudomonas activity. In addition, it was observed that other honey samples did not have an inhibitory effect against these pathogens. Finally, the promoting property of pyoverdine siderophore production of these honey samples was evaluated and it was concluded that all honey samples stimulated pyoverdin production at a concentration ½ w/v.

    • SDG 3 · Sağlık ve Kaliteli Yaşam
    AtıfOpenAlex1TR Dizin1
    TR Dizinİncele
  • MakaleAçık Erişim2022
    Kendiliğinden Yerleşen Hafif Betonda Mermer Tozu Kullanımının Araştırılması

    Avan, Çağrı; Çaglar, Hakan; Çimen, Selçuk; Ahiskali, Adem; Özdemir, Celal

    Bu çalışmada, doğal kaynaklarımızdan biri olan Nevşehir bölgesine ait asidik pomza agregası ile Kırşehir bölgesinden elde edilen endüstriyel atık olan atık mermer tozunun kullanılması sonucu kendiliğinden yerleşen hafif beton üretilmesi amaçlanmaktadır. çimento ikame malzemesi olarak farklı oranlarda (%0, %5, %10 ve %15). Çalışma sonucunda fiziksel ve mekanik olarak kendiliğinden yerleşen hafif betondan üstün bir yapı malzemesi elde edilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda, kendiliğinden yerleşen hafif betonların taze ve sertleşmiş özellikleri araştırılmıştır. Taze beton özelliklerini belirlemek için; taze beton birim ağırlık, çökme-yayılma, V hunisi, L kutu ve U kutu testi ve taze beton birim hacim ağırlık testi yapılmıştır. Sertleşmiş beton özelliklerini belirlemek için su emme, kuru birim ağırlık testi, basınç dayanımı testi, yarmada çekme dayanımı testleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda; %15 mermer tozu kullanımının uygun olacağı kendiliğinden yerleşen hafif beton üretiminde kullanılmasında bir sakınca olmadığı belirlenmiştir. Mermer tozu gibi endüstriyel atıkların beton üretiminde kullanılması hem çevre kirliliği hem de sürdürülebilirlik açısından önemlidir.

    • SDG 9 · Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı
    • SDG 11 · Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar
    • SDG 12 · Sorumlu Üretim ve Tüketim
    AtıfOpenAlex2
    TR Dizinİncele