Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları
Yazarlar
- Dertli, Enes(115)
- Kaya, Yunus(50)
- Ayata, Ümit(48)
- Şahin, Engin(48)
- İspirli, Hümeyra(46)
- Bayraktar, Bülent(42)
- Şenay, Volkan(41)
- Can, Zehra(39)
- Özen, Soner(37)
- Bayram, Sinan(35)
- Pat, Suat(35)
- Öztürk, Mesut(35)
- Ecem Bayram, Nesrin(34)
- Esmer, Yusuf(34)
- Battal, Fetullah(33)
- Artar, Musa(32)
- Öner, Erdal(32)
- Korkmaz, Şadan(31)
- Yilmaz, Mustafa Tahsin(31)
- Ertugrul, Mehmet(30)
- Mercan, Emin(30)
- Hasar, Ugur Cem(29)
- Kutlu, Naciye(28)
- Özdemir, Akın(27)
- Kul, Murat(26)
- Cuce, Erdem(25)
- Kamiloğlu, Aybike(25)
- Bayram, Ozkan(24)
- Sefali, Abdurrahman(24)
- Sert, Durmuş(24)
- Çolak, Murat(24)
- Ayazoglu, Rabil(22)
- Gıdık, Betül(22)
- Maden, Sedat(22)
- Ustabulut, Mete Yusuf(22)
- Uçurum, Metin(22)
- Akeren, Zahide(21)
- Dirican, Ebubekir(21)
- Kara, Yakup(21)
- Abdioglu, Murat(20)
Yayınlar
- MakaleAçık Erişim2023Beden Folkloru Açısından Gagavuz Mânilerinde Kadınlar
Akkoyun, Tuğba
Bedenin ve davranışların kültürel göstergeler olarak incelendiği antropoloji, sosyoloji gibi bilimler dahilindeki çalışmalar 19. yüzyıldan itibaren takip edilebilmektedir. Konunun halk bilimi içinde değerlendirilmesi ve folklorun alt dalları olarak görülmesi ise Amerikalı halk bilimci Katharine Young tarafından 1989’da ortaya atılan beden folkloru (bodylore) terimiyle gerçekleşmiştir. Beden folkloru mensubu olduğu kültürün, bireyin bedenine yansımaları olarak düşünülebilir. Kişinin fiziksel yapısında değişiklik oluşturan dövme, kına, süs, kıyafet; dil, kulak, göbek, kaş gibi vücudun belirli yerlerine yapılan piercing uygulamaları, saç ve kıllarla ilgili işlemler, günümüz kozmetik/ plastik cerrahi işlemleri vb. tüm unsurlar çalışmalarda kültürel açıdan değerlendirilir. İnsanın temel gereksinimlerinden olan iletişimi yalnızca konuşma diliyle kurmadığı, duygu ve düşüncelerini bedeniyle de yansıttığı gerçeğinden hareket edilir. Bireyin bedeni üzerinde yaptığı geçici veya kalıcı değişikliklerin, davranışlarının kültürel temelleri ve anlam dünyası üzerinde durulur. Bedende gözlenen somut göstergeler değerlendirilerek kültürel yorumlamalar yapılır. Türk halk şiirinin anonim ürünlerinden mâniler başlangıçta ferdî birer yaratım eseridir; zamana ve mekâna bağlı olarak anonimleşirler. Fuad Köprülü’nün belirttiği üzere mâni; halk edebiyatının en eski ve umumi bir şeklidir, kökleri İslamiyet öncesine gider ve türkülere kaynaklık etmiştir. Mâninin bu kadim geçmişi ve geniş kitlelerce benimsenerek halkın ortak zevkini yansıtması, onun kültürel kodların önemli bir taşıyıcısı olarak değerlendirilmesine imkân sunar. Aşk-muhabbet temasının sıkça işlendiği mânilerde kadın; beğenilen veya beğenilmeyen fiziksel yapısı ve davranışlarıyla, ona nasıl davranılması gerektiğiyle yer alır. Bu çalışmada Gagavuz mânilerinde kadın varlığı, beden folkloru açısından ele alınmış, kadın güzelliğinin, zarafet ve doğurganlığının göstergesi olan bedensel ve davranışsal ögelerinin önemli görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim202302. Cahit Zarifoğlu’nun çocuk masallarının Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma becerilerine etkisi
Kaya, Musa; Arıcı, Şemsinur
Cahit Zarifoğlu’nun masallarının Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma becerilerine etkisini ortaya koyup öğretmen adaylarının konuşma becerilerini geliştirmeyi amaçlayan bu araştırmada öntest-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmış, araştırma öncesinde her iki gruba da konuşma becerisi derecelendirme ölçeği ön test olarak uygulanmıştır. Ardından dört haftalık uygulama yapılmış, uygulamada deney grubu öğrencilerine Cahit Zarifoğlu’nun masalları (“Serçekuş”, “Ağaçkakanlar”, “Katıraslan”, “Yürekdede ile Padişah”, “Küçük Şehzade”, “Motorlu Kuş”, “Kuşların Dili”) okutulmuş; sonrasında ise öğretmen adaylarına okudukları masallar üzerine konuşma, tartışma ve sunumlar yaptırılmıştır. Kontrol grubuna Cahit Zarifoğlu’nun masalları okutulmamış ve herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Uygulama sonrasında ise her iki gruba da konuşma becerisi derecelendirme ölçeği son test olarak uygulanmıştır. SPSS paket programının kullanıldığı araştırmada veriler bağımsız örneklemler için t-testiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Cahit Zarifoğlu’nun masallarının okutulan deney grubundaki öğrencilerin konuşma becerilerinin kontrol grubundaki öğrencilere göre önemli ölçüde geliştiği tespit edilmiştir. Konuşma becerisi kişinin kendini ifade etmekte kullandığı temel dil becerisi olduğu için öğretmenlerin de derslerde ve toplum içerisinde kendilerini ifade ederken en fazla konuşma becerisini kullanmaları dikkate alındığında Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma becerilerinin Cahit Zarifoğlu’nun masalları aracılığıyla gelişmiş olması bu bakımdan önem taşımaktadır. Türkçe öğretmeni adaylarının temel dil becerilerinin edinimleri sırasında sorunla karşılaşmaları mesleğin kabul edilebilirliğini azaltacağı için öncelikle bu alandaki sorunların giderilerek, eksikliklerin çeşitli yollarla tamamlanabilmesi amacıyla etkinlikler yapılması gerekmektedir.
- MakaleAçık Erişim2023Ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki bağlaç öğretimine dair bir değerlendirme
Kara, Kürşad
Bu çalışma ortaokul Türkçe ders kitaplarında bağlaç öğretimine dair eğilimin tespitini ve analizini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Türkçe dersi öğretim programında bağlaçlara yönelik kazanımlar tespit edilmiş ve Türkçe ders kitaplarında bu kazanımlara yönelik örnekler incelenmiştir. Çalışmada verilere ulaşmak için doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre seçilen bağlaçların hangi ölçütlere göre seçildiğine değinilmemiş, hangi tür bağlaç olduğuna dair bir açıklamaya da yer verilmemiştir. Ayrıca bağlaç ifadesi yerine kitaplarda geçiş ve bağlantı ifadeleri kullanıldığı görülmüştür. Türkçe anlatımda geçiş sadece bağlaçlarla sağlanmaz. Yerine göre zamirlerle de cümlede geçiş ifadesi sağlanabilir. Bu nedenle geçiş ve bağlantı ifadelerinin kullanımının sakıncalı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca öğrencilere sözcük türleri ile ilgili bilgi verilirken bu tür bir adlandırma ile herhangi bir sözcük türü anlatılmamaktadır. Etkinliklerde kullanılan diğer bir ifade ise bağlantı ifadesidir ki bu ifade tam olarak bağlaç türünün ne görevini ne de anlamını tam olarak karşılamaktadır. Sonuç olarak Türkçenin sözcük türleri arasında yer alan bağlaçların temel özellikleri ortaokul Türkçe ders kitaplarında tam olarak aktarılamadığı özellikle de cümle içindeki anlam özellikleri yeterince vurgulanamadığı görülmüştür. Bu sorunun giderilmesi adına gerek Türkçe dersi öğretim programındaki gerekse de ortaokul Türkçe ders kitaplarındaki veriler tekrar gözden geçirilerek ortak literatürle hareket edilmesi sağlanmalıdır.
AtıfOpenAlex1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Tüketici Tercih ve Davranışlarında İyi Tarım Uygulamalarına Yönelik Bir Araştırma: Karaman İli Örneği
Göktaş, Bora; Tarakçı, İnci Erdoğan; Oflaz, Özkan
Amaç – Organik Tarım ürünlerinin birim maliyetinin yüksek olması, konvansiyonel ürünlerin ise, kimyasal kalıntılar barındırması nedeniyle insan sağlığına, çevreye (toprak, su vb.) ve doğadaki diğer yaşam paydaşlarına (hayvanlar, bitkiler vb.) zararlı olması tüketicileri iyi tarım uygulamaları ürünlerine yöneltmiştir. İyi Tarım Uygulamalarına (İTU) yönelik tüketici tutumlarını “İnsan Sağlığı”, “Çevreye Faydası” ve “Satın Alma” boyutu bakımından incelemek ve istatistiksel sınamalar yaparak bulguları ortaya koymaktır. Yöntem – Araştırmanın popülasyonu, Karaman ilinde gıda ürünleri alışverişleri yapan hane halkları arasından, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Nicel araştırma modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Ankette demografik sorular, tüketici tutum ölçeği ve marka kişiliği ölçeğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS-25 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca bu veriler ile tek yönlü varyans (Anova) testi, T-testi, Korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular – Araştırma sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre; İTÜ’nin insan sağlığına ve çevreye faydalıdır algısı gibi boyutların tüketicilerin tutum ve davranışlarına etki ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca bu boyutlar arasında tüketicilerin demografik özelliklerine dair istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Tartışma – Tüketicilerin sağlık ve çevre bilincine bağlı olarak tarımsal gıda ürünlerini satın alma noktasında tutum ve davranışlarının değiştiği görülmektedir. Bireylerin satın aldıkları gıdaların insan sağlığına olumsuz etkileri ve çevreye verdikleri zararı hakkında bilgisi arttıkça insan sağlığına ve çevreye daha duyarlı hale geldikleri görülmüştür.
- MakaleAçık Erişim2023Şiddetli Egzersiz Alanının Üst Sınırını Belirlemede Kullanılan Bir Yöntemin Maksimal Laktat Dengesini Belirleyebilme Başarısının Değerlendirilmesi: Deneysel Çalışma
Balcı, Gorkem Aybars; Ozkaya, Ozgur; Alp, Egemen; Çabuk, Refık; As, Hakan
Amaç: Maksimal laktat dengesi (MLD), şiddetli egzersiz ala- nının alt sınırını belirleyebilmenin geçerli ve güvenilir bir yöntemidir. Diğer yandan, yakın zamanda ortaya atılan bir teknik, şiddetli egzersiz alanının üst s ınırını belirlemede popüler olmu ştur (the highest inten- sity; IHIGH). Ancak bu yeni tekniğin altında yatan teorik temele dayalı olarak, MLD’yi sorgulayan bir çal ışma yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, IHIGH belirlemede kullanılan bu yöntemin alt sınıra uygulanması sonucunda elde edilecek egzersiz şiddetinin MLD’yi hangi düzeyde karşılayacağının araştırılmasıydı. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, iyi antrene 10 bisiklet sporcusuyla yapıldı. Katılımcılar, tüketici kademeli egzersizlerden sonra bireysel I HIGH düzeylerinin belirlenmesi için bir dizi sabit yüklü tüketici egzersize tabi tutuldu. Bireysel IHIGH düzeyleri, hâlen zirve oksijen kullanımı veren (⩒O2pik) en yüksek egzersiz şiddeti olarak kabul edildi. MLD, farklı egzersiz şiddetlerinde yapılan 30 dk’lık submaksimal egzersizlerin 30 ve 10. dk kan laktat ı farklarının 1 mmol·L-1’den az olabildiği en yüksek egzersiz şiddeti dikkate alınarak belirlendi. Değişkenler arasındaki farklılıklar, eşleştirilmiş örneklem t- test ile de ğerlendirildi. Etki büyüklü ğü (EB) Cohen d’ye göre analiz edildi. Bulgular: Beklendiği gibi MLD ve IHIGH egzersiz şiddetine ait ortalama ⩒O2 farkları anlamlıydı (55,2±4,50’ye k ıyasla 61,2±5,06 mL∙dk-1∙kg-1; p=0,000; EB=2,17). Ancak MLD %5 aşıldığında yapılan bir egzersize ait ortalama ⩒O2 değerleri, IHIGH’ı belirlemede kullanılan yöntemle elde edilen ⩒O2pik’e ula şamadı (56,3±3,42’ye k ıyasla 60,6±5,02 mL·dk-1·kg-1; p=0,002; EB=1,50). Sonuç: Elde edilen bul- gulara göre I HIGH’ı belirlemede kullanılan prosedürün ve şiddetli eg- zersiz alanı için hesaplanan ⩒O2pik’in aynı alanın alt sınırı için geçerli olmadığı ortaya koyuldu.
- MakaleAçık Erişim2023Varlık Fiyat Balonları ve BIST 100 Volatilitesine Etkisi
Karcıoğlu, Reşat; Akyol Özcan, Kübra
Günümüzde ekonomilerin, işletmelerin başarılı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesi için sermaye piyasaları önem arz etmektedir. USD, Euro, Bitcoin ve mevduat faizi alternatif yatırım araçları olmaları yönüyle hisse senedi piyasaları ile etkileşim içindedir. Dolayısıyla bu değişkenlerde oluşan balonların hisse senedi piyasaları ile ilişki içinde olması beklenmektedir. Bu çalışmada 08:2010 ile 10:2022 arası aylık verilerle USD, Euro, Bitcoin, kredi risk primi ve mevduat faizi değişkenlerinde balon varlığı incelenmiştir. Ele alınan değişkenlerde balon oluşumunun varlığı durumunda bu balonların BIST 100 endeksi oynaklığına etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Balonların varlığı Supremum Augmented Dickey-Fuller ve Generalized Supremum Augmented Dickey-Fuller testleri ile analiz edilirken, Threshold Autoregressive Conditionally Heteroscedastic ve Autoregressive Conditionally Heteroscedastic-Generalized Autoregressive Conditionally Heteroscedastic modelleri yardımıyla oynaklık belirlenmeye çalışılmıştır. USD, Euro, Bitcoin değişkeni için ele alınan dönem boyunca istatistiksel olarak önemli balon oluşumları söz konusu iken, CDS ve mevduat değişkeni için söz konusu dönemde istatistiksel olarak önemli bir balon oluşumu gözlemlenmemiştir. USD ve Euro değişkenlerinde meydana gelen balonların BIST 100 endeks getirisinde oynaklığı artırdığı söylenebilir. Ancak Bitcoin de yaşanan balonların istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür.
AtıfOpenAlex17TR Dizin3
İncele - MakaleAçık Erişim2023Alyssum filiforme Bitkisinin Antimikrobiyal, Antibiyofilm, Antioksidan Aktivitesinin ve Fenolik Profilinin Belirlenmesi
Kara, Yakup; Bülbül, Ali Savaş; Orçan, İlayda
Öz − Bakteriler antibiyotiklere ve türevlerine karşı günden güne direnç kazanmaktadır ve bu küresel bir sorun haline gelmektedir. Bitkilerde bulunan sekonder metabolitlerin (fenolik bileşikler, flavonoidler, alkoloidler gibi) antioksidan ve antimikrobiyal gibi çeşitli aktiviteleri sebebiyle bu küresel sorunun önüne geçilebileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda çeşitli çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Bitkisel kaynaklardan antioksidan, antimikrobiyal ve anti-biyofilm gibi etki gösteren bileşenlerin belirlenmesi ile antibiyotik ve türevlerine karşı oluşan direnç aşılabilir. B vitamini ve magnezyum açısından zengin olan Brassicacea ailesinin bir üyesi de Alyssum filiforme türüdür. Alyssum filiforme bu kapsamda değerlendirilebilecek potansiyele sahip bir endemik türdür. Bu çalışmada; endemik olarak yetişen türün antimikrobiyal, anti-biyofilm, antioksidan ve RP-HPLC-PDA ile fenolik profili belirlendi. Elde edilen ekstre antimikrobiyal aktivite için Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu (MIC) ve Minimum Bakterisidal Konsantrasyonu (MBC) yöntemleri uygulandı, antioksidan aktiviteyi belirlemek için ise 2,2-difenil-1-pikrilhidrazil (DPPH) radikalini temizleme aktivitesi ve demir indirgeme antioksidan güç (FRAP) metodları kullanıldı. Biyofilm oluşumunu önlemedeki etkinliği gözlemleyebilmek için kristal viyole bağlama yöntemi kullanıldı. Tüm bakterilerde olumlu sonuçlar elde edildi. FRAP ve DPPH sonuçları sırasıyla 13.070 μmol FeSO4.7H2O/g ve SC50 5.190 mg/ml olarak belirlendi. Elde edilen fenolik analiz sonucunda bitkinin kafeik asit ve krisin yönünden zengin olduğu bulundu. Elde edilen sonuçlar ışığında Alyssum filiforme türünün sağlık açısından değerli bir tür olduğu düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Scopus SJRQ3Oksiresveratrolün L929 fibroblast hücrelerindeki oksidatif stres hasarı üzerine olumlu etkileri
Bayir, Yasin; Ates, Fatih
Amaç: L929 fibroblast hücrelerinde H2O2 etkisiyle oluşturulan hücre hasarının bertaraf edilmesinde oksiresveratrolün rejeneratif etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Oksiresveratrolün total antioksidan seviyesi (TAS), total oksidan seviyesi (TOS), oksidatif stres indeksi (OSİ), toplam fenolik madde seviyeleri farklı derişimlerde ölçülmüştür. Oksiresveratrol fibroblast hücrelerinde IC50 değeri MTT yöntemiyle belirlenmesinin ardından 12.5 - 400 µM konsantrasyonlarında H2O2 ile meydana getirilen oksidatif stres hasarındaki rejeneratif etkisi in-vitro ortamdaki hücre proliferasyonunun ölçümü xCELLigence cihazıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hücre hasarındaki yara iyileşme düzeylerini belirlemek amacıyla 3.125 - 25 µM derişimlerinde scratch analizi yapılmıştır. Sonuç ve Tartışma: Oksiresveratrolün 0.5 mg/ml’de TAS değeri 3 ± 0.3 ve TOS değeri 0.77 ± 0.52; (OSİ) değeri 0.02 ± 0.09 olarak bulunmuştur. Oksiresveratrolün 0.625 mg/ml’den 10 mg/ml’ye farklı dozlarındaki total fenolik madde (TFM) derişimleri düşük konsantrasyondan yüksek konsantrasyona daha yüksek TFM’ye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Oksiresveratrolün L929 fibroblast hücreleri IC50 değeri 214.2 μM; H2O2’e maruz bırakılan L929 fibroblast hücrelerindeki hücre hattında oksiresveratrol IC50 değeri 109.7 μM olduğu belirlenmiştir. Oksiresveratrolün 12.5 μM konsantrasyonunun xCELLigence cihazıyla ölçülmesinde en fazla hücre proliferasyonu gözlenmiştir. Scratch analizinde H2O2 ile hasarlanmış hücrelerdeki 12.5 μM oksiresveratrol konsantrasyonunda 24. Saat için %62, 48. Saat için %88’lik bir hücre proliferasyonuyla diğer dozlardan daha fazla iyileşme gözlenmiştir. 12.5 μM konsantrasyonu hem proliferasyon, hem de scratch analizinde en etkili konsantrasyon olduğu belirlenmiştir. Oksiresveratrol; düşük konsantrasyonlarda gösterdiği antioksidan kapasiteyle H2O2 aracılığıyla meydana getirilen hücresel hasarda, L929 fibroblast hücrelerini oksidatif stresten korur, fibroblast canlılığına ve migrasyona bir güç çarpanı etkisi oluşturur. Bu sonuçlar oksiresveratrolün; serbest oksijen radikallerinin oluşturduğu akut ya da kronik hastalıkların engellenmesinde hücre düzeyinde etkili olabileceğini göstermiştir. Hücre düzeyinde gerçekleştirilecek daha kapsamlı çalışmalar, in-vivo çalışmalarla oksidatif stres kaynaklı hastalıkların tedavisinde oksiresveratrolün potansiyel bir molekül olabileceği düşünülebilir.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Karanlık üçlü kişilik özelliklerinin sürdürülebilir tüketim davranışına etkisi
Sunaoglu, Serife Kazanci; Özdemir, Neslişah
Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında tüketicilerin topluma ve çevreye karşı duyarlı bir tüketim davranışı sergilemeleri oldukça önemlidir. Bu noktada, tüketicileri sürdürülebilir tüketime yönlendiren ya da sürdürülebilir tüketimi baskılayan faktörlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda bu araştırmada, karanlık üçlü kişilik özelliklerinin sürdürülebilir tüketim davranışına etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Karanlık üçlü; narsisizm, makyavelizm ve psikopati olarak üç boyutta incelenmektedir. Sürdürülebilir tüketim davranışı; çevreye duyarlılık, tasarruf, ihtiyaç dışı tüketim ve yeniden kullanılabilirlik olarak dört boyut kapsamında ele alınmaktadır. Araştırmanın verisi 307 tüketiciden çevrimiçi anket tekniğiyle toplanmıştır. Gerçekleştirilen doğrulayıcı faktör analizi neticesinde, makyavelizm ve psikopati boyutları birleştirilerek tek bir kişilik özelliği olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca, sürdürülebilir tüketim davranışının yeniden kullanılabilirlik boyutu faktör analizi neticesinde analiz dışı bırakılmıştır. Yapısal eşitlik modeli kullanılarak gerçekleştirilen analizler sonucunda narsisizmin çevreye duyarlılık, tasarruf ve ihtiyaç dışı tüketim üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Makyavelizm-psikopati özelliği çevreye duyarlılık, tasarruf ve ihtiyaç dışı tüketim boyutlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Araştırmanın sürdürülebilir tüketim davranışını açıklamada kişiliğin karanlık yönlerine odaklanması yönüyle literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
AtıfOpenAlex5TR Dizin5
İncele - MakaleYalnız künye2023İlkokul Öğrencilerinin Kültürel Mirasa Duyarlılıklarının İncelenmesi: Bir Karma Yöntem Araştırması
Yilmaz, Sevda
Bu araştırmanın amacı ilkokul öğrencilerinin kültürel mirasa duyarlılığının incelenmesidir. Çalışma, yakınsayan desen olarak tasarlanmış ve ilkokul 4. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda veri toplama aracı olarak Kültürel Mirasa Duyarlılık Ölçeği kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna 592 ilkokul öğrencisi dahil edilmiştir. Çalışmanın nitel boyutunda ise 19 ilkokul öğrencisi ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda ilkokul öğrencilerinin kültürel mirasa duyarlılık düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Kız öğrencilerin kültürel mirasa duyarlılıklarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu ve ailedeki çocuk sayısının, yaşanılan yerin ve sosyal etkinliklere katılma durumunun öğrencilerin kültürel mirasa duyarlılıklarını etkileyen değişkenler olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca düzenli olarak kitap, gazete ve dergi okuyan öğrencilerin kültürel mirasa duyarlıklarının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. İlkokul öğrencilerinin daha çok yaşadıkları şehirde bulunan tarihi eserleri tanıdıkları; kültürel miras ögelerinin tanınması ve öğrenilmesine önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin ayrıca kültürel miras öğelerini korumak için sorumluluk alma boyutunda duyarlılık gösterdikleri belirlenmiştir. Araştırmanın nicel ve nitel sonuçlarının katılımcıların kültürel mirasa duyarlılık düzeyleri açısından uyum gösterdiği belirlenmiştir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023II. Abdülhamid Dönemi Sünni-Şiî Yakınlaşmasında Müctehid Bir Kaçar Şehzadesinin Rolü: Ebu’l-Mirza Hasan Şeyhurreis-i Kaçar
Yenilmez, Hasan
Avrupa’da XIX. yüzyılda görülmeye başlayan Pan hareketleriyle eş zamanlı olarak Osmanlı coğrafyasında da birbirini takip eden farklı ittihad fikirleri ortaya çıkarmıştır. XIX. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren İttihad-ı Osmanî fikri ile başlayan akabinde zaman, mekân ve şahıslara göre İttihad-ı İslâm ve İttihad-ı Etrak diye devam eden pan hareketleri Osmanlı’nın son döneminde önemli siyaset tarzları olmuştur. Meşruiyet bunalımının görülmeye başlandığı ve hilafet merkezinin daha ön plana çıkarıldığı II. Abdülhamid döneminde ise İttihad-ı İslâm politikası ağırlık kazanmıştır. Osmanlı sınırları dışındaki Müslümanlarla irtibat kurmak, oralardan hanedana, hilafete güç devşirmek ve aynı zamanda Avrupa devletlerinin sömürge faaliyetlerine karşı bir savunma geliştirmek, bir silah olarak kulllanmak için benimsenen bu siyaset elbette Sünnî-Şiî yakınlaşmasında da önemli bir etken olmuştur. Bu çalışmada bir Kaçar şehzadesi ve aynı zamanda bir Şiî müctehid olan Ebu’l-Mirza Hasan Şeyhurreis-i Kaçar’ın (ö. 1921), II. Abdülhamid dönemi ittihad-ı İslâm siyaseti çerçevesinde Sünnî-Şiî yakınlaşmasında nasıl bir rol aldığı ele alınmaktadır. Makalede, müctehid şehzadenin kaleme aldığı terceme-i hal metinlerinden hareketle kısa bir biyografisine yer verilerek ve akabinde de esas olarak II. Abdülhamid idaresi ile irtibatları ve İttihad-ı İslâm risalesi ekseninde ittihad-ı İslâm fikri üzerinde durulmaktadır.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023‘Ateş’ Anlamıyla ot Sözü ve Türevleri
Yıkılmaz, Arzu
Türkçe soldan sağa ilerleyen bir dil olduğundan kök en soldadır. İsim ya da fiil olabilen bir kök ise, sağına getirilen ek veya eklerle türetilebilir. Böyle bir durumda da sağdan sola, yani geriye doğru gidilir ve anlamlı en küçük parça olan köke ulaşılır. İsim ya da fiil olan kökün sağına getirilen ek veya eklerle oluşan türev biçimler içinde sesçe, biçimce, anlamca aynı köke bağlı olanlar ise söz ailesi olarak adlandırılır ve birlikte değerlendirilirler. Bu şekilde bir değerlendirme ile kökün doğruluğunun sağlaması da yapılmış olur. Bu nokta da köken bilgisinin bulunmasında temel dayanağı oluşturur. Ayrıca kök ve türevleri arasında ses, biçim, anlam ilişkilerinin kurulması yanında, o sözün ve türevlerinin tarihî ve çağdaş Türk lehçelerindeki varlığının kontrol edilerek ortaya konması da köken bilgisinde temel dayanaklarını oluşturur. Özellikle türevlerin doğru şekilde tespiti sırasında, söz kökleri ile türevleri arasındaki eski bilgi-yeni bilgi ilişkisi ve bilgilerin dış dünyadaki yan yanalığının dile yansımasını dikkate almak şarttır. Başka bir deyişle, bilgilerin komşuluğu, anlamdaki bağlantıyı kuran önemli bir dayanaktır. Bu makalede, günlük ve kültür hayatımızın önemli bir parçası olan, Eski Türkçeden beri kullanılagelen temel sözlerimizden biri olan ‘ateş’ anlamıyla ot sözü ve türevleri bu bakış açısıyla değerlendirilecek, hem tarihî ve çağdaş Türk lehçelerindeki biçim ve anlamları, hem de başka dillere verilmiş biçim ve anlamları ile desteklenerek incelenecektir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin1
İncele - MakaleYalnız künye2023“Türkçe Artı İki ” Mümkün mü? Almanya’da Yaşayan Türk Gençlerinin Çok Dilliği
Karaca, İlhan
Küreselleşme süreçleriyle birlikte çok dillilik tüm gelişmiş toplumlarda bir değer olarak yükselmektedir. Göç ve karşılıklı bağımlılıklar gibi nedenlerle kendileri de çok dilli olan uluslar, vatandaşlarına ana dillerinin yanına en az iki dili daha koyma çağrısında bulunarak onları bu yönde desteklemektedirler. Özellikle uluslararası göç, insanlara çok dilli olmak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Çalışmanın nesnesi olan Almanya’da yaşayan Türk gençleri de bu ayrıcalıklı durumu yaşamaktadırlar. Onlar ebeveynlerinden aldıkları ilk dillerinin yanında, geldikleri toplumun diline ömür boyu maruz kalarak ve buna ek olarak okullarda öğretilen yabancı dillerden birini daha edinerek çok dilli olma potansiyeline sahiptirler. Bu potansiyel dilin kimlikle olan ilişkisi ile birlikte düşünüldüğünde, Türk gençleri ideal olarak kültürel benliklerini kazanmış, çok kültürlü anlayışta ulus-ötesi nitelikli bireylere dönüşebilmektedirler. Çalışmanın amacı, Almanya’da ikinci, üçüncü ve dördüncü kuşak Türk gençlerinin göçün bireylere sunduğu çok dillilik potansiyelini ne ölçüde değerlendirebildiklerini tespit etmektir. Bu doğrultuda ilgili literatür ve çok dillilik kuramları ışığında Türk gençlerinin “Türkçe artı iki” şeklinde çok dilli olma durumları değerlendirilmiştir. Alan yazını şimdiye kadar bu gurubu daha çok iki dillilik bağlamında ele alarak genelde dilin doğru kullanımı ile ilgili eksikliklere odaklanmaktadır. Bu eğilim, Türk gençlerinin dil becerilerinin toplumda negatif algılanmasına ve kimliklerinin dışlanmasına neden olmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Türk gençleri, genel olarak anadilini koruma ve gelinen toplumdaki dillere açılarak kimliğini çok dilli olarak kurgulama motivasyonuna sahiptir. Ancak göç şartları ve Alman dil politikaları onları bu yönde desteklememektedir. Buna göre Türk gençleri, referans olarak seçilen çok dillilik yaklaşımlarından hiç birine göre “Türkçe artı iki” modeline göre çok dilli değildirler. Özellikle dördüncü kuşaktakiler Almanca tek dilliliğine ya da Türkçeden arındırılmış Almanca İngilizce iki dilliliğine geçiş yapmış bulunmaktadır. Diğer kuşaklar ise göçün ürettiği “yaşam dünyasal çok dillilik” tanımına göre çok dillidirler. Ancak bu çok dillilik, standart dilin dışında, resmî olarak onaylanmayan ve dolayısıyla sosyal değeri düşük bir çok dilliliktir.
AtıfOpenAlex1TR Dizin2
İncele - MakaleYalnız künye2023Sermaye Azaltımında Vergileme İle İlgili Son Değişikliklerin Analizi
Acar, Adalet; Doğan, Mehmet Zeki
Sermaye şirketlerinin sermayesi, yalnızca, ortaklar tarafından konulan ayni veya nakdi sermayeden oluşmamaktadır. Aynı zamanda, sermaye, şirket faaliyetleri sonucu oluşan geçmiş yıllar karları, yeniden değerleme fonları, enflasyon düzelt- mesi olumlu farkları, gayrimenkul ve iştirak his- sesi satış kazançları ve Ar-Ge fonu gibi özkaynak kalemlerinin de sermayeye ilavesi ile de oluşabilmektedir. Sermaye şirketlerinin sermaye azaltımına gitmeleri nedeniyle sermayenin ortaklara iade edilmesinde azaltımın hangi sermaye unsurundan sayılacağı farklı vergi yükümlülüklerinin doğmasına neden olmaktadır. Bu konuya ilişkin vergi kanunlarımızda herhangi bir düzenleme olmadığından uygulamada ortaya çıkan sorunlar mali idarenin görüşleri doğrultusunda çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır. Ancak, 9 Kasım 2022 ta- rih ve 32008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 7420 sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile sermaye azaltımında vergilemeye ilişkin düzenleme yapılarak, bu konu yasal bir dayanağa bağlanmıştır.
- MakaleYalnız künye2023Değerler eğitimi açısından yavuz bahadıroğlu’nun çocuk romanları ve hikâyeleri
Çetinkaya, Bayram; Gülden, Bahadır
Bu araştırmada Yavuz Bahadıroğlu’nun ilköğretim seviyesi için yazdığı çocuk romanları ve hikâyelerinin değerler eğitimi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Eserlerde hangi değerlerin olduğu, ne sıklıkta yer aldığı ve bu değerlerin içselleştirilebilmesi için yazarın nasıl bir anlayış benimsediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular nitel araştırma deseniyle ve doküman analizi yöntemiyle sağlanmıştır. Çocuk romanı olarak 16, hikâye kitabı olarak da 5 adet eser incelenmiştir. Değerlere yönelik ileti sunduğu düşünülen her içerik fişlenerek temalar ortaya çıkarılmıştır. Eserlerde en sık işlenen değerler iyilik ve yardımseverlik (75), dinî değerler (70) olurken, hatadan pişmanlık duyma (38), tarih bilinci ve yurt sevgisi (36) ve acımak (35) değerleridir. En az yer verilenler ise komşuluk (4), mertlik (4), temizlik (2) ve vefa (1) değerleridir. Eserlerde yer verilen değerlerin okuyucu tarafından içselleştirilmesi için olumlu örneklerle birlikte olumsuz örneklerden de yararlanıldığı tespit edilmiştir. İçerikte sunulan değerlerin benimsenmesi için kullanılan yöntemlerden biri de değerlerin okuyucunun model alacağı ya da özdeşim kuracağı ideal karakter üzerinden sunulmasıdır. Tercih edilen bu yöntemde karakterler iyi ve kötü eksenli olmak üzere iki ayrı kutupta tasarlanmıştır. Bu nedenle yazar, değer aktarımı için salt iyilikten değil, kötülüğün de olduğu gerçeklikten yararlanmıştır.
- MakaleAçık Erişim2023Araplarda Halk Hekimliğine Dair Bazı Tespitler
Ünalan, Ibrahım
Amaç: Bu çalışma Cahiliye döneminden itibaren Araplar arasında uygulanan halk hekimliği yöntemlerini tespit etmeyi, hastalıkların ve tedavilerin sosyal ve kültürel hayata etkilerini ortaya koymayı ve Araplar arasında şifa verdiğine inanılan mekânlara dair (şehir, türbe vb. ziyaret yerleri) örnekler vermeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Bu çalışma 25.03.2022 tarihinde “Geçmişten Günümüze Araplarda Halk Hekimliği” adıyla Bayburt Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Koordinatörlüğü birimi tarafından 2022/69002-02 proje koduyla desteklenmiştir. Halk hekimliğiyle ilgili bazı bilgiler Arapça’dan Türkçe’ye tercüme edilmiş ve Araplardaki halk hekimliği yöntemleri majik (büyüsel) ve akılcı (gerçekçi) yöntemler olarak tasnif edilmiştir. Bulgular: Araplarda halk hekimliğinin geçmişi İslamiyet öncesi döneme (Cahiliye dönemine) kadar dayanmaktadır. O dönemlerden itibaren hastalıkların tedavisinde majik ve akılcı yöntemler uygulanmıştır. Eski Mısır döneminden kalan belgelerde de halk hekimliğine dair bilgiler yer almaktadır. Ayrıca Arap seyyahlar seyahatnamelerinde şifa amacıyla ziyaret edilen türbe, şifalı su, taş vb. ziyaret yerlerinden söz etmişlerdir. Çalışmada literatür tarama yapılarak çeşitli Türkçe ve Arapça kaynaklardan konuyla ilgili veriler tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışma neticesinde geçmişte olduğu gibi günümüzde de Araplar arasında çeşitli halk hekimliği yöntemlerinin uygulandığı belirlenmiştir. Bu yöntemlerin bir kısmı koruyucu bir kısmı da tedavi edici özellik göstermektedir.
AtıfOpenAlex2TR Dizin2
İncele - MakaleAçık Erişim2023Farklı Yabani Brassica Tohumlarının Yağ Asidi Kompozisyonu ve Biyodizel Kalitesi
Girgel, Umit; Onemli, Fadul; Gıdık, Betül; Gül, Volkan
Her geçen gün artan dünya nüfusu ve gelişen sanayi alanları enerjiye duyulan ihtiyacı da artırmaktadır. Bu durum alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarını ve bu kaynakların verimli kullanımı konusunu daha değerli kılmaktadır. Bu çalışmada, yabani türlerin biyodizel üretiminde kullanılabilirlik potansiyelini belirlemek amacı ile Türkiye’nin Bayburt ili ekolojik koşullarında yetiştirilen Brassicaceae familyasından Sinapis arvensis, Brassica nigra ve Brassica napus tohumlarının biyodizel kalite özellikleri ve GC-MS kullanılarak yağ asitleri kompozisyonu bölge için ilk kez belirlenmiştir. Brassicaceae familyasından çalışmada yer alan türlerin yağ verimi %30,29-46,02 arasında bulunmuştur. Ayrıca linolenik asit (%7,62-13,70) değerleri en düşük B.napus, en yüksek B.nigra’da belirlenmiştir. Parlama noktası bakımından (194-195℃) B.napus ve S.arvensis birbirine en yakın türler olduğu görülmüştür. S.arvensis ve B.nigra’nın yağ asidi kompozisyonu ve biyodizel kalite analiz sonuçları B.napus’a benzer değerlerde bulunmuştur. Yabani türler olan S.arvensis ve B.nigra’nın biyodizel kalite özellikleri ve yağ asitleri kompozisyonu bakımından yenilenebilir enerji üretim potansiyeline sahip olduğu görülmüştür.
AtıfOpenAlex3TR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Comparative Analysis of Turkish as a Foreign Language Teaching Programs Prepared by Maarif Foundation and Ankara University TÖMER
Kaplan, Kadir
In the study, the Teaching Turkish as a Foreign Language Programs prepared by Ankara University TÖMER and Maarif Foundation were examined and the similarities and differences of the programs in terms of learning outcomes were emphasized. In the study in which document analysis, one of the qualitative research designs, was used, 69 of the 316 objectives in the program prepared by Ankara TÖMER were related to listening skills, 45 to oral expression skills, 54 to conversational speaking skills, 90 to reading comprehension skills, 58 to written expression skills; In the program prepared by the Maarif Foundation, 264 of the 1315 objectives were associated with listening/watching skills, 210 with oral interaction skills, 222 with oral production skills, 302 with reading skills, and 317 with writing skills. It was observed that the most common outcomes were related to listening, followed by oral interaction and oral production, reading and writing, respectively, and that a total of 61 outcomes were common in the two programs. The common learning outcomes related to listening are the skills of following instructions and directions, using question expressions, developing skills related to daily life, enriching vocabulary, and following the content presented in different environments; the common learning outcomes related to oral expression and conversation, oral interaction and oral production are the skills of using stereotypes, expressing oneself, and preparing speeches with different content; common learning outcomes related to reading are reading media messages, understanding the information conveyed through different text types, and comprehending messages to facilitate daily life; common learning outcomes related to writing are conveying feelings and thoughts, and preparing texts in different contents.
AtıfTR Dizin1
İncele - MakaleAçık Erişim2023Earthquakes Affecting East Mediterranian Cities and Cyprus from Early 12th Century to Late 13th Century
Aktaş, Yasemin
An earthquake is a natural disaster that can occur in many geographical regions depending on fault lines. This phenomenon, also defined as quake, can have a wider effect and cause significant destruction and loss of life in proportion to its intensity. The mentioned disaster, occurring in many parts of the world, has also affected the coastal cities of the eastern Mediterranean and Cyprus during the various periods in history. It caused significant destruction and loss of lives in the region from Antioch to Syria, Egypt and Cyprus in 12 and 13th centuries. Among secondary disasters, the tsunamis had a great impact on the increase of the loss of lives in the earthquakes. Particularly, the earthquakes in 1170, 1202 and 1222 caused both destruction and significant casualties due to the tsunamis along with the earthquakes in 1114/1115 and 1157. The magnitude of earthquakes also affected the political and military conditions of the period along with the attitudes of the people and rulers. While people gathered outside the cities to save their lives during earthquakes, they had to live in tents until aftershocks ceased. The Muslim and non-Muslim administrators of the cities also tried to address the damage immediately after the earthquake. In addition, they requested help from the Crusader counts, the Pope, and other Christian leaders, and held councils to make new religious decisions. The Mosul Atabeg Nûreddin Mahmud focused on financial matters and supported reconstruction activities through tax regulation. With these initiatives, they aimed to achieve a quick recovery of the people and cities affected. In this way, they tried to eliminate the social, political, and economic devastations caused by the earthquakes that had a significant impact on the region.
- MakaleAçık Erişim2023Yoğun Bakım Hemşirelerinin Deliryum Hakkındaki Bilgi ve Yaklaşımlarının Değerlendirilmesi: Nitel Bir Çalışma
Yılmaz, Emel Bahadır; Çobanoğlu, Asuman; Apaydın, Emine
Amaç: Bu nitel çalışma, yoğun bakım hemşirelerinin deliryum hakkındaki bilgi ve yaklaşımlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemini dahiliye, cerrahi, nöroloji ve koroner yoğun bakımlarda çalışan 15 hemşire oluşturmuştur. Veriler, 15 Nisan-30 Haziran 2019 tarihlerinde yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanarak Google Form aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 37,73±9,43 olup hepsi kadındır. Hemşirelerin %40’ı cerrahi, %26,7’si koroner, %20’si dahiliye ve %13,3’ü nöroloji yoğun bakımda çalışmaktadır. Meslekteki çalışma yılı ortalaması 17,27±10,40 ve yoğun bakımda çalışma yılı ortalaması 8,20±7,42’dir. Deliryumlu hastaya hepsi bakım vermiş ama sadece %33,3’ü deliryum hakkında eğitim almıştır. Yapılan içerik analizinden beş ana tema elde edilmiştir: Deliryumu tanımlama, deliryumu yönetme, bakımda yaşanan sorunlar, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaşama ve bilgi ve beceri eksikliği. Sonuç: Yoğun bakımdaki hemşirelerin deliryum konusunda bilgi gereksinimlerinin olduğu belirlenmiştir. Yoğun bakım hemşirelerine yönelik deliryum hakkında düzenli eğitimlerin planlanması önerilmiştir.
AtıfOpenAlex4TR Dizin2
İncele
















